Manisa tarihi eserler ve turistik yerler

Manisa ili tabiî güzellikleri ve târihî eserleri çok olan bir ilimizdir. Eski devirlerle Selçuklu ve Osmanlı devirlerinden kalan pekçok eser vardır. İstanbul, Edirne ve Bursa’dan sonra Osmanlılar tarafından en çok îmâr edilen Manisa, Osmanlı mîmârîsinin en zengin örneklerini taşıyan dördüncü şehirdir.

Manisa tarihi eserler ve turistik yerler hakkında ansiklopedik bilgi

Manisa ili tabiî güzellikleri ve târihî eserleri çok olan bir ilimizdir. Eski devirlerle Selçuklu ve Osmanlı devirlerinden kalan pekçok eser vardır. İstanbul, Edirne ve Bursa’dan sonra Osmanlılar tarafından en çok îmâr edilen Manisa, Osmanlı mîmârîsinin en zengin örneklerini taşıyan dördüncü şehirdir. Yunan işgâli sırasında birçok târihî eser yakılıp yıkılmıştır. Zamânımıza ulaşanlarından önemlileri şunlardır:

Hâtuniye Külliyesi: Sultan İkinci Bâyezid’in hanımı Hüsnü Şah Hâtun 1490’da yaptırmıştır. Külliye; câmi, sıbyan mektebi, Kurşunlu Han, medrese ve hamamdan meydana gelmiştir. Medresesi yıkılmıştır. Kurşunlu Han gördüğü tâmirler yüzünden, orijinal yapısını kaybetmiştir. Minâresinin gövdesi zikzaklı burmalarla bezenmiştir. Geometrik oymalarla süslü minberi orijinaldir. Külliye ilk dönem Osmanlı mîmârîsinin en güzel örneklerindendir. Câminin yanındaki türbe 1881’de ölen Sadrazam Rüştü Paşaya âittir.

Sultan Külliyesi: Yavuz Sultan Selim Hanın Hanımı Ayşe Hafsa Sultan yaptırmıştır. Külliye; câmi, sıbyan mektebi, sultan hamamı, Dârüşşifâ, medreseden meydana gelmiştir. Mesir macunu bu külliyede bulunan câmiden halka atıldığı için Mesir Câmii adı ile de bilinir. Câminin mihrab ve minberi Osmanlı sanatının üstün yapılarındandır. Dış medrese yıkılmış olup, iç medrese günümüzde müftülük olarak kullanılmaktadır. Dârüşşifa kısmı ise günümüzde sağlık müzesidir.

Murâdiye Külliyesi: 1582-1585 seneleri arasında yapılmış olup Mîmar Sinan’ın eseridir. Külliye; câmi, medrese, imârethâne, sıbyan mektebinden meydana gelmektedir. Sıbyan mektebi yıkılmıştır. Külliyeyi Sultan Üçüncü Murâd Han yaptırmıştır. Câmisi Manisa’daki Osmanlı devri câmilerinin en değerlisidir. Kesme taştan yapılan câminin sağ ve solunda iki ince minâre bulunmaktadır. Giriş kapısı ağaç oymacılığının bir şâheseridir. Sütun kapı, duvar ve kubbede yer alan oymalı mermerler, çiçek motifli ve âyet-i kerîmelerle süslü çiniler ve diğer çeşitli süslemelerle Türk süsleme sanatının en güzel örneklerindendir. Medresesi, Etnografya Müzesi; imârethâne kısmı ise Arkeoloji Müzesi olarak kullanılmaktadır. Sultan İkinci Abdülhamid Han zamanında külliye esaslı bir şekilde tâmir edilmiştir.

Ulu Câmi: Manisa’nın en eski câmisidir. Saruhan Beyin torunu İshak Bey tarafından 1366’da yaptırılmıştır. 14 sütun üzerine üç yönde revakla çevrilmiştir. Sütunlarının bâzıları Bizans kilisesine âittir. Câminin yanında bir medrese vardır. Medrese kapısı yanında tek şerefeli kilim desesini andıran ve yeşil, mavi, sarı ve mor renkli çini tuğlalarla süslü kısa gövdeli minâresi vardır. Minber abanoz ağacından yapılmış olup, âyet-i kerîme yazılarıyla süslüdür. Minber Türk ağaç oymacılığının güzel örneklerinden olup, Manisa Etnografya Müzesindedir. Medrese, Bizans kilise harâbeleri üzerine yapılmıştır. Boyu 36,55 m, eni 32,55 metredir.

Çeşnigir Câmii: Çeşnigir Sinan Bey tarafından 1474’te yaptırılmıştır. Mihrabı geometrik oymalarla bezelidir. Yanında Karamanoğullarının yaptırdığı kitaplık bulunmaktadır.

İvaz Paşa Câmii: İvaz Paşa bin Abdülmümin tarafından 1488’de Mutlu Mahallesinde yaptırılmıştır. Yanında medrese odaları vardır. Ağaç minberinin oymaları Türk el sanatının en ince görüntülerini sergiler.

Yıldırım Câmii: Yıldırım Bâyezîd Han, Alaşehir ilçesini aldığı zaman yaptırmıştır. Ankara Savaşı çıkınca kubbeleri tamamlanamamıştır. Daha sonra yanına bir minâre ve üzerine ahşap çatı yaptırılmıştır.

Şeyh Sinan Câmii: Alaşehir ilçesinde Şeyh Sinan bin Mahmûd Faik tarafından 1465’te yaptırılmıştır. Selçuklu mîmârî tarzındadır. Câminin yanında bir zâviye ve Şeyh Sinan’ın türbesi vardır.

Kula Evleri: On sekiz ve on dokuzuncu asır yapısı olan bu evler Osmanlı mîmârîsinin özelliklerini taşır. Türk gelenek ve çevre şartlarına uygun olarak yaptırılmıştır. Evlerin tavan ve kapı oymaları çok güzeldir. Târihî eser olarak koruma altına alınan Kula evlerinden Beyoğlu evi, Büyük Göldeliler ve Küçük Göldeliler evi en önemlileridir.

Eski Eserler: Manisa’da Türk hâkimiyetinden önceki Bizans, Roma, Bergama Lidya, Frigya ve Hitit devirlerine âit çok sayıda târihî eser bulunmaktadır. Kybele (Kibele); Spil (Manisa) Dağı eteklerinde bulunan bu anıt, Hititlerin tapınaklarındandır. 10 m boyundadır. Üzerinde Hitit Hiyeroglifi ile yazılmış yazılar vardır. Kibele eski Arabistan’daki Hübel putunun aynısı olduğu söylenir. Sard (Sardis) Harâbeleri: Salihli ilçesi Mustafa Bey köyünde bulunan bu harâbeler, Lidya başşehri Sard şehrine âittir. M.Ö. 2000 yılında kurulan bu şehrin büyük kısmı toprak altındadır. Ancak bir kısmı ortaya çıkarılmıştır. M.Ö. 547’den sonra Pers Krallığına başşehirlik de yapmıştır. Romalılar devrinde Hıristiyanlık dünyâsının en tanınmış yedi kilisesinden biri de buraya yapılmıştır. Bizanslılar burayı piskoposluk merkezi yapmıştır. Tîmûr’un Anadolu’ya gelişi sırasında yıkılan şehir, bir daha inşâ edilmemiştir. Kazılarda çıkarılanlar İstanbul Arkeoloji Müzesindedir. Üçüncü asra âit dünyânın en büyük sinagogu ortaya çıkarılmıştır. Kazılarda Artemiz Tapınağı, Pazar yeri, tiyatro, piramit mezar, Akropol, Birtepe mezarlığı, Sard (Sardes)ın Lidyalılardan önceki ismi “Asya” (Asuva) idi. M.Ö. sekizinci ve yedinci asırda İtalya ve Sardinya’ya göç ederek Roma Medeniyetini kuran Etrüskler Lidya asıllıdırlar. Lidya Devletinde 42 kral gelip, geçmiştir. Giges en meşhurudur.

Altın (kral-ipek) Yolu Efes-Sart-Adala-Sıdas-Gordion-Hatuşaş-Ninova olarak devam ediyordu. Krezus zamanında Lidya çok zenginleşmiş ve Sard şehri dünyâca ünlü altın yatağı durumunda idi. Ayrıca bu devirde Sard kültür ve sanat merkezi olmuştur. Lidyalılarla Etiler aynı dîne mensuptular.

Sidas: Demirci sınırları içinde bulunan bu harâbeler, İyon ve Lidya çağının önemli şehri Sidas’ın harâbelerinin bir kısmıdır.

Niobe (Ağlayan Kaya): Yarıkkaya mevkiindeki bu kaya, 14 çocuğu öldürülen bir ananın taş oluşu olarak mitolojiye konu olmuştur. İnsana benzeyen bu kayadan devamlı su sızar.

Aigai (Nemrutkale) Harâbesi: Manisa’nın batısında Köseler köyü yakınındadır. Bergama Krallığı zamânının meşhur Aigai şehrinin kalesidir. Sarp ve yalçın bir tepe üzerinde kurulan bu şehirde henüz kazı yapılmamıştır.

Lidya Kral Mezarları: Salihli ilçesinin Tekelioğlu köyü yakınında 90 höyüğü bulunan bir kral mezarlığıdır. En büyüğü Lidya Kralı Krezüs’ün babası Kral Allates’e âittir. Bu mezarların hepsi ilk ve orta çağlarda açılarak soyulmuştur. Standos (Selendi); eski şehir kalıntılarıdır. Kara Selendik köyünde bulunur. Roma devrine âittir.

Manisa Kalesi: Manisa’nın 1 km güneyinde, 450 m yükseklikte kurulmuştur. İlk kaleyi Magnetler, sonra Bizans İmparatoru Üçüncü İonnes Dukas Batatles 1222’de yaptırmıştır. Kale iç ve dış kale olarak ayrılır. Kaledeki câmiyi, Fâtih Sultan Mehmed Han yaptırmıştır. Fâtih, İstanbul’un fethi fikri plânlarını Manisa’da hazırlamıştır. Kale yıkık durumdadır. Kale duvarları kat kat yükselir.

Karabel Kaya Kabartması: Hititlere âittir. Menye (Meonia) Harabeleri: Kula ilçesinin Gökçeören kasabası yakınında Lidya Krallığının önemli bir şehrinin harâbeleridir. Philadelphia Harâbesi: Alaşehir ilçesi eski Philadelphia şehrinin üzerinde kurulmuştur. Şehri çevreleyen surun son kalıntıları mevcuttur. Daldis Harâbesi: Salihli kemer köyündedir. Gördes (Gordos Harâbesi): Roma devrine ulaşan eski Gordos şehrine âittir. Tepe Mezarlığı Harâbesi: Akhisar’dadır. Yoğurtçu Kalesi: Manisa-Menemen yolu üzerindedir. Roma Devrinden kalmadır.

Târih Öncesi Mağaralar: Demirci ve civarında çok eski devirlere âit mağaralar vardır. Alağaç köyü yakınında Gürneyt, Fadıllı, Uzunyayla mağaraları ile Çatalhöyük köyü civarında Delikyar en önemlileridir. Fadıllı beş katlı binâ şeklinde bir kaya oyularak hazırlanmıştır. Dördüncü katta üç mumya mezar vardır. Kralın taht odası taban seviyesine yakındır. Cellat kuyusunun dibi görünmez. Son katta inilmesi mümkün olmayan dehliz vardır. Delikyarda kralsarayı ve Midas’ın mezarı bulunmaktadır. Âsî Tepe (Azı Tepe) mevkiinde Lidyalılarca işlenmiş demir yatakları bulunduğu iddia edilir. Gördes Oğuldurak köyü yakınındaki vâdide taş oyma odalar vardır. Artemis Tapınağı: İon tarzındaki yapıların en büyüklerinden biridir. Sütunların herbiri 17,31 m ve ağırlığı 20 tondur. Gimnazyum: Roma İmparatorluğunun en önemli anıtlarından olan Gimnezyum ve hamam, Sard Harâbeleri içindedir. Alaşehir Surları: Oldukça büyük surlardır. Alaşehir eski çağlarda askerî bir üs idi.

Mesire yerleri:

Yeşilliği, ormanları, soğuk suları, kaplıcaları serin yaylaları ile meşhur olan Manisa ilinde çok sayıda mesire yeri vardır. Başlıcaları şunlardır:

Spil (Manisa Dağı) Millî Parkı: Gediz Vâdisi güneyinde yer alan Spil Dağı üzerindedir. Yüksekliği 1517 m olan bölge ovaya nazaran 7°C serin, ormanla kaplı, bol ve soğuk su kaynaklarına sâhiptir. Yedi bin hektara yakın millî parkın 5227 hektarı ormanlarla kaplıdır. Târihî eserler ve mitolojiye konu olan yeryüzü şekilleri ve Gediz Vâdisine kuşbakışı bakan güzel manzarası vardır.

Çınarlı Çeşme: İl merkezine 26 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir. Manisa-Osmancalı karayolu üzerindedir. Zengin orman örtüsü ve ilginç manzaraları bulunur.

Seyrangâh: Kırkağaç’a 4 km mesâfede bir dinlenme yeridir. Kızılçam ağaçları ile kaplıdır.

Süleymanlı: Manisa-Aksihar karayolunun üzerindedir. Orman içi dinlenme yeridir.

Sultan Yaylası: İl merkezine 14 km uzaklıktadır. Kiraz Yaylası adıyla da bilinir. Kiraz ve çam ağaçları ve soğuk suları ile meşhur bir dinlenme yeridir.

Marmara Gölü: İl merkezine 63 km uzaklıkta, Gölmarmara ilçesi yanındadır. Göl kıyısında piknik ve kamp yapma imkânı vardır. Akhisar-Gölmarmara yolu veya Sâlihli üzerinden ulaşım sağlanır.

Kaplıca ve içmeler: Manisa ili şifalı su kaynakları bakımından çok zengindir. Birçoğunda yeterli tesis vardır.

Kurşunlu Kaplıca: Sâlihli ilçesine 6 km uzaklıkta Sâlihli-Ödemiş yolu üzerinde Allahdiyen köyü yakınındadır. Konaklama tesisleri mevcut olan kaplıcanın suyu içme ile mîde, barsak, karaciğer, safrakesesi ile metabolizma hastalıklarına; banyo ile romatizma, nevralji, nefrit, cilt ve kadın hastalıklarına, teneffüs yolu hastalıklarına faydalıdır.

Sakız Mâden Suyu: Alaşehir ilçe merkezindedir. Yemeklerden önce içilirse mîde, barsak, hastalıklarına, böbrek ve mesâne iltihap ve küçük taşların düşürülmesine faydalıdır.

Kula-Ceren Ilıcası ve Çamuru: Kula’nın Şehitoğlu ilçesindedir. Konaklama tesisleri yetersiz olan kaplıcanın, suyu içme ile mîde, barsak, karaciğer ve safrakesesi hastalıklarına; su ve çamur banyosu ile, romatizma, nevralji, nefrit, polinefrit, kırık ve çıkıklardan sonraki hareket noksanlıklarına iyi gelir.

Selendi Emir Kaplıcası: Kula ilçesine 18 km uzaklıkta, Şehitoğlu köyündedir. Konaklama tesisleri yeterlidir. Kaplıcanın suyu içme ile mîde, barsak, karaciğer ve safra yolları hastalıkları ile sarılık geçirenlere, metabolizma hastalıklarına; banyo olarak da romatizma, nevralji, nefrit ile hareket noksanlığına faydalı olur.

Sard Kaplıca ve Çamuru: Salihli ilçesine 11 km uzaklıkta Sardmahmud köyündedir. Soğuk içilmek sûretiyle mîde, barsak, karaciğer, hastalıkları ile safrakesesi yetersizliklerinde; banyo ile romatizma, nevralji, nefrit, cilt ve kadın hastalıklarına, solunum yollarının kronik iltihaplarına faydalı olur.

Urganlı Kaplıcası: Turgutlu ilçesine 24 km uzaklıkta Urganlı köyünün 7 km kuzeyindedir. Konaklama tesisleri mevcuttur. Soğutularak içilmek sûretiyle safrakesesi ve rahatsızlıklarına, karaciğer ve metabolizma hastalıklarına; banyosu, romatizma, kadın hastalıkları, egzama, siyatik, hemoroit, cilt ve nefrit hastalıklarına faydalıdır.



Yorumlar - Lütfen konu (Manisa tarihi eserler ve turistik yerler) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.

manisa: İzmir-Ankara karayolu üzerinde, Manisa'ya 70 km kadar uzaklıkta bulunan Sart, Lidya Devletinin başkenti idi ve MÖ. VI ve VII. yüzyıllarda, ekonomik ve politik büyük bir güce sahipti. Lidyalılar servetlerinin önemli bir kısmını, şimdi Sart çayı adıyla anılan Paktolos nehri civarındaki altın madenlerini işleterek elde etmişlerdir. - 3 yıl, 7 ay önce yazıldı.