Mudanya Ateşkes Antlaşması

3 Ekim 1922'de Mudanya'da toplanan konferansta Türkiye'yi Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa, Büyük Britanya'yı General Harrington, Fransa'yı General Charpy, İtalya'yı da General Mombelli temsil etmiştir. Çetin görüşmeler sonunda, Mudanya Ateşkes Antlaşması 11 Ekim 1922'de imzalanmıştır. Yunanlılar, Mudanya'daki Konferansa katılmamış, hazırlanan Antlaşma metnini kabullenerek üç gün sonra imza etmiştir.

Mudanya Ateşkes AntlaşmasıMütareke'nin imzalandığı günümüzde müze olan bina
Mudanya Ateşkes Antlaşması 11 Ekim
11 Ekim Gregorian Takvimine göre yılın 284. günüdür. Sonraki sene için 81 (Artık yıllarda 82) gün var.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

1922
1922 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkiye ile
Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bulunan bir ülke. Ülke topraklarının büyük bir bölümü Anadolu yarımadasında, kalanı ise Balkan Yarımadası'nın uzantısı olan Trakya'da bulunur. Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, Nahçıvan (Azerbaycan), KKTC, İran, Irak ve Suriye'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
arasında imzalanan ateşkes antlaşması.

3 Ekim 1922'de Mudanya'da toplanan konferansta Türkiye'yi Batı Cephesi Komutanı
Mudanya, Marmara Denizi kıyısında Bursa iline bağlı 54.000 nüfuslu bir ilçedir.

Konumu

28-29 derece kuzey boylamları ile 40-41 derece kuzey enlemleri arasında bulunmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İsmet Paşa,
Mustafa İsmet İnönü (1884 - 25 Aralık, 1973) asker, devlet adamı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanı. 1884 yılında İzmir'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sivas'ta tamamladıktan sonra Mühendishane İdadisini (Askerî Lise) bitirdi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Büyük Britanya'yı General Harrington, Fransa'yı General Charpy,
Birleşik Krallık, Büyük Britanya (İngiltere, İskoçya ve Galler) ve Kuzey İrlanda'dan oluşur. Bu ülkeler, Kuzey Denizi'nde, Avrupa kıtasının batısında Britanya Adaları'nda yer alırlar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İtalya'yı da General Mombelli temsil etmiştir. Çetin görüşmeler sonunda, Mudanya Ateşkes Antlaşması 11 Ekim 1922'de imzalanmıştır.
İtalya Cumhuriyeti ya da kısaca İtalya (İtalyanca:Repubblica Italiana) Avrupa'nın güneyinde, çizme biçimli bir yarımadanın ve Akdeniz'de Sicilya ve Sardinya adalarının üzerine kurulmuş bir ülkedir. Kuzeyinde Fransa, İsviçre, Avusturya ve Slovenya ile komşudur. San Marino ve Vatikan şehir-devletleri de bütünüyle İtalyan topraklarıyla çevrilidir. İtalya devleti vatandaşı olanlar ya da soyu İtalya ile bağlantılı olan kişilere İtalyan denir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Yunanlılar, Mudanya'daki Konferansa katılmamış, hazırlanan Antlaşma metnini kabullenerek üç gün sonra imza etmiştir.

Mudanya Ateşkes Antlaşması ile Türkiye - Yunanistan arasında silahlı çatışmaya son verilmiştir.
Yunanlar'ın MÖ 20. yüzyılda kitleler hâlinde Balkan Yarımadası'nın güneyine göç ettikleri inanılır. Yunanlar zaman ile Ön Asya'da (Anadolu'da) ve Güney Karadeniz'de büyük koloniler kurmuşlar ve gerek Anadolu'da gerek Yunanistan'da uzun yıllar hüküm sürmüşerdir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Trakya,
Balkan yarımadasının doğusundaki bölgeye verilen isim. Trakya güney Avrupa'da yer alan güney Bulgaristan, kuzeydoğu Yunanistan ve Türkiye'nin Avrupa yakasını içeren tarihi çok zengin bir bölgedir. Türkiye sınırları içindeki yüzölçümü 133,080 km² olan bu bölgenin üç deniz ile sınırı vardir; Karadeniz, Marmara Denizi ve Ege Denizi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Meriç sınır olmak üzere Türkiye'ye bırakılmıştır.
Meriç balkanlarda bir akarsu
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Yunanlılar on beş gün içinde Trakya'yı boşaltacaklardır. Yunanlılardan boşalan yerlere
Yunanlar'ın MÖ 20. yüzyılda kitleler hâlinde Balkan Yarımadası'nın güneyine göç ettikleri inanılır. Yunanlar zaman ile Ön Asya'da (Anadolu'da) ve Güney Karadeniz'de büyük koloniler kurmuşlar ve gerek Anadolu'da gerek Yunanistan'da uzun yıllar hüküm sürmüşerdir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İtilaf Devletleri birlikleri girecek, onlar da en geç bir ay içerisinde,
İtilaf (Anlaşma) Devletleri Başlangıçta İngiltere, Fransa ve Rusya'dan oluşan devletler grubu. İtilaf Devletleri I. Dünya Savaşı'nda İttifak Devletleri grubuna karşı savaştı. Italya 1. Dünya savaşı başladıktan sonra İttifak devletleri grubundan ayrılıp İtilaf Devletleri
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Trakya'yı Türklere devredeceklerdir. Türklerin Trakya'da en çok 8000 jandarma kuvveti olacaktır. Türkler, Ateşkes Antlaşmasında öngörülen sınırlar içinde İtilaf Devletleri askeri birliklerinin bulundukları yerlere girmemeyi taahhüt etmektedir. Ateşkes Antlaşması imza edildiği tarihten üç gün sonra yürürlüğe girecektir.

Mudanya Ateşkes Antlaşması görüşmelerinde,
Balkan yarımadasının doğusundaki bölgeye verilen isim. Trakya güney Avrupa'da yer alan güney Bulgaristan, kuzeydoğu Yunanistan ve Türkiye'nin Avrupa yakasını içeren tarihi çok zengin bir bölgedir. Türkiye sınırları içindeki yüzölçümü 133,080 km² olan bu bölgenin üç deniz ile sınırı vardir; Karadeniz, Marmara Denizi ve Ege Denizi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İsmet Paşa'nın hatıralarında da açıklandığı üzere, bir komutanın siyasi alanda müzakereler yöneten tecrübeli ve becerikli bir diplomat gibi görüşmelere katıldığı ve başarılı olduğu görülmektedir.

Mudanya Ateşkes Antlaşması

Türk Orduları bir yandan İzmir'e girerken bir yandan da
Mustafa İsmet İnönü (1884 - 25 Aralık, 1973) asker, devlet adamı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci cumhurbaşkanı. 1884 yılında İzmir'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Sivas'ta tamamladıktan sonra Mühendishane İdadisini (Askerî Lise) bitirdi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İstanbul ve
İstanbul, Marmara Bölgesi'nde il ve Türkiye'nin en büyük kenti. Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan şehir, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34. sırada yer alır. Türkiye'nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde Türkiye'nin kuzeybatısında kurulmuştur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Çanakkale Boğazı'na doğru ilerliyorlardı. Başkomutan, büyük devletlerden biri veya bir kaçı ile savaşa girmeden, Boğazlar bölgesini güvenlik altına almak, Yunan Ordusu'nun buralara gelmesini engellemek ve Trakya'da yapılacak olan bir harekat ve
Çanakkale Boğazı, 3. jeolojik zamanın sonunda meydana gelen bir çöküntü ile oluşmuştur. Uzunluğu 65km'dir. Boğazın en geniş yeri 5. 800m, en dar yeri 1250m (kilit bahir kalesi çimenlik kalesi arası)ve en derin yeri 106m'dir. Boğaz sularında ters bir akıntı vardır. Ege denizinin binde 38 oranındaki tuzlu suyu dipten Marmara Denizi'ne akarken Karadeniz'in binde 26 oranındaki tuzlu suyu üstten ters akıntıyı oluşturmaktadır. Boğazın çevresi dağ karakterinde yüksek ve kıvrımlı kütlelerle kaplı
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İtilaf Devletleri'ni, Türk isteklerini kabule zorlamak için gerekli hazırlıkları yapmış ve komutanlara gereken emirleri vermişti.

Yunan Orduları'nın
İtilaf (Anlaşma) Devletleri Başlangıçta İngiltere, Fransa ve Rusya'dan oluşan devletler grubu. İtilaf Devletleri I. Dünya Savaşı'nda İttifak Devletleri grubuna karşı savaştı. Italya 1. Dünya savaşı başladıktan sonra İttifak devletleri grubundan ayrılıp İtilaf Devletleri
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
30 Ağustos'ta perişan olduğunu duyan İngiltere büyük endişeye kapıldı. Türkiye'nin Ağustos ayı içindeki iyi niyetli barış görüşmelerini reddeden, Fethi Bey'le görüşmeyi bile kabul etmeyen İngiliz Kabinesi'nin başı şimdi büyük korkuya kapılmıştı. Çünkü İngiltere, Boğazların korunması için Fransa ve İtalya'nın yardımcı olmayacağını biliyor, bu işin yalnızca İngiltere'ye kalacağını görüyordu. İngilizler Yunanlıları kesin bir imhadan kurtarmak için, 1827'den beri yaptıkları gibi, 3 Eylül'de Yunanistan'ın yaptığı ateşkes önerisini Fransa ve İtalya'ya iletti. Fakat Fransa, Yunan kuvvetlerinin Anadolu'yu boşaltmalarını şart koştu. İtalya yanıt bile vermedi. Bu durumda Çanakkale'nin Anadolu yakasının savunulması 8.000 İngiliz Askeri'ne kalıyordu. Londra, müttefikleri yardım etmediği takdirde, Çanakkale'nin terk edileceğini General Harrington'a bildirdi. 4 Eylül'de Rauf Bey'den M. Kemal Paşa'ya, İstanbul'dan ateşkes önerisi istendiğini bildiren telgraf geldi. M. Kemal 5 Eylül'de verdiği yanıtta, Yunan Ordusu'nun bütünüyle imha edildiğini, ateşkesin kabulü için, Trakya'nın ateşkesten sonra 10-15 gün içinde, 1914 sınırlarına kadar boşaltılmasını, tutsakların serbest bırakılmasını ve Yunan Hükümeti'nin, Anadolu'da Yunan Ordusu'nun yaptığı zararları ödemeyi kabul etmesini şart koştu. Yunanistan 7 Eylül'de yine İtilaf Devletleri aracılığı ile yeni bir ateşkes teklifinde bulundu. Fakat bu konuda T.B.M.M. yazışmaları sürerken Türk Ordusu 9 Eylül'de İzmir'e girdi. General Harrington bir önlem olarak aynı tarihte, bir Albaya kuvvet vererek Türklerin tarafsız bölgeyi geçmelerini engellemek ve Çanakkale'yi savunmakla görevlendirdi. İngiliz savaş gemileri de yeni birlikler getirdiler. Aynı tarihte İstanbul'un Anadolu yakasında Caddebostan-Büyük Çamlıca hattında savunma önlemleri aldılar. İngilizlerin aldığı bütün bu önlemler Türk Ordusu'nun kararını değiştirmedi. 18 Eylül'den itibaren Türk birlikleri Boğazlar üzerine yürüdüler ve İngiliz Askeri, Yunan ordusunu onbeş günde yok edip Çanakkale şehrinin 15 km yakınına gelen Türk askeri ile karşılaştı. Türk birliklerine, düşman ateş açmadıkça ateş açmaması emredilmişti. Harrington da İngiliz birliklerine, Türk Askeri ateş açmadıkça ateş açılmamasını emretmişti. 23 Eylül'de Çanakkale yakınında Erenköy'de Türk Askeri, tüfekleri omuzlarında, namlusu yere dönük asılı olarak İngiliz Askeri'nin yakınma kadar geldi. İngiliz Subayı Türk birliklerinin geri çekilmesini istedi. Türk komutan bu isteği reddedince İngilizler çember içine girmemek için geri çekildiler. Taraflar arasında bir çatışma çıkması olasılığı varken Lloyd George Türkiye'ye karşı son kozlarını oynuyordu.

İngiliz Kabinesi 15 Eylül'de toplanarak, Çanakkale ve İstanbul'a doğru ilerleyen
30 Ağustos Gregorian Takvimine göre yılın 242. günüdür. Sonraki sene için 123 (Artık yıllarda 124) gün var
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türk Ordusu'na karşı kuvvet kullanılması kararı aldı ve müttefikleriyle dominyonlardan yardım istendi. Bahriye Bakanlığı da bir bildiri yayımlayarak, müttefiklerin, dominyonların ve Balkan Devletlerinin, Boğazların korunması için yardımını istedi. Türklerin ne olursa olsun Avrupa'ya geçmesini engellemek ve Türk başarısının yarattığı üstün durumu ortadan kaldırmak kararında olan Lloyd George'un çağrısına ne müttefiklerinden, ne de dominyonlardan, ne de Balkan Devletlerinden olumlu yanıt geldi. Hiç kimse İngiliz politikası uğruna maceraya atılmayı istemiyordu. Fransa ve İtalya, Türkiye ile yapılacak diplomatik görüşmelere katılmayı kabul ettiler. 18 Eylül'de İstanbul'daki Müttefik Devletler, T.B.M.M, temsilcisi Hamit Bey'e bir nota vererek, tarafsız bölgeye girilmemesini istediler.Fakat 19 Eylül'de Fransız askeri birlikleri, Fransa Başbakanı'nın emriyle Çanakkale Boğazı'nın Anadolu yakasından Rumeli yakasına taşındılar. İtalyanlar ise Türklere karşı savaşmayı kesinlikle red ettiklerinden İngilizler yalnız kaldı. Müttefikler durumu görüşmek için 19 Eylül'de Paris'te toplandılar. Fransa'yı Başbakan Poincare, İngiltere'yi Lord Curzon ve İtalya'yı Kont Sfortza temsil ettiler. Paris'te bu görüşmeler sürerken,Fransız General Pelle İzmir'e gelerek M. Kemal ile görüştü. General Pelle, Türk birliklerinin tarafsız bölgeye girmemelerini istedi. Mondros Ateşkesi hükümlerine göre, stratejik bölgelerin işgal altında bulunduğunu, T.B.M.M. Hükümeti'ni, Babıali'nin devamı olarak kabul edip, Türklerin tarafsız bölgeye girmemelerinde ısrar etti. M. Kemal Paşa, Müttefiklerin Mondros Ateşkesi hükümlerini en baştan beri çiğnediklerini, emperyalistlerin Yunanlıları Türkiye'ye saldırttıklarını,üç yıl Türk Ulusu'na zulüm yapılırken seslerini çıkartmadıklarını sert bir şekilde hatırlattıktan sonra, Türkiye'nin tarafsız bir bölge tanımadığını, Türk Orduları'nı durduramayacağını ve ateşkesin uzaması halinde ordularını hareketsiz bırakamayacağını, Trakya dahil bütün ülkenin terk edilmesini istedi. Boğazlar konusunda görüşmeye hazır olduğunu bildirdi. M. Kemal Paşa İzmir Limanı'nda bulunan İtilaf Devletleri donanmasına bir nota vererek 24 saat içinde İzmir Limanı'nı terk etmelerini bildirdi. Donanma bu notadan sonra "Geldiği gibi gitti.".

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Türkiye Cumhuriyeti devletini içten ve dıştan gelebilecek olan tehditlere karşı savunma vazifesini üstlenmiş olan silahlı Devlet kuvvetidir. Yaptırım gücünü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'ndan alır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Paris'te Müttefik görüşmeleri sert bir hava içinde geçiyordu. Fransa, Edirne dahil bütün Doğu Trakya'nın Türkiye'ye verilmesini istedi. İtalya da kendisini destekledi. İngiltere'nin savaş çıkartmak isteyen tutumu karşısında Fransa Başbakanı Lord Curzon'a çok sert bir konuşma yaparak, İngiltere'yi yalnız bırakacağını bildirdi. İngiltere Fransa'nın bu isteğini 22 Eylül'de kabul etti ve hazırlanan notayı imzaladı. Hazırlanan nota 23 Eylül'de İzmir'de bulunan Başkomutan M. Kemal Paşa'ya gönderildi. Aynı gün Türk birlikleri İngilizlerin tarafsız bölge dedikleri yerlere girip, Çanakkale'de İngiliz birliklerine iyice yaklaşmışlardı. Franklin Bouillon M. Kemal Paşa'ya başvurarak, durumun gergin olduğunu ve kendisiyle görüşmek istediğini bildirdi. General Harrington, Lloyd George'un kendisine gönderdiği emirleri işleme koymayıp, İngiliz birliklerine silaha başvurulmaması emrini verdi. 24 Eylül'de Yunanistan'da ihtilal çıktı. Kral tahtını bıraktı ve İhtilal Mahkemesi kurularak, yenilginin sorumluları yargılanmaya başladılar. Sovyetler Birliği de 24 Eylül'de İngiltere, Fransa, İtalya, Balkan Devletleri ve Mısır'a bir nota göndererek, Yakın Doğu'da çıkan ciddi soruna bugüne kadar büyük devletlerin katılmadığını hatırlatıp, olay büyürse, Avrupa'nın yeni sarsıntılarla karşılaşacağını hatırlatıp, bu sorunun çözümünün, Türk halkının Türk ülkesine ve Boğazlara mutlak egemen olması ile çözülebileceğini, Boğazlar konusunun Sovyetler için önemini belirttikten sonra, Boğazlar konusunda Rusya'nın katılmadığı ve çıkarlarına ters düşen bir kararı kabul etmeyeceklerini bildirdiler. 25 Eylül'de Türk birlikleri İngiliz müstahkem mevkilerinin tel örgülerinin yanına kadar geldiler. 26 Eylül'de General Harrington, M. Kemal Paşa'ya bir telgraf göndererek, Türk birliklerinin tarafsız bölgeyi, görüşmelerin yararı için terk etmelerini istedi. M. Kemal verdiği yanıtta, tarafsız bir bölge tanımadığını, Türk Ordusu'nun yenik Yunan Ordusu'nu izlediği, İngiltere'nin Yunan Ordusu için tarafsız bölge ilan edemeyeceğini ve Yunanlıların yaptığı yıkımı hatırlatarak, Boğazlar konusunda Türkiye'nin her zaman görüşmeye hazır olduğunu bildirdi. Bu arada Franklin Boulillon da M. Kemal Paşa ile görüşmek için 28 Eylül'de İzmir'e geldi. İzmir'de ikisi arasında kararlaştırılan esaslar çerçevesinde Türk Orduları'nın Boğazlara doğru harekatı durduruldu. M. Kemal aynı gün General Harrington'un ikinci mektubuna da yanıt vererek, Müttefiklerin İstanbul halkına uygulamakta oldukları tedbirleri kaldırmalarını, Yunan donanmasının bir daha İstanbul'a gelmemesini istedi ve ileri harekatın durdurulduğunu bildirdi. Müttefiklerin Paris'ten gönderdikleri notayı da 29 Eylül'de yanıtlayıp, askeri harekatın durdurulduğunu fakat, Yunanlıların Edirne dahil bütün Trakya'yı hemen boşaltmalarını bildirdi. İngiliz Kabinesi ise 29 Eylül'de toplanarak, Lord Curzon'un karşı çıkmasına rağmen, General Harrington'a bir telgraf göndererek, Türkiye'ye Türk Askeri'nin tarafsız bölgeyi terk etmelerini; aksi takdirde ateş açılacağını bildirir bir nota vermesini istedi. Fakat Harrington bu emri yerine getirmedi. Barışın hazırlandığı bir sırada, yeni bir savaşı başlatabilecek bu emri uygulamamakla en akıllı yolu izledi. 1 Ekim'de Londra'ya yolladığı bir telgrafta emri niçin uygulamadığını açıkladı. M. Kemal Paşa ile Harrington arasında Mudanya'da bir Konferans toplanmasının belirmesi üzerine İngiliz Kabinesi yeni hazırlıklara başladı.

Mudanya Konferansı (3-11 Ekim 1922)

İtilaf Devletleri'nin kararsız tutumları, M. Kemal Paşa'nın tutarlı ve kesin davranışı sonunda, Türkiye'nin istediği oldu. İngiliz Kabinesi'nin Avrupa'yı yeni bir felakete götürebilecek olan sorumsuz politikası ve savaş girişimleri General Harrington'un gerçekçi davranışıyla başarısız oldu. M. Kemal ve Harrington'un anlaşmaları sonucunda 3 Ekim 1922'de Mudanya'da Ateşkes görüşmelerinin başlaması kararlaştırıldı. Başkomutan M. Kemal Paşa, ateşkes görüşmelerine Türk Ordusu'nun temsilcisi olarak Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa'yı görevlendirdi. Mudanya'da İsmet Paşa'nın başkanlığı altında İngiltere Delegesi General Harringion, Fransa Delegesi General Charpy, İtalya Delegesi General Monbelli'nin katıldıkları konferans 3 Ekim'de toplandı. Fevzi ve Refet Paşalar da İsmet Paşa ile Mudanya'ya geldiler ve görüşmeler süresince kendisine yardımcı oldular.

İşin ilginç yanı, Mudanya'da, yenilmiş Yunan Orduları'nın temsilcisi yoktu. Avukatlığını İngiltere yapacaktı. Görülüyor ki Türkiye ateşkes masasına Birinci Dünya Savaşı'nın galipleri ile oturuyor ve onlarla hesaplaşıyordu. Yalnız bu sefer Müttefiklerin karşısında yenik bir Osmanlı İmparatorluğu'nun, ezik delegeleri yoktu. Yunan Orduları'nı 15 gün içinde yok etmiş, İtilaf Devletleri'ni dehşete düşürmüş muzaffer Türk Orduları'nın temsilcisi vardı. Türkiye ateşkes masasına Misak-ı Milli'ye dayanan bağımsızlık tezini ve inancını getiriyordu.

Konferansın en önemli konuları, Doğu Trakya'nın Yunan kuvvetleri tarafından boşaltılıp, Türklere teslim edilmesi ve Boğazlar ile İstanbul'un bağlı olacağı durum idi. İngiliz delegesi bu konularda Türkiye'nin aleyhine bir tutum içinde olduğu için görüşmeler sert bir hava içinde geçti. 5 Ekim'de Yunanlıların Trakya'da hala kıyım yaptıklarını hatırlatan Fransız Delegesi Yunanlılara karşı hemen bir harekatın başlatılmasının kaçınılmazlığını dile getirdi. İngiltere'nin Yunanlılar lehine tutum izlemesi üzerine Başkomutan, İsmet ve Fevzi Paşalara, Batı Cephesi Orduları'na yeniden harekat serbestliği veren bir talimat gönderdi. Türk tarafının kararlılığı ve İngiltere'nin uyuşmaz tutumu yüzünden Konferansın dağılması ve savaşın yeniden başlaması tehlikesi belirdi. M. Kemal Paşa ayrıca Trakya'nın İzmir'deki görüşmelerde kararlaştırıldığı biçimde Türkiye'ye terk edilmesinin kabul edilmemesi durumunda Türk Orduları'nın İstanbul'a yürümelerini emretti. Müttefik delegeler 6 Ekim sabahı İstanbul'da bir araya gelerek kendi aralarında durumu görüştüler. Fransız ve İtalyan delegelerinin arabuluculukları ile 9 Ekim'de görüşmeler başladı. General Harrington'un Müttefikler adına sunduğu değişiklik projesi İsmet Paşa tarafından M. Kemal Paşa'ya bildirildi. 10 Ekim'de görüşme yapılamadı. 11 Ekim gecesi sabaha karşı toplanan Konferans 11 Ekim sabah saat 6 da Ateşkes'i imzaladı.

Ateşkes hükümleri 14-15 Ekim gecesi yürürlüğe girecek ve Türk-Yunan silahlı kuvvetleri arasındaki çatışma son bulacaktı. Yunan kuvvetleri Doğu Trakya'yı hemen boşaltmaya başlayacaklar ve 15 gün içinde boşaltma tamamlanacaktı. Bu yerler 30 gün içinde, asayişi sağlayacak olan T.B.M.M. Hükümeti jandarma kuvvetlerine teslim edilecek, ancak bu kuvvetler 8.000'i aşmayacak, Trakya'nın yönetimi Türk memurlarına verilecekti. Devir teslim işlemleri sırasında karışıklık çıkmaması için, İtilaf Kuvvetleri 7 taburluk bir kuvvet bulunduracaklardı. Bu kuvvet Doğu Trakya'nın Türkiye'ye tesliminden sonra 30 gün içinde geri çekilecekti (madde: 1-10). Barış antlaşması sağlanana kadar Türk Silahlı Kuvvetleri Çanakkale ve İzmit Yarımadası'nda belirlenen çizgiyi geçmeyecekler, Trakya'ya asker geçirmeyecek ve ordu toplamayacaktı (madde:ll-13)

Ateşkes'in Önemi

Mudanya Ateşkesi Türk Orduları'nın kazandığı "Büyük Zafer"in sonucunda, ileride yapılacak barış antlaşmasının Türkiye lehine gelişmesini etkileyecek bir başarı idi. Mondros işe Osmanlı İmparatorluğu tarihe karışırken, Mudanya ile yeni, diri bir Türk Devleti doğuyordu. İtilaf Devletleri'ne Türk isteklerini kabul ettiren Türk politikasının "Hakkımızı istiyoruz, siz vermek istemezseniz biz alacağız." anlamındaki sert ve kararlı tutumu oldu. Bu ateşkes ile Türkiye savaş yapmaksızın bütün Trakya ve Edirne'yi alıyordu. Bu tarihe kadar T.B.M.M. Hükümeti'ni resmen tanımamış olan İngiltere, artık Türkiye'nin siyasi varlığını da kabul ediyordu. M. Kemal Kurtuluş Savaşı'nda çok akıllı bir politika izleyerek, İngiltere'yi askeri alanda yalnız bırakmıştı. Şimdi ateşkes masasında da yalnız bırakıyordu. Yalnız başına kalan İngiltere, Türkiye'ye savaş açmak sorumluluğunu ve cesaretini tek başına yüklenemedi. Üstelik Yunan Ordusu'nun hemen bütün silah, cephane ve malzemesi de Türk Ordusu'nun eline geçmiş bulunuyordu.

Venizelos'un "Büyük Yunanistan" hülyası ile, Lloyd George'un Türkiye'ye yeni bir savaş açmak için, müttefiklerini Türkiye'ye karşı kullanmak politikası yıkıldı.

Barış Konferansı'nın toplanacağı yer için M. Kemal Paşa İzmir'in seçilmesini istemişti. Fakat Müttefikler tarafsız bir ülkede yapılmasını istedikleri için İsviçre'nin Lozan Şehri seçildi.

Bu yazı
Paris Fransa'nın başkenti ve Île-de-France bölgesinin merkezidir ve Seine nehri'nin üzerine kurulmuştur. Tüm dünyada anıtları, sanatsal ve kültürel yaşamı ile tanınmış olan Paris aynı zamanda dünya tarihinde önemli bir şehir olmakla birlikte, başlıca ekonomik ve politik merkezler arasında yeralmakta ve uluslarası taşımacılığın geçiş noktalarından birini oluşturmaktadır. Moda ve lüksün dünya başkentidir ve "Işık Şehir" (Ville de Lumière) diye de anılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı serisinin bir parçasıdır:

Türk Kurtuluş Savaşı serisi aşağıdaki aşamalardan / başlıklardan oluşmaktadır:

Kurtuluş Savaşı, I. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkan Osmanlı İmparatorluğu'nun Müttefik devletlerince işgali sonucunda Misak-ı Milli sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak için girişilen çok cepheli siyasi ve askeri mücadelenin adıdır. Ayrıca İstiklal Harbi ya da Milli Mücadele olarak da bilinir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İngiliz işgalleri |
İtilaf Devletleri, bir yandan Boğazları işgal ederken, bir yandan da İstanbul'da karargah kurarak, Osmanlı Hükümetini dolaylı da olsa etki altına almışlardı. Daha sonra, İngilizlerle Fransızlar planlarına uygun olarak Orta Doğu'yı paylaştılar. Bir yandan da Anadolu'da kendilerine ayırdıkları bölgelerin stratejik bakımdan önemli olan yerlerini ufak birliklerle denetim altına aldılar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Fransız işgalleri |

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İtalyan işgalleri |

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Yunan işgalleri |
Yunanistan, 1829 yılında Osmanlı İmparatorluğu'ndan ayrılarak bağımsızlığını kazandı. Sürekli olarak sınırlarını, Türklerden toprak alarak genişletmiş ve 1913 İkinci Balkan savaşı sonunda, Batı Trakya dışında bugünkü sınırlarına erişmişti. Ege'de de 12 Ada dışında tüm adaları elde etmişti.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İzmir'in işgal edilmesi |
Mondros Ateşkesi'nin imzalanmasından beri Yunanlılar, İzmir'de yoğun bir propagandaya girişmişlerdi. Bir yandan İzmir ve çevresine yeni Rum göçmenleri yerleştirilirken, diğer yandan Levantenleri de elde etmeye çalışıyorlar ve Yunanistan'dan askeri eşya ve malzeme taşıyorlardı. İzmir'de kurulan "Abluka ve Seyrüsefer Komutanlığı" ve İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan siyasi temsilcilerinin varlığı da, İzmir'in Türkler'in elinden alınacağı kuşkusunu yaratıyordu.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İzmir'in işgaline tepkiler |
Bilindiği gibi Lloyd george, Clémanceau ve Wilson'dan oluşan Yüksek Konsey, L. George'un davetiyle Anadolu'da asayişsizliğini hüküm sürdüğünü ve Hristiyan halkın tehlikede olduğunu bahane ederek 15 Mayıs 1919'da Yunan ordusunun İzmir'e çıkmasına izin vermiş. Yunan kuvvetleri vali ve kolordu komutanının pasif tutumlarının da yardımıyla kenti işgal etmişlerdi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ermeni ve Gürcü işgalleri |
1918 yılında, Osmanlı toprakları dışında kurulan Ermenistan Devleti, Mondros Ateşkes Antlaşması'nda taraf değildi. Ancak Osmanlı yurttaşı olan Ermeniler I.Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletlerine yardım etmişti.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mustafa Kemal'in İstanbul'a gelmesi |
Tarihin ilginç bir rastlantısı olarak, M. Kemal Paşa 13. Kasım 1918 günü Haydarpaşa'da Adana treninden inip, vapurla İstanbul yakasına geçmek isterken, İtilaf Devletleri'nin 60 parçalık büyük filosu da, Çanakkale Savaşları'nda geçemedikleri Çanakkale Boğazı'nı geçmişler ve İstanbul'da demir atıyorlardı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mustafa Kemal'in Anadolu'ya gönderilmesi |
M. Kemal Paşa İstanbul'a geldikten sonra, İzzet Paşa Kabinesi'nin düştüğünü görmüş ve İstanbul'da kalarak Kabine'de Harbiye Nazırı olmak, böylece ordunun terhisini, silah ve cephanenin İtilaf Devletleri'ne teslimini engelleyebilmek istemiş fakat başaramamıştır. İstanbul'da bulunduğu bu süreyi çok iyi değerlendirdi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Amasya Genelgesi |
M. Kemal Paşa çalışmaların bir program şekline getirilmesi gereğini görerek Rauf Bey ile Ali Fuat Paşa'yı Amasya'ya davet etti. Refet Bey ise daha önce geldi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Erzurum Kongresi |
Erzurum Kongresi, 23 Temmuz - 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum'da toplanan kurultay. Kongreye çoğunluğu işgal altındaki 5 doğu ili Trabzon, Erzurum, Sivas, Bitlis ve Van'dan gelen 62 delege katılmış; 2 hafta süren kongrede alınan kararlar Kurtuluş Mücadelesi'nde izlenen çizgide önemli ölçüde belirleyici olmuştur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Balıkesir Kongresi |
Batı Cephesi'nde Yunan Ordusu karşısında mücadele eden Kuva-yı Milliye'nin bir düzen altına alınarak sevk ve idaresini ve beslenmelerini sağlamak için 28 Haziran 1919'da Balıkesir'de bir kongre toplandı. Kongre'ye Ayvalık, Soma, Akhisar mıntıkaları ile Balıkesir'e bağlı diğer ilçelerin temsilcileri katıldı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Alaşehir Kongresi | Sivas Kongresi | Amasya Protokolü | Kuvay-i Milliye | Mustafa Kemal ve Temsil Heyeti Ankara'da | Son Osmanlı Meclisi | İstanbul'un işgali | TBMM'nin kuruluşu | Düzenli ordunun kurulması | İlk anayasanın kabulü | İstiklâl Marşı'nın kabulü | Cephelerin kurulması | İç Cephe - Ayaklanmalar | Doğu Cephesi | Trakya Cephesi | Güney Cephesi | Batı Cephesi | Ordunun teşkilatlandırılması | I. İnönü Savaşı | II. İnönü Savaşı | Kütahya - Eskişehir Savaşı | Sakarya Meydan Muhaberesi | Büyük Taarruza hazırlık | Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi | Paris Konferansı | Gümrü Barış Anlaşması | Londra Konferansı | Moskova Antlaşması | Kars Antlaşması | Ankara Antlaşması | Mudanya Ateşkes Antlaşması | Lozan Barış Antlaşması | Kurtuluş Savaşı'nın yöntemi | Kurtuluş Savaşı'nın kaynakları | Başkomutanlık Kanunu | Büyük Millet Meclisinin yapısı | Tekalif-i Milliye Emirleri | Kurtuluş Savaşı ve dış ilişkiler | İstiklal Mahkemeleri | Azınlık Dernekleri | Zararlı Dernekler | Yararlı Dernekler | Misak-ı Milli | İstanbul Hükümeti'nin Mustafa Kemal'e karşı mücadele kararı

Mudanya Ateşkes Antlaşması Resimleri


  • Mütareke Anıtı'nda bulunan, Atatürk'ün İsmet İnönü'ye çektiği 11 Ekim 1922 tarihli telgraf

  • İsmet İnönü heykelinin bulunduğu Mudanya Mütarekesi Anıtı

  • Mütareke'nin imzalandığı günümüzde müze olan bina



Yorumlar - Lütfen konu (Mudanya Ateşkes Antlaşması) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.