Para
Para genel kabul gören değişim aracına verilen isimdir. Para, malların birbiriyle değiştirilebilmesini sağlar. Para: karşılığında Mal ve Hizmet almaya ve vermeye ; ve bunların ekonomik değerlerini takas etmeye yarayan üzerinde rakamsal değerler taşıyan kâğıt ( kâğıt olarak değer taşımayan kâğıt parçası ). Para genel kabul gören değişim aracına verilen isimdir. Para, malların birbiriyle değiştirilebilmesini sağlar.
?? Para eşyaya değer olabilecek kıymet ölçüsü(semen); kullanılmaya hazır satın alma gücü; ödeme aracı; servet biriktirme ve tasarruf etmeye yarayan bir değer ölçüsü ve mübadele aracı. Para, birinci olarak mübadele aracı olması, ikinci olarak değer ölçüsü olması ve üçüncü olarak da tasarruf aracı ve sermaye unsuru olması bakımından ehemmiyet arz etmektedir.Çağlar boyunca para az bulunan maddelerden yapılmıştır. Değerli metallerden deniz kabuklarına ve hatta sigaraya kadar pek çok eşya veya mal para işlevi görmüştür. Para şu üç temel özelliği taşır.
1. Para bir değişim aracıdır.
2. Para bir hesap birimidir.
3. Para bir değer biriktirme aracıdır.
Para aynı zamanda bir birimdir. 100 kuruş 1 Lira, 40 para da 1
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Para çeşitleri: a) Belli ağırlıkta basılmış altın ve gümüş paralara genel olarak “Meskukat” denir. Altın paralara “dinar”; gümüş paralara ise “dirhem” adı verilir. Gümüş madeni, para kıymetinde esas olmak üzere, gümüş para yerine çıkartılan ve diğer madenlerden basılan paralara “fülus” denir. İktisad dilinde bu paralara “ufaklık para” da denir. Maden değeri, resmi değerinden daha azdır.
b) İktisadi kıymeti (kendi öz kıymeti), resmi para değerine eşit olan paralara iktisat biliminde “Mal-para” da denir. Klasik misalini altın paralar yani (dinar) teşkil eder.
c) Değeri altına göre tespit edilerek çıkartılan, bir nevi senet gibi düzenlenen; gerektiğinde kıymeti madene çevrilebilen paralara “temsili para” denir. Merkez bankalarınca daha önceleri çıkartılan (banknotlar) temsili paraya misaldir.
d) Diğer bir para çeşidini “fiyat-para” yahut “kağıt para” veya “kaime”ler teşkil etmektedir. Bunların değerini garanti eden kıymetli maden karşılığı yoktur. Devletin kanun kuvvetiyle desteklenerek alışkanlıkla tedavülde kullanılan bir para çeşididir. Ayrıca piyasada kullanılan ve yukarda sayılmayan, piyasa muamelelerinde işlem gören ve hesaplara intikal eden bir para şekli daha vardır ki, buna da “kaydi para” adı verilir.
Paranın tarihçesi
Parayı kim buldu?

Amerikan Doları
İlk parayı
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Tarihi kayıtlara göre, M.Ö. 118 yılında Çinliler deri para kullanmışlardır. İlk kağıt para ise M.S. 806 yılında yine
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Batıda kağıt paraların basılması ve kullanılması 17 nci yüzyılın sonlarına rastlamaktadır. İlk kağıt paranın 1690’lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde Massechusetts Hükümeti, İngiltere´de ise "Goldsmiths" ler tarafından basıldığı ve dolaşıma çıkarıldığı, 1694 yılında İngiliz Merkez Bankası ve daha sonra diğer ülke merkez bankalarının kurulması ile de yaygınlaştığı görülmektedir.
Tarihçilerin bildirdiğine göre, altın ve gümüş paraları yaygın olarak kullanan en eski millet, Anadolu ve Ege havzasındaki eski
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Yakın zamana kadar, bulunabilen paralara dayanarak
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Para standartları: Devlet gücü ile yapılan hiçbir baskı unsuru, bu kabul edilen değer ölçüsünü değiştirememiştir. Tarih boyunca bunun tersi uygulamalar, hep menfi bir sonuç vermiştir. Altın ve gümüş madenlerinden biri tarihin değişik zamanlarında, zamanın şartlarına göre para basılmasında değer ölçüsü olarak esas alınmıştır.
Gümüş standardı: Gümüşü esas alarak para basan devletlerde, bu maden, para kıymetine ölçü teşkil etmiştir. Altın sikkeler külçe kıymeti üzerinden muamele görmüştür. Altın ve gümüş madenler arasındaki kıymet durumları, piyasadaki arz ve talep dalgalanmalarına göre teşekkül etmiştir. Devlet kuvveti yalnız nizami ve resmi gümüş sikkelerin kabulünü mecbur tutmuştur. Bazı toplumlarda sikke olarak basılan gümüş paralar, daha sonraları darphanelerin ihdası, kurulması ile buralarda hazırlanmaya ve basılmaya başlamıştır. Gümüş standardında, devletlerin ve ekonomilerinin güçlü olduğu zamanlarda, paranın kıymetiyle maden bedeli arasındaki fark “tuğra resmi” olarak hazineye intikal etmiş; ekonominin zayıfladığı, daraldığı zamanlarda ise gümüş paranın ayarında düşüş yapma cihetine gidilerek, fülus denilen paraların basılması cihetine gidilmiştir. Bazı zamanlarda ise gümüş paranın basım işi özel kesime bırakılarak, devletin kontrolu altında para basılmasına müsaade edilmiş, sadece hazine adına “tuğra resmi” alınmıştır. Bu şekilde fertlerin kendi getirdikleri kıymetli madenlerin, devlet darphanesinde paraya çevrilmesine “serbest para kesimi” denilmiştir. Bu gibi durumlarda devletin kendisi para bastığı gibi, fertlerden gelen kıymetli madenleri de “tuğra resmi” karşılığında para olarak basmıştır. Altın madeni piyasada etkili rol oynamadığı zamanlarda, gümüş standardı düzenli olarak işlemiştir.
Çift metal standardı (Bimetallizm): Altın ve gümüş sikkeler, para kıymetine esas tutulmaktadır. Her iki metal da eşit şartlarda para fonksiyonunu görmektedir. Ancak iki madenin üretimi ve piyasada farklı değer kazanmaları halinde, “Kötü para iyi parayı piyasadan kovar” kaidesi çalışmakta, bu iki madenden hangisi kıymetlenirse, bu madene ait paranın piyasadan çekildiği ve daha kıymetsiz madenden basılan paraların piyasaya hakim olduğu görülmüştür. Bu sistemin 19. yüzyılda bir süre aksaklık yapmadan işlediği görülmüştür. Ancak daha sonraları altın ve gümüş maden üretimlerindeki farklı durumlar, iki maden arasındaki dengeyi altın lehine bozmuştur. Spekülasyon faaliyetlerinin arttığı görülmüştür. Osmanlı Devletinde 1878 yılında, bimetallizm sisteminden altın standardına dönüş hareketinin başladığı görülmektedir.
Altın standardı: Altın standardını kabul eden memleketlerde, bu metal tek para ölçüsü olarak kullanılmıştır. Bu standardda yalnız altın madeninden serbestçe para kestirilmesi mümkündür. Altın paranın tedavül etmesi, gümüş para sistemine göre daha kolay olmaktadır. Gümüş standardında, altın sikkeler, mal para statüsünde ve külçe kıymetinde, resmi bir değer tayin etmeksizin tedavül etmekteyken, altın para standardında, gümüş sikkeler dahi resmi ödeme aracı olma niteliğini muhafaza etmektedir. Gümüş paraya resmi bir değer de tayin edilmektedir. Ufaklık para olarak işlem görmektedir. Bu sistemin uygulanması Birinci Dünya Savaşı (1914-1918)na kadar devam etmiştir.
Altın ve gümüş standartlarında banknot basılması:
a) Altın sikke sistemi: Altın sikke karşılığında banknotlar çıkartılarak (altın karşılığı senet) tedavüle arz edilmektedir. Bu sistemde, ellerinde banknot bulunduranlar, bunları madeni sikkelerle değiştirmek imkanına sahiptirler.
b) Altın külçe sistemi: Bu sistemde de altın sikke karşılığında banknot çıkartılmasına devam edilmekte; ancak her banknot getirene altın sikke ile değiştirme işlemi yapılmamaktadır. Belli bir taban sınır tespit edilerek, altın külçe bedeli kadar banknot gösterene altın külçe verilmektedir. Birinci Dünya Harbi sonrasında bazı Avrupa devletlerinde kısa bir süre için bu sistemin uygulandığı görülmüştür.
c) Altın kambiyo sistemi: Para kıymeti doğrudan doğruya Merkez Bankasındaki maden ihtiyacına göre değil, altın sikke veya altın külçe sistemini uygulayan bir başka devletin parasına bağlanmaktadır. Altın kambiyo sistemi milletlerarası ödemelerde 15 Ağustos 1971 tarihine kadar uygulanmıştır.
Zamanımızda, paranın milletlerarası kıymet ölçüsü ve ödeme vasıtası niteliğinde olan dövizlere bağlı konvertibilite rejimlerine de aynı ad verilmektedir. Zamanımızda dolar, dünya piyasalarında milletlerarası likidite sağlayan başlıca döviz özelliği göstermektedir.
Kağıt para basılması:
Hükümetler, doğrudan doğruya bir kıymetli maden karşılığı olmadan veya bir karşılık göstermeden devlet gücü ile itibari kıymette kağıt paralar bastırmıştır. Devletler ihtiyaçlarını karşılamak veya buhranlı zamanlarda, savaş sonraları ekonominin depresyona (ekonomik kriz) girdiği devrelerde, doğrudan doğruya kağıt para denilen “kaime” basma cihetine gitmişlerdir. İlk uygulamaları 18. yüzyıl sonralarında Fransa’da, ihtilal sonrasında görülmüştür. Zamanımıza kadar uygulanmışsa da; enflasyona, spekülasyonlara, ekonomi idaresinin kontrolden çıkmasına ve daha birçok zararlara sebep olduğu görülmüştür.
Devletin paraya müdahalesi: Tarih boyunca hükümetler, yürürlükteki kanunlara dayanarak paraya, resmi bir karakter vermişler, bu ödeme ve mübadele aracının niteliklerini tayin etmişlerdir. Devletin paraya başlıca dört sebepten dolayı müdahale ettiği görülmektedir. Devlet;
1) Para fonksiyonunu görecek maddelerin cinsini, büyüklüğünü, ağırlığını, ayarını ve taşıyacağı alametleri tayin etmek zarureti duymuştur.
2) Mali çıkarlar ve siyasi sebeplerle paranın miktar olarak basılmasını ve piyasaya sürülmesini, piyasadan çekilmesini kontrol altında tutmuştur.
3) Para basma işlerini ya kendi üzerine almış veya kontrol etmiştir.
4) Kendi alametini taşıyan resmi ödeme araçlarının mübadelelerde geçerli olmasını mecburi kılmıştır.
Türklerde para basımı: Osmanlılarda Darphane Emini, kubbe vezirlerinden ve defterdarlardan tayin edilmekteydi. Para basmayla ilgili yayınlanan bir tamimde:
“...Sikke denilen şey, her devlet tebeasının alışverişte birbirini aldatmamak ve gerek ağırlığında ve gerek değerinde bir fesat olmamak için padişah adına damgalanmış altın ve gümüş parçaları demektir. Memlekette geçen sikkenin ağırlığı ve değeri bilinmek için sahib-i mülk olan padişahın sikkesi olması lazım gelir.” denmektedir.
Osmanlı para birimi
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Alınan bir kararla, 1863 Eylül ayında kaime basılmasına ve tedavülüne son verildi. Bu tarihten sonra tahsil ve tediye işlemleri yalnız madeni paralarla yapılmaya başlandı. 1876 senesinde, tekrar kaime bastırılması ve tedavüle sokulması kararlaştırılmışsa da 1879’da tekrar tedavülden kaldırılmasına karar verildi. Sultan Beşinci Mehmed Reşadzamanında 1 Nisan 1916 tarihli Tevhidi Meskukat hakkında Kanun-i Muvakkat ile altın, Osmanlı Devletinde kıymet ölçüsü olarak kabul edildi. Bu kanuna göre gümüş ve nikelden kesilmiş paralar altının kesri olarak ufaklık para kabul edildi. Sultan İkinci Abdülhamiddevrinde yürürlüğe konan Kavaim-i Nakdiye Nizamnamesi ile para basma işi belli bir kanuna bağlandı.
Cumhuriyet devrinde, 1924 tarihli 411 sayılı kanunla 100 paralıklar çıkartıldı. 1940 tarih ve 2257 sayılı kanuna göre 200 bin lira tutarında 10 paralıklar bastırıldı. 2257 sayılı kanunla gümüş paralar yürürlükten kaldırıldı. Bugün de halen tedavülde bulunan kağıt paraların üzerindeki itibari değerler, bir kıymetli maden karşılığında tespit edilmezler. Kullanılmakta olan kağıt paralar yani banknotlar, altın paraya çevrilebilir olmaktan çıkmıştır. Birim paranın değeri, itibari bir özellik almıştır. Banknotların karşılığı, bir nevi Türk Lirasının mal satın alabileceği değer “satın alma gücü” olmuştur. Buna paranın iç değeri de denir. Bir de paranın dış değeri vardır ki, başka memleketlerin mal ve hizmetlerini satın alabilme gücü ile ölçülür; buna paranın dış değeri denir. Kağıt para çıkartılması bir kanunla 1999 yılı sonuna kadar Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasına bir imtiyaz olarak verilmiştir. İmtiyaz süresi, bitimine beş yıl kalıncaya kadar uzatılabilir. Paranın istikrarı konusunda da Merkez Bankası vazifelidir.
1983’ten sonra çıkartılan kanun hükmündeki kararnamelerle, Türk Parasını Koruma hakkındaki kanun hükümlerinde, milletlerarası liberal sistemin uygulanması yönünde, bazı yeni düzenlemeler yapılmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Paranın dört temel işlevi
Paranın değişim aracı işlevi
Para bir hak ölçüsüdür. Altın karşılığı para kullanan bir devlet ne kadar para basarsa Merkez bankasına o değerde Altın stoklaması veya koyması lazımdır. Günümüzde Türkiye herhangi bir karşılığı olmayan "fiat" sistemine dahildir.
Paranın ticari işlemlerdeki fonksiyonu tam burada ortaya çıkar. İki malın değişiminde para, bir üçüncü mal olarak araya girer ve değişim iki bölüme ayırır. A malı verilip karşılığında para alınır, başka bir yer ve zamanda ise para verilip B malı alınır.
Paranın bu şekilde mal değişimini iki bölüme ayırması, paranın bir değişim (mübadele) aracı olma işlevidir.
Paranın hesap ve değer birimi işlevi
Paranın hesap ve değer birimi olarak işlevi, onun bir değişim aracı olma işlevinden kaynaklanır. Farklı malların değişiminde değişim oranları para ile belirlenir. Öte yandan para sayesinde iktisadi değerlerin tek bir ölçü birimiyle ifadesi de sağlanır. Özellikle işlemlerin kaydının tutulmasında paranın bu işlevi zorunludur.
Paranın değer biriktirme ve spekülasyon işlevi
Para, servet biriktirme ve yatırım aracı olarak da işlem görür.Para insanın hayatını kolaylaştırır insana eşya alımında satımında en değerli varlık olarak tanıtılır
Paranın bir iktisat politikası aracı olması işlevi
Gelişmiş bir para ekonomisine sahip ülkelerin para otoriteleri 20. Yüzyılda sıklıkla, faiz oranları ve para arızını kontrol etmek yoluyla, paranın bir iktisat politikası aracı olarak kullanmışlardır.
Linkler
İlgili başlıklar
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Yorumlar - Lütfen konu (Para) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.