Bac

BAC Bir çeşit vergi. Farsça baj kelimesinin Arapça ve Türkçe’de aldığı şekil olup, Gazneli, Selçuklu, İlhanlı, Akkoyunlu ve Osmanlılarda vergi manasında kullanılmıştır. Bu vergi; pazarlarda, panayırlarda alınıp satılan hayvandan, her cins maldan, ithal edilen ve Osmanlı topraklarından transit olarak geçirilen mallardan alınırdı. Önceleri bağlı oldukları hükümdara vermeleri gereken para ve armağanlara “baj” denilmekteydi. On üçüncü yüzyılda tekalif

BAC (fransızca) türkçe anlamı

1. [le] araba vapuru
2. gerdel
3. su tankı

BAC (fransızca) türkçe anlamı

4. [le] araba vapuru
5. gerdel
6. su tankı

BAC (fransızca) türkçe anlamı

7. [le] araba vapuru
8. gerdel
9. su tankı

Bac (fransızca) ingilizcesi

1. (m) n. ferry
2. trough
3. tub
4. baccalaureate
matriculation exams,

Bac (fransızca) ingilizcesi

5. (m) n. ferry
6. trough
7. tub
8. baccalaureate
matriculation exams,

Bac (fransızca) ingilizcesi

9. (m) n. ferry
10. trough
11. tub
12. baccalaureate
13. matriculation exams,

Bac (fransızca) almancası

1. n. fähre
2. behälter
3. bottich
4. becken
5. fährboot
6. abitur
7. abbr. abi

Bac (fransızca) italyancası

1. 1. (conteneur) recipiente (m)
2. contenitore (m)
3. 2. (nautique) traghetto (m)
4. nave traghetto

Bac (fransızca) ispanyolcası

1. 1. (conteneur) recipiente (m)
2. cajón (m)
3. arcón (m)2. (nautique) transbordador (m)

Bac (fransızca) portekizcesi

1. 1. (conteneur) recipiente (m)
2. caixa (f)
3. receptáculo (m)
4. 2. (nautique) barca (f)
5. balsa (f)

Bac (fransızca) flemenkcesi

1. 1. (conteneur) vergaarbak (m)
2. bak (m)
3. 2. (nautique) veerboot (m/f)
4. pont (m/f)
5. veer (n)
6. ferryboot (m/f)
7. heen-en-weer (m)
Bac, bir çeşit vergi. Farsça baj kelimesinin Arapça ve Türkçe'de aldığı şekil olup, Gazneli, Selçuklu, İlhanlı, Akkoyunlu ve Osmanlılarda vergi manasında kullanılmıştır. Bu vergi; pazarlarda, panayırlarda alınıp satılan hayvandan, her cins maldan, ithal edilen ve Osmanlı topraklarından transit olarak geçirilen mallardan alınırdı.
Önceleri bağlı oldukları hükümdara vermeleri gereken para ve armağanlara baj denilmekteydi. On üçüncü yüzyılda tekalif-i örfiye nevinden (devletin daimi ve fevkalade giderleri için divanın kararı ile toplanan vergiler) bir vergi oldu. Bac, Osmanlılarda ilk defa Osman Gazi'nin pazara getirilen her yük için iki akçe almalarını emretmesi ile başlamıştır. Bu zamanda bac, yalnız satıcıdan alınan bir vergiydi. Fatih Kanunnamesi'nde ise, alım-satım vergisi olarak kullanılmıştır. Kanunname'de yabancı memleketlerden getirilen mallardan alınacak bac miktarı genellikle % 20 olarak tesbit edilmiştir.
Bac, Osmanlılarda, alındıkları şeye ve şekle göre değişik isimler almıştır. Buna göre pazar ve panayırlarda satılan koyun ve keçilerden bac-ı ağnam; şehirde alınıp satılan her çeşit maldan, dokunan kumaş ve kesilen hayvanlardan bac-ı tamga; yurt dışından gelip, transit olarak memleketten geçen veya memlekette kalmak üzere gelen mallardan bac-ı büzürk ; pazar ve panayırlarda satılan her türlü hayvandan bac-ı kırtıl ve ülke dışına çıkarılan mallardan bac-ı niyabet adı ile vergiler alınmıştır.

Kaynak

Bu sayfa, online kullanıcı topluluğu tarafından oluşturulan ve düzenlenen özgür ansiklopedi projesi Wikipedia'nın Türkçe versiyonu Vikipedi'deki Bac maddesinden faydalanılarak veya ilgili madde birebir kopyalanarak hazırlanmıştır. Bu makale, GNU Özgür Belgeleme Lisansı ilkeleri kapsamında, Vikipedi sitesi kaynak gösterilerek özgürce kullanılabilir.

Önceki Paylaşımlar