Türk müziği

Klasik Türk Müziği

T ürk Müziği

Klasik Türk Müziği



Osmanlılar yalnız musiki sanatına değil musiki ilmine de büyük önem verdiler. Türk müziğinin
Osmanlılar ile ilgili olarak aşağıdaki başlıkları kullanarak bilgi alabilirsiniz.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Arap,
Araplar, anadili Arapça olan topluluklara denir. Akdeniz'in güneyinde Afrika'da Büyük Sahra ve Sudan'a, doğusunda Irak'a ve Arabistan Yarımadası'na kadar uzanan bir coğrafyada yaşarlar. Arapça konuşulan ülkeler Arap ülkeleri olarak adlandırılır. Bu ülkelerde, Arapça’nın dışında Kuzey Afrika'da Berberice , Irak'ta Kürtçe ve Türkmence, Güney Arabistan'da ise çeşitli yerel diller konuşulur.
...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Acem (topluluk), eski
Acem, Arapların kendileri haricindeki yabancılar için kullandığı, Türkçede İranlılar için kullanılan tanımlama.İranlılar genelde Acemler olarak bilinir.


...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

Yunan ve

...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
Bizans asıllı olduğunu ileri sürenler vardır. Ancak Türk Müziği genel nitelikleri bakımından Türk asıllıdır. Her sanat dalı gibi müzik de çevrenin etkisinde kalmış dolayısı ile Türkler de yaşadıkları çevrelerin kültür ve sanatları ile birlikte müziklerin den etkiler almıştır. Ancak bu etki kesinlikle bir taklit değildir. Türk Müziği kendi öz sistemi içinde ve Türk sanat geleneği içinde şekillenerek ürünlerini vermiştir.

Türk müziği çeşitli ortamlarda söyle belirir:

  • Şehirlerde, saray çevresinde ve konaklarda

    : ''

    Bizans kelimesi Byzas'tan gelir. İstanbul şehrinin kurucusu Byzas'dan dolayı şehre uzun süre Byazs denmiştir.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Kâr,
    Kâr Bir malın satış fiyatı ile maliyeti arasındaki müsbet fark. Bir işletmede, belirli bir dönemde, dönem sonu öz sermayesinin dönem başı öz sermayeden fazla olan miktarı.

    Karın işletme ve muhasebe açısından yukarıdaki tariflerine ek olarak, net ve gayri safi şekilde de hesaplanabilir. Gayri safi veya brüt kar bir iktisadi faaliyetin neticesinde bir mal ve hizmet satışından elde edilen fazlalıktır. Söz konusu faaliyetle dolaylı şekilde alakalı giderlerin düşülmesiyle net hale gelir.


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

    beste,
    Beste, müzik notasyonu kullanılarak yazılmış veya icra sırasında kaydedilmiş müzik yapıtı.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    semai,
    Halk Edebiyatı nazım şekillerindendir. Aruz vezniyle veya hece vezniyle yazılır. Her iki vezin de yaygın olarak kullanılmıştır. Hece ile söylenenler 4 + 4 = 8'li hece vezniyle aruz ile söylenenler ise. dört veya iki mefailün (mefailün / mefailün / mefailün / mefailün veya mefailün / mefailün) vezniyle söylenmişlerdir. Kafiye düzeni koşmanın aynısıdır: İlk dörtlük aaab veya abab veya abcb şeklinde olur, diğerleri ise dddb / eeeb / fffb... şeklinde devam eder.

    Dörtlük sayısı üç ile beş arasında
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    şarkı''

  • Camilerde

    : ''
    Divan Edebiyatı nazım şekillerindendir. Şekil bakımından murabba'ya benzer. Şarkı Türk'ler tarafından bulunarak geliştirilmiş bir nazım şeklidir. Kaynağı Halk Edebiyatı'na dayanır. Nitekim kafiye örgüsü bakımından koşmalara benzer. Edebiyatımızda 17. yüzyıldan sonra yaygınlaşmaya başlayan şarkı nazım şeklinin ilk büyük ustası Nedim'dir.

    Şarkıların ilk dörtlüğünün ikinci mısrası, bütün dörtlüklerin sonunda aynen tekrarlanır. Bu tekrarlara nakarat adı verilir. Dörtlük sayısı iki ile beş ara
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Ezan,
    Ezan namaz vakitlerini bildirmek, Müslümanları namaza davet etmek (çağırmak) için yüksek bir yerde okunan kelimeler ve cümleler. Ezan lügatta “herkese bildirmek” demektir. Ezanda, İslam inancı ve dinin esasları çok veciz olarak anlatılmıştır. Burada Allahü tealanın birliği ve büyüklüğü, Muhammed aleyhisselamın Allah’ın kulu ve resulü olduğu günde beş defa dünyanın her tarafında bütün insanlığa duyurulur.

    Ezan okumak, hicretin birinci senesinde Medine-i münevverede başladı. Bundan önce,
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    dua,
    Dua Alm. Gebet, Fr. Priere, invocation, litanies, İng. Prayer. Allahü tealaya yalvararak, muradını, dileğini isteme. Allahü teala, dua eden Müslümanları sever. Dua müminin silahıdır. Dinimizin temel direklerinden biridir. Dua gelmiş olan dertleri, belaları giderir. Gelmemiş olanların da gelmelerine mani olur. Allahü teala Kur’an-ı kerimde mealen; “Bana halis kalp ile dua ediniz! Böyle duaları kabul ederim.” (Mü’min suresi:
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    sela,

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    tekbir,
    Bir İslam dini kavramı olan tekbir, Allah'ın herşeyden üstün, yüce, ulu olduğunu ifade eder. Allah'dan başka güç yoktur demektir.


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

    , ''

  • Tekkelerde

    : '' Naat,
    Hazreti Muhammed'i övmek amacıyla yazılmış şiirlerdir. Hazreti Muhammed'in çeşitli özellikleriyle mucizelerinin dile getirildiği bu şiirler daha çok kaside biçimiyle yazılmıştır. Na't'lara divanların başında tevhid ve münacaatlardan sonra yer verilmiştir. Na't yazmakla ünlü kişilere na't-gü, özel dinsel törenlerde na't okuyanlara ise na't-han denir.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    ayin,
    Ayin, (Farsça:¥y³n) kısaca dini tören demektir. Ayinler kendilerine özgü belirli dini ve geleneksel ritüelleri kapsar, çoğunlukla sembollerden ve ilahi kavramlardan faydalanır. Çoğu zaman tapınaklarda ve özel giysilerle, bazel özel makyajlarla yapılır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    durak,
    Durak Toplu taşımacılık|toplu taşıma araçlarının yolcu bindirmek ve indirmek için kullandıkları önceden belirlenmiş noktalardır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    ilahi,
    Tanrı'ya ait, Tanrı ile ilgili manalarına gelir. Edebiyatta, tasavvuf şairleri tarafından yazılan ve dini, ilahi konuları ihtiva eden manzumelere verilen addır. İlahiler, eskiden tekkelerde Tanrı aşkı ile söylenir ve beste ile terennüm edilirdi. Söyleniş gayeleri, Tanrı'yı övmek, O'na karşı duyulan engin sevgiyi dile getirmektir.

    İlahiler hem aruz, hem de hece vezni ile söylenir. Aruzla söylenen beyitlerle, hece ile söylenenler dörtlüklerle kurulur. Dörtlük sayısı 3-7, beyit sayısı ise 5-7 ve
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    nefes,
  • Nefes (tıp)


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

  • ''

  • Köylerde

    : '' Türkü,
    Halk Edebiyatı'nın çok yaygın olarak kullanılan nazım şekillerindendir. Şekil özellikleri bakımından koşma'ya benzer. Mani'ye benzeyen türkü'ler de vardır.

    Türküler genellikle 11'li hece vezniyle söylenirler. Ayrıca 8'li ve 7'li hece vezniyle söylenmiş türkü'lere rastlamak mümkündür. Türkülerin ekseriyeti Anonim Halk Edebiyatı mahsulleridir. Ancak söyleyeni belli olan türkü'ler de vardır.

    Türkülerle şarkılar arasında da şekil benzerlikleri vardır. Türküleri şarkıdan ayıran en belirgin özel
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    bozlak,
    Türk Halk edebiyatında bir uzun hava türüdür. Konusunu aşiret kavgalarından, kan davalarından, aşk maceralarından alır. Çoklukla Güney ve Orta Anadolu bölgelerinde söylenir. Afşar bozlağı, Urum bozlağı gibi türleri vardır. Kırıkkale ve Kırşehir yöresine özgüdür.


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

    uzun hava,
    Geleneksel Türk halk müziğinde genel olarak serbest ritmli (usulsüz) olarak söylenen ezgi türü. Başlıca formları,bozlak,gurbet havası,hoyrat,divan,yol havası,Arguvan ağzı,Çamşıhı ağzı,maya, barak ağzı ve müstezattır.Bu uzun havalar usul ile çalınmaz her sanatkarların arzusuna göre serbestçe çalınmaz.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    zeybek,
    Ege bölgesinde bilhassa Aydın, Muğla, Denizli, Manisa, İzmir yörelerinde köy ve çiftliklerde yaşıyan Türklere verilmiş bir isim. Din, karakter, örf ve âdetlere bağlılık yönünden tamâmen Türk köylüsünün aslıdırlar. Mert ve cesur, mazlumun dostu kimselerdir. Bunlar tek tek olduğu gibi gruplar hâlinde de yaşarlar.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    oyun havası''

  • Sınır boylarında

    :

    Oyun havası, insanlarda coşku uyandıran, sazlarla çalınan, saz eserleridir. Çiftetelli, zeybek, longa, horon, hora, bar, köçekçe, halay ve sirto gibi değişik şekilleri vardır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

  • Kışlalarda

    : Mehter müziği

    Mehter Türk geleneklerinde, bir şenlik aracı değil, azametin, ihtişamın ve görkemli olmanın bir işaretidir. Devletin ululuğu ve kutluluğu, davulların gümbürtüsü ile yankılanır. Türklerin devlet anlayışında, halkın bütünlüğü, devletin yüceliği kavramları çok önemlidir. Bu inanış ve gelenekler, İslamiyet'ten önceki Türk devletlerinde de, Selçuklu ve Osmanlı devletinde de, küçük değişiklerle yer almıştır.

    Bu yapıda üç önemli sembol vardır :

    Otağ , hakanın veya başkomutanın bulunduğu yerdir. B
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    sonra Topkapı Sarayında kurulan
    Topkapı Sarayı dünyada günümüze gelebilmiş sarayların en eskisi ve genişi Topkapı Sarayıdır. İstanbul'da Sarayburnu sırtlarında yaklaşık 400 yıl Osmanlı Devletinin idare merkezi olan saray. Sultanahmed ile Haliç ve Boğaz sahilini kaplıyordu. Asıl alanı 700.000 m2 kadardı. İnşasına Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) zamanında 1465 yılında başlandı. Osmanlı teşrifatında ilk adı "Saray-ı Cedîd-i Âmire" olup, “Yeni saray” demekti. Fatih, sarayın tek binadan değil, birçok köşk ve dairelerden meyd
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    ve özel meşk hanelerde eğitime geçilmesiyle daha belirli olarak kurallaşan ve klasik bir müzik niteliği kazanan Türk Müziği altı dönemde incelenir:

    1 Hazırlayıcı dönem

    : Başlangıcından Meragalı Abdülkadir'e (1360-1435) kadar uzanan dönem.

    2 İlk klasik dönem

    : Meragalı Abdülkadir'den


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Itri' ye (1640-1712) uzanan dönem.

    3 Son klasik dönem

    : Itri' den

    Itri ( .... - 1712) İstanbul'da doğdu, aynı kentte öldü. Çağdaşlarının, ölümüne tarih düşürmek amacıyla kaleme aldığı mısralar ile, bestelediği yapıtlarda güfte olarak kullandığı şiirlerin yazılış tarihlerine göre, yaklaşık 1630 ile 1640 yılları arasında doğduğu sanılmaktadır. Çeşitli kaynaklarda ölümü için 1711 ve 1712 tarihleri gösterilmektedir. Asıl adı Mustafa'dır. Itrî, şiirlerinde kullandığı mahlastır. Buhurîzade Mustafa Efendi diye de anılmıştır. Buhurîzade adının kendi lakabı mı,
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Dede Efendi'ye (1778-1846) uzanan dönem.

    4 Yeni klasik dönem (Neoklasik dönem)

    : Dede Efendi'den

    Hammâmîzade İsmâil Dede Efendi (d. 9 Ocak 1778, İstanbul - ö. 29 Kasım 1846, Mekke, Minâ), bestekâr. Babası geçimini hamam işletmeciliğiyle sağladığı için, Hammâmîzade adıyla tanınmıştır. Ancak günümüzde çoğu zaman Dede Efendi diye anılır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Zekai Dede' ye (1825-1397) kadar uzanan dönem.

    5 Romantik dönem

    : Zekai Dede'den H. Saadettin Arel' e (1880-1955) kadar uzanan dönem.

    6 Reform dönemi

    : H. Saadettin Arel ile başlayan ve bugün devam eden dönem.

    Klasik ilk dönemde kurallara tam bağlı müziğin ürünleri yer alır. Son klasik dönemde ise kurallar zorlanmaya başlanmıştır. Yeni klasik dönemde zorlanan klasik kuralların yıkılmaya başladığı görülür.

    III. Selim zamanında klasik kurallara bağlı kaldığı halde lirizm unsurunu geliştiren 'nın klasik kuralları yıkarak nden ye kadar her türlü eser veren Dede Efendi'yi görülür.

    Türk Müziği sistemi 24 aralığı ve 25 perdeyi kapsayan dizi, makamlar, usuller ve şekiller'den oluşur.

    Halk Müziği



    Türk Halk Müziği sözlü ya da sözsüz olur. Sözlü müzik bütün türleriyle halk türkülerini ve türkülü oyun havalarını sözsüz müzik ise türküsüz halk oyunlarının ezgilerini kapsar.

    Halk türkülerinin ölçülü olanına kırık hava, ölçüsüz olanına uzun hava denir. Uzun havalar Anadolu'nun değişik bölgelerinde bozlak, türkmani, maya, hoyrat, divan, ağıt gibi adlarla anılır. Bunlar genellikle Karacaoğlan, Emrah, Ruhsati, Sümmani ve daha birçok tanınmış halk ozanının deyişleri üzerine yakılmıştır.

    Kırık havalar ise koşma, yiğitleme, güzelleme, taşlama, ninni ve daha başka adlar altında kümelenir. Bunlar da genellikle gurbet, ayrılık, sıla hasreti, ölüm, askere gidiş, yiğitlik, düğün, çocuk sevgisi, kız kaçırma gibi köye has toplumsal bir olayı konu alır, sadelik, içtenlik, duygululuk gibi özellikler gösterir yerel renkler taşır. Türk Halk Müziği'nin melodi yapısı incelendiğinde bu melodilerin ses genişlikleri bakımından bir oktav (sekiz ses sınırı) tamamlayan dizi ve tonaliteyi kesin şekilde belirtmeyen ikili ile beşli aralıkları içinde yaratılmış olduğu görülür. Bununla birlikte dizi ve tonaliteyi belli eden sekizli ve daha geniş sınırlı melodiler de çoktur. Basit ve birleşik ölçülerden başka aksak ölçüleri içeren Türk Halk Müziği, ezgiler ve formlardan oluşur.

    Cumhuriyet Dönemi

    Türkiye'de Cumhuriyet Döneminde girişilen devrim hareketleri sanat konularına da yöneldi.

    1924'de Ankara'da Musiki Muallim Mektebi kuruldu. Osmanlı sarayındaki müzik topluluğu başkente getirilerek adıyla konserler vermesi sağlandı.

    Yetenekli gençlerin Avrupa ülkelerine gönderilip yetiştirilmesi hareketi başladı. İstanbul'da çalışmalarını sürdüren adlı okul yeni bir yönetmelikle haline getirildi.

    Çok sesli sanat müziğinde sesini Batı'da ilk duyuran Türk sanatçı Cemal Reşit Rey oldu. Öğrenimlerini devlet adına yurtdışında yapan Ulvi Cemal Erkin, Hasan Ferit Alnar, Ahmet Adnan Saygun, Necil Kazım Akses dönüşlerinde 'nin öğretmen kadrosuna katıldılar. Bu sanatçılar Türk Sanat Tarihinde sanat tarihinde Türk Beşleri olarak anıldılar. Eserlerinde genellikle batı müziği ilkeleri halk müziğinden gelen ögelerle birleştirilmiştir.

    Ahmet Adnan Saygun'un adlı bir perdelik operası 1924'de Ankara Halkevi'nde sahnelendi. Aynı bestecinin ikinci eseri de 1934'de başarı ile oynandı. Opera ve bale temsillerini gerçekleştirmek amacı ile Ankara Devlet Konservatuarı'na bağlı bir Tatbikat Sahnesi 1940 yılında çalışmalarına başladı. Yetenekli gençlerin seçimi ile eğitime geçildi. İzleyen yıllarda Ahmet Adnan Saygun' un Kerem, Nevit Kodallının Van Gogh ve Gılgamış, Sabahattin Kalender'in Nasrettin Hoca, Ferit Tüzün'ün eserleri sergilendi. Ankara'dan sonra İstanbul ve İzmir'de kurulan devlet konservatuarları eğitime başladı.

    1940 yılından bu yana genç yetenekler için uygun bir ortamın doğuşu yurtdışında da ün ve ilgi derleyen yorumcuların yetişip gelişmesini bağladı. Soprano Leyla Gencer, bariton bu hareketin öncüleri oldular. Onları bas yorumcusu olarak Ayhan Baran, soprano ve soprano izlediler. Enstrüman yorumcusu olarak piyanist , kemancı Ayla Erduran, Suna Kan, piyanist Ayşegül Sarıca, İdil Biret, Hülya Saydam ve Verda Erman yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da büyük ilgi gördüler.

    Günümüzde Gazi Üniversitesi Müzik Bölümü ve Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi başta olmak üzere, belediye konservatuarları özel okullar, özel ve devlet bünyesinde kurulan korolar, amatör koro ve orkestraları ülkemizde tasavvuf, Türk Sanat Müziği, halk müziğinin yanı sıra çok sesli müziğin benimsenip yaygınlaşmasında etkin olmuşlardır.

    Linkler

    http://www.istanbullife.org İçeriğin tam hali


    Bu sayfa, online kullanıcı topluluğu tarafından oluşturulan ve düzenlenen özgür ansiklopedi projesi Wikipedia'nın Türkçe versiyonu Vikipedi'deki maddesinden faydalanılarak veya ilgili madde birebir kopyalanarak hazırlanmıştır. Bu makale, GNU Özgür Belgeleme Lisansı ilkeleri kapsamında, Vikipedi sitesindeki ilgili madde kaynak gösterilerek özgürce kullanılabilir.



    Yorumlar - Lütfen konu (Türk müziği) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.

    Misafir: bence ücretsiz özel arama yeri olsun ve türk müziği makamları sonuçları

    tam çıksın

    - 3 yıl, 4 ay önce yazıldı.