Kişisel kimlik

Kişisel kimlik, herhangi bir bireyin hangi koşullar ve durumlar dahilinde bir ‘kişi’ sayılabileceğini, 'kişi kimliğine' sahip olabileceğini konu alan felsefî meseledir. Kökeni çok eskiye dayanan bu ontolojik mesele, biyoloji ve psikoloji gibi çeşitli bilimlerde kaydedilen önemli gelişmelerle çok farklı açılar edinmiştir. 'Kişi olmanın' aslında 'ne olduğunun' ve 'neyin (veya kimin)' 'kişi sayılabileceği' farklı felsefî ve dinî öğretilerde farklı şekillerde ele alınmıştır.

?? Kişisel kimlik, herhangi bir bireyin hangi koşullar ve durumlar dahilinde bir ‘kişi’ sayılabileceğini, 'kişi kimliğine' sahip olabileceğini konu alan felsefî meseledir. Kökeni çok eskiye dayanan bu ontolojik mesele, biyoloji ve psikoloji gibi çeşitli bilimlerde kaydedilen önemli gelişmelerle çok farklı açılar edinmiştir. 'Kişi olmanın' aslında 'ne olduğunun' ve 'neyin (veya kimin)' 'kişi sayılabileceği' farklı felsefî ve dinî öğretilerde farklı şekillerde ele alınmıştır. Kişi kavramı, kimlik, özellikle çağdaş etik sorunlarında çok önemli bir yere sahiptir.
Ahlak ve ahlaklılığın olgusal ve tarihsel olarak yaşa­nan bir şey olduğu, tek tek her bireyin şu ya da bu ölçüde şekillendirdiği somut bir ahlâki hayatı bulunduğu, bu hayat içinde ci­simleşen ahlâki değerler, peşinden koşulan ideallerini söz konusu olduğu kabulleri üze­rinde, ahlâk adını verilen söz konusu tarih­sel olguya yönelen felsefe disiplini; ahlâkın eylemin pratiği olduğu yerde, eylemin teori­sini oluşturan felsefe türü.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kürtaj,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ötenazi gibi uygulamaların ahlâkî yönünü tartışan kuram ve çalışmalarda kişi kavramı temellerden birini oluşturmaktadır. Bu sebeple, kişisel kimlik son zamanlarda özellikle filozoflar, ahlâkbilimciler ve hekimler tarafından daha çok tıbbî etik meseleleriyle ilişkili olarak araştırılmış ve işlenmiştir.

:Bu maddede genel anlamda farklı 'kimlik' kuramları, inanışları ve hipotezleri ele alınır. Her düşünce hakkında daha geniş ve detaylı bilgi için o alt başlığın ana maddesine bakılabilir.

Ruh olarak kişi

Ruh kökeni çok eskiye dayanan ve özellikle mistik ve dinî öğreti ve inanışlarda sıklıkla geçen bir kavramdır. İbrahimi dinlerden, çoğu mistik öğretiye kadar birçok farklı inanış, öğreti ve kuramda ‘kişi’ kavramı ile ‘ruh’ kavramı arasında ilişki kurulmuş, zaman zaman kişi sadece ‘ruh’ olarak tanımlanmıştır. Mistik ve dinî öğreti ve inanışlardaki ruh kavramının yanı sıra birçok filozof da farklı ruh kavramları ortaya atmış ve ruh kavramını farklı açılardan kişi kavramıyla ilişkilendirmiştir.

Kartezyen ruh kavramı

Bugün dünyada yaygın olan ruh kavramlarından birisi, ikici (
Kısaca ölüm hakkı da denilebilir. Tedavisi mümkün olmayan kronik hastalıklarda, hayattan umudunu kesmiş hastanın ağrısız bir metotla ölümüne izin verilmesidir.Yasal değildir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
dualistik) Kartezyen ruh kavramıdır.
Düalizm terimi, felsefe ve teoloji başta olmak üzere farklı konularda çeşitli doktrinlerden bahsetmek ve bunları tanımlamak için kullanılabilir. Bu doktrinlerin hepsinde iki temel maddenin (çoğunlukla zıt) var olduğu kavramı vardır. Bu zıtlıklar, özellikle de zıt güçler veya zıt ontolojik veya epistemik kategoriler olabilir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Descartes’in temelini attığı bu görüşte, ruh fizikî değildir ve vücutta farklı bir varlıktır; bu sebeple vücuttan ayrı düşünülebilir. Ortaya attığı vücut-ruh ayrımı sebebiyle ikici olarak tanımlanan bu görüşte, ruh kavramı yoğun biçimde 'bilinç, zihin' gibi kavramlarla ilişkilidir. Descartes ruhu 'düşünen' bir şey olarak yorumlamaktaydı ve ona göre ruh her daim ‘düşünme’ halindeydi. Aklî yeteneğe sahip ruh, çakışan psikolojik bağlantılar sayesinde, zihinsel aktivite gösterebilmekte; fakat bu onun için bir 'gereklilik' arz etmemektedir. Bu görüşte, ruh psikolojik yapı ve bu yapıyı oluşturan fiziksel organ ve kavramlar ve hatta vücut olmaksızın var olabilir, 'düşünebilir'. Ruhun bütünlüğü herhangi bir fizikî engel veya yetersizlik sebebiyle bozulmaz.

Kartezyen ikici ruh kavramı eleştirilere maruz kaldığı gibi birçok filozofca da desteklenmiş ve farklı formlarda tekrar üretildiği de olmuştur. Örneğin, Kartezyen temelli çağdaş sayılabilecek bir ruh kavramı
René Descartes, 1591-1650 yılları arasın­da yaşamış, modern felsefenin kurucusu olarak ün kazanmış Fransız filozof. Temel eserleri: Regulae ad Directionem Ingenii Aklın İdaresi İçin Kurallar, Principia Phi­losophiae Felsefenin İlkeleri, Discours de le Mathade Yöntem Üzerine Konuşma, Maditations Mataphysiques Metafizik Dü­şünceler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
tarafından ortaya atılmıştır. Bu görüşe göre, ‘düşünmek’ veya 'bilinç'ten ziyade, ruhun özü (temeli) tecrübe edebilme ve eylemde bulunabilme kapasitesidir. Örneğin, fiziksel olarak herhangi düşünme kapasitesine sahip olmasa da zigot bilinçli olma kapasitesi ruhu sebebiyle sahiptir fakat bunu eyleme dönüştürmeyebilir.

Zihinsel işlemlerle sıkı bir şekilde ilişkilendirilmiş ruh kavramını, bilimsel (biyolojik) düzlemde, döllenme sonrası oluşan tek hücreli canlı için geçerli görmek pek kolay olmamaktadır. Nitekim buradan yola çıkarak, Kartezyen ruh kavramına göre, bilimsel açıdan, fetal organizmanın ancak belirli bir zihinsel gelişim gösterdikten sonra ruhsal ve dolayısıyla ‘kişisel bir kimliğe’ sahip olabileceği ortaya atılmıştır. Bu nokta, kimlik kavramının çok önemli bir yer arz ettiği kürtajın ahlâkî boyutu meselesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Hilomorfik ve Katolik ruh kavramları

kökeni Aristotales’e uzanan bir görüşdür ve
Aristoteles MÖ 384 - MÖ 7 Mart 322 tarihleri arasında yaşamış Yunanlı filozof ve bilim adamı. Platon ile birlikte Batı düşüncesini en çok etkileyen en önemli iki kişiden biri olarak düşünülür.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Thomas Aquinas tarafından
Thomas Aquinas 1225- 7 Mart 1274 yılları arasında yaşamış olan, ünlü Hıristiyan filozof. Birçok bakımdan özgün bir düşünür olan Aquinalı'nın felsefesi önemli ölçüde Aristoteles'in metafiziğine dayanır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Katolik Hristiyan inancına göre tekrar gözden geçirilmiştir. Thomas Aquinas’ın verdiği son şekil ile hilomorfik görüş, her ne kadar birçok inceleme ve farklı sonuçlara maruz kalmış olsa da, Katolik Kilisesi’nin ruh kavramı konusundaki resmî görüşüdür.

Hilomorfik sözcüğü etimolojik açıdan hyle yani "madde" ve morphe yani "form, şekil" sözcüklerinden gelmektedir. Nitekim görüş bu şekilde de özetlenebilir; hilomorfik açıdan ruh vücudun formu, düzenidir. Burada kastedilen "form" salt şekil veya salt maddenin düzenlenişi değildir. Ruh şeklin yanı sıra, hem maddi hem manevî olarak varlığın formudur; düzenleyici temel prensibidir. Genel açıdan insanı rasyonel hayvan olarak tanımlayan bir felsefî perspektife sahip olduğu için, bu görüşü ruh insanı rasyonal olarak düzenleyen prensiptir olarak da sunabiliriz.

Hilomorfik ruh kavramının, gerek Kartezyen gerekse birçok diğer dinî veya felsefî ruh kavramından ayıran en önemli özelliklerinden birisi burada ruhun ayrı bir oluşum, varlık olmayışıdır. Bu durumda Kartezyen ruh görüşündeki gibi kişiyi ruh olarak tanımlayamayız; burada kişi bir ruha sahiptir, ruhu ile aynı değildir.

Rasyonaliteye yol açan ‘’form’’ olarak ele alındığında, bir zigot ile yetişkin bir insanın ruhu farklı gözükmektedir. Buradan yola çıkarak Thomas Aquinas

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
, ruhlandırma kavramlarını oluşturmuştur. Buna göre döllenme sonucu oluşan canlı bitki ruhuna sahiptir, zira beslenebilme kapasitesine sahip olmakla birlikte hareket veya rasyonaliteye sahip değildir. Bir sonraki evrede organizma hayvanî ruh kazanır, hareket edebilmekte ve bir insana benzemektedir fakat rasyonel bir varlık değildir. Bu anda, Thomas Aquinas'a ve
Thomas Aquinas 1225- 7 Mart 1274 yılları arasında yaşamış olan, ünlü Hıristiyan filozof. Birçok bakımdan özgün bir düşünür olan Aquinalı'nın felsefesi önemli ölçüde Aristoteles'in metafiziğine dayanır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Katolik Kilisesi'ne göre, ruh vermeye kadir tek varlık olan
Ruhani başkanının Papa olduğu, diğer adı Roma Katolik Kilisesi olan bir Hristiyan mezhebi.

Katoliklik de Ortodoksluk gibi 4. Ekümenik konsil olan Kadıköy Konsili'nin kararlarını tanıyan bir kilisedir ancak. Ortodoks kilisesi sadece ilk 7 konsili tanımış bundan sonra yapılanları geçersiz saymıştır. Oksa Katolik kilisesi 20 Konsilin kararlarının da bağlayıcı olduğunu savunur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Tanrı müdahil olur ve canlıyı ruhlandırır. Bu şekilde canlının insan ruhuna sahip olmasına
Metafiziksel düşüncede vahiy otorite ya da inanç temeli üzerinde varolduğu kabul edilen, varlık ve değerin kaynağı olan mutlak, zorunlu, yüce varlık. Doğanın bir parçası olmayan, ama doğanın yaratıcısı ya da nedeni olan, zaman ve mekan kavramlarının kendisine uygulanamayacağı, varlığa gelmiş olduğu düşünülemeyen, doğadan çok daha kudretli ve mutlak iyi olan doğaüstü, ezeli-ebedi ve sonsuz varlık.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
, insan ruhuna sahip olmasıyla sonuçlanan tüm bu işlemlere ve evrelerin bütününe de denir. Bununla birlikte, rasyonel bir varlık olabilme kapasitesine doğumdan önce rahimde belirli bir süreç sonunda kavuşan fetal organizmanın kişisel-bilinç elde edişi ve tam olarak bir olması ancak doğumdan belirli bir süre sonra ortaya çıkabilir.

Bu ve bunun gibi birçok felsefî soru ve sorun hilomorfik ruh görüşüne karşı yöneltilmiştir. Ayrıca dogmatik temellere sahip oluşu sebebiyle, daha çok dinî bir ruh kavramı ve kimlik tanımı olarak ele alınabilir. Bununla birlikte bu ruh görüşü, daha önce de belirtildiği gibi, Aristotales’in ruh kavramından doğmuştur ve Klasik Felsefe açısından önemlidir. Bu ruh görüşünün farklı bir açısı da ruhu form olarak tanımlamak suretiyle, daha materyalist bir ruh görüşüne yol açmış olmasıdır.

Organizma olarak kişi

Kişi, kişisel kimlik kavramlarının temeline 'insan organizması' görüşünü koyan yaklaşımdır. Burada kişi insana eşittir ki, insan biyolojik açıdan bir organizma, bir canlı türünün üyesi olarak ele alınmaktadır.

Kişi olmanın temelinde insan olmak yattığı için bu durumda ruh veya bilinç (veyahut özbilinç) gibi kavramlar ikinci plandadır veya kişisel kimlik kavramına dahil edilmez. Bu görüş kaba biçimde "insan türü olan Homo sapiens’e mensup her organizma kişidir" olarak ele alınabilir. Bununla birlikte bu görüşün de kendi içinde farklı gruplara ayrılması muhtemeldir.

Diğer kimlik görüşlerine olduğu gibi organizma olarak kişi görüşüne de farklı şekilde eleştiriler gelmiştir. Bunlardan en önemlisi ve birincili,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
biyolojik bir tanım olan insan türüne ait bir birey olmanın canlıyı mutlak olarak kişi yapamayacağı, kişisel kimliğin biyoloji biliminin tanımından daha ötesi olması gerektiği yönünde ve aynı şekilde bunun insan türü dışı herhangi bir akıllı varlığı kişi olarak görmemeye yol açacağı, farklı bir açıdan ayrımcı olabileceği yönündedir. Yok eğer, kişi olmak için insan türünün üyesi bir organizma olma şartının olmadığı savunuluyorsa bunun da

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
bakterilerden
Tek hücreli mikroorganizmalardır. Bunlar, mantarlardan küçük, fakat virüslerden büyüktürler. Bazıları hastalık yapıcı, bazıları zararsızdır; bazı bakteriler ise, faydalıdırlar: Örneğin, toprağın nitrojen yapıcı bakterileri. Bakteriler, şekillerine göre sınıflandırılabilirler: Coccus'lar yuvarlak, bacillus'lar çubuksu, vibrio'lar virgül şeklinde, spirillum'lar dalgalıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
balinalara kadar çok çeşitli canlıları da 'kişi' tanımı altında toplayacağı ve böylece sorun yaratabileceği öne sürülmüştür. Bunların dışında, felsefî metinlerde yer alan sık eleştirilerden birisi de organizma olarak kişi görüşünün
BALİNA (Balaena);

Alm.Walfisch, Fr. Baleine, İng. Whale. Familyası: Balinagiller (Balaenidae). Yaşadığı yerler: Sürüler halinde, çoğunlukla soğuk okyanuslarda yaşar. Özellikleri: 30 metre boyunda, 200 ton ağırlıkta olanları vardır. Suda yaşayan sıcak kanlı memelilerdir. Yavrularını doğurur ve sütle beslerler. Ömrü: 70-90 yıl. Çeşitleri: İspermeçet, gagalı, katil balinalar ile yunuslar dişli balinalardandır. Mavi balina, kambur balina, Grönland balina
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
(monozigotik ikizler) üzerinden ulaşılan çeşitli argümanlara karşı koyamayacağıdır. Bunun en ünlü örnekleri yapışık tek yumurta ikizleri olmuştur. Zigot eğer bir insan organizması ise, bölünme sonucu iki farklı embriyonun oluşumuna yol açtığında, birincil zigota ne olmuştur? Bir organizma olarak ilk merhaledeki zigot ölmüş müdür? Oluşan iki embriyo ile ilk merhaledeki zigot aynı kişiler midir? Bu ve benzeri argümanların yanı sıra, yine yapışık ikizlik durumundan ortaya çıkan farklı bir argüman daha vardır ki bu disefali durumudur. Disefali, iki kafaya sahip olmak anlamına gelir ve çoğunlukla boyundan aşağısı tek bir vücutken, iki başa (çoğu kez iki farklı boyna da) sahip olan yapışık ikiz durumlarını tanımlamakta kullanılır. Bu durumda iki farklı
Disefali, "iki başlılık" anlamına gelen terimdir. Etimolojik olarak disefali sözcüğü, Yunanca numerik ön ek di yani "iki" ve kephal yani "kafa"dan oluşmuştur. Disefali kavramı farklı kültürlerin mitolojilerinde yer tutmuş yaygın bir kavramdır. Bununla birlikte, bir mit olmaktan öte, canlılarda disefali görülebilir.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

bilinç ve
(Os. Şuur, İstiş'ar, Zamir, Hatır, İdrâk, İlim, Vukûf, Vicdân, Hissi bâtın, Hissi nefis, Akide, İtikat, İnsâf, Derûn; Fr. Conscience, Al. Bewusstsein, Selbstbewusstsein; İng. Consciousness, İt. Coscienza) İnsanın çevresini ve kendisini anlamasını sağlayan anlıksal süreçlerin toplamı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
gelişirken, her bir ikiz kendisini, kimliğini tanımlayabilirken, ortada bir vücut ve aynı genetik yapı vardır. Buna göre bu argümanda şu tip sorular sorulur: burada aynı bedeni paylaşan iki organizma mı vardır? Yoksa bir organizmada iki farklı bilinç mi gelişmiştir? Bu durumda kişi organizmaya eşitse, ikizler sadece tek bir kişi midirler?

Zihin olarak kişi

Zihnin ve zihinle ilgili farklı kavramların kimlik ile ilişkilendirilmesi çok eskiye dayanan bir gelenektir.
Öznel olarak bilincinde olunan ve beynin üst düzey işlevleri olan düşünme, akıl yürütme, algılama, istek ve inancı kapsayan töz. Sadece insanların bir zihine sahip oldukları genellikle kabul edilir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Descartes'in ikici ruh kavramında dahi, ruhun kendisi düşünen şey olarak yorumlanıp, düşüncenin, zihnin kaynağı olarak görüldüğü için kimlik olgusunda zihne, bilince ve düşünmeye çok fazla vurgu vardır. Bununla birlikte herhangi bir başka kişisel kimlik tanımlaması barındırmadan (örneğin bir ruh görüşü barındırmadan), salt zihnin veya salt zihnin belirli bir özelliğinin (örneğin bilincin) kişi olduğu (ve kişisel kimliğin belirleyicisi olduğu) fikri çok eskiye dayanmaz denilebilir. Özellikle felsefe çevrelerinde yaygınlık kazanmış olan bu görüş dile getirildiğinde akla gelen isimlerden biri de ünlü İngiliz filozof
René Descartes, 1591-1650 yılları arasın­da yaşamış, modern felsefenin kurucusu olarak ün kazanmış Fransız filozof. Temel eserleri: Regulae ad Directionem Ingenii Aklın İdaresi İçin Kurallar, Principia Phi­losophiae Felsefenin İlkeleri, Discours de le Mathade Yöntem Üzerine Konuşma, Maditations Mataphysiques Metafizik Dü­şünceler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
John Locke'dir. John Locke bilinci temel almış ve kişisel kimliği bilinç ile betimlemiştir. Kişisel kimliğin bilinç ile bu şekilde açık ilk betimlemesini Locke yapmıştır. Nitekim modern anlamda kullanılan bilinç kavramını da ilk kullanan yine, aynı metinlerinde, Locke'dir. Zihinle kişisel kimliği özdeşleştiren yaklaşımlar, psikolojik yaklaşımlar olarak da ele alınmıştır. Psikolojik yaklaşımların çoğunluğu şu şekilde kısaca özetlenebilir: "birey devam eden (süregelen) ve birbiriyle örtüşen (kesişen) psikolojik bağlantılara sahip olduğu sürece kişidir, kendisidir".

Bununla birlikte her farklı psikolojik-zihin bazlı yaklaşım, felsefî anlamda farklı öğeler, argümanlar ve zihin felsefesi bazında farklı yaklaşımlar da içerdiğinden, gerek uygulamalı etik, gerekse mantıksal sonuçları açısından birbirinden farklıdır.

Çağdaş birçok düşünür kişisel kimliği zihin ile tanımlamış ve farklı kuramlar geliştirmişlerdir. Örneğin bunlardan bir tanesi
John Locke (29 Ağustos 1632 — 28 Ekim, 1704) yılları arasında yaşamış 17. yüzyıl olan İngiliz filozof. Locke’un temel eserleri, An Essay concerning Human Understan­ding İnsan Zihni Üzerine Bir Deneme ve Two Treatises of Government Yönetim üzerine İki Deneme’dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
'ın embodied mind account yani " "dır(McMahan, 2002). Bu düşünce de, kişi beyninin fonksiyonel olarak bilincinin farkında olmasını sağlayan kısımlarıdır; bu kısımlar kişiye kişisel kimliğini vermektedir. Bu açıdan bu yaklaşımda 3 ana temel vardır:

  • fiziksel devamlılık ki bu beynin fiziksel devamlılığıdır, beynin aynı fiziksel maddeyi zaman içinde devamlı olarak barındırması veya maddedeki değişimin yavaşça, süreç şeklinde olmasıdır.

  • fonksiyonel devamlılık ki bu beynin bilinci fark edebilme kapasitesini sürdürmesi, devam ettirmesi demektir.

  • organizasyonal devamlılık (veya yapısal devamlılık) ki bu beynin temel fiziksel yapısının (organizasyonunun) aynı kalması veya sadece yavaşça bir süreç içinde zamanla değişmesidir(McMahan, 2002).

    Kaynakça

  • McMahan, Jeff. The Ethics of Killing - Problems at the Margins of Life. New York: Oxford University Press, 2002. Oxford Scholarship Online. Oxford University Press. 2 October 2006

    <http://dx.doi.org/10.1093/0195079981.001.0001>



    Yorumlar - Lütfen konu (Kişisel kimlik) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.