Kemal Sunal

yok|right|150px|Kemal Sunal]Kemal Sunal (1944 - 2000)1944 yılında İstanbul'da doğdu. Vefa Lisesi'nden mezun oldu.

Kemal Sunal hakkında ansiklopedik bilgi

Kemal Sunal

Kemal Sunal ( 1944 - 2000)

1944 yılında İstanbul'da doğdu. Vefa Lisesi'nden mezun oldu. Sanat hayatı, "Zoraki Takip" adlı tiyatro oyunuyla başladı. 1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu'nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda görev aldı. 1973 yılında Ertem Eğilmez'in yönettiği bir filmle sinemaya transfer oldu ve kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı.

Türk sinemasında başta İnek Şaban tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kuran Kemal Sunal, 7'den 70'e herkesin sevgisini kazandı. 1944 yılında İstanbul'da doğan Kemal Sunal, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdi. Sanat yaşamına amatör olarak Zoraki Tabib oyunu ile atılan Sunal, bir süre Ulvi Uraz ve Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda çalıştı. Daha sonra sinemaya geçerek, önceleri bazı filmlerde önemsiz roller canlandıran Kemal Sunal, 1973'den sonra kalabalık kadrolu komedi filmleri ile üne kavuştu.

Türk sinemasının en büyük komedyenlerinden biri olan Sunal, peşpeşe çevirdiği filmlerle ticari açıdan büyük başarı kazandı. 1977'de Antalya Film Festivali'nde En başarılı erkek oyuncu ödülünü alan Sunal, oyunculuğu ve özellikle değişik tiplemesiyle Türk sinemasında komedi oyunculuğuna yeni bir soluk getirdi. 1974 yılında evlendi. Ali ve Ezo adlarında, biri kız diğeri erkek iki çocuğu oldu. 1990'lı yıllardan itibaren filmleri kesintisiz olarak televizyonlarda yayınlanmaya başladı; ama kendisi bu gösterimlerden hiç para kazanmadı.

12 Eylül öncesi dönemde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema Bölümünü'nü 1995 yılında bitirdi ve master yapmaya başladı. Onu unutmamız mümkün değil! Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı. 3 Temmuz 2000 tarihinde öldü.

Sinema.com'dan

Sosyal bir olgu

O halkın kahramanıydı, demek yeterli olur mu?

Olmaz kuşkusuz.

Sosyal bir fenomendi. Aslında Kemal Sunal gerçeği bir sosyal olguydu.

Onu masa üzerine yatırmak ise tek yönlü bir işlem değil, Türkiye gerçeğinin derya deniz açılımlarında gizli.

Hababam Sınıfı'nın öğrencileri örneği, emekleyerek okuduğu lise yıllarından epey sonra eline aldığı üniversite diplomasının töreninde gördüğü hürmet onu şaşırttı mı bilinmez ama üniversitede "Kemal Sunal gerçeği" konulu bir tez çalışması için artık zamanın geldiğini biliyordu.

Bunu ona düşündüren 90'lı yıllardaki özel televizyon furyasında eski filmlerinin gördüğü büyük ilgiydi. Bu ilgi sadece onu değil, herkesi şaşırtmıştı.

Çünkü o, 70'li yıllardan 80'lere uzanan sinema kariyerinde sadece popüler olmakla yetinmemiş, ilginç bir şekilde 90'lı yılların TV ekranıyla üçüncü kuşağa kadar uzanmayı başarmıştı.

Onun tırmanışa geçtiği dönem tam da Özal dönemine denk düştü. Hiç de tesadüfi olmayan bu denklik, Türkiye gerçeğinin paralelinde akan bir halk kahramanı yarattı.

İşi çok ciddiydi

O dönem adeta bir film gibiydi. Durum, o güne kadar bilindiklerin unutulup, yeni dünya düzeni içinde kendine yer arayan, bu çağ atlama girişiminde de aşağı takıp tökezleyen memleketin içinde yaşanan ekonomik ve kültürel açmazlardan kaynaklanıyordu.

Köyden kente göç, kentte varolma çabaları, kendine ters düşen değerlerle dalga geçerek bu zoraki ve yapay değişimi dalgaya almak, dalgaya alarak rahatlamak ve bir "vatandaş" olarak o da sistemin tüm avantajlarından mutlu azınlığın faydalandığı gibi pay almak...

Onun işi bunları güldürerek canlandırmak oldu. Evet, üstlendiği misyonu bu kadar ciddiydi.

Beyazperdede görülen kaba hatlı, çarpık dişleri görülen geniş gülümsemeli bu tipleme her dönemin, her yaştan insanına hitap edebildi.

"Salaktır ne yapsa yeridir!"

Hani o saf, beceriksiz, sakar hallerinde bile gözlerinde parlayan hin ışıltılarla filmin sonunda kazanan bir halk kahramanı portresi çizebildi.

Tüm cinliklerini ve hinliklerini adeta "salak, inek" gibi adının önüne konularak vurgulanan sıfatlara sığınarak gerçekleştiriyordu.

"Delidir ne yapsa yeridir" misali, onun düştüğü biçare durumlar seyirciye hiç de abuk sabuk gelmiyordu. O kendi yarattığı bu "anormallik" şemsiyesi altında tüm istediklerini rahatça yapma olanağı bulabiliyordu.

Üstelik her seferinde işin içinden çıkmayı başarıyordu. Halkın onunla özdeşleşebilmesinin en önemli noktası da buydu, kasap, manav, patron, eş, çocuk, ya da sistemin doğrudan yarattığı baskılardan bunalmış bir "vatandaş" olarak paçayı sıyırabilen, en güçsüz ve çaresiz hallerinde bile karşısındakini yenmeye çalışan mücadeleci haliyle dileklerimizi gerçekleştirdi.

Bu başarısının ve popülerliğin altında yatan gerçek belki de sistemi hiç karşısına almamasıydı. Sosyo ekonomik koşullardan bunalmış bir vatandaşın çıkış noktası ararken mecburen "makbul olmayan" yollara başvurmasıydı belki yarattığı tiplemelerin hülasası. Ama filmin sonunda her nasılsa "insanlık sevgisi" ağır basıyor, sistem ihmal ettiği bu vatandaşına sahip çıkıyor ve mutlu sona ulaşılıyordu.

Propoganda dönemi

Film burada bitmedi. Kuşkusuz. Yaşanacak çok şey vardı daha.

Uzun yıllar ona güldük.

Aslında özel yaşamında onun yüzü gülmezdi, "ciddi" bilinirdi. Oysa kameranın karşısında yıllarca güldürmeyi başardı. İnek Şaban tiplemesiyle belleklere kazınan, yıllarca halkın sevdiği, eski filmlerine gösterilen yoğun ve kesintisiz ilgi nedeniyle entelektüellerin sosyal bir fenomen olarak ele alma gereği duyduğu bir oyuncu olması ona 90'lı yılların TV ekranını açtı.

Ve belki de hayatının hatasını yaptı. Üniforma giydi. Bu kez üniformayı giymesi Politzei'de olduğu gibi doğrudan kara mizah için değil, dosdoğru kahramanı temsil etmek içindi. Ve eskiden yerden yere vurduğu otoriteyi bu kez bir başka yolla temsil etti. Üzerine uymadı bu üniforma, adeta kaydı. Halk yıllar sonraki bu Kemal Sunal'ı çok sevmedi. O, 90'ların trendi içinde eski filmleriyle varolmuştu ama varolan trend içinde yeni bir rüzgar estirememişti.

Bir konuşmasında, "Bana otorite yakışmıyor, otoriteyi ne kadar tiye alsanız da halk bunu sevmiyor. Yanlış hareket ettim diyerek TV macerasının hayalkırıklığını özetleyecekti.

Yıllar sonra gelen Propoganda ile giydiği üniforma da filmin sonunda üzerinden kaymak zorunda kalmıştı. O otoritenin değil, halkın bir yansıması olamak zorundaydı.

Ve filmin sonu

Son filminin senaryosunu nasıl yazıldı bilinmez ama kendisinin böyle olmasını istemediği kesin. Acı bir film gibiydi olanlar; sanatçıları hiç ölmeyecekmişcesine bir yerlere koyduğumuz için midir bilinmez ama Kemal Sunal'ın öldüğüne inanamadık, inanmak istemedik.

Gençti, 56 yaşındaydı. Sinemada kendine ikinci bir bahar yaratmaya çabalamıştı ki, hiç umulmadık, beklenmedik bir anda aramızdan ayrıldı.

Sunal'ın önünde gerçekleştirmeyi plandığı bir kaç sinema projesi daha vardı. Oyunculuk kariyerine tiyatro sahnesinde başlayan ve sadece Türk sinemasının değil Türkiye'nin bir sosyal fenomeni haline gelen Kemal Sunal'ın gidişi her ölüm gibi erken oldu.



Yorumlar - Lütfen konu (Kemal Sunal) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.

ümit çavuşoğlu: kemal sunal için yukarda çok güzel şekilde bir biyografi hazırlanmış emeği geçenlere teşekkür ediyorum bende tiyatroya emek vermiş bir genç olarak temennim kemal sunal gibi kalıcı yeteneklerin türk sinemasına kazandırılmasıdır. dikkat ederseniz son yıllarda artık oyunculuk zengin çocuklarının seçtiği bir meslek haline geldi. istanbulda hayatı idame etmenin zorlukları orta halli insanların bu işlerle uğraşmalarını büyük ölçüde etkilemekte ve hiç lakası olmayan insanlar oyunculuk yapmaktadır. bunlar sanat adına üzücü şeylerdir. kemal sunal için ne söylesek azdır kendisine hayranlık duyan bir oyuncuyum. dilerim sinemamıza sanat dünyamıza onun gibi kalıcı ve yetenekli oyuncular katılır sevigilerimle ümit çavuşoğlu izmir - 2 yıl, 3 ay önce yazıldı.
Emrah: Kemal Sunal'in Sinemaya kattıkları unutulmaz Eserlerdir. Kemal Sunal'in farkı ortada: Dogal, Küfürsüz cok akıllıca yapılan Filmleri hepimizin 30-40 Yıldır unutamadigi ve hic bikmadan izleyebilecegi Eserleridir. Gercek bir Halk kahramani, gercek bir Sinema Sanatcisi. Aramizdan cok erken ayrilmasiyla Sinemada cok büyük bir bosluk bıraktı, O bosluk dolmayacak. Keske zamani geri alabilsek o yillari tekrar yasayabilsek, insallah öldükten sonra Kemal Sunal'in yanina giderim. Seni cok seviyoruz ve seni cok özlüyoruz büyük Üstad Kemal Sunal. Allah Rahmet Eylesin - 2 yıl, 5 ay önce yazıldı.
Vasif: Kemal sunal olmez qehramandir. Ozu heyatda olmasada, gunlmeli filimleri iyle yawayir. Yaxwi ve merd insanlar hemwe tez kayb olur. Allah rehmet elesin. - 3 yıl, 10 ay önce yazıldı.
cahan: KEMAL SUNAL BIR DEVDI SANAT DUNYASININ UNUTULMAZI O OLMAZSA OLMAZIYDI... O BIZIM COCUGLUGUMUZUN BIR KAHRAMANIYDI ADETEN IYILERIN DOSTU KOTULERIN DUSMANI GIBI. SEN FOVKALADENIN FOVKUSUN SENI HIC UNUTMAYACAGIZ ALLAH RAHMET EYLESIN - 3 yıl, 0 ay önce yazıldı.
elif : Kemal Sunal süper bi oyuncuydu.Derslerinde çok başarılı değildi ama süper bi oyuncuydu. - 3 yıl, 3 ay önce yazıldı.
Misafir: kemal sunal çok iyi adamdı ama ben doğmuşum o ölmüş biraz daha bekleseydi ya - 3 yıl, 3 ay önce yazıldı.
Misafir: şuan bu yorumu yazarken bile filmini izliorum oo çok önemli biri ayrıca isanları eleştirirken bu işi onların kalbini kırmadan yapması çok iii - 3 yıl, 3 ay önce yazıldı.
kemal sunal: kemal sunal ın 1 fılmını en az 10 kez ızlemısımdır ılk ızledıgum gun aldıgım tadı yıne alabılıyor olmam unun ne kadar kalıcı old. gostergesıdır - 3 yıl, 4 ay önce yazıldı.
aydınezgi: bence kemal sunal çok iyi ve komik bir adamdı allah rahmet eğiesin - 3 yıl, 4 ay önce yazıldı.
adsız: kemal sunal çok iyi bir oyuncuydu şu ana kadar izlediğim en beğendiğim filmi japon işi seni hiç unutmayacağız - 3 yıl, 5 ay önce yazıldı.
mavi göz: kemal sunal büyük bir oyuncu olduğu için onla gurur duyuyorum ve onu çok sevdiğimize de inanıyorum - 3 yıl, 5 ay önce yazıldı.
maviş: Çok büyük oyncuydu.Üstün başarılarından dolayı onu tebrik ederim - 3 yıl, 6 ay önce yazıldı.