Anadolu kelimesi Yunanca güneşin doğduğu yer anlamına gelen “Anatoli”dan doğmuştur. Romalılar, kendi topraklarına göre doğuda kaldığından buraya doğu toprağı anlamında Thema Anadolia demişlerdir. Anadolu isminin bir bölge adı olması ise Selçukluların Anadoluya gelmesiyle başladı.
Anadolu, Asya kıtası'nın Güneybatı ucunda yer alan bir yarımadadır. Tamamı Türkiye'de bulunur. Kuzeyinde Karadeniz, batısında Marmara ve Ege denizleri, güneyinde ise Akdeniz yer almaktadır.
Anadolu ( Yunanca: ανατολη anatole, "doğu") bugünkü Türkiye'nin Asya kıtasındaki parçasıdır. Alm. Anatolien (n), Fr. Anatolie, İng. Asia Minor, Anatolia. Türkiye topraklarının yaklaşık % 97’sini içine alan Asya kıtasından batıya doğru uzanmış büyük bir yarımada. Küçük Asya olarak bilinir. Anadolu toprakları “Eski Dünya” adı verilen kara kitlesinin ortasında, Asya kıtasının batısında yer almaktadır. Eski dünyayı çevreleyen Atlas Okyanusunun bir kolu karalar arasından sokularak Anadolu’nun üç yanını kaplar. Güneyinde Akdeniz, Suriye ve Irak, doğusunda İran ve SSCB, kuzeyinde Karadeniz, batısında Marmara ve Ege Denizi bulunur. Romalılar, kendi topraklarına göre doğuda kaldığından buraya doğu toprağı anlamında Thema Anadolia demişlerdir. Anadolu isminin bir bölge adı olması ise Selçukluların Anadoluya gelmesiyle başladı.
Anadolu kelimesi, Yunanca "Doğu" anlamına gelen ή άνατολή (anatole) kelimesinden türemiştir. Bu sözcük, "doğmak, yükselmek" anlamına gelen Yunanca άνατέλλειν (anatellein) fiilinden gelir. "Doğu ülkesi" anlamına gelen Anatolia ilk kez 7. yüzyılda Doğu Roma İmparatorluğu'nun Afyon, Isparta, Konya, Kayseri ve İçel yörelerini kapsayan idari birimi (Anatolikon Thema) için kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise Anadoli veya Anadolu, merkezi {{Amasya}} olan ve Sivas ve Kastamonu'yu kapsayan bir eyaletin adıdır. 19. yüzyılda genel anlamda imparatorluğun Asya kıtasında kalan ve Türklerle meskûn olan bölgesini tanımlamak için kullanılmıştır.
Cumhuriyet döneminden önce "Anadolu"nun geleneksel doğu sınırı olarak Fırat Nehri kabul edilirken, Cumhuriyetten sonra Türkiye'nin Asya kıtasında kalan kısmının tümü aynı coğrafi terime dahil edilmiştir.
Anadolu'yu Türkçe ana ve dolu sözcükleri ile açıklayan görüş, Türkiye'de 1930'lardan itibaren yaygınlık kazanan milliyetçi tarih anlayışı çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Anadolu'nun yüzölçümü 647,500 km² olan bu yarımadanın kuzeyinde Karadeniz, batısında Marmara Denizi ve Ege Denizi, güneyinde ise Akdeniz yer almaktadır. Doğusunda Gürcistan, Ermenistan, Nahçivan, İran, güneyinde ise Irak ve Suriye ile kara sınırları oluşturur.
Anadolu'nun bir diğer adı da Küçük Asya'dır.
Anadolu, kuzey yarım küresinde, ekvator ile kutup arasında ortaya yakın bir yerdedir. Bir dikdörtgen görünümünde olup, genişliği 550 km, uzunluğu ise 1600 kilometreye yakındır. Yüzölçümü, 755.688 kilometrekaredir. 27°58’ ile 44°48’ boylamları arasında yer alır. Bu iki uç arasında 1 saat 15 dakikalık bir saat farkı vardır.
Anadolu’nun ortalama yüksekliği 1130 metredir. Sıradağlar kuzey ve güney kenarları boyunca, doğu-batı doğrultusunda, geniş yaylar çizerek uzanır. Anadolu’nun orta kısımlarında geniş yüksek düzlükler bulunur. Bu düzlükler kuzey ve güney sıra dağlarını birbirinden ayırır. Kuzeyde ve güneyde yer alan dağlar doğuda birbirine karışarak sıkışır. Bu sebepten Anadolu’nun doğu bölgesi daha yüksek ve dağlıktır. Batıda dağlar sıklaşırsa da yükseklikleri fazla değildir. Bunlar denize dik olarak uzanırlar. Aralarında ovalar yer alır. Gediz Ovası, Menderes Ovası gibi. Ayrıca büyük ırmak ağızları yakınında da ovalar vardır. (Adana Ovası, Kızılırmak, Yeşilırmak deltaları gibi).
Yüzey şekillerinin çeşitliliği, özellikle kıyı dağlarının denize paralel olması sebebiyle bölgeler arasında büyük iklim farkları vardır. Üç tarafı denizle çevrili olduğundan kıyılarda ılık deniz, iç kısımlarda ise kara iklimi hakimdir.
Akdeniz ikliminin etkisinde bulunan güney kısımlarda yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer. Ege bölgesinin tamamında, Marmara bölgesinin kuzeyinde sıcaklık düşer. Karadeniz bölgesinde ise daha ılımlı ve yağışlı deniz iklimi hüküm sürer. Orta Anadolu’da ise step iklimi hakimdir. Burada yazlar sıcak ve az yağışlı, kışlar da soğuk ve karlı geçer. Doğu Anadolu’nun yüksekliği fazla ve dağlık olduğundan, yazlar serin, kışlar çok soğuk ve karlıdır. Güney Doğu Anadolu bölgesinde yazlar kurak ve sıcak geçer, kışlar ise fazla soğuk değildir.
Rüzgarlar: Anadolu’da genel olarak yazın poyraz adı verilen kuzey rüzgarları eser. Azor antisiklonundan doğan ve Tuna boylarından geçtikten sonra Karadeniz kıyılarını tesiri altına alıp İran’a geçen bu akım Anadolu’yu oldukça etkiler. Bu ana akımın rüzgarları serin ve kuru olmakla beraber yüzey şekillerinin etkisiyle yükseldikleri yerlerde yağmur meydana getirirler. Bu rüzgarlar yeryer İç Anadolu’ya sokulursa da asıl etkileri Bogazlar, Marmara ve Ege denizinde görülür.
Kış aylarında Sibirya üzerinden gelen yüksek basınç, Doğu Anadolu ile İç Anadolu’yu etkiler. Kış aylarında Atlantik üzerinde beliren alçak basınç, etkilerini genellikle kıyı bölgelerinde gösterir. Denizden gelen soğuk rüzgarlarla karadan gelen soğuk rüzgarların karşılaşması, özellikle kıyı bölgelerinde yağışlara sebeb olur.
İlk ve sonbahar rüzgarları çeşitli olur ve devamlılık göstermez. Marmara ve İstanbul çevresinde poyraz ile lodos nöbetleşe eser.
Bu genel rüzgarların yanında meydana geliş sebeblerine göre özel isimler alan bir takım mahalli rüzgarlar da vardır. Bunlar kıyılarda görülen deniz ve kara rüzgarları ile dağ ve vadi rüzgarlarıdır. Bu cins rüzgarların en önemlisi İzmir bölgesinde esen İmbat rüzgarlarıdır.
Yağış: Türkiye’de yıllık yağış mikdarında bölgelere göre büyük farklar vardır. Ayrıca, bölgelerdeki yağışların mevsimlere dağılışı da farklıdır. İç Anadolu’da 40 mm altına düşen yağışlar kıyılarda ve kenar dağlarda 700 milimetreyi aşar. Doğu Karadeniz bölgesinde ise 2500 milimetreyi bulur.
En çok yağış genellikle kışın görülür. Ege ve Akdeniz bölgeleri ile Doğu Toroslarda durum böyledir. Kuzey kıyılarında en fazla yağış sonbahardadır. İç kısımlarda ise ilkbahara rastlar. Memleketimizde başlıca üç yağış tipi görülür:
Karadeniz tipinde, yazları dahil her mevsim yağışlıdır. En az yağış mayıs ayındadır. En çok yağış ise ekim ayında görülür.
Akdeniz tipinde, yazlar kurak, kışlar ise yağışlı geçer. En fazla yağış, aralık ve ocak aylarında görülür.
Kara tipinde, en çok ilkbaharda mayıs ayında olur. Kış aylarında genellikle kar şeklindedir.
Anadolu’nun tabii bitki örtüsü üç grupta toplanır.
Karadeniz bitki örtüsü: Burada hakim bitki örtüsü ormandır. Deniz seviyesinden 2000 metre yüksekliğe kadar ormanlar vardır. 1200 metreye kadar olan kesimde meşe, gürgen, kestane ve çınar gibi yapraklarını döken ağaçlar; daha yukarılarda ise köknar, sarıçam, ladin, çam gibi iğne yapraklı ağaçlar yer alır. Kıyı dağlarının iç kısımlarında ise step bitki örtüsü hakimdir.
Akdeniz bitki örtüsü: Burada orman örtüsü daha seyrektir. Eteklerden 2200 metreye kadar orman örtüsü çıkar. Ağaçların çoğunluğu karaçam, katran ve sedir çeşitleridir. Güney bölgesinin dağlık kısımlarında yazları kuruyan otlaklara, dağ yamaçlarında kuraklığa ve sıcağa dayanan makilere rastlanır. Fıstık çamları ve zeytin ağaçları bölgeye has bitkilerdir.
Stepler (Bozkırlar): Memleketimizin iç kısımlarında stepler hakimdir. Ormanlar genellikle dağ yamaçlarında ve küçük parçalar halindedir. Su kenarlarında söğüt ve kavak ağaçlarına rastlanır. Bölgenin hakim bitkisi, yabani buğdaygiller ve soğanlı bitkilerdir. İlkbaharda yeşil kalan çayırlar geniş yer kaplar.
Anadolu toprakları 65 milyon yıl önce yer hareketleri sonucu Tetis denizinden yükselmiştir. Tüm İç Anadoluda uzun süre küçük bir iç deniz olarak kalmıştır. Tuz Gölü bu iç denizin parçasıdır.
Anadolu, çok eski devirlerden beri bilinip, insanların yaşadığı bir toprak parçasıdır. Doğu ve batı, Asya ve Avrupa kıtalarının köprüsü mahiyetinde olduğundan, çeşitli kavim, devlet, kültür ve medeniyetleri bünyesinde barındınmış ve daima göçlere, istilalara uğramıştır. Hattiler, miladdan önce 2500-2000 yılları arasında Anadolu’dan Mezopotamya'ya kadar önemli bir medeniyeti temsil ettiler. M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu’da Hititlerin oturduğu kabul edilir. Hititler, Orta Anadolu’da M.Ö. 1850’de devlet kurarak genişlediler. Anadolu’nun tamamına yakın kısmına hakim oldular. Arkeolojik kazılarda bulunan kültür ve medeniyet eserleri meydana getirdiler. Yapılan kazılarda Alacahöyük ve Bogazköy’de Hitit eserleri bulundu. Hititler zamanında Anadolu; batıdan İyonlar, doğudan Asurlular, Urartular, güneydoğudan Hurriler ve Mitanniler’in istilasına uğradı.
Anadolu'ya Türklerin gelişi Büyük Selçuklu İmparatorluğu Sultanı Alp Arslan'ın 1071'de yapılan Malazgirt Savaşı'nda Bizans İmparatorluğu'nu yenmesi ile başlamıştır. Bu savaşta Bizans bünyesindeki gayrimüslim Türklerin bir kısmı da paralı asker olarak Müslüman olan Selçuklular'a karşı savaşmıştır.
Anadolu’da Türk varlığı ve hâkimiyeti 11. yüzyılda başlar. Ancak birkaç yüzyıl içinde sürekli göçler ve başarılı iskân politikalarıyla Anadolu, kısa sürede bir Türk ülkesi hâline gelir. Anadolu Türk varlığının çoğunluğu Oğuz Türklerinden oluşmakla birlikte, Kıpçak, Peçenek, Çiğil, Toxsı, Yağma ... gibi diğer Oğuz dışı Türk unsurlarının da Anadolu’ya geldikleri bilinmektedir.
Türklerin batı Anadolu'ya ilerleyişi Haçlı Seferleri'nin başlaması ile durdu ve Anadolu Selçuklu Devleti süresince, Anadolu Beylikleri dönemine kadar batı Anadolu Bizans kontrolünde kaldı.
M.Ö. 1000 yılında ise, Anadolu; Hititler, Asurlular, Urartular, Frikyalılar, Lidyalılar, Medler ve Perslerin hakimiyetine girdi. Daha sonra Anadolu’nun tamamı Romalıların eline geçti. Romalıların M.S. 395 yılında ikiye ayrılmasıyla, Anadolu Bizanslıların payına düştü. Bizanslılar devrinde Anadolu; Partlar, Sasaniler, Haçlılar ve Moğolların taarruz ve istilasına uğradı. On birinci yüzyıldan itibaren Anadolu toprakları Türk kavimlerinin akınına uğramaya başladı. Anadolu’nun büyük kısmını ele geçiren Selçuklular, bölgenin Türkleşip, İslamlaşmasında çok hizmet ettiler. On üçüncü yüzyıldan itibaren Anadolu toprakları Osmanlı hakimiyetine girdi.
Anadolu, Osmanlı Devletinin son zamanına kadar taarruz ve istilaya uğramadı. Yirminci yüzyılda Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya savaşından mağlub olarak çıkması üzerine, Anadolu toprakları bir çok Avrupa devleti tarafından istila edildi. İstiklal harbi sonunda bütün Anadolu toprakları düşmandan temizlendi ve başkent Ankara olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu.
Anadolu'da MÖ 2. ve 1. binyıllarda kullanılan bir grup Hint-Avrupa diline Anadolu Dilleri adı verilir. Bu diller arasında en önemlisi ve en iyi tanınanı, MÖ 1600-1100 yılları arasında yazılı belge bırakmış olan Hititçe'dir (Naşşili). Hitit imparatorluğu döneminde, Hititçe ile akraba diller olan Luwice (Luwili) ve Palaca da konuşulmuştur. Luwice'nin yayılım alanı Güney ve Batı Anadolu, Palaca'nınki ise Kuzeybatı Anadolu (Kastamonu yöresi)'dir.
Erken antik çağda, Luwice'den türemiş olduğu tahmin edilen Lykia dili, Lysia dili, Karia dili, Pisidia dili, Side dili ve kökenleri yeterince bilinmeyen Paphlagonia dili ile Kappadokia dili kullanılmıştır. Bu dillerin tümü MÖ 1. yüzyıla doğru Yunanca'nın egemen dil olması üzerine tarih sahnesinden çekilmişlerdir.
Günümüzde Anadolu'da yaşayan halkın büyük bir kısmı Türkçe konuşmaktadır. Anadolu Türkçe ile 11. yüzyılda Selçukluların fethi ile tanışmıştır. Buna rağmen çok kültürlü yapısını Selçuklular ve Osmanlılar döneminde devam ettirmiştir. Ayrıca kuzeydoğu Anadolu'da Laz, Gürcü ve Hemşinliler bulunur. Yunanca konuşan halkın ( Rumlar) çoğu Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki mübadelede, Yunanistan'daki Türk kökenli halkla değiş-tokuş edilmişlerdir. Bugün Anadolu'da yaşayan halkın tamamına yakını Müslüman'dır.
Anadolu haritası için bakınız: http://harita.turkcebilgi.com/Anadolu_haritasi/
Ansiklopedi Maddesi Adresi: Anadolu
Anadolu ile İlgili Yorumlar
Impetus yorumu
3 yıl, 2 ay önce Dünyanın en güzel yerlerine sahip kara parçası.