"Benim, Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra, beni benimsemek isteyenler, bu temel mihver üzerinde akıl ve ilmin rehberliğini kabul ederlerse, manevî mirasçılarım olurlar."

Mustafa Kemal ATATÜRK

Anı Defteri

Mustafa Kemal Atatürk ve Müzecilik

Müzeler, bir ulusun kimliği olma misyonunu taşımasının yanı sıra aynı zamanda uygarlıkları bize bırakan insanların zevklerinin, sevdalarının, düşüncelerinin, inançlarının, davranışlarının, yaşam tarzlarının korunduğu ve bu mirasın geleceğe taşındığı mekanlardır. Geleceği görebilmek için geçmişi bilmek, bir başka deyişle yarınları sadece bugünün değil, geçmişin üzerine de inşa etmek gerekir ki, bu da tarihi yaşatan ve unutturmayan müzelerle sağlanabilir.

Müzelerdeki eserler, bir taraftan geçmişi günümüze taşırken, diğer taraftan da tarihi belgeler üzerinde kalem oynatmayı imkansızlaştıran en ekili araçtır. Öyle ki; müzeler tarihin arşivi, tarihin laboratuarı, tarihin kütüphanesidir. Ülkeler için tarihin önemini, 1998 yılı Uluslararası Atatürk Barış Ödülü'nün sahibi ünlü tarihçi Prof. Bernard Lewis "geleceği görebilmek için tarihi bilmek çok önemli. Birey için hafıza ne ise, bir ulus içinde tarih odur. Tarihini çarpıtan bir toplum nörotik bir kişi, tarihini bilmeyen toplum ise hafızasını kaybetmiş bir insan gibidir" şeklinde değerlendirmiştir.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de koleksiyonculukla başlayan müzeciliğin ilk izlerine 13. yüzyılda Selçuklular Dönemi'nde rastlıyoruz. Eski Konya'nın bulunduğu höyüğü çevreleyen ve günümüze hiçbir izi kalmayan sur duvarlarının etrafına ellerine geçen her döneme ait kabartmalı eserleri bir nizam çerçevesinde dizmişlerdir. Dulkadiroğulları Beyliği (1339-1522) Dönemi'nde Kahramanmaraş Kalesi etrafında Geç Hitit eserlerinin biriktirildiği bilinmektedir. Osmanlı Dönemi'nde ise, Saraylarda bulunan hazine dairelerinde ata yadigarı kıymetli eserler, hediyeler ve savaşlarda elde edilen ganimetler korunmaktaydı.

19. yüzyıla gelindiğinde Türk müzeciliğinin temelleri atılmaya başlanmış, 1846 yılında Tophane-i Amire Müşiri Fethi Ahmet Paşa tarafından İstanbul'da Aya İrini Kilisesi'nde ilk müze kurulmuştur. Sadrazam Ali Paşa (1815-1871) müzeyi yeniden düzenleyerek Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) adını verir. Müze Müdürlüğüne önce 1869 yılında İrlandalı Edward Goold, daha sonrada 1872 yılında Alman Dr.P.A. Dethıer getirilir ve müze Çinili Köşk'e taşınır.

1881 yılında Osman Hamdi Bey Müze Müdürlüğü'ne getirilmiş ve Türk müzeciliği için yeni bir dönem başlamıştır. 1884 yılında yeni bir Asar-ı Atika Nizamnamesi hazırlanmış ve eski eserlerin yurt dışına çıkarılması yasaklanmıştır. Osman Hamdi Bey Çinili Köşk'ün bahçesine İstanbul Arkeoloji Müzesini yaptırmış ve O'nun döneminde, 1902 yılında Konya'da, 1904 yılında Bursa'da müze kurulmuştur. Osman Hamdi Bey'in 1910 yılında ölümünden sora yerine kardeşi Halil Ethem Bey getirilmiştir. Halil Ethem Bey özellikle Anadolu müzelerinin gelişmesine katkıda bulunmuş, Türk İslam Eserleri (1914), İstanbul Şrk Eserleri Müzesi (1925) O'nun zamanında kurulmuştur.

Cumhuriyetin ilk yıllarında yürt dışına kaçırılmış olan eserlerinde tekrar yurda getirilmesine de çalışılmış,Amerikan Konsolosluğu tarfından 30 Ağustos Zaferinden sonra Yunan ordularının İzmir'i terk etmelerinden önce İzmir Lisesi depolarında korunan Sardes Kazısı eserlerini bir gemi ile New York Metropolitan Müzesi'ne gönderilen eserler Zaferin arkasından Atatürk'ün emri ile 1924 yılında eserler tekrar yurda getirilmiştir.

Atatürk daha Cumhuriyet kurulmadan önce müzeciliğe de değinmiş, her alanda olduğu gibi arkeoloji biliminde de dünyanın uygar ülkeleri düzeyinde olmayı hedef göstermiş ve hangi dönemde yaratılmış olursa olsun tüm kültür varlıklarının birer tapu senedi gibi sahip çıkılmasının gerekli olduğunu tarihe ve kültüre verdiği değerle her fırsatta anlatmıştır. Öyle ki; Kurtuluş Savaşı yıllarında Sakarya Meydan Savaşı esnasında (23 Ağustos-13 Eylül 1921), Savaşın zaferle sonuçlanacağına ve Misak-i Milli sınırları içinde bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulacağına o kadar inanıyordu ki, Ankara'nın 90 km ötesinde Sakarya Meydan Savaşının tüm hızı ile devam ettiği, top seslerinin Ankara'ya ulaştığı günlerde, Ankara da, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin temelini oluşturan bir Eti müzesi kurulması emrini vermesi işgal güçlerine a€˜'biz müzemizi de kurduk bir ulus olarak geliyoruz. Bu toprakların geçmişi de geleceği de bizim''mesajını iletmek istemesi ile açıklanabilir ki, müzelerin bir ülkenin bekaası için ne denli önem taşıdığına iyi bir örnektir.

Mustafa Kemal Atatürk'ün : "Bir vatanın sahibi olmanın yolu, o topraklarda yaşamış tarihi olayları bilmek, doğmuş uygarlıkları tanımak, sahip olmaktan geçer" sözü müzecilik anlayışının özünü yansıtmaktadır.

Cumhuriyetimizin ilk müzeleri için genelde tarihi binalar kullanılmıştır. Burada amaç eski binanın bakımı ve korunması sağlamaktı. Günümüzde de bu müzelerin bir çoğu ilk kuruldukları binalarda hizmet vermektir.



Mustafa Kemal Atatürk zamanında kurulan müzeler

  • Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi-1921
  • Antalya Müzesi 1922
  • Sivas Müzesi-1923
  • Adana Müzesi-1924
  • Bergama Müzesi-1924
  • Topkapı sarayı Müzesi-3 Nisan 1924
  • İzmir Müzesi-1925
  • Edirne Müzesi-1925
  • Ankara Etnoğrafya Müzesi-1925,Tokat Müzesi-1926
  • Konya Müzesi-1926
  • Amasya Müzesi-1926
  • Sinop Müzesi-1932
  • İzmir Müzesi-1925
  • Kayseri Müzesi-1929
  • Efes Müzesi-1930
  • Afyon Müzesi-1931
  • Van Müzesi-1932
  • Ayasofya Müzesi-1934
  • Diyarbakır Müzesi-1934,Manisa Müzesi-1935
  • Tire Müzesi-1935
  • Çanakkale Müzesi-1936
  • Niğde Müzesi-1936
  • Tire Müzesi-1936
  • İstanbul Resim ve Heykel Müzesi-1937

kaynak: http://www.kultur.gov.tr
Melek Yıldızturan

stat