Eski Mısır

Mısırın ilk devirleri(4 binyıl-M.Ö.16. yy)

Mısır, eski dünyanın ilk siyasi birliğidir. Bu erken doğuşta raslantı dan çok olağanüstü şartların oluşturduğu bir yazgı vardır. Bu ülkenin siyasi, etnik manevi dayanıklılığı, sürekliliği bu oluşumu belgeler. Mısır imparatorlğuu, Asyanın büyük imparatorluklarından da, Roma İmparatorluğu’ndan da uzun ömürlü olmuştur.

Eski MısırNil nehrini, nehir üzerindeki beş şelaleyi ve Hanedanlık döneminin (M.Ö. 3150 - M.Ö. 30) büyük şehir ve bölgelerini gösteren Antik Mısır haritası.
] Eski Mısır yada Antik Mısır (Khemet, Egypt), Antik Çağ'daki en büyük medeniyetlerdendir. M.Ö. 3050 yılları civarında kuruluşundan önce, güney Mısır ve kuzey Mısır olarak ikiye ayrılmaktaydı. Güney Mısır,
Antik tarih insanlık tarihinin başlangıcından erken dönem Orta Çağ'a kadarki zaman dilimindeki belirgin kültürel ve siyasi olayları konu alır. Her ne kadar bu bitiş tarihi (erken Orta Çağ) büyük oranda göreceli olsa da, çoğu Batılı akademisyenler Batı Roma İmparatorluğu'nın 476'daki çöküşünü antik Avrupa tarihinin (geleneksel olarak kabul edilmiş) sonu olarak tanımlarlar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Nil nehri boyunca uzanan verimli vadi,
Kuzeydoğu Afrika’da büyük bir nehir. 6640 kilometrelik uzunluğu ile dünyânın en uzun, 3.200.000 km2 su alma alanı ile dünyânın üçüncü büyük nehridir. Nil’in su alma havzasında bir grup göl bulunur. Bunlardan biri olan Victoria, dünyânın ikinci büyük gölüdür. Nil, başlangıçta Beyaz Nil (esas kol) ve Mavi Nil olarak iki ana kol hâlinde doğar ve bu kollar Hartum’da birleşir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mısır tarihinde
Mısır< (Arapça: Mısr/Masr, مصر) adıyla bilinen Mısır Arap Cumhuriyeti (Arapça: Gumhûriyet Masr'al Arabiye, جمهورية مصر العربية) Kuzey Afrika'nın en kalabalık ülkesidir. Nüfusun büyük bir bölümü Nil Nehri boyunca yerleşmiştir. Mısır, Kuzeydoğu Afrika'da yer alan, Kuzeyden Akdeniz ve doğudan Kızıldeniz'le kuşatılmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
olarak, kuzey Mısır, delta ise Aşağı Mısır olarak geçer.

Antik Mısır'ın dilinin, dinin ve uygarlığının esas adı Khemet olup, Egypt ise eski Yunan literatüründe geçmektedir.

Yukarı Mısır'ın tarihine değin bulunan en eski bilgiler M.Ö. 6000'li yılları göstermektedir; ancak kurucusu Tiu'nun doğum tarihi ya da yaşadığı dönem hala sırdır. Aşağı Mısır'a gelince, bilinen kurucusu Ro en ünlü kralı da Scorpion King - Akrep Kral filminde de ilham alınan Scorpion of Egypt (Mısır Akrebi), Zekhen'dir. Yukarı Mısır'ı kendi yönetimi altında birleştiren Zekhen'den sonra kral olan Narmer, Delta bataklıklarına doğru yayılmayı sürdürmüştür.

Narmer'in kuzey Mısır'daki; Wazner'in güney Mısırdaki egemenliği sonrasında; Hor-Aha (ya da Menes olarak bilinir) birleşik Mısır İmparatorluğu'nun ilk firavunuydu.

Antik Mısır;
Mısır'ın kuzeyinde, Kahire'den Akdeniz'e uzanan, verimli Nil deltasını içine alan bölgeye verilen isim.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Augustus Caesar'in liderliğindeki

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Roma İmparatorluğu tarafından M.Ö. 30 yılında ele geçirilmiştir. M.S. 7. yüzyılda Araplar burada egemen olmuş ; 1517 yılında ise
Bugünkü İtalya’nın Latium bölgesinde, Tiber Irmağı’na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin merkezi oldu. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiledi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılmıştır. 1882 yılında da Mısır ;
Osmanlı Devleti, 13. yüzyıl sonlarından 20. yüzyılın ilk çeyreğine değin varlığını sürdüren Türk devleti. Anadolu'da kurulmuş, sınırları tarihi boyunca çok değişmekle birlikte en geniş döneminde bugünkü Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Romanya ye Akdeniz'in doğusundaki adaları, Macaristan ve Rusya'nın bazı kesimlerini, Kafkasya, Irak, Suriye, Filistin ve Mısır'ı, Cezayir'e kadar tüm Kuzey Afrika'yı ve Arabistan'ın bir bölümünü kapsamıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İngiltere'nin kolonisi olmuştur.

Mısırın ilk devirleri(4 binyıl-M.Ö.16. yy)

Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı, İngiltere Avrupa’nın kuzeybatı kıyısında yer alan Britanya Adalar Topluluğu üzerinde, dört ülkeden müteşekkil bir devlet. Bu adalar topluluğu Büyük Britanya ve İrlanda Adalarıyla birlikte, 5000 küçük adadan meydana gelmiştir. Batısında İrlanda Denizi, doğusunda Kuzey Denizi, kuzeyi, güneybatısı ve kuzeybatısı Atlas Okyanusu ile çevrilidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mısır, eski dünyanın ilk siyasi birliğidir. Bu erken doğuşta raslantı dan çok olağanüstü şartların oluşturduğu bir yazgı vardır. Bu ülkenin siyasi, etnik manevi dayanıklılığı, sürekliliği bu oluşumu belgeler. Mısır imparatorlğuu,
Mısır< (Arapça: Mısr/Masr, مصر) adıyla bilinen Mısır Arap Cumhuriyeti (Arapça: Gumhûriyet Masr'al Arabiye, جمهورية مصر العربية) Kuzey Afrika'nın en kalabalık ülkesidir. Nüfusun büyük bir bölümü Nil Nehri boyunca yerleşmiştir. Mısır, Kuzeydoğu Afrika'da yer alan, Kuzeyden Akdeniz ve doğudan Kızıldeniz'le kuşatılmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Asyanın büyük imparatorluklarından da,
Dünyanın en büyük kıtası. Avrupanın doğusunda, Büyük Okyanus'un batısında, Okyanusya'nın kuzeyinde ve Arktik Okyanus'un güneyinde bulunan kıta. Doğuda Pasifik Okyanusu, kuzeyde Kuzey Buz Denizi, güneyde Hint Okyanusu, batıda Avrupa kıtası ile çevrilidir. Avrupa kıtası ile olan sınırı kesin tespit edilmiş değildir. Eskiden Don Nehri, Asya ile Avrupa arasında sınır olarak kabul edilirdi. Daha sonra Ural Dağları sınır olarak kabul edilmeye başlandı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Roma İmparatorluğu’ndan da uzun ömürlü olmuştur.

Sıkı bir gerekirciliğe (
Bugünkü İtalya’nın Latium bölgesinde, Tiber Irmağı’na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin merkezi oldu. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiledi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
determinizme) bağlanmadan, elverişli bir koşullar demetinin, Mısır’ın kaderini etkilediği söylenebilir. Bu koşullar hem coğrafi, hem etnik türdendir.
Determinizm yada gerekircilik ya da, felsefede, dünyanın belirli bir andaki durumunun, önceki halinin sonucu ve gelecekteki durumunun sebebi olduğunu kabul eden görüş. Gerekircilik, illiyet (sebebi, sonuca bağlayan bağ; nedensellik) ilkesine dayanır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Nil nehri’nin ülke için birleştirici bir etken olması ve düzenli taşkınların kıyılardaki toprakların bereketi sağlaması Mısır bakımından çok güçlü bir etken olmuştur.

Kuzeydoğu Afrika’da büyük bir nehir. 6640 kilometrelik uzunluğu ile dünyânın en uzun, 3.200.000 km2 su alma alanı ile dünyânın üçüncü büyük nehridir. Nil’in su alma havzasında bir grup göl bulunur. Bunlardan biri olan Victoria, dünyânın ikinci büyük gölüdür. Nil, başlangıçta Beyaz Nil (esas kol) ve Mavi Nil olarak iki ana kol hâlinde doğar ve bu kollar Hartum’da birleşir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Afrikalılar’ın
Afrika, Avrupa'nın güneyinde, Atlantik Okyanusu'nun doğusunda, Hint Okyanusu'nun batısında ve Antarktika'nın kuzeyinde bulunan kıta. Eski dünya karalarından birisi olan Afrika, 30 218 000 km² yüz ölçümü ile kıtalar arasında Asya ve Amerika'nın ardından üçüncü sırada gelir. Afrika adı, Kartaca'ya ilk defa ayak basan Romalılarca "Afri" veya "Africani" denilen oymakların adından esinlenerek verilmiştir. Afrika adı bu ülkeye Pön savaşları sırasında verilmiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Samilerin çok erken dönemde Mısır topraklarına yerleşmesi ve tek bir halk olarak kaynaşması ise etnik bakımından büyük önem taşır. Bir de ülkenin
Sâmi adı, kökenini Yaradılış'ın X. bölümündeki ünlü uluslar tablosunda bulur;burada Nuh'un Ham ve Yafes ile birlikte üç oğlundan biri olan Sam, Haber'in(İbranilerin), Elâm'ın, Assur'un, Aram'ın, Arpad'ın ve Lut'un babası olarak gösterilir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
çöllerle çevrilmiş ve böylece dünyanın öbür ülkelerden ayrılmış olması, bölgenin güvenliğini sağlamıştır.
Çöl bitki örtüsünün hiç bulunmadığı veya çok seyrek olduğu geniş arazi. Çöl terimi, daha çok kurak yerler için kullanılan bir terimdir. Çöller, kumlu ve susuz araziler halindedir. Yeryüzünde, bulunduğu yerlerde geniş alanları kaplamaktadırlar.

Çöller, bulundukları yerlerin özelliklerine göre muhtelif isimler alırlar. Bunlar; kumlu çöller, soğuk çöller, tuzlu çöller, taşlı ve kayalık çöllerdir.

Çöllerde,
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
belgeleri, bu birliğin daha o zaman geldiğini ve Nil kıyılarında kendine has bir uygarlığın doğmuş olduğunu gösterir.

Mısır’ın yazısı daha o zaman belirlenmiştir; tarih çağlarında Mısır artık doğal bir gelişme izlemekten başka birşey yapmayacaktır.

Mısır’ın tarihi üzerine elimizde bulunan ilk belgeler M.Ö. IV ncü bin yılın son üçte birine kadar dayanır. Bu belgelere bakarak Mısır’ın önce bir siyasi birlik kurduğunu, sonra birbirinden ayrı iki krallığa ayrıldığını düşünebiliriz. Bu krallıkların biri güneyde yukarı Mısır’da öbürü kuzeyde, Delta’daydı. Bu ayrılış, uzun sürmüş görünmüyor. Güneyin iki hükümdarı, skorpion ve narmer, M.Ö. 3190 sularında otoritlerini kuzeyde, delta’da hakim kılmayı başarıyorlar.

Narmer’in ardından gelenler (3197-2278 dolayları) birinci ve ikinci mısır sülalesini meydana getiriyor,başkent thinis’tir.Mısır’ın gelecekteki kudretinin temelleri bu dönemde gerek ülkenin yönetim ve hukuk bakımından örgütlenmesiyle, gerek tanrı kadar kutsal sayılan hükümdarın sahip olduğu olağan üstü güç ve etkiyle atılmış oldu.

Eski imparatorluk (M.Ö. 2778-2423)

Eski imparatorluğun firavunları (2778-2423 dolayları) kendilerinden önce gelenlerin bilgece siyasetinin meyvelerini topladılar ve Mısır’ın gelişmesi üzerine kesin etkiler yaptılarKrallığın başkenti kısa bir süre içinde, Mısır’ın tarihinde çok büyük bir önem kazanan menfis şehrine getirildi. Menfis sülaleleri devri başladı.

Bu dönemde Mısır, yoğun bir askeri etkinlik sürdürüyor; doğu sınırlarında tedirginlik uyandıran Asyalı halklara seferler açıyor ve Libya’da otoritesini güçlendiriyor bu genişleme siyaseti, altıncı sülale(2423-2280) tarafından da izlenecek ve bunlar çabalarını, Arabistan çölünün Asyalı göçebelerine ve Mısır’ın güneyindeki halklara karşı yöneltecekler, aynı zamanda, Akdeniz yöresinin doğusundaki sitelerle sıkı ticaret ilişkileri kurmağa çalışacaklardır.

Yaklaşık olarak 2300 yılında Bedeviler, herhalde örgütlenmiş bir direnişe rastlamadan, Mısır’ın iç bölgelerine girdiler. Krallık iktidarının ve yönetici sınıflarının acizliği bir halk ayaklanmasına yol açtı ve bu,bir sosyal devrimle sonuçlandı.O günden beri mısır görülür bir anarşi içine girdi ve bu , sekizinci sülaleninsonuna kadar sürdü.(2240)Bu arada üç krallığa ayrıldı; Asyalı istilacıların ele geçirip oturduğu Delta krallığı; Herakleopolis dolaylarında orta mısır krallığı ve Teb krallığı yukarı mısır krallğı.bunlardan Teb sülalesinin, başarılı olabilmek için , büyük bir siyaset zekası göstermesi ve amacını sabırla izlemesi gerekiyordu.Bu sülale birbuçuk yüzyıl süren bir çabalamadan sonra otoritesini imparatorluğun tümüne hakim kılmayı başardı: Orta imparatorluk böyle kurulmuştu.(2060)

</p><p>Nil nehrini, nehir üzerindeki beş şelaleyi ve Hanedanlık döneminin (M.Ö. 3150 - M.Ö. 30) büyük şehir ve bölgelerini gösteren Antik Mısır haritası.

Nil nehrini, nehir üzerindeki beş şelaleyi ve Hanedanlık döneminin (M.Ö. 3150 - M.Ö. 30) büyük şehir ve bölgelerini gösteren Antik Mısır haritası.

Eski İmpartorluk, yağmacıların istilası altında ,yokolmayla sonuçlanan çökme dönemine girmeden önce,uygarlık ve siyasi güçler alanında dikkate değer bir dirilik göstermiştir. Bu imparatorluğun en güçlü olduğu dönemde firavunlareşsiz ve olağan üstü bir niteliğin keyfini sürdürüyorlardı. Birer insan olmaktan çok ,tanrı gibi tutuluyorlar ,resmi dilde “iyi tanrı, Tanrının oğlu, Güneş Ra, Altın Horus”gibi adlarla nitelendiriyorlardı. Aslında, ülkeyi başkentleri olan Menfis’ten despotça yöneten mutlakiyet hükümdarlarıydı. İmparatorluğun boyutları hükümdarların, mahalli yönetimi ve valilerin icra biçimini fiilen kontrol etmesine elverişli değildi.Bunun için bütün eski imparatorluk süresince devlet memurları kendilerini bağımsız saydılar.Hükümdarlar bu duruma karşı koyamıyor ve gerektiğinde valilerin yerini değiştiremiyordu.Böylece valilik kendiliğinden,babadan evlada geçen bir görev oldu bundan,merkeziyetçiliğin büsbütün bozulması ve merkez iktidarının felce uğraması sonuçları doğduki bu,bir anlamda eski imparatorluğun yok olması demekti.

Bu yarı derebeylik düzenin,Mısır birliği bakımından taşıdığı tehlikeyi farkeden Teb monarşisi öbür krallıklara karşı kazandığı zaferlerden merkezi iktidara bağlı bir yönetim düzeni kurmaya,bu sebeplerle çalıştı.Teb monarşisinin ilk işi,Mısır birliğini yeniden kurmak ve ona,eski imparatorluk döneminde fethedilmiş olan toprakları geri vermek oldu.

Onikinci sülale zamanında Mısır, Yakındoğu’da en güçlü devlet niteliğini yeniden kazandı.Ammenemes’in kurduğu şaslı sülale sıradan hükümdarlarla sona erdi.(1785);onlardan sonra iktidarı zorla ve haksız olarak elde eden birtakım zorbalar başa geçti.Bunlar monarşiyi güçsüzlendirdiler ve Hyksos’ların istilasına yol açtılar

Hyksos’ların kökeni uzun zaman karanlık kaldı;ama bugün sorun aydınlatılmıştır.Bu halkların göçü Asya’nın iki binyıl boyunca uğradığı karışıklıklara sıkı sıkıya bağlıdır.Gerçekten Ariler Asya’yı yavaş yavaş işgal ettikçe yerli halklar oralardan göç ediyorlardı.Ariler Mitanni’yi istila ettikleri zaman Samiler Kenan’a sığındılar;kısa bir süre sonra oraya Ari grupları yetişti ve onları Mısır’a geçmeye zorladı.

Delta’ya ilk gruplar 1730 sularında sonuncular da 1680’e doğru vardılar.Bunlar Mısır tarihinin, anısını uzun zaman saklayacağı büyük yıkım, ve zarar yaptıktan sonra, Aşağı ve Orta Mısır’a kesinlikle yerleşeceklerdi

Hyksos’lar artık ülkenin sahibi olmuş, ama yukarı Mısır’daki yerli sülale, bu yabancı kralların metbuluğunu tanıyarak varlıklarını korumayı başarmışlardı.Bunlardan, Teb sülalesi,bir yüzyıl Hyksos’ların tabiiyeti altında kaldıktan sonra, bir kurtuluş savaşına girişmek için, yeteri kadar güç kazandığına karar verdi.

Ahmet, Mısır birliğini yeniden gerçekleştiriyor ve Mısır tarihinin en parlak sülalesi olan onsekizinci sülaleyi kuruyordu(1580).

Mentuhotep ve onbirinci sülalenin hükümdarları tarafından girişilen, “Mısır’ın birleştirşilmesi sorunu” gerçekleşince, önemli bir yönetim sorunu da çözümleniyordu.

Mısır’ın birliğini sağlayan koşular, ülkenin manevi birliğini sağlamakta da büyük ölçüde etkili oldu.Mısır, çok erken bir dönemde, din, sanat ve edebiyat alanındaki özgür uygarlığla kendini gösterdi.Çeşitli dış etkilere ve din anlayışındaki değişikliklere rağmen bu özgürlüğü uzun süre koruyabildi.

Yeni imparatorluk(M.Ö. 1580-1085)

Bu birliğin sürebilmesi için bütün Mısır kurıluşlarında ve genel siyasetinde tam reform gerekiyordu.Onsekizinci sülale kendini bu işe adadı.Denilebilirki yeni imparatorluk dönemindeki Mısır (1580-1085), onsekzinci sülalenin ve özellikle ülkenin iç ve dış siyasetine kişilikleri ile yön veren birkaç olağanüstü hükümdarın eseridir.Bu sülalenin hükümdar5ları beceriklikleriyle, sık sık başgösteren taht kavgaların sebeb olduğu karışıklıkları önlemeyi bildiler ve böylece, siyasi ,iktitarın uzun ömürlü olmasını sağladılar.

</p><p>Mısır Piramitleri

Mısır Piramitleri

Dışta, Mısır siyaseti yeni meydana gelen olaylara uygun biçimde değişiklik geçiriyordu.Hyksos’ların istilası Mısır’ın ençok , Asya’dan gelen sataşmalardan korkması gerektiğini açıkça göstermişti.Böylece bir tehtidin tekrarlanmasını önlemek için, önsekizinci sülale Asya’da bir Mısır imparatorluğu kurmaya çalışacak ve bu siyasetin, Mısır uygarlığının geleceği bakımından son derece önemli sonuçları olacaktı.

Filistin, Fenike ve Lübnan’ın fethedilmesi, Mısır'a Asya’da sağlam bir harekat üssü saağladı; özellile fenike limanlarına sahip olmak,Mısır birliklerini denizden daha kolayca götürmeğe elverişli oluyordu.

Tutmes IV (1425-1405) MitanniKralı’nın kızlarından biriyle evleniyor.Bu itifak aslında,Mısır’akafa tutmağa yetenekli tek devlet olan Hitit imparatorluğu’na karşı yönetilmiştir.

Amenofıs (1405-1370) hiçbir bakımdan kendinen önceki krallara benzemiyordu,; gevşek, tasasız bir prenti ve Asya’daki Mısır politikası onu ilgilendirmiyordu.Bu davranış Mısır imparatorluğunun gerileme sebeblerini bir bakıma açıklar.

Asya’da fetihler yapma politikası XIX. Sülalenin hükümdarlarınca yeniden ele alındı.

Hitit Kralı Mursil II, bu Mısır ilerlemesini durdurmaya çalıştı ama , Kadeş’te yenildi (1315). Buna rağmen Sethi I, otoritesini Suriye’de sağlam kurmayı başaramadı.Bu yüzden, ikinci Kadeş seferi askeri harekata bir duraklama dönemini gösterir ve Mısır, Sethi I’in krallığının sonuna kadar artık Asya siyasetine karışmaz.

Mısır’ın aradan çekilmesi Hititler için elverişli bir durumdu; böylece yeniden Suriye ve Lübnan’ı kontrol altına almış oluyorlardı.Sethi ı’in halefi Ramses II.(1298-1232) , Güçlü ve hırslı bir prensti; Mısır’ın kudretini tehlikede bırakmak onun tabiatına uygun değildi.Hitit hükümdarı Muvatalli de aynı derecede hırslıydı.Böylece bu iki prens arasında savaş, kaçınılmaz bir hale geldi.Muvatalli Mısır’a baskın yapmak için erken davranarak güçlü bir koalisyon kurdu ve Kadeş yakınında bir ordu topladı.Ramses II hemen Filistin’den dört ordu ile yukarıya doğru ilerledi.Kanlı bir savaş başladı.Ramses II yenik düşmek üzereyken kişisel yiğitliğiyle durumu kurtardı, savaş alanını hakim aldı(1292).

</p><p>Kraliçe Nefertiti

Kraliçe Nefertiti

Mısır ile hatti arasındaki çekişme sonsuza kadar sürebilirdi. Ama Mutavelli‘nin ölümü(1282),
Dünyanın en büyük kıtası. Avrupanın doğusunda, Büyük Okyanus'un batısında, Okyanusya'nın kuzeyinde ve Arktik Okyanus'un güneyinde bulunan kıta. Doğuda Pasifik Okyanusu, kuzeyde Kuzey Buz Denizi, güneyde Hint Okyanusu, batıda Avrupa kıtası ile çevrilidir. Avrupa kıtası ile olan sınırı kesin tespit edilmiş değildir. Eskiden Don Nehri, Asya ile Avrupa arasında sınır olarak kabul edilirdi. Daha sonra Ural Dağları sınır olarak kabul edilmeye başlandı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hitit İmparatorluğu’nun kadekaderini değiştirdi. Gerçekten, ondan boşalan yere yeni bir prens geçeceği sırada Hatti’yi güçsüz düşüren büyük karışıklıklar oldu.Bir başka yönden, Asur’unyeni beliren kudreti Hitit hükümdarlarını kaygılandırmaya başlıyordu.Bütün bu koşullar Hitit politikasının birdenbire bir dönüş geçirmiş olmasını, açıklar. 1275’ten sonra Hatti hükümdarı Hattuşil III, Ramses II ile bir ittifak anlaşması imzaladı.Tarihte Kadeş Barışı olarak geçen bu anlaşma Batı Asya’ya yarım yüzyıllık bir barış sağlıyordu.

Bununla birlikte Asya’yı yine de yeni tehlikeler tehtid ediyordu.Bu tehlikelerden biri Asur devleti, öbürü, Balkanlar’ı ve Küçük Asya’yı işgal edilecek olan Hint-Avrupa dalgalarının gelişiydi.

Ramses III’ün güçlü direnişi Mısır’ı büyük bir felaketten kurtardı; Hint – Avrupalılar , Mısır yazıtlarında “deniz kavimleri” diye adlanlandırın topluluklar durduruldu.

Mısır, duruma hakim olarak Asya’da imparatorluğunu yeniden kurdu.Ardından

Gelen güçsüz ve otoritesiz prensler Ramses III’ün eserini tehlikeli durumda bıraktılar ve yeni imparatorluğun sonunda (1085), Mısır artık Asya politikasını gözden çıkarmıştı.

Onsekizinci sülale sonunda imparatorluğun genişlemesi, kuruluşlarda farkedilir değişikliklere yol açtı.Kral artık tek başına bütün görevleri yerine geteremez oldu.Görev sorumluklarının bir kısmını vezirine, bir kısmını Nübye tabii kralına ve Amon büyük rahibine aktardı.Böyle bir siyasi sistemde kralın yönetimde birliği koruyabilmek için çok güçlü ve uyanık olması, çevresindede kendine bağlı danışmanlar bulundurması gerekiyordu.Orta imparatorluğun düşmesini doğuran olaylar, kralları yeni ve sürekli bir ordu meydana getirmeye yöneltti; bu ordu, subay ve askerden oluşan yeni bir imtiyazlar sınıfı yarattı.

Onsekizinci sülale zamanında imparatrluğun genişlemesinin sonucu, yalnız kuruluşlarda köklü değişiklik olmadı; bu genişleme imparatorluğun uapısınıda değiştirdi.Mısırlı halklar Asyalı halklarla temas halindeydiler; bu yüzden, imparatorluk, bir dereceye kadar kozmolopit(dünya vatandaşı)oldu.Bu halkların bütününe göre, Mısırlıların geneleksel dininde fazla özel çizgiler vardı.Daha evrensel bir dine karşı duyulan ihtiyaç, dini aton ayrılığının nedeni olmuş gibidir.Ama bu şartlar din devrimini açıklamaya yetmez, din devrimini teşvik eden hükümdarın, benzeri olmayan kişiliğini de hesaba katmak gerekir.

Amenofis IV (1370-1352), inaçların etkisiyle olduğu kadar siyasi sebeblerlede tahtta geçtiğinden beri Amon rahilerinin iktidarına karşıydı;sonra, Teb’i bırakarak Akhetaton (tell el amarna) adlı bir başkent yarattı.Amenofis (Amon hoşnuttur)adını da Akhnaton (Aton’un parlaklığı)adıyla değiştirdi.Böylece geleneksel dinden kopuyor ve tek tanrı Aton ,tanrılaştırılmış güneş dairesi (Güneş kursu) kültürünü kuruyordu.Bu yeni tek tanrılıcıkta kral,büyük rahip ve peygamber görevlerini yerine getiriyordu;eski ahlak anlayışı ortadan kalkıyor ve yerine son derece özgürlükçü bir doğacılık geçiyordu.İçtenlik,bireysel yönelişlerle eylemler arasında uyum,din yükümlülüklerinin başında yer alıyor.Yeni din,yaşama sevincini ,doğaya ve canlı varlıklara aşkı aşırı derecede övüyordu.

Pekala bilinir ki din üzerine bu kadar köklü bir reform sert bir karşı geliş uyandırmadan yapılamazdı.Hükümdar ,eski kültürlere kerşı aldığı sert tedbirlere rağmen ülkenin bütününe kendini kabul ettirmeyi başaramadı.Başkaldırmalar o kadar güçlü oldu ki ömrünün sonunda Akhnaton Amon rakipleri ile bir yakınlaşma sağlamayı bile denedi.Yerine gelen Tutank Haton Tell el armana’da üç yıl kadarAton kültürüne bağlı kaldı;sonra birdenbire eski dinine döndü ve Amon rahiplerine boyun eğdi.Adını Tutank Hamon adıyla değiştirdi.Aton devrimi yenilmişti ve bir an tehtit altında kalan Amon kültür önemli bir sınavdan yengin çıkıyordu.Amon rahipleri bu sonuçtan sivil iktidar için tehlikeli bir güç ve gurur elde etmiş oluyorlardı.
Anadolu’nun tarihsel çağları, Çorum'un Sungurlu ilçesine 5 km. uzaklıkta bulunan ve yapılan kazılarda Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa olduğu anlaşılan Boğazköy'de, Yozgat’ın güneydoğusuna düşen Alişarhöyük'te ve kayserinin kuzeyindeki Kültepede bulunan, çivi yazısı ile yazılmış tablet denilen kil levhacıklar ile başlar. Sayıca, Alişar ve Boğazköy de az Kültepede ise on binleri aş
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Eski Mısır Resimleri


  • aşağı-yukarı M.Ö. 730

  • M.Ö. 15. yüzyıl

  • Kraliçe Nefertiti'nin büstü

  • Feyyum mumya portreleri: Antik Mısır ve Roma kültürlerinin karşılaşıp bileşmelerinin sembolleri

  • Ebu Simbel tapınağı giriş kapısı kenarlarında bulunan II. Ramses'in dört devasa heykeli

  • Amenemhat III Orta Krallığın son hükümdarı

  • Menkaura ve Kraliçe Hamerernebti II (Eski Krallık)

  • Basamaklı Piramit

  • Narmer Paleti (Erken Hanedanlık)

  • Hierakonpolis

  • Tipik ceylanlar süslemiş toprak küp (Hanedan Öncesi, Naqada II)

  • Piramitler.



Yorumlar - Lütfen konu (Eski Mısır) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.