Hanefi mezhebi

İslamiyette Ehl-i sünnet itikadındaki dört hak mezhepten birincisi. Diğerleri Maliki, Hanbeli ve Şafii mezhebleridir.

Hanefi mezhebiİslam dünyasının haritası. Hanefiler (yeşil renkte) Türkiye'de, Yakın Doğu'nun kuzeyinde, Merkezi Asya ve Hindistan'da üstünlük teşkil eder.
İslamiyette Ehl-i sünnet itikadındaki dört hak
Arapça "selem" kökünden alınmış olan İslam (Arapçası الإسلام,), sözlükte, "itaat etmek, boyun eğmek, teslim olmak, kötülüklerden salim bulunmak, selamete ulaşmak" vb. anlamlara gelen bir mastardır. İslam Hz. Muhammed (s.a.v)'e Allah tarafından vahiyle bildirilen son ve kâmil dinin adıdır. Bu dine uyanlara Müslüman denir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
mezhepten birincisi. Diğerleri
Mezhep bir müctehidin dini kaynaklardan çıkardığı hükümlerin hepsi. Müctehid alim tarafından, imanda ve amelde (ibadetlerde ve işlerde) Allahü tealanın rızasına kavuşmaları için Müslümanlara gösterilen yol. Bir müctehidin, İslamiyeti kaynaklardan anlamak ve anlatmak hususunda takib ettiği usuller ve bu usullere bağlı olarak çıkardığı hükümler. Mezhep, lügatte gitmek, takip etmek, gidilen yol manalarına gelir. Genel olarak görüş, doktrin, akım manalarına da kullanılmıştır.

Mezhep kelime
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Maliki,
Malik Bin Enes tarafından kurulan ve adını kurucusundan alan Ehl-i sünnet mezhebi. Amelde mezhep Kitap, sünnet, icma ve kıyasın hepsini, şer'i meselelerin kaynağı olarak kullanır. Kıyas ve içtihadı Hanefi mezhebinde olduğu kadar çok kullanmaz.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hanbeli ve

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Şafii mezhebleridir. 'Hanefi mezhebi, (

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Arapça: حنفى مذاهب )
Hami-Sami Dil Ailesi'nin Sami koluna mensup bir lisan. Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'da halkın çoğunluğunca, Türkiye ve İran'da ise Arap azınlıklarca kullanılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İslam
İslam, Allah'ın insanlara Hz. Muhammed (sav) aracılığı ile gönderdiği son ilahi dindir. Arapçada seleme (Allah'a tamamen bağlanmak) kökünden gelen İslam sözcüğünün Türkçe anlamı "Allah'a ve onun buyruklarına kayıtsız şartsız inanan" demektir. Bu kelime aynı zamanda, Hz. Muhammed aracılığıyla ilkeleri bildirilen ve Müslüman adı verilen (Arapça İslamlığı kabul eden anlamına, müslim'den) 600 milyon insanı bünyesinde toplamış büyük bir dinin de adıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
dininin
Din, insanın kutsal saydığı gerçeklikle ilişkisi; bu ilişkinin çerçevesini oluşturan inançlar, öğretiler, değer yargılan, davranış kuralları, tapınma biçimleri ve kurumsal yapılar. Dinlerin temelini oluşturan kutsal gerçekliğin doğaüstü ya da kişileşmiş bir varlık, bu anlamda bir "tanrı" biçiminde tasarımlanması zorunlu değildir; bu tür bir "tanrı" kavramını bütünüyle ya da büyük ölçüde dışlayan dinler de vardır. Dolayısıyla din kavramı, insanın Tanrı'yla ya da tanrılarla ilişkisinden çok
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
sünni
Diğer ismi ehli sünnettir. Ppeygamber efendimizin sünnetini olduğu gibi kabul ederler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
fıkıh
Temel kaynakları Kur’an ve sünnet olan İslam hukukuna verilen ad.

Fıkıhın amacı, yasa koymaktan çok, ana kaynaklara, yani Kur’an ve sünnete uygun hükmü araştırmaktır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
mezheblerinden biri. Hanefilerin itikatta (inanaçta) mezhepleri ise
Mezhep bir müctehidin dini kaynaklardan çıkardığı hükümlerin hepsi. Müctehid alim tarafından, imanda ve amelde (ibadetlerde ve işlerde) Allahü tealanın rızasına kavuşmaları için Müslümanlara gösterilen yol. Bir müctehidin, İslamiyeti kaynaklardan anlamak ve anlatmak hususunda takib ettiği usuller ve bu usullere bağlı olarak çıkardığı hükümler. Mezhep, lügatte gitmek, takip etmek, gidilen yol manalarına gelir. Genel olarak görüş, doktrin, akım manalarına da kullanılmıştır.

Mezhep kelime
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
maturidiyedir. İsmini kurucusu

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ebû Hanife'den (Numan bin Sabit) (

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
699-
699 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
767) alır.
767 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkistan,
Türkistan Asya kıtasında Türklerin yurdu manasına gelen büyük bir ülke. Tabii coğrafyası, etnoğrafik ve tarihi manasıyla Türkistan’ın hudutları şöyledir: Güneyden Gürgan Nehri, Horasan Dağları, Kopet Dağı, Kuhi Baba, Mezdûran, Tapcak ve Ak Dağları, Hindukuş Sırtları, Mustag-Kuenker Sıradağları; doğudan, Doğu Türkistan’ın doğu hudutları, Sucav civarında 98°50’ kuzey paraleli, 40°50’ doğu meridyeni noktası; kuzeyden Cungarya ve Kazakistan’ın kuzey hudutlarını meydana getiren İrtiş Havzası v
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Afganistan,
Afganistan Demokratik Cumhuriyeti merkezi Asya’da dağlık bir kara devleti. Başkenti Kabil'dir. Yüzölçümü 657.500 km2 nüfusu Soyyet işgali öncesi nüfusu yaklaşık 15 milyon olan ülkenin nüfusu bugün 1.424.000 (1998)'dir. Ülkenin Resmi dili Peştuca ve Farsça'dır. Resmi para birimi Afgani dini İslam'dır. Doğu ve Batı Asya’yı birleştiren ana mihver üzerinde olup, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan, İran, Pakistan ve Çin ile çevrilidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkiye,
Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bulunan bir ülke. Ülke topraklarının büyük bir bölümü Anadolu yarımadasında, kalanı ise Balkan Yarımadası'nın uzantısı olan Trakya'da bulunur. Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan (Azerbaycan), KKTC, İran, Irak ve Suriye'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hindistan ve
Hindistan, ya da resmî adıyla Hindistan Cumhuriyeti (Hintçe: Bhārat Gaṇarājya; İngilizce: Republic of India), Güney Asya'da bulunan bir ülkedir. Yüzölçümü açısından dünyada en büyük yedinci ülkesidir. Nüfusu en kalabalık ikinci ülkedir, ve dünyanın en büyük demokrasisidir. Güneyinde Hint Okyanusu, batısında Umman Denizi ve doğusunda Bengal Körfezi olan ülkenin deniz kıyısı 7.517 kilometre uzunluktadır. Başkenti Yeni Delhi'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Pakistan'da yaygındır. Hanefi mezhebi dört
Pakistan, (resmi adı Pakistan İslam Cumhuriyeti) Güney Asya'da bir ülkedir. Umman Denizi'ne 1046 km kıyısı vardır. Batısında Afganistan ve İran, kuzeyinde Çin, doğusunda Hindistan vardır. Nüfusunun büyüklüğü bakımından (yaklaşık 173 milyon) dünyada 6.'dır. Başkenti İslamabad, en büyük şehri Karaçi olan ülkenin yüzölçümü 803,940 km²'dir. (37.).
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
sünni mezhebin nüfus açısından en genişidir. Takipçileri tüm
Diğer ismi ehli sünnettir. Ppeygamber efendimizin sünnetini olduğu gibi kabul ederler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İslam aleminin yaklaşık %45'ini oluşturmaktadır. Diğer üç mezhep
İslam, Allah'ın insanlara Hz. Muhammed (sav) aracılığı ile gönderdiği son ilahi dindir. Arapçada seleme (Allah'a tamamen bağlanmak) kökünden gelen İslam sözcüğünün Türkçe anlamı "Allah'a ve onun buyruklarına kayıtsız şartsız inanan" demektir. Bu kelime aynı zamanda, Hz. Muhammed aracılığıyla ilkeleri bildirilen ve Müslüman adı verilen (Arapça İslamlığı kabul eden anlamına, müslim'den) 600 milyon insanı bünyesinde toplamış büyük bir dinin de adıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Şafii,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Maliki ve
Malik Bin Enes tarafından kurulan ve adını kurucusundan alan Ehl-i sünnet mezhebi. Amelde mezhep Kitap, sünnet, icma ve kıyasın hepsini, şer'i meselelerin kaynağı olarak kullanır. Kıyas ve içtihadı Hanefi mezhebinde olduğu kadar çok kullanmaz.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hanbeli mezhepleridir.

İslamiyette, imanda, itikatta tefrikaya, ayrılığa izin verilmemiştir. Resulullah efendimizin inandığı ve bildirdiği ve Eshab-ı kiramın naklettiği gibi iman eden Müslümanlara “Ehl-i sünnet ve’l-cemaat” veya kısaca “Sünni” denir (Bkz. Ehl-i Sünnet). Sünni büyük İslam müctehidleri tarafından Kur’an-ı kerim ve hadis-i şeriflerde hükmü açıkça bildirilmemiş olan ibadetlerin ve günlük muamelelerin tarifinde ve yapılışında, her bir müctehid tarafından farklı ictihadlarla gösterilen ve Allahü tealanın rızasına kavuşturan yollara “ameli mezhepler, bu yolu gösteren İslam alimine de mezheb imamı” denilmiştir. Mezheb imamı olan büyük İslam alimlerinin aralarındaki böyle ictihad ayrılıklarına dinin sahibi izin vermiş ve bu hal her zaman ve her yerde Müslümanların İslamiyete dosdoğru uymalarını temin ederek Müslümanlar için rahmet olmuştur (Bkz. Mezheb, İctihad). Nitekim hadis-i şerifte; “Âlimlerin mezheblere ayrılması rahmettir.” buyrulmuştur.

Hanefi mezhebi, İmam-ı A’zam Ebu Hanife’nin yoludur. Ehl-i sünnet itikadında olan Müslümanlardan, amellerini, ibadetlerini bu mezhebin hükümlerine uyarak yapanlarına “Hanefi” denilir. “Hanif”, doğru yolda olanlar; “Ebu” da, baba demektir. “Ebu Hanife”, doğru yolda olanların babası, reisi manasına kullanılmıştır. (Bkz. İmam-ı A’zam)

Hanefi mezhebinin kurucusu: İmam-ı A’zam Ebu Hanife’dir. İmam-ı A’zam 699 (H.80) tarihinde doğup, 767 (H.150) tarihinde vefat etmiştir. Din bilgilerini, hocası Hammad bin Ebi Süleyman’dan öğrendi. Hammad’ın hocası İbrahim Nehai idi. O da Alkame bin Kays’tan öğrendi. Alkame’nin hocası Abdullah ibni Mes’ud’dur (radıyallahü anh). Bu zat, Eshab-ı kiramdan olup, din bilgilerini Peygamber efendimizden öğrenmiştir.

İmam-ı A’zam Ebu Hanife, 4000 kişiden ilim öğrenmiştir. Fıkıh bilgilerini toplayarak, kısımlara, kollara ayırdığı ve usuller, metodlar koyduğu gibi Resulullah’ın ve Eshab-ı kiramın bildirdiği itikad, iman bilgilerini de topladı, yüzlerce talebesine bildirdi ve Ehl-i sünnetin reisi oldu. Fıkıhta beş yüz binden fazla mesele çözdü, kaideler ve usuller koydu. Bütün dünyada tatbik olunan İslami hükümlerin dörtte üçü İmam-ı A’zam’ındır. Kalan dörtte birinde de ortaktır. İslamiyette ev sahibi, aile reisi odur. Diğer bütün müctehidler (mezheb alimleri), onun çocukları gibidir.

Hanefi mezhebindeki usul: İmam-ı A’zam’ın, talebelerinin ve kendisine sual soranların dini müşküllerini hallederken ortaya koyduğu ve takib ettiği usuller, Hanefi mezhebinin temel kaideleri olmuştur. İmam-ı A’zam, dini müşküllerin hallinde sırasıyla şu kaynaklara, yollara başvurmuştur:

1. Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerifler: İmam-ı A’zam da, diğer müctehidler gibi, bir işin nasıl yapılacağını, Kur’an-ı kerimde açıkça bulamazsa, hadis-i şeriflere bakardı. İctihadlarında Peygamberimizin sünnetine tabi olmakta, herkesten ileri gitmiş, mürsel hadisleri bile müsned hadisler gibi sened olarak almıştır. (Bkz. Hadis)

2. İcma ve Sahabe kavli: Bir iş hakkında hadis-i şeriflerde de açıkça hüküm bulunmazsa, bu iş için (icma) var ise, öyle yapılmasını emrederdi. İcma, sözbirliği demek olup, bir işi, Eshab-ı kiramın hepsinin aynı suretle yapması veya söylemesi demektir. İmam-ı A’zam, Eshab-ı kiramın sözlerini, kendi kavillerinin üstünde tutmuştur. Onların, Peygamberimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) yanında, sohbetinde bulunmak şerefiyle kazandıkları derecelerin büyüklüğünü, herkesten daha iyi anlamıştır. (Bkz. İcma)

3. Kıyas: Bir işin nasıl yapılması lazım olduğu, icma ile veya Sahabe sözü ile de bilinemezse, kendisi kıyas yaparak hüküm verirdi. Onun bu kıyas yoluna, “re’y yolu” veya “ictihad” da denir (Bkz. İctihad). Kıyas, Kur’an-ı kerîm ve hadîs-i şerîflerde hakkında açık hüküm bulunmayan bir işi, hakkında açık hüküm bulunan bir diğer işe benzeterek hükme bağlamaktır. (Bkz. Kıyas)

4. İmam-ı A’zam, nasslardan (ayet ve hadislerden), icma ve kıyastan başka istihsan ve örfler ile de hüküm verirdi. Bu kadar var ki, örfün, İslamiyette yasak olduğu açıkça bildirilen bir hükme aykırı olmaması lazımdır.

İstihsan: Daha kuvvetli görülen bir husustan dolayı, bir meselede benzerlerinin hükmünden başka bir hükme dönmektir. Yani dînen mûteber olan bir tercih sebebine dayanarak, bir delîli buna aykırı düşen başka bir delilden üstün tutup, buna göre hüküm vermektir.

İmam-ı A’zam’ın talebeleri ve mezhebinin yayılması: İmam-ı A’zam’ın yetiştirdiği talebelerin sayısı yaklaşık 730 civarındadır. Bunların birçoğu, din bilgilerinde ictihad derecesine yükselmiştir. Oğlu Hammad, talebelerinin ileri gelenlerindendir. İmam-ı Ebû Yûsuf ve İmam-ı Muhammed Şeybanî, iki yüksek talebesi olup “İmameyn” lakabı ile meşhur olmuşlardı. Bir dînî meselede İmameynin ictihadı, İmam-ı A’zam’ın ictihadı ile eşit tutulurdu. Hanefî mezhebindeki bir müftî, İmam-ı A’zam’ın sözüne uygun fetva verir. Aradığını onun sözünde açıkça bulamazsa, İmam-ı Ebû Yûsuf’un sözünü alır. Onun sözlerinde bulamazsa, İmam-ı Muhammed Şeybanî’nin sözlerini alır. Ondan sonra İmam-ı Züfer, daha sonra Hasan bin Ziyad’ın sözünü alır. Her asırda Hanefî mezhebinde çok yüksek alimler yetişmiştir. Evliyanın büyüklerinden Muhammed Şaziliyye, İmam-ı Rabbanî gibi zatlar bu mezhebe bağlıydılar. Osmanlılar zamanında yetişen alimlerin çoğu Hanefî mezhebindendi. Molla Fenarî, Molla Güranî, Ahmed ibni Kemal Paşa, Ebussuud Efendi, İmam-ı Birgivî, İbn-i Âbidîn bu alimlerden bazılarıdır.

Hanefî mezhebinin bilgileri, sonraki alimlere şu üç yoldan gelmiştir.

1. Usûl haberleri: Bunlara zahir haberler de denir. Hanefî mezhebinin imamı olan İmam-ı A’zam Ebû Hanîfe’den ve talebelerinden gelen haberlerdir. Bu haberler, İmam-ı Muhammed Şeybanî’nin altı kitabı ile bildirilmiştir. Bu altı kitap; El-Mebsût, Ez-Ziyadat, El-Cami-us-Sagîr, El-Cami-ul-Kebîr, Es-Siyer-üs-Sagîr, Es-Siyer-ül-Kebîr’dir. Usûl haberlerini toplayan, Hakim Şehid Muhammed Tirmizî’dir. Bunun Kafî kitabı meşhûrdur. Pekçok şerhi olan bu kitabın en meşhur şerhi İmam-ı Serahsî hazretlerinin yazdığı otuz ciltlik Mebsût’tur.

2. Nevadir haberleri: Yine bu imamlardan gelen haberlerdir. Fakat, bu haberler, o altı kitapta bulunmayıp, ya İmam-ı Muhammed’in El-Kîsaniyat, El-Harûniyat, El-Cürcaniyat, Er-Rukiyyat adındaki başka kitapları ile bildirilmiştir. Bu dört kitap, yukarıdaki altı kitap gibi, açıkça ve sağlam gelmiş olmadığından, bu haberlere “zahir olmayan haberler” de denir. Yahut, başkalarının kitabları ile bildirilmişlerdir. Mesela, İmam-ı A’zam’ın talebesinden Hasan bin Ziyad’ın Muharrer ve İmam-ı Ebû Yûsuf’un Emalî adındaki kitapları ile bildirilmiştir.

3. Vakı’at haberleri: Üç imamdan bildirilmiş olmayıp, bunların talebelerinin ve onların talebelerinin ictihad ettikleri meselelerdir. Böyle haberleri, ilk toplayan Ebülleys-i Semerkandî olup, Nevazil kitabını yazmıştır.

Osmanlı alimlerinden Şeyhulislam olanların hazırladığı ve sonradan derlenmiş Fetvalar, Hindistan alimleri tarafından hazırlanan Fetava-yı Hindiyye (Fetava-ı Âlemgiriyye), ayrıca bir kanun metni şeklinde tedvin edilmiş olan ve Ahmed Cevdet Paşanın başkanlığında bir heyet tarafından hazırlanan Mecelle de Hanefî mezhebinin fıkhî hükümlerini bildirmektedir. Osmanlı Devleti zamanında yetişen büyük fıkıh alimlerinden İbn-i Âbidîn Seyyid Muhammed Emin Efendinin hazırladığı ve kendi zamanına kadar yazılmış en mûteber fıkıh kitaplarının bir hülasasını, özünü teşkil eden beş ciltlik Reddül-Muhtar kitabı da Hanefî mezhebini bildiren en kıymetli kaynaklardandır.

Ayrıca günümüz Türkçesi ile kaleme alınmış ve yüzlerce eserin incelenmesi ile meydana getirilmiş olan Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye kitabı da, Hanefî mezhebinin esaslarını bildiren çok geniş ve en kıymetli bir eserdir. Bu kitap İhlas A.Ş. tarafından yayınlanmış ve İngilizceye de tercüme edilmiştir.

Etimolojisi

Mezheb ismini kurucusunun künyesi olan


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ebû Hanife'den alır. Hanife sözcüğü

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
hanif kökünden gelir. Hanif sözcüğü
Hanif, bir İslam kavramı. Hanif bir Kur'an kavramı olarak tanımlandığında 'protesto eden, dosdoğru olan, doğruya yönelen, doğruyu arayan' anlamı taşır ve ilk kez Nebi İbrahim için kullanılmıştır. İslam kaynaklarında Kur'an'ın gelişinden önce tek tanrı inancını taşıyan kişiler hanif olarak adlandırılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İslam öncesinde
İslam, Allah'ın insanlara Hz. Muhammed (sav) aracılığı ile gönderdiği son ilahi dindir. Arapçada seleme (Allah'a tamamen bağlanmak) kökünden gelen İslam sözcüğünün Türkçe anlamı "Allah'a ve onun buyruklarına kayıtsız şartsız inanan" demektir. Bu kelime aynı zamanda, Hz. Muhammed aracılığıyla ilkeleri bildirilen ve Müslüman adı verilen (Arapça İslamlığı kabul eden anlamına, müslim'den) 600 milyon insanı bünyesinde toplamış büyük bir dinin de adıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Allah'ın birliğine inanan ve
Allah müslümanlar tarafından Tanrıya verilen isim, Arapça'dır. Allah müslümanların yanısıra Hırıstiyanlar ve Yahudiler tarafından ve katolik Maltalılar tarafından da kullanılır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İbrahim'in dininden olanları tanımlamakta kullanılırdı.

Fakat

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ebû Hanife'nin bu künyeyi nasıl aldığı konusunda çeşitli tartışmalar mevcuttur. En çok kabul görmüş açıklama, hanif sözcüğünün kullanımlarından olan "

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İslam'a kuvvetle bağlı olan kişi
" anlamında,
İslam, Allah'ın insanlara Hz. Muhammed (sav) aracılığı ile gönderdiği son ilahi dindir. Arapçada seleme (Allah'a tamamen bağlanmak) kökünden gelen İslam sözcüğünün Türkçe anlamı "Allah'a ve onun buyruklarına kayıtsız şartsız inanan" demektir. Bu kelime aynı zamanda, Hz. Muhammed aracılığıyla ilkeleri bildirilen ve Müslüman adı verilen (Arapça İslamlığı kabul eden anlamına, müslim'den) 600 milyon insanı bünyesinde toplamış büyük bir dinin de adıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ebu Hanife'nin
Ebu Hanife (asıl adı Sabit bin Numandır), 699 yılında Kufe’de doğup, 767'de Bağdat'ta öldürüldü. Müslümanlar tarafından ehl-i sünnet itikadının lideri kabul edilir. Hanefi Mezhebinin kurucusudur. Müslüman inancında olanların %45-50'i Hanefi mezhebindedir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İslam'a fazlasıyla bağlı olduğunu belirtmek için verildiği yönündedir. Kesin olan şey mezhebin ismini kurucusundan aldığıdır.

Ebu Hanife Ehl-i Beyt'den olan
İslam, Allah'ın insanlara Hz. Muhammed (sav) aracılığı ile gönderdiği son ilahi dindir. Arapçada seleme (Allah'a tamamen bağlanmak) kökünden gelen İslam sözcüğünün Türkçe anlamı "Allah'a ve onun buyruklarına kayıtsız şartsız inanan" demektir. Bu kelime aynı zamanda, Hz. Muhammed aracılığıyla ilkeleri bildirilen ve Müslüman adı verilen (Arapça İslamlığı kabul eden anlamına, müslim'den) 600 milyon insanı bünyesinde toplamış büyük bir dinin de adıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Caferi'lerin 6.İmamı İmam Cafer Sadık(a.s)'tan 2 yıl ders almıştır. Ebu Hanife'nin asıl adı Numandır.Babasının adı Sabittir.Hicretin 80.yılında doğmuş,150.yılında Bağdat'ta vefat etmiştir.İmam-ı Azamın talebeleri onun rivayet ettiği görüşleri toplayarak sistemlemişlerdir. Onun görüşlerinden yeni yeni eserler telif etmişlerdir.

Böylece İmam-ı Azamın görüşleri bir mezhep halini almıştır.Hanefilik,daha çok Türkiye,Süriye,Irak,Pakistan,Kafkaslar ve Balkanlar'da yaygınlık kazanmıştır.

Hükme varma

Hanefi mezhebinde bir konuda hüküm çıkarmak için önce "kitaba" (yani İslam'ın kutsal kitabı Kur'an'a) başvurulur. Kitapta bir delil bulunamazsa sünnete bakılır. Sünnette de yoksa sahabenin birinin görüşü temel alınır. Sahabi sözünde de bir cevap bulunamazsa en son kıyas'a başvurulur. Bazen maslahat icabı kıyas tercih edilir.

Hanefî mezhebi, Abbasî, Selçuklu ve Osmanlı devletlerinin hakim olduğu bütün ülkelere yayılmıştır. Bugün dünya yüzünde bulunan Müslümanların yarıdan fazlası ve Ehl-i sünnetin pek çoğu, Hanefî mezhebine göre ibadet etmektedir.

Âlimlerin çoğu, diğer mezheplerin de hak olduğunu, fakat Hanefî mezhebinin hükümlerinin daha doğru olduğunu söylemişlerdir. Bunun için İslam memleketlerinin çoğunda Hanefî mezhebi yerleşmiştir. Türkistan ve Hindistan’ın ve Anadolu’nun hemen hemen hepsi Hanefîdir.

Hanefi mezhebi Resimleri


  • Sünni mezheplerinin yayıldığı bölgeler

  • İslam dünyasının haritası. Hanefiler (yeşil renkte) Türkiye'de, Yakın Doğu'nun kuzeyinde, Merkezi Asya ve Hindistan'da üstünlük teşkil eder.



Yorumlar - Lütfen konu (Hanefi mezhebi) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.