Mutezile

Mutezile, 8. Yüzyılda Arabistan, Basra’da, Hasan Basri’nin öğrencilerinden Vasıl bin Ata tarafından kurularak sonradan mezhep olan bir düşünce ve inanç şeklidir. Vasıl bin Ata, Hasan Basri ile tevhid konusunda görüş ayrılığına düşmesi nedeni ile onun okulundan ayrılarak kendi düşüncelerini paylaşan arkadaşları ile Mutezile anlayışını geliştirmiştir..

M u'tezile ( Arapça: المعتزلة),
Hami-Sami Dil Ailesi'nin Sami koluna mensup bir lisan. Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika'da halkın çoğunluğunca, Türkiye ve İran'da ise Arap azınlıklarca kullanılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İslam dinindeki bir
İslam, Allah'ın insanlara Hz. Muhammed (sav) aracılığı ile gönderdiği son ilahi dindir. Arapçada seleme (Allah'a tamamen bağlanmak) kökünden gelen İslam sözcüğünün Türkçe anlamı "Allah'a ve onun buyruklarına kayıtsız şartsız inanan" demektir. Bu kelime aynı zamanda, Hz. Muhammed aracılığıyla ilkeleri bildirilen ve Müslüman adı verilen (Arapça İslamlığı kabul eden anlamına, müslim'den) 600 milyon insanı bünyesinde toplamış büyük bir dinin de adıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
itikâdî mezhep. Mu'tezile kelimesi (i'tezele sözcüğünden türeyerek) ayrılanlar mânâsına gelir. Mutezile mezhebinden olan kişiye mutezili denir. Mu'tezile mezhebi ise kendini ehlü'l-adl ve'ttevhîd ("adalet ve tevhid ehli") olarak adlandırır. Özellikle kader ve kaza konularındaki yorumları ve inançları nedeniyle İslâm dinindeki diğer mezheplerden ayrılmışlardır; İslâm dininin çoğunluğunu oluşturan mezhepler,
Başlangıç itibariyle fıkıh ilmi olarak kabul edilen kelam, daha sonra ilm-i tevhid olarak adlandırılmıştır. Fıkıh ameli meseleler üzerinde, kelam ise itikadi meseleler üzerinde yoğunlaşmıştır. Muhammed zamanında bütün meseleler kendisi tarafından çözüldüğü için problem söz konusu olmamışsa da, sonraki dönemlerde Kur'an ve Muhammed'in yaşantısına göre içtihadlarda bulunmak zarureti hasıl olmuştur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ehl-i sünnet, Mu'tezile'yi İslam dışı saymamaktadır. Ayrıca Mu'tezile mezhebi akla fazla değer vermesi ve özellikle Abbasiler döneminde felsefe ile girdiği yakın ilişkiler dolayısıyla barındırdığı felsefi metod ve kararlar nedeniyle fazlasıyla eleştirilmiştir. Özellikle de
Ehl-i Sünnet Alm. Der Weg der Sünniten, Fr. la voie d ahl-i Sunnat, İng. The Sunni Path. İslam dininde doğru itikat üzere olanlar. Peygamber efendimiz Muhammed aleyhisselamın ve Eshabının (aleyhimürrıdvan) yolunda bulunanlar, bildirdikleri itikat üzere inananlar.

Eshab-ı kiramın, Peygamber efendimizden naklen bildirdiklerini, olduğu gibi, hiçbir şey ekleyip çıkarmadan kabul edip, böylece inanıp, onların yolunda olup, onlar gibi inananlara Ehl-i sünnet
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
(ayet veya hadis) ile akılın çeliştiği noktalarda sıklıkla nassı akla uygun gelecek şekilde yorumlamaları diğer mezheplerde büyük tepki uyandırmıştır. Modern zamanlardaki bazı araştırmacı ve İslam tarihçileri de Mu'tezile mezhebini akla verdiği önem ve metodları bakımından, çeşitli hususlarda rasyonalist olarak tanımlanabilir. Mu'tezile mezhebinin kendi içinde barındırdığı 5 esası vardır, bu esasların ilki olan ve İslâm dininin de ilk esası olan

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
tevhidin bu beş esasın temeli olduğunu öne sürerler. Bazı cemaat ve mezhepler bu düşünceye karşı çıkmıştır.

Ortaya Çıkışı



Mu'tezile topluluğunun ortaya çıkışı konusunda çeşitli ihtilaflar vardır. Çoğu İslam tarihçisine göre mutezilenin ortaya çıkışı
Tanrının birliğini ve ululuğunu anlatan şiirlere tevhid denir. Genellikle kaside biçiminde yazılırlar. Tevhidde tanrının büyüklüğü, sıfatları, kudretinin sonsuzluğu, tasvir ve hayal edilebilen şeylerden soyutlanması, hiçbir şeyin ona eş ve benzer olamayışı, bütün kudret ve ilimlerin ona ait oluşu gibi özellikler sanatlı bir üslupla anlatılır. Tanrı karşısında kulun acizliği vurgulanır. En ünlü tevhid manzumesini Nabi yazmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hasan-ı Basri'nin talebelerinden
Hasan-ı Basri Tabiinin büyüklerinden. İsmi, Hasan bin Ebil-Hasan Yesar olup, Basri nisbetiyle şöhret bulmuştur. Babası, Eshab-ı kiramdan Zeyd bin Sabit el-Ensari’nin kölesi, annesi ise, sevgili Peygamberimizin temiz zevcelerinden, Ümmü Seleme’nin cariyesiydi. 641 (H. 21) senesinde Medine-i münevverede doğdu. 728 (H. 110) de Basra’da vefat etti.

Hazret-i Ömer’in halifeliği zamanında dünyaya gelen Hasan-ı Basri’nin annesi ve babası, oğulları doğunca azad edildiler. Annesi hizmetini görme
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
'nın hocasından büyük bir günah işleyen insanın mümin kalamayacağı ( Günah-ı kebair) hususundaki bir tartışmadan dolayı ayrılması ile doğmuştur.

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hasan-ı Basri'den ayrıldıktan sonra kendisine Vasıl bizden ayrıldı (itizal etti) demiş ve kendisi ile birlikte ayrılan Amr bin Ubeyd ile Vasıl bin Ata başka bir ders meclisi kurmuş ve zamanla bir genel düşünce ve topluluk oluşmuştur. İlk Mutezile mezhenine de bu yüzden
Hasan-ı Basri Tabiinin büyüklerinden. İsmi, Hasan bin Ebil-Hasan Yesar olup, Basri nisbetiyle şöhret bulmuştur. Babası, Eshab-ı kiramdan Zeyd bin Sabit el-Ensari’nin kölesi, annesi ise, sevgili Peygamberimizin temiz zevcelerinden, Ümmü Seleme’nin cariyesiydi. 641 (H. 21) senesinde Medine-i münevverede doğdu. 728 (H. 110) de Basra’da vefat etti.

Hazret-i Ömer’in halifeliği zamanında dünyaya gelen Hasan-ı Basri’nin annesi ve babası, oğulları doğunca azad edildiler. Annesi hizmetini görme
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Vasıliyye denir.

Bazı İslam alimleri mu'tezile mezhebinin ortaya çıkışı konusunda farklı bir düşünce ortaya atmışlardır. Onlara göre mu'tezile ilk kez dördüncü halife Ali'nin taraftarlarından bir kısmının,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ali'nin oğlu
Arapça 'Ulu, yüksek' anlamına gelen ve Türkiye dahil birçok Müslüman ülkede erkek ismi olarak kullanılmakta olan sıfat.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hasan'ın hilafeti

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Muaviye'ye devredip Muaviye'ye biat etmesi üzerine, siyaseti bırakarak
Muaviye (Arapça: معاوية بن أبي سفيان) (Türkçe okunuş) Muˤāwiyya, ya da Muˤāwiyya ibn Ebu-Sufyān (Doğum: 602 - Ölüm: 6 Mayıs 680) Emevi hanedanının kurucusu ve beşinci halife. Dördüncü halife olan Ali bin Ebu Talib ile savaştı, Mısır'ı ele geçirdi ve Ali bin Ebu Talib'in 661 yılında suikaste uğrayarak öldürülmesinin ardından halifeliğini ilan etti. 661'den 680'e kadar devleti y
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
itikad ile ilgilenmeleri sonucu ortaya çıkmıştır.

Mutezile mensupları eserlerinde mezhebin Vâsıl bin Atâ'dan çok önceleri ortaya çıktığını ve birçok

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ehl-i beytin de mutezili olduğunu iddia etmişlerdir. Ayrıca Vâsıl'ın hocası olan Hasan-ı Basri'nin de
Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâmın bütün âile fertleri. Mübârek hanımları, kızı hazret-i Fâtıma ile hazret-i Ali ve bunların evlâtları olan hazret-i Hasan ve hazret-i Hüseyin, onların çocukları ve kıyâmete kadar gelecek torunlarının hepsi. Hattâ Peygamberimizin temiz soyunun bağlı olduğu Hâşimoğullarına da Ehl-i Beyt denir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
kader konusundaki görüşleri nedeniyle mutezili olduğunu iddia etmişlerdir. Zira,
Kader, bütün olayların önceden ve değişmeyecek biçimde düzenlediğine inanılan doğaüstü güç, ezeli takdir. Yazgı veya mukadderat olarak da anılır. Kader kavramı birçok farklı din ve felsefi akımda önemli bir yer tutar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hasan-ı Basri'nin kader konusundaki görüşleri kaderiyye ve mutezile mezheplerinin görüşleriyle aynıdır. Her ne kadar Vasıl bin Ata'nın Hasan-ı Basri'den ayrılmasına neden olmuş olsa da, büyük günah işleyenin durumu konusunda Hasan-ı Basri'nin savunduğu görüş mutezilenin görüşüne çok yakındır.

Mu'tezile yani ayrılanlar isminin kaynağı konusunda da çeşitli ihtilaflar mevcuttur. Mutezile mezhebinin Vasıl bin Ata ile başladığını düşünenler ismi Vasıl'ın
Hasan-ı Basri Tabiinin büyüklerinden. İsmi, Hasan bin Ebil-Hasan Yesar olup, Basri nisbetiyle şöhret bulmuştur. Babası, Eshab-ı kiramdan Zeyd bin Sabit el-Ensari’nin kölesi, annesi ise, sevgili Peygamberimizin temiz zevcelerinden, Ümmü Seleme’nin cariyesiydi. 641 (H. 21) senesinde Medine-i münevverede doğdu. 728 (H. 110) de Basra’da vefat etti.

Hazret-i Ömer’in halifeliği zamanında dünyaya gelen Hasan-ı Basri’nin annesi ve babası, oğulları doğunca azad edildiler. Annesi hizmetini görme
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Hasan-ı Basri'den ayrılması ile açıklarken, Ali taraftarları tarafından Hasan zamanında oluşturulduğunu düşünenler ise Ali taraftarlarının siyasetten ayrılıp itikadla uğraşmaya başlamaları ile açıklar. Bazı İslam alimleri ise mutezile isminin, kader konusunda mutezile ile yakınlaşan bir
Hasan-ı Basri Tabiinin büyüklerinden. İsmi, Hasan bin Ebil-Hasan Yesar olup, Basri nisbetiyle şöhret bulmuştur. Babası, Eshab-ı kiramdan Zeyd bin Sabit el-Ensari’nin kölesi, annesi ise, sevgili Peygamberimizin temiz zevcelerinden, Ümmü Seleme’nin cariyesiydi. 641 (H. 21) senesinde Medine-i münevverede doğdu. 728 (H. 110) de Basra’da vefat etti.

Hazret-i Ömer’in halifeliği zamanında dünyaya gelen Hasan-ı Basri’nin annesi ve babası, oğulları doğunca azad edildiler. Annesi hizmetini görme
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Yahudi mezhebi olan "
Yahudilik ırkına mensup kişi. Çoğu zaman Musevilik ile karıştırılır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
"in isminin Arapça'sı olduğunu ileri sürmüştür.

Mutezile Mezhebinin İman Görüşü

Mutezile'ye göre iman kalp ile tasdik, dil ile ikrar, ve amelden oluşur. Buna göre Mutezile inancında kişinin mümin yani "inanan" sayılabilmesi için kalbi ile İslâm'a inanması, dili ile bunu beyan etmesi ve hareketleriyle yani amel ile bunu göstermesi gerekir. Aynı iman görüşüne sahip diğer itikad mezhepleri Hariciyye ve


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Zeydiyye'dir. Ayrıca ünlü fıkıh alimleri

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İmam Mâlik,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İmam Şâfiî ve

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İmam Hanbel de aynı iman görüşüne sahipti.

Mutezile Mezhebinin Esasları



Mütezile'de önemli esasların başında

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Tevhid,
Tanrının birliğini ve ululuğunu anlatan şiirlere tevhid denir. Genellikle kaside biçiminde yazılırlar. Tevhidde tanrının büyüklüğü, sıfatları, kudretinin sonsuzluğu, tasvir ve hayal edilebilen şeylerden soyutlanması, hiçbir şeyin ona eş ve benzer olamayışı, bütün kudret ve ilimlerin ona ait oluşu gibi özellikler sanatlı bir üslupla anlatılır. Tanrı karşısında kulun acizliği vurgulanır. En ünlü tevhid manzumesini Nabi yazmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Adalet,
Ahlâk, hukuk ve siyaset felsefesinin temci kavramlarından biridir. Plato ve Aristo'dan beridir birçok düşünür müstakil adalet teorileri geliştirmeye çalışmış veya kendi sosyal teorilerinin âdil olduğunu öne sürmüştür. Klasik çağda olduğu gibi modern çağda da, adalet hem "sıradan" insanların hem de derin tefekkür sahiplerinin başlıca ilgi odaklarından biri olma vasfını korumuştur.

Adalet, günlük lisanda, herkesin ve herşeyin yerli yerinde olması; olması gereken yerde olması; herkesin hak ettiğ
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ve (Söz ve tehdit, kişinin amelinin haliki oluşu), (büyük günah işleyenlerin iman ve inançsızlık arasında bir yerde bulunmaları), Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münkerin farz-ı ayn oluşu gelir. Ayrıca Kuran'ın mahlukiyeti ve aklın nakle faikiyeti gibi hususlar da mezhep için önemli olan hususlardandır.

Tevhid

Tevhîd (التوحيد), yani birleme nin temeli olan Tanrı'nın birliğidir. Mutezile mezhebine mensup olanlar tevhidden yola çıkarak bazı konularda diğer itikadi mezheplerden farklı görüşler geliştirmişlerdir. Örneğin, ehl-i sünnet alimlerinin ruyetullahı yani Allah'ın kıyamet günü görülmesi görüsünü kabul etmemişlerdir. Onlara göre görülebilmesi için Allah'ın bir cisme sahip olması gerekir ki İslâm inancının tevhid kaidesine göre bu imkânsızdır. Bunun dışında mutezile mezhebinin mensupları yine tevhid kaidesinden yola çıkarak Allah'ın belli sıfatlarının zatından ayrı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Çünkü onlara göre bu düşüncenin aksi, yani Allah'ın belli sıfatlarının zatıyla bir olması ezeli (ve böylece ilahi) olanların sayısını arttırır, yani tevhide karşı çıkar. Örnek vermek gerekirse, mutezile mezhebi "Allah alimdir" gibi bir tanımlamayı kabul ederken "Allah ilim sahibidir" gibi bir tanımlamayı reddeder. Zira onlara göre "Allah ilim sahibidir" derken Allah'ın zatından ayrı bir ilahi-ezeli ilim kabul edilmiş olur. Ayrıca, mutezile düşüncesi Allah'ın


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
diye bir sıfatının olmadığına inanır.

Adalet



Adalet ('Adl, العدل) esasının konusu mutezilenin kader konusundaki görüşüdür. "İnsan fillerinde hür değildir" görüşünü benimseyen Cebriyye mezhebine karşı çıkarak Mutezile "insanın fiillerinde tamamen hür olduğu"na inanır. Mutezile inancındaki adalet esasına göre kişi kendi fillerini kendisi yaratır. Bunu da Allah'ın kişiye bahşettiği bir yaratma kudretiyle gerçekleştirir. Fiilerin yaratılmasında Allah'ın bir müdahalesi olmadığına inanırlar. Bu görüş adalet esasından şu şekilde temel alır: kişilerin hür olmaması ve yaptıkları her fiilin yaratıcı ve yaptırıcısının Allah olması durumunda kişinin hür olarak yapmadığı hareketlerden ötürü cezalandırılması zulüm yani adaletsizliktir. İslam inancına göre ise Allah'ın adaletsiz davranması mümkün değildir. Bu nedenle kişi fiilerinin tek yaratıcı ve yaptırıcısı olmalı, fiileri konusunda tamamen hür olmalıdır.

Mutezile'nin kader konusundaki görüşü Kaderiyye mezhebiyle aynıdır. Mutezile mezhebinin kader konusundaki bu görüşlerinin imanın şartlarından olan " "a aykırı düştüğünü gerekçesiyle diğer mezhepler tarafından eleştirilmiş, hatta küfür olarak nitelendirilmiştir.

Söz ve Tehdit



Va'd ve Va'id (el-Va'd ve el-Va'id, الوعد و الوعيد) yani "Söz ve Tehdit". Bu Allah'ın vadettiği (söz verdiği) sevap ve iyiliğin, tehdit ettiği cezanın gerçekleşeceğine inanmaktır. Mutezile mezhebinin bu esası bir diğer itikadi mezhep olan Mürcie'ye karşı gelştirilmiştir. Mürcie mezhebi iman etmeyen ( kafir) kişinin yaptığı iyilikler fayda vermediği gibi, iman eden kişinin ( mümin)yaptığı günahlar da kendisine zarar vermeyeceğini öne sürmüştür. Va'd ve Vaid prensibine göre ise iyilik yapan iyiliğine karşı mükafatlandırılacak, kötülük yapansa kötülüğüne karşılık cezalandırılacaktır. Mutezile mezhebinin bu esasına göre eğer Mürcie mezhebinin "iman edenin günahları zarar vermez" iddiası doğru olsaydı, Allah'ın vaîd'i yani tehdit etmesi - korkutması gereksiz ve manasız olurdu. Oysa tevhid inancına göre bu mümkün değildir. Bu esas ile Mutezile mezhebi Mürcie'yi tam anlamıyla reddeder. Ayrıca Mutezile mezhebi yine bu esas ile büyük günah işleyen müminin tövbe etmezse affedilemeyeceğini öne sürmüştür.

İki Konum Arasındaki Bir Konum



"El Menzile beyne'l-menzileteyn" (المنزلة بين المنزلتين) yani iki konum arasındaki bir konum. Bu esas Mutezile mezhebinin "büyük günah işleyen müminin konumu" hakkındaki görüşüyle ilgilidir. Mutezile mezhebine göre büyük günah işleyen bir mümin (iman etmiş kişi) artık ne mümindir ne de kafir, o fasıktır. Mutezile inancına göre büyük günah işleyen mümin fasık olur ve fasık kişi işlediği büyük günahtan ötürü tövbe etmezse cehennemde azap çeker. Eğer tövbe ederse yeniden mümin olur. Onlara göre fasık mümin ile kafir arasında bir konumdadır, bu esasın adı olan "iki konum arasındaki bir konum" da buradan gelmektedir.

Emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker



"Emr-i bi'l ma'rûf" yani iyiliği emretmek ve "nehy-i anil münker" yani kötülükten sakındırmak (الأمر بالمعروف و النهي عن المنكر). Mutezile mezhebinin bu esasına göre kişi itikadi ve ameli konularda insanlara iyiliğe çağırmalı, iyili yaymalı, kötülüğe karşı ise sakındırmalı, uyarmalıdır. Bu esastan yola çıkarak Mutezile mezhebi mensupları uzun yıllar boyunca birçok farklı görüşten, mezhepten ve inançtan insanla tartışmış, hatta zaman zaman tartışmalara şiddet ve kavga da karışmıştır.

Mutezile mezhebine göre bu beş ana esasın biri veya daha fazlasına inanmayan kişi mutezili olamaz.

Mutezile mezhebi ehl-i sünnet vel cemaat dışı kabul edilir ve ehl-i sünnet ile pek çok noktada farklılıklar arzeder. Bunlardan en önemlileri, kulun amelinin haliki oluşu, iman amel münasebeti, aklın nakle faikiyeti, Kuran'ın mahlukiyeti gibi hususlardır.

Yöntem ve Felsefenin Mutezile'ye Etkisi



Mutezile mezhebi akla, özellikle dönemin diğer itikadi mezheplerine oranla, fazla değer verirdi. İslam tarihçisi Muhammed Ebu Zehra bu hususu şu şekilde tarif etmiştir: "Akıl ile bilinmesi imkânsız olan konular dışında aklî hükümlere dayanırlardı." Mutezile mezhebi akıl ile naklin (kuran ve sünnet) çelişir gözüktüğü durumlarda ve konularda, nakli akla uygun şekilde tevil eder, yani yorumlarlardı. Akla büyük önem vermeli nakle tamamen teslimiyeti savunan alimler ile çatışmalarına yol açmıştır. Mutezile akla önem vermesi ile "emr-i bi'l ma'rûf ve nehy-i anil münker" esası gereğince kelâm ilminin doğuşunda büyük rol oynamıştır.

Mutezilenin akli hükümleri esas alışı Emevilerin son dönemlerinde ve Abbasiler döneminde Hint ve Yunan düşüncesinin İslami kesimde yayılması ile gelişmiş ve farklı bir yön almıştır. Hint ve Yunan felsefesinden fazlasıyla etkilenen Mutezile, bu felsefelerden yeni metodlar üretmiştir. Zamanla Hint ve Yunan felsefesiyle yakınlık arz eden çeşitli felsefi hükümler de üretmeye başlamışlardır.

Kaynakça

  • A. Saim Kılavuz, "Anahatlarıyla İslâm Akaidi ve Kelâm'a Giriş", Ensar Neşriyat

  • Muhammed Ebu Zehra, "İslam'da İtikâdî, Siyasî ve Fıkhî Mezhepler Tarihi", Şûrâ Yayınları, Çeviren Sıbğatullah Kaya


    Bu sayfa, online kullanıcı topluluğu tarafından oluşturulan ve düzenlenen özgür ansiklopedi projesi Wikipedia'nın Türkçe versiyonu Vikipedi'deki maddesinden faydalanılarak veya ilgili madde birebir kopyalanarak hazırlanmıştır. Bu makale, GNU Özgür Belgeleme Lisansı ilkeleri kapsamında, Vikipedi sitesindeki ilgili madde kaynak gösterilerek özgürce kullanılabilir.



    Yorumlar - Lütfen konu (Mutezile) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.

    mutezile-islamındır: Es-selamın aleyküm.Makalenizin bir çok tutarsız yanı bulunmaktadır.Mutezile başta aklı kuran esasları çerçevesinde değerlendirir.Ve Allahın akla verdiği işlevi yüklenmiştir.Yani mutezile mensupları aklı selim ilkesine dayanarak yorum geliştirmişlerdir.Bir diğer husus mutezile islamın bir mezhebidir ve bir din olarak görülemez.Bu yanlışlığınızı düzeltin.Mutezile sadece 28 sene resmi mezhep olarak kalmıştır.Ve sünnilerin hristyan mezhebi ortodoksi tavrını ve de yahudi mezhebi ahbari(feruşim) tavrını kullanarak mutezileyi yok etme cihetine götürmüştür.Bu yüzden müslümanlar geri kaldılar.Ve mutezililer Allahtan ayrı sıfat kabul etmezler.Onlar sıfatlar zatıyla kaimdir demişlerdir.İslamiler diye kavramlaştırdığınız eğer sünni grup ise siz mezhebe din imajı vermişsiniz haberiniz olsun.Ve SİZLERİ OBJEKTİF OLMAYA ÇAĞIRIYORUM... - 3 yıl, 11 ay önce yazıldı.
    şehrazatzk:

    DÖRT HATA

    1-Mu'tezile itikadi ve siyasi bir fırka(mezhep)tir din değildir.

    2-Mu'tezile'nin akılcılığı Kur'an temellidir,Grek felsefesine dayanmamıştır sadece etkilenmiştir.

    3-Sıfatlar onlara göre zatın aynıdır, zattan ayrı değildir.

    4-İsalmiler kim bu arada? Mu'tezililer kendilerine tevhid ehli diyorlardı Akıl ehli değil.Onlar Allah'ı anlamak için aklın öncüllerine itibar ediyorlardı bu da insanı müslüman olmaktan çıkarmaz - 4 yıl, 10 ay önce yazıldı.
    şehrazat: 1-mutezileye göre sıfatlar zatın aynıdır,ayrı değil

    2-Mutezile itikadive siyasi bir fırkadır (mezhep yani)din değildir.

    3-Mutezilenin akılla ilgili görüşleri Kur'an kaynaklıdır.

    4-İslamiler diye bir kavram da yaoktur yeni mi çıktı - 4 yıl, 10 ay önce yazıldı.