Victor Hugo

Victor Hugo, Fransız yazar, ozan ve tiyatro yazarı (26 Şubat 1802 - 22 Mayıs 1885). 1802 yılında Fransa Besançon'da doğan Victor Hugo'nun babası bir generaldi. Çok genç yaşta şiir yazmaya başlayan Hugo, on beş yaşındayken Fransız Akademisi'nin şiir yarışmasında derece aldı.

Victor Hugo, Fransız yazar, ozan ve tiyatro yazarı ( 26 Şubat
26 Şubat, Gregoryen Takvimi'ne göre yılın 57. günüdür.

Olaylar

  • 364 - I.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
  • 1802 -
    Dünyada olup bitenler27 Mart – Amiens Barışı Doğumlar
  • 26 Şubat - Victor Hugo, (ö.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
  • 22 Mayıs
    22 Mayıs Gregorian Takvimine göre yılın 142. günüdür. Sonraki sene için 223 (Artık yıllarda 224) gün var
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    1885).

    1885 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    1802 yılında
    Dünyada olup bitenler27 Mart – Amiens Barışı Doğumlar
  • 26 Şubat - Victor Hugo, (ö.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
  • Fransa
    Fransa Cumhuriyeti (Fransızca:République Française) ya da kısaca Fransa, Belçika, Lüksemburg, Almanya, İsviçre, İtalya, Monako, Andorra ve İspanya ile komşu olan, Batı Avrupa'da ülke. Avrupa Birliği'nin kurucu üyesidir.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Besançon'da doğan Victor Hugo'nun babası bir generaldi. Çok genç yaşta şiir yazmaya başlayan Hugo, on beş yaşındayken Fransız Akademisi'nin şiir yarışmasında derece aldı.

    Tutkulu, yüce gönüllü ve olağanüstü çalışma gücüne sahip olan Hugo, büyük ve çok yönlü bir yazardır. 1822'den sonra romantizm akımına katıldı. Kısa zamanda büyük ün yaptı. Yazılarında ruh hallerine en önemli yeri veriyor, garip, olağanüstü, yabansı, duygulandırıcı şeylere karşı büyük bir ilgi gösteriyordu. 1830'da klasikçiliğin sonunu belirten, coşturucu nitelikteki tiyatro eseri Hernani'yi sahneye koydu. Bu oyun, gençliğin yeni özlemlerini dile getiriyordu. Bundan sonra Hugo için olağanüstü bir verimlilik dönemi başladı.


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    1835'ten itibaren,
    Dünya'da Meydana Gelen Olayar
  • Güney Afrika’da Hollanda asıllı çiftçiler İngilizlerin köleleri serbet bırakması sonucu Orange ve Vaal nehirlerini geçerek Transvaal Boer Cumhuriyeti ve Orange Bağımsız Devleti’ni kurdular.
  • Avustralya’da Melbourne şehri kurudu. Ölümler2 Mart - Son Kutsal Roma İmparatorluğu ve Avusturya İmparatorluğu hükümdarı I.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
  • Avrupa'da birçok, yolculuk yaptı. Aynı zamanda birkaç da tiyatro oyunu yazdı.
    Avrasya olarak bilinen eski dünya kıtasının batısındaki büyük yarımada olan Avrupa, Sami dillerde Erep (yahut Irib) Güneşin Battığı taraf anlamına gelir. Fenikelilerden Yunanlılara geçen bu ad, Yunanca'da Europa olmuş ve Ege Denizi'ne göre batıda bulunan ülkelere bu ad verilmiştir. Avrupa, Afrika'nın kuzeyinde, Asya'nın batısında ve Atlas Okyanusu'nun doğusundadır ve bir yarımadadır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    1841'de, Fransız Akademisi'ne seçildi ve politikaya atıldı. 1845'te
    Dünya'da Meydana Gelen Olaylar
  • Charles Dickens'in Antikacı Dükkanı isimli romanının kitap olarak basılması.
  • 20 Nisan - İlk dedektif romanı 'Morg Sokağı Cinayeti' yayımlandı. Edgar Allen Poe'nun eserinde Paris'li Bay Auguste Dupin'in seri cinayetleri ortaya çıkarmadaki çözümleyici zekası betimleniyordu.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
  • Louis-Philippe onu Yüce Meclis üyeliğine atadı.

    Ama 1848 Devrimi patlak verdiği zaman, yoksulluğun bu başkaldırısıyla yakından ilgilenip Düzen Partisi'yle ilişkilerini kesti. Milletvekili oldu, güzel konuşmasıyla ve
    Louis-Philippe, Orlí©ans Dükü Louis-Philippe (6 Ekim 1773-26 Ağustos 1850), 1830-1848 arasında Fransa kralı.Yönetimini büyük burjuvazinin desteğine dayandırmış, sonuçta işçilerin ve orta sınıfların başlattığı ayaklanmayla devrilmiştir.


    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.

    Napolyon Bonapart'a şiddetli direnişiyle göze çarptı. 2 aralık 1851 hükümet darbesi sırasında, Hugo, barikatlarda çarpıştı ve sonra yurt dışına kaçtı.

    Napoléon Bonaparte yada Napolyon Bonapart, (15 Ağustos 1769 - 5 Mayıs 1821), Fransız Devrimi'nin generali, 11 Kasım 1799'den 18 Mayıs 1804'e kadar Fransa Konsülü olarak Fransa Cumhuriyeti'nin ilk başkanı, sonrasında da 18 Mayıs 1804 ile 6 Nisan 1814 arasında Napolyon I adını alarak Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı olmuştur.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    'e sığınan Hugo, imparatorluk rejimine karşı acımasız taşlama yazıları yazdı, yepyeni bir üslûpla birçok roman ve şiir kaleme aldı. Bu arada Yüzyılların Efsanesi'ni (1859-1883) yazdı. Bu destansı eser, dünya tarihini anlatır ve efsaneyle gerçeği sıkı sıkıya birbirine karıştırır. Özellikle Sefiller (
    Sefiller Victor Hugo'nun 1862 yılında yazmış olduğu roman. Fransızca orijinal adı "Les Misérables".
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    1862) adlı eseriyle olağanüstü bir başarı sağlayan Hugo, 1870 savaşı patlak verip imparatorluk yıkıldığı zaman, Fransa'ya döndü. Edebî faaliyeti geniş ölçüde azaldı.
    Dünya'da Meydana Gelen Olaylar
  • Emily Dickinson Massachusetts eyaletindeki Amherst kentinde bulunan evine kapanarak, 24 yıl sonraki ölümüne değin bir daha dışarı çıkmadı ve ölümünden sonra kendisini üne kavuşturan 1.800 şiiri yazdı.
  • 1 Ocak – ABD’de Özgürlük Bildirisi yayınlandı.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
  • 1885'te
    1885 yılı olayları, ölümler, doğumlar ve diğer önemli gelişmeler
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Paris'te öldüğü zaman, Fransa'da halk yasa boğuldu. Halka mal olmuş kişilerin gömüldüğü Paris
    Paris Fransa'nın başkenti ve Île-de-France bölgesinin merkezidir ve Seine nehri'nin üzerine kurulmuştur. Tüm dünyada anıtları, sanatsal ve kültürel yaşamı ile tanınmış olan Paris aynı zamanda dünya tarihinde önemli bir şehir olmakla birlikte, başlıca ekonomik ve politik merkezler arasında yeralmakta ve uluslarası taşımacılığın geçiş noktalarından birini oluşturmaktadır. Moda ve lüksün dünya başkentidir ve "Işık Şehir" (Ville de Lumière) diye de anılmaktadır.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    Pantheon'da toprağa verildi. Hugo ile, Fransa'nın en büyük dehalarından biri de ölmüş oluyordu.

    19.yy Paris’inden insan manzaraları; “Sefiller”

    “Sefiller” romanı, roman kahramanları; kürek mahkumu

    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.
    ve polis müfettişi Javert arasında sürüp giden bir kovalamacanın hikayesi üzerine kuruludur. Jan Valjean, yoksul bir köylüdür, ailesini doyurmak amacıyla çaldığı –yalnızca- bir somun ekmekten dolayı kürek cezasına çarptırılmış, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunduğundan cezası katlanmış ve on dokuz senelik hapisten sonra inançlarını yitirmiş, topluma öfke ve kin duyarak tahliye olmuştur. Sefil bir halde geldiği “D” kasabasında, kasabanın piskoposundan gördüğü iyilikle aydınlanır ruhu.

    Hayata ahlâk ve fazilet sahibi iyiliksever bir insan olarak yeniden başlayan Valjean, Fransa’nın kuzeyinde ucuz mücevher imalatçılığı yaparak yaşamaktadır şimdi; geçmişini gizlemiş, zenginleşmiş ve herkesin sevgisini kazanıp kasabanın belediye başkanı olmuştur. Valjean’ın gizlediği geçmişten şüphelenen detektif Javert, araştırmaya koyulur ve “D” kasabasındaki hırsızlık olayına kadar ulaşır. Oysa, isim benzerliğinden, bir başkası Jan Valjean’ın yerine tutuklanmış, mesele kapanmıştır. Ne var ki Valjean’ın ahlâkı, kendi yerine bir başkasının hapsedilmesine izin vermez. Teslim olur ve yeniden küreğe gönderilir.

    Aradan bir kaç yıl geçtikten sonra bir kez daha kaçmayı başaran Valjean, teslim olmadan önce sakladığı -namusuyla kazanılmış- paralarını alır, eski bir fahişe olan Fantiana’nın kızı Cosette’i bulur ve bir manastırda bahçıvan olarak çalışmaya başlar. Evlat edindiği Cosette ise rahibe okuluna gitmektedir. Müfettiş Javert’ten kurtulmuş gibidir Jan Valjean.

    Bu sakin hayat, Cosette’in genç ve güzel bir genç kız olmasıyla değişir. Babası Napolyon ordusunda subaylık yapmış bir delikanlı; Marius’a aşık olmuştur Colette. Zengin dedesi tarafından büyütülen Marius, 1832’de isyan eden sosyalistlerin safındadır. Her zaman haklıdan yana olan Jan Valjean da öyle. Paris kanla yıkanırken, Javert ile Jan Valjean karşı karşıya gelirler. Valjean Javert’in hayatını bağışlar. Ancak bu yüce gönüllük karşısında bütün inandığı değerleri yıkılan Javert, intihar eder. İsyancıların durumu da pek parlak değildir. Marius ağır yaralanır ve Valjean tarafından kurtarılır. Cosette’in bu genci sevdiğini anlayan Valjean, onun eski bir kürek mahkumunun kızı olarak bilinmesini istemez ve ortadan kaybolur. Oysa Marius, hayatını kurtaran kişinin Valjean olduğunu öğrenmiştir. İki genç, son anlarını yaşayan Valjean’a koşarlar....

    Romanda Gerçekçilik

    19.yüzyıl romanlarını roman sanatının doruk noktasına taşıyan özellik, hiç şüphe yok ki, yazarların toplumsal gerçekliğe olan bağlılığıdır. Gerçekten de, 19.yüzyıl romanı, çağın olaylarını bir tarihçi, sosyal bilimci titizliği ile kaydetmiştir. Daha modernizmin şafağında, kapitalistleşmenin getirdiği yeni yaşam tarzına yaptığı sert eleştiriyle kendisini gösteren Romantik akımın en büyük yazarlarından Balzac, romanlarında Fransız tarihini ve toplumsal hayatının bütün renkleri ve ayrıntılarıyla “resmetmiştir”. Bu resme dikkatle bakıldığında, yaşam biçimlerinin farklılığının mekanda ve eşyalarda simgeleştiği fark edilecektir; mahalleler arasındaki ayrım, katı kurallarla düzenlenmiş toplumsal kastlar gibidir.

    Balzac'tan yaklaşık yirmi beş yıl kadar sonra, 1861 de yazdığı "Sefiller" romanında, Victor Hugo yüzlerce sayfayı Paris'in varoşlarının ürpertici yaşamına ayırmıştır. "Burası korkunç bir yerdir. Burası karanlıkların kuyusudur. Körlerin çukurudur burası. Cehennemin ta kendisidir(...) Paris'in varoşları diyebileceğimiz bu kenar mahallelerin tenhalığını tanıyan herkes, en umulmadık kimsesiz bir yerde, bir çitin ardında veya bir duvar dibinde toplanmış çocuklar görmüştür. Bunlar yoksul ocaklarından kaçmış çocuklardır. Kenar sokaklar onların dünyasıdır; orada nefes alabilirler. (...) Kötü alınyazıları buralardan doğar. Buna acı tabiriyle, Paris'in kaldırımlarına atılmak denir". Victor Hugo, aynı romanda, burjuva evini ve mahallesini de ayrıntılı olarak tasvir ederek, toplumsal kesimler arasındaki ayrımı, içinde yaşadığımız döneme göre çok daha kesin, hiç bir "nesnel" incelemenin yapamayacağı kadar dehşet uyandıracak biçimde belirler.

    “Sefiller” romanında anlatılan gerçekler yalnızca toplumsal yaşantı ve onunla ilişkili mekanlarla sınırlı değildir. Roman kahramanlarının önemli bir kısmı, Hugo’nun yaşam öyküsünde ya da Fransa tarihinde yaşamış kişilerden oluşur. Hatta, gururlu, isyankar ve devrimci Marius tipi, yazarın kendi gençliğinin idealize edilmiş biçimidir. Jan Valjean’ı merkezine alan hikayesi de –özellikle 1832 ayaklanmasıyla- Fransız tarihinin romana yansımasıdır. Üstelik o dönemin haksız adalet sistemini ve politik hayatını teşhir etmesiyle de önemli bir belgeye dönüşür “Sefiller”. Üstelik hiç bir belgenin sahip olmayacağı zengin tasvirlerle ve şiirsel bir dille...

    Bütün bu övgülere rağmen, “Sefiller”in aksayan pek çok yanı da var. Mesela, Goethe’ye göre, Hugo’nun yarattığı sahneler ve olayları dikkatle izleyip aktarışı, okuyucuyu hemen etkiler, “fakat karakterler doğal canlılığın izini taşımazlar hiç. İplerinden öteye beriye çekilen yaşamsız, sıradan kişiler zekice bir araya getirilmişler, fakat tahtadan ve çelikten iskeletler, yazarın en garip durumlara sokarak, eğip bükerek, işkence ederek, kırbaçlayarak, vücutlarını ve ruhlarını kesip biçerek çok zalimce uğraştığı içi doldurulmuş bebekleri ayakta tutuyor, ancak bu oyuncak bebeklerin eti ve kanı olmadığı için, yazarın yapabildiği tel şey, yapıldıkları paçavraları yırtmaktan başka bir şey olmuyor; bütün bunlar, önemli derecede tarihsel ve retorik bir yetenek ve canlı bir hayal gücüyle yapılıyor”....

    Bazı Eserleri

    Şiirler

  • Doğulular

  • Cezalar

  • Dalıp Gitmeler

  • Müthiş Fil

  • Dede Olma Sanatı

  • Buçiçek Senin için

  • Diana

  • Dilenci

  • Fransa

  • Kadına

  • Gelin Böceği

  • Ağlamak için gözden yaşmı akmalı?

    Tiyatro eserleri

  • Kral Eğleniyor

  • Lucreca Borgia

  • Ruy Blas

  • Burgrave'lar

    Romanlar

  • Sefiller

  • İzlanda Hanı

  • Notre Dame'ın Kamburu

  • Deniz İşçileri

  • 31
    Napolyon Bonapart (Fransızca Napoléon Bonaparte) (15 Ağustos 1769 - 5 Mayıs 1821), Fransız Devrimi'nin generali, 11 Kasım 1799'den 18 Mayıs 1804'e kadar Fransa Konsülü olarak Fransa Cumhuriyeti'nin ilk başkanı, sonrasında da 18 Mayıs 1804 ile 6 Nisan 1814 arasında Napolyon I adını alarak Fransa İmparatoru ve İtalya Kralı olmuştur.
    ...Tümünü okumak için linke tıklayınız.



    Yorumlar - Lütfen konu (Victor Hugo) ile ilgili faydalı olabilecek bilgilerinizi yazarak internette Türkçe bilginin gelişmesine katkıda bulunun. Teşekkür vb. yorumlar yayınlanmamaktadır. Hata bildirme ve diger mesajlariniz için bu linki kullaniniz.