Su kirliliği

Su kirliliği, su kalitesinin mevcut fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin herhangi bir kullanım şeklini engelleyebilecek derecede bozulmasıdır. Kirletici kaynaklar iki ana grupta incelenir. Doğal kirlilik daha çok anorganik kaynaklıdır. Antropojen (insan faaliyetleri) kaynaklı kirlilik ise, çoğunlukla organik kökenlidir; evsel ve endüstriyel atıkların yüzey sularına karışması ile meydana gelir.

Su kirliliğiAmerika Birleşik Devletleri'nde arıtılmamış lağım ve sanayi atıklarının döküldüğü bir nehrin görüntüsü.

Su kirliliği hakkında ansiklopedik bilgi

Su kirliliği, su kalitesinin mevcut fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin herhangi bir kullanım şeklini engelleyebilecek derecede bozulmasıdır. Kirletici kaynaklar iki ana grupta incelenir. Doğal kirlilik daha çok anorganik kaynaklıdır. Antropojen (insan faaliyetleri) kaynaklı kirlilik ise, çoğunlukla organik kökenlidir; evsel ve endüstriyel atıkların yüzey sularına karışması ile meydana gelir.

Türkiye’de hâlen Sakarya, Porsuk, Nilüfer Çayı, Gediz, Nif Çayı, Ankara Çayı, Simav Çayı, Büyük ve Küçük Menderes, Kızılırmak ve Yeşilırmak gibi tatlı su kaynaklarında önemli derecede kirlilik mevcuttur. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği’ne göre, üretim ve tüketim faaliyetleri sonucunda atık su meydana getiren kurum, kuruluş ve işletmeler, atık sularını Yönetmelik’te belirtilen deşarj standartlarına uygun olarak arıtmakla yükümlü kılınmışlardır. İller Bankası’nın son yıllarda hazırladığı rapora göre, kanalizasyon sistemleri kentsel nüfusun ancak % 50’sine ulaşabilmektedir. Üstelik, kentsel nüfusun atık sularını arıtma oranı da son derece azdır. Arıtma ünitesi bulunan kanalizasyon sistemleri, toplam kanalizasyonların, sadece % 5’ini meydana getirmektedir. Bu, çok ciddî sağlık sorunlarının gündeme geleceği anlamına gelmektedir, çünkü kanalizasyon sularının uzaklaştırılması için başvurulan yöntemler; doğrudan akarsu, göl ve denizlere boşaltılması şeklinde özetlenen ilkel yollardır. Bu da deniz, su ve toprak kirliliğinin bir başka boyutu olarak değerlendirilmelidir. Türkiye’de, sanayi tesislerinin % 80’inde arıtma sisteminin olmayışı ve % 86’sında atık su deşarj izinlerinin mevcut olmaması nedeniyle sanayiden kaynaklanan yılda yaklaşık 1 milyar m3 atık su, arıtılmadan alıcı ortamlara verilmektedir. Bu deşarjın, % 65’i denizlere; % 20’si akarsulara ve % 15’i ise kanalizasyona yapılmaktadır. Çevre Mühendisleri Odası’nın hazırladığı rapora göre, sadece Marmara Denizi’ne ve Boğazlar’a günde 1.500.000 m3 atık su boşalmaktadır. Tarım yapılan tarla ve bahçelere her yıl bırakılan tabiî ve sun’î gübre ve koruma ilâçları da, bir yandan toprağın karakterini bozarken; diğer yandan da yeraltı sularını kirletmektedir. Ayrıca kıyılarda kurulan turizm amaçlı sitelerle yazlık evlerin, atık sularının foseptikle arıtılması mümkün değildir. Dünya’nın bir çok ülkesinde de sular ve denizler kirlenmekte; bu yüzden ulusal sınır tanımayan çevre kirliliği, insanlığın en önemli sorunu olmaktadır.

Kuzey Buz Denizi’nin kirliliğini ölçen uzmanların verdikleri raporlara göre, bu denize yılda 128.000 ton çinko, 11.000 ton kurşun, 4500 ton bakır, 950 ton arsenik, 335 ton kadmiyum ve 75 ton da cıva dökülmektedir. 1983 ile 1988 yılları arasında, Almanya kıyılarında 40.516 deniz kuşu, ölü olarak bulunmuştur. Yine hazırlanan bir rapora göre, her yıl gezegen üzerinde bir milyar insan, kirli sulardan hastalık kapmaktadır. Hastalanan insanlardan çoğu çocuk olmak üzere, her yıl 60.000.000 kişi, sırf bu nedenle hayatını kaybetmektedir. Avrupa’daki Ren Nehri’ne, günde 10.000 ton kimyasal atık bırakılmaktadır. Sürdürülen ölçüm ve araştırmalara göre, Akdeniz’e de çok sayıda ve çeşitte kirletici kimyasal ve tehlikeli madde dökülmektedir. Akdeniz Havzası’nın tamamına bırakılan petrol ve türevleri, yılda 650.000 tona ulaşmaktadır. Yağlar, önemli kirleticilerden biridir ve yılda 120.000 tonu bulmaktadır. Bu iç denize bırakılan 60.000 ton çeşitli deterjan ve 100.000 ton cıva, sorunun ne kadar tehlikeli bir boyuta geldiğini göstermeye yetmektedir.

Su kirliği konusunda arıtma teknolojileri, bir hayli yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunlardan “Biyolojik Arıtma Sistemi”, sık kullanılan bir yöntemdir. Bu metoda göre, kontrollü bir havuz içinde bulunan su kütlesine ölçülü oranda hava püskürtülerek suya çözünmüş oksijen ilâve edilir. Suda bulunan mikroorganizmalar, bu oksijeni ve aynı zamanda sudaki kirli organik maddeleri bünyesine alarak yumaklar teşkil eder. Daha sonra bu yumaklar, çöktürme havuzunda çökerek sudan ayrılır. Bu, ekonomik bir yöntemdir. Bir diğer yöntem de “Kimyasal Arıtım Metodu”dur. Bu metodun esası, su içinde çeşitli kimyasal reaksiyonlardan faydalanarak yumaklar meydana getirmek ve sonra bunları çöktürmektir. Ayrıca, “Mekanik Arıtma Sistemi” de fabrikalarda kullanılan bir diğer yöntemdir.

Su kirliliği Resimleri


  • Retention basin for controlling urban runoff

  • Silt fence installed on a construction site.

  • Confined Animal Feeding Operation in the United States

  • Riparian buffer lining a creek in Iowa

  • Sanayi atıklarını arıtmak üzere kurulmuş bir çözünmüş hava flotasyonu sistemi.

  • Deer Island Waste Water Treatment Plant serving Boston, Massachusetts and vicinity.

  • Çökeltiler tarafından kirletilen çamurlu su.

  • Amerika Birleşik Devletleri'nde arıtılmamış lağım ve sanayi atıklarının döküldüğü bir nehrin görüntüsü.



Yorumlar - Lütfen konu (Su kirliliği) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.