Lüleburgaz

Kırklareli iline bağlı ilçe. Nüfusu (2000) 79.002 (merkez), 117.606 (ilçe). İlçenin sınırları dahilinde 6 belde ve 30 köy bulunmaktadır.

Kırklareli iline bağlı ilçe. Nüfusu (2000) 79.002 (merkez), 117.606 (ilçe). İlçenin sınırları dahilinde 6 belde ve 30 köy bulunmaktadır.

Bizans kaynaklarında ismi
Kırklareli Türkiye'nin Trakya bölümünde yer alan il. Batı sınırımızdaki Kırklareli, Marmara bölgesinin Istranca ve Ergene bölümleri üzerinde bulunmaktadır. Trakya’nın en büyük ili olup, İstanbul, Karadeniz, Tekirdağ, Edirne ve Bulgaristan ile çevrilidir. 41° 14’ ve 42° 00’ kuzey enlemleri ile 28°53’ ve 26°13’ doğu boylamları arasında yer alır. Trafik numarası 39’dur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
, ve daha sonraları olarak geçen kent, 1361 yılında
1361 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türklerin eline geçti.
Türk kelimesinin aslı "türümek" fiilinden gelmektedir. Bu fiilden türetilmiş, kişi ve insan anlamında "türük" ve nihayet hece düşmesiyle "Türk" kelimesi ortaya çıkmıştır. Nitekim Anadolu'da bir kısım göçebeler de yürümekten "yürük" adını almışlardır. Türk kelimesi, ayrıca, çeşitli kaynaklarda; "töre sahibi, olgun kimse, güçlü, terk edilmiş, usta demirci ve deniz kıyısında oturan adam" manalarında kullanılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Osmanlı döneminde
Osmanlılar ile ilgili olarak aşağıdaki başlıkları kullanarak bilgi alabilirsiniz.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Vize sancağına bağlı olan şehir
Vize Bir ülkeye girmek veya ülkeden çıkmak için yetkili makamlardan alınması gereken izin. Bir ülkeden çıkış yapabilmek için yetkili makamlardan alınması gereken vizeye “çıkış vizesi”; buna karşılık bir ülkeye giriş yapabilmek maksadıyla alınan vizeye de “giriş vizesi” denilir.

Bir yabancı ülkeye girmeden önce o ülkenin konsolosluklarında pasaportu vize yaptırmak gerekmektedir. Yabancıların Türkiye'ye girebilmeleri için, pasaportlarını yurt dışındaki yetkili Türk makamlarından (konsolo
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1878'de
1878 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ruslar,
Rus, genellikle Rusya Federasyonu'nda yaşayan Doğu Slav halkı veya bu halkın soyundan olan kimselere denir. Dünya çapında yaklaşık 136 milyon kişi civarında bir nufüsa sahiptirler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1912'de
1912 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Bulgarlar,
Bulgarlar, Bulgaristan halkının çoğunluğunu oluşturan güney slav halkıdır. Bulgaristan'ın toplam 7,8 milyon insanından %83,5'i Bulgardır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında
Birinci Dünya Savaşı, 1914 yılında Avrupa'da başlamış, ancak dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin katılması ve diğer kıtalardaki sömürgelere de yayılması nedeniyle "dünya savaşı" olarak adlandırılmıştır. 1914'te başlayan savaş 1918 yılında sona ermiştir. 30 Ekim 1918'de Osmanlı Devleti Mondros Mütarekesi'ni imzalayarak savaştan çekildi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
22 Ekim
22 Ekim Gregorian Takvimine göre yılın 295. günüdür. Sonraki sene için 70 (Artık yıllarda 71) gün var.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1922'ye değin
1922 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Yunanlılar tarafından işgal edildi.

Şehirde görülebilecek tek anıtsal tarihi eser
Yunanlar'ın MÖ 20. yüzyılda kitleler hâlinde Balkan Yarımadası'nın güneyine göç ettikleri inanılır. Yunanlar zaman ile Ön Asya'da (Anadolu'da) ve Güney Karadeniz'de büyük koloniler kurmuşlar ve gerek Anadolu'da gerek Yunanistan'da uzun yıllar hüküm sürmüşerdir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sokollu Mehmet Paşa tarafından

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mimar Sinan'a yaptırılan
Mimar Sinan 1489 - 1588 yılları arasında yaşamış olan dünyanın en büyük yapı sanatçılarından biridir. Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu, 17 Temmuz 1588'de İstanbul'da öldü. Doğum tarihi kesin değildir. Ailesine ve yaşamına ilişkin kimi zaman yetersiz ve çelişkili bilgiler, çağdaşı Sâi Mustafa Çelebi'nin onun ağzından yazdıklarına, mimarbaşı olduğu dönemden kalan yazışmalara, kendi vakfiyesine ve yazarı bilinmeyen belge ve kitaplara dayanmaktadır. Kaynaklara göre Sinan, I. Selim (Yavuz) pa
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1588 tarihli
1588 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sokullu Mehmet Paşa Camii'dir. Ayrıca Mimar Sinan Köprüsü,Zindan Baba Türbesi ve Kadııali Camii görülmeye değer eser arasındadır

Ekonomi

Ekonomisi ağırlıklı olarak sanayiye dayanan Lüleburgaz'ın çevresinde tekstil ve gıda üretimi gerçekleştiren bir çok fabrikanın yanı sıra,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkiye'nin en büyük cam fabrikalarından biri olan
Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bulunan bir ülke. Ülke topraklarının büyük bir bölümü Anadolu yarımadasında, kalanı ise Balkan Yarımadası'nın uzantısı olan Trakya'da bulunur. Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan (Azerbaycan), KKTC, İran, Irak ve Suriye'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ve Kırklareli Cam Sanayi bulunmaktadır.

Bununla birlikte kontrolsuz sanayileşme, özellikle fabrika atıklarının arıtılmadan ilçenin derelerine akıtılması, hissedilir boyutlara varan çevre sorunlarını da beraberinde getirmektedir.

Tarihçe

Kentin "yazılı tarihçesi" bilgileri az olmakla birlikte, Prof. Arif Müfid Mansel'in araştırmalarına kadar da ciddi arkeolojik bir çalışma yoktur.
Arif Müfid Mansel (1905 İstanbul-1975 İstanbul)


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

1936'da
1936 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türk Tarih Kurumu adına Prof. Arif Müfid Mansel'in yaptığı arkeolojik kazılarda bölge tarihine ışık tutacak ipuçlarına rastlanmıştır. Buna göre Trakya kültürü, Ege ve Balkan kültürleriyle ilişkilidir.
Türk Tarih Kurumu, Türk tarihinin ilk kaynaklardan araştırılması amacıyla Atatürk’ün direktifiyle 1931 yılında kurulan araştırma kurumudur. 21 Eylül 1940 gün ve 2/14556 sayılı Bakanlar Kurulu kararnamesiyle kamu yararına çalışan dernekler arasına alınan Türk Tarih Kurumu, 11 Ağustos 1983 gün ve 28761 sayılı yasa ile T.C. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu'na bağlı bir kuruluş durumuna gelmiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İlk Tunç Çağı'na ait buluntular, bölgenin Ege kültürleriyle ilişkisinin varlığını ortaya koymaktadır. Yine yakın tarihte (1981) yapılan kazılarda elde edilen bulgular, bölgede kalkotik dönemin yaşandığını ve Balkanlar-Kuzey Anadolu kültürleriyle ilişkilerin varlığını gösterir.

İ.Ö. 2000'lerde Balkanlarda yaşayan Traklar, kuzeybatıdan İlliryalıların baskısı ile göçe zorlanmış ve Anadolu'ya doğru göç başlamıştır. Göç sonucunda bazı Trak kavimlerinin "Trakya" adı verdikleri bölgede kalmaları, bir bölümünün Anadolu'ya göçmeleri ile Anadolu, Türk kabilelerininin yerleşim yeri olmuştur. Trakya ismi Traklardan gelmektedir. İ.Ö. VI. yy.'a kadar Trak kabilelerin yerleşim yeri olan bu bölgenin bu tarihten itibaren yönetimi de değişmiştir.

İ.Ö. 558 Yunan, VI. yy.'dan itibaren Pers IV. yy. Makedon ve İ. Ö. I. yy.'da Roma egemenliğine giren Trakya, Roma'nın doğu toprakları sayılırdı.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Roma İmparatorluğu İ. S. 395'te Theodosius döneminde ikiye ayrıldı. 490-518 dönemlerinde bölgede Bizansın kendi iç çatışmaları yaşandı. 540'lı yıllarda
Bugünkü İtalya’nın Latium bölgesinde, Tiber Irmağı’na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin merkezi oldu. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiledi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hunlar, 590'larda Avarlar Balkanları yağmaladılar. 626'da Avarların tekrar saldırısına uğrayan Trakya, büyük karışıklıklar yaşadı. Bölgede 760-924 arasında Bulgar - Bizans çatışmaları vardı.

1064'te Konanların saldırılarına maruz kalan
Orta Asya'da ve Avrupa'da devlet kuran Türk boyudur. Osmanlı hanedanı dışında Türklerin başında hüküm süren en uzun ömürlü ve en önemli hanedan Hunlardır. Onları dört önemli topluluk olarak ele alabiliriz.

Orta Asya Hunları, ilk büyük Hun hakanlığıdır (M.Ö. 220-M.S. 216). ilk büyük hükümdarları Teoman Yabgu'dur. Oğlu Mete (Oğuz Han da denir), M.Ö. 209'da Teoman'ın yerine tahta geçti. 35 yıl hükümdarlık etti. Bütün Türk, Moğol, Tonguz, Altay Türklerini buyruğu altında topladı. Devletinin sınır
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Uzlar Trakya'yı istila ettiler.

1122'de Bizans -
Uzlar ilk yurtları Hazar Denizi çevresi olan Oğuz topluluklarıdır. Bu adı İranlılar koymuştur. XI. Yüzyıl'da batıya doğru ilerlediler ve Doğu Avrupa'yı yağmaladılar. Balkanlarda Peçeneklerle savaştılar. Bizans ordusunda paralı asker olarak savaştılar. Macaristan'a yerleşerek Hıristiyanlığı benimsediler. Bu bölgede yaşayan Gagavuzlar özelliklerini yitirmemiş Uz topluluklarıdır.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Peçenek çatışmalarında tutsak alınan pek çok Peçenek, Bizans tarafından Trakya'ya yerleştirildi.

Trakya,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1190 tarihinde
1190 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Haçlı Seferleri ile istilalara uğradı.
Haçlı Seferleri Alm. Kreuzzüge (pl), Fr. Les Croisades (f.pl), İng. The Crusades. Papalığın teşvikiyle Hıristiyan Avrupalıların Müslümanlara karşı tertib ettikleri seferlerin umûmî adı. En önemlisi dînî olmak üzere, siyâsî, sosyal ve iktisâdî sebeplere dayanan Haçlı seferlerini Papa İkinci Urbanus, 1095 yılında toplanan Clermont Konsili’nde yaptığı konuşmayla başlatmıştır. Asırlarca devâm edip, milyonlarca insanın can kaybına, devletlerin yıkılıp ülkelerin tahrib olunmasına sebeb olmuştur
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1192'de bugünkü Lüleburgaz ve çevresinde gerçekleşen Bizans-Haçlı savaşında Bizans yenildi. Haçlı seferleri sırasında 1204'teki yenilgiyle Trakya Latinlerin egemenliğine girdi. Tam anlamıyla sömürünün yaşandığı bu dönemden sonra 1264'te Bulgar ve Tatar saldırılarıyla sarsılan bölge, Katalon askerleri ve Türk askerlerinin (1304 - 1305) baskısını yaşadı.
1192 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Bizans İmparatorluğu'nun çöküşünün hızlandığı bu dönemde İmparator Anolronikos yaklaşık 10-15 yıl tahtta kalmayı başardı; ancak Trakya'daki mücadele durmadı. Bizansın taht mücadeleleri, Trakya topraklarındaki egemenliğini iyice zayıflattı. Bu dönemdeki Bizans - Osmanlı ilişkileri, Trakya'nın Osmanlılar tarafından fethini kolaylaştırmıştır.

Bizans İmparatorluğu yada Doğu Roma İmparatorluğu olarak bilinen devlet, Roma İmparatorluğu'nun doğu kısmında M.S. 395'te kurulan ve İstanbul'un 1453'te Fatih Sultan Mehmed tarafından fethiyle ortadan kalkan imparatorluktur.

Bizans imparatorluğu, Romalıların doğuda sahip olduğu toprakları, Tuna'dan Germenlerin ve İslavların; Fırat'tan da Perslerin ikili baskısına karşı koruma zorunluluğundan doğdu. Bu baskılara karşı imparatorluğa Roma'dan dah
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
I. Murad döneminde fethedilen Lüleburgaz, 1879'a kadar Vize sancağına bağlı kalmıştır. Bölge, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda ağır bir işgal geçirdi. Lüleburgaz Ruslar tarafından işgal edildi. Berlin anlaşmasıyla işgalden kurtulan Trakya, yoğun göç hareketleriyle karşılaştı. 20. yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti'nin yaşadığı bunalımlar bölgede işgallere, direnişlere, göçlere yol açtı.

1912'de patlak veren Balkan Savaşları; siyasi çalkantılar içindeki Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı öncesinde savunmasız ve hazırlıksız yakalanmasına ve ağır bir yenilgi almasına neden oldu. 1912'de başlayan saldırıların birincisini Osmanlı ağır kayıplarla kapattı. 1912 yılının 26-27-28-29 Ekim'inde Lüleburgaz'da yaşanan Balkan Muharebeleri, savaşın en kanlı çatışmalarıdır. Bulgarlar Çatalca'ya kadar dayanırlar. Avrupa devletlerinin araya girmesi ile Londra Konferansı yapılır. Daha sonra I. Balkan Savaşı'nda kaybedilen bu topraklar geri alınacaktır.

Yöre, Mondros Mütarekesi'ne kadar siyasal sorunlarla karşılaşmadı. Ancak I. Dünya Savaşı ve Mondros Ateşkesi ile ağır sorunlar yaşandı.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında hemen hemen tüm itilaf devletlerinin Trakya'ya ilişkin hesapları vardı. İngiltere, Fransa ve Rusya birbirlerini kollayan siyasetler içindeydiler. 1917 Rus Devrimi ile Çarlık Rusyası'nın devre dışı kalması, Yunanistan'ı yeni bir güç olarak ortaya çıkarmıştı. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasıyla birlikte İtilaf Devletleri, Trakya'da adım adım denetim kurmaya başladılar. Mütakere'nin beşinci gününde bir Fransız alayı; Uzunköprü, Sirkeci, Kırklareli demiryolunu işgal etti. Bu işgal uzun sürmedi. 14 Ocak 1919'da bu kez Yunan askerleri tren yolu hattını ve istasyonları işgal ettiler. Daha sonra işgal yavaş yavaş yaygınlaşmaya başladı. İtilaf devletlerinin Paris Barış Konferansı çalışmalarını yaptığı sırasında, Trakya Paşaeli Cemiyeti de çalışmalarını hızlandırmış, 5 büyük kongre toplayarak halkı bağımsızlık için mücadeleye çağırmıştır. Sanremo Konferansı ile Trakya Yunanistan'a bırakılmıştı. 20 Temmuzdan itibaren de kasaba ve köyler işgal edilmeye başlanmıştır. Altı günlük çarpışmadan sonra bölgenin tamamı işgal altına girmiştir. Lüleburgaz'ımıza Yunan askeri 22 Temmuz 1920'de girmiştir. Özellikle Lüleburgaz Kongresi'nde etkili olan Lüleburgazlı yurtseverler, büyük baskı ve işkence görmüşler ve 2 yıl sürecek bir zulüm yaşanmıştır. Resmi bina ve evraklara el konmuş, yüzlerce hayvan alınmış, tonlarca tahıl zaptedilmiş; ölüm, tecavüz, sürgün ve işkence günlük hayatın bir parçası olmuştur. Lüleburgaz ve Edirne arasındaki bütün köyler yağmalanıp tahrip edilmiş, işyerleri talan edilerek halkın ileri gelenleri tutuklanıp sürgüne gönderilmiştir. Bu baskı ve zulüm karşısında Trakyalılar, coğrafi koşullardan yararlanarak İğneada, Demirköy, Saray, Çerkezköy, Vize, Pınarhisar, Kırklareli, Muratlı civarında silahlı milis kuvvetleri ile Yunan askerlerine, Rum ve Ermeni çetelerine karşı aylarca başarılı bir mücadele verdiler. Direnişleriyle Yunan askerinin bir bölümünün Anadolu'ya geçmesini önleyerek Batı Cephesi'nde güçlenmelerini engellediler ve ulusal mücadeleye önemli katkılar sağladılar.

Sakarya Savaşı'ndan sonra başlayan ve 30 Ağustos 1922 zaferiyle sonuçlanan askeri başarılar, sömürgecileri Türk Devleti ile 11 Ekim 1922 'ni imzalamaya zorlamıştır. Yapılan ateşkes gereği 22 Ekim 1922'de Yunan askerleri Lüleburgaz'dan çekilmişler ve kentimiz Fransız askeri birliklerin

Folklor



ve türküleri Lüleburgaz yöresine aittir.

Dış bağlantılar



  • http://www.luleburgaz-bld.gov.tr/ Lüleburgaz Belediyesi

    Kaynaklar

  • Vikipedi



    Yorumlar - Lütfen konu (Lüleburgaz) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.