Memlük Devleti

Memlükler 1250-1517 yılları arasında Mısır ve Suriye dolaylarında hüküm süren devlet. Memluk, Arapça'da “köle” demektir. Hükümdar ve emirlerin muhafız birliklerine bağlı bu köleler, meziyetleri sayesinde zamanla hizmetinde bulundukları devletlerde idari kadroyu ele geçirmişlerdir. Kendi nüfuzlarını kuvvetlendirmek maksadıyla İslam tarihinde ilk defa memluk (beyaz köle) kullananlar Abbasi halifeleri olmuştur. Abbasi ordusundaki Türk memluklerin sayısı kısa bir süre içerisinde 35 bine ulaşt

Memlük DevletiMemlûk askeri
Memlük Devleti Memlükler tarafından kurulan devlet. 1250-
1250 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1517 yılları arasında
1517 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mısır ve
Mısır< (Arapça: Mısr/Masr, مصر) adıyla bilinen Mısır Arap Cumhuriyeti (Arapça: Gumhûriyet Masr'al Arabiye, جمهورية مصر العربية) Kuzey Afrika'nın en kalabalık ülkesidir. Nüfusun büyük bir bölümü Nil Nehri boyunca yerleşmiştir. Mısır, Kuzeydoğu Afrika'da yer alan, Kuzeyden Akdeniz ve doğudan Kızıldeniz'le kuşatılmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Suriye dolaylarında hüküm sürmüştür.

Memluk,
Suriye Arap Cumhuriyeti ortadoğu ülkelerinden. Başkenti Şam'dır. Yüzölçümü 185.180 km2, nüfusu 20,910,000, dili Arapça, dini İslam olan ülke Güneybatı Asya’da, Ortadoğu’nun kalbi durumunda bir mevkiye sahiptir. 32° 19’ - 37° 20’ kuzey enlemleriyle 35° 37’ - 42° 22’ doğu boylamları arasındadır. Kuzey ve kuzeybatıdan Türkiye, doğudan Irak, güneyden Ürdün, batıdan İsrail, Lübnan ve Akdeniz ile çevrilidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Arapça'da “
Hami-Sami Dil Ailesi'nin Sami koluna mensup bir lisan. Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'da halkın çoğunluğunca, Türkiye ve İran'da ise Arap azınlıklarca kullanılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
köle” demektir. Hükümdar ve emirlerin muhafız birliklerine bağlı bu köleler, meziyetleri sayesinde zamanla hizmetinde bulundukları devletlerde idari kadroyu ele geçirmişlerdir. Kendi nüfuzlarını kuvvetlendirmek maksadıyla
Köle Savaşlarda esir alınan ve bütün varlığıyla, bir başkasının mülkü olan kimse. Esire erkek ise “köle”, kadın ise “cariye” ismi verilirdi. Köle ve cariye aynı hükümlere tabidir.

Kölelik, insanlık tarihi kadar eskidir. Tarihte, her devirde ve her millette köleliğin eserleri görülmektedir. Yirminci yüzyıl başlarına kadar her milletin sosyal yapısında köleliğe yer verilmiştir. Milletler arasında harplerin yaygın olmadığı bu zamanda ise, görünüşte kölelik yok gibi gösterilmektedir. Fakat
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İslam tarihinde ilk defa memluk (beyaz köle) kullananlar
İslam tarihi, İslam dininin ortaya çıkışından başlayarak modern zamanlara kadar uzanan süreçte, İslam dini, İslam dinini benimseyen bölge ve toplumlar ve bu toplumların İslam çatısı altında ortaya koyduğu şeyleri barındıran tarih koludur. İslam tarihinin İslam inancını hem bir din hem de bir toplumsal müessese olarak ele aldığını ve çıkan sonuç, olay ve keşifleri bu bağlamda sunduğunu belirtmekte yarar vardır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Abbasi halifeleri olmuştur.

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ndaki Türk memluklerin sayısı kısa bir süre içerisinde 35 bine ulaştı. Bu Türk askerleri sayesinde Abbasiler dış tehlikelere başarıyla karşı koydular.
Abbasi Devleti (750-1258) Hz. Muhammed'in amcası Abbas'ın soyundan gelen Ebul Abbas'ın kurduğu devlet. 750 yılında Abbasiler Emevi yönetimine karşı ayaklanarak halifeliği ve iktidarı ele geçirdiler. Bu tarihten başlayarak Abbasiler 1258'e kadar İslam dünyasının büyük bölümüne egemen oldular.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Tolunoğulları ve
Tolunoğulları dokuzuncu yüzyılda Mısır ve Suriye'ye hakim olan Türk-İslam devletlerinden. Tolunlular, İslam halifeliği toprakları içinde kurulan müstakil ilk Türk siyasi teşekkülüdür. Kurucusu Oğuz Türklerinden Ahmed bin Tolun idi. Halifelik merkezi Bağdat yakınlarındaki, Samarra'da bulunuyordu.

Ahmed'in babası Tolun, Abbasi Halifesi El-Mu'tasım (838-842) zamanında, cesareti ve bilgisiyle şöhret yapmış bir zattı. Ahmed de aynı derecede cesur ve kültürlü bir şahsiyet sahibiydi. Abbasi v
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İhşidiler devletlerinde de önemli bir yer tutan memluk kuvvetlerinin sayısı özellikle
Mısır’da 935-969 târihleri arasında hüküm sürmüş bir Türk hânedânı. Devletin kurucusu Muhammed bin Tuğç, iki nesilden beri Abbâsîlerin hizmetinde bulunan bir Türk âilesindendir. Muhammed bin Tuğç, 935 yılında Mısır vâlisi oldu ve istiklâlini îlân ederek Halîfe Râzi’den İhşîd ünvânını aldı. İhşîd “şahlar şâhı” mânâsına geliyordu. Ayrıca Muhammed’in ataları da Fergana’da İhşîd ünvânıyla meliklik yaparlardı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Eyyubiler döneminde önemli oranda arttı. Bu devrede memluklerin eğitimi için iki kışla tesis edildi. Kışlalardan biri Melik Salih Necmeddin tarafından
Eyyubiler Devleti 1171-1252 yılları arasında Orta Doğu ve Mısır'da hüküm sürmüş devlet. Devlet'in kurucusu Selahaddin Eyyübi'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kahire'de,
Kahire Mısır'ın başkenti. Kahire (Arapça:al-Qāhira - "galip"), Mısır'ın başkenti ve Arap dünyasının en büyük şehridir. Şehirin ismi Mısırlılar tarafından çoğu kez ülkenin ismi olan Arapça Misru, Mısır arapçası Masr olarak adlandırılır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Nil Nehri üzerinde bulunan Ravda Adasında kurulmuştu. Burada Kıpçak Türkü olan memlukler eğitim görürler ve kışlaları su ortasında olduğu için “Memalik-i Bahriye” (Deniz Köleleri) veya “Memalik-i Türkiye” adı ile anılırlardı. İkinci kışla ise daha sonra bizzat Memluk Sultanı
Kuzeydoğu Afrika’da büyük bir nehir. 6640 kilometrelik uzunluğu ile dünyânın en uzun, 3.200.000 km2 su alma alanı ile dünyânın üçüncü büyük nehridir. Nil’in su alma havzasında bir grup göl bulunur. Bunlardan biri olan Victoria, dünyânın ikinci büyük gölüdür. Nil, başlangıçta Beyaz Nil (esas kol) ve Mavi Nil olarak iki ana kol hâlinde doğar ve bu kollar Hartum’da birleşir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
tarafından yine Kahire'de Kal'atü'l-Cebel denilen Kalenin burçlarında kuruldu. Burada eğitim görenler “Memalik-i Burciyye” adıyla anılırlardı. Bunlar daha çok Kafkaslardan getirilen
Hazar denizi ve Karadeniz arasında bulunan dağlar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Çerkes köleler oldukları için “Memalik-i Çerakise” diye de anıldılar. Memluk Devletini Bahri Memlukleri kurduğu halde, daha sonra Burci Memlukleri idareyi ele geçirmişlerdir.

Bahri Memlukleri: Devlet idaresinde kademe kademe yükselen Bahri Memlukleri, kendi aralarında anlaşıp güçlenerek, Eyyubi Hanedanının zayıf bir anını kollamaya başladılar. Son Eyyubi Sultanı Turan Şah, Bahri Memluklerine karşı tavır alınca 1249 yılında öldürüldü. Yerine eski sultan Melik Necmeddin Salih'in dul karısı Şecer-üd-Dürr Sultan ve Memluklerden
Çerkesler Batı Kafkas Sıradağlarının eteklerinde ve Terek ile Kuban nehirleri yataklarına kadar uzanan bayır ve vadilerde oturan kavim. Çerkeslerin ne zaman Kafkasya'ya geldikleri tam olarak bilinmemekle birlikte eldeki bulgular Çerkeslerin tarihinin MÖ 6000 yıllarına kadar uzandığını göstermektedir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
, ordu komutanı tayin edildi. Bir kaç ay sonra da Şecer-üd- Dürr, Muizzüddin Aybek'le evlenip sultanlığı ona devretti.

Böylece müstakil ilk Memluk Sultanı olarak tahta geçen Aybek, Memlukler arasında dindarlığı, cömertliği ve görüşlerinin isabetliliği ile tanınmaktaydı. Aybek'in tahta çıktığı sırada Irak'ta Moğol tehlikesi baş gösterdi. Halife, Aybek'ten yardım istedi. Ancak bu sırada Aybek iç isyanlarla meşguldü. Özellikle Bahri Memlukleri liderlerinden Aktay'ın nüfuzunu gittikçe arttırması Aybek'i korkuttu. Bu sebeple Aybek, bir fırsatını kollayıp, Aktay'ı öldürttü. Bunun üzerine Bahri Memluklerinin büyük kısmı Suriye'ye kaçtı.

Aybek, iç ve dış tehlikelerin hepsini ortadan kaldırıp, düşmanlarına başarı ile karşı koyarak bütün zorlukları yenmişken, Musul Hakimi Bedreddin Lü'lü'ün kızı ile nişanlanınca karısı Şecer-üd-Dürr tarafından öldürtüldü. Birkaç gün sonra da Şecer-üd-Dürr öldürüldü. Tahta geçen Aybek'in oğlu Sultan Nureddin Ali'nin saltanatı iki sene kadar sürdü.
Halifelik, Müslümanlarda baş imamlık, göreviydi. Hz. Muhammed sağlığında imamlara kendi adına namaz kıldırmak yetkisini vererek kendisi baş imam olmuştu. Peygamber, Müslümanların din ve dünya işlerinin başkanı idi. Hz. Muhammed ölünce, Müslümanlar kendilerine Halife adı verilen ve Peygamberin vekili sayılan bir başkan seçtiler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Moğolların Suriye'ye yaklaşmaları üzerine saltanat naibi Kutuz, Mısır ayanı ile emirlerin ileri gelenlerini toplayarak, Sultan Nureddin'in güç durumların adamı olmadığını, ancak herkesin kendisine itaat edeceği kudretli bir kişinin sultan olmasıyla, Moğollara karşı konulabileceğini söyledi.

Bu sırada
Moğolistan'ın yerli halkı. Doğu Asya kavimlerinden. Asıl yurtları Moğolistan’dır. Kısa zamanda Asya kıtasının büyük bir kısmına sâhip olup, yayıldılar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Bağdat'ın Moğollar tarafından alındığı ve Abbasi halifesinin öldürüldüğü haberi geldi. İslam alemi dehşet içinde kaldı. Bu büyük tehlikenin ancak Kutuz gibi değerli bir kumandan tarafından karşılanabileceğini anlayan Mısır halkı ve ileri gelen emirler, Kutuz'a saltanat teklif ettiler. Neticede henüz çocuk olan Sultan Ali tahttan indirilerek, Kutuz sultan ilan edildi. Sür'atle ilerleyen Moğol orduları İslam ülkelerini çiğneyerek Memluklerin en kıymetli eyaletlerini aldılar ve Mısır kapılarına dayandılar.

Bağdat Irak'ın başşehri. Nüfusu 4,5 milyon civarındadır. Mezopotamya çanağının ortasında, Dicle Irmağının iki yakası üzerinde ve Dicle'nin Fırat'a en çok (40 km) yaklaştığı noktada, geniş bir alüvyon ovası üzerinde yer alır. Bağdat'ta yazlar kuru ve çok sıcak, kışlar yumuşak ve serin geçer. Ortalama yağış yılda 130 mm dolayındadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
, hazırladığı büyük bir ordu ile Moğolları karşılamak üzere Suriye'ye gitti. 1260 senesinde Ayn-ı Calut denen ve vaktiyle hazret-i Davud'un, Calut'u yendiği rivayet edilen yerde iki ordu karşı karşıya geldi. Moğollar, ilk anda üstünlük sağladılarsa da, Sultan Kutuz'un dirayetli kumandası sayesinde yenilgiye uğradılar. Kaçan Moğolları takip eden Sultan, Moğol başkumandanı Ketboğa Noyan da dahil olmak üzere Moğolların hepsini kılıçtan geçirdi. Zafer, İslam alemini büyük bir sevince boğdu. Çünkü, Moğolların Mısır'a hakimiyetleri İslam alemi için büyük felaket olurdu. Zafer sonunda Şam'a gelen Sultan Kutuz, Habeşistan'dan Fırat kıyılarına kadar olan yerleri hakimiyeti altına aldı. Cihadını, Moğollarla işbirliği yapan Latinlere karşı devam ettirdi. Sultan Kutuz, Ayn-ı Calut Zaferinde Türk ordusunun öncü birliklerine kumanda eden
Habeşistan Etiyopya'nın eski adı
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Baybars'a vad ettiği Haleb umumi valiliğini vermediği için, onun tarafından öldürüldü.

Sultan Kutuz'un yerine 1260 senesinde Sultan olan Baybars'ın Eyyubi Hanedanının iktidardan uzaklaştırılıp, Türk Memluklerinin iktidarı ele geçirmelerinde birinci derecede rolü oldu. Sultan Baybars, tahta çıktığında,
BAYBARS Memluklülerin dördüncü sultanı. Asıl adı Seyfeddin olup, 1223 yılında Kıpçak ülkesinde doğdu. Ülkesine yapılan akınlardan birinde esir edilerek Şam’a götürüldü ve satıldı. Eyyubi hükümdarı Melik Salih tarafından affedilmesinden sonra Kahire’ye geldi ve burada hükümdarın Bahri ünvanını taşıyan hizmetkarları arasına girdi.

Kuvvetli bir genç olan Baybars, zeka ve kabiliyeti ile az zamanda kendini gösterdi. Mısır’ı ele geçirmek isteyen Fransa kral
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İlhanlılarla
İlhanlılar yada İlhanlılar Devleti, Cengiz Han'in (Çingiz Han)torunu Hülagû Han tarafından, merkez Tebriz olmak üzere İran'da kuruldu (1256). "İlhanlı" ismi; "Büyük Kağanlı" anlamına gelmektedir. Çünkü İlhanlılar'ın kendi bayrakları ve paraları olsa da, bir çeşit eyalet sistemiyle yönetilmekteydiler ve Moğollar'ın Büyük Kağan'ına bağlıydılar. İlhanlı kelimesinin tartışılan bir başka anlamı ise; İl-eyalet hanı olabileceğidir. Son derece büyük ve hızlı hareket eden bir orduları vardı
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Haçlılar, Memlukleri ve İslam alemini tehdid ediyorlardı. Baybars, 1258'de Hülagu'nun Abbasileri Bağdad'dan çıkarmasına karşılık olarak, Abbasilerden
Haçlı Seferleri, 1094-1270 arasında, Avrupalı Katolik Hristiyanların, Papanın da etkisini kullanarak, Müslümanların elindeki Ortadoğu toprakları (Kutsal Topraklar) üzerinde askeri ve siyasi kontrol kurmak için düzenledikleri askeri akınlardır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
'ı 1261'de Kahire'de halife ilan etti. Bu davranışı ile bütün Sünni Müslümanların takdirini kazandı.

Memluklerin, başşehirleri Kahire'de halifelere yer verip, hürmet etmeleri, onlara İslam aleminde büyük bir manevi nüfuz kazandırdı. 1265'te Haçlıların elinde bulunan Suriye kıyılarındaki birçok kaleyi alan Sultan Baybars, Kilikya Rumları ve Ermeniler üzerine de bir ordu gönderdi. Bu seferde Ermenilerin başı esir alınarak Sis (Kozan) zaptedildi. 1268 senesinde tekrar sefere çıkan Sultan Baybars, Haçlıların son dayanak noktaları olan
Ermeniler, çoğunluğu Ermenistan'da olmak üzere başta Rusya ve ABD'de ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan halka verilen ad. Yeryüzünde çeşitli ülkelere dağılmış 7 milyon civarında Ermeni bulunduğu sanılmaktadır. Ermenistan'daki Ermeni nüfusu resmi rakamlara göre 3 milyon civarındadır. Türkiye'deki Ermeni nüfusu çeşitli kaynaklara göre 35.000 ila 50.000 olup hemen hemen hepsi İstanbul ilinde yaşamaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Antakya'yı alarak, prensliklerini yıktı. Bir yıl sonra da
Antakya, (Diğer dillerde Antiochia, Antioch, Antioche, Antiochië, انطاكيّة) Hatay ilinin merkez ilçesidir. Türkiye'nin en güneydeki il merkezidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hicaz'a giderek hac farizasını eda etti. 1270 ve 1271'de düzenlediği yeni seferlerde, Haçlıların son sığınakları olan Askalan ve Kerek kalesini almaya muvaffak oldu. Bir yıl sonra vuku bulan iki İlhanlı taarruzuna da, başarıyla karşı koyarak 1274 senesinde
Arap yarımadasının kuzeybatı bölümünü ve Kızıldeniz kıyılarını kaplayan Suudî Arabistan krallığının bir bölümü. Yüzölçümü 400.000 ...
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Anadolu'ya girdi ve Sis'i ikinci defa zaptetti. Sultan Baybars, Anadolu'yu İlhanlı tahakkümünden kurtarmak üzere, bir kısım Selçuklu Beylerinin davetiyle 1277'de harekete geçti.
Anadolu kelimesi Yunanca güneşin doğduğu yer anlamına gelen “Anatoli”dan doğmuştur. Romalılar, kendi topraklarına göre doğuda kaldığından buraya doğu toprağı anlamında Thema Anadolia demişlerdir. Anadolu isminin bir bölge adı olması ise Selçukluların Anadoluya gelmesiyle başladı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Elbistan'da İlhanlı ordusunu bozup,
Elbistan, Kahramanmaraş iline bağlı en büyük ilçedir. Akdeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu Bölgelerin kesiştiği noktada yer alır. İlçe sınırları Doğu Anadolu bölgesi’nin Yukarı Fırat Bölümü’nde olup 25lmödföds47 km² yüz ölçümüne sahiptir. Yaklaşık 37 doğu meridyeni – 38 kuzey paraleli arasında bulunan Elbistan’ın kuzeyinde; DARENDE- GÜRÜN, İlçeleri, güneyinde; NURHAK- EKİNÖZÜ, doğusunda; MALATYA İLİ , DOGANŞEHİR, ve AKÇADAĞ ilçeleri, batısında ise AFŞİN ve GÖKSUN İlçeleri bulunur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kayseri'ye girdi. Ancak, idare merkezinden fazla uzaklaştığı için Şam'a döndü. Haziran 1277'de kısa bir rahatsızlıktan sonra elli dört yaşında vefat etti. Şam'a defnedildi. Sultan Baybars, Moğol hakimiyetinin Suriye ve Mısır'a taşınmasına kesin şekilde mani olup, Haçlıların iki yüz yıldan fazla süren
Kayseri İç Anadolu Bölgesi'nin orta Kızılırmak bölümünde, Erciyes Dağının eteklerinde modern bir il. Kuzey ve kuzeybatıda Yozgat, Kuzey ve kuzeydoğuda Sivas, doğuda Kahramanmaraş, güneyde Adana, güneybatıda Niğde, batıda ise Nevşehir illeriyle çevrilidir. 34°56' ve 36°59' doğu boylamları ile 37° 45' ve 38° 18' kuzey enlemleri arasında yer alır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ortadoğu işgaline son verdi. Büyük bir kumandan ve devlet adamı olan Baybars, dirayeti sayesinde devletin iç ve dış siyasetini başarı ile yürüttü. Devlet teşkilatında önemli ıslahat yaptı.

Baybars'ın ölümü üzerine yerine oğlu Nasireddin Berke geçti. Ancak takip ettiği siyaset yüzünden, kısa bir süre sonra ümera (emirler) ile arası açılan Nasireddin Berke, iki yıl kadar sonra kendi isteği ile tahttan çekildi (1279). Yerine Baybars'ın diğer oğlu Bedrüddin Sülemiş geçti. Emirlerden Kalavun da saltanat naibi oldu. Yeni sultanın küçük yaşta olmasından faydalanan Kalavun, iktidarı ele geçirdi ve kendisine saltanat yolunu açma çalışmalarında bulundu. Sülemiş ve Kalavun adına sikke kesildi ve hutbe okundu. Aynı senenin Kasım ayında ümeranın muvafakatını da alan Kalavun, Sülemiş'i tahttan indirerek, sultanlığını ilan etti.

Kalavun, tahta geçtikten sonra diğer Memluk sultanlarının karşılaştıkları güçlüklerle karşılaştı. İç meselelerini yoluna koyduktan sonra, İlhanlılara karşı Baybars'ın politikasını takip etti. 1280 ve 1281 senesinde İlhanlıların Suriye'ye yaptıkları iki seferi bertaraf eden Kalavun, 1285 senesine kadar Sungur ile meşgul oldu. Bu yüzden Haçlılarla savaşa girmekten kaçındı ve on senelik bir barış anlaşması yaptı. İşlerini yoluna koyar koymaz, Avrupa'dan yardım alamayan Haçlı kalıntılarını tamamen ortadan kaldırmak için harekete geçti. Emir Hüsameddin komutasında bir orduyu Antakya Haçlı Prensliğinin son kalıntılarının toplandığı Lazkiye'ye gönderdi ve 1287 senesi Nisan ayında şehir fethedildi. 1289 senesinde Kalavun güçlü bir ordu ile Trablus'u kuşattı ve Nisan ayının sonlarında ele geçirdi. 1290 senesinde Akka'ya gelen bir Haçlı grubu, civardaki Müslüman topraklarına hücum edip, bazı tüccarları öldürdüler. Bunun üzerine, Kalavun büyük bir ordu hazırladı. Fakat Kahire'den ayrılmak üzereyken 1290 senesinde vefat etti.

Kalavun'un vefatından sonra yerine oğlu Eşref Halil geçti. Halil, tahta geçer geçmez, Memluklerin isyanı ile karşılaştı ve kısa sürede bastırdı. Babasının Akka'yı Haçlılardan almak için hazırladığı planı tatbike girişti. Sultan Halil, 1291 senesi Nisan ayında ordusu ile Akka'yı kuşattı ve şehir on sekiz Mayısta fethedildi. Akka'nın düşmesinden sonra Suriye'deki Haçlı kaleleri birer birer ele geçti. Böylece 14 Ağustosta bütün Suriye sahili Haçlılardan temizlendi. Sultan Eşref Halil, tahta geçtikten sonra, devlet ricaline ve babası zamanında söz sahibi olan ümeraya karşı kötü davrandı. Bunun üzerine, vezirlerden Baydara, Sultan Eşref Halil'i bir av sırasında, işbirliği yaptığı emirlerin yardımıyla 1293 senesi Aralık ayında öldürdü.

Sultan Halil'in öldürülmesinden sonra sırasıyla tahta geçen , Ketboğa, Laçin ve İkinci Baybars dönemlerinde ülke iç karışıklıklar ve saltanat kavgaları ile büyük tahribata uğradı. 1310'da üçüncü defa tahta çıkan Nasıreddin Muhammed otuz bir sene devam eden bu saltanatında önce bütün devlet işlerini ele aldı. Eskiden olduğu gibi ümeranın kendisine tahakküm etmesine izin vermedi. Sultan Muhammed'in üçüncü saltanat devri, Memluk, nizamının olgunlaştığı, hükumet dairelerinin rayına oturduğu, idarede birçok yeniliklerin ve gelişmelerin yapıldığı, bazı büyük memuriyetlerin kaldırılıp, yerine yenilerinin ihdas edildiği bir devirdir. Sultan Nasıreddin Muhammed, bunlara ek olarak gelir kaynaklarını düzeltmiş, iktisadi gelişmeye bağlı olarak, devletin gelirini de arttırmıştır. Nasıreddin Muhammed 1341 senesinde vefat edince, Memluk Devleti, Nasıreddin Muhammed'in oğulları ve torunlarının dönemi olarak isimlendirilen yeni bir devreye girdi. Bahri Memluklerin çöküşüne ve Burci Memluklerin kuruluşuna kadar devam eden bu devrenin en bariz vasfı, Sultan Nasıreddin'in oğlu ve torunlarından sultan olanların çoğunun çocuk olmalarıdır. Bu yüzden ümeranın nüfuzu yeniden arttı ve sultanlar kısa sürelerle, sık sık değiştirildi. On üç sultanın başa geçtiği bu dönemde, Suriye ve Mısır'da büyük veba salgını oldu, hergün binlerce kişi öldüğü için toprağı işleyecek kimse kalmadı. Kudretli bir şahsiyet olan Sultan Berkuk ile iktidar, Bahri Memluklerinden, Burci Memluklerine geçti. Sultan Berkuk, çerkezlerden bir topluluğun başına geçerek kuvvetlenince, Sultan Selahaddin'i 1382 senesinde tahttan indirip, Bahri Memlukleri devrine son verdi.

Burci Memlukleri

Hanedan olarak Mısır Memlukleri tarihinin ikinci kısmını Burci Memlukleri teşkil eder. Çerkez asıllı olan bu hanedan 1382'den 1517'ye kadar Mısır'a hakim oldu. Ancak bu sultanlar, dil ve kültür bakımından tamamen Türkleşmiş oldukları için, devlet, Türk karakterini muhafaza etti. Memlukleri merkeziyetçi bir idare altında toplayan Sultan Berkuk, 1399 senesinde vefat edince yerine oğlu Ferec geçti. Sultan Ferec devrinde iç karışıklıkların çıkmasından istifade eden Hıristiyanlar harekete geçtiler. Buna Suriye'deki iç karışıklıklar da eklenince, Sultan Ferec 1412 senesinde asiler tarafınan öldürüldü. Halife-el-Musta'nın sultan ilan edildiyse de, çok geçmeden Seyfeddin Şeyh, Memluk tahtına çıktı. Bunun zamanında nisbi bir sükunet sağlandı. Birçok tesisler inşa edildi. Seyfeddin Şeyh ölünce, yerine oğlu Ahmed geçti ise de atabegi Tatar, idareyi ele geçirdi. Fakat Tatar'ın da saltanatı uzun sürmeyip, kısa bir müddet sonra öldü. Tatar'ın vefatından sonra sultan ilan edilen oğlu Muhammed ise, vasisi Barsbay tarafından tahttan indirildi. Memluk sultanlığı tarihinde büyük ün yapan Sultan Baybars, on altı senelik saltanatında sükunet ve istikrarı temin etti. Suriye ve Mısır'da Müslümanların faydasına tedbirler aldı, huzurda yer öpmek geleneğini kaldırdı. 1425 senesinde Kıbrıs'a gönderdiği donanma ile Kral Vanas'ı yenerek esir aldı ve kefaletle serbest bıraktı. Kral kendisine tabi olarak her sene vergi ödedi. Ticareti geliştirmek hususunda tedbirler aldı. Barsbay, Dulkadiroğulları, Ramazanoğulları ve Akkoyunlularla da mücadele etti. 1438 senesinde ölünce yerine oğlu Yusuf geçti ise de, atabegi Çakmak idareyi ele geçirdi.

On altı sene tahtta kalan Çakmak, Barsbay'ın siyasetini devam ettirdi. 1442'de Kıbrıs ve Rodos'a donanmalar gönderdi. Osmanlılar ve Karamanoğulları ile dostane münasebetler kurdu. Vefat edince yerine oğlu Osman geçti. Osman'ın çok kısa süren saltanatından sonra iktidara Seyfeddin İnal geçti. İnal, Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul fetihnamesi gelince, büyük merasimler icra ettirdi. Karamanlılar üzerine, ordu göndererek, Karaman'ı yağmalattı. Uzun Hasan'a karşı tedbirler aldı. Kıbrıs'la ilgilenip, Lefkoşe'yi zabtettirdi. 1461 senesinde ölümü ile yerine oğlu Ahmed geçti. Fakat, idareyi atabegi Hoşkadem ele aldı. Hoşkadem ilk iş olarak, isyan eden Şam ve cidde valileriyle uğraştı. Osmanlılara karşı düşmanca siyaset uyguladı. Uzun Hasan'ı ve Karamanoğlu İshak Beyi desteklediği gibi Dulkadıroğulları ile Fatih aleyhinde işbirliği yaptı. Kendisinden sonra tahta geçen Atabeg İlbay ve Temurboğa birkaç ay saltanat sürdüler. 1468 senesinde Memluk tahtına çıkan Kayıtbay, icraatçı hükümdarlardandı. Osmanlılarla rekabeti sürdüren Kayıtbay, Sultan Bayezid Hanla taht mücadelesine girişen Cem Sultan'ı kabul ederek, Osmanlı ülkesine yollamamakla iki devlet arasında harb çıkmasına sebep oldu. 1485-1491 seneleri arasında Çukurova'da yapılan muharebelerde, iki taraf da önemli derecede yıprandı. Neticede Çukurova'nın gelirinin Mekke ve Medine'ye bırakılması şartı ile anlaşma yapıldı. Kayıtbay, 1496 senesinde vefat etti. Yerine geçen oğlu Muhammed, ancak iki sene tahtta kalabildi. Emirlerle ihtilafa düştüğü için öldürüldü. Muhammed'den sonra Kansuh ve Canbulat tahta geçti. Bunlardan sonra Kayıtbay'ın yetiştirmelerinden Şam valisi Kansu Guri (Gavri) sultan oldu.

İktidara geçtiği zaman altmış yaşını geçmiş bulunan Kansu Guri, kudretli ve dirayetli biri olduğunu hemen isbatladı. Önce Kahire'de nizam ve istikrarı tesis ederek ümeranın büyüklerinden güvendiği kişileri idari kadrolara getirdi. Daha sonra devlet hazinesinin iflas durumundan kurtarılması için tedbirler aldı. Kansu Guri'nin zamanında Memlukler, Rumeli ve Anadolu'da devamlı genişleyen Osmanlı Devleti ile Suriye hududundan komşu oldular. Bu sırada İran'a ve Doğu Anadolu'ya hakim olan Şah İsmail, şiiliği yaymak suretiyle Yakındoğu'yu ele geçirmeye çalışıyordu. Yine Kansu Gavri devrinde, İspanya'daki Endülüs Müslümanlarının hakim olduğu Gırnata, Hıristiyanların eline geçince, Müslümanlar zor duruma düştü. Mısır'ın iktisadi durumuyla yakın alakası bulunan Hint ticaret yolu, Portekizliler tarafından tehdit edilmeye başlandı. Hindistan kıyıları Portekizlilerin eline geçti. Kansu Guri, Portekiz genel valisinin Hürmüz'ü alarak, Acem Körfezini ( Basra Körfezi) kapatınca, Osmanlı Sultanı İkinci Bayezid Handan yardım istedi. Osmanlı gereken yardımı yaptı. Buna rağmen Kansu Guri (Gavri)nin İran Şahı Şah İsmail'le yakın münasebet kurması, Osmanlılarla arasının açılmasına yol açtı. Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail'i tamamen ortadan kaldırmak için ikinci Doğu Seferine çıkarken, Veziriazam Sinan Paşayı kırk bin kişilik bir kuvvetle Safeviler üzerine göndermişti. Ancak Sinan Paşaya Diyarbakır'a giderken Fırat'ı geçmek için Memlukler tarafından müsaade verilmemesi ve Kansu Gavri'nin elli bin kişilik bir kuvvetle Halep'e gelmesi savaş sebebi sayıldı. Mercidabık'ta yapılan muharebede Memlukler kısa bir sürede mağlup oldular. (bkz. Mercidabık Savaşı) Kansu Guri'nin muharebeden sonra kaybolmasıyla Memluk tahtına Tomanbay geçti.

Haleb, Hama, Humus ve Şam'ı alan Yavuz Sultan Selim, Tomanbay'a bir name göndererek, kendisine tabi olması şartıyla Gazze'den itibaren güneyde kalan toprakları Memluklara bırakacağını bildirdi. Tomanbay bu teklifi kabul etmedi. 23 Ocak 1517'de Ridaniye'de Yavuz Sultan Selim'in taarruzuna karşı koyamayarak mağlup oldu. Kahire'de ve Sait taraflarında mücadelesini devam ettirdi ise de, yakalanarak idam edildi. Böylece 1250 senesinde kurulan ve 267 sene süren Mısır Memluk Sultanlığı sona erdi. Halifelikle beraber mukaddes yerlerin himayesi de Osmanlıların eline geçti.

Memlukler, sultanın kendi kölelerinin, idarenin en üst kademesinde yer aldığı karışık bir hiyerarşik sisteme sahipti. İktidarın bünyesindeki başarı için gulam sistemi esastı. Çünkü eski Memluklerin oğulları da dahil olmak üzere hür unsurlar orduda ikinci derecede bir yer teşkil ediyorlardı. Saltanatın istikrarsızlığı sebebiyle, hükümdarların kolayca değiştirilmelerinden anlaşıldığı üzere, sultanın mutlak iktidarı büyük emirler ve bürokrasi tarafından denetleniyordu. Meseleler divanda görüşülüp, karara bağlanırdı. Memluklerin asker ihtiyacı Kafkasya'dan ve Kıpçak bozkırlarından karşılanırdı. Sultan ve kumandanların idaresindeki Memluklü ordusu, muharib olmasından, sevk ve idaresindeki mükemmelliğinden Haçlı ve Moğol saldırılarını bölgeden uzaklaştırmakla, İslam ülkelerini büyük tehlikelerden ve tahriplerden korumuşlardır. Memlukler, Eyyubilerin siyasetlerini devam ettirdiler. Resmi yazışmalarda Arabiyi kullandılar. Ordu ve sarayın konuşma dili Kıpçak Türkçesi olup, Oğuz Türkçesi de geçerliydi. Kültür bakımından gelişmiş olan Memlukler, Mısır'da pek parlak bir medeniyet devresi açtılar.

Memlukler devrinde, Mısır ve Suriye'de büyük binalar yapıldı. İdareci, kumandan ve bu arada bazı esnaf cemaatleri büyük şehirlerde camiler yaptırdılar. Kahire'deki Baybars, Kalavun, Muhammed Nasır, Sultan Hasan, Berkuk, Müeyyed, Kayıtbay Ulu camileri ve Trablus, Şam, Haleb eyaletleri camileri ile Kahire, Haleb, Şam ve Birecik kaleleri bunların belli başlılarıdır. Devlet memuru ihtiyaçlarını karşılamak üzere, Kahire'de mektep açmışlardır. Burada tahsilini tamamlayanlar, mülki ve askeri memur olarak vazifeye tayin edilirlerdi.

Mümlük Sultanları

Bahri Memlukleri

Sultan - Tahta Geçişi

Muizzüddin Aybek 1250

Nureddin Ali 1257

Seyfeddin Kutuz 1259

Birinci Baybars 1260

Nasıreddin Berke 1277

Bedreddin Sülemiş 1279

Seyfeddin Kalavun 1279

Eşref Halil 1290

Nasıreddin Birinci Muhammed1293

Zeyneddin Ketboğa 1294

Hüsameddin Laçin1297

Nasıreddin I. Muhammed (2. defa) 1299

Rükneddin İkinci Baybars 1309

Nasıreddin I. Muhammed (3. defa) 1310

Seyfeddin Ebu Bekr 1341

Alaeddin Kiçik 1341

Şihabeddin Ahmed 1342

İmadeddin İsmail 1342

Seyfeddin Birinci Şaban 1345

Seyfeddin Hacı 1346

Nasıreddin Hasan 1347

Selahaddin Salih 1351

Nasıreddin Hasan (2. defa) 1354

Selahaddin İkinci Muhammed 1361

Nasıreddin İkinci Şaban 1363

Alaeddin Ali 1377

Selahaddin İkinci Hacı 1381

Burci Memlukleri

Seyfeddin Berkuk 1383

Muzaffer İkinci Hacı 1389

Seyfeddin Berkuk (2. defa) 1390

Nasıreddin Ferec 1399

İzzeddin Abdülaziz 1405

Nasıreddin Ferec (2. defa) 1406

Melik-ül-Adl-el-Musta'in 1412

Seyfeddin Şeyh 1412

Şihabeddin Ahmed 1421

Seyfeddin Tatar 1421

Nasıreddin Muhammed 1422

Seyfeddin Barsbay 1422

Cemaleddin Yusuf 1438

Seyfeddin Çakmak 1438

Fahreddin Osman 1453

Seyfeddin İnal 1453

Şihabeddin Ahmed 1462

Seyfeddin İlbay 1467

Timur Buğa 1467

Seyfeddin Kayıtbay 1468

Nasıreddin Muhammed 1496

Birinci Kansu 1498

Ebü'n-Nasr Canbulat 1500

Seyfeddin Tumanbay 1501

Seyfeddin Kansu (Gavri) 1501

İkinci Tomanbay 1516

Osmanlı fütühatı 1517

Memlük Devleti Resimleri


  • Trablus kuşatması (1289)

  • Memlûk askeri



Yorumlar - Lütfen konu (Memlük Devleti) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.