Orhan Veli Kanık

Orhan Veli Kanık (13 Nisan 1914 – 14 Kasım 1950), Türk şair. Melih Cevdet ve Oktay Rifat'la birlikte Garip Akımı'nın kurucularındandır. Şiirde ölçü, uyak ve sanatlı söyleyişlere karşıydı. Orhan Veli, her şeyin şiire konu olabileceğini savunmuştur.

Orhan Veli KanıkRumelihisarı sahilinde bulunan Orhan Veli heykeli. Heykelde, elinde kitap tutan şaire bir martı eşlik etmektedir.
Orhan Veli Kanık 1914 yılında
1914 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İstanbul'da doğmuştur. Cumhurbaşkanlığı Bando Heyeti şeflerinden Veli Kanık'ın oğludur. İlk öğrenimini
İstanbul, Marmara Bölgesi'nde il ve Türkiye'nin en büyük kenti. Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan şehir, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34. sırada yer alır. Türkiye'nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde Türkiye'nin kuzeybatısında kurulmuştur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Galatasaray Lisesi'nin ilk kısmında yapmış, dördüncü sınıfı burada tamamlamış (
Devlet adamı yetiştirmek amacıyla Sultan İkinci Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul'un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1925), ilkokulu
1925 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ankara'ya gittikleri için Gazi İlkokulu'nda bitirmiştir (
Ankara, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başkenti, dünyanın 40. büyük şehri. Nüfusu 2007 nüfus sayımına göre 4.466.756 kişidir. Topraklarının büyük bölümü İç Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Sakarya bölümünde yer alan Ankara ilinin merkez kenti'dir. Rakımı ortalama 890 metredir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1926). Daha sonra Ankara Erkek Lisesi'ne yatılı girmiş, burayı bitirdikten sonra (
1926 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1933) İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girmiştir. Ancak Fakülte'yi bitirmeden Ankara'ya dönmüş (
1933 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1936), PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Nizamlar Bürosu'na memur olarak girmiştir. Daha sonra askere gitmiş (1942-1944), terhis olunca da Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu'na girmiştir. Reşat Şemsettin Sirer'in
1936 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Milli Eğitim Bakanlığı'na getirilmesi üzerine, Bakanlığa egemen olan "tutucu havaya uyamayacağını anlayarak" görevinden istifa eder. Türk yazınında olduğu kadar dönemin düşünce yaşamında da önemli yeri ve etkisi olan Yaprak dergisini yayımlamaya başlamış (
Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye'de eğitim-öğretimle (talim-terbiye) ilgilenen bakanlıktır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1 Ocak
1 Ocak hem Julian hem de Gregorian takviminde yeni yılın ilk günüdür. Sonraki sene için 364 gün var (Artık yıllarda 365).
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1949), 28 sayı çıkarmıştır. Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday'la birlikte, Nâzım Hikmet'in serbest bırakılması için üç gün açlık grevi yapmış (1950), eylem geniş yankı uyandırmıştır.

Ankara'da bir gece sokakta Belediye'nin açtırdığı bir çukura düşmüş, başından yaralanmış (
1949 yılında meydana gelen olaylar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
10 Kasım
10 Kasım Gregorian Takvimine göre yılın 314. günüdür. Sonraki sene için 51 (Artık yıllarda 52) gün var.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1950), iki gün sonra da İstanbul'a gitmiştir. İstanbul'da bir arkadaşının evinde öğle yemeği yerken fenalık geçirmiş, hastaneye kaldırılmıştır (
1950 yılında meydana gelen olaylar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
14 Kasım
14 Kasım Gregorian Takvimine göre yılın 318. günüdür. Sonraki sene için 47 (Artık yıllarda 48) gün var.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1950). Alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi edilmiş, ancak sonradan beyin kanaması geçirdiği anlaşılmıştır. Aynı gün akşama doğru komaya giren Orhan Veli, geceleyin saat 23.20'de hayata gözlerini yummuştur.

36 yaşında, en verimli çağında ölen Orhan Veli, özgeçmişini, şiirine içselleşmiş olan humour'uyla şöyle özetlemiştir: "1914'te doğdum. 1 yaşında kurbağadan korktum. 9 yaşında okumaya, 10 yaşında yazmaya merak sardım. 13'te
1950 yılında meydana gelen olaylar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Oktay Rıfat'ı, 16'da

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Melih Cevdet'i tanıdım. 17 yaşında bara gittim. 18'de rakıya başladım. 19'dan sonra avarelik devrim başlar. 20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim. 25'te başımdan bir otomobil kazası geçti. Çok aşık oldum. Hiç evlenmedim, şimdi askerim".

Orhan Veli Kanık'ın hayatı

</p><p>Orhan Veli Kanık

Orhan Veli Kanık
Orhan Veli Kanık (

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
13 Nisan
13 Nisan Gregorian Takvimine göre yılın 103. günüdür. Sonraki sene için 262 gün var (Artık yıllarda 263)
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1914
1914 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
14 Kasım
14 Kasım Gregorian Takvimine göre yılın 318. günüdür. Sonraki sene için 47 (Artık yıllarda 48) gün var.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1950), Türk
1950 yılında meydana gelen olaylar.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
şair.
Şair Şiir yazan kişi. Şair kelimesi Arapçadan gelir ve doğaüstü güçlere sahip, meczup, kahin gibi anlamlar da yüklenmiştir.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Melih Cevdet ve
Melih Cevdet Anday (13 Mart 1915, İstanbul – 28 Kasım 2002, İstanbul), şair, tiyatro oyunu, roman, deneme, makale yazarıdır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Oktay Rifat'la birlikte

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Garip Akımı'nın kurucularındandır. Şiirde
Orhan Veli, Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday'ın öncülüğünü yaptığı şiir akımına verilen isim. Garip akımı şairleri, Türk şiirinde o güne kadar yer etmiş kalıp ve anlayışlardan kurtulmak gerektiğini savunur ve biçimciliğe, duygusallığa karşı çıkıp, söyleyiş güzelliğini esas alır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ölçü,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
uyak ve sanatlı söyleyişlere karşıydı. Orhan Veli, her şeyin şiire konu olabileceğini savunmuştur.

Çocukluğu İstanbul'un Cihangir ve Beykoz semtlerinde geçti. İlkokulu
Şiirde dize sonlarındaki ses benzerliğidir. Türk halk şiirinde ayak olarak adlandırılır. Uyakta ses açısından bezeşen sözcüklerin anlam bakımından farklı olmaları gerekir. Şiirde ses benzerliği yoluyla uyum sağlamak ve genellikle okuru etkilemek amacıyla kullanılan uyak, sözlü edebiyat ürünlerinde hatırlamayı ve ezberi kolaylaştıran bir öğedir.
Ses benzerliğinin niteliğine göre uyaklar çeşitli türlere ayrılır. Yalnızca bir ünsüzün (sessiz) benzeştiği uyaklara...
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Galatasaray Lisesi'nde yatılı olarak okudu. Babasının Cumhurbaşkanlığı Bando Şefi olması üzerine dördüncü sınıfta iken ailesi
Devlet adamı yetiştirmek amacıyla Sultan İkinci Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar. Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul'un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
İstanbul'dan ayrılınca Ankara Gazi Okulu'na geçti ve ertesi sene Ankara Erkek Lisesi'ne başladı.

En yakın arkadaşlarından
İstanbul, Marmara Bölgesi'nde il ve Türkiye'nin en büyük kenti. Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan şehir, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34. sırada yer alır. Türkiye'nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde Türkiye'nin kuzeybatısında kurulmuştur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Oktay Rıfat ,

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Melih Cevdet ile 16 yaşında tanıştı. Bu iki arkadaşıyla birlikte lise yıllarında hazırladığı Sesimiz dergisinde ilk yazılarını yayımladı.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1933 yılında liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Felsefe Bölümü'ne başladı. Ancak,
1933 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1935 yılında okuldan ayrılarak yüksek öğrenimini yarıda bıraktı.

Şair,
1935 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
1936’da
1936 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Ankara’ya döndü. Askere gidene kadar PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri Reisliği Milletlerarası Nizamlar Bürosunda memurluk yaptı. Bu arada ilk şiirlerini 1936 yılı Aralık ayında Varlık Dergisi'nde Mehmet Ali Sel adı ile yayınladı. 1941’de lise arkadaşları Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile birlikte Garip adlı şiir kitabını çıkartarak Garip Şiir Akımının öncülerinden oldu. Şiirlerinde yalın bir halk dili kullandı, yergi ve gülmeceden yararlanarak, sıradan yaşantıların şiirinin de yazılabileceğini gösterdi.

İkinci Dünya Savaşı nedeniyle askerlik uzatıldığı için 4 yıl askerlik yaptı. Askerlikten döndükten sonra 2 yıl kadar Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı Tercüme Bürosu’nda çalıştı. Azra Erhat, Oktay Rıfat, Erol Güney ile ortak çeviriler yaptı. Ancak 1947’de bakanlıktaki “antidemokratik hava” nedeniyle Tercüme Bürosu’ndaki görevinden istifa etti.

Mehmet Ali Aybar’ın yayımladığı Hür ve Zincirli Hürriyet gazetelerinde eleştiriler, kültür ve sanat üzerine yazılar yazdı. La Fontaine’in masallarını şiirsel bir dille Türkçeleştirdi. Nasrettin Hoca öykülerini de şiire dönüştürdü.

1 Ocak 1949 tarihinden itibaren on beş günde bir yayımlanan Yaprak dergisini çıkarmaya başladı. 28 sayıyı tamamen kendi çabası ile çıkardı. 15 Haziran 1950'ye kadar yayımlanan bu dergiyi parasal güçlükler nedeniyle yayımlayamaz olunca Ankara'dan ayrılıp, İstanbul'a döndü.

1950 sonbaharında, bir haftalığına geldiği Ankara'da, 10 Kasım 1950 gecesinde, yolda, onarım için kazılmış bir çukura kafa üstü düşerek yaralandı. İstanbul'a döndükten sonra, bir arkadaşının evindeyken, durumu birdenbire kötüleştiği için kaldırıldığı Cerrahpaşa Hastanesi'nde, 14 Kasım 1950 tarihinde beyin kanamasından öldü. Ölümü, Türkiye'de o güne kadar hiçbir şairin ölümünde görülmemiş bir yankı buldu. Orhan Veli Kanık geniş katılımlı bir cenaze töreninin ardından Rumelihisarı Mezarlığı'nda toprağa verilmiştir.

Yazın Yaşamı

</p><p>Orhan Veli
Resmi büyült

Orhan Veli

Orhan Veli'nin edebiyata ilgisi daha ilkokul sıralarında başlamış, lise öğrencisiyken Oktay Rifat ve Melih Cevdet Anday ile arkadaş olmuş, bu dostluk Türk şiirinde bir dönemin başlangıcını oluşturmuştur. Lise sıralarında öğretmenleri olan Ahmet Hamdi Tanpınar, Rıfkı Melul Meriç, Halil Vedat Fıratlı ve Yahya Saim Sinanoğlu'nun yakın ilgisini görmüştür. Lisede Oktay Rifat ve Melih Cevdet'le Sesimiz diye bir dergi çıkarmıştır. Orhan Veli, daha ilk okul beşinci sınıfta iken yazmaya başlamış, ilk öyküsü, eski yazıyla yayımlanan Çocuk Dünyası adlı dergide çıkmıştır. Orhan Veli'nin düzyazıdan şiire dönmesinde, kendisinden iki sınıf önde olan Hıfzı Oğuz Bekata'nın etkisi olduğunu bildirmektedir kardeşi Adnan Veli. Kanık'ın ilk şiirleri Nahit Sırrı Örik'in teşvikiyle Varlık dergisinde yayımlanmış, şair bu şiirlerin bazıların Mehmet Ali Sel imzasını kullanmıştır. Kanık, dönemin İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, İnkılâpçı Gençlik gibi dergilerinde de yazmıştır (1936-1942).

Orhan Veli, Moliere'den Rimbaud'ya La Fontaine'den Musset'ye uzanan bir çok da çeviri yapmıştır.

Orhan Veli’nin şöhreti şâirliğindedir. Şiirlerini, Garip (1941), Vazgeçemediğim (1945), Destan Gibi (1946), Yenisi (1947), Karşı (1949) adlı küçük kitaplarda toplamıştır. Bu şiirlerin hepsi ölümünden sonra Bütün Şiirler (1951) adıyla yayınlanmıştır. Ayrıca güzel bir halk diliyle nazma çektiği Nasreddin Hoca Hikâyeleri vardır.

Eserleri

  • Garip (1941 – Oktay Rifat ve Melih Cevdet ile birlikte)

  • Garip (1945 – Yalnız kendi şiirlerinden oluşan genişletilmiş 2. baskı)

  • Vazgeçemediğim (1945)

  • Destan Gibi (1946)

  • Yenisi (1947)

  • Karşı (1949)

  • Bütün Şiirleri ( , 1951 – 1975)

    İstanbul Türküsü

    (şiirinden)

    İstanbul'da Boğaziçinde bir fakir Orhan Veli'yim;

    Veli'nin oğluyum,

    Tarifsiz kederler içinde,

    Urumeli Hisarına oturmuşum;

    Oturmuşta bir türkü tutturmuşum:

    “İstanbul'un mermer taşları;

    Başıma da konuyor, konuyor aman martı kuşları;

    Gözlerimden boşanır hicran yaşları;

    Edâlım

    Senin yüzünden bu hâlim.”

    Horoz ile İnci

    (La Fontaine'den çevrilmiş şiiri)

    Horozun biri bir gün inci bulur;

    Alıp onu kuyumcuya doğrulur.

    Kuyumcu ne istediğini sorar.

    O da der ki: “Bu galiba mücevher;

    Al da bunu bana biraz darı ver;

    O benim daha çok işime yarar.”

    Bir câhile bir kitap mirâs kalır;

    Câhil de hemen kitabı alır,

    Yol üstündeki kitapçıya uğrar,

    Der ki: “Bu kitabı vereyim sana,

    Yerine sen üç beş kuruş ver bana;

    O benim daha çok işime yarar.”

    Cırcır Böceği ile Karınca

    Cırcır böceği çaldı saz

    Bütün yaz,

    Derken kış da geldi, çattı,

    Seninkinde şafak attı.

    Baktı ki yok hiç yiyecek

    Ne bir sinek, ne bir böcek,

    Kalktı, karıncaya gitti;

    Yandı yakıldı âh etti.

    üç beş buğdaydan ne çıkar,

    Gelecek mevsime kadar,

    Bir kaç tâne borç istedi.

    “İnayet buyurun” dedi.

    “Yemin billah ederim,

    Eylüle kalmaz öderim.”

    İşin kötüsü, karınca

    Borca hiç alışmamıştı,

    Bu ricaya çıkıştı;

    “Ne yaptınız yaz boyunca?”

    “Ne mi yaptım? Saz çaldım, saz!”

    “Ya öyle mi? Demek ki siz

    Yazı sazla geçirdiniz;

    Şimdi de oynayın biraz.”

    La Martine'den de çeviriler yapmıştır. Şu manzume “Göl” şiirinden bir parçadır:

    Ebedî gecesinde bu dönüşsüz seferin

    Hep başka sâhillere doğru sürüklenen biz.

    Zaman adlı denizde bir an, bir lahza için

    Demirleyemez miyiz?

    Yapıtları

    Şiir:

    Garip, (1941- O. Rifat ve M. Cevdet ile birlikte), Vazgeçemediğim (1945), Destan Gibi (1946), Yenisi (1947), Karşı (1949), Nasrettin Hoca Hikâyeleri (1949), Bütün Şiirleri (1951).

    Düzyazı:

    Nesir Yazıları (1953), Edebiyat Dünyamız (1975), Bütün Yazıları (1982- 1. Cilt "Sanat Edebiyat Dünyamız", 2. Cilt "Bindiğimiz Dal").

    Çeviri:

    Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı (1943- A. De Musset'den), Scapin'in Dolapları (1944- Moliere'den), Fransız Şiiri Antolojisi (1947), W.Shakespeare, Hamlet Ve Venedikli Tüccar (1949- C. Labm'dan - Ş. Erdeniz'le), Saygılı Yosma (1961- J. P. Sartre'den), Batıdan Şiirler (1963).

    Orhan Veli Şiirleri

    HÜRRİYETE DOĞRU

    Gün doğmadan

    Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola

    Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında

    İçinde bir iş görmenin saadeti

    Gideceksin

    Gideceksin ırıpların çalkantısında

    Balıklar çıkacak yoluna karşıcı

    Sevineceksin

    Ağları silkeledikçe

    Deniz gelecek eline pul pul

    Ruhları sustuğu vakit martıların

    Kayalıklarındaki mezarlarında

    Birden

    Bir kıyamettir kopacak ufuklarda

    Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin

    Bayramlık seyranlar mı dersin, şenlikler cümbüşler mi

    Gelin alayı, teller, duvaklar, donanmalar mı

    Heeeey

    Ne duruyorsun be at kendini denize

    Geride bekleyenin varmış aldırma

    Görmüyor musun her yanda hürriyet

    Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol

    Git gidebildiğin yere

    KİTABE-İ SENGİ MEZAR I

    Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

    Nasırdan çektiği kadar;

    Hatta çirkin yaratıldığından bile

    o kadar müteessir değildi;

    Kundurası vurmadığı zamanlarda

    Anmazdı ama Allahın adını,

    Günahkar da sayılmazdı.

    Yazık oldu Süleyman Efendi'ye

    KİTABE-İ SENGİ MEZAR II

    Mesele falan değildi öyle,

    To be or not to be kendisi için;

    Bir akşam uyudu;

    Uyanmayıverdi.

    Aldılar, götürdüler.

    Yıkandı, namazı kılındı, gömüldü.

    Duyarlarsa öldüğünü alacaklılar

    Haklarını helal ederler elbet.

    Alacağına gelince...

    Alacağı yoktu zaten rahmetlinin.

    KİTABE-İ SENGİ MEZAR III

    Tüfeğini depoya koydular,

    Esvabını başkasına verdiler.

    Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,

    Ne matrasında dudaklarının izi;

    öyle bir rüzgar ki,

    Kendi gitti,

    İsmi bile kalmadı yadigar.

    Yalnız şu beyit kaldı,

    Kahve ocağında, el yazısıyla:

    "ölüm Allah'ın emri,

    "Ayrılık olmasaydı."

    SABAHA KADAR

    Şu şairler sevgililerden beter;

    Nedir bu adamlardan çektiğim?

    Olur mu böyle, bütün bir geceyi

    Bir mısraın mahremiyetinde geçirmek?

    Dinle bakalım, işitebilir misin

    Türküsünü damların, bacaların

    Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını

    Yuvalarına?

    Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını

    Kullanılmış kafiyeleri yollamak için,

    Kapıma gelecek çöpçülerle,

    Deniz kenarına?

    Şeytan diyor ki: "Aç pencereyi;

    "Bağır, bağır, bağır, sabaha kadar."

    GüZEL HAVALAR

    Beni bu güzel havalar mahvetti,

    Böyle havada istifa ettim

    Evkaftaki memuriyetimden.

    Tütüne böyle havada alıştım,

    Böyle havada aşık oldum;

    Eve ekmekle tuz götürmeyi

    Böyle havalarda unuttum;

    Şiir yazma hastalığım

    Hep böyle havalarda nüksetti;

    Beni bu güzel havalar mahvetti

    ANLATAMIYORUM

    Ağlasam sesimi duyar mısınız,

    Mısralarımda;

    Dokunabilir misiniz,

    Gözyaşlarıma, ellerinizle?

    Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

    Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

    Bu derde düşmeden önce.

    Bir yer var, biliyorum;

    Her şeyi söylemek mümkün;

    Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

    Anlatamıyorum

    SERESERPE

    Uzanıp yatıvermiş sereserpe

    Entarisi sıyrılmış hafiften

    Kolunu kaldırmış kolluğu görünüyor

    Bir eliyle de göğsünü tutmuş

    İçinde kötülük yok biliyorum

    Yok, benim de yok ama

    Olmaz ki

    Böyle de yatılmaz ki

    DENİZİ öZLEYENLER İçİN

    Gemiler geçer rüyalarımda,

    Allı pullu gemiler, damların üzerinden;

    Ben zavallı,

    Ben yıllardır denize hasret,

    "Bakar bakar ağlarım".

    Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,

    Bir midye kabuğunun aralığından:

    Suların yeşili, göklerin mavisi,

    Lapinaların en harelisi...

    Hâlâ tuzlu akar kanım

    İstiridyelerin kestiği yerden.

    Neydi o deli gibi gidişimiz,

    Bembeyaz köpüklerle, açıklara!

    Köpükler ki fena kalpli değil,

    Küpükler ki dudaklara benzer;

    Köpükler ki insanlarla

    Zinaları ayıp değil.

    Gemiler geçer rüyalarımda,

    Allı pullu gemiler, damların üzerinden;

    Ben zavallı,

    Ben yıllardır denize hasret.

    KAPALI ÇARŞI

    Giyilmemiş çamaşırlar nasıl kokar bilirsin,

    Sandık odalarında;

    Senin de dükkanın öyle kokar işte.

    Ablamı tanımazsın,

    Hürriyette gelin olacaktı, yaşasaydı;

    Bu teller onun telleri,

    Bu duvak onun duvağı işte.

    Ya bu camlardaki kadınlar?

    Bu mavi mavi,

    Bu yeşil yeşil fistanlı...

    Geceleri de ayakta mı dururlar böyle?

    Ya şu pembezar gömlek?

    Onun da bir hikayesi yok mu?

    Kapalı çarşı deyip te geçme;

    Kapalı çarşı,

    Kapalı kutu

    İSTANBUL'U DİNLİYORUM

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

    önce hafiften bir rüzgar esiyor;

    Yavaş yavaş sallanıyor

    Yapraklar, ağaçlarda;

    Uzaklarda, çok uzaklarda,

    Sucuların hiç durmayan çıngırakları;

    İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

    Kuşlar geçiyor, derken;

    Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.

    Ağlar çekiliyor dalyanlarda;

    Bir kadının suya değiyor ayakları;

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

    Serin serin Kapalı çarşı;

    Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa;

    Güvercin dolu avlular.

    çekiç sesleri geliyor doklardan,

    Güzelim bahar rüzgarında, ter kokuları;

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

    Başında eski alemlerin sarhoşluğu,

    Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;

    Dinmiş lodosların uğultusu içinde.

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

    Bir yosma geçiyor kaldırımdan;

    Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.

    Bir şey düşüyor elinden yere;

    Bir gül olmalı;

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

    İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;

    Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;

    Alnın sıcak mı değil mi, biliyorum;

    Dudakların ıslak mı değil mi, biliyorum;

    Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından

    Kalbinin vuruşundan anlıyorum;

    İstanbul'u dinliyorum.

    GÜN OLUR

    Gün olur alır başımı giderim

    Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda

    Şu ada senin şu ada benim

    Yelkovan kuşlarının peşisıra

    Dünyalar vardır düşünemezsiniz

    çiçekler gürültüyle açar

    Gürültüyle çıkar duman topraktan

    Hele martılar hele martılar

    Her bir tüylerinde ayrı bir telaş

    Gün olur başım kadar mavi

    Gün olur başım kadar güneş

    Gün olur deli gibi

    BİRDENBİRE

    Her şey birdenbire oldu.

    Birdenbire vurdu gün ışığı yere;

    Gökyüzü birdenbire oldu;

    Mavi birdenbire.

    Her şey birdenbire oldu;

    Birdenbire tütmeye başladı duman topraktan;

    Filiz birdenbire oldu, tomurcuk birdenbire.

    Yemiş birdenbire oldu.

    Birdenbire,

    Birdenbire;

    Her şey birdenbire oldu.

    Kız birdenbire, oğlan birdenbire;

    Yollar, kırlar, kediler, insanlar...

    Aşk birdenbire oldu,

    Sevinç birdenbire.

    YAŞAMAK

    Biliyorum, kolay değil yaşamak,

    Gönül verip türkü söylemek yâr üstüne;

    Yıldız ışığında dolaşıp geceleri,

    Gündüzleri gün ışığında ısınmak;

    Şöyle bir fırsat bulup yarım gün,

    Yan gelebilmek çamlıca tepesine...

    -Bin türlü mavi akar Boğaz'dan-

    Her şeyi unutabilmek maviler içinde.

    Biliyorum, kolay değil yaşamak;

    Ama işte

    Bir ölünün hâlâ yatağı sıcak,

    Birinin saati işliyor kolunda.

    Yaşamak kolay değil ya kardeşler,

    ölmek de kolay değil;

    Kolay değil bu dünyadan ayrılmak

    SİZİN İÇİN

    İnsanlığa

    Sizin için, insan kardeşlerim,

    Her şey sizin için;

    Gece de sizin için, gündüz de;

    Gündüz gün ışığı, gece ay ışığı;

    Ay ışığında yapraklar;

    Yapraklarda merak;

    Yapraklarda akıl;

    Gün ışığın da binbir yeşil;

    Sarılar da sizin için, pembeler de;

    Tenin avuca değişi,

    Sıcaklığı,

    Yumuşaklığı;

    Yatıştaki rahatlık;

    Merhabalar sizin için;

    Sizin için liman da sallanan direkler;

    Günlerin isimleri,

    Ayların isimleri,

    Kayıkların boyaları sizin için;

    Sizin için postacının ayağı,

    Testicinin eli;

    Alınlardan akan ter,

    Cepheler de harcanan kurşun;

    Sizin için mezarlar,mezar taşları,

    Hapishaneler, kelepçeler, idam cezaları;

    Sizin için;

    Her şey sizin için.

    SÖZ

    Aynada başka güzelsin

    Yatakta başka

    Aldırma söz olur diye

    Tak takıştır

    Sür sürüştür

    İnadına gel

    Piyasa vakti

    Muhallebiciye

    Söz olurmuş

    Olsun

    Dostum değil misin

    BAYRAM

    Kargalar, sakın anneme söylemeyin

    Bugün toplar atılırken evden kaçıp

    Harbiye Nezareti�ne gideceğim.

    Söylemezseniz size macun alırım

    Simit alırım, horoz şekeri alırım

    Sizi kayık salıncağına bindiririm kargalar

    Bütün zıpzıplarımı size veririm.

    Kargalar, ne olur anneme söylemeyin

    PAZAR AKŞAMLARI

    Şimdi kılıksızım, fakat

    Borçlarımı ödedikten sonra

    İhtimal bir kat da yeni esvabım olacak

    Ve ihtimal sen

    Yine beni sevmeyeceksin.

    Bununla beraber pazar akşamları

    Sizin mahalleden geçerken

    Süslenmiş olarak

    Zannediyor musun ki ben de sana

    Şimdiki kadar kıymet vereceğim?

    Linkler

  • http://www.orhanveli.net/ orhanveli.net

  • http://siir.gen.tr/siir/o/orhan_veli_kanik şiirlerinden örnekler

  • http://sofistike.org/index.php?topic=321.0 Sofistike.org-Orhan Veli Kanık Hakkında.

    Orhan Veli Kanık Resimleri


    • Beyoğlu'ndaki İmam Adnan Sokak'ta yer alan Orhan Veli Şiir Evi

    • Şair, 1948 yılında La Fontaine'den 49 fablı manzum olarak Türkçe'ye çevirdi. Bu çeviriler Doğan Kardeş Yayınları tarafından iki cilt olarak yayınlandı.[44]

    • Orhan Veli (soldan birinci), Garip akımının kurucusu olan diğer iki şair Oktay Rifat (soldan üçüncü) ve Melih Cevdet (soldan dördüncü) ile birlikte. Üçlünün yanındaki diğer isim Şinasi isimli bir arkadaşlarıdır.[74]

    • Orhan Veli'nin edebiyat dünyasına girdiği günlerde etkilendiği isimlerin başında Baudelaire, Verlaine, Rimbaud gibi Fransız şairler vardı. Onların, özellikle de sembolistlerin Türkiye'deki temsilcilerinden biri olmuştu.[59]

    • Orhan Veli'nin Abidin Dino tarafından tasarlanan ve Nevzat Kemâl tarafından inşa edilen Aşiyan Mezarlığı'ndaki mezar taşı. Mezar taşındaki Emin Barın tarafından yazılan Orhan Veli/1914-1950 yazısı şairin şiirde karşı çıktığı kafiyeden vefatıyla bile kurtulamadığının bir kanıtı gibidir.[46]

    • Kanık'ın Rumelihisarı sahilinde bulunan heykelinin detayı

    • Rumelihisarı sahilinde bulunan Orhan Veli heykeli. Heykelde, elinde kitap tutan şaire bir martı eşlik etmektedir.



    Yorumlar - Lütfen konu (Orhan Veli Kanık) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.

    boromir: zehra merhaba, orhan veli'nin humour diye bir şiiri yoktur. humour yada humor kelimesi ingilizce bir kelimedir ve mizah, espri anlamina gelir. yani bir şairin şiirinde mizah kullanmasina denir diyebiliriz humour için. örneğin Orhan Veli,

    '1914'te doğdum.

    1 yaşında kurbağadan korktum.

    9 yaşında okumaya,

    10 yaşında yazmaya merak sardım.

    13'te Oktay Rıfat'ı,

    16'da Melih Cevdet'i tanıdım.

    17 yaşında bara gittim.

    18'de rakıya başladım.

    19'dan sonra avarelik devrim başlar.

    20 yaşından sonra da para kazanmasını ve sefalet çekmesini öğrendim.

    25'te başımdan bir otomobil kazası geçti.

    Çok aşık oldum.

    Hiç evlenmedim,

    şimdi askerim'.

    dizelerinde humour kullanmıştır. - 4 yıl, 11 ay önce yazıldı.
    zehra: orhan veli kanıkın humour şiirinide yazarmısınız - 4 yıl, 11 ay önce yazıldı.