Kırım

Karadeniz'ın kuzeyinde yarımada. Kırım Tatarlarının anavatanı.

Karadeniz'ın kuzeyinde yarımada.
Karadeniz (Bulgarca: Черно море Çerno more; Rumence: Marea Neagră; Rusça: Чёрное море Çyornoye more; Ukraynaca: Чорне море Çorne more), güneydoğu Avrupa ile Anadolu yarımadası arasında yeralan kuzeyinde Ukrayna, kuzeydoğusunda Rusya, doğuda Abhazya ve Gürcistan; güneyde Türkiye
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kırım Tatarlarının anavatanı.

Tarih

Kırım Tatarları anavatanları Karadeniz'in kuzeyindeki Kırım yarımadası olan Türk topluluğu.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Karadeniz'in kuzeyinde tarih boyunca, jeopolitik önemini koruyan Kırım'ın bilinen en eski sakinleri, MÖ XI. Yüzyıldan itibaren Kırım'a gelerek yerleşyen Tavrlar ve bir İranî kavim olan Kimmerlerdir. MÖ VII. Yüzyılda doğudan gelen İskitler Kırım'ı 1000 yıla yakın bir süre hakimiyetine almışlardırr. Kırım, MÖ II. Yüzyılda Sarmatlar ve Alanların, MS III Yüzyılda ise Germen menşeli Gotların istilasına uğramıştır. Kırım'ın konumu ve ticari önemi başta Miletliler olmak üzere Yunanlıları daha sonraları da
Karadeniz (Bulgarca: Черно море Çerno more; Rumence: Marea Neagră; Rusça: Чёрное море Çyornoye more; Ukraynaca: Чорне море Çorne more), güneydoğu Avrupa ile Anadolu yarımadası arasında yeralan kuzeyinde Ukrayna, kuzeydoğusunda Rusya, doğuda Abhazya ve Gürcistan; güneyde Türkiye
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Roma,
İtalya’nın başşehri. Tiren Denizi’nden 24 km içeride yer alır. Tarihi zenginlikleriyle meşhur olmasının yanı sıra, Katolik Kilisesinin idarî ve ruhanî merkezidir. Yüzölçümü 1508 km2 ve belediye olarak nüfûsu da üç milyon civarındadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Bizans ve İtalyanları da cezbetmiş ve bunlar Kırım sahillerinde koloniler kurmuşlardır. Kırım asırlar boyunca en önemli ticaret bölgelerinden biri olmuştur.

Esas itibariyle göçebe olan Hunlar, Kırım'a ilk gelen
Bizans kelimesi Byzas'tan gelir. İstanbul şehrinin kurucusu Byzas'dan dolayı şehre uzun süre Byazs denmiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türk kavmidir.
Türk kelimesinin aslı "türümek" fiilinden gelmektedir. Bu fiilden türetilmiş, kişi ve insan anlamında "türük" ve nihayet hece düşmesiyle "Türk" kelimesi ortaya çıkmıştır. Nitekim Anadolu'da bir kısım göçebeler de yürümekten "yürük" adını almışlardır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hunlar, MS IV. Yüzyılda Kırım'ı ele geçirmişler fakat kalıcı bir iz bırakamamışlardır. Sonraki dönemlerde Köktürkler, Onogurlar ve Kuturgurlar da bu güzel yarımadaya gelmişlerdir. MS VII yüzyılda Hazar Türkleri Kırım'a hakim olmuşlardır.
Orta Asya'da ve Avrupa'da devlet kuran Türk boyudur. Osmanlı hanedanı dışında Türklerin başında hüküm süren en uzun ömürlü ve en önemli hanedan Hunlardır. Onları dört önemli topluluk olarak ele alabiliriz.

Orta Asya Hunları, ilk büyük Hun hakanlığıdır (M.Ö. 220-M.S. 216). ilk büyük hükümdarları Teoman Yabgu'dur. Oğlu Mete (Oğuz Han da denir), M.Ö. 209'da Teoman'ın yerine tahta geçti. 35 yıl hükümdarlık etti. Bütün Türk, Moğol, Tonguz, Altay Türklerini buyruğu altında topladı. Devletinin sınır
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hazarlar,
Ortaçağ'da Güney Rusya'da imparatorluk kuran Türkler (468-965). Hazarlar, Batı Hun Devleti yıkıldıktan sonra onun kalıntıları üzerinde devlet kurdular. Devletin ağırlık merkezi Kırım ve Volga dolaylarıydı. Bu durumda doğuda Sasanîlerle (İran), batıda Bizanslılarla ilişkileri vardı.

627'de yapılan Bizans-İran savaşında Hazarlar Bizans'ı tuttular. VII. yy.da sürekli olarak Müslüman Arap saldırıları karşısında kalan Bizans İmparatorluğu Hazarlardan yardım istedi. Bizans'ın yardımına koşan Hazarl
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İdil (

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Volga) ile
Rusya ve Avrupa'nın en uzun ırmağı. Uzunluğu 3.694 kilometredir. Valday yaylasından çıkar, uzun bir yol ...
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kafkaslar arasında büyük bir İmparatorluk kuran ve Musevi dinine mensup bir Türk hanedanı ile İslam, Hıristiyan ve Göktanrı dinlerine mensup tebaadan oluşuyordu.

Yine savaşçı bir Türk kavimi olan

Hazar denizi ve Karadeniz arasında bulunan dağlar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Peçenekler, Karadeniz'in kuzeyini ele geçirerek Balkanlara doğru sarkmışlar ve bunların büyük bir kolu da X. Yüzyılın başlarında Kırım'a yerleşmişlerdir.Kırım'ın etnik ve kültürel yapısında en derin tesiri yapan ve en güçlü mirası bırakan Türk kavmi olan
Peçenekler Türk boylarından. Oğuzların Üç-ok koluna mensupturlar. İslâm kaynaklarında “Beçene, Beçenek, Biçene”; Anadolu ağzında “Peçeneke, Beçenek” olan boyun adı, “iyi çalışır, gayret gösterir” mânâsındadır. Peçeneklere Bizanslılar “Patzinak”, Lâtinler “Bissenus”, Ruslar “Peçennyeg”, Macarlar “Beşennyö”, Ermenilerin “Badzinag” dedikleri, kaynaklarda yazılıdır. Asıl yurtları, Orta Asya’da, Seyhun (Siriderya) ile İdil (Volga) nehirleri arasındadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kıpçaklar, aynı yüzyılın sonlarında Peçenekler'i mağlup ederek stepleri ve Kırım'ı ele geçirerek, iki yüzyılı aşkın bir süre buraların hakimi olmuşlardır. Kıpçakların zengin kültürel mirasının pek çok izleri bugün dahi bütün canlılığı ile Kırım Türklerince yaşatılmaktadır. XI. Yüzyılın sonlarına kadar Türklerin çoğunluğu İslamiyet'i kabul etmişlerdi.

Kırım'daki İslam varlığı Anadolu
Kıpçaklar (Kumanlar) Avrupalıların “Kuman” adını verdikleri kuzey Türkleri.

Kıpçakları, Bizanslılar “Kumanos”, Macarlar “Kun”, Ruslar “Polovets”, Almanlar “Falben” adıyla bilirler. İslamî kaynaklar ise “Kıpçak” (Kıfşak, Hıfşak) diye zikrederler. Genellikle, beyaz tenli, sarı saçlı ve mavi gözlüdürler. Batı Göktürkleri'nin bir kolu olduğu söylenen Kıpçakların, Kimek, Yimek, Kanglı ve Oğuz gibi Türk boyları ile irtibatları vardır.

Karahıtayların baskını ile, Güneybatı Sibirya’
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Selçuklularının
Selçuklular, Türk-İslam devletlerinin en büyüklerindendir. Oğuzların Üçoklar kolunun, Kınık boyuna mensupturlar. 10. yüzyılın sonu ile 11. yüzyılın başlarında İslamı kabul ettiler. Selçuklular; Çin'den, Batı Anadolu dahil bütün Ortadoğu ülkeleri, Akdeniz sahilleri, Kuzeybatı Afrika, Hicaz ve Yemen'den Rusya içlerine kadar yayılan hakimiyetin, muazzam bir kültür ve medeniyetin temsilcisidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sudak ve çevresini 1220'lerde bir süre için ele geçirmeleri ve Kıpçakların Müslüman ülkeleriyle sıkı ilişkileri sayesinde daha da güçlenmiştir.

12. Yüzyıl başlarında en kudretli devrini yaşamış olan Anadolu Selçuklu Devleti'nden Kırım'a ticaret yapmak maksadıyla pek çok Türk tüccarı gelmiştir. İlk Selçuklu_Kırım münasebeti Emir Hüsameddin Çoban'ın 1221 yılında yaptığı Kırım seferi ile başlamıştır.

Cengiz'in orduları 1223'de bütün Kıpçak steplerini Rusya Ukrayna ve Kırım'ı hakimiyetlerine almışlardı. Ancak kısa süre sonra Cengiz İmparatorluğu parçalandı ve bu muazzam devletin batısında Altın Ordu imparatorluğu ortaya çıkmıştır.

Ukrayna’nın Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde Yalta'nın 120 km kuzeydoğusunda, 18.000 nüfuslu şaraplarıyla meşhur bir sahil kasabasıdır. Sığ bir körfeze kurulu Sudak kilometrelerce uzunluğundaki küçük taşlı plajları, kalesi, otel ve sanatoryumları ile orta halli turistlerin tercih ettiği önemli bir turizm merkezidir. Osmanlı kaynaklarında adı Suğdak / Soğdak olarak da geçer.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Altın Ordu Hakimiyeti Kirım'ın etnik, dini ve siyasi geleceğini kesin olarak belirlemiş ve Kırım'ın tamamen Türkleşmesini sağlamıştır.

1357 ve peşi sıra gelen yıllarda

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Timur akınları yüzünden
Timur (1336 - 14 Şubat 1405) 1336'da Keş'de (Özbeksitan topraklarındaki Semarknad'ın 50 mil güneyindedir.) doğdu. Türkler kendisine, Aksak Timur derlerdi (Sol ayağı doğuştan sakat olduğu için). Barlas aşiretinin liderlerinden Emir Turagay ile Tekina Hatunun oğluydu.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Altın Ordu Devleti bölünerek ortaya Kırım,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kazan,
Kazan Yemek pişirmeye veya su kaynatmaya yarayan büyük ve derin kap. Buhar makinalarında, kalorifer tesisatında suyun kaynatıldığı çok büyük kaplara da kazan denilmektedir.

Madenlerin alet yapımında kullanılmasından sonra, çeşitli tip ve büyüklükte kazanlar yapılarak insanlar bunlardan istifade etmişlerdir. Özellikle Osmanlılar zamanında saraylarda, konaklarda, imarethanelerde, hastanelerde, yemekler kazanlarla kaynardı. Ayrıca Anadolu’daki düğünlerde ocaklar çatılır, üzerindeki büyük
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
, Astrahan hanlıkları ile
Astrahan (Rusça: Астрахань), Rusya Federasyonu'na bağlı bir oblast olan Astrahan Oblastı'nın başkentidir. Oblastın yönetim merkezi Astrahan şehridir. 2008 yılında Rusya Merkez Bankası, Astrahan Oblastı anısına hatıra parası bastırmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Nogay Mirzalığı çıkmıştır. 15. Yüzyılın ilk yarısında Kırım, müstakil Hanlığı'nı ilan etmiştir.

  • Nogay (Börçigin)|Nogay ("Nogay Han" olarak da bilinen Cuci sülalesinden Moğol İmparatorluğu|Moğol lideri)


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

  • Kırım Hanlığı'nın kurucusu
    Kırım Altın-Ordu imparatorluğu içinde mümtaz bir bölge teşkil etmekte idi. XIII. asır sonlarına doğru Nogay, Altınordu hanına karşı Karadeniz şimalindeki stepler ile Kırım'ı müstakilen elinde tutuyor ve Balkanlar ile Bizans üzerinde siyasî üstünlüğünü ve himayesini kurmağa çalışıyordu. Nogay'ın bertaraf edilmesinden sonra da (1300), Kırım geniş salahiyetli valiler idaresinde mümtaz durumunu muhafaza etti
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Hacı Giray'dır. Hacı Giray, Cengiz soyundan gelen bir Altın Ordu prensi idi. Çağında dünyanın en kuvvetli devleti olan Altın Ordu İmparatorluğu 14.Yüzyıl sonlarında zayıflayıp taht kavgaları baş gösterince, Hacı Giray, Altın Ordu tahtı üzerindeki hak iddiasından vazgeçmeksizin 1428 yılı civarında kendisini Kırım Hanı ilan etti. Böylelikle bilfiil Kırım Hanlığını kuran Hacı Giray, Hanlığın ilk parasını da 1441-42 yıllarında Solhat şehrinde bastırttı. Başşehir olarak Bahçesaray seçildi. Hacı Giray'ın soyundan gelenler "Giray"hanedanı adıyla Hanlığın sonuna kadar yaklaşık 350 yıl boyunca tahtın sahipleri oldular.


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Osmanlılar ile
    Osmanlılar ile ilgili olarak aşağıdaki başlıkları kullanarak bilgi alabilirsiniz.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Kırım Hanlığı ilişkilerine gelince ;Kefe'deki Tatar büyüklerinden bazıları, bilhassa Eminek Bey (Mirza), Cenevizlilerin Kefe'den ve Kırımdan atılmaları için, Osmanlı padişahı ve İstanbul fatihi Sultan Mehmed'e mektuplar yazarak, Osmanlı donanmasını Kefe'nin zaptı ve Kırım Hanlığı'nı da zapt-u rapt altına koymasını ricaya başladı. Zaten İstanbul'un Türkler tarafından alınmasını müteakip, Anadolu sahillerindeki Ceneviz kolonilerine de birer birer son verilmişti. Bu defa sıranın Kefe'ye geldiği de aşikardı. Bunun üzerine
    Kırım Altın-Ordu imparatorluğu içinde mümtaz bir bölge teşkil etmekte idi. XIII. asır sonlarına doğru Nogay, Altınordu hanına karşı Karadeniz şimalindeki stepler ile Kırım'ı müstakilen elinde tutuyor ve Balkanlar ile Bizans üzerinde siyasî üstünlüğünü ve himayesini kurmağa çalışıyordu. Nogay'ın bertaraf edilmesinden sonra da (1300), Kırım geniş salahiyetli valiler idaresinde mümtaz durumunu muhafaza etti
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Fatih Sultan Mehmet Han, 1475 İlkbaharında Gedik Ahmed Paşa kumandasında büyük bir Osmanlı donanmasını Kırıma yolladı. Kefe'nin Osmanlılar tarafından alınmasından sonra Gedik Ahmed Paşa tarafından ,Kırım Hanının Hanlık hakları tanınmış ve aralarında yapılan antlaşma gereği; Cenevizlilere ait şehirler, başta Kefe, Azak, Taman, Osmanlıların idaresinde kalacak ve Kırım Han'ı da, devlet-i aliyye'nin "dostuna dost, düşmanına düşman " olacaktı. Kırım Han'ı
    Fatih Sultan Mehmed (1432 - 1481) 29 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. Babası Sultan İkinci Murad, annesi Huma Hatun'dur. Fatih Sultan Mehmed, uzun boylu, dolgun yanaklı, kıvrık burunlu, adaletli ve kuvvetli bir padişahtı.


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

    'ın buna göre Osmanlı padişahına sefer esnasında yardım etmesi gerekmekte idi. Buna karşı Osmanlı padişahı da Mengligirayı Kırım tahtında tutmayı ve desteklemeyi taahhüt ediyordu. Kefe'nin zaptından az sonra Azak (Tana) ve diğer kolonilerde Osmanlılar tarafından ele geçirilince, Kırım'ın güney sahili, Kerç Boğazı'nın her iki kıyısı ve Azak şehri çevresindeki belli bir saha Osmanlı Devleti'nin hükmü altına girdi ve, Kırım Hanlığıda Osmanlı Devletine bazı şartlar altında bağlanmış oldu.

    Bu suretle, 1475 ilkbaharından itibaren Kırım Hanlığı bakımından çok büyük bir değişiklik hasıl oldu: Şimdiye kadar Kırım'ın içişlerine karışan ve aynı zamanda tehlike dahi teşkil eden Hıristiyan-Cenevizlilerin Kefe'de ve diğer şehirlerdeki hakimiyetlerine son verildi. Ve Onların yerine devrin en büyük devleti olan ve İslam Dünyasının önderliğini eline alan Osmanlı Padişahının hükmü kaim oldu.Ayrıca bu bağlanış ile Kırım Hanlığının devam etmesi garanti altına konduğu gibi, Kırım'ın ekonomik ve bilhassa Kültür gelişmesi bakımından da büyük faydaları oldu.

    Kırım Hanlığının Osmanlı Devletine bağlanmasının en mühim neticesi ise siyasidir. Şöyle ki, Kırım'da istikrar sağlanmış ve han oğulları arasında sürüp giden iç mücadelelerin önü büyük ölçüde alınmıştır. Bununla Kırım Hanlığı asayişe kavuşmuş ve Çengiz soyundan "Giray'lar" sülalesinin idaresinde bu hanlıkta XVIII. Yüzyıl sonlarına kadar devam edip gitmiştir. Halbuki Osmanlı himayesinden mahrum kalan ve kendi mukadderatları ile baş başa bırakılan Altın Ordu artığı diğer hanlıklar (Kazan Hanlığı, Astarhan Hanlığı, Kasım Hanlığı ve Nogay Ulusu) birer birer Rusya tarafından yutulmuşlardır.

    Kırım Hanlığı, ilk defa 1484'te Sultan II. Beyazıt'ın Akkirman Seferi'ne katılarak Osmanlı İmparatorluğu ile işbirliği yapmıştır. Yavuz Sultan Selim'e kızını vermiş olan Mengli Giray, ona askeri destek sağlayarak tahta geçmesine yardım etmiştir. Bundan sonra Hanlıkları Osmanlı Sultanı'nın özel fermanı ile tasdik olunmuştur.

    1552'de Korkunç namıyla bilinen

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    , Kazan ve 1556'da
    Kazan Yemek pişirmeye veya su kaynatmaya yarayan büyük ve derin kap. Buhar makinalarında, kalorifer tesisatında suyun kaynatıldığı çok büyük kaplara da kazan denilmektedir.

    Madenlerin alet yapımında kullanılmasından sonra, çeşitli tip ve büyüklükte kazanlar yapılarak insanlar bunlardan istifade etmişlerdir. Özellikle Osmanlılar zamanında saraylarda, konaklarda, imarethanelerde, hastanelerde, yemekler kazanlarla kaynardı. Ayrıca Anadolu’daki düğünlerde ocaklar çatılır, üzerindeki büyük
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Astrahan hanlığı'nı işgal ederek Rusya'ya bağlamıştır. Bu hadiseden sonraki yüzyıllarda, Hristiyanlaştırma ve Ruslaştırma politikaları uygulanmıştır. Kazan'ın işgaline karşılık 1553'te Devlet Giray Han Moskova'yı tahrip etmiştir.

    Bu arada 2.Viyana Kuşatmasına değinmek gerekiyor.Çünki Kırım Hanına bağlı güçlerin yeterli gayreti göstermemeleri bozgun nedeni olarak belirtilerek Kırım kuvvetleri haksız bir şekilde karalanmak istenmişlerdir. Bu savaşta Kırım atlıları Avusturya'nın içlerine kadar baskınlar düzenlemişler ele geçirdikleri düşman askerleri sayesinde çok önemli istihbarat bilgileri elde ederek ,tedbirler alınmasını sağlamışlardır. Fakat Muradgerey Han'ın, Jan Sobieski kumandasındaki Leh kuvvetlerine karşı istenen mukavemeti yapmadığı öne sürülmüş, Han Muradgiray azledilerek yerine Hacıgiray getirilmiştir. Mamafih Muradgiray'a karşı yöneltilen bu kabil ithamların haksız olduğu anlaşılıyor. Viyana bozgunundan Kırım Hanını sorumlu tutmak için elde yeter derecede deliller yoktur.

    Zaten savaş sonrası muharebeyi kısa sürede bozularak terkeden ve geri çekilen Vezir Koca Arnavut İbrahim Paşa bozgunun en önemli sorumlusu sayılarak sorgulanmış ve "Savaş alanını erkenden terkedip ordunun moralini bozduğu ve yenilgiye kapı açtığı " gerekçesiyle boğdurulmuştur.

    Özellikle Silahtar Mehmet Ağanın vesikaları incelendiğinde;
    Astrahan (Rusça: Астрахань), Rusya Federasyonu'na bağlı bir oblast olan Astrahan Oblastı'nın başkentidir. Oblastın yönetim merkezi Astrahan şehridir. 2008 yılında Rusya Merkez Bankası, Astrahan Oblastı anısına hatıra parası bastırmıştır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Tatar hanının , Merzifonlu Kara Mustafa Paşa 'yı düşman karşısında uyarmasından, Paşa'ya yaptığı tekliflerden, bahsedilmekte ve bu tekliflerin Paşa tarafından dikkate alınmadığı ve üstelik
    Tatar sözü, çeşitli zamanlarda değişik anlamlarda kullanılmıştır. Ruslar bu deyimi, yüzyıllar boyunca, Avrupa Rusyası’nda yaşayan Türk soylu Müslümanlar için kullanmışlardır
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Tatar'ları aşağılayıcı ifadeler kullandığından bahisle, Han ile Sadrazam'ın aralarının bozuk olduğu vurgulanmakta ve belkide bu nedenle bozgunun Kırım kuvvetlerine fatura edildiği sanılmaktadır. Nitekim bozgun sonrası dönüş yolunda Han, Paşa ile anlaşamamasının sonucu olarak,
    Tatar sözü, çeşitli zamanlarda değişik anlamlarda kullanılmıştır. Ruslar bu deyimi, yüzyıllar boyunca, Avrupa Rusyası’nda yaşayan Türk soylu Müslümanlar için kullanmışlardır
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    görevinden alınıp yerine Hacıgiray atanmış vezirliğine de önceki Han'ın da veziri olan Bahadır Ağa yeniden getirilmiştir. Görevden alınan Han'a yıllık 4 pul akça bağlanmıştır.

    Kırım Hanlığının zaman içerisinde Osmanlıya paralel olarak güçsüzleşmesi sonucu, Ruslar 1736'da Kırım'a girerek Bahçesaray'da ikibin evi ve Hansaray'ı yakmıştır. Bu münasebetle şehirdeki bir çok sanat ve kültür eserleri harap olmuş, kütüphanelerdeki kıymetli el yazmaları yok edilmiştir. Rusların, Rum ve Ermeni Kiliselerini de yağma ettikleri ve yıktıkları göz önünde tutulursa, Rus "Vahşeti" nin derecesi hakkında kolayca bir hükme varılabilir. Bu Rus tahribatından sonra Bahçesaray bir daha eski haline getirilememiştir.

    Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca antlaşması ile Kırım Hanlığı Osmanlı himayesinden çıkmıştır. 1783'te Rusya'nın işgaline maruz kalan Kırım Türkleri'nin esaret yılları böylece başlamıştır.

    Kırım'ın kaybedilmesinin Osmanlı İmparatorluğunda tesirleri çok büyük oldu. Çünkü ilk defa Müslüman bir tebanın yaşadığı yer kaybediliyordu.

    Ruslar'ın Kırım'daki Türkler'e uyguladıkları baskı ve imha politikaları Kırım Türkleri'ni Osmanlı İmparatatorluğu sınırları içerisindeki başka bölgelere göçe zorlamıştır. Göçlerin büyük çoğunluğu dalgalar halinde Türkiye'ye, Romanya'ya, Bulgaristan'a yapılmıştır. En büyük göç dalgaları, 1792, 1860-63, 1874-75, 1891-1902 senelere arasında olmuştur. Bu göçler, Rusya'nın, Kırım'daki Türk nüfusunu azaltma politikasını gerçekleştirmesine sebep olmuştur. 1783'te Kırım'daki Türk nüfus %98 iken 1897'deki nüfus sayımına göre Türk nüfus % 35'e düşmüştür. Kırım Türkleri bu göç sırasında yollarda büyük kayıplar vermiştir.

    Vatan Kırım'da kalan Kırım Türkleri bu esaretten Bolşevik ihtilalinin yarattığı karmaşadan istifade ederek kısa bir süre içinde olsa kurtulmuşlar ve yapılan seçimlerde Kırım Tatar halkının vekilleri belirlenmiştir. 9 Aralık 1917'de toplanmıştır. Kurultay, 26 Aralık 1917'de Kırım Halk Cumhuriyeti'nin kurulduğunu ilan etmiş ancak Akyar (Sevastopal) da üstlenen Bolşevik denizciler Kırım Türklerine saldırarark Kırım Müftüsü ve Kırım Hükümeti Başkanı Numan Çelebi Cihan'ı tutuklayarak 23 Şubat 1918'de Akyar'da şehit etmişlerdir.

    Kırım Tatar Milli Kurultayı 1918 yılı Mayıs ayında yeniden toplanarak Süleyman Sülkiyeviç başkanlığında yeni Kırım Hükümeti Haziran ayında kurulmuş daha sonra 11 Kasım 1921'de Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ilan edilerek Veli İbrahim bu cumhuriyetin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

    1927 yılından sonra Rus rejimi gerçek yüzünü göstermeye başlamış, Kırım'daki Türk aydınları katledilmiştir. Başlatılan din aleyhtarı kampanya ile de binlerce Müslüman Türk aydını Sibirya ve Urallar'a sürülmüştür. 1920-1941 yılları arası suni olarak kıtlık meydana getirilmiştir. Ülkenin bütün tahıl ve yiyecek maddeleri toplanarak Kırım dışına çıkarılmıştır. Halk korkunç bir açlıkla karşı karşıya bırakılmıştır. Binlerce Kırım Türk'ü açlıktan hayatını kaybetmiştir. 1936-38 döneminde ise toplumun bütün kesimlerinde hissedilen kitle terörü başlatılmıştır. 1941 yılında Alman orduları Kırım'ı işgal etmiştir. 8 Nisan 1944 yılında Kırım'a Rus hücumu başlamıştır. 18 Nisan'dan sonra Kırım'ın bütün bölgeleri Ruslar'ın eline geçmiş ve 18 Mayıs 1944 yılında Kırım Türkleri topluca Vatan Kırım'dan sürgün edilmişlerdir.

    Sovyet Hükümeti, 4.3.1945 tarihinde aldığı ve 25.6.1945 yılında yayınladığı Kararname ile Kırım Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetini ortadan kaldırarak, Kırım oblası (Sovyet idari sisteminde bir nevi eyalet) statüsüne getirilerek, yine Rusya'ya bağlı bırakılmıştır. Daha sonra Kruşçev, Rus_Ukrain kardeşliğinin 1000 Yıl bahanesiyle Kırım Oblastı'nı Rusya'dan alarak Ukrayna'ya bağlamıştır.

    Kırım Türklerinin sürgün edilmesinden sonra Rus göçmenlerin iskanına hız verilerek Kırım , Rusların ezici bir çoğunlukla yaşadığı yer haline getirilmiştir.

    Kırım Türklerinin Vatan Kırım'a dönme ve milli haklarını yeniden elde etme mücadeleleri neticesinde Sovyet Hükümeti 5 Eylül 1967 yılında yayınladığı bir Kararname ile Kırım Tatarlarına haksızlık yapıldığını kabul etmiştir. Ancak Kararname, dolaylı bir şekilde Kırım'ın Tatarların olmadığını ifade ediyor ve onlara Vatan Kırım'ın yolunu açmıyordu.

    Sovyet Hükümeti, Kırım Tatarlarına karşı haksızlık yapılarak suç işlendiğini ancak 1987 yılında Kırım Tatarlarının Kızıl Meydanda bütün dünyayı şaşkına çeviren kitlesel gösterileri neticesinde açıkça kabul ve ilan etti. Kırım Tatarlarının Kırım'a döndürülmelerine razı oldu ve Kırım Tatar probleminin çözümü için bir devlet komitesi kuruldu. Ancak bu komiteler ve dolayısıyla Sovyet hükümeti Kırım Tatar meselesinin çözümü için ciddi ve müspet bir adım atmadılar meseleyi sürüncemede bıraktılar.

    Kırım Tatar Milli Hareketi Teşebbüs Gurupları 5. Genel Kongresi'nde Taşkent'de 2 Mayıs 1989 yılında Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı kuruldu ve teşkilat başkanlığına Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu getirildi.

    Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı, 1989 yılı güzünden itibaren çadır şehirler kurarak Kırım'a göçü hızlandırdı ve Kırım Oblastı Hakimiyeti üzerinde baskıları arttırdı. 1989'da Kırım'da ikamet eden Kırım Tatar nüfusu 20.000 civarında iken, bu sayı 1990 yılı Martında 76.499'e 1991 yılı Martında ise 150.000 civarına ulaşmıştı.

    20 Ocak 1991'de Kırım'da referandum yapıldı, referandumda oy kullanan 1.441.019 seçmenden 1.343.855'i Kırım Muhtar Sosyalist Cumhuriyetinin kurulmasına evet dedi.

    Bunun üzerine Ukrayna Yüksek Sovyeti Kırım'ın tekrar Rusya'ya bağlanmasını önlemek için 12 Şubat 1991'de Ukrayna'ya bağlı Kırım Muhtar Cumhuriyeti'nin kurulmasını kararlaştırdı.

    Yeni anayasa hazırlanıp parlamento seçimleri yapılıncaya kadar Kırım Oblası Şurasının 22 Mart 1991'de yapılan toplantısında, Kırım Yüksek Sovyeti Seçimleri yapıldı. Cumhurbaşkanlığına da Kırım Komünist Partisi 1.Sekreteri Nikolay Barov getirildi.

    Kırım Türkleri bu durumu şiddetle protesto ettiler. Milli iradelerini ortaya koymak için Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı öncülüğünde Milli kurultaylarını toplama kararı aldılar. Kırım Türkleri, Kırım, Özbekistan, Kazakistan, Tacikistan, Kırgızistan, Kafkasya, Rusya, Ukrayna, Litvanya, Tataristan, Letonya ve başka Sovyet ülke ve şehirlerinde demokratik seçimlerini yaparak vekillerini Kırım'a gönderdiler.

    II.Kırım Tatar milli Kurultayı 26 Haziran 1991'de Akmescit şehrinde toplandı. Kurultay, Kurultayın ana fikri ve prensiplerini vurgulayan ve Kırım Tatarlarırın kendi kaderlerini belirleyeceklerini ilan eden 5 maddelik bir "Kırım Tatarlarınına Milli Egemenlik Bildirisi"ni oybirliği ile kabul etti ve Rusların kontrolündeki Kırım Muhtar Sovyet Cumhuriyetini tanımadığını ilan etti.

    Kurultay, aynı zamanda Kırım Tatar halkının en yüksek ve yetkili tek organı olarak Kırım Tatar Milli Meclisini belirledi ve onun 33 kişilik üyesini seçti. Meclis başkanlığına da Kırım Tatarlarının tanınmış insan hakları savunucusu ve Milli yolbaşçısı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu seçimle getirildi.

    O tarihlerde henüz dağılmamış olan ve son günlerini yaşayan Sovyet yönetiminin yıllardır, halkından kopmuş, halkına zarar veren, ekstermist olarak suçladığı Kırımoğlu demokratik ilradesiyle Kırım Tatar halkının yıllardır, gerçek temsilcisi olduklarını göstermiyorlardı.

    Kırım Yüksek Sovyeti, hazırladığı Anayasa ile Kırım Tatarlarını görmezlikten geldi. Kırım Tatar Milli Meclisi'nin itirazları ve hazırladığı Anayasa taslağı dikkate alınmadı. Bu durum Kırım'da gerginliği tırmandırdı. Bu arada 1 Ekim 1992'de Kırım'daki hakimiyet organları Kırım'ın gerginliği tırmandırdı. Bu organları Kırım'ın eniz kıyısındaki güzel bir köyündeki Kırım Tatar çadır şehirlerini bastılar. Sakinlerini feci şekilde dövdüler. Yapılmakta olan kulübeleri buldozerle yıktılar ve Kırım Tatarlarının yıllardır biriktirdikleri paralarla aldıkları inşaat malzemelerini yağmaladılar. 27 Kırım Tatarı yaralandı. Ve 26 kişi tutuklandı. Kırım'daki hakimiyetin bu tutumu durumu iyice gerginleştirdi. Kırım Tatar Milli Meclisi tutukluların serbest bırakılmasını talep etti. Tutuklu Kırım Tatarları önünde 6 Ekim 1992 günü toplanan binlerce Kırım Tatarının gösterileri ve polis barikatlarının aşılarak Kırım Yüksek Sovyeti'ne yürümeleri karşısında Kırım'daki Rusların kontrolündeki hükümet, geri adım atmak mecburiyetinde kaldı.

    , 18 Eylül 1993'de yeni seçim kanununu kabul etti. Her zaman olduğu gibi, Kırım'ın gerçek sahipleri Kırım Tatarları bu kanunda da hiç dikkate alınmadı. Kırım Tatarları derhal bu durumu Yüksek Sovyet önünde düzenledikleri gösterilerle protesto etmeye başladılar. Akmescit şehri etrafındaki ana yolları ve demir yolları kapatıldı. Kırım Tatar Milli Meclisi Kırım Yüksek Sovyeti'nin bu kararını gözden geçirmeye ve Kırım Tatarları lehine değişiklikler yapmaya çağırdı.

    Kırım Tatarlarının şiddetli tepkileri ve kararlı tutumları karşısında Kırım Yüksek Sovyeti 14 Ekim 1993'te toplandı ve seçim kanununa eklemeler yaparak Kırım Tatarlarına 14 kişilik kota verilmesini kabul etmek mecburiyetinde kaldı.

    Son değişikliklerde Kırım Yüksek Sovyet'indeki sandalye sayısı 80'lden 98'e yükseltildi. 14 yer Kırım Tatarlarına, 1'er yer Rum, Ermeni, Alman ve Bulgarlara verildi.

    27 Mart ve 10 Nisan 1994 tarihlerinde iki turlu olarak yapılan seçimlerde Kırım Tatar Milli Kurultayı'nın listesinden 14 Kırım Tatarı parlamentoya girdi.

    İlerleyen zaman içerisinde, Kırım Cumhurbaşkanı Meşkov ve Kırım Parlamento Başkanı Tsekov arasındaki, Rusya Blokunda parçalanmalara yol açtı. Bu parçalanmadan en karlı çıkanlar Kırım Tatarları oldular. Bu arada Meşkov'un ve parlamentonun Kırım'ı Ukrayna'dan ayırmak ve Rusya'ya bağlamak ürüttükleri siyasetin bir adımı olarak, Kırım'da bağımsızlık referandumuna gitme kararları üzerine Ukrayna, Kırım anayasasını ve Cumhurbaşkanlığı makamını 17 Mart 1995 tarihinde lağv etti. SSCB'nin dağılmasından sonra ilk defa Ukrayna'nın ilk defa Kırım'la Rusya yanlıları üzerinde sert ve kararlı tutum takınması, Parlamentodaki dengeleri de etkiledi. Meşkov'un koltuğunu kaybetmesinden sonra Tsekov'u 5 Temmuz 1995'de görevinden Kırım parlamentosu yerine Yevhen Suprunyuk'u seçti Değişen dengeler içerisinde Kırım siyasetinde ağırlığını izlediği akıllı politikalarla günden güne arttıran Kırım Tatar Milli Meclisi ve parlamentodaki Kırım Tatar millet vekillerinden Refat Çubar Kırım parlamentosu başkan yardımcılığına, Lenur Arif'de bakanlık statüsündeki Milliyetler Komitesi başkanlığına seçildi.

    1991 yılına kadar Kırım'da hemen hiçbir önemli resmi göreve alınmayan Kırım Türkleri, 13 Ekim 1994 tarihinde başkanlığında kurulan Kırım Hükümetinde 'in başbakan yardımcılığına getirilmesiyle durumlarını daha da güçlendirdiler

    Coğrafya

    Önemli şehir ve kasabalar ile tarihi yerler; (Mescit), , Akmescit, Akyar (Sivastopol) ile Balaklava & İnkerman, , Alupka, Aluşta ile Partenit, Bahçesaray ile Eskiyurt, , Canköy, , Çufutkale, Eski Kırım (Solhat), Hansaray, İçki, (İslam Direk), Kalay, Karasubazar, Kefe ile Köktebel, Kerç, Kezlev (Gözleve) ile Sak (Saki), Kökköz Köyü, , Mangupkale, , Orkapı ile Ermenibazarı, , Sudak ile Telmana (Novy Svet) & Ayserez, Yalta ile Gurzuf & Masandra & Gaspıra & Kureyz & Simeyz & Foros & Kızıltaş & Limena & Livadiya & Mishor, Yedikuyu.

    Kırım ile ilgili diğer makale başlıkları

    Altın Orda Hanlığı, Arzı Kız Efsanesi, , Balaklava Savaşı, Cengiz Dağcı, Dobruca, Gözleve Savaşı, İsmail Gaspıralı, Karadeniz, Köstence, Kırım Savaşı, Kırım Tatar Mutfağı, Mecidiye, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Romanya, Sivastopol Kuşatması, Tatar, Ukrayna, Yalta Konferansı.

    Bağlantılar

  • http://www.vatankirim.net Vatan Kırım

  • http://www.tatar.net Tatar.Net

    Kaynak

    http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1r%C4%B1m



    Yorumlar - Lütfen konu (Kırım) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.