Eğitim

Eğitim, toplumun değer yargılan ile bilgi ve beceri birikiminin yeni kuşaklara aktarılması; bu amaçla okullarda ve benzer kurumlarda sürdürülen öğretim ve yetiştirme etkinlikleri.

Eğitim, toplumun değer yargılan ile bilgi ve beceri birikiminin yeni kuşaklara aktarılması; bu amaçla okullarda ve benzer kurumlarda sürdürülen öğretim ve yetiştirme etkinlikleri.

Geniş anlamda eğitim, kişinin belli bir yaşam tarzını öğrendiği toplumsallaşma ye kültürleşme süreciyle özdeş tutulabilir. Bütün toplumlarda eğitimin amacı, yeni kuşaklara bir kültür birikimini aktarmak, gençlerin davranışını yetişkinlerin hayat tarzı yönünde biçimlendirerek, onlan gelecekteki toplumsal rollerine doğru yöneltmektir. En ilkel kültürlerde örgün (formel) eğitim,
Kültürleşme iki veya daha fazla kültürün etkileşim sonucu değerler, inançlar ve davranışlardaki muhtemel değişme prosesidir. Özellikle kültürel antropoloji ve sosyal psikoloji sahalarında daha sık kullanılan bir terimdir. Dinamik bir süreçtir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
okul ve
Çeşitli derecelerde toplu bir şekilde, genel veya özel öğrenim yapılan kurum. Felsefî, edebî, iktisadî bir doktrine bağlananların bütünü veya bir doktrinin kendisi. Okul kelimesi, Fransızca “école”den dilimize geçmiştir. Osmanlı eğitim sisteminde “mektep” olarak bilinen kelime 1935’te “okul” olarak değiştirilmiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
öğretmenlik gibi uzmanlaşmış kurum ve işlevler hemen hiç yoktur; genellikle bütün toplumsal çevre ve etkinlikler okul işlevi görür, yetişkinlerin hemen tümü öğretmen konumundadır. Toplumlar karmaşıklaştıkça, kuşaktan kuşağa aktanlacak bilgi birikimi kimsenin tek başına taşıyamayacağı kadar çoğalır, kültür aktarımının daha seçici ve etkin yollannı geliştirmek gerekir. Okullarda ya da okul niteliği taşıyan kuruluşlarda öğretmenliği meslek edinmiş kişilerce sürdürülen örgün eğitim bu gereksinimi karşılar. Eğitimin örgünleşmesiyle birlikte okul, çocukları belirli bir süre için ailelerinden ayırır ve öğrenim, genç kuşakların toplumca onaylanmış bir etkinliği durumuna gelir.

Toplum yapısının karmaşıklaşmasına ve okul sisteminin kurumlaşmasına koşut olarak, eğitim etkinliğinin günlük yaşamla doğrudan İlgisi azalır, eğitim pratikten bir ölçüde soyutlanır. Eğitimin örgün bir çevrede yoğunlaşması, gençlerin kendi kültürleri üzerinde yalnızca gözlem ve öykünmeyle kazanabileceklerinden çok daha fazla bilgi edinebilmelerine olanak sağlar. Öte yandan günümüzde örgün eğitimin başlıca işlevlerinden biri, genç işgücünün ekonomideki çeşitli istihdam alanları arasında dağılımını yönlendirmektir. Özellikle II. Dünya Sava-şı'ndan sonra, eğitime harcanan kaynakların verimliliğini artırmak, toplam işgücü içindeki oranı sürekli yükselen genç nüfusu kazançlı iş olanaklarına hazırlamak ve sanayinin becerili işgücü talebindeki artışı karşılayabilmek gibi amaçlarla eğitimde mesleki hazırlığa gitgide daha büyük önem verilmeye başlamıştır {bak.
Öğretmenlik eğitim ve öğretim kurumlarında öğrencilere istenilen seviyede bilgi, beceri veya bir sanatı, tekniği öğretme mesleği. Bu mesleği icrâ eden kimseye öğretmen, muallim veya hoca adlı verilir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
mesleki eğitim). Örgün eğitimin gene günümüzde vurgulanan bir başka işlevi, yetişkinlerin gözetiminde akran grubu ilişkilerinin gelişmesini özendir-mesidir. Çocuğun akran grubuyla kurduğu ilişkiler, aile otoritesinden bağımsızlaşmasını, çok sayıda başka ailenin değer ve deneyimleriyle ilişki kurmasını sağlar. Çağdaş toplumlarda çocuk bakımı da örgün eğitim kurumlarının işlevleri arasında sayılmaktadır; bu işlev gerçekte anababalann işgücüne katılımını kolaylaştırma gereksiniminin bir uzantısıdır.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İlköğretimden doktora sonrasına değin dikey bir eğitim piramidinden söz edildiği gibi, eğitimin türleri (örn. mesleki ve genel) arasında yatay bir bölünmeden de söz edilebilir. Başlangıçta yüksek ruhbanlık görevlerini yerine getirebilecek kişilerin yetiştirilmesi amacıyla düzenlenen örgün eğitim, bu anlamda mesleki nitelik taşıyordu.
Öğretim, belli bir amaç için gereken bilgiyi verme işidir. Öğretimin çeşitli basamakları vardır: İlköğretim, ...
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ortaçağda da eğitimin en yaygın biçimi çıraklıktı).
Ortaçağ, Milattan Sonra 5. yüzyıl ve 13. yüzyıllar arasını kapsayan dilimin adı. Bu kelime 17. yüzyıldan beri Avrupa tarihi sözkonusu olduğunda, kullanılmaya başlanmıştır. Bu kavram, genellikle insanların öznel bilincinde biçimlendiği için kesin başlangıç ve bitiş noktalarından söz edilemez. Ancak, bütün bu nedenlere rağmen, tarih kitaplarında Roma imparatorluğunun bölünme tarihi (M.S. 395) yada son Batı Roma İmparatorluğunun düşüş tarihi (476) gibi noktalar Ortaçağın başlangıcı olarak alı
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
18. yüzyıl ve
18. yüzyıl, miladi takvime göre 1 Ocak 1701 ile 31 Aralık 1800 günleri arasındaki zaman dilimi olarak kabul edilir. 18. yüzyıl olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
19. yüzyılda ise
19. yüzyıl, miladi takvime göre 1 Ocak 1801 ile 31 Aralık 1900 günleri arasındaki zaman dilimi olarak kabul edilir. 19. yüzyıl olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Batı Avrupa ile

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kuzey Amerika'da yeni burjuva sınıfı üyelerinin başlıca çabası, yüksek kültür çevresine girmelerini sağlayabilecek bir genel eğitimden geçebilmekti; ama öteki sınıflar eski becerileri aktaran çıraklık sistemini sürdürüyordu. 19. yüzyılda ilköğretim yoksul sınıflara yaygınlaşırken, yeni mühendislik ve bilim kavramlarına dayalı
Kuzey Amerika, kuzey yarım kürede bulunan, kuzeyde Arktik Okyanusu, doğuda Atlantik Okyanusu, güneyde Karayip Denizi, ve batıda kuzey Pasifik Okyanusu'yla çevrili olan kıta dır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
de gelişmeye başladı. 20. yüzyılda gelir düzeyinin yükselmesine ve tüketim toplumunun yaygınlaşmasına koşut olarak, eskiden üst ve orta sınıfların ayrıcalığı sayılan genel eğitimin bütün çocukları kapsaması eğilimi güçlendi; Öte yandan teknik uzmanlaşmanın gelişmesi daha çok insanın yüksek düzeyli mesleklere girmesine olanak hazırladı. Çağdaş tüketim toplumunun gelişmesi boyunca "kültürlü kişi" kavramı da kökünden değişti. Nüfusun durmadan büyüyen bir kesiminin, yaşamının gitgide daha uzun bir bölümünü, hatta olgunluk yaşlarını bile eğitim sürecinde geçirmesi, çağdaş kültürün yapısını temelden etkilemeye başladı. İnsanı sürekli öğrenci olarak gören anlayış giderek yerleşirken, güçlü öğrenci grupları Batılı toplumların belirgin Özelliklerinden biri oldu.

20. yüzyıl olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sanayileşme ve teknolojik gelişme, eğitimin, biçim ye içeriğinde de sürekli değişikliğe yol açtı. İşbölümünün karmaşiklaşmasıy-la birlikte, uzun süreli bir örgün eğitim gerektiren mesleklerin sayısı arttı. Toplumun teknik ve bürokratik Örgütlenmesini yönlendirmek için gereken kadro kabardıkça, eğitilmiş ve becerili insangücü akımının sürekliliğini sağlamak önem kazandı. Ama bir yandan da genel kültür düzeyinin yükseltilmesi ile çalışma yaşamının gitgide uzmanlaşması arasında bir çatışma ortaya çıktı. Eğitimin birincil amaçlan arasında yer alan, olgunlaşmış bir kültürün sürekliliğini sağlama gereği ile teknolojinin ve bilginin içeriğinin değişmesi arasındaki çelişki de giderek belirginleşti. Öğrenim sürecinde öğrencinin anlatım özgürlüğünün korunması, öğrenci ile öğretmen arasındaki yakın ve sıcak İlişki İle gelecekteki İş yaşamının hiyerarşik ve genellikle otoriter yapısı arasındaki bağdaşmazlık da 20. yüzyılın eğitim alanında ortaya çıkardığı bir başka gerilimdir. Gelişmekte olan ülkelerde ise eğitim alanındaki en belirgin eğilim, okuryazarlığı bütün topluma yaygınlaştırma, özellikle ilköğretimi okul çağındaki bütün çocuklara ulaştırma çabasıdır. Ama okuryazarlıkla, bu özelliğin gündelik yaşamda kullanımı arasında doğrudan bağ kurulamadığı için, yetişkinlere dönük okuma yazma kampanyaları çoğu kez başarısız kalmaktadır. Bu nedenle genellikle, kişinin okuryazarlık gerektiren bir işi başarabilme yeteneği olarak tanımlanan "işlevsel okuryazarlık" kavramı yeğlenmektedir. İlköğretimde ise öğretim yöntemlerinin eskiliği, öğretmenlerin eğitimsizliği, okul binalarının yetersizliği vb gelişmekte olan ülkelerin karşılaştığı başlıca sorunlardır. Öte yandan bu ülkelerde ortaöğretimle)

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
yüksek öğretime yönelik talep, ekonomik kalkınmaya katkıda bulunabilecek becerileri kazanma isteğinden çok, prestij yarışı ile çocukları elit konumlara hazırlama çabasından kaynaklanmaktadır. Yükseköğretim düzeyine ulaşanlar genellikle teknik ve bilimsel beceriler edinmeye değil, beşeri bilimlere, özellikle de hukuk öğrenimine ilgi göstermektedir. Bu nedenle gelişmekte olan ülkelerde, kültürel bağımsızlığı kazanma hedefi ile teknik ve bilimsel becerilerde kendine yeterliliği sağlayabilecek kadroların yetiştirilmesi arasında optimum dengenin kurulması büyük önem taşımaktadır. Gelişmiş bir yükseköğretim programının, ilk ve orta öğretim düzeylerinde sağlam bir temel gerektirdiği de unutulmamalıdır.

Eğitimin ekonomik boyutları

Bir toplumun eğitime yönelik harcamaları, tıpkı fiziksel sermayeye yapılan yatırımlar gibi, bugünkü tüketimden vazgeçerek gelecekteki getirile-ri artırmak amacıyla "beşeri sermayeye", yani toplumun bilgi ve beceri birikimine yapılan bir yatırım gibi görülebilir. Bu yatırımın bir bölümü, eski kuşakların ve onların becerilerinin yerini yeni kuşakların ve yeni becerilerin almasını sağlarken, bir bölümü de beşeri sermaye stokunda net bir artış gerçekleştirecektir. Toplumsal ve teknolojik değişmenin hızı, kısıtlı doğal ve beşerî kaynaklardan optimum biçimde yararlanabilmek için eğitim planlamasına günümüzde büyük önem kazandırmıştır. Eğitim planlaması, bireylerin mesleki ve başka tercihlerini kolaylaştırmakla yetinen gevşek bir yönlendirme sistemi olabileceği gibi, merkezî hükümetçe saptanan belirgin insangücü hedeflerini gerçekleştirmeye yönelik bir süreç de olabilir. Genel eğitim planlamasında dikkate alınacak başlıca unsurlar, nüfus değişikliği, ekonomik büyüme ve kalkınma, toplumsal talep ve fırsat eşitliği gibi hedeflerdir. İnsangücü planlamasının temel yaklaşımı ise, becerili İnsan-gücünde optimum arzı sağlayabilmek amacıyla devletin eğitim ve Öğretim sistemine müdahale etmesidir. İnsangücü planlamasının başarısı, gelecekteki toplam becerili insangücü gereksiniminin doğru tahmin edilmesine bağlıdır; ayrıca insangücü arz ve talebine ilişkin kuramsal hedeflerin bireysel tercihlerle de uyumlaştırılması gerekir. Eğitim harcamalarının değerlendirilmesinde kullanılan bir başka ölçüt uluslararası karşılaştırmadır. Örneğin kişi başına ulusal gelirleri benzer düzeyde olan ülkelerin tüketim örüntülerinin de benzemesi beklenir. Ama eğitim yapısı genellikle gelir düzeyinden çok ekonomik yapıyla ilişkilidir. Tarihsel koşulların eğitim yapısı üzerindeki etkisi, toplumsal ve ekonomik yapının etkisinden de güçlüdür.

Eğitim hizmetlerine dönük talep sürekli artma eğilimindedir. Talepteki artışın kaynaklarından biri olan nüfus artışı, yaşam standardının yükselişi sonucunda yavaşlasa da, bu kez yüksek yaşam standardı eğitim talebinin yaygınlaşmasına yol açar. Toplam öğrencilik süresinin uzaması, İlköğretimin evrenselleşmesi, eğitim görmüş kuşakların kendi çocukları için daha yüksek bir eğitim düzeyi araması ve genel olarak teknolojik gelişme ile ekonomik büyüme, eğitim talebindeki sürekli artışın Öteki önemli kaynaklandır. Oysa eğitim hizmetlerinin arzında yapısal belirsizlikler vardır. Özellikle kentleşmenin doğurduğu nüfus akışkanlığı, eğitim talebinin uzmanlık alanlarına dağılımındaki kaymaların yol açtığı öğretmen açıkları, nüfusun dinsel ve etnik yapısı, eğitim hizmetleri arzının talebe kolayca uyum göstermesini zorlaştıran başlıca etmenlerdir. Öğretmenler toplam eğitilmiş insangücünün önemli bir oranını oluşturduğu için, öteki mesleklerin eğitilmiş kadro talebindeki artışlar da potansiyel öğretmen arzını düşürme eğilimindedir. Ayrıca Özellikle gelişmekte olan ülkelerde öğretmenlik, akademik ve toplumsal yükselmenin bir basamağı olma işlevini yitirmektedir. Gelişmiş ülkelerde de nüfusun yüzde 20-25'inin gerek öğretmen gerek öğrenci konumuyla eğitim sisteminde tam zaman istihdam edilmesi, öğretmenliği bir prestij mesleği olmaktan çıkararak, bir tür seri üretim etkinliğine dönüştürmektedir. Eğitim talebinin ilk, orta ve yüksek aşamalar arasındaki dağılımında demografik ve toplumsal değişikliklerin doğurduğu kaymalar da arz ve talep arasındaki kronik dengesizliğin bir başka nedenidir.

Eğitim sistemleri.

Bütün eğitim sistemleri tarihsel, siyasal, toplumsal ve ekonomik etmenlerin bir ürünüdür. Ama dünyadaki eğitim sistemleri genel çizgileriyle merkeziyetçi, ademi merkeziyete, ve karma sistemler biçiminde gruplanabilir.

Bütün eğitim sistemlerinin ortak sorunlarından biri, kamu eğitiminde dinin yerinin belirlenmesidir. Birçok batılı ülke kamu okullarından din dersini kaldırmış, din eğitimi amacıyla yerel nitelikte ayrı okulların açılmasını özendirmiştir. Bununla birlikte, örneğin İrlanda gibi bazı ülkelerde din eğitimi hem seçmeli hem zorunlu olabilmekte, ayrıca bazı okullar dinsel örgütlerce yönetilmektedir. Kamu sistemi dışında kalan okullann denetlenmesi ve dil azınlıkları ile öteki azınlıklara yönelik uygulamalar, eğitim sistemlerinin çözmek zorunda olduğu öteki önemli sorunlar arasındadır.

Merkeziyetçi eğitim sistemlerinde yetkiler merkezî yönetimde toplanmıştır. Örneğin

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Fransa'da eğitim bakanı hem 6-16 yaş (zorunlu eğitim çağı) arasındaki kuşağın eğitiminden, hem de yükseköğretimden sorumludur. Doktor unvanı dışında bütün unvan ve belgeler bakanlıkça verilir. Çoğu dinsel Örgütlerce yönetilen, ama devletten de belirli bir yardım gören özel okullann mezunları da bu kurallara bağlıdır. Eğitim bakanlığı bütün ülkeyi eğitim bölgelerine ayırmıştır. En büyük birim olan academide(eğitim dairesi) bîr üniversite ile bir grup ortaöğretim kurumundan oluşur. Acadimie' nin başyöneticisi, hükümetçe atanan rektördür. Rektörün başlıca görevi yönetici kadroları görevlendirmek ve sınavları denetlemektir. Eğitsel bölünümde genişlik bakımından İkinci sırada yer alan departe-ment'ın (il) başında bulunan vali yalnızca ilköğretimden sorumludur. Valinin eğitime harcanmak üzere yerel vergi salma yetkisi vardır; ama finansman temelde hükümetçe sağlanır. En küçük birim olan commune (bucak) yöneticisi belediye başkanı, aynı zamanda yerel eğitim kurulunun da başkanıdır. Belediye başkanının görevi, ulusal eğitim politikasının gereğince uygulanmasını sağlamaktır. Yerel birimlere gitgide daha çok sorumluluk verilmesine karşın, Fransa' da genel olarak merkezî yönetim eğitimin denetimini bugün de elinde tutmaktadır. Fransa'dakinden farklı olmakla birlikte, merkeziyetçi sistemi benimsemiş ülkeler arasında
Fransa Cumhuriyeti (Fransızca:République Française) ya da kısaca Fransa, Belçika, Lüksemburg, Almanya, İsviçre, İtalya, Monako, Andorra ve İspanya ile komşu olan, Batı Avrupa'da ülke. Avrupa Birliği'nin kurucu üyesidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İtalya,
İtalya Cumhuriyeti ya da kısaca İtalya (İtalyanca:Repubblica Italiana) Avrupa'nın güneyinde, çizme biçimli bir yarımadanın ve Akdeniz'de Sicilya ve Sardinya adalarının üzerine kurulmuş bir ülkedir. Kuzeyinde Fransa, İsviçre, Avusturya ve Slovenya ile komşudur. San Marino ve Vatikan şehir-devletleri de bütünüyle İtalyan topraklarıyla çevrilidir. İtalya devleti vatandaşı olanlar ya da soyu İtalya ile bağlantılı olan kişilere İtalyan denir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Danimarka,
Danimarka Krallığı, ya da kısaca Danimarka (Dancada Danmark) Kuzey Avrupa'da İskandinavya'da başkenti Kopenhag (København) olan bir ülkedir. Danimarka anayasal bir monarşi olup, devlet başkanı 2'inci Margrethe'dır. Grönland ve Faroe Adaları da Danimarka'ya aittir. İzlanda ise 1944'de dek Danimarka'nın egemenliği altında kalmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İsveç,
İsveç Finlandiya ile Norveç arasında yer alan kuzey Avrupa ülkesidir. Yaklaşık 9 milyonluk bir nüfusa sahiptir. Yüzölçümü: 449,964 km²'dir. Para Birimi İsveç Kronu'dur. Resmi dili bulunmamasına karşın de facto olarak İsveççe konuşulmaktadır. Fransızca, Almanca ve Fince de okutulmaktadır. Ancak küreselleşmenin etkisiyle İngilizce çok yaygın bir biçimde konuşulmaktadır. Başkenti Stockholm'dür. Toplam nüfusu 9,060,430 (84.)
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Norveç, Arjantin,
Norveç Krallığı İskandinavya Yarımadasının kuzeyini ve batısını ihtivâ eden, Batı Avrupa’nın en kuzeyinde kalan bağımsız bir krallık.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Brezilya,
Resmi adı Brezilya Fedaratif Cumhuriyeti olan devletin başkenti Brasilia'dır. Nüfusu yaklaşık 175 milyon olan ükenin yüzölçümü 8.511.965 km2, dini hıristiyanlık ve resmi dili Portekizce'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
El Salvador,
El Salvador, Orta Amerika'da yer alan yaklaşık 6.9 milyonluk nüfusa sahip bir ülkedir. Ülke, batıda Guatemala'ya, kuzey ve doğuda Honduras'a komşudur. Güneyinde Büyük Okyanus bulunur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Yunanistan,
Yunanistan Cumhuriyeti Balkan Yarımadasının güneyinde, kuzeyden Arnavutluk, Makedonya ve Bulgaristan, Doğudan Türkiye, güneydoğudan Ege Denizi, güneyden Akdeniz ve batıdan Adriyatik Denizi ile çevrili ülke. Başkenti Atina olan ülkenin nüfusu 10.665.989 kişidir. Resmi dili Yunanca, dini Hıristiyanlık (İslamiyet, Batı Trakya) ve para birimi Euro'dur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Belçika ve
Belçika (Hollandaca: België, Fransızca: Belgique, Almanca: Belgien), Kuzey Avrupa'da bulunan, Avrupa Birliği ve NATO üyesi ülkedir. Federal devlet yapısına sahip olup, Hollandaca'nın bir lehçesinin resmi dil olduğu Flaman Bölgesi (Vlaanderen), Fransızca'nın resmi dil olduğu Valon Bölgesi (Wallonie) ve her iki dilin de resmi sıfatını taşıdıkları Brüksel Başkent Bölgesi (Région de Bruxelles-Capitale)'den oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hollanda sayılabilir. Ademimerkeziyetçi sistemlere örnek olarak
Hollanda ya da Hollanda Krallığı (Hollandaca: Nederland), Hollanda, Aruba ve Hollanda Antillerinden oluşur. Hollanda, kuzey ve batıda Kuzey Denizi, güneyde Belçika, doğuda ise Almanya ile komşudur. Ülke topraklarının çoğunluğu deniz seviyesinin altındadır. Hollanda, Belçika ve Lüksemburg ile birlikte Benelüks ülkelerinden bir tanesini oluşturur. Hollanda'nın Rotterdam kenti, Avrupa'nın en büyük limanlarından biridir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ABD,
ABD Amerika Birleşik Devletleri'nin kısaltması.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Batı Almanya,
Batı Almanya Almanya'nın 2.Dünya Savaşı'ndan sonra ikiye ayrılması sonucu oluşan devlettir. 1949 ile 1990 arası varlığını sürdüren devlete Bonn şehri başkentlik yapmıştır.Zamanında Cem Karaca'da Batı Almanya'ya sığınmıştır.1990'da Berlin Duvarı'nın yıkılmasıyla Doğu Almanya ile Almanya çatısı altında birleşmiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hindistan,
Hindistan, ya da resmî adıyla Hindistan Cumhuriyeti (Hintçe: Bhārat Gaṇarājya; İngilizce: Republic of India), Güney Asya'da bulunan bir ülkedir. Yüzölçümü açısından dünyada en büyük yedinci ülkesidir. Nüfusu en kalabalık ikinci ülkedir, ve dünyanın en büyük demokrasisidir. Güneyinde Hint Okyanusu, batısında Umman Denizi ve doğusunda Bengal Körfezi olan ülkenin deniz kıyısı 7.517 kilometre uzunluktadır. Başkenti Yeni Delhi'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kanada ve
Kanada, eski adı ile Kanada Dominyonu, Kuzey Amerika kıtasının en kuzeyindeki ülkedir. 10 eyalet ve 3 bölgeden oluşan, merkezi olmayan, anayasal monarşi ile yönetilen, 1867'de Konfederasyon yasası ile kurulan bir federasyondur. Yüzölçümü 9,984,670 km² (2.), nüfusu 33.426.600 (2010 yılı 36. sırada) kişidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Avustralya gösterilebilir. Bu sistemlerin özelliği, okulların ve eğitimi etkileyen politikaların temelde yerel denetim altında olması ve yerel kaynaklarca finanse edilmesidir. Merkezî bir devlet kuruluşu, eğitim için yardımcı ya da özel fon sağlayabilir; ama bu konudaki karar mekanizmasına çok ender durumlarda katılır. Örneğin ABD'de federal hükümetçe uygulanan tek bir eğitim sistemi yoktur. Eğitim her eyaletin kendi sorumluluğundadır ve eyaletler, merkeziyetçi ve ademimerkeziyetçi sistemlerden birini tercih eder. Birçok eyalette, gerekli fon tahsisi, Öğretmenlerin ders verme yetkisinin onaylanması, müfredatın önerilmesi, okul yapımı ve onarımının denetlenmesi, eyalet eğitim kurulunun yetki alanındadır. Ama yönetim yetkisi genellikle yerel eğitim kurullarının elindedir. Eğitim kurullarının Çoğu kez seçimle gelen yöneticileri, eğitim politikasını saptama ve bütçeyi belirleme konularında yöre halkının dileklerine uyar. İngiliz eğitim sistemi ise karma sistemin Örneğidir. Bu ülkede, eğitim bakanlığının çizdiği genel çerçeve ile yerel gereksinimler arasındaki uyum, yerel yetkililerce sağlanır.

Linkler

http://www.ef.com.tr/ Yurtdışı Eğitim
Avustralya, güney yarım kürede yer alan bir ülkedir. Hint ve Büyük Okyanus arasında uzanır. Avustralya tüm bir kıtayı kaplayan tek ülkedir. Komşuları Endonezya, Doğu Timor, Papua Yeni Gine, Solomon Adaları, Vanuatu, Yeni Kaledonya ve Yeni Zelanda'dır. Avustralya'nın başkenti Canberra, en büyük şehri ise Sydney'dir. Avustralya'nın nüfusu 20,5 milyondur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.



Yorumlar - Lütfen konu (Eğitim) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.