Terkîb-i bend (Ziya Paşa)

Terkîb-i bend, Ziya Paşa`nın 1870`te, Cenevre`de iken Hürriyet`i tek başına çıkarmağa devam ettiği dönemde yazdığı ünlü şiirinin adıdır.

Terkîb-i bend (Ziya Paşa) hakkında ansiklopedik bilgi

Terkîb-i bend, Ziya Paşa'nın 1870'te, Cenevre'de iken Hürriyet'i tek başına çıkarmağa devam ettiği dönemde yazdığı ünlü şiirinin adıdır. I Saki getir ol badeyi kim mâye-i candır Arâm-dih-i akl-ı melâmet-zedegândır Ol mey ki olur saykal-ı dil ehl-i kemâle Nâ-puhtelerin aklına bâdî-i ziyandır Bir câm ile yap hatırı zîrâ dil-i vîrân Mehcûr-ı hârâbat olalı hayli zamandır Sâkî içelim aşkına rindân-ı huda'nın Rindân-ı huda vâkıf-ı esrâr-ı nihândır Sâkî içelim rağmına süfi-ı harisin Kim maksadı kevser emeli hıır-i cinândır Aşk olsun o pîr-ı mey-perverde-i aşka Kim badesi sad-sâle vü sâkîsi civandır Pîr-i meye sor mes'elede var ise şüphen Vaizlerin efsaneleri hep hezeyandır Ben anladığım çarh ise bu çarh-ı çep-endâz Yahşi görünür sureti amma ki yamandır Benzer felek ol çenber-i fânûs-ı hayâle Kim nakş-ı temâsîli serîü'l-cereyândır Sâkî bize mey sun ki dil-i tecribet-âmûz Endişe-i encam ile vakf-ı halecândır İç bade güzel sev var ise akl u şuurun Dünya var imiş ya ki yoğ olmuş ne umurun II Yetmez mi bu kasrîreviş-iağreb-i âlem Bir menzile ermez mi aceb kevkeb-i âlem Şimdi uyuyanlar ö zamanda uyanırlar Bir subha resîde olur âhır şeb-i âlem Pâmâl eder encam kimin üstüne dönse Agâz edeli devre budur meşreb-i âlem Bin böyle cihan zer ü sîm olsa yetişmez Mümkün mü ki is'af oluna matlab-ı âlem Hâriçten eğer olsa temaşasına imkân Müdhiş görünür heykel-i müsta'ceb-i âlem Almış yükünü şöyle ki seyrinde halelsiz Bir zerre dahi kaldıramaz merkeb-i âlem Ebnâ-yı beşerde kalacak mı bu muâdât Bilmem ne zaman doğrulacak mezheb-i âlem Her safhada bir şekl-i hakikat eder ibraz Her gün çevirir bir varaka makleb-i âlem Bin ders-i maârif okunur her varakında Yârab ne güzel mekteb olur mekteb-i âlem Bu cism-i kesifin neresi merkez-i kuvvet Yârab ne matıyyeyle gezer kâlib-i âlem Subhâneke yâ men halaka'l-halka vasînâ Subhâneke subhâneke subhâneke elîfâ III Ey kudretine olmayan âğâz u tenâhî Mümkün değil evsâfını idrâk kemâhî Her nesne kılar varlığına hüsn-i şehâdet Her zerre eder vahdetine arz-ı güvâhî Hükmün kılar izhâr bu âsâr ile mihri Emrin eder ibraz bu envâr ile mâhı Dil-sîr-i bisât-ı niamın mürg-i hevâyî Sîrâb-ı zülâl-i keremindir suda mâhî Eyler keremin âteşi gülzâr halil'e Mağlûb olur peşşeye nemrud-ı mübâhi Zâlimleri adlin ne zaman hâk edecektir Mazlumların çıkmadadır göklere âhı Bigânelere münhasır enva'-ı huzûzât Mihnet-zede-i aşkına mahsûs devâhî Sensin eden idlâl nice ehl-i tarîki Sensin eden ihdâ nice gümgeşte-i râhı Hükmün ki ola mûcib-i hayr u şer-i ef âl Yarab ne içindir bu evâmir bu nevâhî Sendendir ilâhi yine bu mekr ü bu fitne Bu mekr ü bu fitne yine sendendir ilâhi Güftî bikün ü bâz zenî seng-i melâlet Dest-i men ü dâd-ı tu der rûz-ı kıyamet IV Bir katre içen çeşme-i pür-hûn-ı fenadan Başın alamaz bir dahi bârân-ı belâdan Asude olam dersen eğer gelme cihâna Meydâna düşen kurtulamaz seng-i kazadan Sâbit-kadem ol merkez-i me'mûn-ı rızâda Vareste olup dâire-i havf u recâdan Dursun kef-i hükmünde terâzû-yı adalet Havfın var ise mahkeme-i rûz-ı cezadan Her kim ki arar bûy-ı vefa tab'-ı beşerde Benzer ana kim devlet umar zıll-ı hümâdan Bî-baht olanın bağına bir katresi düşmez Bârân yerine dür ü güher yağsa semâdan Erbâb-ı kemâli çekemez nakıs olanlar Rencide olur dîde-i huffâş ziyadan Her âkile bir derd bu âlemde mukarrer Rahat yaşamış var mı gürûh-ı ukalâdan Halletmediler bu lügazın sırrını kimse Bin kafile geçti hükemâdan fuzelâdan Kıl san'at-ı üstadı tahayürle temaşa Dem vurma ger arif isen çün ü çiradan İdrâk-i meali bu küçük akla gerekmez Zîrâ bu terâzû o kadar sıkleti çekmez V Cehrin ne safa var acaba sîm ü zerinde İnsan bırakır hepsini hîn-i seferinde Bir reng-i vefa var mı nazar kıl şu sipihrin Ne leyi ü nehârında ne şems ü kamerinde Seyretti hava üzre denir taht-ı süleyman Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde Hür olmak ister isen olma cihanın Zevkinde safasında gamında kederinde Cânân gide rindân dağıla mey ola rizân Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde Hayr umma eğer sadr-ı cihan olsa da bilfarz Her kim ki hasâset ola ırk u güherinde Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde Anlar ki verir lâf ile dünyâya nizâmât Bin türlü teseyyüb bulunur hanelerinde Ayînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde Ben her re kadar gördüm ise bazı mazarrat Sâbit-kademim vine bu re'vin üzerinde İnsana sadakat yaraşır görse de ikrah Yardımcısıdır doğruların hazret-i allah VI Gadr ede reayasına vâli-i eyâlet Dünyâda vü ukbâda ne zillet ne rezalet Lâyık mıdır insân olana vakt-i kazada Hak zahir iken bâtıl için hükmü imâlet Kadı ola davacı vü muhzır dahi şahit Ol mahkemenin hükmüne derler mi adalet Ey mürtekib-i har bu ne zillet ki çekersin Bir kaç kuruşa müddet-i ümrünce hacâlet Lâ'net ola ol mâle ki tahsîline ânın Yâ din ola yâ ırz veya namus ola âlet í‚dem olanın hayr olur âdemlere kasdı İnsanlığa insanda budur işte delâlet İnsan ona derler ki ede kalb-i rakîki Alâm-ı ben-i nev'i ile kesb-i melâlet í‚dem ona derler ki garazdan ola sâlim Nefsinde dahi eyleye icrâ-yı adalet Sâdık görünür kisvede erbâb-ı hiyânet Mürşid sanılır vehlede ashâb-ı dalâlet Ekser kişinin suretine sîreti uymaz Yârâb bu ne hikmettir ilâhi bu'ne halet Ümmîd-i vefa eyleme her şahs-ı degalde Çok hacıların çıktı haçı zir-i begalde VII Bir abd-i habeş dehre olur baht ile sultan Dahhâk'in eder mülkünü bir gâve perişan İkbâline idbârınadil bağlama dehrin Bir dâirede devr edemez çenber-i devrân Zâlim yine bir zulme giriftar olur âhır Elbette olur ev yıkanın hanesi viran Ekser görülür çünkü ceza cins-i amelden Encamda âhenden ölür rahne-i sühan Tezkîr olunur la'n ile haccâc ile cengiz Tebcîl edilir nûşirevan ile süleyman Kabil midir elfaz ile tagyir-i hakikat Mümkün mü ki tefrik oluna küfr ile îmân Birhâkden inşâ olunur deyr ile mescid Birdir nazar-ı hak'da mecûs ile müselman Her derdin olur çaresi her inleyen ölmez Her mihnete bir âhir olur hem gama pâyan Geh çâk olunur damen-i pâkize-i ismet Geh iffet eder âdemi ârâyiş-i zindan Sabr et siteme ister isen hüsn-i mükâfat Fikreyle ne zulm eylediler yusuf a ihvan Zâlimlere bir gün dedirir kudret-i mevlâ Tallahi lekad âserakellâhu aleynâ VIII Her şahsı harîm-i hakk'a mahrem mi sanırsın Her tâc giyen çulsuzu edhem mi sanırsın Dehri araşan binde bir âdem bulamazsın adem görünen harlan âdem mi sanırsın Çok mukbili gördüm ki güler içi kan ağlar Handan görünen herkesi hurrem mi sanırsın Bil illeti kıl sonra müdâvâta tasaddî Her merhemi her yareye merhem mi sanırsın Kibre ne sebeb yoksa vezirim deyu gerçek Sen kendini düstûr-ı mükerrem mi sanırsın Ey müftehir-i devlet-i yek-rûze-i dünya Dünya sana mahsûs u müsellem mi sanırsın Hâlî ne zaman kaldı cihan ehl-i tama'dan Sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun Sen herkesi kör âlemi sersem mi sanırsın Bir gün gelecek sen de perîşan olacaksın Ey gonca bu cem'iyyeti her-dem mi sanırsın Nâmerd olayım çarha eğer minnet edersem Çevrinle senin ben keder etsem mi sanırsın Allah'a tevekkül edenin yaveri hak'tır Nâşâd gönül bir gün olur şâd olacaktır. IX Pek rengine aldanma felek eski felektir Zîrâ feleğin meşreb-i nâsâzı dönektir Yâ bister-i kemhada ya vîrânede can ver Çün bây ü gedâ hâke beraber girecektir Allah'a sığın sahs-ı halimin gazabından Zîrâ yumuşak huylu atın çiftesi pektir Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm Şirin dahi kasd etmesi cana gülerektir Bed-asla necâbet mi verir hiç üniforma Zer-dûz palan vursan eşek yine eşektir Bed-mâye olan anlaşılır metiis-i meyde İşret güher-i âdemi temyize mihektir Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir Tekdîr ile uslanmayanın hakkı kötektir Nadanlar eder sohbet-i nadanla telezzüz Dîvânelerin hem-demi dîvâne gerektir Afv ile mübeşşer midir ashâb-ı merâtib Kânûn-ı ceza âcize mi has demektir Milyonlaçalanmesned-iizzetteser-efrâz Bir kaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir İman ile din akçadır erbâb-ı gınada Nâmûs u hamiyyet sözü kaldı fukarada X İkbâl için ahbabı siâyet yeni çıktı Bilmez idik evvel bu dirayet yeni çıktı Sirkat çoğalıp lafz-ı sadâkat modalandı Nâmûs tamam oldu hamiyyet yeni çıktı Düşmanlara ahbabını zemm oldu zerafet Dildârdan agyâra şikâyet yeni çıktı Sâdıkları tahkîr ile red kaide oldu Hırsızlara ikram u inayet yeni çıktı Hak söyleyen evvel dahi menfur idi gerçi Hâinlere amma ki riâyet yeni çıktı í‚ciz olanın ketm olunur hakk-ı sarîhi Mahmîleri her yerde himâyet yeni çıktı İsnâd-ı ta'assub olunur merd-i gayura Dinsizlere tevcih-i reviyyet yeni çıktı İslâm imiş devlete pâ-bend-i terakki Evvel yoğ idi işbu rivayet yeni çıktı Milliyyeti nisyan ederek her işimizde Efkâr-ı frenge tebaiyyet yeni çıktı Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık Zîrâ ki ziyan ortada bilmem ne kazandık XI Zahirde görüp bizleri sanma ukalâyız Biz bir sürü âkil sıfatında budalayız Akil denilir mi bize kim hâli bilirken Dildâde-i âlâyiş-i nîreng-i hevâyız Yârân-ı vatandan bizi özler bulunursa Düştük sefer-i gurbete muhtâc-ı duayız Terkîb-i acîbiz iki hâsiyyetimiz var Ahbabımızın devletiyiz hasına belâyız Küncîde durur hırkamız altında künûzât Dervişleriz gerçi nazarda fukarayız Ukbâya yarar bir işimiz yok ise bârî Azâde-dil-i şâibe-i zerk ü riyayız Devletlülere bizleri tahkir düşer mi Biz âciz isek de yine mahlûk-ı hüdâyız Bir âfet-i hunhara esîr oldu gönül kim Her nâzına her lâhzada bin kerre fedayız Hatırda durur sohbetinin lezzeti hâlâ Gerçi o şereften nice yıldır ki cüdayız Her çevrine razılarız ey şâh-ı melâhat Bizler ki kuluz mu'tasım-ı bâb-ı rızâyız İster bize lutf eyle diler bizden ırağol Dünyada heman sen şeref ü şân ile sağ ol XII Her millet için bir düzüye adlini âm et Fikr-i gazab-ı hazret-i mabûd-ı enam et Bevvâl-i çeh-i zemzemi la'netle anar halk Sen kabe gibi kendini hürmetle benâm et İncinmemek istersen eğer mülk-i fenada Bir kimseyi incitmemeğe hasr-ı meram et Bir yerde ki yok nağmeni takdir edecek gûş Tazyi'-i nefes eyleme tebdîl-i makam et Avret gibi mağlûb-ı hevâ olma er ol er Nefsin seni râm etmeye sen nefsini râm et Mânend-işecernâbit olur sabit olanlar Her kangı işin ehli isen anda devam et Noksanını bil bir işe ya başlama evvel Yâ başladığın kâr-ı pezîrâ-yı hitâm et Uğrarsa saba râhın eğer semt-i irak'a Bağdad iline doğru dahi azm ü hıram et Merdân-ı suhendânı ziyaret edip andan Adâb ile git ravza-i rûhî'ye selâm et Tahsinini arz eyleyip evvelce ziyâ'nın Bu beyti huzurunda oku hatm-i kelâm et Meydân-ı suhende yoğ iken sen gibi bir er Bir şâir-i rûm oldu sana şimdi beraber

Bu sayfa, online kullanıcı topluluğu tarafından oluşturulan ve düzenlenen özgür ansiklopedi projesi Wikipedia'nın Türkçe versiyonu Vikipedi'deki Terkîb-i bend (Ziya Paşa) maddesinden faydalanılarak veya ilgili madde birebir kopyalanarak hazırlanmıştır. Bu makale, GNU Özgür Belgeleme Lisansı ilkeleri kapsamında, Vikipedi sitesi kaynak gösterilerek özgürce kullanılabilir.



Yorumlar - Lütfen konu (Terkîb-i bend (Ziya Paşa)) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.