Kitap

Kitap Basılı veya yazılı kağıt yapraklarının bir araya getirilmesiyle ve insanların hislerini, fikirlerini, başkalarına, uzaktakilere bildirmek, kendilerinden sonra gelenlere ulaştırabilmek için kağıtlara yazmak suretiyle meydana getirilen eser. Uzakta bulunan bir kimseye yazılan mektup veya pusula manasında da kullanılmıştır. Lügatte, kitap, “yazı yazmak” manasındadır. Kur’an-ı kerim’de; çeşitli manalarda sık rastlanan kitap kelimesi Allahü tealanın peygamberlerine gönderdiği vahiyler ma

KitapKitap

Kitap hakkında ansiklopedik bilgi

Kitap Basılı veya yazılı kağıt yapraklarının bir araya getirilmesiyle ve insanların hislerini, fikirlerini, başkalarına, uzaktakilere bildirmek, kendilerinden sonra gelenlere ulaştırabilmek için kağıtlara yazmak suretiyle meydana getirilen eser. Uzakta bulunan bir kimseye yazılan mektup veya pusula manasında da kullanılmıştır. Lügatte, kitap, “yazı yazmak” manasındadır. Kur’an-ı kerim’de; çeşitli manalarda sık rastlanan kitap kelimesi Allahü tealanın peygamberlerine gönderdiği vahiyler manasında da kullanılmıştır.

İnsanların bildiklerini, öğrendiklerini kitaplara yazması çok öncelere dayanır. Hatta ilk insan hazret-i adem’e Allahü teala tarafından Cebrail aleyhisselam adındaki melek gönderilerek iman bilgileri, her gün bir vakit namaz, oruç, gusül abdesti emredildi. Kendisine kitap gelip, lüzumlu bütün ilimler dahil, fizik, kimya, tıp, eczacılık, matematik bilgileri de öğretildi. Süryani, İbrani, ve Arabi diller ile kerpiç üstüne çok kitap yazıldı. Her yüzyılda, insanlara gönderilen peygamberlerle, onlara lazım olan din ve dünya bilgileri öğretildi. Bu bilgilerin kaybolmaması için kitaplar yazıldı. İlk insan ve ilk peygamber olan adem aleyhisselamdan itibaren peygamberlere yüz dört (104) semavi kitap gönderildiği bildirilmekte olup, bunlardan dördü büyük kitaptır. Bunlar; Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an-ı kerim’dir. Yüzü de (suhuf) denilen küçük kitaplardır. On suhuf hazret-i adem’e, elli suhuf hazret-i Şit’e, otuz suhuf hazret-i İdris’e, on suhuf hazret-i İbrahim’e; Tevrat hazret-i Musa’ya, Zebur hazret-i Davud’a, İncil hazret-i isa’ya ve Kur’an-ı kerim de hazret-i Muhammed’e gönderilmiştir. Bunlarından Kur’an-ı kerim hiçbir harfi değiştirilmeden günümüze kadar ulaşmıştır. İlk devirlerde yazılan kitapların çoğu yangın, sel, harp vb. gibi afetlerin ve insanların birbirine düşmanlıklarının sonucu tahrip edilerek yok olup gitmişlerdir. Cengiz’in torunu Hülagü’nün Bağdat’ı ele geçirdiği zaman, bin seneden beri yazılan kütüphaneler dolusu kitabı yaktırdığı ve suya attırdığı bilinmektedir.

Günümüze gelinceye kadar, ilim ve tekniğin gelişmesine paralel olarak kitap da şekil, hammadde ve muhteva olarak çeşitli değişiklikler göstermiştir. Matbaanın bulunuşuna kadar kitaplar belli bir zümreye hitap ederken, bu keşiften sonra kitap yavaş yavaş insanların günlük hayatına girmiştir. Okuma-yazma oranının artması kitaba olan ilgi ve ihtiyacı da arttırmış, buna paralel olarak kitapçılık sanayii alabildiğine gelişmiştir. İlerde bu gelişmenin hangi noktaya kadar varacağını kestirmek zordur. Şimdiden, basılı kitap ve gazete yerine “konuşan kitap ve gazeteler”den bahsedilmeye başlanmıştır.

Tarihi kazılardan elde edilen bilgilere göre eskiden günümüze kadar kitabın, şekil olarak, geçirdiği değişiklikleri takib etmek mümkündür. Kullanılan yazıya ve malzemeye göre kitaplar değişik şekiller almıştır. Kağıdın bulunuşundan evvel yazılar maden, taş, tahta, kil tabletler üzerine kazınırdı. Sümer, Asur ve Hititler kül tabletler üzerine yazardı. Çinliler ipek kumaş kullanırlardı. Nil kıyılarında ise yaprak haline getirilmiş papirus lifleri kullanıldı. Papirüs hafif, esnek fakat dayanıklı bir maddeydi. Ele geçirilen ilk kitaplar M.Ö. 2700 yıllarına aittir. Bunlar eski Mısırlıların dua, adak, vakıf gibi konuları içine alan Ölüler Kitabı isimli dini eserleridir. Kitaplar ağaç bir silindire sarılmış ağır tomarlar biçimindeydi. Yazı papirüsün yalnız bir yüzüne fırça ile yazılırdı. M.Ö. 7. yüzyılda papirüs Mısır’dan, Yunanistan’a, oradan da Romalılara geçti. M.Ö. 2. yüzyılda Romalılar 15 m uzunluğunda 15-30 cm genişliğinde papirüs tomarları kullanmaya başladılar. Roma’da bazısı halka açık kitaplıklar, ender kitap kolleksiyoncuları vardı. Kitapçılar ithal ve ihraç ettikleri eserlerle geniş ticaret yaparlardı.

Zamanla papirüs üretiminin azalması ve pahalanması, papirüsün nemden bozulması, tek yüzünün kullanılması ve yanıcı bir madde olması, ayrıca umumiyetle Mısır’da üretilen papirüsün yurt dışına çıkarılmasının yasaklanması üzerine yazı yazılabilecek yeni bir maddenin aranmasına sebeb oldu. Bazı Asya milletleri çok eski çağlardan beri sepilenmiş deriyi yazı malzemesi olarak kullanırlardı. Bergama (Pergamum), koyun derisi hazırlama işinde büyük bir ün salmıştı. Batı dillerinde parşömen denilen tirşe böylece ortaya çıktı. Miladın başlangıcında yaygın olarak kullanılmaya başlanan bu malzeme, kitabın dış görünüşünü değiştirdi. Katlanabilen parşömen yaprakları; dikilen, bir araya getirilen, bir ciltle korunabilen defter şekline sokulabiliyordu. Kitap arkalı-önlü yazılabilen bir dikdörtgen şekline (kodeks) girdi (bugünkü şeklini aldı). Parşömene yazılmış kitaplar daha dayanıklı, daha kullanışlıydı. Bizans İmparatorluğunun en eski devirlerine ait İstanbul’dan kaçırılan parşömen yazılı bazı yazma eserlerden üçü Vatikan’da, biri de Paris Milli Kütüphanesinde saklanmaktadır. Bunların bazısı minyatürlüdür.

Büyük ilahi dinlerin ortaya çıkması ilmin ve kitabın gelişiminde birinci merhaledir. Dini bir eğitim ve öğretim kurma ihtiyacı, öğretim kurumlarının yanısıra o zamanın şartlarına göre bir kitap sanayiinin kurulmasını gerektirmiştir.

Kitabın gelişiminde ikinci önemli merhale kağıdın ortaya çıkmasıyla olmuştur. Kağıt yüzyıllardan beri Çin ve Türkistan’da kullanılmaktaydı. Kağıdın ilk defa 105 yılında Çin’de kullanıldığı tahmin edilmektedir. Ancak insanların büyük bir bölümü kağıdı tanımıyordu. İpekten elde edilen kağıt da çok pahalıydı. Kağıdın paçavradan elde edilmeye başlanması ve Avrupa’da tanınması kitaplarda parşömen yerine kağıt kullanılmasını sağladı. Bu da maliyeti düşürdü ve kitap sahibi olmak nisbeten kolaylaştı. Ancak, az zamanda çok ve çabuk kitap elde etmek henüz mümkün değildi. Kitaplar kopya edilerek çoğaltılıyordu. Bu işi yapan bir yazıcılar (katipler sınıfı vardı. O zamanlar harfler, yazılmaktan ziyade resmedilirdi. Hüsn-i hat (kaligrafi) denilen güzel yazı (hattatlık) işi sıkı kuralları olan bir sanattı. Kitapları süslemek (tezyin) ise ayrı bir sanattı.

Öğretimin yaygınlaşması neticesinde, adına tahta kalıp baskı da denen ksilografi yolu denendi. Bu baskı tekniğinde; basılması istenen şey tahta levhalar üzerine kabartma olarak kazınıp üzerine mürekkep sürülerek basılıyordu. Çin’de 8. yüzyılda kullanılan bu usul, Mısır ve Suriye’de önceleri kumaş üzerine motif basmak için sonraları ise kağıt kullanımı yaygınlaşınca kitaplardaki resimlerin ve daha sonra yazıyla beraber resmin çoğaltılmasında kullanıldı. Bu metinler tahta üzerine ters olarak kazınıyordu. On beşinci yüzyılda birkaç yapraktan oluşan ve ancak bir yüzüne baskı yapılabilen kitapçıklar basıldı. Ksilografik metodun yetersizliği ve geniş yazılara imkan vermemesi tipografinin gelişmesine sebeb oldu. Tipografide harfler sökülüp takılmakta ve birkaç defa kullanılmakta idi. Bu metodla batıda ilk kitap 1450’de Almanya’da basıldı. İtalya’da 1465, Fransa’da 1477’de ilk kitap basıldı. On beşinci yüzyılda 35.000 kitap basıldığı tahmin edilmektedir. 1501 yılından önce basılan eserler el yazmalarına çok benzer.

Kitabın gelişiminde üçüncü ve en önemli merhale matbaanın keşfiyle oldu. Bu keşifle beraber kitabın günümüze kadar ulaşan gelişmesi başladı. Matbaa ile kitap elde etmede en büyük engel olan “yazma” problemi halledildi. Kısa zamanda, çok sayıda kitap elde etmek mümkün oldu. Baskı ve kağıt sanayiindeki gelişmelere paralel olarak maliyeti düştü, kitap sahibi olmak çok kolaylaştı (Bkz. Baskı ve Baskı Tekniği). Günümüzde her gün milyonlarca kitap basılmakta, dünyanın dört bir tarafına dağıtılmaktadır. Bugün kitap girmeyen bir yer kalmamıştır. Kitap artık yaygınlaşmış, herkesin malı olmuştur. Kitapçılık zamanımızda bir endüstridir. Bu endüstri, dev yayın şirketleri, gelişmiş kağıt sanayii, en ileri baskı teknikleriyle çalışan matbaalar, en modern usullerle faaliyet gösteren dağıtım ve pazarlama şirketleriyle büyük boyutlara ulaşmıştır. Bununla beraber zararlı kitaplardan, yayınlardan, insanları korumak, henüz halledilmemiş bir problem olarak bütün vehametiyle, ortada durmaktadır.

Avrupa’da ve Amerika’da, birçok ülkede şubeleri olan beynelmilel dağıtım ve yayım evleri kurulmuştur.

İstanbul’da Cağaloğlu (eski adıyla Babıali) ve Sahaflar Çarşısı Türkiye’nin kitapçılık merkezidir. Sahaflarda daha ziyade antika, zor bulunur, değerli kitaplar satılır.

Kitapları üç kısma ayırmak mümkündür:

a) Çoğu para kazanmak, propoganda yapmak, oyalamak ve eğlendirmek için yazılan ve basılan eserler,

b) Edebi eserler,

c) İlim ve öğretim kitapları (dini ve ilmi eserler).

Birinci kısım eserler kültür bakımından büyük bir değer taşımazlar. Bunlar arasında zararlı olanlar da vardır. Tenkitçi bir kafaya sahib olmayanlar, bu çeşit yazılara kapılarak yanlış bilgi sahibi olabilirler. Ehil kimseler tarafından yazılan dini ve ilmi eserler faydalı olup, bu tür kitaplar, kitaplıklarımızın vazgeçilmez eserleridir.

Kitaplar, kültürümüze, benliğimize, ruhumuza, hayat ve medeniyetimize yön veren kaynaklar olduğundan, bunlar alınırken, iyi yazarların eserleri seçilmeli, bu konuda gereken titizlik gösterilmelidir.

Kitapların bakımı: Kültür hayatımızın vazgeçilmez varlıkları olan kitapların bakımı dikkat ister. En ufak bir ihmali bile affetmez. Bunun için kitap ve kitaplık daima temiz tutulmalı, sık sık ele alınan kitapların üstü ayrıca bir kağıtla kaplanmalıdır. Kitapları rutubetten olduğu kadar güneşten, ateşten, tozdan, güveden, büyük ve küçük çeşitli haşerelerden korumalıdır. Ayrıca, kitabın koparılırcasına açılmasından, açık sayfaların ortasına var kuvvetle basarak kırılmasından, sayfaları kapalı kitap ve dergilerin parmak, tarak vs. gibi şeylerle açılıp sayfalarının didiklenmesinden sakınmalıdır. Kitaptan bazı notların alınması gerekiyorsa, bu, kitabın üstünde değil yanda, ayrı bir yerde kağıda veya deftere yazılmalıdır. Sayfaların fazla bastırılmamasına dikkat etmeli, parmağı dile götürüp ıslattıktan sonra açılmasından Özellikle kaçınmalıdır. Konu ile ilgili yazılar, resimler kitaptan kesilip alınmamalı, kitabın içine yazı yazılmamalıdır. Kalındığı yerden okunması için kitabın kendi işaret şeridi varsa o kullanılmalı, bu yoksa sayfaların katlanıp kırılması yerine araya işaret niteliğinde ufak bir kağıt konulmalıdır. Okuma esnasında yenilen, içilen şeylerin, icabında kitabın içine veya üstüne konulmasının, hiçbir zaman kitap titizliğiyle bağdaşamayacağı hatırlanmalıdır.

Eskiden, kitap denince akla, önce, dini ve ilmi eserler gelirdi. Kitabın çok pahalı ve ender bulunan bir nesne olması, ona sadece ilim adamlarına mahsus bir hüviyet kazandırmıştı. Bu durum kitabı yüceltmiş, bu yüzden Türkçeye birçok deyim, atasözü ve vecize girmişti.

Kitap Resimleri


  • Kitap



Yorumlar - Lütfen konu (Kitap) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.

kitap dostu: unutmayalım ki kitap en iyi dosttur. sıkıldığında,sinirlendiğinde,üzüldüğünde,merak ettiğinde bile kitap oku. KİTAP EN İYİ DOSTTUR - 3 yıl, 6 ay önce yazıldı.