Mezopotamya
Mezopotamya, Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden Basra Körfezine kadar uzanan Fırat Nehri ve Dicle Nehri arasında kalan bölgenin ilk çağdaki adıdır.
??
Mezopotamya
Fırat ve Dicle arasındaki verimli topraklar
Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bulunan bir ülke. Ülke topraklarının büyük bir bölümü Anadolu yarımadasında, kalanı ise Balkan Yarımadası'nın uzantısı olan Trakya'da bulunur. Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, İran, Irak ve Suriye'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Güneydoğu Anadolu Bölgesi Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinden en küçük olanı.Irak ve Suriye'nin kuzeyinde, Doğu Anadolu Bölgesi'nin güneyinde, Akdeniz Bölgesi'nin doğusunda ve İran'ın batısında yer alır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Basra Körfezine kadar uzanan ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
BASRA KÖRFEZİ Hint Okyanusunun Arabistan Yarımadası ve İran arasındaki girintisi. Doğusunda İran, kuzeybatıda Irak ve Kuveyt, batısında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri bulunur. Dicle ve Fırat nehirleri birleşerek Şattülarab adıyla körfezin kuzey ucundan denize dökülür. Körfez, kuzey-güney doğrultusunda Şattülarab'ın döküldüğü yerden Hürmüz Boğazına kadar uzanır. Buradan Umman Denizine ve oradan da Hint Okyanusuna bağlanır. Yüzölçümü 236.800 km2, o
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Fırat Nehri ve ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Fırat Nehri Türkiye’nin en verimli ve su potansiyeli en yüksek ırmağıdır. Siverek ilçesi, Dağbaşı Bucağı yakınındaki Maktalan civarında Şanlıurfa topraklarına giren Fırat nehri Adıyaman ve Gaziantep il sınırını belirledikten sonra Suriye topraklarına girer, Basra Körfezi’ne dökülür.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Dicle Nehri arasında kalan bölgenin ilk çağdaki adıdır. Bu bölge;...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
gibi nedenlerle tarihsel dönemlerin başından itibaren bir çok uygarlıklara sahne olmuştur.
Özellikleri:
Hürler: Bütün haklara sahip kimselerden oluşuyordu.Bunlar rahipler,asiller,memurlar,askerler ve tüccarlardı.
Korunanlar: Hür olan insanların haklarının ancak bir kısmına sahip insanlardı.,
Köleler: Hiçbir hakkı olmayan insanlardı ve bu kişiler eşya gibi alınır satılırdı.
Dicle Nehri Türkiye’de doğup birçok kolları olan ve Irak topraklarına geçip orada Fırat’la birleşerek Şattülarap’ta Basra körfezine dökülen nehir. Nehir ana kaynaklarını Doğu Anadolu dağlarından ve dipten sızma yoluyla Elazığ yakınlarındaki Hazar (Gölcül) gölünden alır. Türkiye’nin önemli akarsularındandır. Doğu Anadolu dağlarından çıkar, Basra Körfezi’ne dökülür. Toplam uzunluğu 1900 km’dir. Türkiye topraklarında kalan bölümün uzunluğu ise 523 km’dir. En önemli kolları Batman ile Gar
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ziggurat denilen çok katlı tapınaklar yapmışlardır....Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ortadoğu'nun tahıl tarımının ve evcilleştirilmiş hayvanlarının insanlık tarihinde özel bir yeri vardır; çünkü ilk uygarlık onların yol açtığı yaşam biçiminden doğmuştur. Dünyanın en eski uygarlığı, Dicle ve Fırat ırmaklarının aşağı kıvrımları boyunca Basra Körfezi'ne kadar dayanan düz lığ (alüvyon) ovası üzerinde uzanan Sümer ülkesinde doğdu.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ELAMLILAR:...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Elam, Mezopotamya'nın güney doğusuna verilen addır. Bu bölgede yaşayan Elamlılar'ın başkentleri Sus'tu. Bilim ve teknikte ileri olmamalarına rağmen, güzel sanatlar ve süsleme alanında gelişmişlerdir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
BABİLLİLER:...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sami ırkından olan Babilliler, M.Ö.2050'ye doğru Babil ("Tanrının kapısı") kentine yerleşip, daha sonra Kaidelileri ve Sümerlerin dışındaki yerli halk ile Sami karışımından oluşan Asurluları egemenlikleri altına aldılar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ASURLULAR:...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Aslen Kuzey Irak'ta, Dicle kıyısında bulunan Aşur/Asur (Qalat Şarqat)şehri ve çevresinde yaşayan bir Sami toplulukken özellikle M.Ö. 2000 sonrası doğu-batı arası global ticaretten faydalanarak gelişmiş ve topraklarını genişleterek ülkelerini bir imparatorluğa dönüştürmüş eskiçağ halkı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
AKADLAR:...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mezopotamya Resimleri
-
III. Tiglatpileser'i gösteren rölyef. M.Ö. 8. yüzyılın üçüncü çeyreğinden. Louvre Müzesi -
Hammurabi kanunnamesi. Louvre Müzesi. -
Bir Akkad kralının zafer anıtının parçası, MÖ 2300 dolaylarına ait. -
Uruk döneminden bir heykelcik. -
Antik Mezopotamya haritası.
Verimli toprakları ve uygun iklim şartları nedeniyle çok eski zamanlardan beri yoğun göçe sahne olmuş Mezopotamya, birçok farklı kültür ve halkın karıştığı bir bölge olmuştur ve bu nedenle de medeni gelişime sahne olmuştur. Bilinen ilk okuryazar topluluklara ev sahipliği yapmış bölgede birçok medeniyet gelişmiştir ve bu sebeplerden Medeniyetler Beşiği olarak da anılmıştır. Dünya üzerinde medeniyetle ilgili ne kadar olgu varsa bu olguların tohumlarını Mezopotamya'da hüküm sürmüş olan Sümerler, Samî kökenli kavimler (Akatlar, Babilliler) ve Hint-Arî toplulukları oluşturmuşlardır. Mezopotamya'da tarıma uygun olmayan alanları tarıma kazandırmak için sulama kanalları yapılmış, bataklıklar drene edilmiş ve taşkın sonrası oluşan alüvyon birikintileri düzeltilmiştir. Yani bir anlamda ilkel ve tek başına olan yaşam şartlarından sıyrılıp, çoklu toplum hayatına geçerek sosyal hayatın temellerini atmışlardır. Bunun sonucunda zamanla köyler gelişerek kent hâline gelmiştir. Böylece Mezopotamya'da ilk kültür merkezleri ortaya çıkmıştır. Kentlerin ortaya çıkması insanlık tarihinde, ateşin bulunması ve tarımın başlamasından sonra kaydedilen önemli bir aşamadır. İlk kültür merkezlerinin ortaya çıktığı, önemli mimari eserlerin oluşturulduğu uygarlıklar, tarihî ve coğrafi koşulların etkisiyle hızlı gelişmiştir.
Yazıyı ilk kez bulan ve kullanan Sümerler, tarihin en eski okullarını açmışlar, okur-yazarlığı yaygınlaştırmalardır. Medeniyetin temeli okur-yazar halkın oluşumuyla fikirler tartışılır hale gelmiştir. Eski geleneklerinden yola çıkıp, yazılı hukuk yasaları meydana getirmişler, çeşitli edebiyat eserleri kaleme almışlar ve sanat alanında mimarlığın ilk örneklerini vermişlerdir. Sümerlerde, sanat alanında kabartmacılık, oymacılık, kuyumculuk ve heykeltıraşçılık önemli yer tutmuştur.
Eski Taş devrinden yazının bulunduğu M.Ö.IV.binyıla kadar geçen zaman içinde çeşitli kül¬türlerin ve yerleşim yer¬lerinin olduğu bilinmek¬tedir. Mezopotamya'da ilk köyler Kalkolitik dönem¬de ortaya çıkmıştır. Bu zamanda (M.Ö. V.-IV. binler arası) henüz siyasî bir birlik yoktur. "Toprak ana" kültürü ile ilgili gö¬rülen çıplak kadın idolleri bulunmuştur.
Orta Asya'dan geldikleri anlaşılan Sümerler, bölgenin kültürünü "kent kültürü" seviyesine çıkarmışlardır. En önemli devletleri; Ur, Uruk, Eridu, Lagaş, Kiş, Umma'dır. Sümer şehir dev¬letleri, tapınağı merkez edinen bir sisteme sahiptiler. Herkes elde ettiği ürünü tapınağa verirdi. Sümerler, tapınaktaki mal depolarının hangisinde hangi ürünün bulundu¬ğunu kolayca bilmek için, o ürüne ilişkin şekil ya da resim çizmişlerdir. Re¬sim ve şekillerle başlayan bu işlem geliştirilmiş, M.Ö. 3200'lerde çivi diye adlandırılan yazı sistemine geçilmiştir.
Mezopotamya'da kurulan diğer İlk Çağ medeniyetleri Akatlar, Babilliler ve Asurlulardır. Babilliler için güçlerinin gökteki tanrılara değil, dünyevi bir kurum olan orduya dayanması dar anlamda laik devlet yönetimine kanıt sayılmıştır. Mezopotamya sanatının ilk ve en özgün örnekleri Sümerler tarafından ortaya konmuştur.
Medeniyet; verimli topraklar ve su ile hayat bulmuş, Medeniyetler Beşiği Mezopotamya'da filizlenip günümüz dünya kültürüne ışık tutmuştur. Kentlerin oluşup insanların bir arada yaşaması ve halk olması fikir düşünce ve sanatın gelişiminden önceki evredir. Örneğin, Sümerler tarafından yapılan ve İlk tarihsel anıt olan Akbabalar dikilitaşı bu dönemden günümüz dünya kültürüne bir mirastır. Akadların Agade adını verdikleri tapınaklar en önemli mimari eserleridir. Ayrıca Zafer Anıtını günümüze ulaşan miraslardandır.
II. Babil krallığının hükümdarı Nabukodonosor Fırat kıyılarındaki Babil'de dünyanın yedi harikasından biri olan asma bahçeleri yaptırdı. Üst üste yedi kat olan bu asma bahçelerden her biri, yüksekliği 25 m. olan kemerler üzerine oturtulmuştu.
- 2 yıl, 2 ay önce yazıldı.Mezopotamya'da tarıma uygun olmayan alanları tarıma kazandırmak için sulama kanalları yapılmış, bataklıklar drene edilmiş ve taşkın sonrası oluşan alüvyon birikintileri düzeltilmiştir. Bu çalışmalar sonucu zamanla köyler gelişerek kent hâline gelmiştir. Böylece Mezopotamya'da ilk kültür merkezleri ortaya çıkmıştır. Kentlerin ortaya çıkması insanlık tarihinde, ateşin bulunması ve tarımın başlamasından sonra kaydedilen önemli bir aşamadır. İlk kültür merkezlerinin ortaya çıktığı, önemli mimari eserlerin oluşturulduğu uygarlıklar, tarihî ve coğrafi koşulların etkisiyle hızlı gelişmiştir.
- 2 yıl, 3 ay önce yazıldı.