Nevruz

Nevruz, İranlılar, Türkler, Kürtler, Azeriler, Afganlar, Arnavutlar, Gürcüler, Türkmenler, Tacikistanlılar, Özbekler, Kırgızlar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl ya da başka bir değişle doğanın uyanışı ve bahar bayramıdır

NevruzEkinoksta Dünyanın Güneş tarafından aydınlatılmasının gösterimi. Güneş ışıkları ekvatora dik geldiği için aydınlanma çemberi kutuplardan geçmektedir.
Nevruz, Farsça bir kelime olup “Yeni gün” anlamına gelmektedir (Nev, yeni ve Rûz, Gün anlamında). Yeni gün baharın geliş günüdür aynı zamanda
Kökü itibarıyla dünyanın en eski dilleri arasında yer alan Farsça, milattan yediyüz yıl öncesine ait açık tarihi ve bin yıllık yazılı eserleriyle İran’ın köklü ve sağlam kültürünü komşu ülkelere kadar tanıtmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türklerde takvim başlangıcı olan yıl başıdır. Çeşitli kültür çevrelerinde, farklı etnik gruplarda farklı bir muhtevaya ve anlama sahip olmuştur. Kültürler arasındaki iletişim sonucunda çeşitli kültürlere girmiş ve benimsenmiştir. Eldeki tarihi kaynaklardan hareketle en eski Türk adetlerinden, bayramlarından biri olduğu kesinleşmiştir. Yeni yılın başlangıcı, yenilik, coşku, canlanma gibi nitelikler hiç değişmeden günümüze kadar yaşadığı uçsuz bucaksız coğrafyalarda görülmektedir.

Türk kelimesinin aslı "türümek" fiilinden gelmektedir. Bu fiilden türetilmiş, kişi ve insan anlamında "türük" ve nihayet hece düşmesiyle "Türk" kelimesi ortaya çıkmıştır. Nitekim Anadolu'da bir kısım göçebeler de yürümekten "yürük" adını almışlardır. Türk kelimesi, ayrıca, çeşitli kaynaklarda; "töre sahibi, olgun kimse, güçlü, terk edilmiş, usta demirci ve deniz kıyısında oturan adam" manalarında kullanılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Çin kaynaklarından
Çin Halk Cumhuriyeti, yüzölçümü itibariyle dünyanın üçüncü, nüfus itibariyle en büyük ülke. Güney Doğu Asya'da yer alır. Yüzölçüm 'dir. Başkenti Pekin olan ülkenin resmi dili Çince, para birimi Yuan'dır. Doğusunda Güney Kore, kuzeydoğusunda ve kuzeybatısında Rusya, kuzeyde Moğolistan, güneybatıda Afganistan ve Pakistan, güneyde Hindistan, Nepal, Butan, Birmanya Laos ve Kuzey Vietnam, doğusunda ise Büyük Okyanus ile çevrilidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kutadgu Bilig'e,
Kutadgu Bilig, Türk dillerinin en temel eserlerinden ve Türk dilleri araştırmalarının önemli kaynaklarındandır. İslâmî Türk edebiyatının adı bilinen ilk şair ve düşünürü Balasagun’lu Yusuf Has Hacib tarafından kaleme alınmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kaşgarlı Mahmud'dan Bîrûnî'ye, Nizâmü'ı Mülk'ün Siyasetnâme'sinden Melikşah'ın takvimine kadar, Akkoyunlu Uzun Hasan Bey'in kanunlarına kadar gelen bir çizgide Nevruz ile ilgili kayıtlar eldedir. Diğer taraftan
Kaşgarlı Mahmud, 11. yüzyılda yaşayan Türk dil bilgini. Divân-ı Lügati’t-Türk adlı eseriyle ünlüdür. Karahanlılar soyundandır. 1072 yılında yazmaya başladığı eserini 1074′te tamamlayarak Bağdat’ta Abbasî halifesi El-Muktedî Billah’a sundı. Eserin el yazması tek kopyası Fatih Millet Kütüphanesi’nde 1910 yılında bulundu. 1915-1917 yıllarında öğretmen Kilisli Rifat Efendi’nin çevirisi üç, Besim Atalay’ın çevirisi ise beş cilt olarak basıldı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Sivas hükümdarı
Sivas Kurtuluş Savaşının temellerinin atıldığı, Selçuklu devrinin dev eserleriyle süslü, yüzölçümü bakımından Konya'dan sonra ikinci sırada yer alan bir il. Sivas ili topraklarının büyük kısmı İç Anadolu Bölgesi'nin yukarı Kızılırmak bölümünde diğer kısımları ise Karadeniz Bölgesi ve Doğu Anadolu bölgesinde olup, 35° 50' ve 38° 14' doğu boylamları ile 38° 32' ve 40° 16° kuzey enlemleri arasında yer alır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kadı Burhaneddin Ahmed, Safevi Türkmen Devletinin kurucusu
Kadı Burhaneddin 1344 yılında Kayseri'de doğdu. Asıl adı Burhaneddin Ahmed'dir. Babası, zamanın Kayseri kadısıdır. İlköğrenimini babasından aldı. Babasıyla birlikte gittiği Mısır'da İslâmî ilimler, astronomi ve tıp öğrenimi gördü. 19 yaşında hacca gitti. Babasının yerine Kayseri kadılığına getirildi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Şah İsmail (Hataî), Osmanlılarda Sultan I. Ahmed ve Sultan
İran Safevi Devleti'nin kurucusu olan Şah İsmail, 1487 yılında doğdu. Babası Şeyh Haydar, Şirvan hükümdarı Ferruh Yesar ve ona yardım eden Akkoyunlu hükümdarı Yakup Bey'e karşı yaptığı savaşta öldü. Üç yıl hapis hayatı yaşayan Şah İsmail, esaretten kurtulduktan sonra mücadelelere girişti. 1500 yılına kadar süren bu mücadelelerden sonra Şah İsmail, babasının katili Ferruh Yesar'ın üstüne yürüdü. Bakü'yü ele geçirdi ve 1502'de Akkoyunlu hükümdarı Elvend'i Nahçivan ya
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
IV. Murad gibi hükümdarların,
Sultan Dördüncü Murad, 27 Temmuz 1612 yılında İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Birinci Ahmed, annesi Mahpeyker Kösem Sultan'dır. Annesi Rumdur. Sultan Dördüncü Murad, uzun boylu, iri cüsseli, yuvarlak yüzlü ve heybetli bir padişahtı. Osmanlı Sultanlarının en kudretlilerinden biri olarak tarihe geçti. Son derece zeki, gözü pek, cesur, kuvvetli ve enerjik bir insandı.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mustafa Kemal Atatürk'ün; din adamlarımızdan Kazasker Bâki Efendi ve Şeyhülislam Yahya Efendilerin, şairlerimizden Kuloğlu,
Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, 1881 - 1938 yılları arasında yaşamış ulusal önder. 1881 yılında Selanik'te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi'ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi 14-15. yüzyıllarda Konya ve Aydın'dan Makedonya'ya yerleşti.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Şükrü Baba, Hüsnü Baba,
Pir Sultan Abdal, 16. yüzyılda yaşamış halk şairi, ozan. Asıl adı Haydar'dır. Yaşamının büyük bölümü Sivas’ın Yıldızeli ilçesinin Çırçır Bucağına bağlı Banaz
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Fuzuli, Nev'î Efendi, Nef'î, Nedim, Hüseyin Suad ve
Mehmed bin Süleyman Fuzûlî (d. 1483 Hillah - ö. 1556 Kerbela ya da Bağdat), Türk divan şairidir. Asıl adı Mehmet bin Süleyman'dır. Türk Bayat boyundan olduğu aktarılmaktadır. Azerice şiirini önemli ölçüde etkilemiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Namık Kemal gibi şairlerimizin Fatih devri vezirlerinden Ahmed Paşa'nın; büyük Azeri şairi
Tanzimat edebiyatının meşhur gazeteci, siyâsetçi, şâir ve yazarı. 21 Aralık 1840’ta Tekirdağ’da doğdu. 1889’da mutasarrıflık yaptığı Sakız Adasında öldü. Bolayır’a gömüldü. Yenişehirli Mustafa Âsım Beyin oğlu, Râtib bin Osman Paşanın torunudur. Anası Fatma Zehra hanım, Arnavuddur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Şehriyar'ın ve büyük Türkmen şairi Mahdumkulu'nun uzun bir tarih boyunca Nevruz bayramının gelişini "Nevruziye" veya "Bahariye" denilen şiirlerle kutladıklarını da biliyoruz.

Ayrıca Nevruz'un Türk musikisinin en eski mürekkep makamlarından biri olarak da kültürümüzde yedi yüzyıldan fazla bir maziye sahip olduğunu da biliyoruz. Bu makam ilk defa Urmiyeli Safıyûddîn Abdulmü'mîn Urmevî (1224-1294) tarafından kullanılmıştır. Bu şekilde elimizde yirminin üzerinde makam bulunmaktadır.

Nevruz geleneği ne
Doğum tarihi kaynaklarda çok çeşitli olmakla beraber kuvvetli bir ihtimalle 1904 yılında Tebrizin Bağmeşe mahallesinde doğmuş olmalıdır. Babası Tebrizin ünlü avukatlarından kemal ve faziletle şöhret bulmuş Hacı Mir Ağa, annesi ise Kövkeb hanımdır.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Sünnilikle, ne
Sünnilik, İslam dini mezhepleri içindeki en geniş dini grubu oluşturur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Alevilikle, ne
Sözlük anlamına göre Alevi, Hz. Ali’ye bağlı ve ondan yana olan kimse demektir. Alevilik ise genel olarak Hz. Ali’yi sevmek ve onun soyunun yani Ehli Beyt’in yolundan gitmek olarak tanımlanabilir.

Ancak bugün için dünyanın değişik bölgelerinde yaşayan farklı Alevi grupların herbiri için Alevi ve Alevilik sözcüklerinin ifade ettiği anlamlar da farklı olmaktadır. Buradaki bilgilerde aleviliğe Anadolu Alevileri açısından yaklaşmakdır.

Türkiye'de bugün yaygın şekilde Alevi olar
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Bektaşilikle doğrudan doğuş bağlantısı olmayan, İslâmiyetten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani bir dinin veya mezhebin bayramı değildir. Bu yüzden de herhangi bir şekilde bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi bir ayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır.

Hacı Bektaş Veli’nin (1209-1271) düşünceleri çevresinde oluşan tarikat. Senkretist bir yapı arzeden Bektaşiliğin temel özellikleri arasında, en başta dört kapı ve dört inanç tasavvuru gelir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1990 yılında bağımsızlıklarını ilan eden Türk Cumhuriyetleri'nde
1990 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kırgızistan,
Kırgızistan (Kırgız Türkçesi: Кыргызстан, Kırgızstan; Rusça: Киргизия, Kirgiziya; UFA: /ˈkəːgɪztan/), Orta Asya'da bir ülkedir. Kırgızistan, (Azerbaycan, Kazakistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Özbekistan, Türkiye, ve Türkmenistan ile birlikte) günümüzdeki yedi bağımsız Türk devletlerinden biri olup Türk Konseyi ve TÜRKSOY'un üyesidir. Denize kıyısı olmayan ülkenin komşuları kuzeyde Kazakistan; batıda Özbekistan; güneybatıda Tacikistan ve güneydoğuda Çin Halk Cumhuriyeti'dir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kazakistan,
Kazakistan, Orta Asya ve Doğu Avrupa’daki bağımsız devlet. 2.727.300 km2 yüz ölçümü ile (Batı Avrupa'nın yüz ölçümü kadar) dünyanın en büyük dokuzuncu ülkesidir. Müslüman ülkelerin ve Türk devletlerinin yüz ölçümü bakımından en büyüğü, doğal kaynaklar bakımından da en zenginidir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Özbekistan,
Özbekistan Cumhuriyeti Orta Asya’da yer alan bir Türk Devleti. Kuzey ve kuzeybatısında Kazakistan, doğu ve güneydoğusunda Kırgızistan ve Tacikistan, güneybatısında Türkmenistan, güneyinde ise Afganistan yer alır. Özbekistan'ın başkenti Taşkent'tir. Ülkenin nüfusu 27.6 milyon (2009), yüzölçümü 447.4 km², GSMH'sı 78.3 milyar dolardır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkmenistan ve
Türkmenistan Cumhuriyeti Orta Asya’da bulunan bir Türk Devleti. Kuzeyinde Kazakistan, doğusunda Özbekistan, güneyinde İran ve Afganistan, batısında Hazar Gölü yer alır. Türkmenistan 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılışından sonra bağımsızlığını kazanan Orta Asya Türk cumhuriyeti. Resmî para birimi Manat'tır. Yönetim şekli cumhuriyettir. Türkmenistan, BM, İKÖ, BDT, IMF gibi uluslararası kuruluşlara üyedir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Azerbaycan ile Rusya Federasyonu bünyesindeki
Azerbaycan resmî adıyla Azerbaycan Cumhuriyeti (Azericesi: Azərbaycan Respublikası), Güney Kafkasya'da bir devlet. Kuzeyde Rusya, kuzey batıda Gürcistan, güney batıda Ermenistan, güneyde İran ve güney batıda Türkiye (Nahcivan sınırı) ile komşudur. Doğu sınırını Hazar Denizi çizmektedir. Bir kısmı Avrupa ve bir kısmı Asyadadır. Başkenti Bakü'dür.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Tataristan
Tataristan Rusya Federasyonuna bağlı özerk Türk devleti. Volga Nehri havzasının orta kesiminde. Volga ve Kama nehirlerinin birleştiği noktanın çevresinde yer alır. Bölgede yaşayan Tatarlara, Kazan veya İdil Tatarları ismi verilir.

Kazan Tatarları, İdil-Kama Bulgarlarıyla 13. yüzyılda Orta Asya'dan bu bölgeye gelen Kıpçak Türklerinin torunlarıdır. Bir Türk boyu olan Bulgarlar 7. yüzyılda bu bölgeye yerleşmeye başladılar. Dokuzuncu yüzyılda bir devlet kurdular. İslamiyeti resmen 922'de k
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
21 Mart Ergenekon/Nevruz Bayramı'nı "Milli Bayram" olarak ilan etmişlerdir. Bu günün coşkuyla kutlanmasına büyük önem vermektedirler. Türk kültüründen kaynaklanan Ergenekon/Nevruz bayramı, her yönüyle Türk gelenek ve görenekleriyle zenginleşmiş ananevi ve temeli beş bin yıllık Türk tarihine dayalı milli bir bayramdır. Türkiye'de de 1991 yılında Türk Dünyası ile birlikte ortak bir gün olarak resmi tatil olmaksızın bayram ilan edilmiştir.

Nevruz; Türk insanını birbirine kenetleyen, bağlayan,
21 Mart Gregorian Takvimine göre yılın 80. günüdür. Sonraki sene için 285 gün var (Artık yıllarda 286).


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Ergenekon'dan demir dağları eriterek dirilen atalarının ruhlarıyla yanan bir ateştir. Bu ateş, hiç sönmeden binlerce yıl yandı ve gelecekte de kıvılcımlarından binlerce gönlü tutuşturarak "ortak kültür ocağı"nda binlerce ruhu ısıtacaktır. Avrasya'nın ,Türk âleminin Nevruz toyu kutlu olsun,Nevruz gülleri geleceğe umutlar taşısın.

Kaynak

Hatice Emel AŞA, Yeni Avrasya Dergisi, Mart-Nisan 2000

Kültürlere göre Nevruz

Alevi-Bektaşi söylencelerine göre Nevruz:

  • Dünya kuruluşunu bugün tamamlar.
  • Ergenekon, Türklerin efsanevî anavatanı.
  • Ergenekon Destanı, Bir Türk destanı.
  • Ergenekon Örgütü Ergenekon operasyonu sonucu deşifre edilen bir yasadışı yapılanma.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
  • Hz. Muhammed’e nübüvet bugün ihsan edilir.
  • Hz. Ali’nin bugün doğmuştur. Rivayetlere göre; Hz. Fatima, Betullah (kabe)i tavaf ederken doğum sancıları başlamış, tavafını tamamlayarak kabe’nin içine girerek 12 gün sonra 21 Mart 598’de doğum yapar.
  • Hz. Muhammed, Beytullah’ın içinde ilk kez doğan amcası oğlunu kucağına alarak, Ali adını verir. Hz. Muhammed bu günü kutlu gün olarak ilan eder.
  • Bugün Hz. Ali ile Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatma’nın evlendiği gündür.
  • Hz. Muhammed bügün Gadir-hum’da okuduğu hutbede, Hz. Ali’yi Vasi tayin eder ve kendisinden sonra müslümanların önderi (imamı) ilan eder.
  • Bugün Hz. Ali’nin hilafeti elde ettiği gündür.
  • Bugün Haci Bektaş veli’nin Anadolu’ya gelişinin ilk günüdür. Rum Erenlerinin Şah-ı Velayeti karşıladıkları gündür.
  • Bugün Gaip Erenleri “Kırklar’ın” toplandığı gün olarak inanılır. Bu nedenle bugün “Kırlar Bayramı” olarakta bilinir.
  • Hz. Hüseyin’in intikamını almak için Muhtar Sakafi önderliğinde gizli bir teşkilat kurulur. İhtilal işareti olarak mahallelerde büyük bir ateş yakılır. Bu günde tesadüfen 21 Mart’a denk gelir. O günden bugüne değin Alevilerce zulme başkaldırı işareti olarak ateş yakılır.
  • Bugün Hz. Adem Peygamberin yaratıldığı gündür.

    Türk söylencesine göre Nevruz;

    Hz. Muhammed, Mekke’nin soylu Haşimoğulları ailesinden gelir. 571 yılında Mekke’de doğmuştur. Annesinin adı Amine, babasının adı Abdullah’ tır. Hz. Muhammed daha doğmadan babası öldü. Yetiştirilmesini dedesi Abdülmuttalip üzerine aldı ve torununa o zamana kadar kimseye verilmemiş olan Muhammed adını verdi.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Türklerin Asena adlı dişi bir Bozkurt rehberliğinde Ergenekon’dan çıktıkları gündür. Demir ve ateşin birleştiği bugün Türklerce kutsal kabul edilerek bayram ilan edilir.

    Türk kelimesinin aslı "türümek" fiilinden gelmektedir. Bu fiilden türetilmiş, kişi ve insan anlamında "türük" ve nihayet hece düşmesiyle "Türk" kelimesi ortaya çıkmıştır. Nitekim Anadolu'da bir kısım göçebeler de yürümekten "yürük" adını almışlardır. Türk kelimesi, ayrıca, çeşitli kaynaklarda; "töre sahibi, olgun kimse, güçlü, terk edilmiş, usta demirci ve deniz kıyısında oturan adam" manalarında kullanılmaktadır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Orta Asya’da göçebe ve çoban Türklerin
    Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan, Afganistan, Çin'in bir kısmı (Doğu Türkistan), Rusya ve Pakistan'ın bir kısmından oluşan bölge ve bölgeyi tanımlamak için kullanılan coğrafi terim.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    İslam öncesinde sürülerini kışlaklardan çıkarıp, yaylalarda obalar kurarak şölen vererek bahar törenleri düzenlenmesi, coğrafi olarak hep aynı mevsimde ve
    İslam, Allah'ın insanlara Hz. Muhammed (sav) aracılığı ile gönderdiği son ilahi dindir. Arapçada seleme (Allah'a tamamen bağlanmak) kökünden gelen İslam sözcüğünün Türkçe anlamı "Allah'a ve onun buyruklarına kayıtsız şartsız inanan" demektir. Bu kelime aynı zamanda, Hz. Muhammed aracılığıyla ilkeleri bildirilen ve Müslüman adı verilen (Arapça İslamlığı kabul eden anlamına, müslim'den) 600 milyon insanı bünyesinde toplamış büyük bir dinin de adıdır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    21 Mart’a gelmesi dolayısıyla ; Türkler bu gün Bahar bayramı olarak kabul etmişlerdir.

    Kürt söylencesine göre Nevruz;

    Demirci kava zalim hükümdar Dahhak tarafından ezilen
    21 Mart Gregorian Takvimine göre yılın 80. günüdür. Sonraki sene için 285 gün var (Artık yıllarda 286).


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

    Kürt halkını ayaklandırarak, hükümdarı iktidardan uzaklaştırıyor ve halkı özgürlüğüne kavuşturur. Kazanılan bu zaferi ve özgürlüğü kutlamak için de dağda kocaman bir ateş yakarak, ateşin etrafında şenlikler düzenlerler, şölenler verirler, Demirci Kava nın yaktığı bu özgürlük ateşi 21 mart!a rastladığı için, Kürt halkınca bugün Nevroz Bayramı olarak asırlardır kutlana gelmiştir.

    Sesaniler devri İran’da:

    Kürtler, aslen Irak, İran, Türkiye ve Suriye'de yaşayan, hint-aryan kökenli yaklaşık 18-27 milyon kişiden oluşan etnik gruba mensup kişilerdir.Kürt halkı'nın kesin olarak kişi sayısı belli değildir.Ayrıca eski SSCB ülkeleri ve Lübnan ile Kuveyt'te de Kürt toplulukları yer alır. Afganistan'da Kabil yakınlarındaki antik Kürt topluluğu bu ülkeyi 1970'lerdeki Afgan İç Savaşı sırasında terk etmiştir.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    /Ateşperestler tarafından kutlanan bir bayramdır.

    Rivayetlere göre İran Hükümdarı Cemşid bir dünya gezisinden dönerken
    İran İslam Cumhuriyeti Asya’nın batısında yer alan bir devlet. Kuzeyinde Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Hazar Denizi, doğusunda Afganistan ve Pakistan, batısında Türkiye ve Irak, güneyinde Basra ve Umman körfezleri bulunur.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    ’da 21 Mart’a Otağ kurar. Cemşid’in mücevherlerle süslü tahtına güneş vurdukça renga-renk ışıklar seçer ve çevreyi ışık hüzmeleri kaplar, verilen şölen ve yapılan şenliklerle halk neşelenir, O gün den sonra her yıl bugün bayram olarak kutlanır.

    Yumurtanı göyçük güllü boyardık,

    Çakğışdırıp sınanların soyardık,

    Oynamaktan birce meğer doyardık,

    Eli mene yaşıl aşık vererdi,

    Irza mene Nevruz gülü deredi.

    M.Hüseyin Şehriyar

    Şah İsmail Hatayı, Fuzuli gibi Azeri şaiirlerinin bahar ve Nevroz ile ilgili şiirleri ve nefesleri vardır. İslamiyet’ten önce Zerdüşt olan Azeriler Nevruzun simgelerinden biri olan “yasemen” çiçeğine özel önem veriyorlardı. Bu çiçek ile ilgili türküler, atasözleri vardır. Baharı müjdeleyen bir başka çiçek ise “kar çiçeği” kardelen’dir. Doğu Anadolu’da Nevruz çiçeği denen bir başka çiçek de vardır. Çiğdem’ de bu mevsimde yetişir.

    Tunceli/ Dersim söylencelerine göre Nevruz:

    Dersim bölgesinde Alevi inancı gereği Nevruz kutlamaları, Ali Günü veya 9 Mart olarak baharın gelişi diye kutlamalar yapılır. Dersim bölgesi bu günü Nevruz olarak adlandırmaz. Bu isim son yıllarda Tunceli yöresinde anılmaya başlanmıştır. Bunun nedeni politik olması gerekliği kanısımdayım. Diğer bir inançları olarak; Nuh peygamberin gemisinin bu bölgede 21 Mart ta geçtiğine inanılarak kutlama yapılır. Tunceli-Pülümür ile Erzincan-Çayırlı arasındaki “Bağır Dağı’na” Nuh’un gemisinin dokunduğuna inanılır. Bu nedenle “Bağır Dağı üzerine yemim ederim ki doğru konuşuyorum” diye yemin edilir.

    Erzincan’daki bir söylenceye göre Neruz;

    Şah İsmail’in Erzincan’a gelişinde Öbek/Höbek dağında kurduğu otağ yerinde yapılan törenlerdir. Öbek/Höbek dağının doruğunda dümdüz kocaman bir taş vardır. Şah İsmail burada yemek yemiş, bütün seyyidlere lokma dağıtmıştır. Şah Honçası denen bu dairesel taş kütlesi kutsal kabul edilir. Nevruz günü bu taş üzerinde yemek yenir. Bu yerde Cem törenleri düzenlenir, semahlar yapılır. Dede, dargınları barıştırır, helallıklar alınır.

    Osmanlı Sarayı’nda Nevroz:

    Osmanlı Sarayı’nda da büyük şölenlerle Nevruz Bayramı kutlanırdı. Nevruz günü Hekimbaşı özel macun kaynatır. Başta padişah olmak üzere yakınlarına ve devlet recaline ikram ederdi. 1826 yılında Yeniçeri Ocağı kaldırılmasından sonra II. Mahmut, Nevruz Bayramını ve Bektaşiliği yasaklamıştır. Bektaşi babalarından Hüseyin Hüsnü Erdikul bir deyişinde;

    Gönüller şad oldu, ilkbahar geldi,

    Nevruz bayramına eriştik ya Hu.

    Çemenzar şevk ile nura bezendi,

    Nevruz bayramına eriştik ya Hu.

    Başka bir deyişinde de;

    Çerağlar uyansın, kurulsun cemler,

    Gülbanglar çekilsin, sürülsün demler,

    Cünbüşe gelsinler cümle erenler,

    Ali’nin doğduğu eyyam bu demdir.

    Bektaşilerde Nevruz Erkanı:

    Nevruz bayramı erkanı sabahtan başlar. Gün ağarırken taze su ile yıkanılır. Boy abdesti alınır. Toplu olarak sabah yemeği yenecekse, önce Dede bir dua okur ve herkese süt ikram edilir ve kahvaltı yapılır. Daha sonra dargınlar barıştırılır. Hasta ve yoksullar ziyaret edilir, gönülleri alınır. Yeni ölmüşlerin evlerine taziyeye gidilir. Türbe ve mezarlıklar ziyaret edilir. Nevruz şenliklerinin yapılacağı ev ve kır yerleri önceden saptandığı için, bu yerlerde tüm hazırlıklar tamamlanır. Yaşlılar için ayrı bir mekanda, gençler için ayrı bir alanda muhabbet sofraları kurulur. Gençler kırlarda şenlikler yaparlar, halaylar çekerler, ateş üstünden atlayarak dilekler tutarlar. Genç kızlar ve oğlanlar karşılıklı mani söylerler...

    Nevruz Bayramı akşamı “Meydan” açılır. Taliplere “Nasip” verilir. Cem evinde canlar, sofular, bacılar toplandıktan sonra , getirilen “lokmalar” için Dede şu tercemanı okur;

    “Bismi Şah, Allah allah...!

    Lokmalar kabul ola.

    İsteginiz, dileginiz Hak-ı Muhammed-Ali vere,

    Durduğunuz Dar-ı divandan hayır-ihsan göresiniz..!

    Makbu-u Şah, Kabul-i dergah ola..!

    Gerçeğin demine Hü...!”

    Tüm canlar hazır olduktan sonra , saat 20.00 civarında Nevruz Erkanının icrasına başlanır. Dede ayağa kalkarak, “Edep - erkan mümine nişan” der Ayakta bulunan cemaatte sofular ön saflarda, bacılar da arka saflarda olmak üzere halka şeklinde , dairesel diz üstü gelirler ve saf tutarlar. Ve dede bir dua okuyarak Tevhid!i başlatır. Dede sıra ile şu duaları okur:

    1. Ali Nad-ı duası.

    2. Hüseyin makamında Oniki İmamların adlarını bütün önadları ve takılarıyla birlikte sayar.

    3. Alevi/kızılbaş/Bektaşi ulularının adının geçtiği bir gülbank okur ve Tevhid’i yürütülmesine geçilir. Cuma akşam Ceminde olduğu gibi halka namazına başlar.

    Bundan sonra Zakirler bir Düvazimam, iki Deyiş okurlar. Ve Dede bir Tevhid yürütür. Bu esnada bütün canlar hep bir ağızdan;

    “La İllahe İllallah

    İllallah Şahım İllalah

    Ali Mürşid güzel Şah

    Eyvallah Şah eyvallah

    Hakk la ilahe illalah.” Diyerek, başları hafif sağa-sola salınarak zikrederler.

    Tevhid, Ayni-Cem bittikten sonra Dede: “Edep erkan getire herkes yerine otura “ der. Ve canlar normal oturuşa geçerler. Ferraş Meydana gelerek , üç kez sembolik süpürge vurur. Dede:

    “Hayır hizmetin kabul,yüzün ak ola.

    Ellerin dert gönüllerin keder görmeye

    İstediğinü Hakk-Muhamed- Ali vere

    Seyyid Ferraş’ın himmeti üzerinde hazır ve nazır ola

    Gerçege Hu.!.. der ve daha sonra hizmet sahipleri öbek-öbek sofralar kurar, Dede’in başlama duasından sonra hep birlikte lokmalar yenir. Nevruz helvası yenir. Gelmeyen hastaların evlerine lokmalar gönderilir. Yemekler yendikten sonra Dede, yemek bitim duasını okur. Oniki Hizmet sahipleri toplu olarak Dedede dua aldıktan sonra ; Canlar niyaz edip hellik alırlar. Ve Cem dağılmadan önce Dede şu Gülbangı okur:

    “Bismi Şah Allah Allah...!

    Nevruz bayramınız kutlu ola

    Yeni yılınız hayırlı uğurlu ola..!

    Şah-ı Velayet İmam Ali Efendimizin doğum günü mübarek ola ..

    Dilde dileklerimizi, gönülde muratlarımızı vere..

    Hastalara şifa, dertlilere deva, borşlulara ede ihsan eyleye...

    Dil bizden, nefes Pirimiz Hünkarımız Hacı Bektaş-ı Veli’den ola..

    Gerçeğe Hü

    Cemaat de sağ ellerini kalplerinin üstüne koyarak, hep bir ağızdan “Hüü ..!” derler ve Bayram son bulur.

    Nevruziye

    “Gelin ey nazenin canlar

    Bugün Nevruz-u sultandır

    Safalar sürsün ihvanl

    Bugün Nevruz-u sultandır

    Bütün mümin bütün İslam

    Bugün etmek gerek bayram

    Hemen sun sakiye gel cam

    Bugün Nevruz-u sultandır.

    Ali-yyül Mürteza Haydar

    Cihanı garkı nur eyler

    Bütün kurt kuş bunu söyler

    Bugün Nevruz-u sultandır

    Ali’nin doğduğu gündür

    Bugün her günden üstündür

    Hemen saki Kadeh döndür

    Bugün Nevruz-u sultandır

    Nice sırlar olup zahir

    Ali’den oldu haf bahir

    Şükreyle sef ey “fakir”

    Bugün sultanı Nevruzdu”

    Nevruz Resimleri


    • Orta Asya'da Nevruz bayramlarında geleneksel olarak pişirilen sümelek buğdaydan yapılan bir çeşit tatlıdır.

    • Ateş üstünden atlamak bir Nevruz geleneğidir

    • Afganistandaki kutlamaların yapıldığı Mezarı Şerif Mavi Camisi

    • Persepoliste krala hediyelerin sunumu

    • Ekinoksta Dünyanın Güneş tarafından aydınlatılmasının gösterimi. Güneş ışıkları ekvatora dik geldiği için aydınlanma çemberi kutuplardan geçmektedir.



    Yorumlar - Lütfen konu (Nevruz) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.

    coşkun oluz: ASYANIN ORTAK SEVİNÇ NİDASI NEVRUZ

    Dostluk ve sevgi günleri diye anılır bayramlar, kırgınlıkların unutulduğu, küskünlüklerin bir yana bırakıldığı günler, Onun için bayram günlerinde ne olursa olsun belli bir iyimserliğin yayılmasına çalışılır. Tatlı yiyip tatlı konuşma, anlayışlı olmaya çalışmak, bizim birbirimizden güzel bayramlarımıza has bir üsluptur, işte tüm bu iyimserliğin sergilendiği kardeşliğin, paylaşmanın ön plana çıkarıldığı bu güzel bayramlarımızdan biriside nevruzdur

    İçinde bulunduğumuz Mart ayı, bahar mevsiminin başlangıcı gibi güncel konular hemen aklımıza NEVRUZ�u getirir,

    GENEL BAKIŞ: NEVRUZ , Türkiye�in de içinde bulunduğu büyük bir coğrafyada; genel olarak kuzey yarım kürede Adriyetikten Çin seddine kadar olan bölgede, özellikle de, Orta Asya'da, Anadolu'da, Kafkaslarda, Orta Doğu'nun bir bölümünde farklı ırklara mensup halklar ve milletler tarafından çeşitli tören ve eğlencelerle kutlanan ortak bir kültür öğesidir nevruz;

    Aynı topluluklardan Türklerde bir doğa var oluş, diriliş, yeniden yapılanma bayramı olarak nitelendirilen Nevruz Şia, Sünni, Alevi, Bektaşi, gibi Türk topluluklarında sultan nevruz iran ve orta doğunun bir bölümünde ali bayramı(yüce bayram) adıyla bilinir. Kazak, Kırgız ve Tatarlardan sultan noruz, olarak adlandırılır. Batı Trakya Türklerinde sultan Mevriz olarak adlandırılan bugün Anadolu'da yada Anadolu dışında Mart 9 u olarak ta kutlamaktadır.

    Kısacası Nevruz; tüm Asya, Anadolu, Kafkasya, Ortadoğu, halklarınca mitolojik destan ve efsanelerle süslenmiş ve çeşitli kültür ortamlarında biraz farklı bir içeriğe sahip olsa bile sonuçta yine yeniliği başlangıcı temsil etmektedir. Bu nedenle Nevruzu geniş bir coğrafyada yaşayan çeşitli toplulukların ortak kültür öğesi ve ulusal kaynaşma vasıtası olarak özetleyebiliriz.

    BİLİMSEL AÇIDAN NEVRUZ: Güneş yıllık zahiri hareketleri zamanı, Mart ayının yirmibirinde (bazen yirmisinde) ekvatoru keserek, dünyanın güney yarımküresinden kuzey yarımküresine geçer. Bu zamanda güneş tam ekvatorda olduğundan, her yerde gece ile gündüz eşitlenir, yer yüzünün kuzey yarımküresinde ekonomik bahar başlar. Buna göre de güneşin Mart ayının yirmibirinde ekvatoru kestiği noktaya, yaz beraberliği noktası denir. Bu nedenlede eski Türklerin kullandığı 12 hayvanlı takvim ve İranlıların kullandığı celali takvime göre nevruz (21 mart) yılbaşına (il dönümü) denk gelmektedir.

    IĞDIRDA NEVRUZ

    Yöremizde asırlardan beri kuşaktan kuşağa aktarılan nevruz geleneğinde son cemrenin toprağa düşmesiyle bütün doğa kış uykusundan uyanır, tabiat ak giysisini çıkarıp yeşil kıyafetini giymeye başlamasıyla nevruz bayramı başlamış olur ve böylece insanında kanı hareketlenerek, ruh hali yükselir ve ekmek, biçmek, kurmak, yaratana şükranda bulunma isteğinin artar. Ayrıca kutlamalarda yemekler tatlılar pişirilerek yeddi nevinler dağıtılır ve evlerden şenlik sesleri yükselmeye başlar. Nevruzun çok geniş kapsamlı bir bayram olduğu yadsınamaz bir gerçektir, kutlamalar bir hafta önceden başlar önce çocuklar sonra gençler ve son olarakta büyükler arasında kutlanır ayrıca uzak yerlerde olanlar ise mümkün olduğu kadar bayramı ata ocağı dedikleri baba evinde geçirirler , Yöre halkı Bayramı özellikle birbirilerine yaptıkları ziyaretlerle kutlarlar. Bu ziyaretlerde birbirilerine dargın olanlar barışır, küçükler büyüklerini, sihatli olanlar, hastaları ziyaret ederler. Yoksul insanlara, yetimlere, kimsesizlere yardımlar edilir ve yakın zaman zarfında dünyadan göç eden merhumların evlerine toplu ziyaretler yapılarak yas halindeki yakınlarının tesellisine çalışılır ve acıları paylaşılarak küçültülür. Böylece yöre halkı aralarındaki anlaşmazlıklar, sıkıntı ve acılarını eski yılda bırakıp yeni yıla temiz kalp, sağlam düşünce, güzel dilekler ve barış niyetleri ile girerler...

    Nevruz Bayramı halkımıza büyük bir manevi güç olduğuda yadsınamaz bir gerçektir. Çünkü bayram arifesinde son çarşamba günü herkes kötü söz orucuna girmiştir. Bu günde kimse kötü bir söz söyleyemez, dedikodu yapamaz, evlerde, bahçelerde, balkonlarda hep iyi şeylerden bahsedilir. Allah dergahında samimiyetle dua edilir, arzular,istekler dile getirilir. Buradaki amaç kapıdan, pencereden, perde arksından kulak falına çıkan komşuların, yürek açan sözler ,hayır bereket arzusu ve allah kelamı duyması içindir. Buradanda anlaşılacağı gibi yöremizde kutlanan bu güzel bayramda yanlızca insanlar kendi ailelerini değil başkalarını da kapsıyor, önemsiyor ve onlarında huzur ve refahını arzuluyor. Böylece nevruzun hem insani hemde çok soylu bir bayram olduğu ortaya çıkıyor. Yöremizde Nevruzla ilgili inançların temelinde tüm Avrasya halklarında olduğu gibi Toprağa olan sevgi ve tarımsal iş gücüne karşı duyulan isteğin yanı sıra bolluğa ve refaha kavuşmanın sadece alın teriyle sağlanabileceği düşüncesi vardır.

    IĞDIRDA NEVRUZ KUTLAMA AŞAMALARI

    İçinde bulunduğumuz mart ayı, bahar mevsiminin başlangıcı gibi konular hemen aklımıza NEVRUZ�u getirir, nevruz diğer bayramlarla kıyaslandığında nevruzun çok soylu ve kapsamlı bir bayram olduğu ortaya çıkmaktadır nevruz kutlamaları genelde 21 mart öncesinde 15 gün önce başlar ve 7 aşamadan oluşur.

    1- - Birinci aşama Kötü Söz Orucu aşamasıdır, yöre halkı genelde bayram öncesi 15 gün önceden başlayarak kötü söz orucuna girer, nevruzda kötü söz konuşmak nevruz geleneğine ters düşer ve günah sayılır, herkes geçen yılın sıkıntılarını, acılarını olaylarını unutmaya çalışır, küs olanlar barıştırılır. Buradaki amaç geçmişte yaşanan bir takım olaylar unutulsun dargınlıklar bir yana bırakılsın yeni yıla sağlam düşünce, iyi niyet ve barış içinde girip baharı sevinçle karşılama ve o yılın daima güler yüz barışçıl, bolluk ve bereketle geçmesi temennisidir.

    2- - ikinci aşama Genel Çevre Temizliği ve ateş kültü aşamasıdır, yöre halkı evde bahçede genel bir temizlik yaparak geçen yılın acısını, sıkıntısını, uğursuzluklarını evden çıkarıp geride bırakılması düşüncesi vardır, evde ve bahçede yeni düzenlemeler yapılarak , yeni yıla yeni umut ve yeni düzenle başlarlar. ayrıca bahçelerde zor kıştan arta kalan çalı çırpılar yakılarak (alev alev) ateş üzerinden atlanır. Buradaki amaç ev halkının yapılan çevre ve düşünce temizliğiyle geçmişte yaşanan bir takım sıkıntıların geride bırakılarak ateşte yanması düşüncesiyle yeniden yapılanma sürecinin başlatılması düşüncesi vardır.

    3- - Üçüncü aşama Ölü Bayramı (kabir üstü) aşamasıdır, yöre halkı bayram kutlamalarına girmeden önce mezarlıklara topluca giderek önce ölüler yad ederler, mezarlıklarda genel çevre temizliği yapılır, çiçekler ekilir, tozlanan mezar taşları yıkanır kuranlar okutturulur ve evlerde hazırlanan yiyecekler mezarlıkta halka dağıtılır, Buradaki amaç yakın zaman ve geçmişte aralarından ayrılan yakınlarının da yad edilmesi ve burada da bir bayram havasının estirilmesi düşüncesi vardır.

    4- - Dördüncü aşama Çocuk Bayramı aşamasıdır. bu bayramda çocuklara özel bir gün ayrılarak çocuklarda bayram şenliğine dahil edilir, ogünde çocuklara ayrı ilgi, güler yüz gösterilerek konu komşu ve ev halkı büyüklerince çocuklara kırmızı yumurtalar ve (bayramçalık) hediyeler verilir yoksul ve yetim çocuklar sevindirilir,

    5- - Beşinci aşama Gençlere ayrılmıştır, yörede gençler mendil atarak bayramı kutlarlar, genelde komşu evlere gidilerek kapı yada pencereden bir ucu iple bağlı mendil atılır içeriye, ev halkı bu mendillere güzel hediyeler bağlar, eğer kızlar mendil atanın sevdiği kişi olduğunu anlarsa daha özel hediye bağlar mendile, evdekiler tarafından bu durum hissedilse bile o gün sevenler hoşgörüyle karşılanır. Ve aynı gece gençler için bir başka özellik taşır, genelde kulak falına çıkan genç kız yada erkekler, evlere giderek kapı yada pencere arkasından evde konuşulanlara kulak vererek dilek tutulur, eğer evde güzel şeyler konuşuluyorsa tutulan dileğin hayra alamet olacağına inanılır, Ayrıca yeni evli çiftlere ev büyükleri tarafından ev, eşya yada toprak gibi hediyelker bağışlanır. Buradaki amaç yeni evlilerin yıla bereketle sevinçle ve özgüvenle girmesini sağlamak ve seven gençlere de daha anlayışlı davranıp doğru karar vermelerine yardımcı olmaktır.

    6- - Altıncı aşama Hasta olanları kapsar, yöre halkı toplu halde aynı mahallede bulunan hastaları ayrı ayrı ziyaret eder, onlara hediyeler götürerek morallerinin yükselmesini sağlar ve kalplerde Allahtan şifa huzur ve refah dilenir. Ayrıca yakın zamanda ölenlerin aileleri topluca ziyaret edilerek acıları paylaşılarak küçültülür sıkıntıları giderilerek bayrama moralle girmeleri sağlanır. Buradaki amaç hasta olanların morallerinin yüksek tutularak evde bayram havası estirilerek hastanın bir an önce sağlığına kavuşması ve yakınlarını kaybeden ailelerin bayrama üzüntüyle girmemeleri düşüncesi vardır.

    7- - Aşama (yedi nevi) Genel bayram aşamasıdır, bayram öncesi çevre temizliği yapılmış, küsler barıştırılmış, yakınlarını kaybedenlerin acıları paylaşılmış, sıkıntıları giderilmiş, hasta olanların moral seviyeleri yükseltilmiş, çocuklar ve gençler sevindirilmiş, yeni evliler mükâfatlandırılmış ve tüm yöre halkının bayrama yüksek moral ve sevinçle girmesi sağlanmıştır. Artık yörede bayram başlamış evlerden şenlik sesleri yükselmeye başlamış uzakta olanlar ata evlerine dönmüş hasretlikler giderilmiş ve ev büyüğü tarafından hazırlanan yedi çeşit hediye (yeddi nevi) 21 mart gecesi ev halkına ayrı ayrı sunulur, ve üç gün boyunca aileler arasında karşılıklı ziyaretlerin devam etmesi dostluk ilişkilerinin güçlendirilmesiyle bayram sona erer..

    8- Sekizinci aşama bayram sonu aşamasıdır artık şenlikler etkinlikler bitmiş baharla birlikte ortaklıklar konuşularak anlaşmalar sağlanır ve tüm yöre halkı tabiata açılır toprağını işlemeye başlar.

    Yöremizde Nevruzla ilgili inançların temelinde tüm Avrasya halklarında olduğu gibi Toprağa olan sevgi ve tarımsal iş gücüne karşı duyulan isteğin yanı sıra bolluğa ve refaha kavuşmanın sadece alın teriyle sağlanabileceği düşüncesi vardır.

    Buradanda anlaşılacağı gibi yöremizde kutlanan bu güzel bayram yanlızca insnların kendi ailelerini değil, başkalarını da düşünüyor , önemsiyor ve onlarında huzur ve refahını arzuluyor. Böylece Nevruzun hem insani hemde çok soylu geniş kapsamlı bir bayram olduğu ortaya çıkıyor. - 3 yıl, 6 ay önce yazıldı.