Ocak

Ocak Gregoryan Takviminde senenin ilk ayı, 31 günden oluşur.

?? Ocak Gregorian Takviminde senenin ilk ayı, 31
Güneş yılını esas alan ve temeli Eski Mısırlılar'a dayanan takvim. Iyonlar ve Yunanlılar kanalıyla batıya aktarılmıştır. Romalılar sezar zamanında Julyen takvimi olarak düzenlemiş ve kullanmışlardır. Yeniçağda papa 12. Gregor tarafından yeniden yapılan düzenlemelerle Gregoryan takvimi olarak anılmıştır. Günümüzde ise milat takvimi denilmektedir. Milat takvimi Hz. İsa'nın doğuşunu (sıfır) kronolojinin başlangıcı olarak kabul eder.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
günden oluşur.

Aylar:
Ocak -
Gün, 24 saatten oluşan zaman birimi. Dünyanın kendi ekseni etrafında bir tam tur yapmasına karşılık gelir. Gece ve gündüzden oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Şubat -
Şubat Gregoryan Takviminde senenin ikinci ayı, normal yıllarda 28 günden oluşur. Artık Yıllarda Şubat ayı 29 günden oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mart -
Mart Gregoryan Takviminde senenin üçüncü ayı, 31 günden oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Nisan -
Nisan Gregoryan Takviminde senenin dördüncü ayı, 30 günden oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Mayıs -
Mayıs Gregoryan Takviminde senenin beşinci ayı, 31 günden oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Haziran -
Haziran Gregoryan Takviminde senenin altıncı ayı, 30 günden oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Temmuz -
Temmuz Gregoryan Takviminde senenin yedinci ayı, 31 günden oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ağustos -
Ağustos Gregorian Takviminde senenin sekizinci ayı, 31 günden oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Eylül -
Eylül Gregoryan Takviminde senenin dokuzuncu ayı, 30 günden oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ekim -
Ekim Gregoryan Takviminde senenin onuncu ayı, 31 günden oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Kasım -
Kasım Gregoryan Takviminde senenin on birinci ayı, 30 günden oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Aralık


Ocak ayı

Arapça'da "ocak" anlamına gelen "kânûn sözcüğünden Kânûn-i Sani olan ayın adı Cumhuriyet'ten sonra İkinci Kânun, İkincikânun olarak kullanıldı, 10 Ocak 1945'te kabul edilen 15 Ocak 1945'te yürürlüğe giren ve dört ayın adlarını değiştiren yasa ile ayın adı Ocak yapıldı.

Adı, eski

Aralık Gregoryan Takviminde senenin on ikinci ayı, 31 günden oluşur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Türkçede şimdi yerine Farsça ateş sözcüğünü kullandığımız od sözcüğünden gelmektedir. Bir kökten "odun" sözcüğü de "ateşte yanan" demektir.

Sözcüğün, odcak > ocak olduğu savlanırken, öte yandan Eski Türkçedeki "oc-mak, uc-mak" "ateş tutuşturmak" kökünden de olabilir. Ocak, ateş yakılan yer, ev, yuva sözcükleriyle bağlantılı olup ocakların yakıldığı, günlerin dışarıda çalışarak, avlanarak değil de, ocaklarda (evlerde) geçirildiği soğuk ay, anlamını taşımaktadır. Ocak adı ayrıca üç uzun çubukla ateş üstünde pişirme kabının tutulmasına yarayan düzeneğin, üçok'un adının evrilmesi sonucunda da bugünkü formuna kavuşmuş olabilir.

Orijinal Roma takviminde 10 ay (304 gün) vardı. Romalılar kış mevsimini aysız bir süreç olarak tanımlıyorlardı. M.Ö. yaklaşık 700'lerde Romulus, takvimin standart kameri yıl (364 gün) ile hizalanması için Ocak ve Şubat aylarını ekledi. Çift sayılara karşı batıl itikatı olan Romalılar yıla bir gün daha ekleyip gün sayısını 365’e çıkardılar.

Ocak

Alm. Feuerstelle (f), Herd, Kamin (m); Bergwerk (n), Fr. Foyer, réchaud (m); cheminé (f); mine (f), İng. Fireplace, furnace, oven; chimney; mine. İçinde ateş yakılmaya yarayan yer. Eski çağlardan beri evlerde ısınmak, yemek pişirmek için ocaklardan faydalanılırdı. Kömür, taş ve mâden çıkarılan yerlere, zirâatçıların bostanlarda her çeşit sebze için ayırdıkları, etrâfını toprak parçalarıyla yükselttikleri yerlere de ocak ismi verilmektedir. Herhangi bir şeyin çok bulunduğu veya yapıldığı, belli bir maksat veya gâye için toplanılan yerlere de ocak denmektedir. Özel bir gâye ve hizmette kullanılmak üzere teşkilâtlı olarak kurulan, âile gibi bir arada yaşayan kuruluşlar da ocak ismini almaktadır. Osmanlılardaki Yeniçeri Ocağı bu şekilde kurulmuştur. Bugün halk arasında asker ocağı tâbiri de bu mânâda kullanılmaktadır.

Evlerde kullanılan ocağın târihi, insanoğlunun ateşi bulmasıyla başlar. İlk zamanlarda belli aralıklarla konan birkaç taşın meydana getirdiği ve içinde ateş yakıldığı yerler ocak olarak kullanılırdı. Daha sonraları insanların barındıkları yerlerin içinde ocak vâsıtasıyla ateşler yakılmaya başlandı. Odun olarak dayama denen kütükler yakıldı. Ortada da yanan ocağın dumanını dışarı atmak için barınakların üst kısımlarından delikler açıldı. Bu delikler sâyesinde dumanların dışarı atılması sağlandı. Bugün ocaklarda gördüğümüz baca şekilleri bu gelişmenin sonucunda ortaçağda meydana çıkarak, zamanımıza kadar çeşitli değişikliklerle geldi.

Eski Türk kabîlelerinde ocak ve ocaktan faydalanma vardı. Fakat bunlar göçebe hâlinde yaşadıkları için bacalı ocaklıkları mevcut değildi. Zâten ihtiyaç da yoktu. Türkler yerleşik düzene geçtikleri zaman kullandıkları ocaklarda da değişiklik oldu. Isınmak ve yemek pişirmek için etrafı kapalı, önü evin içine açık, üzerinde dumanı toplayarak dışarı atmak için bacası olan ocaklar yaptılar. Bunları evlerin duvarına gömülü olarak yapar ve bacasını da aynı duvarın içinden yukarı evin çatısına çıkarırlardı.

Ahî tekkelerinde, Selçuklu medreselerinde ve kervansaraylarda bu tip ocakları görmek mümkündür. Selçuklulardan sonra Osmanlılar zamânında gördüğü iş ve süslemecilik bakımından son derece güzel ocaklar yapıldı. Osmanlı-Türk yapı sanatında ocakların süslenmesi ayrı bir süsleme sanat dalı olarak gelişti. Bursada antika bir ocağın dış kısmı sökülüp kaçırılarak senelerce önce 1000 İngiliz lirasına satılması bunların kıymetini açıkça belirtmektedir.

Evlerde yapılan ocakların önleri açık olduğu için, yapımı büyük ustalıklar istemektedir. Yapılan ocakların bacaları çok iyi çekmelidir. Bunun aksi olursa ocak tüter ve dumandan durulmaz. Bunu önlemek için bacalar evlerin çatısını geçecek şekilde yapılmıştır.

Günümüzde modern şekilde yapılan evlerde ocağa pek az rastlanmaktadır. Daha çok salon ve oda süsleme maksadıyla şömine denen ocaklar yapılarak dekoratif bir görünüm verilmektedir.

Bugün ocak denilince, ısınmanın dışında yemek pişirmek için kullanılan ocaklar akla gelmektedir. Bunlar havagazı, kömür, gaz, elektrikli ocaklar vs. gibileridir.
Türkçe, diğer Türk dilleriyle birlikte Altay dil ailesinin bir kolunu oluşturur. Bu ailenin diğer üyeleri Moğolca, Mançu-Tunguzca ve Korecedir. Japoncanın Altay dil ailesinin bir üyesi olup olmadığı konusu tartışılmaktadır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.



Yorumlar - Lütfen konu (Ocak) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.