Hint Uygarlığı

Hindistan, Çin'den sonra dünyanın en kalabalık ülkesidir. Dünya üzerindeki en eski uygarlıklardan birine sahip olan Hindistan'ın ilk dönem tarihine ait bilgiler arkeolojik verilere dayanır.

Hindistan,
Hindistan, ya da resmî adıyla Hindistan Cumhuriyeti (Hintçe: Bhārat Gaṇarājya; İngilizce: Republic of India), Güney Asya'da bulunan bir ülkedir. Yüzölçümü açısından dünyada en büyük yedinci ülkesidir. Nüfusu en kalabalık ikinci ülkedir, ve dünyanın en büyük demokrasisidir. Güneyinde Hint Okyanusu, batısında Umman Denizi ve doğusunda Bengal Körfezi olan ülkenin deniz kıyısı 7.517 kilometre uzunluktadır. Başkenti Yeni Delhi'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Çin'den sonra dünyanın en kalabalık ülkesidir.
Çin Halk Cumhuriyeti, yüzölçümü itibariyle dünyanın üçüncü, nüfus itibariyle en büyük ülke. Güney Doğu Asya'da yer alır. Yüzölçüm 'dir. Başkenti Pekin olan ülkenin resmi dili Çince, para birimi Yuan'dır. Doğusunda Güney Kore, kuzeydoğusunda ve kuzeybatısında Rusya, kuzeyde Moğolistan, güneybatıda Afganistan ve Pakistan, güneyde Hindistan, Nepal, Butan, Birmanya Laos ve Kuzey Vietnam, doğusunda ise Büyük Okyanus ile çevrilidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Dünya üzerindeki en eski
Dünya, Güneş Sisteminde bir gezegen. Çapı 12.756km, kütlesi 5,97x1024 kg’dir. Güneş’e uzaklığı 149.597.890 km’dir. Güneş’in etrafında 365,25, kendi etrafında ise 1 günde döner. Ortalama yüzey sıcaklığı 15 derecedir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
uygarlıklardan birine sahip olan Hindistan'ın ilk dönem tarihine ait bilgiler

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
arkeolojik verilere dayanır. Yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda,
Arkeoloji (Yunanca arkhaio "eski" ve logos "bilim"), insanın geçmişini, geride bıraktığı maddi kültür belgelerine dayanarak inceleyen bilim dalı. Maddi kültür belgesi, uygarlık tarihinin başlangıcından, yani insanoğlunun ilk aleti yarattığı andan bu güne değin, gene insanın yaptığı ya da doğada bulduğu biçimi ile kendi gereksin¬meleri için kullandığı nesnelerin tümüdür.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İndus Vadisi'nin batısında M.Ö. 3500′lerde yaşamış yarı göçebe topluluklar ortaya çıkmıştır. Daha sonra toprak ekiminin gelişmesiyle M.Ö. 2500′lü yıllarda yerleşik köy yaşamına geçilmiştir.

M.Ö. 2300′lerde İndus Vadisi çevresinde gelişmiş kentlerin ortaya çıktığı bir uygarlık yükselmiştir. Bu dönemde düzenli bir plana göre kurulan kentlerde, evlerin yanı sıra, tapınak, hamam, dükkân ve atölye gibi yapılar bulunuyordu.
İndus Vadisi Uygarlığı, ya da Harappa Uygarlığı, İndus vadisinin bel kemiğini oluşturduğu çok geniş bir bölgeye yayılmış, Güney Asya’daki en eski kent uygarlığıdır. İÖ 3.300 yılları dolaylarında bir kent uygarlığı şeklini aldığı kabul edilmektedir. Uygarlığa ilişkin ilk arkeolojik buluntular, 1921 yılında Pakistan’ın Pencap eyaletinde Harappa ve 1922 yılında Sind eyaletindeki Mohenco-daro antik yerleşimlerinde bulunmuştur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İndus Irmağı'nın çevresindeki verimli ovalarda

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
buğday,
Buğday (Triticum), buğdaygiller (Poaceae) ailesinden bütün dünyada ıshahı yapılmış tek yıllık otsu bir bitkidir. Karasal iklimi tercih eder. Mısır ile birlikte dünya çapında ikinci en fazla ekimi yapılan tahıldır. Bunları pirinç takip eder. Buğday; un, yem üretilmesinde kullanılan temel bir besin maddesidir. Kabuğu ayrılabileceği gibi kabuğu ile de öğütülebilir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
arpa,
ARPA ARPA (Hordeum sativum); Alm. Gerste (f), Fr. Orge, İng. Barley. Familyası: Buğdaygiller (Gramineae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Anadolu’nun her yeri.

En önemli hububatlardan birisi. Arpanın tarihçesi çok eskilere dayanmaktadır. Eski Mısır hiyerogliflerinde ve piramitlerinde arpa resimlerine rastlanmaktadır. Genellikle ılıman ve sıcak iklimleri seven arpanın anavatanı Önasya’dır. Buğday kadar verimli olmamakla birlikte kıraç ve verimsi
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
pirinç,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
hurma,
Alm. Dattelpalme (f), Fr. Dattier(m), İng. Date palm. Familyası: Palmiyegiller (Palmae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Yerli bitkimiz değildir. Batı, Güney Anadolu ve Akdeniz bölgesinde yetişir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
susam,
Familyası: Susamgiller (Pedaliaceae). Türkiye’de yetiştiği yerler: Batı ve Güneybatı Anadolu’da yetiştirilir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
kavun ve
Kavun Familyası: Kabakgiller (Cucurbitaceae) Türkiye’de yetiştiği yerler: Türkiye’nin hemen hemen her yerinde kültür olarak yetiştirilir.

İlkbaharda küçük sarı çiçekler açan, yıllık, sürünücü, otsu bir yaz meyvesi. Sülükleri dallanmıştır. Yaprakları kalp ve böbrek şeklinde, 3-5 loblu, büyük ve tüylüdür. Çiçekleri, bir eşeyli ve bir evcikli olup yaprakların koltuğundan çıkarlar. Meyveleri çeşitli şekil ve renklerde (genellikle sarı) dir. Çekirdekleri uzun, elipsoidik veya oval şekildedi
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
pamuk yetiştiriliyordu. Ayrıca, komşu uygarlıklarla ticaret de yapılıyordu.
Pamuk, alüvyonlu ve kuvvetli toprakları sever. Derin sürülmüş ve iyi gübrelenmiş topraklara ekilir. Ekim; sıcak bölgelerde şubat, soğuk bölgelerde mart-nisan aylarında yapılır. Ağustos ve eylülde hasat edilir. Pamuk için en büyük tehlike yağmurlardır. Yağmurlar, verimin ve kalitenin düşmesine sebep olur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
nin uygarlık merkezi olma özelliğini kaybetmesinin ardından, Ganj Vadisi'ne yönelik göçlerle yeni bir uygarlığın temelleri atıldı. Burada kabile sisteminin yerleşmesiyle birlikte, toprak sahibi kralların, rahiplerin ve aristokrat sınıfının önemi arttı. Bu dönemde kast sistemi biçimlenmeye başladı.
Bir aristokrasinin, seçkin bir zümrenin üyesi demektir. Aristokratik: Aristokrasiye ait olan anlamındadır. Günümüzde aristokrasi bir devlet yönetim şekli olmaktan çıkmış soyluluk anlamına gelen bir kelime olmuştur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kast sisteminde toplumsal sınıfları;
Hindistan'da kast (Portekizce casta: sandık, çekmece; kabile, aşiret), birbiriyle yemek yiyebilen, birbirleriyle evlenebilen, bu iki özel ilişki alanına başkalarını sokmayan kişiler grubudur. Ayrıca, herhangi bir kasttan olan bireylerin, herkesin hangi kasta bağlı olduğunun bilinmesi için, kendilerini başkalarından ayırt eden bir işaret taşımaları gerekir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
brahmanlar (din adamları),
Hint felsefe geleneğinde, hem içkin hem de aşkın olan, hem evrende ve hem de kendisinde varolan en yüksek varlığa kendisiyle birleşmenin nihai ve en yüksek hedef olarak addedildiği dünya ruhuna verilen ad.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
(asker ve asiller), (sanatçı, tüccar ve köylüler), (işçiler) ve paryalar (köleler) oluşturmaktaydı.

M.Ö. 6. yüzyılda büyük din reformcusu Buda, yeni bir inanç sistemi geliştirdi. Ona göre ruhun ölümsüzlüğünü sağlamak için, karşılık beklemeden iyilik yapmak, temiz yürekli olmak ve maddi tutkulardan uzak durmak gerekiyordu. Buda'nın yeni öğretisi tüm
Buddha, ya da Buda, Budizm'de tam ve aşılamaz aydınlanmaya ulaşmış, öfke, açgözlülük ve cahilliği kesin bir şekilde alt etmiş, dünyevi acılardan tamamıyla kurtulmuş, başka bir değişle Nirvana'ya ulaşmış kimseye verilen isimdir. Genellikle Budizmin kurucusu Siddhartha Gautama'ya işaret eder.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hindistan'da hızla yayıldı. Budacılık
Hindistan, ya da resmî adıyla Hindistan Cumhuriyeti (Hintçe: Bhārat Gaṇarājya; İngilizce: Republic of India), Güney Asya'da bulunan bir ülkedir. Yüzölçümü açısından dünyada en büyük yedinci ülkesidir. Nüfusu en kalabalık ikinci ülkedir, ve dünyanın en büyük demokrasisidir. Güneyinde Hint Okyanusu, batısında Umman Denizi ve doğusunda Bengal Körfezi olan ülkenin deniz kıyısı 7.517 kilometre uzunluktadır. Başkenti Yeni Delhi'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
misyonerler aracılığıyla Çin,
Misyoner Hıristiyanlık dinini yayma gayreti içinde olan kişi. Henüz Hıristiyanlığı kabul etmemiş ülkelerde, çeşitli faaliyetler adı altında yürütülen Hıristiyanlık propagandasının her türüne “misyonerlik” denir. Hıristiyan batı kültüründe “misyonerlik” adı verilen faaliyetin tarihi, Hıristiyanlık dini kadar eskidir. Bu faaliyette bulunan, papaz, rahip ve çeşitli Hıristiyan din adamlarına “misyoner” denilmiştir.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Tibet ve
Tibet Çin’in kendi kendini idare eden yüksek ve geniş bir alanı. “Dünyanın Çatısı” ve “Kar Ülkesi” gibi kendine has isimleri olan bu bölge asırlar boyunca etrafını çeviren büyük dağlardan dolayı insan yaşamayan vahşi hayvanların bulunduğu bir yer olmuştur. Tibet 27°20’ ve 36°30’ kuzey paralelleriyle 78°24’ ve 98°57’ doğu meridyenleri arasında yer alır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Tayland gibi ülkelere de yayıldı.

Tayland Krallığı Güneydoğu Asya’da, 5° 32’ -20° 28’ kuzey enlemleri ve 97° 21’-105° 38’ Doğu boylamları arasında yer alan, kuzeyden Burma ve Laos, doğudan Laos, Kamboçya ve Siyam Körfezi, güneyden Malezya ve batıdan Burma ve Andaman Deniziyle çevrili, eski adı Siyam olan ülke.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Eski Hint uygarlığı, M.S. 4. yüzyıldan 5. yüzyıla kadar egemen olan Gupta krallarının küçük krallıkları ortadan kaldırmasıyla geniş bir alana ulaştı. Guptalar, 6. yüzyılda
Hindistan, Çin'den sonra dünyanın en kalabalık ülkesidir. Dünya üzerindeki en eski uygarlıklardan birine sahip olan Hindistan'ın ilk dönem tarihine ait bilgiler arkeolojik verilere dayanır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Orta Asya'dan gelen
Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan, Afganistan, Çin'in bir kısmı (Doğu Türkistan), Rusya ve Pakistan'ın bir kısmından oluşan bölge ve bölgeyi tanımlamak için kullanılan coğrafi terim.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hunlar'ın saldırısına uğradı. Bu saldırı sonucunda Guptalar zayıfladılar. Bu kargaşa ortamında "Racput" adı verilen "kralların oğulları", yönetimi ele geçirdi. Racputlar kendi aralarında iyi anlaşamadıklarından, sürekli birbirleriyle mücadele ediyorlardı. Racputlar'ın kendi aralarındaki mücadelelerinden dolayı Kuzey Hindistan, dışarıdan gelen saldırılara karşı savunmasız kalıyordu. Bu durumdan yararlanan
Orta Asya'da ve Avrupa'da devlet kuran Türk boyudur. Osmanlı hanedanı dışında Türklerin başında hüküm süren en uzun ömürlü ve en önemli hanedan Hunlardır. Onları dört önemli topluluk olarak ele alabiliriz.

Orta Asya Hunları, ilk büyük Hun hakanlığıdır (M.Ö. 220-M.S. 216). ilk büyük hükümdarları Teoman Yabgu'dur. Oğlu Mete (Oğuz Han da denir), M.Ö. 209'da Teoman'ın yerine tahta geçti. 35 yıl hükümdarlık etti. Bütün Türk, Moğol, Tonguz, Altay Türklerini buyruğu altında topladı. Devletinin sınır
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Gazneliler 10. yüzyılın ikinci yarısında Hindistan'a girdiler. Gazneli
Gazneliler (969-1187) Türkler'in tarih boyunca yayıldıkları ve devletler kurdukları ülkelerden birisi de Afganistan'dır. Türkler bu bölgede M.Ö. II. yüzyıldan itibâren devletler kurmağa başlamışlardır. Bu Türk devletlerinden biri olan Gazneliler, isimlerini başkentleri Gazne şehrinden almışlardı, ancak bu devlet tarîhî kaynaklarda Yemînîler ve Sebükteginîler olarak da zikredilmişlerdir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sultan Mahmut, Hindistan'a düzenlediği seferler sonucunda burada büyük bir devlet kurdu. Bu seferler sonucunda

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İslamiyet, Hindistan'da hızla yayıldı. Gaznelilerden sonra
Arapça "selem" kökünden alınmış olan İslam (Arapçası الإسلام,), sözlükte, "itaat etmek, boyun eğmek, teslim olmak, kötülüklerden salim bulunmak, selamete ulaşmak" vb. anlamlara gelen bir mastardır. İslam Hz. Muhammed (s.a.v)'e Allah tarafından vahiyle bildirilen son ve kâmil dinin adıdır. Bu dine uyanlara Müslüman denir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Gurlular, Hindistan'a uzun süre egemen oldular.

Gurlular Afganistan’ın Gur bölgesinde kurulan devlet. Genel olarak Gur halkı ve emirleri, Herat’ın doğu ve güneyinden geçen kervanları vurmak ve savaşmakla hayat süren bir kavimdi. Gaznelilerden, Sebük Tegin’in oğlu Sultan Mahmud ve oğlu Mes’ud, Gur topraklarında seferler düzenlediler. Gur emirlerinden bazıları Gazne sultanlarının hakimiyetine girdilerse de bu hal uzun sürmedi. Gur topraklarında İslamiyetin yayılmasında Müslüman emir Mes’ud’un büyük rolü oldu.

On birinci yüzyılın sonla
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1526 yılında
1526 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Babür Şah'ın Kandehar'dan Bengal'e kadar olan sınırları ele geçirmesiyle Hindistan'da Moğol kökenli Babür egemenliği başlamış oldu. Babür Devleti'nin en ünlü hükümdarı olan Ekber zamanında devletin sınırları genişledi. Ayrıca, Müslüman ve Hindu halklarını birbirine kaynaştırmaya çalıştı. Ekber'in torunu olan Şah Cihan'ın Agra kentinde yaptırdığı Tac Mahal, dünya kültürel mirasının en önemli eserleri arasındadır. Babür Devleti'nin sonlarına doğru Müslümanlar ile Hindular arasında anlaşmazlıklar çıktı. Bu anlaşmazlıklar sonucunda zayıflayan Babür Devleti yıkıldı.

On beşinci yüzyılın sonlarına doğru Avrupalı tüccarlar, Afrika'nın güneyinden dolaşarak Hindistan'a vardılar. İlk gelenler Portekizliler ve Hollândalılar oldu. 17. yüzyılın başlarında Hindistan pazarını kapmak için asıl mücadele edenler, Fransızlar ve İngilizler arasında oldu. Fransızlar 1954′e kadar Hindistan'da bazı limanları ellerinde tuttular. Portekizliler ise işgal ettikleri yerlerden 1961′de çıktılar.

Hindistan, İngiltere'nin en önemli ve en çok gelir getiren sömürgesiydi. Hindistan'ı, İngiliz hükûmetince beş yıllığına atanan bir genel vali yönetiyordu. Hindistan halkı ağır vergiler altında eziliyordu. Batı üniversitelerinde okuyan Hintli gençler, sömürü altındaki ülkelerine özgürlük ve demokrasi düşüncelerini getirdiler. Bu aydın sınıf 1885 yılında bağımsızlık hareketini başlattı. Bundan sonraki 50 yıl bağımsızlık mücadelesiyle geçti. Birinci Dünya Savaşı'nda Hindistan birlikleri İngiltere'ye bağlı olarak çarpıştı. Bu savaşta İngilizler, Hindistan'ın bütün olanaklarını kullandılar.

Bu sırada bağımsızlık hareketinin önderi olarak Gandhi ortaya çıktı. O, pasif direniş kampanyasıyla ülkenin bağımsızlığını kazanabileceğini söylüyordu. Kampanyayla milyonlarca insan harekete geçti. İngilizler gerekli önlemleri almıştı; fakat bağımsızlığa inanan Hindistan halkı Gandhi'nin pasif direniş kampanyası sonucunda 26 Ocak 1930 yılında bağımsızlığını ilân etti.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Hindistan'da iki devlet ortaya çıktı. Biri Hindistan adını korurken diğeri Pakistan adını aldı. Sınırlar nüfusun dinî yapısına göre belirlendi. Hindistan, Hindu çoğunluğun; Pakistan ise Müslüman çoğunluğun yaşadığı yerleri içine alıyordu. Ancak sınırların her iki yakasında da bir göçmen trafiği yaşanmaya başlandı. Pakistan sınırları içinde bulunan Sihler ve Hindular Hindistan'a; Hindistan'daki Müslümanlar ise Pakistan'a geçmeye çalışıyorlardı. Bu geçişler sırasında 200 bin insan yaşamını yitirdi.

Hindistan'da bilimsel çalışmaların kökeni M.Ö. 5 binlere kadar uzanır. Hintlilere göre gök sistemi, dünya merkezli bir sistemdir. Onların astronomi çalışmaları gezegenlerin hareketleri hakkında bilgiler içerir. Ayrıca, Dünya - Güneş uzaklığı hakkında tahminler yapmışlardır.

Hindistan'da 10 tabanlı bir matematik sistemi kullanılmaktaydı. Sıfırı da ilk defa Hintli matematikçilerin kullandığı bilinmektedir.

Hint felsefesine göre, canlı, evrenin küçük bir modelidir. Canlı da doğadaki diğer cisimler gibi toprak, su, hava ve ateşten meydana gelmiştir.

Bu uygarlığın bilim ürünleri önce İslâm dünyasında Arapçaya, sonra buradan aldığı katkılarla birlikte Lâtinceye çevrilmiştir. Bu yüzden Hint uygarlığındaki çalışmalar, diğer toplumların bilimsel faaliyetlerini etkilemiştir.



Yorumlar - Lütfen konu (Hint Uygarlığı) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.