Dede Korkut Hikayeleri

Dede Korkut’un destanların ilk anlatıcısı olduğu tahmin edilmektedir. Hikayelerde veli bir kişi olarak ortaya çıkar. Oğuzlar önemli meseleleri ona danışırlar. Keramet sahibi olduğuna inanılır. Gelecekten haberler verdiği söylenir. Ozan ve kamdır. Kopuz çalıp, hikmetli sözler söyler. Kopuzuna da kendine duyulduğu gibi saygı duyulur. Oğuzname’de, Dede Korkut’un 295 yıl yaşadığı ve Hz. Muhammed’e elçi olarak gönderildiği anlatılmaktadır. Oğuz Han’a vezirlik yapmış olduğu da düşünülmektedir.

Dede Korkut Hikayeleri sözlü olarak bütün Türk illerinde varlıkları görülen, Manas ve
Türk boylarından biri olan Kırgızların milli destanı, dünya edebiyatının da sayılı şaheserlerinden ve en uzun destanı olan Manas Destanı, adını, destandaki kahramanlar alır.Ünlü Türkolog Wilhelm Radloff (1837-1918) Manas Destanı'yla ilgili ilk derlemeyi, Kırgızistan'ın Tokmak şehri güneyindeki Sarı Bağış boyuna mensup bir Manasçıdan 1869'da yaptı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
destanları ile ilgisi bulunan, Türkler arasında
Türk kelimesinin aslı "türümek" fiilinden gelmektedir. Bu fiilden türetilmiş, kişi ve insan anlamında "türük" ve nihayet hece düşmesiyle "Türk" kelimesi ortaya çıkmıştır. Nitekim Anadolu'da bir kısım göçebeler de yürümekten "yürük" adını almışlardır. Türk kelimesi, ayrıca, çeşitli kaynaklarda; "töre sahibi, olgun kimse, güçlü, terk edilmiş, usta demirci ve deniz kıyısında oturan adam" manalarında kullanılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İslamiyet öncesi doğan, İslamiyetin kabûlü ile İslamî renge bürünen ve destan hususiyeti taşıyan hikayeler. Hikayelerin hepsinde Dede Korkud adlı bir Türk ermişinin ortaya çıkarak deyişler demesi, Oğuzname düzmesi, destan söyleyip Oğuz halkına nasihatta bulunması; onların Dede Korkud Hikayeleri adıyla anılmasına sebep olmuştur. Hikayelerin tamamının bulunduğu kitaba da Kitab-ı Dede Korkud (Dede Korkud Kitabı) denilmektedir. Hikayeler Oğuz Türklerine aittir.Oğuz Türklerinin 24 boya ayrılması sebebiyle, sayılarının Oğuz boyları kadar olması fikri bazı Türkologlar tarafından düşünülmüşse de, bugün elimizde sadece 12 hikaye bulunmaktadır.

Dede Korkut hikâyeleri

Arapça "selem" kökünden alınmış olan İslam (Arapçası الإسلام,), sözlükte, "itaat etmek, boyun eğmek, teslim olmak, kötülüklerden salim bulunmak, selamete ulaşmak" vb. anlamlara gelen bir mastardır. İslam Hz. Muhammed (s.a.v)'e Allah tarafından vahiyle bildirilen son ve kâmil dinin adıdır. Bu dine uyanlara Müslüman denir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Oğuz Türkleri'nin en bilinen
Oğuz Türkleri,Oğuz Han'ın 6 oğlu ve onların 4'er oğlundan meydana gelmişlerdir. Meydana gelen bu 24 boyun ayrı adı ve ünvanları vardır. Bu bölümleme, Oğuz Kağan Efsanesi'nden kaynaklanmaktadır.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

epik
Epik, "destansı" anlamına gelen bir sözcüktür ve birden çok anlamda kullanılabilir:
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
destanlarındandır. Destanın
Efsanelerle değişikliğe uğramış tarihi bir olayın izlerini taşıyan destan, bir milletin hayal gücünü en çok doyurabilecek en eski edebiyat biçimidir. Hangi edebiyat söz konusu olursa olsun kendiliğinden doğmuş ilkel halk destanlarının var olabileceğine bugün artık inanılmaz.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
9. yüzyıla dayandığı varsayılsa da, Türk boylarının göçmen olmalarından dolayı tam olarak bir tarih belirlemek mümkün değildir. Dede Korkut Kitabındaki hikayeler tarih boyunca dilden dile, anlatıcıdan anlatıcıya aktarılan bir sözlü gelenek ürünüdür. Bu süreç içerisinde değişikliklere uğrayan hikayeler
yüzyıllar 8. yüzyıl | 9. yüzyıl | 10.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
16. yüzyılda yazıya geçirilmişlerdir.

Dede Korkut kimdir?

16. yüzyıl, miladi takvime göre 1 Ocak 1501 ile 31 Aralık 1600 günleri arasındaki zaman dilimi olarak kabul edilir. 16. yüzyıl olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Dede Korkut'un destanların ilk anlatıcısı olduğu tahmin edilmektedir. Hikayelerde veli bir kişi olarak ortaya çıkar. Oğuzlar önemli meseleleri ona danışırlar. Keramet sahibi olduğuna inanılır. Gelecekten haberler verdiği söylenir.
Oğuz Türklerinin destansı öykülerinin ilk anlatıcısı ve bu öykülerin kahramanı olan efsanevi ozan.

Dede Korkut'un yaşamı hakkındaki bilgiler söylentilere dayanır. Dede Korkut Kitabı'nda, Oğuzname metinlerinde ve bazı tarih kaynaklarında Dede Korkut, "Oğuzların kendisinden akıl danıştıkları, gelecekten haber verdiğine inandıkları, kopuz çalarak bilgece sözler söyleyen, kendisi de bilge bir kişidir.

Oğuz Han'a vezirlik yaptığı, Hz. Muhammet'e elçi olarak gönderildiği ve Oğuzlar arasında İslâ
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ozan ve
Ozan İslam öncesi Türk toplumunda saz eşliğinde şiir okuyan şairlere verilen isim.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
kamdır.
hekim, tabib
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kopuz çalıp, hikmetli sözler söyler. Kopuzuna da kendine duyulduğu gibi saygı duyulur.
Çok eskiden beri Orta Asya'da «çalgı» anlamında kullanılan “kopuz” terimi, günümüzde de Türkçe'nin lehçelerinden birini konuşan çeşitli topluluklarda, komıs, kobuz, kobız, kubuz, homıs gibi adlarla, birbirine benzeyen veya benzemeyen çalgılar için kullanılmaktadır. Bu çalgı, Orta, Batı ve Kuzey Asya’da yaşayan Türk boylarında değişik biçimlerde halen yaşamını sürdürmektedir. Anadolu’ya ise tam olarak ne zaman geldiği konusunda kesin bir bilgi yoktur.

Bazı araştırmacıla
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
'de, Dede Korkut'un 295 yıl yaşadığı ve Hz. Muhammed'e elçi olarak gönderildiği anlatılmaktadır.
Hz. Muhammed, Mekke’nin soylu Haşimoğulları ailesinden gelir. 571 yılında Mekke’de doğmuştur. Annesinin adı Amine, babasının adı Abdullah’ tır. Hz. Muhammed daha doğmadan babası öldü. Yetiştirilmesini dedesi Abdülmuttalip üzerine aldı ve torununa o zamana kadar kimseye verilmemiş olan Muhammed adını verdi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Oğuz Han'a
Oğuz Han Hun-Oğuz destanı kahramanı. Nuh aleyhisselamın torunu olan Türk'ün neslinden Kara Hanın oğludur. Allah'ın varlığına ve birliğine inanırdı. Üstün kahramanlık ve teşkilatcılık vasıflarına sahipti. Gençliğinde, Oğuz boylarının canına ve malına zarar veren korkunç bir canavarı öldürerek Ünlü oldu. Milattan önceki bin yılı içinde, Asya ve Avrupa kıtalarındaki devletleri itaati altına aldı. azerbaycan, Kafkasya, Anadolu, Irak, Suriye'ye sefer edip, Şam'a kadar geldi. Oğuz Hanın bu sefe
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
vezirlik yapmış olduğu da düşünülmektedir.

İsmin tarihi

Korkut kelimesinin “kork-” fiil kökünden türemiş olma ihtimalinin yanı sıra

Sadrazam ya da Vezir-i Azam Osmanlı döneminde padişah adına devlet işlerini yöneten en yüksek derecedeki görevliye verilen isimdi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Arapça kökenli olup
Hami-Sami Dil Ailesi'nin Sami koluna mensup bir lisan. Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'da halkın çoğunluğunca, Türkiye ve İran'da ise Arap azınlıklarca kullanılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
elçi manasına gelmesi de mümkündür. Her iki ihtimalde de ‘Korkut' kelimesinin bir lakap, bir unvan olduğu görülmektedir. “Dede” kelimesinin ise ata manasında kullanıldığı tahmin edilmektedir. Fakat destanlarda daha çok halk arasında büyük hürmet ve kutsallık kazanmış halk bilgini anlamında kullanılmıştır.

Dede Korkut'un gerçek ismi, hayatı, yaşadığı çağ ve coğrafyayı kesin olarak aydınlatmak eldeki kaynaklar ve rivayet ile mümkün değildir. Destanlardan çıkarılabildiği kadarıyla ise Dede Korkut'un iki kişilik olarak ön plana çıkar:

# Kutsal kişiliği

# Bilge kişiliği

Başka kaynaklarda devlet adamı kişiliğinin de bulunduğu belirtilmektedir. Dede Korkut'un çok kişilikli olarak karşımıza çıkması farklı zaman, hatta farklı mekanda yaşamış benzer şahsiyetlerin destanlarda tek isim altında toplanmış olabileceğini düşündürse de bu kişiliklerin halkın eklentisi olma ihtimali de vardır.

Destanlar

Kitapta on iki tane destan vardır. Bu destanların her biri bir boy için söylenilmiştir. Bu destanlarda boyların
Alm. Botschafter (m), Fr. Ambassadeur (m), İng. Ambassador. Bir devleti, devamlı veya geçici olarak, gönderilen yerde temsil etmekle görevli şahıs. Devlet başkanının temsilcisi olup, gönderildiği memlekette devletinin ve vatandaşlarının hak ve menfaatlerini korur. Buradaki siyasi, askeri, kültürel ve teknik gelişmeleri takib eder. Dışişleri bakanlığına bağlı olan elçiler, bakanlığın emirlerine göre, antlaşma ve sözleşmeleri imzalar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
hanlarının başından geçen olaylar, ad koyma, canavarlarla savaşma gibi bölümler yer almaktadır.

Hikayelerin dili oldukça sadedir. 15-16.

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
yüzyılda yazıya geçirildikleri halde arı bir
Yüzyıl kelime anlamı olarak arka arkaya gelen yüz yılı anlatmak için kullanılır. Ancak aslında yüzyıl terimi yüz tane yıldan oluşmak zorunda değildir. Dönem olarak çok önemli bir olayla ayrılmadıkları sürece 0 yılı ile başlar ve 99 yılı ile biterler. Bazı yüzyıllar 100 yıldan daha kısa, bazıları daha uzun sürmüştür. Hatta farklı milletlerde veya bölgelerde aynı zaman dilimi içinde farklı yüzyılların yaşanması mümkündür.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkçe'ye sahiptir. Az miktarda Arapça kökenli kelime de vardır.
Türkçe, diğer Türk dilleriyle birlikte Altay dil ailesinin bir kolunu oluşturur. Bu ailenin diğer üyeleri Moğolca, Mançu-Tunguzca ve Korecedir. Japoncanın Altay dil ailesinin bir üyesi olup olmadığı konusu tartışılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Orhan Şaik Gökyay ve
Orhan Şaik Gökyay, (d. 1902 – ö. 2 Aralık 1994). Edebiyat tarihi ve dil araştırmacısı, şair.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Muharrem Ergin'in
Muharrem Ergin (d. 1925 - ö. 6 Ocak 1995 Türk yazar ve türkolog.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Latin harfleri ile yayınladıkları kitaplar

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ilköğretim öğrencilerinin anlayabileceği kadar sade ve basit cümle yapısına sahiptir. Hikayeler çoğunlukla
Öğretim, belli bir amaç için gereken bilgiyi verme işidir. Öğretimin çeşitli basamakları vardır: İlköğretim, ...
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
manzum ve ahenkli bir şekilde anlatılır. Manzumların bir kısmı kafiyeli olmasa da kulağa hoş gelen bir söyleyiş tarzı vardır. Kitapta yaklaşık 8.000 tane farklı sözcük ve deyim geçer. Cümleler kısa ve yalındır.

Dede Korkut Destanlarının Genel İç Yapısı

Dede Korkut destanları olağanüstü olayların yoğunluğundan sıyrılmış ve günlük, sade olaylar içeriklerine dahil olmuştur. Destan niteliğine tüm Oğuzlar'ı etkilemesiyle ulaşmıştır.

Hikayelerde dersler verilmiş, halk bilgilendirilmek istenmiştir. Destanlaşmış tarih olayları anlatılmıştır. Oğuzların dini inançları belirtilmiştir. Örneğin, Alplerin savaşa gitmeden önce arı suyla abdest aldığı ve iki rekat namaz kıldıkları belirtilmiştir. Halkın ekonomik durumu da anlatılmıştır. Oğuzların daha çok


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
hayvancılıkla geçindiği neredeyse her hikayede görülmektedir. Yalnız, Oğuzlar'da üstünlük zenginlikle, mal ve mülkle olmamaktadır. Bunun için yiğitlik gerekmektedir. Erkek gençlerin isim alabilmesi için bir yiğitlik göstermesi gerekir. Yiğitlik gösteren delikanlıya Dede Korkut isim verir. Verdiği isimler genellikle delikanlının gösterdiği yiğitlikle alakalıdır. Mesala
Tarımın bir kolu olan hayvancılık; ekonomik değeri olan hayvanların yetiştirilmesi, çeşitli şekillerde yararlanılması ve pazarlanması olayıdır. Kırsal kesimlerde hayvancılık tarımın sigortası durumundadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
'a ‘Boğaç' ismi boğayı boğduğu için verilmiştir. Oğuzlar işlerini kendileri yapamazsa küçük düşerler. Üstünlüklerini kaybetmemek için yardım kabul etmezler. 'ın hikayesinde de böyle olmuş, Kazan Han çobanı, yardımını engellemek için ağaca bağlamıştır.

Hikayelerde kadın da söz sahibidir ve hanlık edebilir. Kadın evlenirken güçlü, yiğit birini arar. Gerektiğinde de savaşır fakat onun savaşması erkeği küçük düşürür.

Destanlarda yoğunlukla ideal Oğuz Alp'inin nasıl olması gerektiği anlatılıyorsa da Alplerin başına gelen olaylardan herkese pay düşmektedir. Büyüklüğün ve güçlülüğün erdem ve hünere bağlı olduğu her fırsatta belirtilmektedir. Düşmana karşı savaşmak da yiğitliğin, büyüklüğün göstergesidir. Verilen dersler bu kadarla da kalmamaktadır. Bunların bir kısmı doğrudan devlete ve yöneticilere, bir kısmı da millete verilmek istenen derslerdir.

Hikayeler konu bakımından; savaşlara, aşka ve din ile karışık mitolojiye yer verirler. Gerçekten Dede Korkud Hikayeleri’nde Oğuzların kendi aralarındaki mücadeleler 1 ve 12. hikayede anlatılmıştır. Bunlardan birisinde Dirse Hanın yiğitleri, kıskançlık yüzünden onu aldatıp oğlu Boğaç Hanı öldürmesini istiyorlar. Dirse Han oğluna avdayken ok atıyor. Öldü zannediyor. Annesi Boğaç’ı buluyor. Boğaç iyileşiyor. Kırk namerd durumun anlaşılmaması için Dirse Hanı kafirlere teslim etmek istiyorlar.Sonra Boğaç bunları kırk yiğidi ile helak edip babasını kurtarıyor. İkincisinde ise, bir haysiyet meselesi ortaya çıkıyor. Bu sebeple Dış Oğuzlar İç Oğuza isyan ediyorlar. Aralarında dövüş başlıyor. Dış Oğuzlar dize gelip af diliyorlar.

Dış savaşı konu edinen hikayeler ise Dede Korkud Kitabı’nın 2, 4, 7, 9, 10 ve 11. hikayeleridir. Ayrıca 3 ve 6. hikayeler aşkı konu edinirken, 5 ve 8. hikayeler dînî karakterde mitolojiktirler. Fakat bu hikayeler mitolojik unsurlar taşımakla birlikte, Deli Dumrul’da bir kendine geliş ve nefs muhasebesi; Tepegöz’de ise işlenilen bir günahın doğurduğu neticelerden tedirginlik vardır. Bu tedirginlik şahsa ait olmayıp bütün cemiyete şamildir. Bu yönü ile bu iki hikayede dînî taraf daha da ağır basmaktadır.

Hikayelerin kaynağının Oğuzname olduğunu söylemek veya tamamı kaybolan Oğuz Destanı’nın eksik kısımları olarak değerlendirmek de mümkündür. Devaderî’nin Oğuzname’nin Farsça ve Arapçaya yapılmış tercümelerini gördüğünü Dürrerü’t-Tican’da kaydetmiş olması bu fikri kuvvetlendirmektedir. Bu noktadan hareket ederek Dede Korkud Kitabı’nın aslının İslamiyetten önce kitap halinde varlığına bakılırsa, bu eserin başka bir isimle bulunması bugün bile ihtimal dahilindedir.

Hikayelerde görülen fevkalade haller, destanî zamandan kalma unsurlardır. Söyleyiş itibariyle hikayelerin nesir ve nazım diline yer vermesi, nesir dilinin, secilerle devam etmesi eserin aslının nazım olduğu fikrini de ihsas ettirmektedir. Zamanla değişmiş ve bozulmuş olan nesir dili, destanî bir kalıntı şeklinde, ancak 15 ve 16. yüzyılda bu şekilde tutulabilmiştir. Türk dili ise işlenmişliğin doruğuna bu eserle erişmiş, yine bu eserle Türklük, bugünkü şekli ile bile, atalardan kalan kıymetli bir mirasın içinde yer almıştır. Eserin Osmanlı sahasında yazılarak kaybolup nisyana karışmaktan, yani unutulmaktan kurtarılması; böylece Osmanlı Türklüğünün kültür hamiliğindeki öncülüğü Türk dünyasınca minnetle yad edilmesi gereken bir husustur.

Müellifin millet, muhtevasının topyekün Türk Milletinin hayatı olması kahramanlık menkıbelerine yer vermesi; yüksek bir coşkunluk ifadesi taşıması; tabîat unsurlarının hikayelerde ön sırayı işgal etmesi ve aktif bir hayatın yer alması; bu hayatın hayvanlarla renklenmesi ve hızlı oluşu; Hunlardan başlayarak, Göktürk, Oğuz-Yabgu Devleti, Selçuklu, Akkoyunlu ve Osmanlı olmak üzere bütün Türk tarihini ilgilendirmesi; Orta Asya ve Türkistan coğrafyasının unsurları bulunmak şartıyla Âzerbaycan ve Doğu Anadolu’yu içine alan bir coğrafyaya sahip oluşu gibi vasıflarıyle Dede Korkud Kitabı millî bir destan hüviyeti taşımaktadır. Fakat hikayenin tek bir kahraman etrafında dönmemesi ve uzun bir manzum eser olmaması gibi sebepler eseri destan hudutları dışına çıkarmaktadır. Yalnız Dede Korkud Hikayeleri’nin dili Türkçenin en güzel örneğini teşkil etmektedir. Emsalsiz olan bu dil Türkçenin şaheseri olup, asırlarca Türk milletinin ağzından süzülmüş, atasözleri ve vecîzelerle süslenmiş bir dildir. Bu yönü ile bir destan vasfı taşımaktadır. Hasılı, eser destan ve hikaye olarak karışıklık göstermektedir. V. M. Jirmunskiy gibi bu sahada çalışanlar Dede Korkud Kitabı için, “Türk dilini konuşan halkın biricik destanî eseri...” demekten kendilerini alamazlar. Zaten yukarda saydığımız şekle ait birkaç nokta hariç Dede Korkud Kitabı milletimizin en büyük kültür varlıklarından biri olarak önde gelen bir destandır.

Dede Korkud Kitabı, Dede Korkud’u konu edinen bir önsöz ile on iki destan parçasını ihtiva etmektedir. Hikayelerin hiç birisi tam bir destan değildir. Hepsi birlikte bir destan da meydana getirmezler. Bu itibarla Dede Korkud Halk hikayesi olmaya yönelmiş ve o sırada tesbit edilmiştir. Hülasa; Dede Korkud Kitabı, Oğuzlardaki destan geleneğinin bir devamı olup, Oğuz destanının değişik bir şeklidir.

Dede Korkud Kitabı geçmişten bu yana başta Türkiye olmak üzere bugün dağınık ve başka ülkelerde yaşayan bütün Türklüğü kucaklayan; şeref, namus, ahlak güzelliğini her şeyin üstünde tutmasıyla Türk seciyesini işleyen, bazı anlaşmazlıklar bir tarafa, millî tesanüdü önde tutan, ferde ve insan haklarına değer veren, kısacası Türk milletinin zevkleri, meziyetleri, dünya görüşü, değer hükümlerini içinde toplayan biricik eserdir.

Bazı ilim adamlarına göre 15. yüzyıl, kimilerine göre ise, 16. asırda yazıya geçirildiği öne sürülen Dede Korkud Kitabı’nın dünyada bilinen iki nüshası vardır. Yazmalardan biri Almanya’da Dresden’de, diğeri ise İtalya’da Vatikan Kütüphanesindedir. Dresden nüshasında 12 hikaye bulunur. Ettor Rossi tarafından Vatikan Kütüphanesinde bulunan nüshada ise 6 hikaye mevcuttur. Vatikan nüshası harekelidir. Bu nüsha 1952 yılında bir önsözle birlikte Rossi tarafından neşredilmiştir.

Eser üzerinde Avrupa’da, Prof. Barthold’dan başlayarak E. Rossi’ye kadar birçok ilim adamı çalışmıştır. Memleketimizde ise başta Fuad Köprülü olmak üzere, Zeki Velidi Togan, Abdülkadir İnan, Faruk Sümer, Fahreddin Kırzıoğlu, Suad Baydur, Pertev Nailî Boratav ve Orhan Şaik Gökyay ilmî araştırmalar yapmışlardır. Fakat asıl Dede Korkud Kitabını ilmî ve ciddî olarak neşreden İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Muharrem Ergin’dir. İlmî neşirleri bir tarafa, Dede Korkud Kitabı 1000 Temel Eser serîsinin ilk kitabı olarak günümüz Türkçesi ile aynı yazar tarafından 1969 yılında neşredilmiştir. Ayrıca, İngilizce, Rusça, İtalyanca, Almanca Sırpçaya da tercümeleri yapılmıştır.

Dede Korkud Kitabı’ndaki hikayelerin konularına göre başlıkları şunlardır.

1. Dirse Han Oğlu Boğaç Han Boyu,

2. Salur Kazan’ın Evi (nin) Yağmalandığı Boy,

3. Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek Boyu,

4. Kazan Bey Oğlu Uruz Beyin Tutsak Olduğu Boy,

5. Duha Koca Oğlu Deli Dumrul Boyu,

6. Kanlı Koca Oğlu Kan Turalı Boyu,

7. Kazılık Koca Oğlu Yegenek Boyu,

8. Basat(ın) Tepegöz’ü Öldürdüğü Boy,

9. Begil Oğlu Emre’nin Boyu,

10. Uşun Koca Oğlu Segrek Boyu,

11. Salur Kazan Tutsak Oğlu Uruz Çıkardığı Boy,

12. İç Oğuza Taş Oğuz Âsi Olup Beyrek Öldüğü Boy.

Dede Korkut

Dede Korkut’un destanların ilk anlatıcısı olduğu tahmin edilmektedir. Hikayelerde veli bir kişi olarak ortaya çıkar. Oğuzlar önemli meseleleri ona danışırlar. Keramet sahibi olduğuna inanılır. Gelecekten haberler verdiği söylenir. Ozan ve kamdır. Kopuz çalıp, hikmetli sözler söyler. Kopuzuna da kendine duyulduğu gibi saygı duyulur.
Oğuz Türklerinin destansı öykülerinin ilk anlatıcısı ve bu öykülerin kahramanı olan efsanevi ozan.

Dede Korkut'un yaşamı hakkındaki bilgiler söylentilere dayanır. Dede Korkut Kitabı'nda, Oğuzname metinlerinde ve bazı tarih kaynaklarında Dede Korkut, "Oğuzların kendisinden akıl danıştıkları, gelecekten haber verdiğine inandıkları, kopuz çalarak bilgece sözler söyleyen, kendisi de bilge bir kişidir.

Oğuz Han'a vezirlik yaptığı, Hz. Muhammet'e elçi olarak gönderildiği ve Oğuzlar arasında İslâ
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
’de, Dede Korkut’un 295 yıl yaşadığı ve Hz. Muhammed’e elçi olarak gönderildiği anlatılmaktadır. Oğuz Han’a vezirlik yapmış olduğu da düşünülmektedir.

Korkut kelimesinin “kork-” fiil kökünden türemiş olma ihtimalinin yanı sıra Arapça kökenli olup elçi manasına gelmesi de mümkündür. Her iki ihtimalde de ‘Korkut’ kelimesinin bir lakap, bir unvan olduğu görülmektedir. “Dede” kelimesinin ise ecdat manasında kullanıldığı tahmin edilmektedir. Fakat destanlarda daha çok halk arasında büyük hürmet ve kutsallık kazanmış halk bilgini anlamında kullanılmıştır.

Dede Korkut’un gerçek ismi, hayatı, yaşadığı çağ ve coğrafyayı kesin olarak aydınlatmak eldeki kaynaklar ve rivayet ile mümkün değildir. Destanlardan çıkarılabildiği kadarıyla ise Dede Korkut’un kişiliği iki şekildedir; 1- Kutsal Kişiliği , 2- Bilge Kişiliği. Başka kaynaklarda devlet adamı kişiliğinin de bulunduğu belirtilmektedir. Dede Korkut'un çok kişilikli olarak karşımıza çıkması farklı zaman, hatta farklı mekanda yaşamış benzer şahsiyetlerin destanlarda tek isim altında toplanmış olabileceğini düşündürüyor fakat bu kişiliklerin halkın eklentisi olma ihtimali de vardır

Destanlar:

Kitapta on iki tane destan vardır. Bu destanların her biri bir boy için söylenilmiştir. Bu destanlarda boyların hanlarının başından geçen olaylar, ad koyma, canavarlarla savaşma gibi bölümler yer almaktadır.

Hikayelerin dili oldukça sadedir. 15.-16. yy.da yazıya geçirildiği halde arı bir Türkçe’ye sahiptir. Az miktarda Arapça kökenli kelime de vardır. Orhan Şaik Gökyay ve Muharrem Ergin’in Latin harfleri ile yayınladıkları kitaplar ilköğretim öğrencilerinin anlayabileceği kadar sade ve basit cümle yapısına sahiptir. Hikayeler çoğunlukla manzum ve ahenkli bir şekilde anlatılır. Manzumların bir kısmı kafiyeli olmasa da kulağa hoş gelen bir söyleyiş tarzı vardır. Kitapta yaklaşık 8.000 tane farklı sözcük ve deyim geçer. Cümleler kısa ve yalındır.

Devlete Verilen Öğütler

Oğuz Han Hun-Oğuz destanı kahramanı. Nuh aleyhisselamın torunu olan Türk'ün neslinden Kara Hanın oğludur. Allah'ın varlığına ve birliğine inanırdı. Üstün kahramanlık ve teşkilatcılık vasıflarına sahipti. Gençliğinde, Oğuz boylarının canına ve malına zarar veren korkunç bir canavarı öldürerek Ünlü oldu. Milattan önceki bin yılı içinde, Asya ve Avrupa kıtalarındaki devletleri itaati altına aldı. azerbaycan, Kafkasya, Anadolu, Irak, Suriye'ye sefer edip, Şam'a kadar geldi. Oğuz Hanın bu sefe
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Destanlarda genel bir ilke şeklinde
Efsanelerle değişikliğe uğramış tarihi bir olayın izlerini taşıyan destan, bir milletin hayal gücünü en çok doyurabilecek en eski edebiyat biçimidir. Hangi edebiyat söz konusu olursa olsun kendiliğinden doğmuş ilkel halk destanlarının var olabileceğine bugün artık inanılmaz.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Oğuz birliğini devam ettirme fikri işlenmiştir. Bu birliği devam ettirebilmek için devlete ve devlet adamlarına;

  • Ekonomik güce sahip olma,

  • Hüner ve erdem sahibi olma,

  • Buyruk olmanın gereği anlatılmıştır.

    Alplere Verilen Öğütler

  • Ok atmada ve yay çekmede hünerli olmak

  • Düşman ile savaşta üstün gelmek

  • Ülkesine sahip çıkmak

  • Zengin ve eli açık olmak (Aç doyurmak, yoksul donatmak şeklinde geçen halka karşı merhametli ve cömert olmak)

  • Soylu olmak ve soyunu küçük düşürmemek

    Halka Verilen Öğütler

    Destanlarda, halka Alpler kadar yer verilmese de çoban gibi kahramanlarla ve örnek Alplerle halka da bir takım dersler verilmiştir:

  • Devlete sadık olmak ,

  • Misafirperver olmak ,

  • Dedikodu yapmamak ,

  • Dürüst olmak ,

  • Korkak olmamak ,

  • Çocuğunu iyi yetiştirmek ,

  • Üstüne düşen görevi yerine getirmek ,

  • Eşine sadık olmak ,

  • Ana babaya hürmet etmek ...

    Dede Korkut Destanlarında Yer Alan Eski Türk Gelenekleri

  • Ad Koyma: Oğuz Türklerinde bir gencin ad alabilmesi için bir yiğitlik göstermesi gerekiyordu. Bu yiğitliği gösterdikten sonra Dede Korkut'u çağırırlardı. Dede Korkut da dua edip gence yiğitliğiyle alakalı bir isim verirdi; "... Bunun adı boz aygırlı Bamsı Beyrek olsun, adını ben verdim yaşını Allah versin."

  • Toy etme (Toplantı yapıp karar verme): Oğuzlar mühim konularda karar vermek için toplantı yaparlardı; "Kudretli Oğuz beylerini hep çağırdılar evlerine getirdiler. Ağır misafirlik eylediler."

  • Düğün: Düğünler halen devam eden bir Türk geleneğidir. Düğünlerde ziyafet verilir şenlik yapılırdı.

  • Kız İsteme: Kız babasından veya abisinden istenirdi. Kız istemeğe büyük ve saygın kişiler giderdi. Dede Korkut Deli Karçar'dan kız kardeşini Bamsı Beyrek'e şöyle istemiştir; "Tanrını buyruğu ile peygamberin kavli ile aydan arı, güneşten güzel kız kardeşin Banu Çiçek'i Bamsı Beyrek'e istmeğe gelmişim."

  • Başlık Alma: Kız vermeye karşılık kızın ailesi başlık isterlerdi. Kitapta kız kardeşini vermek istemediği için aşırı miktarda başlık isteyen Deli Karçar anlatılmıştır. Deli Karçar "Dede, kız kardeşim yoluna ben ne istersem verir misin?" der. Dede: "Verelim dedi, görelim ne istersin?" der. Deli Karçar: "Bin erkek deve getirin dişi deve görmemiş olsun, bin de getirin ki hiç la çiftleşmemiş olsun, bin de koyun görmemiş koç getirin, bin de pire getirin bana dedi. Eğer bu dediğim şeyleri getirirseniz pek ala veririm"

  • Sövüş Etme: Misafir için hayvan kesmedir. Oğuzlar bir misafir geldiği zaman onun için bir hayvan kesip ikram ederlerdi.

  • Düş Yorma: Rüyalarında gördükleri garip durumları Dede Korkut'a yorumlatıp anlam çıkarırlardı.

    Destanlardan günlük hayata

    Destanlarda geçen bazı öğütler atasözü olarak Türkçe'ye girmiştir.

  • Ecel vakti ermeyince can çıkmaz.

  • Çıkan can geri gelmez.

  • Yığılı malın mülkün olsa da nasibinden fazlasını yiyemezsin.

  • Kara eşek başına gem vursan katır olmaz, hizmetçiye elbise giydirsen hanım olmaz.

    Destanlar

    Dresden yazması kısa bir giriş ve 12 öyküden oluşur. Öyküler sırasıyla:

    # Dirse Han Oğlu Boğaç Han

    #

    # Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek

    #

    # Duha Koca Oğlu Deli Dumrul

    # Kanlı Koca Oğlu Kanturalı

    # Kazılık Koca Oğlu Yegenek

    #

    # Begin Oğlu Emren

    # Uşun Koca Oğlu Segrek

    #

    #

    Vatikan yazmasında kısa bir giriş ve altı öykü vardır:

    # Hikayet-i Han Oğlu Boğaç Han

    # Hikayet-i Bamsı Beyrek

    #

    # Hikayet-i Kazan Begün Oğlu Uruz Han Tutsak Olduğudur

    # Hikayet-i Kazılık Koca Oğlu Yegenek Bey

    #

    Dede Korkut Hikayeleri Resimleri


    • Dede Korkut Anıtı - Nahçıvan



    Yorumlar - Lütfen konu (Dede Korkut Hikayeleri) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.

    Edebiyatçı: Üç nüshası var normalde:

    Dresten, Vatikan ve Berlin nüshaları

    ancak Berlin nüshası 2. Dünya savaşında yandığı için geriyi Dresten ve Vatikan nüshası kalmıştır - 3 yıl, 10 ay önce yazıldı.
    sSsSeLoCaNnNn: dede korkutun dünyada iki nushası vardır diye linke tıklamadan önce yazıyordu bu nushaların isimleri lazım ama bulamadım... - 3 yıl, 8 ay önce yazıldı.