Akide

Akide, dinin asli unsurlarının yani inanç esaslarının bütünüdür. Çoğu dinin belirli esaslardan oluşan akidesi mevcutsa da bazı dinlerde tam bir akide anlayışı ve inanışı yoktur.

AKIDE (inglizce) türkçe anlamı

1. bir şeye inanarak bağlanış

AKIDE (türkçe) anlamı

2. bir şeye inanarak bağlanış
3. inan
4. inan bağı
5. din inancı.bir düşünme disiplini
6. öğreti
7. doktrin.şekerin kaynatılarak ağda durumuna getirilmesi yoluyla yapılmış renkli ve kokulu
8. ağızda güç eriyen şeker
9. daha çok akide şekeri biçiminde kullanılır.

AKIDE (türkçe) ingilizcesi

1. sugar candy

AKIDE (türkçe) almancası

1. n. Kredo
Akide, dinin asli unsurlarının yani inanç esaslarının bütünüdür. Çoğu dinin belirli esaslardan oluşan akidesi mevcutsa da bazı dinlerde tam bir akide anlayışı ve inanışı yoktur.
Akaid, İslamda bir ilim dalının da adıdır. İslami ilimler içerisinde temel din bilimlerinden birisi olan Akaid inancın asli unsurlarını tanımlaya çalışır.

Akide

Sözlük anlamı: Bu kelime rabtetmek, bağlamak, sağlamlaştırmak, iyice bağlamak, güçlü bir şekilde bağlamak, birbirine kenetlemek, birbirine sıkı sıkıya kaynaşmak ve tesbit etmek demek olan akdden gelmektedir. Yakîn (kesin bilgi) ve cezm (kesin kararlılık) da bu anlamdadır.
Akd, aynı zamanda çözmenin zıttıdır. Mesela ukdetul-yemin ile ukdetun-nikâh (yemin etmek, nikâh akdi) de buradan gelmektedir. Nitekim yüce Allah da şöyle buyurmaktadır: Allah sizi yeminlerinizdeki lağivden dolayı sorumlu tutmaz. Fakat bağlamış olduğunuz yeminlerinizden sorumlu tutar.(el-Maide, 5/89)
Akîde: İtikad eden kimse nezdinde şüphe sözkonusu olmayan hüküm demektir. Dinde akide ise -amelin dışında kalan- ve kendisine itikad edilen (inanılan) şey demektir. Yüce Allahın varlığına, rasûllerin Onun tarafından gönderildiğine itikad etmek gibi. Çoğulu ise: Akaid diye gelir.
Özetle insanın kalbinden kesin olarak kabul ettiği şey ister hak, ister batıl olsun akidedir.
Terim olarak: Kalbin doğrulaması, nefsin huzur ile kabul etmesi gereken hususlardır, ta ki bunlar en ufak bir şüphenin yer almadığı, herhangi bir tereddüdün karışmadığı sapasağlam kesin bir yakîn olabilsin.
Ya da akide, kişinin, hiçbir şekilde şüphe ve tereddüt sözkonusu olmaksızın kesin olarak inanması demektir. Ayrıca akidenin gerçeğe uygun olması da gerekir. Herhangi bir şüphe ve zannı da kabil değildir. Eğer bilgi kesin bir inanç (yakîn) derecesine ulaşmayacak olursa, ona akide denilemez.
Akideye bu adın veriliş sebebi ise insanın bu inanç üzerine adeta kalbini düğümlemiş olmasından dolayıdır.
İslam Akidesi ise Yüce Allaha, Meleklerine,
Kitablarına, Rasûllerine, Ahiret Gününe, Hayrı ile
Şerri ile Kadere, Gayba Dair Sabit Olmuş Diğer
Hususlara, Dinin Esaslarına, Selef-i Salihin Üzerinde
İcma Etmiş Olduğu Hususlara Kesin Olarak İnanmak ve
Emir, Hüküm ve İtaat Hususunda Yüce Allaha Tam
Teslimiyet, Rasûlüne de Tabi Olmaktır:
İslam akidesi mutlak olarak kullanıldığı takdirde, ehl-i sünnet vel-cemaatin akidesi anlaşılır. Çünkü Allahın kulları için din olarak beğenip, seçtiği İslam odur. Ashab, tabiîn ve onlara güzel bir şekilde tabi olanların oluşturduğu fazilet sahibi üç neslin kabul ettiği akide de budur.
İslam akidesinin ehl-i sünnet vel-cemaat tarafından kabul edilmiş, onunla eş anlamlı ve ona delalet eden başka birtakım isimleri daha vardır: Tevhid, sünnet, usulud-din, el-fıkhul-ekber, şeriat ve iman bunların bazılarıdır.
Ehl-i sünnetin akide ilmi hakkında kullandıkları en ünlü tabirler bunlardır.
Önceki Paylaşımlar