Uluğ Bey

ULUĞ BEY (Muğisüddin Mirza Muhammed Turagan İbni Şahruh), 1393 -1449Devlet adamlığını ve bilge kişiliği şahsında birleştirmesini bilmiş, ö-nemli bir Türk bilginidir. Sultaniye' de doğmuştur. Ünlü Türk komutanlarından Timurlenk'in torunu olan Uluğ Bey'in gerçek adı olan Turagan, bazı kaynaklarda farklı ola-rak,Taragay ya da Turgayolarak gösterilmiştir.

Uluğ BeySSCB posta pulu (1987)

Uluğ Bey hakkında ansiklopedik bilgi

ULUĞ BEY (Muğisüddin Mirza Muhammed Turagan İbni Şahruh), 1393 -1449

Devlet adamlığını ve bilge kişiliği şahsında birleştirmesini bilmiş, ö-nemli bir Türk bilginidir. Sultaniye' de doğmuştur. Ünlü Türk komutanlarından Timurlenk'in torunu olan Uluğ Bey'in gerçek adı olan "Turagan", bazı kaynaklarda farklı ola-rak,"Taragay" ya da "Turgay"olarak gösterilmiştir.

Babası Müiniddin-i Şahruh'tur. O, Timurlenk'ten sonra ülke yönetimini eline geçirecek ve bu arada Uluğ Bey'i henüz genç yaşlarında Semerkand merkez olmak üzere, Türkistan ve Maveraünnehir'e genel vali olarak atayacaktır. 1409 da gerçekleşen bu atama O'nun genç yaşında olgunlaşmasına neden olmuştur. Bu görevi babasının öldüğü 1446 yılma kadar, 35 yıl süreyle ve başarıyla devam edecektir. 16 yaşında getirildiği bu görev süresinde en çok önem verdiği bayındırlık ve eğitim işleri olmuştur Çeşitli medreselerin açılması sağlanmış ve daha da değerlisi, O'nun çabaları sayesinde o zamanlarda dünyanın en gelişmiş rasathanesi Semerkand'da kurulmuştur. Bu rasathane kısa sürede önemli bir eğitim merkezine dönüşmüş ve dünyaca tanınmıştır. Burada geleceğin bilim adamları yetişecektir.

Bu rasathanenin inşaatı on yıldan fazla sürmüştür. 1424 yılında bittiği sanılmaktadır. Bütün bu sürede Uluğ Bey inşaatın her şeyiyle ilgilenmiştir. Rasathanenin ilk müdürü El-Kaşi (Gıyaseddin Cemşid) olmuşsa da kısa süre sonra ölmüştür. İkinci olarak müdürlük görevi Kadızade Rumi'ye verilmiştir.

O, bu görevi 1435-1440 yıllan arasında yapmış ve O da öldükten sonra bu göreve Ali Kuşçu gelmiştir.

Bütün bu gelişmelerle Uluğ Bey' in yakın ilgisi vardır. Çünkü bölge valisi olarak bütün bu atamaları O yapmaktadır. Uluğ Bey, bütün bu yoğun çalışmaları arasında bilimle uğraşmaya vakit ayırabilmiştir. Sonuç olarak, O, kendisini asla bilimden kopmuş kabul etmiyordu. Bazen istekli olduğu derslere katılıyor, bir öğrenci gibi çalışıyordu.

Uluğ Bey'in gerçek çalışma alanı Astronomi olmakla birlikte matematiği de çok iyi bildiği bilinmektedir.

Bilhassa geometriye özel ilgi duyan Uluğ Bey'in en önemli eserleri Zic'teridir.

Bunlar Zici Gürgani, Uluğ Bey Zici, Zici Cedidi Sultani adlarıyla tanınan bu üç zicin hazırlanmasında Ali Kuşcu'nun da katkısı bulunduğu sanılmaktadır. Bu sonuncu zic uzun yıl-lar doğu ve batı uygarlıklarının hepsinde kullanılmıştır. Bunda 994 yıldıza ait o zaman için ulaşılması olanaklı tüm bilgiler yer almaktadır. Bu zicin ilk çevirisi Farsçaya yapılmıştır. 1650 yılında İngilizceye çevirilen bu eserin biraz gelişmiş şekli, ilk kez Tycho Brahe (1546-1601) tarafından yapılacaktır. Fransızcaya çevirisi A. Sedillot tarafından 1840 yılında yapılmıştır. Bu çevirinin adı Pro-legomenes des Tables Astronomi-ques d'OulougBey 'dir.

Osmanlılara ise bu eser, Ali Kuşçu ve torunu Mirim Çelebi çevirisi ile gelmiş olacaktır. Bütün bilim dünyası astronomideki gelişmeleri bu zicler yardımıyla izlerken, burada yer yer matematik problemleriyle karşılaşılmaktadır.

Bu problemlenn daha çok geometri ve trigonometri konularıyla ilgili ol-duğu görülmektedir.Uluğ Beyim tük problemlerin bir çoğuyla ilgilenmiş ve güzel çözümler bulmuştur.

O'nun hocası olan Kadızade Rumi Uluğ Bey zici hakkındaki görüşünü, Düsturiilamel ve Tashihülcedvel adını taşıyan risale şerhinde açıklarken özellikle 1 dereceklik yayın sinüsüne ait buluşun çok dikkat çekici olduğunu üstüne basarak belirttikten sonra, şunu da eklemiştir: "Bir derecelik yayın sinüsüne dair yapılan matematiksel açıklama ve kanıtlardan bağımsız düşünsek bile konu, sadece yazıda belirtilmiş olan değerler bile olsa, bu çalışmanın ne kadar değerli olduğunu göstermeye yeterlidir."

Uluğ Bey bilimde ne kadar başarı lı olsa da, sonuçta O ülkesini yönetmekle görevlidir. Babası öldükten sonra çok şeyler değişecek ve bazı siyasi entrikalarla karşı karşıya kalacaktır. Oğullarının ihanetine uğrayacak ve Semerkand'dan ayrılıp He-rat'a giderek ülkesini oradan yönetmeye çalışacaktır. Herat'ta bulunduğu son üç yılını büyük sıkıntılar içinde geçirmiştir. Horasan'da bulunan büyük oğlu Abdüllatif ülkeyi ele geçirmeye kalkışmıştır. O yalnız değildir ve O'nu kışkırtanlar vardır.

Siyasi baskılar ve entrikalar Uluğ Beyi bunaltmıştır. O da karşı tedbir olarak zaman zaman zecri tedbirler a-hr. Bir ara küçük oğlunu yanına çekmeye çalışır. İş artık çatışma aşamasına gelmiştir. Büyük çatışmalar yaşanır ve savaşı kazanan oğlu tarafından esir alınır ve Semerkand'da halka teslim edilir. Bu O'nun idam fermanıdır. Bu halkın bir kısmı Uluğ Bey ile araları bozuk olanlardır ve onlar oğul Abdüllatif ten kısas isterler. O da babasını bu insanlara teslim eder. Bu kargaşada bir bahane ile kardeşi de halka teslim edilmiştir. Böylece tek başına kalacaktır. Her ikisi de idam edilerek öldürülür. Bir büyük bilim adamı, oğlunun ihanetine uğrayarak, yaşama veda etmiş olmaktadır.

Uluğ Bey Resimleri


  • Uluğ Begin rasathanesi (Semerkand)

  • Uluğ Beyin Semerkand kentinde kurduğu gözlemevinin günümüzde dışarıdan görünüşü

  • SSCB posta pulu (1987)



Yorumlar - Lütfen konu (Uluğ Bey) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.