1982 Anayasası

1980 askeri darbesinden sonra Kurucu Meclis tarafından hazırlanan halk oyu ile kabul edilen anayasa. 1961 Anayasasının uzun ve ayrıntılı hükümleriyle kurulan mekanizmalar iyi işleyemedi. Egemenliğin çeşitli organlar arasında bölünmesi nedeniyle, kurumlar arasında uyumlu çalışma ortamı sağlanamıyordu. Siyasî ve sosyal istikrarsızlık, bunalımlara yol açtı. Sonuçta, ülke 12 Eylül 1980'de ikinci bir askerî darbeyle karşılaştı. Anayasa askıya alındı, siyasî partiler kapatıldı. Siyaset adamlar

1982 Anayasası hakkında ansiklopedik bilgi

1980 askeri darbesinden sonra Kurucu Meclis tarafından hazırlanan halk oyu ile kabul edilen anayasa. 1961 Anayasasının uzun ve ayrıntılı hükümleriyle kurulan mekanizmalar iyi işleyemedi. Egemenliğin çeşitli organlar arasında bölünmesi nedeniyle, kurumlar arasında uyumlu çalışma ortamı sağlanamıyordu. Siyasî ve sosyal istikrarsızlık, bunalımlara yol açtı. Sonuçta, ülke 12 Eylül 1980'de ikinci bir askerî darbeyle karşılaştı. Anayasa askıya alındı, siyasî partiler kapatıldı. Siyaset adamlarının büyük bir bölümüne siyasî yasaklar getirildi.

Yönetime el koyan askerî güç, 1960'da olduğu gibi yeni bir anayasa için "Kurucu Meclis" oluşturdu. İki yıl içinde yeni anayasa hazırlandı ve 7 Kasım 1982'de halk oyuna sunuldu. Oylamaya katılma oranı yüzde 91.27 idi. Sonuçta,1982 Anayasası geçerli oyların yüzde 91.37 "Evet" oyu ile kabul edildi.

Böylece Türk tarihinde bir anayasa ikinci kez doğrudan doğruya halkın oyu ile kabul edilmişti.

1982 Anayasası ile getirilen en büyük yenilik, tek Meclis sistemine, yani Cumhuriyet geleneğine geri dönülmesiydi. Yürütme biraz daha güçlendirildi. Özgürlüklerin sınırlandırılması konusunda yeni ve daha keskin ölçüler getirildi. Özerk kuruluşlara yeni statüler verildi. Bunlar dışında,1982 Anayasası büyük bölümüyle 1961 Anayasasına benzemektedir.

1982 Anayasasının yürürlüğe girmesinden sonra, ilk milletvekili seçimi, daha önce kapatılmış bulunan siyasî partilerin dışında, yeni kurulan Milliyetçi Demokrasi Partisi, Halkçı Parti ve Anavatan Partisinin katılmasıyla, 6 Kasım 1983'de yapıldı. Demokratik süreç yeniden başlamıştı.

20 Ekim 1991'de yapılan Milletvekili Genel Seçimleri ise, serbestçe kurulmuş çok sayıda siyasi parti ve daha önce siyaset yapma hakları ellerinden alınmış, tüm siyaset adamlarının yeniden özgürlüklerine kavuşmalarıyla gerçekleşti. Parlamenter demokrasi tüm gerekleriyle işlerliğe kavuştu.

1982 ANAYASASI - GENEL ESASLAR

1982 Anayasası 7 Kasım 1982'de yapılan halkoylaması ile kabul edilerek yürürlüğe girmiştir.

1982 Anayasası'nın dördüncü maddesinde ilk üç maddenin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif dahi Edileme-yeceği belirtilmiştir.

1982 Anayasası'nın Değiştirilemeyecek Hükümleri:

Madde 1 (Devletin Şekli): Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Madde 2 (Cumhuriyetin Nitelikleri): Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde,

  • İnsan haklarına saygılı

  • Atatürk milliyetçiliğine bağlı

  • Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan

  • Demokratik

  • Laik

  • Ve sosyal bir hukuk devletidir.

    Madde 3 (Devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti):

  • Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün¬dür.

  • Dili Türkçedir.

  • Bayrağı, şekli kanunda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır.

  • Milli Marşı istiklal Marşı'dır.

  • Başkenti Ankara'dır.

    Madde 4 (Değiştirilemeyecek Hükümler): Anayasa'nın 1. maddesindeki devletin şeklinin Cumhu¬riyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2. maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3. maddesindeki hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

    DEVLETİN TEMEL NİTELİKLERİ

    I. CUMHURİYETÇİLİK

    Cumhuriyetçilik hem bir devlet şekli hem de bir hükümet şeklidir. Cumhuriyet, egemenliğin bir kişiye veya bir zümre¬ye değil, toplumun tümüne ait olduğu bir yönetimi ifade eder. Cumhuriyet idaresinde etkin siyasal makamlar düzenli aralıklarla yenilenen seçimlerle işbaşına gelirler. Cumhuriyet 29 Ekim 1923'te ilan edilmiştir. 1937'de cumhuriyetçilik ilkesi diğer Atatürk ilkeleri ile birlikte anayasa kapsamına alınmıştır.

    II. ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNE BAĞLILIK

    Atatürk Milliyetçiliğine Bağlı Devlet İlkesi

    Bu ilke, anayasamızın cumhuriyetin ilkelerini belirleyen ikinci maddesinde belirtildiği gibi, ayrıca "Başlangıç" kısmın¬da da “Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk'ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve onun inkılâp ve ilkeleri"nden söz etmektedir.

    Atatürk milliyetçiliği, "Irk, din, dil ayrımı yapılmaksızın, Türk vatan ve milletinin bölünmez bir bütün olduğu, Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkesin Türk sayılması gerektiği temel inancına dayanır."

    III. LAİKLİK İLKESİ

    Laik devlet, din ve devlet işlerini birbirinden ayıran devlettir.

    Laiklik, "dünya ve devlet işlerinin din işlerinden ve dini otoriteden arındırılarak bağımsız hale getirilmesi, yani din ve devlet işlerini birbirinden ayırarak kamu işlerinin düzenlenmesi ve yürütülmesini dini etkilerin dışında tutmaktır.

    Laiklik ilkesi diğer ilkelerle birlikte 1937'de Anayasa kapsa¬mına alınmıştır. 1982 Anayasası'nda laiklik ilkesi Türkiye Cumhuriyeti'nin değiştirilemeyecek, değiştirilmesi teklif edilemeyecek nitelikleri arasında yer almıştır. Laiklik ilkesi¬nin gerekleri:

  • Resmi bir devlet dininin olmaması

  • Devletin bütün dinlerin mensuplarına eşit davranma¬sı

  • Din kurumları ile devlet kurumlarının ayrılmış olması

  • Devlet yönetiminin din kurallarından etkilenmemesi

    IV. DEMOKRATİK DEVLET İLKESİ

    Demokrasi uygulamaları ülkeden ülkeye ve hatta bir ülke içinde dönemden döneme farklılıklar gösterebilir. Ancak, bir ülkede demokrasiden bahsedebilmesi için en azından aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ne kadar gelişirse, o kadar güçlü bir demokrasi vardır diyebili¬riz.

    1) Siyasi karar organlarının seçimlerle belirlenmesi gere¬kir. Seçimlerin demokrasiyi sağlaması için aşağıda be¬lirtilen demokratik seçim ilkelerini taşıması gerekir.

    Genel Oy: Servet, vergi, öğrenim durumu ve cinsiyet gibi sınırlamalar olmaksızın, bütün vatandaşların oy hakkına sahip olmalarıdır.

    Eşit Oy: Bu ilke her seçmenin bir tek oya sahip olması anlamına gelir.

    Seçimlerin Serbestliği: Bu ilke, vatandaşların hiçbir baskı ve zorlama olmadan oy kullanabilmelerini ifade eder.

    Tek Dereceli Seçim: Seçimler seçmenlerin temsilcilerini doğrudan doğruya seçip seçmemeleri bakımından, tek ve iki dereceli olmak üzere ikiye ayrılır. Tek dereceli seçimde seçmenler, temsilcilerini doğrudan doğruya seçerler.

    Not: Ülkemizde tek dereceli seçim sistemine 1946'da geçilmiştir.

    Oyun Gizliliği: Seçmenin iradesini serbestçe ve her türlü baskıdan uzak bir biçimde kullanabilmesidir. Türkiye'de 1950 yılında kabul edilmiştir.

    Açık Sayım ve Döküm: Oyların sayımının ve dökümünün kamuya (herkese) açık olarak yapılmasıdır. Bu ilke de 1950 yılında ülkemizde uygulanmaya başlanmıştır.

    Seçimlerin Yargı Organlarının Yönetim ve Denetiminde Yapılması: Anayasamıza göre, seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır. Bu amaçla Yük¬sek Seçim Kurulu kurulmuştur.

    Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikâyet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını kabul etme görevi Yüksek Seçim Kurulunundur.

    Yüksek Seçim Kurulunun kararları kesindir. Bu kararlar aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.

    2)Siyasi partiler serbestçe örgütlenebilmesi ve eşit şart¬larda iktidar yarışması yapabilmelidir.

    3) Seçimler düzenli aralıklarla tekrarlanmalıdır.

    Not: Ülkemizde milletvekili genel seçimleri 4 yılda bir, mahalli idareler genel seçimleri 5 yılda bir yapılır.

    4) Birden çok siyasi parti (en az iki) bulunmalı ve her birinin iktidar olma şansı olmalıdır. Muhalefet partilerinin iktidar olma şansı bulunmalı, iktidar partisinin de muha¬lefete düşmesi mümkün olmalıdır.

    5) Ayırt etmeksizin tüm vatandaşların temel insan hakları¬nın hukuk güvencesi altında olması gerekir.

    1982 Anayasası'yla oy vermek hem bir hak, hem de anaya¬sal bir görev olmuştur. Bu ödevi yerine getirmeyenlere para cezası uygulanır.

    V. İNSAN HAKLARINA SAYGILI DEVLET İLKESİ

    Anayasamız ikinci maddesinde "Türkiye Cumhuriyeti, top¬lumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlan¬gıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir." demektedir.

    İnsan hakları, insanların salt insan olmaları sıfatlarıyla doğuştan sahip oldukları dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez hak ve özgürlükleridir. Birleşmiş Milletler Antlaşması, birçok yerinde insan hakları kavramından söz etmiş olmasına karşın, bu hakların neler olduğunu teker teker saymamıştır. Bununla beraber, örgüt bünyesinde oluşturulan insan Hakları Komisyonunun hazır¬ladığı tasarı Genel Kurul tarafından 10 Aralık 1948 tarihli oturumda "İnsan Hakları Evrensel Bildirisi" adıyla kabul edildi.

    Bildiride yer alan insan hakları ve ana özgürlükleri, günü¬müzde çağdaş demokrasilerle yürürlükte bulunan anayasa¬ların hemen hepsinde de yer almaktadır. Bildiride açıklanan insan hak ve özgürlüklerinden önemli bazıları şunlardır:

  • Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar.

  • Herkes hiçbir fark gözetilmeksizin bu bildiride belirtilen bütün haklardan ve özgürlüklerden yararlanır.

  • Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği her bireyin hakkı¬dır.

  • Kölelik ve köle ticareti yasaktır.

  • Kanun önünde herkes eşittir ve farksız olarak kanunun eşit korumasından yararlanma hakkına sahiptir.

  • Hiç kimse keyfi olarak tutulamaz, alıkonamaz ve sürü¬lemez.

  • Her bireyin bir vatandaşlığa hakkı vardır.

  • Her bireyin fikir, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır.

  • Her kişi, doğrudan doğruya veya serbestçe seçilmiş temsilciler vasıtasıyla memleketinin kamu işleri yöneti¬mine katılma hakkına sahiptir.

  • Her kişi, memleketinin kamu hizmetlerinden eşitlikle faydalanmak hakkına sahiptir.

  • Herkesin, hiçbir fark gözetilmeksizin eşit çalışma karşı¬lığında eşit ücrete hakkı vardır.

    VI. HUKUK DEVLETİ

    Vatandaşların hukuki güvenlik içinde bulundukları, devletin eylem ve işlemlerinin hukuk kurallarına bağlı olduğu bir sistemi anlatır.

    Hukuk Devletinin Gerekleri

    Yürütme İşlemlerinin Yargısal Denetimi: Anayasamıza göre, idarenin her türlü işlem ve eylemine karşı yargı yolu açıktır. Ancak bunun bazı istisnalarını yine Anayasa koymuştur. Yüksek Askeri Şura kararları, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Üst Kurulu kararlarına karşı idari yargıya başvurulamaz.

    Yasama İşlemlerinin Yargısal Denetimi: Kanunlar, Anayasa'ya aykırı olamaz. Anayasa yargısının başlıca görevi kanunların, Anayasaya uygunluğunu denetlemektir.

    Yargı Bağımsızlığı: Yargının, yasama ve özellikle yürütme organından bağımsızlığını anlatır.

    Kanuni Hâkim Güvencesi: Hiç kimse kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz. Bir kim¬seyi kanunen tâbi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.

    Ceza Sorumluluğu İlkesi: Kimse, işlendiği zaman yürürlük¬te bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı ceza-landırılmaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Hiç kimse kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçla¬yan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.

    Hukuk Genel İlkelerine Bağlılık: Tüm uygar ülkelerin benimseyip uyduğu evrensel hukuk ilkeleridir.

    Not: Polis Devleti; hukuk devletinin karşıtıdır. Yeniçağ'da Avru¬pa'da ortaya çıkan polis Devleti kavramı, yönetenlerin hukuka uymak zorunda olmadığı, yöneticilerin işlemlerinin hukuka aykırı olduğunun iddia edilemediği, keyfi bir yöneti¬min egemen olduğu devlet anlayışıdır.

    VII. SOSYAL DEVLET

    Sosyal devlet, fertlerin sosyal durumlarıyla ilgilenen, onlara asgari bir hayat düzeyi sağlamayı sosyal adalet ve sosyal güvenliği gerçekleştirmeyi ödev bilen devlettir. Sosyal devlet ilkesini gerçekleştirecek iki önemli sistem şöyle özetlenebilir:

  • Ulusal gelirin toplum bireyleri arasında adaletli bir biçim¬de dağılmasını sağlayacak mali, iktisadi önlemleri almak,

  • Vatandaşlara, insan haysiyetine yakışır, asgari bir yaşa¬yış düzeyi sağlayabilmek için gerekli sosyal yardım ön¬lemlerini almak ve geliştirmek.

    VIII. EŞİTLİK

    1982 Anayasası'nın 10. maddesinde düzenlenmiştir. Ana¬yasamıza göre herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep vb. sebeplerle ayrım gözetmeksi¬zin kanun önünde eşittir.

    Devletin Temel Amaç ve Görevleri (Madde 5)

  • Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağım¬sızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cum¬huriyeti ve demokrasiyi korumak

  • Kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak

  • Kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insa¬nın maddi ve manevi varlığının gelişmesini için gerekli şartlan hazırlamaya çalışmaktır.

    Egemenlik (Madde 6)

  • Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.

  • Türk milleti, egemenliğini, anayasanın koyduğu esasla¬ra göre, yetkili organları eliyle kullanır.

  • Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz.

  • Hiçbir kimse veya organ kaynağını anayasadan alma¬yan bir devlet yetkisi kullanamaz.

    Yasama Yetkisi (Madde 7)

  • Yasama yetkisi Türk milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.

    Yürütme Yetkisi ve Görevi (Madde 8)

  • Yürütme yetkisi ve görevi, cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından, anayasaya ve kanunlara uygun ola¬rak kullanılır ve yerine getirilir.

    Yargı Yetkisi (Madde 9)

  • Yargı yetkisi, Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.

    Kanun Önünde Eşitlik (Madde 10)

  • Herkes dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım göze¬tilmeksizin kanun önünde eşittir.

  • Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.

  • Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanı¬namaz.

  • Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket et¬mek zorundadırlar.

    Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü (Madde11)

  • Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organla¬rını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağ¬layan temel hukuk kurallarıdır.

  • Kanunlar anayasaya aykırı olamaz.



    Yorumlar - Lütfen konu (1982 Anayasası) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.

    Misafir: Birçok temel devlet yönetimi yetkilerine sahip milli güvenlik konseyi : devlet ve milli güvenlik konseyi başkanı,genelkurmay başkanı orgeneral Kenan Evren,üyeleri:kara kuvvetleri komutanı orgeneral Nurettin Ersin,hava kuvvetleri komutanı orgeneral Tahsin Şahin KAYA DENİZ KUVVETLERİ KOMUTANI ORAMİRAL NEJAT TÜMER ve jandarma genel komutanı orgeneral SEDAT CELASUN DAN oluşmuştur. - 2 yıl, 8 ay önce yazıldı.