Bilgi

Bilgi Osmanlıca: Malumat, İlim, İrfan, Marifet, Vukuf; Fransızca:Connaissance; Almanca; Erkenntnis Kenntnis; İngilizce: Cognition, Knowledge; İtalyanca Cognizione, Conoscimento, Conoscenza) İnsanın, toplumsal emeğiyle meydana çıkardığı nesnel dünyanın yasalı ilişkilerinin, düşüncesinde yeniden üretimi.

Bilgi(Yunanca Επιστημη, Episteme) Celsus Kütüphanesi Efes, Türkiye.
Bilgi Osmanlıca: Malumat, İlim, İrfan, Marifet, Vukuf;
Kasgarli Mahmud'un Dîvân'inda bahsettigi Oguz ve Hâkâniye diye adlandirdigi iki edebi siveden birî olan Oguz Türklerinin kullandigi dilin devami olan ve Tüklügün îslâmi devlet içinde gelisen, Osmanli hanedanina nisbetle, devlete ve resmî yazisma diline sâmil olarak Osmanlica adini alan, Selçuklularin son zamanlarindan Cumhuriyet Devrine kadar yedi yüzyil kullanilan^ ve kesintisiz eserlerini veren Osmanli Türklügü'nün dilidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Fransızca:Connaissance,
Fransızca Hint-Avrupa dillerinden, Fransa ve Fransız uygarlığının etkilediği toplumlar tarafından kullanılan dil.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Almanca: Erkenntnis Kenntnis;
Almanca kökleri Hiristiyanlık öncesi döneme dayanan, Almanca da Deutsch olarak adlandırılan gelişmiş bir dildir. Hint-Avrupa dillerinin Cermence koluna bağlıdır ve dünyanin yaygın dillerinden birisidir. Avrupa Birligi'nin resmi dillerinden biri ve en cok konusulanıdır. Özellikle Almanya, Avusturya, Lihtenşıtayn, Lüksenburg, İsviçre'nin büyük bölümü, İtalya'nın güney Tyrol bölümü, Belçika'nın dogu kantonları, Polonya ve Romanya'nın bazı bölgeleri ve
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İngilizce: Cognition, Knowledge;
İngiltere kökenli bir dil olan İngilizce ABD, Avustralya, Yeni Zelanda, İrlanda, Güney Afrika ve Kanada gibi pek çok ülkede ana dil olarak kullanılıyor. İngilizce 380 milyon kullanıcısı ile dünya üzerinde en çok konuşulan 3. dildir. (Çince ve Hintçe'den sonra)
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İtalyanca Cognizione, Conoscimento, Conoscenza), İnsanın, toplumsal emeğiyle meydana çıkardığı nesnel dünyanın yasalı ilişkilerinin, düşüncesinde yeniden üretimi.

1. Etimoloji:

Genellikle bilinen ve bilme edimi anlamlarında kullanılan bilgi terimi, dilimizde bilmek kökünden türetilmiştir. Batı
İtalyanca, çoğunluğu İtalya ve çevresinde yaşayan 70 milyon kişi tarafından konuşulan bir dildir. Hint-Avrupa dil ailesinin Romans kolundadır. Genellikle, Roma İmparatorluğu'nun doğduğu bölge olan Toskana diline dayanır. Çok fazla şivesi olan İtalyancanın şivelerini dilbilimciler 'İtalya şiveleri' olarak tanımlarlar çünkü İspanyolca, Katalanca ve Dalmaçyaca dilleri ile olan farklardan daha büyük farklara sahip şiveleri vardır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkçesinde de aynı anlamda bili deyimi kullanılır. Hint-Avrupa dil grubuna bağlı
Türkçe, diğer Türk dilleriyle birlikte Altay dil ailesinin bir kolunu oluşturur. Bu ailenin diğer üyeleri Moğolca, Mançu-Tunguzca ve Korecedir. Japoncanın Altay dil ailesinin bir üyesi olup olmadığı konusu tartışılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
onu bu grubun bilme anlamını dilegetiren gen kökünden türetmişlerdir. Bu kök, ilkin, bilgi anlamında Yunancaya gnôris ve
Yunan dili. 3000 yıllık bir geçmişi olan Hint-Avrupa dil ailesine ait bir dildir. Antik Yunanca Klasik Yunan uygarlığının dili olarak kullanılmıştır. Modern Yunanca Antik Yunancadan oldukça farklı olmakla beraber köken olarak ona dayanır. Yunanca, Yunan alfabesi kullanılarak yazılır. Modern Yunanca dünyada, çoğu Yunanistan'da yaşayan yaklaşık 12 milyon kişinin anadilidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Latinceye notio sözcüklerini vermiştir. Daha sonra Latincede bilmek anlamında cognosco ve bilgi anlamında cognitio deyimleri türemiştir. Eski
Latin Dili ve Edebiyatı ile Yunan Dili ve Edebiyatı iç içe iki ana bilim dalıdır ve Klasik filoloji olarak bilinmektedir. Latince'nin günümüzdeki önemi bilim dalı olmasıdır; bu nedenle batı dillerinin ve yazınlarının yanı sıra Eskiçağ ve Ortaçağ Tarihi, felsefe tarihi, epigrafi, tiyatro tarihi, Roma Hukuku gibi bir çok alanda, ayrıca Osmanlı arşivlerinde bulunan Latince yazılmış belgeler üzerinde bilimsel araştırma yapmak için gereklidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Fransızlar bilinen anlamında aynı kökten türeyen cointe deyimini kullanırlardı.

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Cermenler bu kökü bilgi anlamında kenntnis ve kunde deyimleriyle türetmişlerdir.
Cermenler, bugünkü Almanya'yı, Bohemya ve Polonya'nın batı bölümünü kapsayan Cermanya'da M.Ö. 3. yüzyıldan 9. yüzyıla kadar yaşayan halk veya bu halktan olan kimse.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İspanyollar da conocimiento derler.

2. Felsefe tarihi:

İnsanla çevresi arasında kurulan ilişki, eşanlamda bilgi, ilk düşüncelerden bu yana çeşitli açılardan değerlendirilmiştir. Kimileri bu ilişkinin asla kurulamayacağını, kimileri kısmen kurulabileceğini, kimileri ancak Tanrısal düzeyde kurulabileceğini, kimileri de bağıntılı olarak her an kurulmakta olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bilgi'nin kaynağı, özü ve sınırı üstündeki araştırmalar çeşitli öğretiler doğurmuştur. Usçuluk, görgücülük, deneyselcilik, sezgicilik, eleştiricilik, kuşkuculuk, bilinemezcilik, olguculuk, uygulayıcılık, inakçılık, inancılık, olasıcılık, anlıkçılık, iradecilik, doğuştancılık, bilgicilik vb. bilginin insan için olanaklı olup olmadığı yolunda savlar ilerisürmüş öğretilerdir. Antikçağ Yunan düşüncesinde bilgiciler ve şüpheciler bilginin olanaksız bulunduğu kanısındaydılar. Sokrates de fizik bilginin kesin olmadığını, kesin bilginin ancak törebilimsel alanda gerçekleşebileceğini ilersürmüştü. Bilinemezcilik genel adı altında toplanan Kant idealizmi, Comte
İspanyol güney doğu Avrupa'nın İber Yarımadası'nda yer alan İspanya'nın yerli halkına verilen isimdir. Bunun yanı sıra, en büyük kısmı Latin Amerika'da olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde İspanyol kolonicilerinin soyundan gelen önemli sayıda İspanyol yaşamaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
pozitivizmi, Spencer evrimciliği, Heidegger ve Sartre
Genel olarak, modern bilimi temele alan, ona uygun düşen ve batıl inançları, metafizik ve dini, insanlığın iler­lemesini engelleyen bilim öncesi düşünce tarzları ya da formları olarak gören dünya görüşü.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
egzistansiyalizmi, Camus saçmacılığı aynı kanıyı sürdürüp çağımıza kadar getirmişlerdir. Bunlara karşı bilginin olanaklı bulunduğunu ilerisüren öğretiler, bilginin nasıl elde edileceği konusunda iki büyük kampa ayrılırlar. Usçular genel adı altında toplananlar bilginin doğuşundan beri insan usunda varolduğunu, duyumcular genel adı altında toplananlar bilginin ancak duyularımızla elde edilebileceğini savunurlar. Bilginin insandan bağımsızlığını ve kendini kendisiyle belirlediğini ilerisüren, Platon ve Hegel'in nesnel düşüncecilikleri (idealizmleri) gibi öğretiler de vardır. İngiliz düşünürü Spencer'in üç türlü bilgi bulunduğu yolundaki savı bir bilgi sınıflamasına yolaçmıştır. Spencer'e göre bu üç türlü bilgiden biri halksal bilgi (Os. Avâmi bilgi, Fr. Connaissance vulgaire)'dir ki dağınık ve günlük bilgilerdir, ikincisi bilimsel bilgi (Os. ilmi bilgi, Fr. Connaissance scientifique)'dir ki bu dağınık bilgilerin kendilerine özgü bilim dallarında birleştirilip yasalara bağlanışından elde edilmiş bilgilerdir, üçüncüsü felsefesel bilgi (Os. Felsefi bilgi, Fr. Connaissance philosophique)'dir ki bilimsel bilgileri evrensel bir yasada birleştirmiş olan bilgidir. Sanat kuramcıları Spencer'in bu savına dördüncü bir bilgi sınıfı olarak heyecansal bilgi (Os. Heyecâni bilgi, Fr. Connaissance émotionnelle)'yi katmışlardır ki bu deyimle sanatsal kavrayışı dilegetirirler.

3. Ruhbilim:

Ruhbilimsel açıdan bilgi, ruhsal bir işlev olarak nitelenir ve duygulutuk'la etkinlik'e karşıt tutulur. Duyular ya da anlıkça bilinip tanınmış olandır. Türk Dil Kurumunca yayımlanan Ruhbilim Terimleri Sözlüğü'nde Fr. information (haber alma) karşılığı olarak da önerilmiş ve öğrenme, araştırma ya da gözlem yoluyla edinilen gerçekler deyişiyle tanımlanmıştır. Ayrıca davranış ruhbiliminde bir uyaranın ipucu gärevini yapan yönü de bilgi deyimiyle dilegetirilmektedir. Bundan başka ruhbilim dilinde sınıflandırılmaya elverişli nesneler topluluğunun niceliksel yönü bu deyimle adlandırılır.

4. Mantık:

Mantık açısından bilgi, önermelerin ve yargıların gerçekliğe uygunluğunu dilegetirir. Örneğin "bir dörtken, dört kenarlıdır" önermesi ve yargısı bilgi'dir, çünkü gerçeğe uygundur; buna karşı "bir dörtken, üç kenarlıdır" önermesi bilgidışıdır, çünkü gerçeğe uygun değildir.

5. Diyalektik:


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Diyalektik ve tarihsel materyalizmin kurucusu Karl Marx şöyle der: "Doğa hiç bir makine, lokomotif, demiryolu, elektrikli telgraf, kendi kendine işgören katır vb. yapmaz. Bunlar insan çalışmasının ürünleridir. Bu çalışmayla doğal maddeler, insanın doğaya egemen olması ya da doğa üstündeki çalışması için gerekli araçlara dönüştürülmüşlerdir. Bunlar insan eliyle yaratılmış olup insan zihninin araçlarıdır, eşdeyişle bilginin maddeleşmiş gücüdürler.

Sermayenin gelişmesi, genel toplumsal bilginin ne ölçüde bir üretim gücü olduğunu ve böylece toplumsal yaşam süreci koşullarının ne ölçüde genel zekanın denetimi altına alındığını ve ona uygun olarak kurulduğunu göstermektedir. Bu gelişme, aynı zamanda, üretimin toplumsal koşullarının sadece bilgi biçiminde değil, toplumsal yaşam sürecinin doğrudan araçları olarak da ne ölçüde üretildiklerini göstermektedir" (Grundrisse der Kritik der Politischen Ökonomie, 1857, s. 594). Marx, bu sözleriyle, insan gücünün ve toplumsal çalışmasının bilgi'de yoğunlaşıp billûrlaştığını dilegetirmektedir. Daha açık bir deyişle bilgi doğada hazır değildir, doğada nesneler ve olaylar vardır ama bilgi yoktur, bilgiyi yaratan ve üreten doğa üstündeki çalışması ve bu çalışmaya düşüncesinin katkısıyla bizzat insanın kendisidir.

Diyalektik kavramı, başlangıçta tartışma sanatı, ya da çelişkili yollardan muhataplarını ikna etme sanatı anlamına gelmektedir. Karşıtlıkları kullanarak gerçekleştirilen akıl yürütme biçimidir, diyalaktik ve Sokratik yöntem, tartışma ve düşünme sanatı olarak diyalektiğin Antik Çağ'daki en yetkin halidir. Değişimin ve hareketin sürekliliği düşüncesi bu aşamada diyalektik olarak ifade edilmiştir. Bir fikirden ya da ilkeden içerdiği olulmlu ve olumsuz bütün düşünceleri çıkarma yöntemine diyalektik
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Metafizik, idealist ve
Etimoloji ve Tarihçe Metafizik terimini ilk olarak Aristo'nun eserlerini kendine göre düzenleyen Yunan Peripatetik filozof Rodos'lu Andronicus'un, MÖ 70 civarında Roma'da kullandığı sanılıyor. Onun düzenlemesine göre, asıl adı İlk Felsefe veya Teoloji olan risale, Fizik risalesinden sonra gelmekteydi. Böylece de, İlk Felsefe meta (ta) physica, ya da fiziği izleyen, olarak biline geldi ve zamanla kısaltılarak metafizik oldu.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Tanrıbilimsel varsayımlar bir yana, bilimselliğe pek yaklaşmış olan Marx-öncesi duyumculuğu bilgi'yi bireysel deney'in ürünü olarak tanımlıyordu. Ne var ki bu bireysel deneyin algılarını düzenlerken kullanmak zorunda bulunduğu kavram ve ulamları nerede bulduğu açıklanamıyordu. Çünkü bu kavram ve ularnlar, bireysel deneyin değil, toplumsal deney'in binlerce yıl işleye işleye oluşturup hazırladığı ürünlerdi. İnsan pratiğinin toplumsal karakteri belirtilmeden hiç bir bilgi açıklanamaz. İnsanın toplumsal çalışmasıyla elde ettiği bilgi, doğanın bilinçte yansıtılmasıdır. Oysa bu, aynanın doğayı yansıtması gibi basit bir fiziksel yansıtma değil, birtakım karmaşık işlevleri gerektiren bilimsel bir yansıtmadır.

Bilgi, nesnenin kendisinden başlar. Duyularla algılanır. İnsan bilincinde çeşitli soyutlamalara ve bireşimlere uğrar. Kavramlaşır, ulamlaşır, yasalaşır. Sonra yeniden doğaya, nesneye döner ve kendini pratikle denetler, doğrular. İnsan bilincinde kavramlaşan, ulamlaşan, yasalaşan yansı yeniden doğaya dönerek pratikle doğrulanmadıkça bilgi olmaz. Bilgi, somuttan gelir, soyuttan geçer ve yeniden somutta gerçekleşir. Duyulur veriler sınırlıdır, örneğin ışığın saniyede üç yüz bin kilometre hızla koştuğunu bildirmezler. Bunu biz düşüncemizde tasarımlarız. Ama bu, bilginin ancak soyut düşüncemizde ve tasarımlarımızda olduğu anlamına gelmez. Çünkü soyut düşüncemizin tasarımlarını hem duyularla algıladığımız nesnelerden esinlemiş, hem de yaptığımız aletlerle bu tasarımımızı nesnel dünyaya aktararak pratikle doğrulamışızdır. Bu doğrulamayı gerçekleştirememiş olsaydık, ışığın tasarladığımız hızı bir bilgi değil bir boşsöz olurdu. Nitekim nesnel dünyada insanın tasarımını aşan gerçeklikler de vardır. Örneğin mezonlar gibi kimi elemanter zerrelerin varlık süreleri saniyenin yüz milyonda biri kadar tahmin edilmektedir ki hiç bir insan bu niceliği tasarımlayamaz.

İnsanın pratik eylemi olan bilimler bu duyudışı ve tasarımdışı olgulardan eylemsel sonuçlar çıkarırlar ve onları pratikte kullanırlar. Bilgi, her zaman tam'lığın doğrultusunda ilerleyen eksik ve tamamlanmamış bir süreçtir, her zaman da böyle kalacaktır. Ama bu da, hiç bir zaman tam (kesin, bitmiş, saltık) bilgiye erişilemeyecektir anlamına gelmez. Çünkü her eksik bilgi tamlığını, başka bir deyişle her göreli bilgi saltıklığını içermektedir. Tamlık eksikliğin, saltıklık göreliliğin içindedir. Örneğin ışık konusunda dalga kuramı, yirrninci yüzyılın başlarında ışığın aynı zamanda zerreli oluşunun anlışılması üzerine, yetersizliğinden ötürü bırakıldı. Ne var ki bu göreli ve eksik bilgi, bırakılıncaya kadar işe yaramış ve birçok bilimsel gerçeklerin meydana çıkarılmasını sağlamıştı. Çünkü kendi saltıklığını da içermekteydi. Bunun gibi, evrenin ilk yapısını araştıran ilk düşünceler bunu sırasıyla su, hava, ateş vb. maddelerinde görmüşlerdi. Zamanla birbirlerine yerlerini bırakan bütün bu göreli bilgiler evrenin maddesel bir yapısı bulunduğu saltık bilgisini taşırnaktaydılar. Saltık bilgi, göreli bilgilerin; eşdeyişle tam bilgi, eksik bilgilerin bu süregiden içeriğidir.

Göreli bilgiyle saltık bilgi, birbirleriyle bağımlıdır ve biri olmadan öbürü de olarnaz. Doğa sonsuz olduğu içindir ki bilgi süreci de sonsuzdur. Daha açık bir deyişle bilgi, hiç bir zaman ve hiç bir yerde bitmeyecek ve metafizikçilerin hayal ettikleri gibi hiç bir zaman ve hiç bir yerde bir son bilgi'ye varılamayacaktır. Diyalektik ve tarihsel materyalizmin kurucularından Engels şöyle der: "Bilginin sona ermesi, sonsuzun sona ermesi demek olur ki olanaksızdır", sayıların dizisini sonuna kadar saymak nasıl olanaksızsa doğanın bilgisini tüketmek de öylece olanaksızdır. Özetlersek, bilgi, ne idealist usçuların sandıkları gibi tek başına usla, ne de materyalist duyumcuların sandıkları gibi tek başına duyumla elde edilebilir. İlkin o, insan pratik (toplumsal üretici maddi eylem, Marx'in deyişiyle praxis)'iyle üretilir. Bu üretme iki aşeamada gerçekleşir: Her ikisi de pratikte temellenmiş olarak birinci aşama duyumsal aşama, ikinci aşama mantıksal aşamadır. Bilgi üretiminin denetimi de gene pratiğe dönüp bilgiyi doğrulamakla yapılır. Bilgi süreci böylelikle tamamlanır. Marksçı bilgi kuramının geliştirip açıklamış bulunan Lenin şöyle der: "Canlı algılamadan soyut düşünceye ve buradan da pratiğe: İşte gerçeği tanımanın, bilgi edinmenin diyalektik yolu budur". Pratik, bilginin hem çıkış noktası, hem de doğruluğunun ölçütüdür. Gene Lenin der ki: "Yaşamın, eşdeyişle pratiğin bilgi kuramının temeli olduğu görüşü bizi kaçınılmaz olarak materyalizme götürür". İşte diyalektik ve tarihsel Markiszm, bu yüzden, kaçınılmaz olarak materyalisttir.
Teoloji sözcük anlamı olarak tanrıbilim demektir. (Yunanca θεος, theos, "Tanrı", + λογος, logos, "bilim"), ilahiyat.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Bilgi Resimleri


  • (Yunanca Επιστημη, Episteme) Celsus Kütüphanesi Efes, Türkiye.



Yorumlar - Lütfen konu (Bilgi) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.