Halk şiiri

Halk şiirleri, yüzyıllarca, kuşaktan kuşağa halkın dilinde dolaşıp günümüze ulaşmayı başarmaları ile önem verilmeyi hakediyor.Ozanlar, sevdikleri ve sevmedikleri herşeye karşı tepkilerini sazları eşliğinde şiirler okuyarak dile getirmişler ve bu şiirler halk tarafından öyle beğenilmiş ki yazıya dökülmeden, dilden dile dolaşarak günümüze kadar gelebilmişler.

H alk şiirleri, yüzyıllarca, kuşaktan kuşağa halkın dilinde dolaşıp günümüze ulaşmayı başarmaları ile önem verilmeyi hakediyor.

Ozanlar, sevdikleri ve sevmedikleri herşeye karşı tepkilerini sazları eşliğinde şiirler okuyarak dile getirmişler ve bu şiirler halk tarafından öyle beğenilmiş ki yazıya dökülmeden, dilden dile dolaşarak günümüze kadar gelebilmişler. Halk şiirinin büyüsü, çarpıcılığı burada.

Şiirler, herhangi bir kritere göre seçilmeden bu sayfada yer alacaklar. Bugüne ulaşmayı başarmış her şiir, bunu zaten hakediyor.

Şu anda Yunus Emre,
Yunus Emre, Türk ozanı (Sarıköy, Sakarya yöresi, 1240?-Sarıköy, 1320) Türk halk şairlerinin tartışmasız öncüsü olan ve Türk'ün İslam'a bakışını Türk dilinin tüm sadelik ve güzelliğiyle ortaya koyan Yunus Emre, sevgiyi felsefe haline getirmiş örnek bir insandır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Dadaloğlu,
Türkmen Aşıklarının önde gelenlerinden Kul Mustafa mahlasını kullanan Aşık Musa'nın oğlu olarak dünyaya gelen Dadaloğlu'nun asıl adı Veli'dir. 19. yüzyılda yaşayan ünlü ozan sık sık resmi otoriteye karşı çıkmış bu yönde şiirler söylemiştir. Eğitim göçebe bir toplumun üyesi olarak ona da geçmişteki benzerleri gibi şifai olarak verildi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kuloğlu,
Kuloğlu Osmanlı ordusunda yetişen 17. yüzyıl halk şairlerinden. Asıl adı Süleyman’dır. Zonguldak vilayetinin Safranbolu kazasında doğdu.

Sultan Dördüncü Murad Hanın, Bağdat Seferinde bulunmuş ve padişahın ölümünden sonra Sultan İbrahim Han devrinde de yaşamıştır. Sultan (Avcı) Mehmed Hanın vezirlerinden Muhasip Mustafa Paşayı iyi yetiştirmiştir.

Şiirlerinde yiğitlik, aşk ve hikmet temalarını işleyen Kuloğlu; lirik, sağlam ve gür söyleyişli bir şairdir.

Kuloğlu, Dördüncü Murad Han
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Pir Sultan Abdal,
Pir Sultan Abdal, 16. yüzyılda yaşamış halk şairi, ozan. Asıl adı Haydar'dır. Yaşamının büyük bölümü Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır Bucağına bağlı Banaz
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Köroğlu ve
Köroğlu veya asıl adıyla Ali Ruşen 16. yüzyıl 'da Anadolu'da yaşamış bir halk ozanıydı. İsmine Köroğlu Destanı'da vardır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Aşık Veysel'e ait pek çok şiir, ayrıca yüzden fazla halk şairine ait örnekler var.

Şiirler, ne kadar çok kişiye ulaşabilirlerse, o kadar iyi. Dolayısıyla, şiirleri sayfalarınızda yayınlamak isterseniz hiç çekinmeyin. Yalnızca şiirleri veya şairleri değiştirmemeye özen gösterin. Bugüne, bize ulaşanı, elden ele bizden sonraya taşıyalım.

Aşık Veysel Şatıroğlu (1894 - 1973), 1894'te Sivas'ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde dünyaya geldi. Babası 'Karaca' lakaplı, Ahmet adında bir çiftçidir. Veysel'in doğduğu sıralar, çiçek hastalığı Sivas yöresinde etkisini çok şiddetli gösteriyordu. Çiçek yüzünden Veysel'den önce, iki kız kardeşi yaşamlarını yitirmişti.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sözlü edebiyat geleneği, Türklerin İslamiyet'i kabulüyle başlayan kültürel de­ğişikliklere uyum sağlamış, özünü kaybetmeden biçim ve içerik bakımından bazı değişikliklerle varlığını sürdürmüştür. Çoğunlukla halkın ortak yaşayışı­nı, beğeni ve değerlerini yansıtan bu geleneğe "halk edebiyatı" adını veri­yoruz. Halk edebiyatı; geniş halk yığınlarının özlemini, sevincini, acısını ve yaşayışını konu edinen sözlü bir edebiyattır. Türk halk edebiyatının ilk örnek­leri, İslamiyet'in kabulünden önceki Türk edebiyatında görülmektedir. Ozan, kam, baksı, şaman, oyun gibi adlarla anılan sanatçılar; kopuz adı verilen çalgı eşliğinde sığır, şölen ve yuğ törenlerinde, sade bir dille hece ölçüsünü ve dörtlük nazım birimini kullanarak şiirler söylemişlerdir. Divan edebiyatında olduğu gibi halk edebiyatında da nesirden çok şiir alanında ürün verilmiştir.

13 ve 15. yüzyıllarda
Türk Edebiyat Tarihi


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

destan edebiyatından halk hikâyelerine geçildiğini ve şiirde genellikle din konularının işlendiğini görüyoruz. 13. yy.da Yunus Emre, 15. yy.da
Efsanelerle değişikliğe uğramış tarihi bir olayın izlerini taşıyan destan, bir milletin hayal gücünü en çok doyurabilecek en eski edebiyat biçimidir. Hangi edebiyat söz konusu olursa olsun kendiliğinden doğmuş ilkel halk destanlarının var olabileceğine bugün artık inanılmaz.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kaygusuz Abdal ve
Alanya sancağı Beyi Hüsameddin Mahmud'un oğlu olduğu söylenir. Bektaşi büyüğü Abdal Musa'ya bağlanarak tasavvuf yoluna girdi. Mısır'a giderek Bektaşiliği yaymaya çalıştı ve orada vefat etti. Didaktik türdeki eserlerinde açık ve yalın bir dil kullandı. Nükteli ve iğneli bir üslubu vardır. Alevi ve Bektaşi şiir geleneğini sürdürdü. Bazı şiirlerinde Yunus Emre'nin etkileri görülür.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hacı Bayram-ı Veli,
Hacı Bayram-ı Velî On dördüncü ve on beşinci yüzyıllarda Anadolu’da yetişmiş olup, Fatih Sultan Mehmed Hanın İstanbul’u fethedeceğini müjdeleyen büyük velî. İsmi, Nûmân bin Ahmed, lakabı Hacı Bayram’dır. 1352 (H.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
tasavvuf ve din çer­çevesinde şiirler yazmış, halk şiiri geleneğinin ilk şairleri sayılmıştır. 15 yüz­yıldan itibaren toplum düzeni değişmiş, göçebelikten yerleşik yaşama geçi­lirken, ozan, kam, baksı, şaman, oyun; yerini âşıklara bırakmıştır. Destansı şiirlerin yerini koşmalar almış; çalgı aleti olarak kopuzun yerine saz kullanıl­maya başlanmıştır. Bu yüzyılda Bektaşiliğin etkisi artmış, din ve toplumla ilgili düşünce ve eleştiriler önem kazanmıştır. 16. yy.da Pir Sultan Abdal, Köroğlu gibi şairlerle gelişimini sürdüren halk şiiri 17.yy. da güzellemeleri ile ün sal­mış Karacaoğlan gibi bir saz şairini yetiştirmiştir. 17. yy.dan itibaren bazı halk şairlerinde divan şiirinin etkisi görülse de geleneksel çizgisini devam ettirmiş ve başarılı şairler yetiştirmiştir.

Günümüzde de varlığını sürdüren
Öncelikle, Tanrı’nın niteliğini ve evrenin oluşumunu vahdeti vücut, yani varlığın birliği görüşüyle açıklayan felsefe görüşü; daha özel olarak da, İslam dünyasında VII, yüzyılda ortaya çıkan, ve IX. yüzyılda Eski Yunan, Yahudi, Hint ve eski İran düşüncelerinin etkisiyle sistemleşen gizemci, dini ve felsefi öğreti.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türk halk edebiyatı şiir geleneği üç bölümde ilerlemiştir. Bu gelenekleri ve ürünlerini aşağıdaki şemada birlikte görelim:

Halk Şiirinin Genel Özellikleri:

  • İçerik, tema ve şekil yönünden İslamiyet'in kabulünden önceki Türk Şiir geleneğiyle benzerlikler gösterir.

  • Halk şiiri geleneğinde eser verenlerin çoğu halkın içinde gelip onların ortak duygularını yansıtmayı amaçlayan, düzenli bir eğitimden geçme­yen kişilerdir. Özellikle anonim halk şiiri ve âşık tarzı halk şiiri, genel olarak ekonomik durumu çok iyi olmayan, hayatın zorluklarıyla müca­dele eden, edebiyat estetiğinden çok; ince bir sezgi, duyuş algılama yeteneğine sahip Anadolu insanının zihniyet dünyası etrafında oluş­muştur.

  • Halk şiiri, divan şiirinde olduğu gibi yüce, yüksek ve ideal olmaya de­ğil hayatın gerçeklerine yönelik bir şiirdir. Bu şiirde önemli olan biçim değil özdür. Bu yönüyle soyut unsurlardan çok somut unsurlar, hayali güzellerden çok gerçek güzeller; mitolojik kahramanlar, olağanüstü olay ve olgulardan çok günlük hayatın gerçekleri şiirde işlenir.

  • Sözlü gelenek içinde çoğunlukla da irticalen (doğaçlama, birdenbire ve içinden geldiği gibi söylemek) oluşturulan halk şiiri, sonraki kuşakla­ra da genellikle sözlü gelenek yoluyla aktarılmıştır.

  • Şairlerin çoğu şiirlerini ilk söylediklerinde yazıya geçirmedikleri için, şiirlerin birçoğu unutulmuş, hafızalarda kaldığı kadarıyla günümüze ulaşmıştır. Günümüzde bu edebiyata ait bir şiirin, Anadolu'nun farklı yörelerinde, farklı varyantlarıyla karşımıza çıkmasının nedeni budur. (Varyant: Bir eserin aslından çok az ayrılan değişik biçimi)

  • Divan şairleri, kendi şiirlerinden beğendiklerini divan adı verilen kitap­larda toplayıp yazıya geçirmişlerdir. Ancak, halk şiiri, yazılan bir şiir ol­maktan ziyade söylenen bir şiir olduğu için şairlerin hayattayken kendi şiirlerini bir araya getirip yazıya geçirmeleri pek mümkün olmamıştır. Bu nedenle bu şairlerin şiirleri başkaları tarafından "mecmua" veya "cönk" diye adlandırılan defterlerde toplanmıştır.

  • Zaman zaman Arapça ve Farsça sözcükler kullanılmışsa da bu şiir geleneği, halkın konuşma diliyle oluşturulmuştur. Buna bağlı olarak özellikle anonim halk şiiriyle âşık tarzı halk şiirinde Türkiye Türkçesinin ortak sözcüklerinin yanında ürünlerin dilinde yöresel sözcüklere de rastlanır.

  • Anlatım, içten, canlı ve yalındır. Divan edebiyatındaki kadar edebî sanatlara fazla yer verilmemiştir. Fakat söyleyiş güzelliği yaratmak için kalıplaşmış benzetmelere (mazmunlara) başvurulmuştur. İnci: diş, kalem: kaş, elma: yanak, ok: kirpik, suna: turna; ela göz, yeşil başlı ördek gibi...

  • Şiirlerde, aşk, ayrılık, sevgiliye özlem, doğa güzelliği, ölüm, toplum­sal olaylar, kahramanlık, din ve tasavvuf gibi temalar işlenmiştir.

  • Şiirlerin birim değeri (nazım birimi) genellikle dörtlüktür.

  • Şiirler, hece ölçüsüyle söylenmiş, en çok 7, 8 ve 11'li kalıplar kulla­nılmıştır. Bunun yanında divan şiirinden etkilenen bazı şairler aruz öl­çüsünü de kullanmıştır. (Âşık Ömer, Kâtibi, Dertli, Gevheri, Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni gibi)

  • Halk şiirinde ahengi sağlamak için genellikle yarım ve cinası uyak kullanılmıştır. Bazen de sadece redifle yetinilmiştir. Halk şiiri geleneğindeki şairler özellikle ölçü ve uyak yönünden divan şairleri kadar titiz değiller, biçim mükemmelliğine önem vermezler. Örneğin 8'li hece öl­çüsüyle söylenmiş bir şiirin bazı dizelerinde 7 veya 9 hece bulunması, iki dizesinde tam kafiye bulunan bir dörtlüğün üçüncü dizesinde yarım kafiye kullanılması halk şiirinde zaman zaman karşılaşılan bir durum­dur. Biçimle ilgili bu kusurların nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:

  • Bazı, şairlerin okur-yazar olmaması, biçim ve uyak konusunda ye­terli bilgiye sahip olmaması,

  • Şairlerin, şiirlerini saz eşliğinde ve hazırlıksız (irticalen) söyle­meleri,

  • Kulak için kafiye anlayışı benimsenmiştir.

  • Şairlerin biçim güzelliğini değil, anlam güzelliğini ön planda tut­maları.

  • Koşma, semai, mani, türkü, varsağı, gibi nazım şekilleri kullanılmış, temaları Bakımından şiirler, güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt, nefes, ilahi, sathiye gibi isimler almıştır. İşledikleri temaya göre adlan­dırılan bu ürünler halk şiiri nazım türlerini meydana getirmiştir.

  • Şiirler çoğu zaman müzikle iç içedir, belli bir ezgiyle söylenir.

    Nazım Biçimleri

    Halk Şiiri Nazım Biçimleri:

    Mâni: Halk şiirinde en küçük nazım biçimidir. Yedi heceli dört dizeden oluşur. Uyak düzeni aaxa şeklindedir. Birinci ve üçüncü dizeleri serbest, ikinci ve dördüncü dizeleri uyaklı mâniler de vardır (xaxa).

    Mânilerin ilk iki dizesi uyağı doldurmak ya da temel düşünceye bir giriş yapmak için söylenir. Temel duygu ve düşünce son dizede ortaya çıkar. Başlıca konusu aşk olmakla birlikte bunun dışında türlü konularda da yazılabilir.

     

    Le beni eyle beni                                                                     İpek yorgan düreyim

    Elekten ele beni                                                                       Aç koynuna gireyim

    Alacaksan al artık                                                                    Açıldıkça ört beni

    Düşürme dile beni                                                                    Var olduğun bileyim

     

    Birinci dizesi yedi heceden az olan mâniler de vardır. Dizeleri cinaslı uyaklarla kurulduğu için böyle mânilere “Cinaslı Mâni” ya da “Kesik Mâni” denir.

     

    Bugün al                                                                                Sürüne

    Yârim giymiş bugün al                                                            Madem çoban değilsin

    Şâd edersen bugün et                                                            Ardındaki sürü ne

    Can alırsan bugün al                                                             Ben bir körpe kuzuyum

                                                                                                  Al kat beni sürüne

                                                                                                  Beni böyle yandıran

                                                                                                  Sürüm sürüm sürüne

    TüRKü: Türlü ezgilerle söylenen anonim halk şiiri nazım biçimidir. Söyleyeni belli türküler de vardır. Halk edebiyatının en zengin alanıdır. Anadolu halkı bütün acılarını ve sevinçlerini türkülerle dile getirmiştir.

    Türkü iki bölümden oluşur. Birinci bölüm asıl sözlerin bulunduğu bölümdür ki buna “bent” adı verilir.

    İkinci bölüm ise bentlerin sonunda yinelenen nakarattır. Bu bölüme “bağlama” ya da “kavuştak” denir.

    Türküler, genellikle yedili, sekizli, on birli hece kalıplarıyla yazılmıştır. Konuları çok değişik olabilir. Ninniler de bu gruptandır.

    Söğüdün yaprağı narindir narin

    İçerim yanıyor dışarım serin                                                (  bent )

    Zeynep’i bu hafta ettiler gelin

                                                   Zeynebim Zeynebim anlı Zeynebim

                                                   üç köyün içinde şanlı Zeynebim                          

    (    nakarat )



    Başlıca şairler

    Kaygusuz Abdal

    Kazak Abdal

    Pir Sultan Abdal

    Pir Ali

    Azmi

    Dadaloglu

    Dertli

    Dertli Divani

    Ercisli Emrah

    Edip Harabi

    Hasan Dede

    Hatayi (Sah Ismail)

    Kul Huseyin

    Yunus Emre

    Karacaoglan

    Koroglu

    Muhyi

    Kul Nesimi

    Ruhsati

    Seyrani

    Davut Sulari

    Asik Veysel Satiroglu

    Kaynaklar

    Hüseyin Öztelli, 14.-17. Yüzyıllar Halk Şiiri, Varlık Yayınları, 1955

    Öner Yağcı, Sevdanın Ozanı Karacaoğlan ve Şiirleri, Gün Yayıncılık, 1996

    Memet Fuat, Karacaoğlan, Yaşamı, Sanatçı Kişiliği ve Şiirlerinden Seçmeler, Yapı Kredi Yayınları, 1995

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.



    Yorumlar - Lütfen konu (Halk şiiri) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.