Mektup

Genel anlamda kişinin bir haberi, olayı, arzuyu bir başkasına anlattığı yazılardır. Özel mektup, iş mektubu, edebi mektup türleri vardır. Bunlar içinde bizi edebi mektup ilgilendiriyor.

Mektupposta kutusu
M ektup, "Bir şey haber vermek, bir şey sormak veya istemek için, birine çoğunlukla posta yoluyla gönderilen, zarfa konulmuş yazılı kağıt, name" demektir. Bir başka tarifle,"Yazılı nesne, yazılmış şey" demektir. Farsçası name, Türkçesi betik, bitigdir. Birbirinden uzakta bulunan kişi ve kurumlar arasında haberleşmeyi sağlayan bir yazı türü. Mektuplar, insanların bilgi, görüş ve düşüncelerini birbirine bildirmek, istek ve dileklerini iletmek için sık sık kullandıkları bir araçtır. Özel mektup, iş mektubu, edebi mektup türleri vardır. Bunlar içinde bizi edebi mektup ilgilendiriyor.

Bu tür mektuplar açık olarak bir gazetede ya da dergide yayımlanır. Yazar birine hitaben herhangi bir konudaki görüşlerini, duygularını anlatır. Ancak asıl amacı bunları herkese duyurmaktır.

Mektup, Divan edebiyatında da kullanılmıştır. Fuzuli’nin “Şikayetname” adlı eseri bu türdendir. Tanzimat’tan sonra ise gazetelerde yayımlanan birçok açık mektup görülür.Bazı yazarlar mektuplardan oluşan romanlar da yazmışlardır. Halide Edip’in “Handan” romanı bunlardan biridir.

Kişi ve kurumlara yazılan duygu ve düşüncelerin bildirildiği sıkça kullanılan bir
Halide Edip Adıvar (1884 - 1964) Türk yazar ve siyasetçi. 1884 yılında İstanbul'da doğdu. Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde okudu. Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın Fransız edebiyatı derslerine katıldı ve Doğu edebiyatıyla ilgilendi. Bu sıralarda ilk kocası Salih Zeki Bey'le evlendi. 1899 yılında henüz 15 yaşındayken çevirdiği J. Abott'ın "Ana" adlı eseriyle II. Abdülhamit tarafından Şefkat Nişanı ile ödüllendirildi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
düzyazı türü.

Mektup sözcüğü dilimize

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Arapça' dan geçmiştir. Bir başka kimseye gönderilen yazılı kağıt anlamı taşımaktadır.
Hami-Sami Dil Ailesi'nin Sami koluna mensup bir lisan. Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'da halkın çoğunluğunca, Türkiye ve İran'da ise Arap azınlıklarca kullanılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkçesi "betik"dir. Diğer edebiyat türlerinden ayrı olarak belli kalıplar edinmemiştir. Mektup bir
Türkçe, diğer Türk dilleriyle birlikte Altay dil ailesinin bir kolunu oluşturur. Bu ailenin diğer üyeleri Moğolca, Mançu-Tunguzca ve Korecedir. Japoncanın Altay dil ailesinin bir üyesi olup olmadığı konusu tartışılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
düzyazı olarak giriş, gelişme ve sonuca sahip olabilir. 20.yy dan beri bilgisayar aracılığıyla sanal olarak yapılan yazışma türüne de

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
elektronik mektup (

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
email) denir.

Geçmişi

İlk posta örgütünün


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Persler tarafından M.Ö. 6.yy'da günümüzdeki
Persler İran’a hakim olan eski bir kavim. Ari ırkına mensup, Hint-Avrupa kavmidir. M.Ö. 2000 yılında, kuzeyden gelip, Orta İran’a yerleştiler. Eski Ortadoğu’ya hakim Elamlılar ve Medlerin hakimiyetinde yaşadılar. M.Ö. 6. yüzyıl ortalarında, Pers Prensi
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İran'da kurulduğu bilinmektedir. Bununla birlikte
İran İslam Cumhuriyeti Asya’nın batısında yer alan bir devlet. Kuzeyinde Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Hazar Denizi, doğusunda Afganistan ve Pakistan, batısında Türkiye ve Irak, güneyinde Basra ve Umman körfezleri bulunur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mısır
Mısır< (Arapça: Mısr/Masr, مصر) adıyla bilinen Mısır Arap Cumhuriyeti (Arapça: Gumhûriyet Masr'al Arabiye, جمهورية مصر العربية) Kuzey Afrika'nın en kalabalık ülkesidir. Nüfusun büyük bir bölümü Nil Nehri boyunca yerleşmiştir. Mısır, Kuzeydoğu Afrika'da yer alan, Kuzeyden Akdeniz ve doğudan Kızıldeniz'le kuşatılmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
firavunlarının da
Firavun Eski Mısır krallarına (aynı zamanda tanrı konumundadırlar) verilen isim. 'Büyük Ev' anlamını taşıyan firavun kelimesi daha sonra hükümdardan bahsetmek şeklini almıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
etkinliğine sahip oldukları söylenir. Hindistan ve
Hindistan, ya da resmî adıyla Hindistan Cumhuriyeti (Hintçe: Bhārat Gaṇarājya; İngilizce: Republic of India), Güney Asya'da bulunan bir ülkedir. Yüzölçümü açısından dünyada en büyük yedinci ülkesidir. Nüfusu en kalabalık ikinci ülkedir, ve dünyanın en büyük demokrasisidir. Güneyinde Hint Okyanusu, batısında Umman Denizi ve doğusunda Bengal Körfezi olan ülkenin deniz kıyısı 7.517 kilometre uzunluktadır. Başkenti Yeni Delhi'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Çin uygarlıkları da milattan önce mektuplaşmaktadır.
Çin Halk Cumhuriyeti, yüzölçümü itibariyle dünyanın üçüncü, nüfus itibariyle en büyük ülke. Güney Doğu Asya'da yer alır. Yüzölçüm 'dir. Başkenti Pekin olan ülkenin resmi dili Çince, para birimi Yuan'dır. Doğusunda Güney Kore, kuzeydoğusunda ve kuzeybatısında Rusya, kuzeyde Moğolistan, güneybatıda Afganistan ve Pakistan, güneyde Hindistan, Nepal, Butan, Birmanya Laos ve Kuzey Vietnam, doğusunda ise Büyük Okyanus ile çevrilidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Roma İmparatorluğu,
Bugünkü İtalya’nın Latium bölgesinde, Tiber Irmağı’na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin merkezi oldu. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiledi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Augustus Caesar döneminde posta örgütünü kurmuştur.

Ele geçirilen


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türklerle ilgili bir mektup M.S. 580 tarihli ve
Türk kelimesinin aslı "türümek" fiilinden gelmektedir. Bu fiilden türetilmiş, kişi ve insan anlamında "türük" ve nihayet hece düşmesiyle "Türk" kelimesi ortaya çıkmıştır. Nitekim Anadolu'da bir kısım göçebeler de yürümekten "yürük" adını almışlardır. Türk kelimesi, ayrıca, çeşitli kaynaklarda; "töre sahibi, olgun kimse, güçlü, terk edilmiş, usta demirci ve deniz kıyısında oturan adam" manalarında kullanılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İstanbul'a gönderilen
İstanbul, Marmara Bölgesi'nde il ve Türkiye'nin en büyük kenti. Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan şehir, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34. sırada yer alır. Türkiye'nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde Türkiye'nin kuzeybatısında kurulmuştur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
diplomatik içerikli mektuptur. Türklerin mektup geçmişi Anadolu Türk tarihinden sonra zenginleşir.

Mektup Türleri

Mektuplar, konularına ve yazanla yazılan arasındaki ilgiye göre üçe ayrılabilir.

# Özel mektuplar

# Resmi mektuplar

# İş mektupları

  • Özel Mektuplar

    Birbirine yakın, tanışık insanlar ve eş dost arasında yazılan mektuplardır.


  • ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Telgraf

    Mektubun ulaşma süresinden daha erken ulaşması gereken kısa ve öz olarak oluşturulan bir mektup türüdür. Telgrafta az ve öz ifade önemlidir.

  • Resmi Mektuplar

    Telgraf, iki merkez arasında, kararlaştırılmış işaretlerin yardımıyla yazılı haberlerin veya belgelerin iletimini sağlayan bir telekomünikasyon düzenidir. Çeşitli kodlar kullanılmak sûretiyle mesafeler arasında elektrik sinyalleriyle yazılı bilgi gönderilmesini sağlayan bir cihaz. Modern telgraf sistemlerine benzer ilk çalışmalar 1792 senesinde Fransa'da Claude Chappe tarafından yapılmıştır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Devlet kurumlarının aralarında veya kişilerle devlet kurumları arasında yazılan mektuplardır. Bu tür mektuplarda anlatım ciddi ve saygılıdır. Konu dışındaki bilgi ve istekler yer almaz.

  • İş Mektupları

    Özel kurumların arasında veya kişilerle kurumlar arasında, yapılan mektup yazışmasına iş mektubu denir.

  • Devlet, çağdaş anlamıyla, belirli bir ülkede yaşayan insan topluluğunun, egemenlik ve bağımsızlık temelinde oluşturduğu siyasal örgütlenme. Günümüzde ulusal devletle özdeşleşen devlet kurumunun tanımı, niteliği, işlevleri ve toplumla olan ilişkisi çağlar boyunca değişik biçimler almıştır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Dilekçe

    Bir dilekte ya da bildiride bulunmak veya bilgi vermek amacıyla
    Dilekçe Alm. Antrag (m), Gesuch (n), Fr. Petition (f), İng. Petition. Bir dileği, isteği veya şikayeti bildirmek üzere resmi dairelere sunulan imzalı yazı. Arzuhal ve istida kelimeleri de aynı manada kullanılır.

    Dilekçenin yazılması, şekli ve muhtevası önemli bir yer tutar. Geçmiş yüzyıldaki devletlerde, şikayet veya istek sahibi kişilerin tek tek veya topluca, yazılı olarak dilekçe sundukları bilinmektedir. İslam halifeleri ve hükümdarları, halkın sö
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    resmi düzeylere sunulan tarihli, imzalı mektuptur.

    Türk Edebiyatında Mektup

    Mektubun Türk dünyasındaki yeri henüz açıklığa kavuşmamakla beraber, "MS. 580 yılında İstanbul'a gönderilen diplomatik bir mektup ve daha sonraki yüzyıllarda Uygur prenslerinin yazdıkları mektuplar ele geçmiştir. Bunların dışında diğer Türk hükümdarlarının da komşularına veya devlet adamlarına siyasi nitelikte mektuplar gönderdikleri şüphesizdir. Türk edebiyatında mektup türünü Anadolu'ya yerleştikten sonraki tarih içinde takip edebiliyoruz.".

    17. Yüzyıldan sonra edebiyat türü olarak gelişen mektup, 19. yüzyılda büyük bir önem kazanır. Bunda okur yazar oranın artmasının, 1820 yılından sonra mektup zarfının ve posta pulunun kullanılmaya başlanmasıyla, posta hizmetlerinin düzenli hale gelmesinin büyük rolü olmuştur.

    Günümüzde en çok kullanılan nev’ilerden biri olan mektup, "temelde bir haberleşme aracı" olmasıyla beraber kompozisyon ve taşıdığı üslup nitelikleri bakımından edebi bir değer ihtiva eder. Bunun yanında mektuplar, edebiyat tarihçisi için olduğu kadar bir tarihçi içinde belge niteliği taşımaktadır.

    Mektuplar, her milletin edebiyatında önemli bir yere sahip olan edebi bir türdür. Klasik edebiyatımızda "bir şeyi meydana getiren, bina eden manasına umumiyetle nesir karşılığı inşa, nasir yerine münşi sıfatı" kullanılırdı. Münşi "edebi ilimlere vakıf, bir maddeyi neşren ve mükemmel surette kaleme alabilen, katip demektir.".

    Bu münşilerin çoğu "Mektupçuluk, Vaka-nüvislik, Reis'ülküttaplık, Sadr-ı azamlık v.b.yüksek me'muriyetler işgal eden kimseler, şairler, müdürrisler, ilim adamlarıdır. Feridun Bey, Abd'ül Celil Bin Yusuf, Celalzade Salih, Lamii, Kınalızade Ali Çelebi XVI. asrın; Okçuzade Mehemmed Şahi, Yenicevardan'ndan Şeyhzade Mehemmed, Bosnalı Abd'ül-Kerim, Dukabinzade Osman, Vani Mehemmed, Ali, Nabi, Veysi ve Nergisi XVII. yüzyılın; İshak Hocası, Ahmet Efendi, Bursalı Buhaeddin, Nazmizade Hüseyin Murteza, Kani, Ragıp Paşa XVIII. asır Türk edebiyatının meşhur münşileridir ve münşeat mecmuaları vardır"(5). Bunun yanında 19. yüzyılın başlarında ve Tanzimat'tan sonra da birçok münşinin yetiştiği görülür."Antebli Mehmed Münib, Diyarbakırlı Şa'ban Kami v.b.".

    Klasik edebiyat döneminde mektup kavramını karşılayan kelimeler oldukça çeşitlidir: "Tabii bu değişik adlar, mektubu yazanla yazılanın çeşitli durumları gözönüne alınarak verilmiştir. Dostluk, kardeşlik, sevgi belirten mektuplara muhabbetname, meveddetname, uhuvvetname, rütbece alt durumda olanın üste yazdığı mektuplara ariza, şukka; alçak gönüllülük göstermek için bazen varakpare denildiği de olmuştur. Bunlara ek olarak halk dilinde (aşık edebiyatında) mektuba kağıt, gam yükü, gönül dili, çile bohçası, name gibi isimler verilmesi yanında, sevgiliden aşığa -sözlü olarak- gelen haberin yazılmamış ferman, bu haberin sevindirici olması halinde de şekerli hurma adını aldığı belirtilmelidir.

    Düzyazı, mektup yazanlar münşi, devletin ve sarayın resmi yazıcılığını yapanlar da nişancı, tevkii gibi adlar almışladır. Münşilerin yazdığı özel veya resmi mektuplarla başka nesirlerin toplandığı kitaba münşeat (Feridun Beyin Müşeatu's-selatin'i gibi), yalnızca mektupların toplandığı esere mektûbat (Mektûbat-ı Şeyh Aziz Hüdai) denildiği gibi çeşitli adlar taşıyanlar da vardır: Nüzhet Mehmet Efendi'nin Muaddilü'l-imla ve Mükemmelü'l-inşa(1885)'sı Hayret Efendi'nin Riyazu'l-küteba ve hıyazu'l-üdeba(1826)'ı böyle eserlerdir".

    Münşilerin işledikleri konular sosyal hayattan pek ayrı olmasa da, kullandıkları dil tabilikten uzak, mutantan, türlü edebi sanatları içeren ağdalı bir dildir. "Münşeatların bir kısmı didaktik nitelik taşır. Ümera, hükema, sadat, şuara, ulema, guzat, kudat, meşayih, vüzera için yazılacak mektup ve yazıların başlıkları, hatimeleri, yazılana uygun düşecek cümleler, ibareler beyitler, örnekler verirler".

    Tanzimat'dan sonra bir çok tanınmış şahsiyet Garp edebiyatından roman, tiyatro gibi nev’ilerden tercüme yaptığı gibi, mektup türünde de tercüme yapılmıştır: "Jean-Jacques Rousseau'nun Novvelle Heloise'inden iki mektubu Münif Paşa, aynı eserde bir başka mektubu Pertev Paşa; Recaizade Ekrem ve Ahmet Mithat, Alexandre Dumas Fils'in La Dame Aux Camelias'ından birer mektubu Türkçe'ye tercüme ettiler".(9)

    Bir mektup genellikle giriş, gelişme, sonuç gibi bölümlerden ve tarih, hitap ve imzadan müteşekkildir. Mektuplar genellikle nesir olarak yazılsa da, edebiyatımızda manzum olarak yazılmış edebi mektuplar da mevcuttur. Hususi mektupların yanında edebiyatımızda, tenkit ve münakaşa, roman, hikaye, seyahat; makale, röportaj, sohbet gibi nev'ilerde yazılan mektuplar da vardır.

    Tanzimat'tan sonra, "Fransız mefkûresinden mülhem olarak" memleketimizin içinde siyasi, edebi ve birçok sahada meydana gelen değişiklikler neticesinde bazı simaların firar etmeleri ve sürgüne gönderilmeleri sonucunda bir tenkit ve münakaşa ortamı doğmuştur. Bu konuda yazılmış mektuplara şunları örnek gösterebiliriz: "Namık Kemal'in, Ziya Paşa tarafından hazırlanan bir şiir antolojisi (Harabat) için yazdığı Tahrib-i Harabat (1885) ve Takib-i Harabat (1885) ile Mecmua-i İrfan Paşa da yeni bir şiir anlayışına karşı çıkılması üzerine kaleme aldığı Îrfan Paşa'ya Mektub'u (1885), Recaizade'nin Mes Prisons (1869) adlı çevirisiyle ilgili olarak yazdığı Mes Prisons Muahazenamesi (1885), Muallim Naci ile Şeyh Vasfi'nin o dönem şiirimizle ilgili görüş alışverişlerini ortaya koyan on iki mektupluk Şöyle Böyle adlı eser (1886), yine Muallim Naci’nin Beşir Fuad’a yazdığı Victore Hugo monografisi dolayısıyla başlattığı ve yedi mektup süren münakaşalarını içine alan İntikad (1888), Corneille’nin Cid’ini tenkitli özet şeklinde yayımlayan Ahmet Mithat’ın Sait Bey ile olan münakaşa mektuplarını bir araya getiren Sait Beyefendi Hazretlerine Cevap (1898), Ali Canip'in Cenap Şahabeddin ile dilde sadelik, Türkçülük konularındaki münakaşalarından meydana gelen altı mektubunu topladığı Milli Edebiyat Meselesi ve Cenap Bey'le Münakaşalarım (1918), Cenap Şahabettin’in alaylı bir dille "Oğluma Mektup" başlığı altındaki didaktik hüviyetli pek çok mektubunun toplandığı Evrak-ı Eyyam (1915), Nurullah Ataç'ın çeşitli sanat konularındaki görüşlerini belirttiği mektuplarından oluşan Okuruma Mektuplar (1958)".

    Edebiyatımızda mektup tarzında ilk romanı, "Hüseyin Rahmi Gürpınar denemiş ve karı koca geçimsizliğini ele aldığı Mutallaka'yı yazmıştır. Daha sonra yazdığı Sevda Peşinde'nin ikinci bölümü, Ömer Seyfettin'in Bahar ve Kelebekler, Tarih Ezeli Bir Tekerrürdür, Aşk ve Ayak Parmaklan, Sivrisinek, Lokantanın Esrarı, Memlekete Mektup hikayeleri; Halide Edip Adıvar'ın Handan romanı, Harap Mabetler'deki imzasız mektuplar hikayesi; Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Kadınlık ve Kadınlarımız, Bir Serencam, Milli Savaş Hikayeleri, Okun Ucundan'daki hikayeleri; Reşat Nuri Güntekin'in Sönmüş Yaldızlar, Bir Damla Gözyaşı, Bir Hazin Hakikat, Yalan, Bir Hayal Kırıklığı, Kumandanın Şoförü hikayeleri mektup tarzındadır. Bunlardan başka Halit Ziya, Mehmet Rauf, Ahmet Hikmet Müftüoğlu ve Sait Faik'in bir kısım hikayeleri de mektup şeklinde yazılmışlardır"(11).

    Bazı yerlere yapılan seyahatler de bazen mektup türünde yazılmıştır "Cenap Şahabeddin'in Hac Yolunda (1909) ve Avrupa Mektupları (1931), Ahmet Rasim'in Romanya Mektupları (1916), Falih Rıfkı'nın Londra Konferansı Mektupları (1931) ve gazete sütunlarında kalarak kitap haline henüz getirilmeyen Danimarka Mektupları, anılan yerlere yapılan seyahat sonucunda yazılmışlardır".

    Makale, röportaj ve sohbet türünde yazılan mektuplarda şunlardır: "Ahmed Mithat'ın iktisat, siyaset, kozmografya, matematik ile ilgili bilgiler verdiği Hallu'l-ukd (1892) ile Schopenhauer'in Hikmet-i Cedidesi (1888), Ahbar-ı Asara, Tamim-i enzar (1892) adlı eserleri (makalelerden); Ahmet Rasim'in Şehir Mektupları (1912, fikra ve sohbetlerden); Mahmut Yesari'nin Yakacık Mektupları (1938, röportajlardan) meydana gelmiştir".

    Edebiyatımızda az da olsa bulunan manzum mektuplarda, mektupların temel taşı olan tabilik, içtenlik oldukça zorlanır: "Şeyhi'nin Hüsrev ü Şirin'inde, Hüsrev’in Şirin'e ve Fuzûli'nin Leyla ile Mecnûn'unda, Mecnûn'un Leyla'ya yazdığı mektubu; Şehzade Beyazıd'ın Kanuni'ye, Kanuninin Beyazıd'a yazdıkları mektuplar; Bağdatlı Ruhi’nin devrinin bütün şairleri ile dostluk münasebeti için yazdığı kırk bir beyitlik kasidesi; Bayburtlu Zihni’nin sevgilisine yazdığı üçer dörtlüklü iki ayrı mektubu; Ali Paşa'nın Mahmut Paşa'ya, Hafız Ahmed Paşa'nın Bağdat kuşatması sırasında IV.Murad'a, IV.Murad'ın Hafız Ahmed Paşa'ya verdiği cevabi mektupları; Edhem Pertev Paşa'nın Nefise Hanım'a annesi tarafından yazılan manzum mektubu (22 mısra); İsmail Safa'nın kardeşi Vefa'ya (üç) ve memleketi olan Trabzon'a yaptığı ziyaret dolayısıyla yazdığı mektupları, (Mevlid-i Pederi Ziyaret, 1894, yüz seksen dokuz beyit); Ziya Gökalp'in Atatürk'e hitap ettiği İstida (elli dört mısra) ve İkinci İstida (otuz iki mısra) başlıklı mektupları manzum mektuplara örnek gösterilebilir. Aka Gündüz'ün Balkan Savaşı sırasında İki Bayram'ı, Ana Mektupları (Bozgun, 1334), Halit Fahri'nin Bayram Mektubu(Cenk Duyguları, 1933), Kemalettin Kamu'nun İzmir Yollarında Son Mektup'u (N.R Evrimer, Kemaleddin Kamu, 1949), Orhan Seyfi’nin Sevgili'ye Mektup'u (Gönülden Sesler, 1928), Necip Fazıl Kısakürek'in Anneme Mektup'u (Ben ve Ötesi, 1932), Zindandan Mehmed'e Mektup'u (Çile, 1962), Bedri Rahmi'nin Birinci Mektup, İkinci Mektup (ve diğerleri, üçü birden 1953), Orhan Veli’nin Oktay'a Mektuplar’ı (Bütün Şiirleri 1960) edebiyatımızda belli başlı manzum mektuplardır".

    Türk Edebiyatında, isim yapmış şair, yazar ve sanatkarların yalnız mektuplarının toplandığı müstakil eserler de vardır: Ali Şir Nevai, Lamii Çelebi, Nabi, Ragıp Paşa, Tokatlı Ebubekir Kani, Nev’izade, Azmizade, Ganizade, Akhisarlı Abdulkerim, Zaifi Pir Mehmet ve benzerlerinin münşeatları ile, Akif Paşa'nın Münşeat-ı Elhac Akif Efendi (1843) ve Muharrerat-ı Hususuye-i Akif Paşa (1883) adlı eserleri; Namık Kemal'in hususi mektupları (C.I, II, III, Haz.F.A.Tansel, 1967, 1969, 1973), Abdühlak Hamid Tarhan'ın Mektuplar'ı (2 C. 1918), Muallim Naci'nin Mektuplarım'ı (1886), Ziya Gökalp'in Limni ve Malta Mektupları (Haz: F.A.Tansel, 1965), Cahit Sıtkı Tarancı'nın Ziya'ya Mektupları (1957), Yaşar Nabi'nin Dost Mektupları (1972), Ahmet Hamdi Tanpınar'ın mektupları (Haz:Zeynep Kerman, 1974), Nazım Hikmet’in Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektupları (1968) bunlardan bazılarıdır.

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

    Mektup Resimleri


    • Çim 4-senti 100-dolar gümüş sürşarj üzerinde, 1949

    • Pek çok ilk posta sistemleri sabit kurye yolları içerir. Resimde, 19. yüzyıl Doğu Avrupa'sında posta yolu üzerindeki bir postane görülmektedir.

    • posta kutusu



    Yorumlar - Lütfen konu (Mektup) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.