Ebu Hanife

Ebu Hanife (asıl adı Sabit bin Numandır), 699 yılında Kufe’de doğup, 767'de Bağdat'ta öldürüldü. Müslümanlar tarafından ehl-i sünnet itikadının lideri kabul edilir. Hanefi Mezhebinin kurucusudur. Müslüman inancında olanların %45-50'i Hanefi mezhebindedir.

Ebu HanifeEbu Hanife Camisi İrak
Ebu Hanife (asıl adı Sabit bin Numandır), 699 yılında
699 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kufe’de doğup,
Kent bilgi kutusu


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

767'de
767 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Bağdat'ta öldürüldü.
Bağdat Irak'ın başşehri. Nüfusu 4,5 milyon civarındadır. Mezopotamya çanağının ortasında, Dicle Irmağının iki yakası üzerinde ve Dicle'nin Fırat'a en çok (40 km) yaklaştığı noktada, geniş bir alüvyon ovası üzerinde yer alır. Bağdat'ta yazlar kuru ve çok sıcak, kışlar yumuşak ve serin geçer. Ortalama yağış yılda 130 mm dolayındadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Müslümanlar tarafından
Müslüman isim, din bilgisi Arapça muslim + Farsça -¥n (Türkçede teklik olarak kullanılır) kelimlerinden oluşmuştur. Aşağıdaki anlamlarda kullanılır:
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ehl-i sünnet itikadının lideri kabul edilir.
Ehl-i Sünnet Alm. Der Weg der Sünniten, Fr. la voie d ahl-i Sunnat, İng. The Sunni Path. İslam dininde doğru itikat üzere olanlar. Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamın ve Eshabının (aleyhimürrıdvan) yolunda bulunanlar, bildirdikleri itikat üzere inananlar.

Eshab-ı kiramın, Peygamber efendimizden naklen bildirdiklerini, olduğu gibi, hiçbir şey ekleyip çıkarmadan kabul edip, böylece inanıp, onların yolunda olup, onlar gibi inananlara Ehl-i sünnet
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hanefi
tanrının birliğine inanan demektir
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mezhebinin kurucusudur. Müslüman inancında olanların %45-50'i Hanefi mezhebindedir.

Babasının adı, Sabit'tir.

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İran'ın ileri gelenlerinden bir zatın soyundan olup, Faris oğullarındandır. Dedesi Zuta'nın, İslam dinini kabul ettiği, babası Sabit'in,
İran İslam Cumhuriyeti Asya’nın batısında yer alan bir devlet. Kuzeyinde Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Hazar Denizi, doğusunda Afganistan ve Pakistan, batısında Türkiye ve Irak, güneyinde Basra ve Umman körfezleri bulunur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hz. Ali ile görüştüğü, kendisi, evladı ve zürriyeti için duasını aldığı rivayet edilir.

Küçük yaşta
Arapça 'Ulu, yüksek' anlamına gelen ve Türkiye dahil birçok Müslüman ülkede erkek ismi olarak kullanılmakta olan sıfat.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kur’an-ı kerimi ezberlemiş ve

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Arapçanın o zaman tasnif edilmekte olan
Hami-Sami Dil Ailesi'nin Sami koluna mensup bir lisan. Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'da halkın çoğunluğunca, Türkiye ve İran'da ise Arap azınlıklarca kullanılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
, , şiir ve
Şiir, dilin anlam, ses ve ritim öğelerini belli düzen içinde kullanarak, bir olayı ya da bir duygusal ve düşünsel deneyimi yoğunlaşmış ve sıradanlıktan uzaklaşmış bir biçimde ifade etme sanatına verilen isim. Şiirde dil yalnızca bir iletişim aracı olmakla kalmaz, başlı başına bir amaca da dönüşür.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
edebiyatını öğrenmiştir. Gençliğinin ilk yıllarında
Edebiyat ya da yazın, yazarın düşünce ve duygularını, okuyanın estetik bir tat almasını sağlamak amacıyla yazılmış ya da böyle bir amaç gütmese de biçimsel olarak bu düzeye ulaşmış yazılı yapıtların tümüne verilen isimdir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Eshab-ı kiramdan
Ashab-ı Kiram ya da Eshab-ı Kiram ("Ulu Ashab" veya "Ulu Sahabeler"), sahabelere verilen isimdir. Daha çok bir hürmet ifadesidir. Eshab kelimesi, sahibin ve sahabe kelimesi de sahabin çoğuludur. Sahabi, Hz. Muhammed'i hayatta ve peygamber iken bir an gören, eğer kör ise, bir an konuşan büyük veya küçük, mümine denir. Sahib kelimesi de bu manadadır. Sahabe de eshab manasınadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Enes bin Malik’i,
İslam


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

’yı, ’ı, ’yi ve hicri 102’de en son

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mekke’de vefat eden
Mekke (Arapça: مكة), Arap Yarımadası'nda Hicaz eyaletinin başkenti ve Suudi Arabistan'ın en büyük şehri. İslam dini bu şehri kutsal kabul etmektedir ve 'Şehirlerin Anası' diye nitelemektedir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
’yi görmüştür. Bunlardan hadis dinlemiştir.

Hz. Muhammed’in (SAV) değişik olaylar ve problemler karşısında inananları aydınlatmak, Kuranın bazı ayetlerini daha açık bir dille ifade etmek için söylediği sözler bütünü.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
’nin tavsiyesiyle ilme sarılıp, ders halkalarına devam etmeye başlamıştır. İmam-ı A’zam önce kelam ilmini, iman ve itikadı ve münazara bilgilerini Şabi’den öğrenmiştir. Daha sonra Hammad bin Ebi Süleyman’ın ders halkasına katılarak fıkıh ilmine başlamıştır. Hammad’ın derslerine yirmi sekiz yıl devam etmiştir.

Hocası Hammad’ın dersine devam ettiği sırada sık sık
Birtakım kanıtlara başvurarak, temel dini hükümleri açıklayan, sistemleştiren ve savunan; İslam inancının ilkelerini akıl te­meline oturtmayı, açıklamayı amaçlayan di­siplin.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hicaz’a gidip
Arap yarımadasının kuzeybatı bölümünü ve Kızıldeniz kıyılarını kaplayan Suudî Arabistan krallığının bir bölümü. Yüzölçümü 400.000 ...
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mekke ve
Mekke (Arapça: مكة), Arap Yarımadası'nda Hicaz eyaletinin başkenti ve Suudi Arabistan'ın en büyük şehri. İslam dini bu şehri kutsal kabul etmektedir ve 'Şehirlerin Anası' diye nitelemektedir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Medine’de çoğu
Medine, Suudi Arabistan'ın Mekke kuzeyinde yer alan Mekke'den sonra ikinci büyük şehridir. Eski adı Yesrib'dir. Medine'ye, Medirra, Medirke, Meddiyne, Mezzine de denmiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Tabiinden olan alimler ile görüşür, onlardan
Tabiin, bir İslam dini terimi. Sahabeleri görmüş olan müslümanlara verilen isim.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
hadis rivayeti dinler ve
Hz. Muhammed’in (SAV) değişik olaylar ve problemler karşısında inananları aydınlatmak, Kuranın bazı ayetlerini daha açık bir dille ifade etmek için söylediği sözler bütünü.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
fıkıh müzakereleri yapardı.
Temel kaynakları Kur’an ve sünnet olan İslam hukukuna verilen ad.

Fıkıhın amacı, yasa koymaktan çok, ana kaynaklara, yani Kur’an ve sünnete uygun hükmü araştırmaktır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ehl-i beytten
Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın bütün âile fertleri. Mübârek hanımları, kızı hazret-i Fâtıma ile hazret-i Ali ve bunların evlâtları olan hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyin, onların çocukları ve kıyâmete kadar gelecek torunlarının hepsi. Hattâ Peygamberimizin temiz soyunun bağlı olduğu Hâşimoğullarına da Ehl-i Beyt denir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Zeyd bin Ali’den, Muhammed Bakır’dan ilim öğrendi.

Tasavvuf bilgilerini Muhammed Bakır, ondan sonra da den olan Cafer-i Sadık'dan öğrendi. Eshab-ı kiramdan İbni Abbas’ın ilmini, Mekke fakihi Ata bin Ebi Rebah’tan ve İkrime’den, Hz. Ömer ve onun oğlu Abdullah’tan nakledilen ilimleri Abdullah bin Ömer’in azatlısı Nafi’den öğrendi. Böylece, Eshab-ı kiramdan İbni Mesud ve Hz.Ali’den nakledilen ilimleri de buluşup görüştüğü Tabiinden öğrendi.

İmam-ı A’zam, İslam dinine yaptığı hizmetleriyle İslamiyet’i iman, amel ve ahlak esasları olarak bir bütün halinde insanlara yeniden duyurmuş, şüphesi ve bozuk bir düşüncesi olanlara cevaplar vermiş, önce itikadda birlik ve beraberliği sağlamış; ibadetlerde, günlük işlerde İslam fıkhının esaslarını ve şeklini tespit etmiştir. Böylece, ikinci hicri asrın müceddidi (dinin yeniden yayıcısı) unvanını almıştır.

İmam-ı A’zam, fıkhı; Leh ve aleyhte olanı bilmek, tanımak diye tarif etmiştir. Bu tarife göre fıkhı tespit etmek için, başvururdu. Bunlar Kitap, yani Kur’an-ı kerim, Sünnet (Peygamberin sözleri, fiilleri ve takrirleri), (Eshab-ı kiramın bir mesele hakkındaki sözbirliği) ve (hükmü verilmiş meselelere benzeterek bir başka meseleyi hükme bağlamaktır.

İmam-ı A’zam herhangi bir fıkıh mevzuunun işlenmesi veya fetvasının takrir edilmesi, yahut da cevabı bulunmak üzere mevzu (konu) edildiğinde, sırasıyla bu dört kaynağa baş vururdu. Önce Kur’an-ı kerime bakar, hükmü aranan meselenin işaret yoluyla, iktiza yoluyla, ibare yoluyla veya delalet yoluyla cevabı varsa meseleyi ona göre çözerdi. Meselenin halli için Kur’an-ı kerimde delil bulunmazsa Sünnete, burada da bulamazsa İcma-ı Ümmete bakardı. Bu kaynaklarda bulursa meseleyi çözerdi, hükmünü bildirirdi. Şayet sırasıyla bu üç kaynakta bulamazsa, o zaman Kıyasa başvurur ve meseleyi çözerdi.

İşte İmam-ı A'zam Ebu Hanife; en mükemmel usullerle yaptığı uzun çalışmaları ve ictihadı neticesinde çözdüğü ve tedvin ettiği fıkıh (hukuk) bilgileri ile Müslümanların ibadetlerinde ve diğer işlerinde İslamiyet'e doğru bir şekilde uymak için takip edecekleri bir yolu gösterdi ve bu yola “Hanefi Mezhebi” denildi.

Talebelerine verdiği dersleri ise mükemmel bir usul ile yürütürdü. Bir taraftan fıkhın eski hadiselere ait bilinen hükümleri takrir edilir (anlatılır) ve müzakere yapılır, diğer taraftan yeni hadiselere ait hükümler bulunurdu. Geçmiş ve yaşanmakta olan hadiselerin hükümleri takrir edilirken, bunlara benzeyen veya aynı cinsten olup da gelecekte vuku bulabilecek hadiselere ait hükümler de araştırılıp bulunurdu. Dolayısıyla imam-ı A’zam'ın derslerinde geçmiş ve yaşanmakta olan halin meselelerinden başka, geleceğe ait meselelere geçilmiş ve fıkhın külli (genel) kaideleri tespit edilmiştir.

İmam-ı A’zam, ömrü boyunca, insanları, imandan ayırmaya çalışan ve kendilerine “Dehriyyun” denilen fırkalarla mücadele etmiştir. Bunların başında ibni Sebeciler, Hariciler ve Mürcie, Mutezile, Cebriyye gibi fırkalar gelmekteydi.

İmam-ı A’zam, fıkıh ilmini ilk defa kollara ayırıp her branşın bilgilerini ayrı ayrı toplamış, usuller koymuş, Feraiz ve Şurut kitaplarını yazmıştır. Ayrıca Eshab-ı kiramın, Peygamber'den naklen bildirdiği iman, itikad bilgilerini de toplayıp yüzlerce talebesine bildirdi.

İlmi Kelam, yani iman bilgileri mütehassısları yetiştirdi.

Başta gelen talebeleri; ismiyle meşhur Yakub bin İbrahim, Muhammed Şeybani, Züfer bin Hüzeyl, Hasan bin Ziyad, oğlu , Davud-i Tai, , , , , gibi âlimlerdir.

İmam-ı A’zam’ın derslerinde çözülen fiili ve nazari fıkhi meselelerin sayısı altıyüzbini aştığı rivayet edilir.

ondan gelen kelam bilgilerini kitaplara yazmıştır. Yetiştirdiği talebelerin sayısı dört bine ulaşmış olup, bunlardan yedi yüz otuzu ilimde iyice yükselmiş, içlerinden kırk kadarı ictihad derecesine çıkmıştır. Bazı müellifler onun derslerinde yetişen talebelerinin isim ve künyelerini, mensup oldukları şehirlerini tespit edip, yazmışlardır. İmam-ı A’zam ticaretle de uğraşırdı.

Vefatı

İmam-ı A'zam bütün zorlamalara rağmen hükümet ve siyaset işlerine karışmamıştır. İkinci Abbasi halifesi bu yüzden İmam-ı A'zamı hapsettirip işkence yaptırmış ve zehirleterek öldürtmüştür.

Vefatından sonra çok kimseler onu rüyasında gördüklerini söylemişler ve kabrini ziyaret ederek, onun şânının yüceliğini dile getiren rivayetler anlatmışlardır.

“Yüz elli senesinde dünyanın ziyneti gider” hadis-i şerifinin, imam-ı A’zam için olduğunu İslam âlimleri bildirmiştir. Çünkü o tarihte İmam-ı A’zam gibi bir büyük vefat etmemişti. Mezhebi, İslam âleminin büyük bir kısmına yayıldı. Selçuklu Sultanı Melikşah’ın vezirlerinden İmam-ı A’zamın kabri üzerine mükemmel bir türbe ve çevresinde bir medrese yaptırdı. Daha sonra Osmanlı padişahları bu türbeyi defalarca tamir ettirmiştir. Bkz: İmam-ı Azam Ebû Hanife Külliyesi

Eserleri

Ebu Hanife'nin eserleri pek çok olup zamanımıza kadar ulaşmış olanları başlıca on tanedir. Aslında akaid ve fıkıh ilimlerinde rivayet edilen bütün meseleler onun eseridir.

  • ve : İmam-ı a’zamın usul-i dinde ilk yazdığı eserdir.

  • El-Fıkh-ul-Ekber: Akaide dairdir. Bu eserin birçok şerhi yapılmış olup, başlıcaları şunlardır: ; tarafından yapılan şerhidir. Bu kitap Hakikat Kitabevi tarafından ofset yoluyla basılmıştır. Pezdevi, Ebu’l Münteha ve imam-ı Matüridi tarafından yapılan şerhleri de meşhurdur.

  • : İmam-ı a’zam bu eserinde istita’at (insan gücü) hayır ve şer, kaza ve kader meselelerini açıklamaktadır.

  • : Eserde iman, küfür, irca ve va’id meseleleri açıklanmıştır.

  • : Bu eserde muhtelif meseleler hakkında Ehl-i sünnet itikadını bildirmek için tertiplenmiş soru ve cevaplar vardır.

  • : Eserde Ehl-i sünnet vel-cemaatin hususiyetleri anlatılmakta, akaid ve farzların hudutları açıklanmaktadır. Bu vasiyetten başka oğlu Hammad’a ve talebesi Ebu Yusuf’a yaptığı vasiyet olmak üzere on beş kadar vasiyetnamesi vardır.

  • El-Asl

  • Kaynaklar

  • Vikipedi

    Ebu Hanife Resimleri


    • Ebu Hanife Camisi İrak



    Yorumlar - Lütfen konu (Ebu Hanife) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.