Besinler

BESİNLER canlıların hayatlarını idame ettirmek, büyümek, gelişmek ve sağlıklı yaşamak için dışarıdan almaları gerekli maddeler. Vücudumuzda cereyan eden metabolik olaylara ve her türlü faaliyetimize kaynak teşkil edecek enerji, besinlerle sağlanır. Metabolik hadiselerde gerekli iç ortamı meydana getiren yardımcı rol oynayan mineraller ve vitaminler ile büyümeyi, gelişmeyi ve eskiyen hücrel

A lm. Nahrungsmittel, Fr. Noirritures (f), İng. Aliment, foodstuff. Canlıların hayatlarını idame ettirmek, büyümek, gelişmek ve sağlıklı yaşamak için dışarıdan almaları gerekli maddeler. Vücudumuzda cereyan eden metabolik olaylara ve her türlü faaliyetimize kaynak teşkil edecek enerji, besinlerle sağlanır. Metabolik hadiselerde gerekli iç ortamı meydana getiren yardımcı rol oynayan
Canlı, canı olan, diri, yaşayan: ortak özelliklere sahip maddelere verilen isimdir. Bunlar "yaşam" denilen ve nasıl oluştuğu hala çözülemeyen gizin temel öğesidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
mineraller ve
Doğada atomlar bir araya gelerek mineralleri oluştururlar. Mineraller şu üç temel özelliğe sahiptirler: 1. Kristal yapılı doğal oluşuklardır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
vitaminler ile büyümeyi, gelişmeyi ve eskiyen
Vitamin adı altında toplanan çeşitli organik bileşikler sağlıklı yaşamanın vazgeçilmez öğeleridir. Bu bileşikleri 1911‘ de polonyalı biyokimyacı Casimir Funk keşfetmiş "yaşam" adı altında latince vita sözcüğünden türettiği vitamin terimiyle adlandırmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
hücrelerin yerine konmasını sağlayacak yapı taşları besinlerle vücuda alınır.

Bugün kanserden damar sertliğine kadar pekçok hastalığın meydana gelmesinde veya ilerlemesinde beslenmenin etkileri anlaşıldığından, yeterli ve dengeli beslenme çok önem kazanmıştır. Besinlerde bulunan gıda unsurları şu gruplara ayrılmaktadır:

1.
Hücre, canlının canlılık özelliklerini taşıyan, yapı ve görev bakımından en küçük parçasıdır. Hücreye göze de denilebilir. Atomların molekülleri, moleküllerin makromolekülleri, makromoleküllerin makromoleküler yapıları oluşturmasıyla, dokuların en küçük yapı taşları olan ve yaşamın tüm özelliklerini sergileyen hücreler oluşmaktadır. Genel olarak tüm hücreler temelde aynı yapıya sahiptirler. Fakat bulundukları dokuya ve dolayısıyla fonksiyonlara bağlı olarak bazı farklılıklar gösterirler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Karbonhidratlar (Nişasta, şeker, selüloz, vs.),

2.
Karbonhidrat, hem canlının yapısına katılan hem de enerji sağlayan karbon, hidrojen ve oksijen elementlerinden oluşan organik bileşiklerin genel adıdır. Bütün canlı hücrelerde bulunur. Doğada genellikle büyük moleküller halindedir. Vücuda alınan bu büyük moleküllerin hücrelere iletilmesi için canlı tarafından sindirilmesi ve uygun molekül büyüklüğüne kadar parçalanması gerekir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Yağlar (Bitkisel ve hayvansal),

3.
Yağlar Kimyasal yapısı gliseritlerden oluşan nebati veya hayvani ürünlerin ortak adı. Genel olarak lipidler diye de isimlendirilirler.

Lipidler genellikle nötral yağlar ve lipoidler olarak iki ana gruba ayrılırlar. Lipoidler yağlarla birlikte bulunan, yağa benzeyen maddelerdir. Kayganlık hissi veren, suda çözünmeyen ve uçucu olmayan yağlar oda sıcaklığında katı veya sıvı halde bulunabilir.

Besinlerin önemli bir grubunu meydana getiren yağlar, saf kimyevi bileşik olarak, çift karbon
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Proteinler (Yumurta, et ve süt),

4.

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mineraller (kalsiyum, demir, fosfor gibi),

5. Vitaminler (A-B-C-D-E-K-P vitaminleri gibi),

6.
Doğada atomlar bir araya gelerek mineralleri oluştururlar. Mineraller şu üç temel özelliğe sahiptirler: 1. Kristal yapılı doğal oluşuklardır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Su.

Vücutta; 1 gr karbonhidratın yanması 4,1 kalori, 1 gr yağın yanması 9,3 kalori, 1 gr proteinin yanması 4,1 kalori verir. En çok
Su, bilinen tüm yaşam biçimleri için gerekli ve vazgeçilmez olan tatsız ve kokusuz bir maddedir. Su, canlıların yaşaması için hayati bir öneme sahiptir. Canlılık için gereken tüm fiziksel olaylar hep suyun özellikleri ile gerçekleşebilmektedir, bu nedenle biyologlar suya "yaşam sıvısı" adını vermişlerdir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
enerjiyi yağların yanması verirse de, asıl enerji kaynağımız karbonhidratlar olup, bunu yağlar takip eder. Vücudun yapı taşlarını meydana getiren proteinler ise ancak ihtiyaç duyulduğunda enerji sağlamak üzere harcanırlar.

Karbonhidratlar

Besinlerle aldığımız karbonhidratlar nişasta, sellüloz gibi kompleks veya çay şekeri (sakkaroz), süt şekeri (

Alm. Energie (f), Fr. Energie (f), İng. Energy. İş yapabilme kâbiliyeti. Enerji kelimesi “kudret” yerine kullanılmaktadır. Bir sistemin enerjisi, o sistemin yapabileceği âzamî iştir. İş, fizikte bir cisme, bir kuvvetin tesiri ile yol aldırma, yerini değiştirme şeklinde târif edilir. İş (W), kuvvet (F) ve kuvvet etkisiyle cismin aldığı yol (x) ile gösterilirse, W= F.x olur. Kuvvet tatbik edilen cisimlerin hızları değişir. Bütün hareketli cisimler, hıza sâhip oldukları için, aynı zamanda yukarıdak
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
laktoz), meyve şekeri (
Laktoz Tabiatta yalnız sütte bulunan süt şekeri de denilen bir disakkarit. Sütün en önemli karbonhidratıdır. Sütün aromasında önemli bir payı bulunmaktadır.

Glikoz ve galaktozdan meydana gelmiş bir disakkarit olan laktozun, inek sütündeki oranı ortalama % 4,8, anne sütünde % 7’dir. Koyun sütünde % 4,6, keçi sütünde de ortalama % 4,0 oranında yer alır. Laktoz, mineral maddeler ile birlikte ozmotik sisteme iştirak ettiği için, bu süt bileşeninin oranı sütte pek fazla değişiklik göstermek
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
früktoz) gibi daha basit şekerlerden meydana gelir. Nişasta, bitkilerin depo şekeridir ve bizim en önemli enerji kaynağımızdır. Yine bitkisel kaynaklı kompleks bir karbonhidrat ve yapı maddesi olan sellüloz, insan vücudunda sindirilemediği için besin değeri taşımaz. Ama, sindirilmeyen bu karbonhidratlar posa olduğundan barsakların düzenli çalışmasına yardım ederler.

Kompleks veya tekli, ikili şekerler halinde alınan karbonhidratlar tükürük bezleri ve pankreastan salgılanan enzimlerle tekli yapı taşlarına (glikoz, galaktoz, früktoz) parçalanıp emilirler. Kan dolaşımında bulunan ve hücrelerin en önemli yakıtını meydana getiren şeker ise glikozdur. Kan glikoz seviyesi beyin gibi bazı dokular için hayati önem taşığıdından, az miktarda

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
glikoz,
Basit bir şeker (veya monosakkarit) olan Glikoz yaşam için en önemli karbonhidratlardan biridir. Hücreler onu bir enerji kaynağı ve metabolik reaksiyonlarda bir ara ürün olarak kullanırlar. Glikoz fotosentezin ana ürünlerinden biridir ve hücresel solunum onunla başlar. Doğal biçimine (D-glucose) gıda sanayisinde dekstroz olarak da değinilir. Bu maddede glikozun D-biçimine değinilmektedir (molekülün ayna görüntüsü L-glikoz olarak adlandirilir. İzomerler bölümüne bakınız)
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
karaciğerde glikojen şeklinde depo edilir. Bu sayede kanda glikoz seviyesi belli sınırlar içerisinde sabit tutulmaya çalışılır. Çok kısa sürede tükenen bu depodan başka, kaslarda da yedek yakıt ihtiyacını karşılayacak glikojen deposu bulunur. Fazladan alınan karbonhidratlar ise, yağlara dönüşerek, yağ şeklinde depo edilirler. Karbonhidratlar günlük enerji ihtiyacının asgari % 40’nı karşılayacak miktarda alınmalıdır. Bu oran gelişmiş memleketlerde ortalama % 50 iken, az gelişmiş ve gelişmekte olan memleketlerde karbonhidratlar günlük enerjinin % 60-70’ini teşkil etmektedirler.

Karbonhidrat metabolizmasının ön planda bozulduğu şeker hastalığında (Diabetes mellitus) günlük alınan karbonhidrat miktarı kadar, karbonhidratların cinsi de önem taşımaktadır. Uzmanlar şeker hastalarına patates gibi nişasta ihtiva eden besinler ve barsaktan şeker emilimini azalttığı için bol kepekli (selülozlu) gıdalar almalarını teklif etmektedirler.

Yağlar

Yağlar diğer besin maddelerinden farklı olarak, kimyasal yapıları çok değişik maddelerin birarada bulunduğu bir gruptur. (Yağ asitleri, trigliseritler, kolesterol, fosfolipitler, vs.). Kaynaklarına göre hayvansal ve bitkisel diye sınıflandırılabileceği gibi, yapılarında bulunan karbon atomlarının doymuşluk derecelerine göre katı ve sıvı yağlar diye de ayrılabilir. Margarinler; bitkisel yağların sun’i olarak hidrojen ile doyurulmaları ile elde edilir. Yağlar enerji kaynağı olmalarının ötesinde, hücre zarlarının temel yapısını teşkil ederler. Doku ve organların etrafında onları koruyucu bir yastık görevi yaparlar. Vücut için çok önemli bazı vitamin ve hormonların yapımında kullanılırlar (

Karaciğer Karın boşluğunun sağ üst köşesine yerleşmiş, önemli fonksiyonları olan vücudun en büyük iç organı.

Hayati bir organdır. 1200-1600 gr ağırlığındadır. Bir erişkinin toplam vücut ağırlığının % 2,3’ünü teşkil eder. Rengi, kahverengiye kaçan kırmızıdır. Lastik kıvamındadır. Şekli üç yüzlü bir piramide benzetilebilir. Kaburgalar tarafından örtülür. Safra depolayan safra kesesi, karaciğerin tabanında, arkaya kısmen gömülü vaziyettedir.

Normal, sağlıklı insanlarda göğüs boşluğunun
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
D vitamini, steroid hormonlar gibi). Yağda eriyen vitaminlerin barsaktan emilmesini sağlarlar. Sinirlerin etrafında miyelin adı verilen kılıfı meydana getirerek iletimin aksamamasını sağlarlar. Vücudumuza alınan enerjinin fazlası da yağ şeklinde depo edilir.

Bugün uzmanlar, günlük alınan toplam kalorinin % 30’unun yağlardan te’minini tavsiye etmektedirler. Aşırı mikdarda ve özellikle katı yağlarla beslenme ve kandaki yağ mikdarının fazlalığı (hiperlipidemi), batıda en önemli ölüm sebebi olan damar sertliği (
D vitamini, kalsiyum ve fosforun sindirim yollarında kullanımı ve emilimi ile özellikle çocuklarda büyüme için gerekli vitamin.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
arterioskleroz) hastalığının husulünde rol oynayan risk faktörlerinden birisidir. Bu sebeple, günümüzde hem alınan yağ mikdarında bir azaltma yapılırken hem de tercih edilen yağ türü değişmektedir. Katı- doymuş, margarin yağlarının yerine sıvı, doymamış, bitkisel kaynaklı ayçiçek, mısırözü ve zeytinyağı tercih edilmektedir. Yiyeceklerin yağda kızartılması da kalori değerini arttırırken, meydana gelen yanmış yağ asidleri mide-barsak sistemini fazlaca tahriş etmekte ve çeşitli mide barsak sistemi, safra kesesi hastalıklarına yol açabilmektedir.

Proteinler

Vücudumuzun en önemli yapı taşları olup, çok sayıda amino asidin birleşmesinden meydana gelmiş organik moleküllerdir. Metabolizmanın en önemli maddeleri olan enzimler (ferment, maya) ve vücudun iç dengesinin sağlanmasında önemli rolleri olan hormonların büyük kısmı da protein yapısındadır.

"Damar sertleşmesi" olarak bilinen arterioskleroz, atardamar (arter) duvarlarının kalınlaşıp esneklerini kaybettikleri birkaç hastalığın genel adıdır. Bunlar:
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Et, süt,
Et Alm. Fleisch (n), Fr. Viande, İng. Meat. flesh. Kasaplık hayvanlar, kuşlar, kümes hayvanları, balıklar ve av hayvanlarının yenebilen kısımları. Fakat et denilince yenebilen hayvanların kas kısımları, yani daha ziyade kas eti anlaşılır. Bu hayvanların baş, beyin, dil, böbrek, akciğer ve karaciğer, barsak ve işkembe gibi kısımlarına “sakatatlar” adı verilir. Ülkemizde başta koyun ve sığır etleri olmak üzere, kuzu, manda, keçi, oğlak etleri, balık etleri
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
yumurta gibi hayvansal gıdalar en önemli protein kaynaklarımızdır. Ayrıca soya fasülyesi, mercimek, kuru fasülye ve baklagillerde de önemli oranda protein bulunur.

Alınan proteinler mide ve barsaklarda bulunan enzimlerle yapı taşları olan aminoasidlere kadar parçalanırlar ve ince barsaklardan emilirler. Bu aminoasidler kullanılarak, hücre çekirdeklerinde bulunan genetik şifreye uygun olarak, her insanı diğerlerinden ayırt ettirici özellik veren vücut proteinleri ve enzimler sentez edilir. Çocukluk ve ergenlik döneminde büyüme ve gelişme için çok gerekli olan proteinler; erişkinlerde eskiyen hücrelerin yenilenmesinde, enzimlerin ve hormonların yapılmasında kullanılırlar. Treonin, Lösin, İzolösin, valin, lizin, metiyonin, fenilalanin, triptofan ve ayrıca çocuklar için serin, arginin ve histidin aminoasidleri, alınan proteinlerin içinde bulunmaları gerektiğinden, bunlara esansiyel aminoasidler denir. Proteinlerin ihtiva ettikleri aminoasit türleri ile birlikte vücut tarafından rahat sindirilebilmeleri ve kullanılabilmeleri de önem taşır. (Proteinlerin biyolojik değeri). Bu yüzden, vücudumuz biyolojik değeri yüksek proteinlerin (mesela
yok|right|300px|Tavuk yumurtası ve bıldırcın yumurtalarıYumurta dişi hayvanların ve özellikle kuşların embriyoyu korumak amacıyla yumurtladığı yuvarlak ve oval şekilli cisimlerdir. Bir çok hayvanın yumurtaları yiyecek olarak kullanılabildiği halde yumurta denince akla ilk gelen şey tavuk yumurtasıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
anne sütü) aynı miktarından, biyolojik değeri düşük proteinlere oranla daha fazla faydalanır.

Proteinler; karbonhidrat ve yağlara oranla daha pahalı gıda maddeleri olduğundan, beslenmenin sık aksayan bölümünü meydana getirirler.
ANNE SÜTÜ Alm. Muttermilch (f), Fr. Lait de Mére, İng. Mother milk. Kadının çocuğunu beslemek için memelerinden gelen besleyici beyaz sıvı. Yeni dünyaya gelen çocuğun hayatiyetini devam ettirebilmesi beslenmesine bağlıdır. Bebek için iyi beslenmede en önemli besin anne sütüdür.

Anne sütünü basit bir sıvı olarak görmemek lazımdır. Eğer anne sütü, yeterli mikdarda geliyorsa, çocuğa ilk altı ay hiçbir ek gıda vermeye gerek yoktur. Anne sütü, çocuğun gelişi
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Süt ve süt ürünleri ile yumurta gibi biyolojik değeri çok yüksek proteinler ile, biyolojik değerleri nisbeten düşük de olsa ucuz protein kaynakları olan
Süt, dişi memelilerin yavrularını beslemek için memelerinden gelen, besin değeri yüksek beyaz sıvıdır. Ayrıca bazı bitkilerin türlü organlarında bulunan beyaz renkte öz suya ve erkek balığın tohumuna da süt denir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
soya fasülyesi,
Soya fasülyesi (Glycine max) fasulye, bakla gibi türlerle aynı familyada yer alan bir tarım bitkisidir. Yağ ve proteince zengin tanelerinden ötürü değerli bir besin kaynağı olan bu bitki ekonomik açıdan baklagillerin en önemli üyesi sayılabilir. Soya fasülyesi anayurdu olan Çin ve Japonya'da 5,000 yılı aşkın bir süredir yiyecek maddesi olarak kullanılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
mercimek gibi besinler dengeli ve şuurlu olarak kullanılırsa, yeterli bir beslenme sağlanabilir.

Vitaminler

Çok az miktarları bile; vücuttaki metabolik olaylardaki katalizör ve düzenleyici görevleri için yeterli olan vitaminlerin eksiklikleri de önemli hastalıklara yol açabilmektedir. Süt ve sütlü gıdalar, et, unlu gıdalar, meyve ve sebzelerle beraber az da yağ ihtiva eden bir beslenme; vücut için gerekli olan A,B, C, D, E ve K vitaminlerinin hepsinin karşılanmasına yeterli olur. Suda erimeyen A, D, E, K vitaminlerinin emilimi için diyette az miktarda da olsa yağa ihtiyaç vardır. Bu gruptaki vitaminler vücutta depolanabildiklerinden, özellikle A,D ve K vitamininin yanlış intiba ile aşırı olarak alınması (genellikle vitamin hapları, iğneleri ile) vücut için toksik (zehirli) etkilere yol açabilir. Suda eriyen vitaminler ise idrar yolu ile atılabildiklerinden vücutta depolanamazlar; fazla alındıklarında toksik etki hasıl olmaz ve yine aynı sebeple yağda eriyen vitaminlere oranla vücudun ihtiyacı daha fazladır. Yemeklerin yüksek ısıda pişirilmesinden yağda eriyen vitaminler fazla etkilenmezken, özellikle B ve C vitamini bozulmaktadır. Besinlerin uygun olmayan şartlarda ve uzun süre saklanması ise, hem yağda eriyen, hem de suda eriyen vitaminlerin bozulmasına yol açmaktadır.

Mineraller

Mineraller toplam vücut ağırlığının % 4’ünü meydana getirir. Na, K, Mg, Ca, Kl, PO4, SO4 gibi önemli mineraller iyon halinde, su ile birlikte vücutta cereyan eden metabolik olaylar için uygun iç ortamı meydana getirir. Bu iyon dengesinde ufak da olsa görülen sapmalar, hücrelerin bütün işleyişini alt üst edebilir. Fe, Ca, P, Co gibi bir kısmı da ferment sistemleri ve özel taşıyıcı sistemlerin yapısına girerler. Son zamanlarda, eser elementler adı verilen ve vücutta çok az miktarda bulunan ve günlük ihtiyaç duyulan miktarları da bu oranda az olan, çinko, bakır, kobalt, iyot, flor, kadmiyum, arsenik gibi bazı minerallerin vücut için önemleri ve çeşitli hastalıklara katkıları üzerinde çalışmalar yapılmaktadır. Dengeli bir beslenmede mineraller için bir eksiklik söz konusu olmaz.

İnsan hayatının farklı dönemlerinde besin maddelerine olan ihtiyaç da değişmektedir. Mesela; yeni doğan bir bebeğin ilk dört-altı aydaki besin ihtiyaçlarının tamamı anne sütü tarafından karşılanabilmektedir. Çocukluk ve ergenlik dönemlerindeki enerji ihtiyacı aynı ağırlık, cins ve faaliyetteki bir erişkinden daha fazladır. Yaşlandıkça, metabolizma yavaşladığından ve hareketler azaldığından vücudun kalori ihtiyacı azalmakta, yaşlıların erişkin yaşlarındaki beslenme alışkanlıklarını sürdürmeleri ise giderek şişmanlamaları ile sonuçlanmaktadır. Hamilelik ve emzirme dönemleri de vücudun mineral ihtiyacının çok arttığı dönemlerdir.

Tarih boyunca
Mercimek Baklagiller (Leguminosae) Türkiye'de yetiştiği yerler: Güney Anadolu, Ege, Marmara bölgesinde yetiştirilir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
beslenme ile
Alm. Ernährung, Fr. Nutrition, İng. Nutrition. Besinlerin, hayatı idame ettirebilmek maksadıyla hazım kanalı yoluyla vücuda alınmaları. Beslenmede, besinlerin kalitesi yanında onların alınış şekli ve zamanı da önemlidir. Pişirme bazı vitaminleri bozar veya bir kısım yiyecekler de pişirilmeden sindirilemez.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
sağlık arasındaki alaka insanları meşgul etmiştir. Perhiz, klasik yani vazgeçilemeyen tedavilerin temelini oluşturmuştur. Bugün çeşitli yöntemler kullanarak, farklı boy, cins ve yaşlar için ideal kilolar hesap edilmeye çalışılmakta, insanların yaptıkları işlerle uygun kaloride beslenmeleri sağlanarak ideal kilolarını muhafaza etmeleri, bu sayede beslenme ile ilgili hataların getirebileceği hastalıklardan, risk faktörlerinden korunmaları istenmektedir. İnsan, iyi bir eğitim ve iradesini kullanarak beslenmesini kontrol altına alabilir ve kendi şartlarına uygun, ekonomik ve ideale uygun bir beslenmeyle sağlıklı olmak için gerekli şartların en önemlisini yerine getirebilir.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
Sağlık, bireyin fiziksel, duygusal, zihinsel ye toplumsal açıdan çevresiyle uyum içinde işlev görebilme yeteneği. Sağlıksızlık hastalıkla eşanlamlı tutulurken, sağlık da özellikle, süren bir hastalığın olmaması olarak tanımlanabilir. Örneğin, ani deniz tutmasında kişinin sağlığım yitirdiği söylenemez. Aynı durum gün boyu son derece sağlıklı yaşarken sabahlan şiddetli mide bulantısı çeken gebe bir kadın için de geçerlidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.



Yorumlar - Lütfen konu (Besinler) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.