Cenap Şahabettin

1870 yılında Manastır'da doğdu. Askerî okullarda okudu. Askerî Tıbbiyeyi bitirdi. Paris'te ihtisasını tamamladı. Çeşitli yerlerde hekimlik yaptı. Emekli olduktan sonra Darülfünûn'da Türk Edebiyatı Tarihi derslerini okuttu. Fransız sembolizmi etkisinde kaldı. Servet-i Fünûn dergisinde yazdı.1934 yılında öldü.

ESERLERİ
İlk şiirleri Tamat adıyla basıldı. Şiirleri, ölümünden sonra Cenab Şahabettin'in Bütün Şiirleri adıyla yayımlandı

Cenap Şahabettin hakkında ansiklopedik bilgi

Cenap Şahabettin (1870-1934) Manastır’da doğmuştur. Babası, Pilevne savaşı (1877)’nda ölen binbaşı Osman Şahabettin Bey’dir. Babasının ölümünden sonra, annesiyle birlikte İstanbul’a gitmiş; Gülhane Askerî Rüşdiye­si’nde, Tıbbiye idadisinde ve Askerî Tıbbiye’de okumuştur. Daha okulda iken yazdığı ilk şiirlerini Muallim Naci’nin yönettiği Saâdet gazetesinde (1885), daha sonra Gülşen dergisinde yayınlamıştır (1886). Doktor yüzbaşısı olarak tıbbiyeyi bitirdikten sonra (1889) cilt hastalıkları uzmanı olması için Paris’e gönderilmiş, orada dört yıl kalmıştır (1890-1893). Bu vesile ile Fransız edebiyatını yakından tanımış; İstanbul’a dönünce, Şelâle-i Edeb, Maarif, Hazine-i Fünun, Mektep gibi dergilerle yayınladığı yeni yolda şiirlerle tanınmaya başlamış, bir süre sonra, Mektep dergisinde çalışan öbür arkadaşları gibi, o da Servet-i Fünun’a geçmiş ve dergi kapanıncaya kadar oraya şiir, makale, gezi mektubu yolunda çeşitli yazılar vermiştir. Avrupa’dan döndükten sonra Mersin, Rodos ve Cidde’de karantina doktorluğu yapmış, Hicaz dönüşünde Meclis-î Kebir-i Sıhhiye üyeliği, Umur-i Sıh­hiye müfettişliği gibi görevlerde bulunmuş, 1914’te emekliye ayrılmıştır. 1908’den sonra ara sıra yine şiir yazmakla birlikte, daha çok gazetecilik yolunda çalışmış.

Servet-i Fünun, İçtihâd, Tanin, Hak, Sabah, Hâdisât, Tasvir-i Efkâr, v.b. adlı dergi ve gazetelerde edebiyat ve siyaset üzerine çeşitli makaleler yazmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Darülfünun Edebiyat Fakültesi ilan şubesi Fransızca müderrisi, az sonra Garp Edebiyatı müderris vekili (1914), Mütareke yıllarında Osmanlı edebiyatı tarihi müderrisi olmuş (1919), Cumhuriyet devrinde ban dergi ve gazetelerde yine sohbetler yazmış, İstanbul’da, beyin kanamasından ölmüştür.

2 — Edebiyat-ı Cedide’nin en önemli kişilerinden biri sayılan Cenap Şahabettin, şiir ve nesir alanlarında çeşitli eserler vermiştir.

Şiir alanında ilkin Muallim Naci yolunda gazeller, Recai-zâde Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hâmit tarzında manzumeler yazmış, öğrenim için gittiği Fransa’da Batı edebiyatını yakından tanıyarak, Parnasyenlerin, özellikle Sembolizm akımının etkisine kapılmıştır. Bu okulların “sanat için sanat” görüşünü benimseyerek “Edebiyattan maksat ancak edebiyattır” ve “Edebiyat için güzellikten başka gaye tanımam. İtikadımca, güzel bir eser vücuda getirerek karilerde tatlı bir hülya uyandıran şair muvaffak olmuştur” diye düşünmüş, ve, Fikret’in aksine olarak, şiirde hiçbir toplum sorununa dokunmayarak sadece aşk ve doğa şiirleri yazmakla yetinmiştir. Bunlar, derin duygulardan çok, o zamana kadar kullanılmamış bileşik sözcükleri, yeni isim ve sıfat tamlamaları. parlak me­cazları, anlatım hünerleri, yeni nazım biçimleriyle göz kamaştıran, gösterişli, süs­lü, özentili şiirlerdir. Cenap, etkisi altında kaldığı sembolistlerin yolundan yürüyerek, düşünce ve duygularını yeni sözcüklerle anlatmak için Arap, ve Fars söz­lüklerinden o zamana kadar kullanılmamış birtakım sözcükler bulup almış, ya­bancı sözcüklerle birtakım yeni isim ve sıfat tamlamaları ve bileşik sıfatlar ku­muştur. Sâât-i semenfâm (yasemin renkli saatleri), lerze-i rûşen (parlak titreyiş) v.b. gibi, yabancı ve eski sözcüklerle kurulan bu yeni söyleyişler birtakım çetin tartışmalara yol açmış ve bunlardan birçoğunun Fransızca’dan çevirme, hatta vahim olduğu ileri sürülmüştür. Divan edebiyatında ka­lıplaşmış birçok mecazlar ve söz kalıplan nasıl Farsça’dan aktarılmışsa, Edebiyat-ı Cedide devrinde de, birtakım kavramları anlatan yeni söz kalıpları Türkçe’ye Cenap ve arkadaşlarının kalemiyle Fransızca’dan aktarılmıştır.

1908’ lerden sonra, ara sıra yine şiir yazmakla birlikte, daha çok nesir alanında eser vermiş, çeşitli dergi ve gazetelerde yayınladığı günlük sanat ve siyaset sorunları üzerindeki birçok makalelerden başka, gezi mektupları ve batı vecizeler yazmış, başarı kazanmayan üç de piyes kaleme almıştır. Nesirlerinde de, şiirlerinde olduğu gibi, sözlü anlatıma, zekâ gösterişine, nükteye, sözcük oyununa ve her türlü yazı hünerine düşkünlük göstermiştir.

Dil konusunda gerek kendinden önce, gerek kendinden sonra yetişenlere karşı hep geri bir anlayışı savunmuştur; sanat hayatının ilk devrinde, sade dille yazma dâvasını tutanlara karşı yabancı sözcüklerden ve bu sözcüklerle yapılan yeni isim ve sıfat tamlamalarından yana olmuş; 1908’den sonra da, “Yeni Lisan” sade dil hareketini ortaya çıkaranlarla uzun ve sert tartışmalara girişmiş ve dilden yabancı sözcüklerle yabancı dil kuralları atılırsa Türkçe’nin “fakirleşeceği”ni iddia etmiştir. Fakat sade dil akımının kuvvetlenip doğallaştırdığı Cumhuriyet devrinde, bu akımın etkisinden kendini kurtaramamış, epey geç kalınmış olmakla birlikte, bu devirde sade dille birkaç şiir (Senin İçin İhtiyar Çınar, v.b.) ve bir hayli “musahabe” yazmıştır.

Yine 1905’den sonra, “Millî Edebiyat” akımıyla birlikte başlayan hece veznini kullanma hareketine karşı ise ömrünün sonuna kadar aruzu savunmuş, hece veznin bir nazım ölçüsü olamayacağını ileri sürmüştür.

3 — Çocukluk devrine ait ilk manzumelerini Tâmât (1887) adlı kitapta toplamış; çoğu Servet-i Fünun’da olmak üzere çeşitli dergilerde yayınlanmış bulunan öteki şiirlerini kitap halinde bastırmamıştır. Bir kısım seçme şiirleri ölümün­den sonra, Cenap Şahabettin, Hayatı ve Seçme Şiirleri (1935; hat S.N. Ergun) adlı bir kitapta toplanmıştır.

Gezi yazılarını Hac Yolunda (1909, 1925), Avrupa Mektupları (1919) adlı kitaplarda; 1908’den sonra yazdığı musahabe ve deneme yolundaki makalelerin bir kısmını Evrâk-ı Eyyâm (1915) da, bazı makaleleriyle vecizelerini Nes-i Harb, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri (1918) adli kitapta toplanmış; çeşitli dergi ve gazetelerde dağınık bir halde bulunan pek çok makaleleri ile Servet-i Fünun dergisinde Serseri Fikirler başlığı altında yayınladığı öteki vecizeleri kitap halinde toplanmamıştır.

Piyesleri, bir perdelik Körebe (1917) ile kitap halinde basılmayan Yalan ve Küçükbeyler’dir.

Bunlardan başka, Shakespeare üzerine Vilyem Şekspiyer (1931) adlı bir incelemesi vardır.



Yorumlar - Lütfen konu (Cenap Şahabettin ) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.