Rasyonalizm

Felsefedeki önemli akımlardan biri olan, Akılcılık veya rasyonalizm olarak da adlandırılan, bilginin doğruluğunun duyum ve deneyimde değil düşüncede ve zihinde temellendirilebileceğini öne süren felsefi görüş.

??R asyonalizm, Akılcılık yada usçuluk olarak da bilinir. (Os. Aklîyye, Aklîyyûn mezhebi, Mezhebi aklîyyûn, Ehli Mâkul mezhebi, Vehbiyye; Fr. Rationalisme, Al. Rationalismus. İng. Rationalism, İt. Razionalismo). Doğruluğun ölçütünü ussallıkta bulan görüşlerin ve öğretilerin genel adı.

Akılcılık, bilginin kaynağının
Bilgi Osmanlıca: Malumat, İlim, İrfan, Marifet, Vukuf; Fransızca:Connaissance; Almanca; Erkenntnis Kenntnis; İngilizce: Cognition, Knowledge; İtalyanca Cognizione, Conoscimento, Conoscenza) İnsanın, toplumsal emeğiyle meydana çıkardığı nesnel dünyanın yasalı ilişkilerinin, düşüncesinde yeniden üretimi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
akıl olduğunu; doğru bilginin ancak akıl ve düşünce ile elde edilebileceği tezini savunan felsefi yaklaşıma verilen isimdir.Buna göre, kesin ve evrensel bilgilere ancak akıl aracılığıyla ve
Alm. Verstand (m.), Vernunft (f.), Fr. Raison (f.), Sagesse (f.), İng. Wisdom, Reason, Mind. Doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan ayırmaya yarayan kuvvet, ölçü aleti.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
tümdengelimli bir yöntemsel yaklaşımla ulaşılabilir.Dünya hakkındaki mühim olan bilginin sadece deney ötesi yöntemlerle elde edilebileceğini savunur. Akılcılık her bireyin eşit ve değişmez akli ve mantıki ilkelere sahip olduğunun kabulü ile, çeşitli

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
a priori ve apaçık hakikatlerin varolduğunu kabul eder. Son zamanlarda, çeşitli dilbilimcilerin bazı dilbilim kavramları hakkındaki yazıları haricinde, a priori bilginin varlığı sıklıkla reddedilmiş, kabul edilse dahi etki alanı ve konumu daraltılmıştır.

1.
A Priori (Önsel)

1- Deneyden ve tecrübeden bağımsız olarak, başından ve peşinen doğru olan, doğru kabul edilen (önerme yahut bilgi).

2- Tecrübeden bağımsız olarak ve ondan önce bilinen, mevcut olan (bilgi).
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Usçuluk deyimi, felsefe tarihlerinde çeşitli anlamlarda kullanılmıştır. Genel anlamı düşünceci ve metafiziktir, bilginin duyumsal yanını yadsıyıp ussal yanını saltıklaştıran ve bilgiyi sadece usun ürünü sayan öğretiler bu adla andılır. Antikçağ Yunan düşüncesinde Parmenides, Sokrates ve Platon bu bilimdışı anlayışın başlıca temsilcileridir. Başta Parmenides olmak üzere Ksenofanes, Zenon ve Melissos gibi tüm Elea'lılar doğruya ancak düşünceyle, usla erişilebileceğini savunmuşlardır. Onlara göre, duyularımızla algıladığımız nesnel gerçeklik bir görüntüden, bir yanılsamadan ibarettir. Gerçek varlık ancak usun gözüyle görülebilir. Elealıların bu ilkel ve kesin usçuluklanndan sonra Platon'dan Descartes'a kadar usçuluk, doğuştancılıkla karışır. Kaldı ki bu iki anlayış arasında pek de önemli bir ayrım yoktur. Metafizik yapılı felsefe tarihleri, bilginin kaynağı üstünde ileri sürdükleri varsayımlar açısından, öğretileri dörde ayırırlar: 1. Bilgilerimizin ustan geldiğini ileri süren bütün öğretiler usçuluk (rasyonalizm), 2. Bilgilerimizin duyumlarımızla geldiğini ilerisüren bütün öğretiler duyumculuk (sansüalizm), 3. Bilgilerimizin doğuştan geldiğini, doğduğumuz anda bütün bilgilerin bizde mevcut bulunduğunu ileri süren bütün öğretiler doğuştancılık (meizin-nativizm), 4. Bilgilerimizin sezgimizle elde edildiğini ileri süren bütün öğretiler sezgicilik (entüvisyonizm -mistisizm) adı altında toplanır. Oysa, doğuştancılar da usçudurlar, çünkü bilgilerimizin doğduğumuz anda usumuzda mevcut bulunduğunu savunurlar. Örneğin Sokrates, gerçekte doğuştancıdır. Çünkü Sokratese göre bilgilerimiz doğuşumuzda mevcuttur, eğitimle meydana çıkarılabilir, uyandırılabilir. Sokrates gibi usçu sayılan antik çag Yunan düşünürü Platon da gerçekte doğuştancıdır, ona göre de bilgilerimiz doğduğumuz anda mevcuttur, o kadar ki dünyada görülenler bizde mevcut olan bu bilgilerin (ideler-idealizm) gölgelerinden başka bir şey değildir, insanlar da ilkin ideler âlemindeydiler ve tüm bilgiydiler, dünyaya gelirken işte bu mevcut bilgilerini getirmektedirler. Bir başka açıdan usçuluk, sezgicilikle de karışır. Örneğin "Düşünüyorum, öyleyse varım" formülüyle varlığını düşünceye ve dolayısiyle usa indirgediğinden ötürü usçu sayılan Fransız düşünürü René Descartes, geçekte, usa pek az iş bırakmaktadır. Descartes'a göre nesnelerin niteliklerine özgü bilgiler duyumların işidir, başkalarından öğrendiğimiz bilgiler imgelenim (muhayyile) işidir, kitaplardan öğrendiğimiz bilgiler belleğin (hafıza) işidir, ancak Tanrılık bilgileridir ki ussal "seziş"in işidir. Descartes, şüpheci yönteminde ustan yola çıktığı halde bu sonuncu işi bile doğrudan usa vermemiş ve sezgiye bağlamıştır. Sinoza da bu anlamda sezgicidir. O da "ussal sezgi"nin sözünü eder. Usçu sayılan Alman düşünürü Immanuel Kant'ın da belli bir anlamda usçu sayılmaması gerekir, hernekadar bilgilerimizin doğuştan-ussal (Önsel) ulamlar içinde oluştuklarını ilerisürmüşse de bilgi sürecinde duyumların rolünü de yadsımamış, dahası, görünürlerin (fenomenlerin) altındaki kendiliğinde şey (numen)'in duyularımızla algılanamayacağı gibi usumuzla da bilinemeyeceğini savunmuştur. Kant'ın tüm çabası, bilgi sürecinde duyumun ve usun paylarını doğru olarak saptamaktır. Usçuluğun büyük temsilcilerinden sayılan Alman düşünürü Leibniz'e göre kimi kavramlar (örneğin tanrı kavramı, geometrik kavramlar, sayılar) daha doğuşumuzda, deneyden önce (önsel olarak) usumuzda bulunurlar; deney bize ne tanrıyı, ne bir üçgen kavramını, ne de sayıları verebilir. Ama bunlar duyu izlenimleri olmaksızın anlık (La. Intellectus)'ımıza çıkamazlar. Leibniz, Nouveaux essais (Yeni denemeler)'sinde usçuluğu şiddetle eleştiren İngiliz görgücüsü (ampiristi) Locke'a hak verir; elbette yeni doğan bir çocuk ne tanrıyı, ne geometrik kavramları, ne de sayıları bilir. Ama bunlar onun ruhunda gizlidirler ve duyu izlenimleriyle gelişip belirginileşirler. Leibniz, Locke'un "duyulardan geçmemiş olan anlıkta da bulunamaz" sözüne anlıgın kendisinden başka (La. Nisi ipse intellectus) sözünü ekler, demek ister ki "anlık olmazsa duyular da hiç bir bilgi getiremez". Metafizikiçi felsefe tarihçileri, Alman düşünürü Hegel'i de usçuluğun doruğu sayarlar, hiç de öyle değildir. Hegel, tüm nesnel gerçekliği kavramlardan, eşdeyişle ussal olandan türetiği halde ussalla duyumsalın eytişimsel birliğini ilk sezen düşünürdür. Bu düşünceci ve metafizik anlamdaki usçuluk, görgücülüğe (ampirizme) ve duyumculuğa (sansüalizme) karşıttır. Ne var ki görgücülük ve duyumculuk da, usçuluk kadar, yanılgılıdır; bilgilenme sürecinin duyumsal yanını abartıp saltıklaştırır ve ussal yanını yadsır ya da en azından küçümser. Bundan ötürüdür ki burjuva ideologlannca duyumculuk ve görgücülük de, usçuluk kadar, tutulur ve yayılmaya çalışılır (Burjuva ideologları yanılgılı olmayan ve bundan ötürü de yanıltıcı olmayan hiç bir öğretiyi tutmazlar). Usçuluğu, nesnel gerçekliği küçümseyip örneğin sömürü kavramı dilden atılırsa sömürü olayının da yokolacağı gibi varsayımlara olanak sağladığından; görgücülükle duyumculuğu, ussal olanı küçümseyip yüzeysel görünuşlerle yetinerek örneğin sömürü düzeninin içyüzünü ortaya çıkarmaya olanak sağlamadığından tutarlar. Bu bilimdışı görüşler, Marksist öğretiyle aşılmıştır.

2. Tanrıbilimsel anlamda usçuluk, dinin usauygun bulunduğunu dilegetirir. Çünkü, bu anlayışa göre, us tanrı vergisidir. Tanrıbilimsel usçuluk (Os. Aklîyyei lâhutîyye, Fr. Rationalisme théologique)'un bir başka anlamı da vardır, bu başka anlamda dinsel inakların ancak usauygun bulunmasıyla kabul edilebileceğini dilegetirir. Ne var ki hiçbir dinsel inak tanrıbilimcilerce usauygun olmadığı gerekçesiyle yadsınmamıştır, ancak ussal sözçevirim (Os. Tevil, Fr. Dénaturer)'lerle açıklanmaya çalışılmıştır.

3. Gerçek anlamda usçuluk, din ve idealizm egemenliğine karşı insan usunun sınırsız olanaklarına güveni dilegetirir. Özellikle XVII. yüzyıldaki Descartes usçuluğu bu açıdan ilerici bir yapıdadır. Usçuluk, bu anlamında, usdışı ve usaaykırı olana karşı koyan öğretilerin genel adıdır. İnana karşı usu çıkarır ve her türlü doğaüstü verileri yadsır. Daha Homeros'ta bile insanlar tanrılarını kendi uslarına göre biçimlendirirler, tanrıların yaşamını kendi ussal tasarımlarıyla düzenlerler. Aristoteles, Platon'un doğuştancı usçuluğuna karşı çıkar. Aristoteles'e göre usumuzda bilgi yoktur, bilgiler duyumlarımızla deneylerden elde ettiğimiz öğelerden usumuz tarafından yapılır. Daha açık bir deyişle us, bilgi taşıyıcısı değil, bilgi yapıcısıdır, bilgi yapmak için gerekli malzemeyi dış dünyadan alır. Gerçek usçuluğun anlamı da bundan ibarettir. Aristoteles usu, etkin us (aktif akıl) ve edilgin us (pasif akıl) olmak üzere ikiye ayırır, deney ve gözlemlerle elde edilen maddi malzemeyi algılayan edilgin us, bu malzemeden bilgi yapan da etkin ustur. Aristoteles bu düşüncesiyle, Alman düşünürü Immanuel Kant'a öncülük etmiştir. Usçuluk, bu anlamda, usaaykırıcılığın (irrasyonalizmin) karşıtıdır.

Bu görüşe göre, kesin bilgi örneği

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
matematiktir. Hakikate ve eşyanın bilgisine sadece akıl ile erişilebileceğini savunur. Bu sebeple akılcılık,
Matematik, sayma, ölçme, cisimlerin şekillerini tanımlama gibi temel işlemlerden ortaya çıkan ve yapı, düzen ve ilişkileri inceleyen bilim dalı. Mantıksal irdeleme ve nicel hesaplamaları konu alan matematik, idealleştirme ve soyutlamalara dayanır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
deneyciliğin karşıtıdır. Akla karşı yaklaşım pek çok bağlamda dindeki
Eski Yunanca'da "deney", "deneyim", "duyu verisi" gibi anlamlar taşıyan empeiria'dan türetilmiş felsefe terimi. Felsefedeki en genel anlamıyla tüm bilginin kaynağının deneyim olduğunu söyleyen bilgikuramı; insan bilgisinin tek kaynağının deney olduğunu öne süren bilgi öğretisi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
vahiyle yahut
Peygambere gelen tanrısal kelam ve haber. Bir düşünce ya da buyruğun Tanrı tarafından elçisine ilham edilmesi; Tanrının yüksek öneme haiz mesajlarını; kendi varoluşu, sıfatları, iradesi, vb., ile ilgili temel bilgileri insanlığa Peygamber aracılığıyla iletme yolu.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
etikteki duygu ve hisle karşılaştırılan bir yaklaşımdır. Bununla birlikte felsefede akıl genellikle
Ahlak ve ahlaklılığın olgusal ve tarihsel olarak yaşa­nan bir şey olduğu, tek tek her bireyin şu ya da bu ölçüde şekillendirdiği somut bir ahlâki hayatı bulunduğu, bu hayat içinde ci­simleşen ahlâki değerler, peşinden koşulan ideallerini söz konusu olduğu kabulleri üze­rinde, ahlâk adını verilen söz konusu tarih­sel olguya yönelen felsefe disiplini; ahlâkın eylemin pratiği olduğu yerde, eylemin teori­sini oluşturan felsefe türü.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
yle (içe doğmayla değil) karşılaştırılır.

Batı'da akılcı gelenek
bkz. Doğum


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

, ve Platon ile (aklın kendine yeterliliği teorisi
Platon M.Ö. 427-347 yılları arasında yaşa­mış olan ve düşünce tarihinin tanıdığı ilk ve en büyük sistemin kurucusu olan ünlü Yunan filozofu. 20 yaşında Sokrates'le karşılaşınca felsefeye yönelmiş ve hocasının ölümüne kadar (M.Ö. 399) sekiz yıl boyunca öğrencisi olmuştur; hocası ölünce, diğer öğrencilerle birlikte Megara'ya gitmiş ama burada uzun süre kalmayarak önce Mısır'a, oradan da ythagorasçıların etkili oldukları Sicilya ve Güney İtalya'ya geçmiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Yeni-platonculuğun ve

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
idealizmin başat temasıdır) başlar(Runes, 263).
En genel ve felsefi olmayan gündelik anlamı içinde, yüksek ahlâki amaçlara bağlanma, zihnin tasarım, ide ve ideallerini maddi, kaba gerçekliğin tam kar­şısına geçirme ve onlara, İnsanın değerler cetvelinde başat bir rol ve konum yükleme tavrı;
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Aydınlanma'dan beri akılcılık felsefenin hizmetine matematiğin yöntemlerini sunmaya çalışır.
Onsekizinci yüzyılda doğan geniş ve muğlak bir entellektüel oluşum, akım. Onsekizinci yüzyılda ortaya çıkmasına rağmen Aydınlanmanın altyapısının bir önceki yüzyılda hazırlandığı bilinmektedir. Bu çerçevede, aydınlanmada, genel olarak 17. yüzyıldaki bilimsel devrim, özel olarak Newton fiziği önemli bir rol oynamıştır.

Aydınlanma, tabii bilimler ve matematiğin tarzını ve argumantasyon biçimini sosyal ve siyasi analizlere uygulamaya ve mümkün olan yerlerde dini metinler gibi kaynaklar yerine em
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Descartes,
René Descartes, 1591-1650 yılları arasın­da yaşamış, modern felsefenin kurucusu olarak ün kazanmış Fransız filozof. Temel eserleri: Regulae ad Directionem Ingenii Aklın İdaresi İçin Kurallar, Principia Phi­losophiae Felsefenin İlkeleri, Discours de le Mathade Yöntem Üzerine Konuşma, Maditations Mataphysiques Metafizik Dü­şünceler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Leibniz ve
Gottfried Wilhelm von Leibniz (1 Temmuz, 1646'da Leipzig'de doğdu - 14 Kasım, 1716'da Hannover'da öldü). Alman felsefecisi, bilim adamı, matematikçi, diplomat ve kütüphaneci.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Spinoza buna örnek gösterilebilir(Bourke, 263). Akılcılık
Baruch Spinoza (24 Kasım 1632 (Amsterdam) – 21 Şubat 1677 {Lahey) ), Benedictus de Spinoza veya Bento d'Espiñoza olarak da bilinmektedir. René Descartes ve Gottfried Leibniz ile birlikte 17. yüzyıl felsefesinin en önde gelen rasyonalistlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Avrupa'da genellikle kıta felsefesi olarak bilinir, çünkü İngiltere'de deneycilik daha baskındır. Nitekim
Avrasya olarak bilinen eski dünya kıtasının batısındaki büyük yarımada olan Avrupa, Sami dillerde Erep (yahut Irib) Güneşin Battığı taraf anlamına gelir. Fenikelilerden Yunanlılara geçen bu ad, Yunanca'da Europa olmuş ve Ege Denizi'ne göre batıda bulunan ülkelere bu ad verilmiştir. Avrupa, Afrika'nın kuzeyinde, Asya'nın batısında ve Atlas Okyanusu'nun doğusundadır ve bir yarımadadır.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Leibniz ve
Gottfried Wilhelm von Leibniz (1 Temmuz, 1646'da Leipzig'de doğdu - 14 Kasım, 1716'da Hannover'da öldü). Alman felsefecisi, bilim adamı, matematikçi, diplomat ve kütüphaneci.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Spinoza gibi filozofların düşünceleri, İngiliz deneyci filozoflarınkilerle sık sık karşılaştırılmıştır. Fakat bu akılcılık ve
Baruch Spinoza (24 Kasım 1632 (Amsterdam) – 21 Şubat 1677 {Lahey) ), Benedictus de Spinoza veya Bento d'Espiñoza olarak da bilinmektedir. René Descartes ve Gottfried Leibniz ile birlikte 17. yüzyıl felsefesinin en önde gelen rasyonalistlerinden biri olarak kabul edilmektedir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
deneycilik akımları ile filozofların akılcı ve deneyci fikirleri detaylıca incelendiğinde pek doğru bir eylem veya bakış açısı değildir. Geniş bir bakış açısından bir filozof hem akılcı hem de deneyci olabilir(Lacey, 286–287). Aşırı noktasında, deneycilik deneyim dışı her türlü bilgiyi reddeder ve her türlü bilginin deneyim ile edinildiğini savunur. Akılcılık ise, aşırı noktada bilginin deneyim ve algı olmaksızın saf akıl ile tamamen ve en iyi şekilde edilnilebileceğini savunur. Yani deneycilik ile akılcılık arasında en temel tartışma (insan) bilgi(si)nin kaynağıdır. Bununla birlikte, bu tüm rasyonalistlerin doğa bilimlerinin deneyimsel bilgi ve algıların yardımı olmadan tam anlamıyla bilinebileceğini öne sürdükleri anlamına gelmez. Aslında çoğu rasyonalist filozof deneyime de en azından belirli oranda önem vermiştir ve belirtilen derecede aşırı bir noktada bulunan herhangi bir rasyonalist okul ortaya çıkmamıştır(Hatfield).

Felsefî bir okul olarak akılcılık ve içerdiği temel ilkeler
Eski Yunanca'da "deney", "deneyim", "duyu verisi" gibi anlamlar taşıyan empeiria'dan türetilmiş felsefe terimi. Felsefedeki en genel anlamıyla tüm bilginin kaynağının deneyim olduğunu söyleyen bilgikuramı; insan bilgisinin tek kaynağının deney olduğunu öne süren bilgi öğretisi.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
18. yüzyılda büyük bir eleştiriye maruz kalmıştır. Bununla birlikte bu dönemde de, sayıları az da olsa, akılcılığı savunan filozoflar olmuştur. Örneğin Alman
18. yüzyıl, miladi takvime göre 1 Ocak 1701 ile 31 Aralık 1800 günleri arasındaki zaman dilimi olarak kabul edilir. 18. yüzyıl olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
ve yine Alman . 18. yüzyıl'da akılcılığa en büyük eleştiri deneyci çevrelerden gelmiştir. Bununla birlikte, örneğin Alman filozof Kant da geleneksel akılcı düşünce okulunu tenkit etmiştir.Kant eleştirel bir değerlendirmeyle yeni bir rasyonalizm fikrini temelendirmeye yönelir.Rasyonalizm gelenegi başlangıcından itibaren ele alındiığında karşımıza pek çok farklı türlerde rasyonalizm yorumları ya da yaklaşım biçimiyle karşılaşılır.

Antik Çağ felsefesinde rasyonalizm

Rasyonalizm geleneği

Immanuel Kant, 22 Nisan 1724 Königsberg – 12 Şubat 1804 Königsberg arasında yaşamış olan ünlü Alman filozofu.Alman felsefesinin kurucu isimlerinden biri olmuş ve felsefe tarihinin kendisinden sonraki dönemini belirleyici olarak etkilemiştir.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Elea Okulu ile birlikte başlatılabilir.İlk akılcı filozof

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Parmanides'tir denilebilir.Ona göre duyumlar değişebilen şeyler olduklarından bilginin temeli olamazlar, aksine akılın değişmeyen ilkeleri bilginin temeli olabilir.

Değişmeyi ve oluşu yadsıyan görüşü, birtakım aşilamaz güçlüklere yol açmış olan ünlü doğa filozofu.

Parmenides'e göre, evrende değişen hiçbir şey yoktur. Gerçeklik mutlak anlamda birdir, kalıcıdır, süreklidir, yaratılmamıştır, yok edilemez; o ezeli ve ebedidir; onda hareket ve değişme yoktur. Parmenides bu sonucu şöyle bir akılyürütme çizgisiyle elde etmiştir: Var olan herşeyi gerçeklik, Varlık olarak niteleyelim. Varlık varlığa nereden gelmiştir' Burada iki alternatif vardır: Varlık
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Elealı Zenon, hocası Parmanides'in akılcılığı daha ileriye götürmüştür.Duyuların güvenilmezliğini kanıtlayan paradoxlarının ardında rasyonalizm düşüncesi temellenidirilir.Platon ise
Elealı Zenon Parmenides'in izleyicisi olan Elealı düşünür. Zenon, hocası Parmenides'in yalnızca değişmez "Varlık"ın gerçek olduğunu öne süren görüşünü, çokluk ve değişmenin gerçek olduğunu savunan karşıt görüşte içerilen mantıksal güçlükleri gözler önüne seren dolaylı kanıtlarıyla savunmuş ve felsefe tarihinde bu savunmasıyla ün kazanmıştır.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
yle rasyonalizmin belli başlı bir kuram olarak şekillendiren isim olarak anılır.Platon, rasyonalizmin yöntemsel ilkesi olarak bilinen tümdengelimli yönteminde önü isimlerindendir.Ayrıca Aristotales'ide akılcılığın kurucu isimlerinden biri olarak belirtmek gerekir.

Kıta felsefesinde akılcı filozoflar

Genel anlamda kişinin akılcı olarak adlandırılabilmesi için iki temel noktayı onaylaması ve kabul etmesi gerekmektedir, bunlar:

  • "Akılcı sezgi a priori bilgimizin tamamı veya bir kısmının kaynağıdır, ve

  • Gerçeğin a priori bilgisi mümkündür"(Cassam, s.45).

    Aristoteles MÖ 384 - MÖ 7 Mart 322 tarihleri arasında yaşamış Yunanlı filozof ve bilim adamı. Platon ile birlikte Batı düşüncesini en çok etkileyen en önemli iki kişiden biri olarak düşünülür.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    ile başlayan akılcı geleneğin Batı'daki en önemli isimleri Descartes, Spinoza, Malebranche ve Leibniz'dir.

    Descartes'in metafizik hakkındaki savları ve metafiziksel ilkelerinin sonucu olarak gördüğü dualistik yapıya sahip (akıl-vücut ayrımını barındıran) Kartezyen ruh kavramı Avrupa'daki akılcılık geleneği için çok önemli bir noktayı oluşturmaktadır. Nitekim Descartes'in metafiziğe dair akılcı görüşleri yaygın kabul görmüş ve 17. yüzyılın ikinci yarısında, fiziksel görüşleriyle birlikte bunlar da kitap olarak birçok öğretim merkezinde okutulmuştur. Descartes'in görüşleri kendisinden sonraki filozofları da büyük oranda etkilemiştir. Nitekim Descartes'in ortaya attığı insanın ontolojik dualizmi fikri modern toplumlarda dahi sıklıkla kabul edilen bir savdır.

    Bir diğer ünlü akılcı filozof Spinoza ise başlarda Descartes'in metafizik savlarını benimsese de, zamanla kendi düşüncelerinin olgunlaşması ve gelişmesiyle birlikte Descartes'in savlarını bırakarak daha farklı bir metafiziksel anlayış geliştirmiştir. Kartezyan akıl-vücut dualizmini reddeden Spinoza, Tanrı'nın yaratılmış dünyadan ayrı olarak mevcut olduğu fikrine de karşı çıkmıştır. Ona göre bir tek ebedî varlık vardı. Spinoza'nın bu fikri ve metafiziksel açıklamaları Batı'da panteizm açısından çok önemlidir. Metafiziğe dair savları detaylıca Etik isimli eserinde yer alır. Ayrıca dinin de akılcı eleştirisini yapmıştır (Hatfield).

    Kartezyan ruh kavramıyla birlikte Descartes'in metafiziğe dair görüşlerini genel olarak benimseyen Malebranche ise aklî fikirlerin bireysel zihinlerden ziyade, Tanrı'da var olduğu ve Tanrı'nın gerektiğinde insanlara bu bilgileri ilâhî bir anlamda sunduğunu öne sürerek Descartes'ten ayrılmıştır.

    Anılan diğer filozoflar gibi Leibniz de başlarda Descartes'in fikirlerinin takipçisi olmuştur. Bununla birlikte daha sonra Descartes'in fikirlerini reddederek, kendi geliştirdiği metafiziksel fikirleri savunmuştur. Leibniz düşüncesinde Tanrı'nın yarattığı dünya bilinçli ve ayrı küçük varlıklardan oluşur. Daha sonra bu varlıklara monad ismini vermiştir (Monadoloji, 1714). Ayrıca Leibniz'in düşüncesinde Tanrı tüm olası dünyalardan en iyisi olarak dünyayı yaratmıştır ki burada kastedilen en iyi, mükemmel, eksiksiz anlamındadır. Bu fikir daha sonraları birçok filozof tarafından tenkit edilmiştir.

    Kantgil rasyonalizm

    Rasyonalizm konusunda en temel eleştirileri, kendisi de özgül bir rasyonalist olan Kant'tan gelir.Kant Saf Aklın Eleştirisi (1781) isimli eserinde bu noktadaki temel eleştirisini ortaya koymuş ve felsefi ilkelerini açıklamıştır. Hem amprizmin hem de rasyonalizmin felsefi problemleri eleştirel bir şekilde değerlendirilerek Kant felsefesinde aşılmaya çalışıldığı görülür.Bu bakımdan eleştirel felsefe olarak adlandırılan felsefe geleneğinin kurucusu Kant'tır ve o bu yolla ampirizmin ve rasyonalizmin yetersizliklerinden kurtulmaya çalışmıştır. Kant insan bilgisinin sınırlarını ve yapısını soruştururken, bir yanda aklın kuramsal statüsünün belirlenmesi ile ilgilenmiş öte yandan da her tür deneyimin kuramsal sınırlarını belirlemeye çalışmıştır. Saf Aklın Eleştirisi'de özellikle deneyimin zorunlu doğasının incelenmesine yönelik kapsamlı bir girişim vardır. A priori ve a posteriori bilginin varlığını kabul eden Kant, bunları farklı bilgi türleri olarak sınıflandırır ve önceki felsefe geleneklerinin yetersizliklerini bu kategoriler ekseninde değerlendirir.

    Hegelci rasyonalizm

    Rasyonalizm geleneği Parmanides'ten Hegel'e uzanan bir gelişim cizgisi gösteriri bu çizgi üzerinde birbirinden çok farklı akılcılık anlayışlarıyla karşılaşılır.Farklı rasyonalizm tanımlarına rağmen, doğruluğun ölcüsünü akıl olarak ele almasını bu felsefe geleneğinin ortak bir öğesi olarak ele alırsak, sözkonusu düşüncenin doruk noktasında Hegel ile karşılaşılır.Hegelci rasyonalizmin kendi içinde kendini temellendirmesinin bir yöntemi olarak ortaya çıkmıştır.Hegel'in ünlü sav sözü, "Gerçek olan her şey ussal, ussal olan her şey gerçektir" değişi, tüm bir rasyonalizm geleneğinin en özlü ifadesi olarak görülür.

    Aydınlanma ve rasyonalizm

    ile birlikte akıl ve akılcılık kavramları farklı bir anlam daha kazandı. Felsefî bir vurgudan öte, feodal ve dinî müessese ve uygulamalar ile sosyal ve politik uygulamaları akıl ışığında ve aklı baz alarak eleştiren kişilere rasyonalist adı verilmeye başlandı ve bu tip eleştirel yaklaşım da rasyonalizm olarak anılmaya başlandı. Burada felsefi ilkelerin aynı zamanda toplumsal düzenlemelerde yeni bir yönelimin kurucu ilkeleri haline gelmesi sözkonusudur.Bu anlamda rasyonalizm aklı kurucu ilke olarak benimseyen ve dinsel toplumsal örgütlenmelere karşı akılcı toplumsal düzenlemelerini temel alan yaklaşımları ifade eder.Kant'ın Aydınlanma Nedir? sorusuna verdiği, "insanın kendi aklını kullanmasıdır" şeklindeki cevabı, akıl'ın aydınlanmacılıkta felsefi bir ilke olduğunu gösterir.Buna göre evrensel bir dayanak noktası olan akıl, toplumsal yaşamın herkes icin geçerli olabilecek akılcı bir düzenlemesini mümkün kılabilecektir.

    Rasyonalizm içindeki filozof ve düşünürler listesi

  • Parmanides

  • Elealı Zenon

  • Aristotales

  • Isaac Asimov

  • René Descartes

  • Benjamin Franklin

  • Sigmund Freud

  • Robert A. Heinlein

  • Immanuel Kant

  • Gottfried Leibniz

  • John Locke

  • H. P. Lovecraft

  • Nicolas Malebranche

  • Thomas Paine

  • Platon

  • Karl Popper

  • Gene Roddenberry

  • Bertrand Russell

  • Baruch Spinoza

  • Voltaire

  • Herakleitos

    Kaynakça

    Ana kaynaklar

  • {{kaynak wiki | url=http://en.wikipedia.org/w/index.php?title=Rationalism&oldid=74246840 | tarih=7 Eylül 2006 | dil=İngilizce | madde=Rationalism}}

    İkincil kaynaklar

  • Bourke, Vernon J. (1962), "Rationalism", p. 263 in Runes (1962).

  • Cassam, Quassim "3. Rationalism, Empiricism, and the A Priori" isimli makale, içinde bulunduğu eser: Boghossian, Paul ve Christopher Peacocke. New Essays on the A Priori. Oxford: Oxford University Press, 2000.

  • Hatfield, Gary "Rationalism" isimli makale, içinde bulunduğu eser: Encyclopedia of Enlightenment, Ed. Alan Charles Kors. Oxford University Press, 2003. 11 Eylül 2006 <http://www.oxfordreference.com/views/ENTRY.html?subview=Main&entry=t173.e592>

  • Lacey, A.R. (1996), A Dictionary of Philosophy, 1st edition, Routledge and Kegan Paul, 1976. 2nd edition, 1986. 3rd edition, Routledge, London, UK, 1996.

  • Runes, Dagobert D. (ed., 1962), Dictionary of Philosophy, Littlefield, Adams, and Company, Totowa, NJ.




    Yorumlar - Lütfen konu (Rasyonalizm) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.