Don Kişot

Don Kişot, İspanya’nın Alcala şehrinde doğan ve bir cerrahın oğlu olan Miguel de Cervantes Saavedra (1547-1616)nın romanı. Cervantes bu eserle şöhret bulmuştur. Eserin ilk kısmını El Ingenioso Hidalgo don Quixote de la Mancha adıyla 1605 yılında yayınladı ve büyük bir rağbet gördü. Arkasından Avellaneda (Meçhul Bir Kimse) adı ile Don Kişot’un sözde


<p>Cervantes (1547-1616)

Cervantes (1547-1616)

Don Kişot, İspanyol romancı Miguel de Cervantes Saavedra'nın romanı ve aynı zamanda bu romandaki asıl şahsiyetin adı. Don Kişot


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

İspanya’nın Alcala şehrinde doğan ve bir cerrahın oğlu olan
İspanya İber Yarımadasının beşte dördünü kaplayan bir Avrupa devleti. Doğu ve kuzeydoğusunda Akdeniz, kuzey, kuzeybatı ve güneybatısında Atlas Okyanusu, kuzeydoğusunda Fransa ve Andoro Cumhûriyeti, batısında Portekiz bulunmaktadır. Akdeniz’deki Balear, Atlas Okyanusundaki Kanarya Adaları İspanya’ya aittir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Miguel de Cervantes Saavedra (
Miguel De Cervantes Miguel De Cervantes ünlü İspanyol roman yazarı. İspanya’da 1547 yılında Alcala şehrinde doğmuştur. Fakir bir âilenin çocuğu olduğu için binbir zorlukla okudu. Madrid Üniversitesine devam etti. Talebelik sırasında yazdığı şiirlerde kâbiliyetini ve hayâl gücünü gösterdi. İspanya’da iş bulamayınca Roma’ya gidip orada işe başladı. İspanya ve Venediklilerin Osmanlılara karşı hazırladığı sefere asker olarak katıldı (1571). Deniz savaşında sol ko
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1547-
1547 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1616)nın romanı. Cervantes bu eserle şöhret bulmuştur. Eserin ilk kısmını El Ingenioso Hidalgo don Quixote de la Mancha adıyla 1605 yılında yayınladı ve büyük bir rağbet gördü. Arkasından Avellaneda (Meçhul Bir Kimse) adı ile Don Kişot’un sözde ikinci kısmını ortaya koydu ise de, asıl ikinci kısmını 1616 yılında yayınladı.

1605 ve 1615’te El ingenioso hidalgo Don Quijote de La Mancha (Marifetli ayan Don Kişot de La Mança) ve Segunda parte del ingenioso caballero Don Quijote de La Mancha (Marifetli şövalye Don Kişot de La Mança'nın ikinci bölümü) olmak üzere iki bölüm halinde yayımlanan roman, İspanyol Altın Çağından bir örnek olarak en akıcı edebi eserlerden biridir ve belkide İspanyol edebiyatına ciddi bir giriştir. Modern Batı edebiyatının en kaydadeğer kurgu romanlarındandır.

Don Kişot, küçük bir köy asilzadesidir.
1616 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Şövalye romanlarını okuya okuya dimağı karışmıştır. Silahdar olan Sanşo Pansa (Sancho Pança) ile birlikte serserice bir şövalye hayatı sürmek ister. Böylece bütün dünyada zevkle okunan sergüzeştler ortaya çıkar. Bunlar; kahraman olarak Don Kişot’un yel değirmenlerine karşı savaşı; kürek cezasına çarptırılanların onun tarafından kurtarılması; arabaya hücumu; bir otelde Sanşo Pansa’nın bir örtü içinde havaya sıçratılması; hizmetçi Maritornes’un marifetleri; Don Kişot’un hayalinde yaşattığı Dülsine du Tobosa (Dulcinee du Toboso) adlı sevgilisi ile geçirdiği maceralar; Sanşo Pansa’nın vali tayin edilmesi ve adaletle iş yapması gibi hadiselerdir. Bu vak’alardan başka asıl konu ile ilgili olmayan hikayeler de Don Kişot romanında yer almaktadır.

Kahraman olarak asıl Don Kişot; Rossinante adlı atının üstünde, başında miğfer, elinde mızrak uzun, zayıf ve üzüntülü bir çehre ile görünen ve okuyucunun hafızasına bu şekilde nakşedilmiş Figür şövalyesidir. Tabii eşeğinin üstünde iki heybesi arasında yerleşen, Don Kişot’un zıddına şişman ve kısa olan Şanso’ya da onun yanında yer vermek gerekir. Zaten asıl romanı roman yapan kahramanlar bunlardır.

Romanda düşünce ile, uygulamalı hayat karşı karşıya gelmektedir. Zıtlık, zaten beşer fikrinin iki kutbu olan Don Kişot ve Sanşo’da mevcuttur. Don Kişot, sabit fikirler bir yana; aklın, asaletin ve kibarlığın timsalidir. Ağzından güzel sözler çıkar. Sanşo ise değişik bir akla sahiptir. Bu onun atasözlerine ve tecrübelere bağlılığından ileri gelmektedir.

Günlük konuşmaya giren Don Kişot kelimesi asıl manasını Don Kişot romanının kahramanından alır. Kelimenin “iyilik ve yardım sever” manası yanında “deli ve gösteriş meraklısı, şöhrete düşkün” manası da vardır. Böylece Don Kişot başka milletlerin yanında bizim de günlük dilimizde yer almıştır.

Konusu

Don Kişot, Sancho Panza ve Rosinante ile birlikte umarsızca şövalyelik günleri tasarlamaktadır.

Fransa’da eskiden kullanılan bir soyluluk ünvanı. Ortaçağda krallar tarafından bâzı soylulara şövalyelik rütbesi verilirdi. On sekizinci yüzyıldan îtibâren soyluların oğullarına şeref bağışlanmıştır. Derebeylik zamânında kendine has zırhlı giyimi olan savaşçılara da şövalye denirdi. (Bkz. Derebeylik)
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
, Don Kişot'un hayalinde canlandırdığı ve onunla birlikte maceralar kurduğu sevgilisidir. Don Kişot, yani Senyor Kesada; halkını, vatanını çok seven bir insan olduğu için olsa gerek Sancho Panza'yı da yanına alarak Don Kişot oluyor. Kitaptada sözü edildiği üzere Don Kişot, mazlumları korur ve de kötülere göz açtırmaz.Fakat her zaman yere yıkılır ve dayak yer buda Don Kişot'un özelliklerindendir.

Don Kişot'taki karakterlerin listesi

Miguel de Cervantes Saavedra'nin romanı

Miguel De Cervantes Miguel De Cervantes ünlü İspanyol roman yazarı. İspanya’da 1547 yılında Alcala şehrinde doğmuştur. Fakir bir âilenin çocuğu olduğu için binbir zorlukla okudu. Madrid Üniversitesine devam etti. Talebelik sırasında yazdığı şiirlerde kâbiliyetini ve hayâl gücünü gösterdi. İspanya’da iş bulamayınca Roma’ya gidip orada işe başladı. İspanya ve Venediklilerin Osmanlılara karşı hazırladığı sefere asker olarak katıldı (1571). Deniz savaşında sol ko
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Don Quixote de la Mancha'daki karakterler.

Ana karakterler


  • ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Don Kişot(baş karakter),
    Don Kişot, İspanya’nın Alcala şehrinde doğan ve bir cerrahın oğlu olan Miguel de Cervantes Saavedra (1547-1616)nın romanı. Cervantes bu eserle şöhret bulmuştur. Eserin ilk kısmını El Ingenioso Hidalgo don Quixote de la Mancha adıyla 1605 yılında yayınladı ve büyük bir rağbet gördü. Arkasından Avellaneda (Meçhul Bir Kimse) adı ile Don Kişot’un sözde
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    'da yaşayan, aldatılmış bir İspanyol soylusu (
    İspanyol güney doğu Avrupa'nın İber Yarımadası'nda yer alan İspanya'nın yerli halk|halkına verilen isimdir. Bunun yanı sıra, en büyük kısmı Latin Amerika'da olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde İspanyol kolonicilerinin soyundan gelen önemli sayıda İspanyol yaşamaktadır.


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

    Hidalgo). Diğer adı Alonso Quijano (veya Quesada, veya Quijada),atı

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    yı sürerek, şövalyelik kitaplarında tanımlanan bir

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    gibi davranır ve buna inanır.

  • Sancho Panza (veya Zancas), Don Quijote'un okuyamayan ama 100 tane atasözü bilen,Rucio adlı eşeği süren refakatçısı

    Diğerleri

  • Ambrosio, çoban, merhum ''Grisóstomonun arkadaşı.

  • Ana Félix, ateşli Hristiyan hizmetçi,Ricote nin kızı, Berberiden kurtulmuştur.

  • Antonia, Alonso'nun kuzeni,yaşı 20 nin altındadır,Alonso'nun kitaplarını yakması için hem rahibi hem de berberi kışkırtır.

  • Antonio, çoban,
    Sancho Panza; Cervantes'in ünlü eseri Don Kişot'un (Don Quijote) baş kahramanı Mançalı Şövalye Don Kişot'un seyisidir. Don Kişot'la birlikte her macerada baş kahramanlarından biridir, her zaman hayal ettiği bir adası vardır ve bir de hiçbir zaman vazgeçemediği boz eşeğiyle her macerada o da vardır.


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

    rebap ile Don Kişot için bir şarkı çalar.(1. kitap, 11. bölümde)

  • Avellaneda, author of the false Second Part of Don Quixote who is frequently referred to in Cervantes' second part.

  • Rebap, çoğunlukla Orta Asya'da kullanılan, çeşitli biçimleri olan telli bir çalgı türüdür.


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

  • Cid Hamete Benengeli (" Hamid Eggplant"),Servantes tarafından uyarlanan (ve yazarlığı öğrenen) Don Kişot'un

    maceralarının yazarı olarak belirtilen kurgusal yazar.

  • , Don Kişot'un aşık olduğu kadın; gerçek ismi Aldonza Lorenzo

  • Dorothea, kederli güzel kadın,Luscinda için onu terketmeden önce Don Fernando ile evliydi,Don Kişot'u dağlardan uzaklaştırmak için Prenses Micomiconaymış gibi davranır.

  • Ginés de Passamonte a.k.a. Ginesillo de Parapilla, Don Kişot tarafından ölümden kurtarılmıştır.

  • Grisóstomo,aşk ilanı Marcela tarafından reddedildikten sonra kalbi çok kırılan çoban.

  • Maritornes, Don Kişot ve Sanço'nun geceyi geçirdiği handaki çirkin ama iyi kalpli hizmetkar. Don Kişot onu yanlışlıkla hancının kızı sandığında istemeyerek Don Kişot'la tartışmıştır,Don Kişot kendisine aşık olduğunu düşünür.

  • Marcela, varlıklı öksüz kız,doğayla iletişim kurmak için çoban kızı gibi giyinip ormanda yaşar,güzelliği düzinelerce reddedilmiş aşığı cezbetmiştir.

  • Montesinos, gezgin şövalye.

  • Nicholas, berber, Don Kişot'un arkadaşı.

  • Pero Perez, papaz yardımcısı.

  • , a Sanço'nun arkadaşı, İspanya'dan afaroz edilmiştir fakat Alman hacı olarak geri dönmüştür.

  • Roque Guinart, Katalan haydut 'nın romandaki uyarlaması.

  • Teresa (Joana) Panza ve Sanchica, Sanço'nu karısı ve kızı.

  • Bachelor Sansón Carrasco, Don Kişot'un arkadaşı,Don Kişot'u eve geri göndermek için kılık değiştirerek rakip şövalye gibi onunla dövüşür.

  • Don Sancho de Azpeitia,kılıç döğüşünde Don Kİşot'un kulağını kesen lı toprak ağası(I:9)

  • Vivaldo, ''Grisóstomonun karşılıksız aşkının şiirlerini ateşten kurtaran çoban.

    İsimsiz fakat önemli karakterler

  • Dük ve düşes, Don Kişot ve Sanço'yu şatolarına davet edip,küçük düşürücü türlü şakalar yaparak onlarla eğlenen Aragon lu aristokrat çift.

  • Don Quixote'un hizmetkarı, istekle ve zevkle kitap yakımını gerçekleştiren kişi.

  • Han sahibi,Don Kişot'u gece misafir eder ve onun şövalye olduğundan şüphe duyup alay eder ve Don Kişot'u hanında alel acele kovar. (I:3)

    Kitap

    Sevdiği ve uğruna yel değirmenlerine saldırdığı Dulsinea, aslinda fakir bir köylü kızıdır ama Don Kişot onu asil bir hanımefendi olarak görür. Kitap, sadece bir şövalye hikâyesi olarak değil, Cervantes'in yaşadığı çağın eleştirisini yaptığı bir felsefi eser olarak kabul edilmiştir. Don Kişot aynı zamanda zenginden alıp fakire veren bir kahramandır.

    O yıllarda kral II. Filip katolik mezhebini yaymaktadır ve İspanya tüm dünyaya yüz çevirmişken belki de Don Kişot, İspanya'nın o günkü durumuna Cervantes 'in bir haykırışıdır. Toplumun kendisini kapatmışken onu değiştirmenin mümkün olamayacağına ilişkin bir taşlamadır.

    Yazarın başyapıtlarını bile gölgede bırakan Don Kişot (Don Quijote), 100 roman, öykü ve oyunun yer aldığı listede, ikinci gelen yapıttan bile yüzde 50’den fazla oy almıştır. Dili sadedir ve gerçekleri ele almıştır.

    Bu eseri Miguel de Cervantes'i üne kavuşturmuştur. Cervantes o zamanki İspanya'nın durumunu adeta Don Kişot ile açıklıyor.

    Don Kişot özeti

    İspanya, Meça Kenti’nin köylerinden biride elli yaşlarında soylu bir adam yaşardı. Bu adam boş zamanlarını şövalye romanları okuyarak geçirirdi. Bu onda öyle bir tutku haline gelmişti ki kendini okuduğu romanlarda anlatılan “gezici şövalye” olarak görmeye başlamıştı. Artık o, evinde oturamazdı, Romanlarda olduğu gibi zırhını ve silahlarını alıp serüvenden serüvene koşmalıydı. Fakat bir eksiği vardı, okuduğu romanlarda her şövalyenin yaptığı kahramanlıkları adadığı bir prensesi olurdu. Prenses olarak kendi köyünde yaşayan ve çok güzel bir kız olan Aldonz Lorence’yi seçtikten sonra yola koyuldu yolda kendisinin şövalye ilan ettirmediğini hatırladı, bu yüzden yolda gördüğü ilk kişiye kendini şövalye ilan ettirecekti. Biraz daha yol aldıktan sonra bir han gördü, bu hanı bir şatoya benzetti, içindede kendini şövalye ilan edecek bir soylunun yaşadığını düşündü. Hancı Don Kişot’u ilk gördüğünde onun nasıl bir insan olduğunu ve onun suyuna gitmeyi kendisi için uygun olacağını düşündü ve Don Kişot’un isteğini geri çevirmedi. Sabaha karşı uydurma bir tören düzenleyip Don Kişot’u şövalye ilan ettiler. Hancı şövalyeye iyi bir şövalyenin parasının ve bir seyisinin olmasını gerektiğini söyler. Buna inan Don Kişot köyüne dünüp biraz para ve birde seyis bulmaya karar verir. Dönüş yolunda bir grup tüccarla karşılaşır ve onları duelloya davet eder, düello esnasında atından düşen sövalye birde dayak yer. Olaydan sonra oradan geçmekte olan bir köylü tarafından bulunur ve köyüne getirilir. Köye döndüğünde ailesi onu bu işten vaz geçirmeye çalışsada o gezici şövalye olmaya kararlıdır. Yanına kendi köyünde yaşayan Sanşo Panza bir delikanlıyı seyis olarak almak ister. Delikanlıyı ikna ettikten sonra sabah erkenden yola koyulurlar. Bir süre yol aldıktan sonra bir ovaya vardılar. Burada birçok yel değirmeni vardır ve Don Kişot bunları dev sanarak üzerlerine yürümeye başlar, seyisinin tüm engellemelerine rağmen vazgeçmez atını tüm gücüyle en yakındaki yel değirmenine sürmeye başlar. Hayali bir deve saldıran şövalye yel değirmenin kanadına takılarak yirmi metre ileri fırladı. Don Kişot kendine geldikten sonra tekrar yola Lapice limanına doğru yola çıkarlar. Yolculuk sırasında kendileri yorgun hisseden çift biraz mola verirler. Bu sırada bir grup katırcının Don Kişot’un atının eğerini ve Sanşo Panza’nın eşeğinin yüklerini çalmaya çalıştığını geçte olsa fark ederler ve katırcılarla kavga eden Don ve Sanço kavgadan bir hayli kötü durumda çıkarlar.

    Zor da olsa kendilerini bir hana atarlar, içeriye perişan halde girdiklerini gören hancı, karısı ve kızı onlara yardım ederler yaralarını sararlar. Birkaç gün sonra handan ayrılı ve yeniden yola koyulurlar.

    Yolculuk sırasında yolun karşısından kendilerine doğru gelen bir atlı görürler. Atlının başındaki gümüş tası Mambrrinin büyülü miğferi sanır ve adama saldırır adam canını kurtarmak için her şeyini bırakır ve kaçar. Aslında adam bir berber ve kafasındaki tasta yağmurdan korumak için taktığı bir traş tasıydı. Sonra yeniden yola koyulurlar.

    Yine yolculuk sırasında bir kalabalık gördüler ve bu kişiler zincirlerle birlerine bağlı idiler Sanço bunların birer şuçlu olduklarını anladı ve efendisini bu adamlardan uzak durması konusunda uyardı fakat Don Kişot gezici şövalyenin görevleri arsında bu durumdaki kişileri kurtarmak ta olduğunu savunarak onların yanlarına gitti. Onlara eşlik eden şövalyelere saldırarak suçluların serbest kalmasını sağladı. Buna karşılık olarak Don Kişot suçluları prensesi ilan ettiği Aldonz Lorence’ya göndermek isteyince mahkumlar Don Kişotu taşlarlar ve hepsi kendi yoluna gider.

    Kara Dağa doğru yola koyulan kahramanlarımız oraya vardıkların birkaç gün dinlemeye karara veriler. Burada Don Kişot’un aklına dünya şövalyelerinin en kahramanı olan Aamadis de Gaules’ün yaptığını yapıp, tuhaf delilikler yapıp, çile çekecek ve onları prensesine adayacaktı. Prensesin bunlardan haberdar olması içinde seyisiyle bir mektup yazıp ona gönderdi. Seyis bir hanın yanından geçerken köylüsü olan papaz ve berberi gördü, papaz ve berber Don Kişotu gezici şövalyelikten vaz geçirmek istiyorlardı. Sançodan Don Kişotun yerini öğrenip bir plan yaparak Don Kişotu yeniden köyüne götürdüler. Fakat Don Kişot ve seyisinin bu işten vazgeçmeye niyetleri yoktur. Bir plan yaparak evden kaçmayı başarırlar. Bu kaçışa sinirlenen Don Kişotun ailesi ve arkadaşlar berber ve papaz bu kaçıştan Sançoyu sorumlu tutmaktadırlar. Don Kişotu eve getire bilmek için tekrar plan yaparlar. Bu sefer berber bir gezici şövalye kılığına girip Don Kiştu yenicek ve şartlarını ona kabul ettirecektir. Fakat işler umduğu gibi gitmez ve dövüşü kayıp eder, bunun sonucunda berber Don Kişotun şartlarını kabule etmek zorunda kalır.

    Don Kişot Saragosa doğru yola çıkar. Saragos yolunda kocaman ve üzerinde renk renk bayraklar olan bir yük arabasını durduran Don Kişot onun krala altın götürdüğünü sanmaktadır. Abracıyı sorgular. Abracı arabadaki kafesin içinde iki Afrika aslanı bulunduğunu söyler. Don Kişot a göre bu Fresto adında bir büyücünü işidir ve bu yüzden aslanlar savaşma ister. Abracıya zorla aslan kafeslerinin kapısını açtırır. Arabanın etrafında aslan bakıcısından başka kimse kalmamıştır. Bakıcının kapıları açmasına rağmen aslanlar dışarı çıkmak istemez. Don Kişot asların kendiden korktuğunu düşünür ve kapıların kapatılmasına izin verir.

    Aslan serüveninden sonra Don Kişot bir köy düğününe katılır. Düğünde ters giden olayları düzeltir. İki sevenin birbirine kavuşmasını sağlar. Daha sonra Saragosa doğru yola koyulurlar. Saragosa doğru ilerlerken yolları Dük ve Düşeşle kesişir. Dük ve Düşeş onların komik öykülerini duymuşlar, şakayı ve eğlenceyi seven bu insanlar. Bunları ağırlamak bu soyluların tek düze yaşantısında bir değişiklik yaratacaktır diye düşünürler. Onlara gerçek Şövalye ve dünyanın en üstün seyisi muamelesi göstererek eğleneceklerdi. Don Kişot ve Sanço şato da misafir edildi şato halkı da bu eğlencelere katıldı. Sanço bir yere vali olmayı çok isteyen biriydi. Bunu öğrenen Dük Sançoya bir oyun oynayarak onu bir yere vali olarak atadı. Don Kişot ve Sançonun yolları burada ayrılmıştı. Sanço’nun geçici valiliğinden hemen herkes memnundu . Etrafındakiler bir köylünün bu kadar akıllı, sağ duyu sahibi olmasına hayrandı, emir ve önlemler çok akıllıca idi. Dük bile valinin ipe sapa gelmez işlerine gülsede çoğu zaman Sanço’yu övmek durumunda kalıyordu. Bazıları ise artık bu oyununu bitmesini istiyordu. Bu geclerden birinde vali Sanço dinlenmeye çekildiğinde, olağan dışı sesler duyan Sanço yaşadığı olaylı geceden sonra, işiden iğrendi. Oyunu tertipleyenler. İşi bu kadar ileri götürdüklerinden dolayı pişman olmuşlardı. Sanço olaylı gecenin sonunda eşeğini alarak valilikten vazgeçip köyünün yolunu tuttu. Valiliğin sorunlarının eşeğinin yanında Don Kişot’un dostluğunun yanında kıymeti olmadığını anlamıştı. Şuanda efendisi ne yapıyordu acaba?

    Sanço sonunda şatoda yaşadıklarının hatırladıkça Dük ve çevresindekilerin onlarla alay ettiklerini fark ediyordu.

    Don Kişot’tan ayrıldığına çok pişmandı. Onu dünya zenginliklerine feda ettiğini düşündü. Onun yüzüne nasıl bakacaktı. Bu düşüncelerle ilerlerken eşeği ile beraber bir kuyuya düştü. Akşama kadar uğraştı kuyudan çıkamadı. Dışarıdan bir gürültü işitti, yardım istedi. Gelen Don Kişot’tu. Epey uğraştıktan sonra Don Kişot Sanço’yu kuyudan çıkarttı. İkisi birlikte uğraşıp Sanço’nun eşeğini de çıkartılar.

    Don Kişot’ta Dük’ün kendisi ile alay ettiğinin fark edip şatodan ayrılmıştı. Beraber yeni serüvenlere doğru kucak açarak Barselona’ya doğru yöneldiler. Sonunda Barselona’nın surlarına vardılar. Bir sabah sahilde seyisi ile gezinen Don Kişot kendi gibi zırhlı bir şövalye ile karşılaştı. Adam beyaz ay şövalyesi olduğunu söyledi ve çarpışmaya karar verdiler. Bu sırada oradan geçen Barcelon’a valisi onları en doğrusu cirit oyunu düzenlemek olduğunu söyledi. Beyaz Ay şövalyesi Don Kişot’u yenerek, Don Kişot’tan 1 yıl boyunca şatosuna çekilmesini istedi. Don Kişot kabul etti. Beyaz Ay şovalyesi aslında Don Kişotun dostu berber idi.

    Köylerine dönerler iken Don Kişot şatosunu gördüğünde “Bütün yaptıklarımın delilik olduğunu anladım. Benimle alay ettiklerini şimdi anlıyorum.” Dedi ve özür diledi. Don Kişot şatosunu döndüğü günden beri hasta idi ve günden güne eriyordu. Don Kişot bir gün papaz ve berberle konuşup Allah’ın ona aklını yeniden bağışladığını ve artık Don Kişot olmadığını söyledi. şövalye öykülerine inanmadığını belirtti. Bir süre sonra herkesi toplayıp notere son arzularını yazdırdı. Bu günün akşam saatlerinde huzurlu ve sakindi. Şatonun yakınındaki bir çalılıkta karatavukların sesi, gürgen dalında öten güvercinin sesi duyuluyordu. Don Kişot dünyadan gelen bu selama gülümsedi sonra temiz ve günahsız ruhunu Allah’a teslim etti.

    Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.



    Yorumlar - Lütfen konu (Don Kişot) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.