Divan

Divan İslam devletlerinde idari, mali, askeri meselelerin ve her türlü davaların görüşülüp gerekli hükümlerin verildiği toplantı ve toplanılan yer. Kelimenin tarih içinde ortaya çıkışı, hazret-i Ömer zamanına kadar uzanır. Hazret-i Ömer zamanında Medine’de hükumet dairesi teşkil edilerek, maaş ve vazife defterleri tutulmuştur. İsimlerin yazıldığı deftere toplanmış olmasından dolayı divan adı verilmiştir.Emevi Devletinde belli başlı dört divan vardı. İdari işler bu divanlar vasıtasıyla

Divan İslam devletlerinde idari, mali, askeri meselelerin ve her türlü davaların görüşülüp gerekli hükümlerin verildiği toplantı ve toplanılan yer. Kelimenin

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
tarih içinde ortaya çıkışı,
Tarih, geçmişin olaylarını kaynak malzemelerin eleştirel bir incelemesine dayanarak kronolojik tutarlılık içinde irdeleyen ve genellikle bunların nedenleri konusunda açıklamalarda bulanan bilim dalı. 19. yüzyıl sonlarında çağdaş profesyonel tanımına kavuşmuş, amaç ve yöntemleri belli, özerk bir disiplindir. Doğa bilimleri gibi dolaysız gözleme dayanmak yerine, eksik ve kusurlu belgesel kayıtlardan ya da anlatılanlardan yola çıkarak akıl yürütme yoluyla geçmişte olanların çıkarsanmasını ve
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
hazret-i Ömer zamanına kadar uzanır. Hazret-i Ömer zamanında

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Medine’de hükumet dairesi teşkil edilerek, maaş ve vazife defterleri tutulmuştur. İsimlerin yazıldığı deftere toplanmış olmasından dolayı divan adı verilmiştir.

Medine, Suudi Arabistan'ın Mekke kuzeyinde yer alan Mekke'den sonra ikinci büyük şehridir. Eski adı Yesrib'dir. Medine'ye, Medirra, Medirke, Meddiyne, Mezzine de denmiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Emevi Devletinde belli başlı dört divan vardı. İdari işler bu divanlar vasıtasıyla yürütülürdü. Bunlar:

1. Divan-ül-Harac: Mali işlerle ilgili divan.
Emeviler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Abdülmelik bin Mervan devrine kadar bu divanlar
Emevi halifelerinin beşincisi. 646 (H. 26) yılında doğdu. Babası Mervan bin Hakem, annesi Aişe binti Muaviye bin Muğiredir. Hazret-i Muaviye zamanında 16 yaşındayken Medine Divanı reisliğine tayin edildi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Rumca ve
Yunanca veya Grekçe, Yunan dilidir. Yunancası Ελληνικά (Elinika) olan bu dil 3000 yıllık bir geçmişi olan Hint-Avrupa dil ailesine ait bir dildir. Antik Yunanca Klasik Yunan uygarlığının dili olarak kullanılmıştır. Modern Yunanca Antik Yunanca'dan oldukça farklı olmakla beraber köken olarak ona dayanır. Yunanca, Yunan alfabesi kullanılarak yazılır. Modern Yunanca dünyada, çoğu Yunanistan'da yaşayan yaklaşık 15 milyon kişinin anadilidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Farsça yazılıyordu. Abdülmelik bin Mervan,
Kökü itibarıyla dünyanın en eski dilleri arasında yer alan Farsça, milattan yediyüz yıl öncesine ait açık tarihi ve bin yıllık yazılı eserleriyle İran’ın köklü ve sağlam kültürünü komşu ülkelere kadar tanıtmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İran ve
İran İslam Cumhuriyeti Asya’nın batısında yer alan bir devlet. Kuzeyinde Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Hazar Denizi, doğusunda Afganistan ve Pakistan, batısında Türkiye ve Irak, güneyinde Basra ve Umman körfezleri bulunur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Şam bölgesinin defterlerini Arapçaya çevirtti. Daha sonra da oğlu Velid halife olunca,
Şam Suriye'nin başşehri veya “Dımaşk” şehrinin merkez olarak kabul edildiği Suriye bölgesine verilen ad. Bu bölgenin merkezi olan Dımaşk şehrine “Şam” da denilmektedir. Şehir merkezi Suriye'nin güneybatı kesiminde yer almaktadır. Akdeniz'e uzaklığı 96 km, denizden yüksekliği ise 685 metredir. Şam şehrinin kuzeyinde Kasiyun Dağı, batısında Cebelü'ş-Şarki ve Lübnan Dağları vardır. Doğu ve güney tarafları ise çevredeki ovalara açılmaktadır. El-Gûte Vahasının ortasında yer alan şehre, ortasın
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mısır defterlerini Arapça’ya tercüme ettirdi.

2. Divan-ür-Resail: Bu divana bakan reis, mektuplarla ilgilenirdi. Bunlar merkezden valilere ve valilerden de merkeze gönderilen mektuplardı.

3. Divan-ül-Müstagallat: Çeşitli gelirlere bakan divan.

4. Divan-ül-Hatem:
Mısır< (Arapça: Mısr/Masr, مصر) adıyla bilinen Mısır Arap Cumhuriyeti (Arapça: Gumhûriyet Masr'al Arabiye, جمهورية مصر العربية) Kuzey Afrika'nın en kalabalık ülkesidir. Nüfusun büyük bir bölümü Nil Nehri boyunca yerleşmiştir. Mısır, Kuzeydoğu Afrika'da yer alan, Kuzeyden Akdeniz ve doğudan Kızıldeniz'le kuşatılmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
tarafından kurulan bu divandaki memurlar, halifenin emirlerini istinsah ederek yani nüshalarını çoğaltarak gereken yerlere gönderme vazifesini yürütürlerdi. Emirler yazılıp dürülerek iple bağlanır ve mumla mühürlenirdi. Bu dört divandan başka, emniyet teşkilatının organizesi ve vazifeli memurlara maaş verilmesini, askeri harcamaların tanzim edilmesini yürüten başka divanlar da vardı. Yine posta işlerine bakan Divan-ül-Berid de hazret-i Muaviye zamanında kurulmuştur.

Abbasilerde de, devletin kuruluşundan itibaren işler, divan adı verilen muhtelif dairelerde yürütüldü. Abbasilerde, önce en büyük daireye divan denildi ise de, daha sonra muhtelif dairelere de bu isim verildi. Abbasilerin orta zamanlarında divan çok gelişme gösterdi. Devlet işlerini görüşmek ve yürütmek için, devletin ileri gelenlerinden büyük bir divan kurulurdu. Bu divanda; vezir, kadılkudat ve diğer vazifelilere ayrılmış yerler vardı. Halife için de bir makam ayrılırdı. Ancak halife buraya oturmaz, divana bakan yüksek bir yerden, divandaki müzakereleri takib ederdi. Divanın üyeleri onu görmezlerdi. Abbasilerde divana, Halife Mu’tasım devrinde Divan-ı Adl denildi. Abbasi Devletinde, devlet teşkilatı, Erbab-ı Seyf ve Erbab-ı Kalem olmak üzere ikiye ayrılmıştı.
Abbasi Devleti (750-1258) Hz. Muhammed'in amcası Abbas'ın soyundan gelen Ebul Abbas'ın kurduğu devlet. 750 yılında Abbasiler Emevi yönetimine karşı ayaklanarak halifeliği ve iktidarı ele geçirdiler. Bu tarihten başlayarak Abbasiler 1258'e kadar İslam dünyasının büyük bölümüne egemen oldular.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Vezir, hacib, nakib, divan-ı mezalim, Erbab-ı Seyfden idi. Erbab-ı Kalem ise; divan erkanı, ulema, belediye reisi, evkaf memurları ve diğer kalem erbabıydı. Abbasi devrinden itibaren ve daha sonraki senelerde divan, bütün İslam devletlerinde yaygın bir hale geldi.

Abbasiler zamanında yönetim işlerini bir arada yürüten
Sadrazam ya da Vezir-i Azam Osmanlı döneminde padişah adına devlet işlerini yöneten en yüksek derecedeki görevliye verilen isimdi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
’dan başka yalnız halifenin hususi mektuplarını yazıp gerekli yerlere gönderen, Sultaniyat adıyla başka bir divan daha kuruldu. Bunlardan başka umumi işlere bakan Divan-ül-am, adalet işlerine bakan Divan-ül-Adl, Kadılkudat, Divitdar, Hacib, Nakib gibi memurların katıldığı divanlar da kuruldu. Yine halifenin uygun gördüğü işlere bakan Divan-üz-Zimam, sarayda memur olanların işlerini yürüten Divan-ül-Aksam, denetim vazifesini yapan Divan-üz-Zaman, halkın devlet memurlarından dolayı şikayetlerini dinleyip ilgilenen Divan-ül-Mezalim, valilerin hesaplarına bakan Divan-üt-Tevki’, vakıf işlerini yürüten Divan-ül-Birr de, Abbasiler zamanında kurulan divanlar arasında yer aldı. Büyük divanlara tabi divanlar, yani muhtelif devlet daireleri vardır. Büyük divana aza olanlardan her biri, ayrıca kendi vazife sahasını ilgilendiren işlerin idaresi için reisi bulunduğu bir divana sahipti. Devlete bağlı eyaletlerde de divanlar kurulmuştu. Bu divanlar da, büyük divana bağlı ve aynı esaslar dahilinde yürütülüyordu.

Devlet, çağdaş anlamıyla, belirli bir ülkede yaşayan insan topluluğunun, egemenlik ve bağımsızlık temelinde oluşturduğu siyasal örgütlenme. Günümüzde ulusal devletle özdeşleşen devlet kurumunun tanımı, niteliği, işlevleri ve toplumla olan ilişkisi çağlar boyunca değişik biçimler almıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Müslüman Türk devletlerinde de divanlar kurulmuştur.
İtil Bulgarlarından sonra ilk Müslüman Türk devletleri, Karahanlılar, Gazneliler ve Selçuklular'dı. Karahanlılar, 944 yılında, İslamı resmî din olarak kabul etti. Karahanlılar arasında İslâm dîninin yayıcısı, Abdülkerim Satuk Buğra Han'ın oğlu Musa Baytaş oldu.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Büyük Selçuklu Devletinde merkezde veya hükümdarların bulundukları yerlerde umumi devlet işlerini yürüten ve Divan-ı Sultan adı verilen büyük bir divan vardı. Bundan başka, merkezde devletin mali, askeri, adli, muharrerat gibi işlerini yürüten ikinci derecede divanlar vardı.
Selçuklular, Türk-İslam devletlerinin en büyüklerindendir. Oğuzların Üçoklar kolunun, Kınık boyuna mensupturlar. 10. yüzyılın sonu ile 11. yüzyılın başlarında İslamı kabul ettiler. Selçuklular; Çin'den, Batı Anadolu dahil bütün Ortadoğu ülkeleri, Akdeniz sahilleri, Kuzeybatı Afrika, Hicaz ve Yemen'den Rusya içlerine kadar yayılan hakimiyetin, muazzam bir kültür ve medeniyetin temsilcisidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Eyaletlerde de divanlar kurulmuştu. Vezir büyük divanın reisi ve mesul amiriydi. Buna Sahib-i Divan-ı devlet denilirdi. İlk zamanlarda bu divana hükümdar başkanlık etmişse de, genelde idareyi vezir yürütürdü. Büyük Selçuklu Devletinde hükümdarın re’sen, yani başlı başına verdiği emirler de, divanda görüşülüp, istişare ve müzakere edildikten sonra karara bağlanırdı. Kesin olarak bilinmemekle beraber, kaynaklardan anlaşıldığına göre; vezir, maliye vekili olan sahib-i zimam vel-istifa veya müstevfi, sahib-i tuğra veya tuğrai denilen nişancı veya münşi ve devletin umumi müfettişi müşrif ve milli müdafaa vekili olan emir-i arız-ül-ceyş, divanın belli başlı üyeleriydiler.

Eyalet, çoğunlukla valilerce yönetilen ve yönetim bakımından bir tür bağımsızlığı olan büyük yönetim birimlerine denir. Osmanlı Devleti zamanında en büyük yönetim birimlerine eyalet denirdi ve eyaletlerin başında bir beylerbeyi bulunurdu. ABD, Avusturya ve Avustralya gibi ülkelerin yönetim birimlerine içişlerinde bağımsız olmaları nedeniyle Türkçede eyalet denilmektedir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Selçuklularda ilk divan, 1036 senesinde
Selçuklular, Türk-İslam devletlerinin en büyüklerindendir. Oğuzların Üçoklar kolunun, Kınık boyuna mensupturlar. 10. yüzyılın sonu ile 11. yüzyılın başlarında İslamı kabul ettiler. Selçuklular; Çin'den, Batı Anadolu dahil bütün Ortadoğu ülkeleri, Akdeniz sahilleri, Kuzeybatı Afrika, Hicaz ve Yemen'den Rusya içlerine kadar yayılan hakimiyetin, muazzam bir kültür ve medeniyetin temsilcisidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Tuğrul Beyin başkanlığında toplanmaya başladı. Divan haftada iki defa toplanırdı.
Selçuklu Devletinin kurucusu. Oğuzların Kınık boyundan Selçuk Beyin torunudur. Babasının adı Mikail’dir. Muhtemelen 993 yılında doğdu. Babası Mikail, gazâ akınında şehit düşünce, dedesi Selçuk’un yanında büyüdü. Çocukluğu Cend’de geçti. Büyük bir îtinâ ile yetiştirildi. Âilesinden dînî ve millî terbiye alıp, mükemmel silâh kullanmasını öğrendi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kutalmışoğlu Süleyman Şah,
Kutalmışoğlu Süleyman Şah, Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusudur. Tarihi kayıtlarda bazen Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Bey'in dedesi Süleyman Şah ile karıştırılır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Anadolu’ya gönderildiği zaman, Büyük Selçuklu divanından onun maiyetine vezir ve devlet ricali verilmişti.

Selçuklu Devletinde büyük divandan başka şu divanlar vardı:

1. Müstevfi Divanı: Bu divan, devletin mali işlerine bakardı. Bütün mali işlerden mesuldü. Vilayetlerdeki Amid denilen haraç ve tahsil memurları bu divana bağlıydı. Her vilayetin varidatını ve masraflarını tayin, bu divana aitti.

2. Tuğra ve İnşa Divanı:
Anadolu kelimesi Yunanca güneşin doğduğu yer anlamına gelen “Anatoli”dan doğmuştur. Romalılar, kendi topraklarına göre doğuda kaldığından buraya doğu toprağı anlamında Thema Anadolia demişlerdir. Anadolu isminin bir bölge adı olması ise Selçukluların Anadoluya gelmesiyle başladı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sultanın vilayetlerle ve eyaletlerle haberleşmesini sağlar, berat, nişan veya menşur denilen hükümdar tuğrasını taşıyan, arazi ve tayinlere ait vesikaları verirdi. Divanın reisine,
İslâm devletlerinde hükümdara verilen ünvan. “Pâdişâh, hâkan, han, hükümdar” mânâlarındadır. Sultan tâbiri, Müslüman hükümdarlarının bilhassa Sünnî kısmına âit bir ünvandır. Kelime, Süryâniceden alınmış olup, iktidar sâhibi demektir. Daha sonraları hâkimiyet, delil ve burhan mânâsına da alınmıştır. Sultan ünvânını ilk defâ 2. asrın ilk yıllarında, Gazne’de hükümdar bulunan Mahmûd İbn-il Emir Sebüktekin kullandı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Tuğra, İnşa veya Tuğrai adı verilirdi. Bu divan, Tuğra ve Divan-ür-Resail vel-İnşa olarak ikiye ayrılır ve ikincisinin reisine Münşi denilirdi. Tuğrainin bir vazifesi de; sultan ava çıktığı zaman, maiyetinde bulunup vezire vekalet etmekti.

3. Müşrif Divanı (Divan-ül-İşraf): Bu divanın vazifesi, devletin mali ve askeri işlerinin yolunda gidip gitmediğini teftiş etmekti. Divan reislerine İşraf-ı Memalik, Sahib ü Divan-ı İşraf-ı Memalik veya İşraf-ül-Memleke denirdi. Bu reisler, son derece itimada şayan, divan ve devlet işlerinde tam bir vukuf sahibi olan kimselerden seçilirdi. Onlar da icab ettikçe, şehirlere ve nahiyelere vekil göndererek işleri inceletirlerdi. Bu vekillerde de itimad ve liyakat aranırdı.

4. Divan-ı arız: Divan-ı Arz da denilen bu divanın vazifesi; askerin maaş ve levazımatını temin etmekti. Bugünkü tabirle Milli Savunma Bakanlığının vazifesini üstlenmişti. Ordunun levazımatına ve ihtiyaçlarına bakan, maaşlarını veren, defterleri tutup yoklamalarını yapan divandı. Reisine Emir-i arız denirdi.

pâdişâhın ismi ve lakabı bulunan alâmet, imzâ. Tuğranın Farsçası nişan; Arapçası tevkî’dir. Tuğra, bütün İslâm hükümdârları tarafından kullanıldı ve ferman, berât vesâire ile paralarda, pâdişâhların nişan ve alâmetleri olarak tuğraları çekildi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Anadolu Selçuklu Devletinin mühim dairelerinden biri de Divan-ı Tuğra idi. Bütün menşur, berat ve nameler, bu divanda yazılır ve hükümdar alamet ve tuğrası burada çekilirdi. Bu dairenin reisine Tuğrai denirdi. Bunlar Arapça ve Farsçayı iyi bilen alim ve ediplerden tayin edilirdi. Bir diğer divan da Divan-ı İşraf olup, devletin mali ve idari işlerini kontrol eder ve icab eden yerlere naib, yani divan namına vekil memur gönderirdi. Bir de adliye işlerine bakan Emir Dad Divanı vardı. Tevkif işlerine bakardı. icab edince veziri ve diğer divan azalarını da tevkif edebilirdi. İlhanlılarda,
Anadolu Selçuklu Devleti, Selçukluların Anadolu’da kurduğu devlettir. Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi 1071’deki Malazgirt Savaşı’ndan sonra hızlandı. Selçuklu komutanı Kutalmışoğlu Süleyman Şah (I. Süleyman Şah), Anadolu’daki fetihleri batıya yayarak 1075'te İznik’i Bizans’tan aldı ve burayı başkent yaparak bağımsızlığını ilan etti. Böylece kurulan Anadolu Selçuklu Devleti, İlhanlıların son Anadolu Selçuklu sultanını tahttan indirdikleri 1318'e kadar varlığını sürdürdü.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Akkoyunlularda ve
Akkoyunlular Türk boylarından biri. İran ve Doğu Anadolu’da devlet kurmuşlardır. Akkoyunluların ne zaman ve hangi yolla Anadolu’ya geldikleri bilinmemektedir. Bazı tarihçilere göre on ikinci asırda Maveraünnehr veya Azerbaycan’dan Doğu Anadolu’ya gelip, Urfa, Mardin ve Bayburt bölgelerine yerleştiler. Akkoyunluların soyu, Oğuz Hana kadar uzanmaktadır. Eski Oğuzların Bayındır boyunun bir oymağı oldukları da söylenmektedir. Bundan dolayı da Akkoyunlu Hanedanı “Bayındır” veya “Bayındırıyye”
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Memluklerde de divanlar vardı. Bu divanların teşkilatları, birbirine çok benzemekteydi.

Selçuklularda, bu divanların dışında, büyük divana dahil olmayan divanlar da vardı. Şer’i işlerin dışında kalan davalara bakan Divan-ı Mezalim, posta işlerini gören Divan-ı Berid bunlardandı. Divan-ı Berid’in reisi, Sahib-i Berid olarak anılırdı. Bunu hükümdar kendisi tayin ederdi. Bu divan vasıtasıyla hükümdar, memleketin her tarafından haber alırdı. Memleketin dört bir ucundan haber getirmek üzere Peykler, yani piyadeler (sailer) vazifelendirilirdi.

Anadolu Selçuklularında ise devletin bütün işlerini yürüten büyük divandan başka çeşitli divanlar vardı. Büyük divana, Divan-ı Saltanat veya Divan-ı ali denirdi. Bu divana vezir, icab edince de hükümdar başkanlık ederdi. Büyük divandan başka, büyük divan tarafından kendilerine havale edilen işleri gören ikinci derecede divanlar vardı. Bu divanlar Niyabet-i Saltanat veya Niyabet-i Hazret, Müstevfi, Pervane, Tuğra veya İnşa, arız, İşraf-ı Memalik divanlarıydı. Bu divanların reisleri, büyük divanın azalarından idiler. İkinci derecedeki divanlardan Niyabet-i Saltanat makamındaki kimse, vezirden sonra gelirdi ve hükümdar merkezde bulunmadığı zaman, ona ait devlet işlerine bakardı. Niyabet-i Hazret; Anadolu Selçukluları, Moğolların nüfuzu altına düştükten sonra,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Moğollar adına Selçuklu idaresinde söz sahibi olan naibe verilen addı. Devletin bütün mali işlerine Divan-ı İstifa bakardı. Yalnız arazi ve ikta defterleri ve onların muameleleri, büyük divana ve bu divana bağlı Pervane denilen divana bırakılırdı. Pervane, büyük divanda bulunan arazi defterlerinde, has ve ikta yani dirlik olan timara ait tevcihatı yapan ve buna dair menşur ve beratları hazırlayan mühim bir daireydi. Bu dairenin reisine Pervaneci ve bu berat ve menşurlara da Pervane denilmiştir.

Osmanlı Devletinde ise devlet işlerini yürüten, gerekli kararları alan devlet yetkililerinin toplandığı yüksek kurul anlamına gelen divan vardı. Bu durum, devletin daha kuruluş yıllarında ortaya çıkmıştı. Kısa zamanda vazifesi ve vazifesinin sınırları üzerinde duracağı kanunları tesbit edilmiş bir hale gelen divan, bütün devlet kuruluşlarının üstünde hususi bir ad ile anılmaya başlandı. En büyük divan, Divan-ı Hümayun’du. (Bkz. Divan-ı Hümayun)

Divan kelimesinin hazret-i Ömer zamanındaki anlamı, göz önüne alınınca, “yazıya geçme” “defter tutma” gibi bir anlamla karşılaşırız. Buradan hareketle şairlerden bazıları yazdıkları şiirleri deftere geçirmişler, böylece şiir defterleri, yani divanlar ortaya çıkmıştır. Bu şiirler yalnız bir şaire ait olup, sadece bir şairin şiirlerinin toplandığı defterlere “divan” adı verilmiştir. Bu şekilde ortaya konan divanlar,
Moğolistan'ın yerli halkı. Doğu Asya kavimlerinden. Asıl yurtları Moğolistan’dır. Kısa zamanda Asya kıtasının büyük bir kısmına sâhip olup, yayıldılar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ta başlangıçtan beri görülegelmiştir. Türk Edebiyatında ise,
Türkler'in tarih boyunca oluşturdukları sözlü ve yazılı edebiyat geleneğini ve bu geleneğin ürünlerini içerir. Türk edebiyatı tarihsel gelişimi içinde üç ana bölümde incelenmektedir: İslamlık'tan önceki Türk edebiyatı, İslam uygarlığı etkisinde gelişen Türk edebiyatı, batı uygarlığı etkisinde gelişen Türk edebiyatı. Bu sınıflandırma Türkler'in girdikleri din ve kültür çevrelerinin belirleyici etkisi göz önüne alınarak yapılmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ahmed Yesevi’nin
Ahmet Yesevi (1093 - 1156) Osmanlı topraklarında doğmasa da, Osmanlı döneminde yaşamasa da Ahmet Yesevi'nin Osmanlı İmparatorluğu üzerinde önemli etkileri olmuştur. Etkileri günümüze kadar ulaşan Ahmet Yesevi, 11. Yüzyılın ikinci yarısında bugünkü Kazakistan'ın Çimkent şehrinin doğusundaki Sayram kasabasında doğmuştur. Sayram, o dönemde önemli bir kültür ve ticaret merkezidir.

Babasının ölümünden sonra, ablası ile birlikte Sayram yakınlarındaki Yesi'ye yerleşen Yesevi,
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Divan-ı Hikmet adlı eseri ile ortaya konmuş, bunu doğu ve batı Türklüğünde yazılan divanlar takib etmiştir.
Hoca Ahmed Yesevi'nin yazdığı "hikmet" adlı şiirleri biraraya getiren Türk tasavvuf edebiyatının bilinen en eski örneklerini içeren kitap.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ne gelinceye kadar Yunus Emre, Ahmedi, Şeyhi gibi şairler birer divan bırakmışlar, Fatih’ten sonra ise, başta bazı Osmanlı padişahları olmak üzere divanlar yazmışlardır.

Divanlar, yığma veya gelişi güzel bir şekilde olmayıp, belirli bir tertibe göre düzenlenmişlerdir. Bu tertipte başta kasidelerin bulunduğu “kasaid”, sonra gazellerin bulunduğu “gazeliyat”, bunu da beyit, kıta, rubai, tarih ve mısralar ile çeşitli şiirlerin yer aldığı “müfred” kısımları takib eder. Bu şiirlerde de konu olarak bir düzenleme vardır. Önce münacat, tevhid, natlar bulunur.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi



Yorumlar - Lütfen konu (Divan) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.