Bir

Mono, uni 1 . Sayıların ilki. 2 . Bu sayıyı gösteren rakam 1, I. 3 . sıfat Bu sayı kadar olan. 4 . sıfat Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösterir. 5 . sıfat Tek. 6 . Beraber. 7 . Eş, aynı, bir boyda. 8 . Ortaklaşa olan, müşterek.

BIR (türkçe) anlamı

1. 1. Sayıların ilki. Bu sayıyı gösteren 1
2. I rakamlarının adı. Bu sayı kadar olan. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösterir. Tek. Beraber. Eş
3. aynı
4. bir boyda. Ortaklaşa olan
5. müşterek. Değer
6. önem bakımlarından birbirinden farksız
7. birbirine eşit
8. birbirine benzer. Başına geldiği kelimelere kuvvet
9. istek veya kesin olmayan anlamlar katar. Bir kez. Sadece. Ancak
10. yalnız

BIR (türkçe) ingilizcesi

1. [Bir] adj. single
2. some
3. n. single
4. one
5. one person or thing
6. pref. mono
uni,

BIR (türkçe) ingilizcesi

7. 1. one. single. some. mono-. uni-. un.
8. 2. single
9. some. single
10. one
11. one person or thing. mono
12. uni. un. a
13. an
14. one
15. unique
16. the same
17. united
18. once
19. only
20. alone
21. just
22. if only.
23. 3. one (as a number): Bir beyaz manolya yedi pembe manolyaya bedeldir. One white magnolia is worth seven pink magnolias.
24. 4. a
25. an
26. a certain
27. a particular: Bursa'da güzel bir evi var. She has a lovely house in Bursa. Dünkü partide bir kadını gördüm
28. kim olduğunu sen anlarsın. At yesterday´s party I saw a certain woman
29. you know who I mean.
30. 5. the same: Emellerimiz bir. Our goals are the same.
31. 6. united
32. of one mind
33. of the same opinion: Bu konuda biriz. We´re of one mind on this subject.
34. 7. shared
35. used in common: Yatak odalarımız ayrı
36. banyomuz bir. We have separate bedrooms but share a bathroom.
37. 8. only: Bir o bunu yapabilir. Only she can do this. Bunu bir sen bir de ben biliyoruz. You and I are the only ones who know this.
38. 9. used as an emphatic: O hayata bir alıştı ki sorma gitsin! He has really gotten accustomed to that way of life! Bir dene! Just try it! Birdenbire bir feryat! And suddenly there was such a yell! Ah
39. bir oraya gidebilsem! Ah
40. if I can just go there!.
41. 10. used to add a note of vagueness: Bir zamanlar Arnavutköy´de çilek yetiştirilirdi. There was a time when strawberries were grown in Arnavutköy. Sen bugün bir tuhafsın. You don´t seem quite yourself today. bir ağızdan in unison
42. with one voice. bir alan pişman
43. bir almayan. colloq. It´s the sort of thing that looks good and attracts a lot of interest but is actually of very little use. bir alay a great quantity
44. a large number. bir âlem something else
45. really something
46. a wonder
47. amazing: Orası bir âlem! That´s one amazing place! Cüneyt başlı başına bir âlem! Cüneyt is a wonder in his own right! bir an at one point: Bir an bir şey söyleyecek gibi oldu. At one point she looked like she was going to say something. bir an evvel/önce as soon as possible. bir ara/aralyk.
48. 11. at one point
49. for a while
50. for a short period.
51. 12. when one has a free moment
52. when one has a chance: Bir ara bana uğrayıver. Drop by when you have a free moment. bir araba.
53. 13. a wagonload of
54. a truckload of.
55. 14. colloq. a lot of
56. a slew of. bir arada together. bir araya gelmek.
57. 15. (for people) to come together (in the same place and at the same time).
58. 16. (for events) to happen at the same time
59. coincide. bir araya getirmek /y/ to bring (people
60. things) together (in the same place and at the same time). bir aşağı bir yukarı (to come and go) aimlessly. bir atımlık barutu kalmak/olmak to be almost at the end of one´s resources
61. be almost at the end of one´s rope
62. to have played almost all of one´s cards
63. to have very little energy left. bir avuç.
64. 17. a handful (of).
65. 18. a handful (of)
66. a very small number or amount (of). bir ayağı çukurda olmak to have one foot in the grave. bir ayak evvel/önce immediately
67. at once. bir ayak üstünde bin yalan söylemek.
68. 19. to tell a whole pack of lies at one go.
69. 20. to be a big liar. bir bakıma in one way
70. in one respect. bir baltaya sap olmak to have a job
71. be employed. bir bardak suda fırtına koparmak to raise a tempest in a teapot. bir başına all alone
72. all by oneself. bir baştan/uçtan bir başa/uca (traversing
73. looking at
74. surveying
75. filling a place) from one end to the other
76. from end to end. bir ben
77. bir de Allah bilir. colloq. Only God knows what I´ve gone through. bir e beş vermek to yield five times the seed
78. yield fivefold. bir e bin katmak to exaggerate
79. make much of a trifle. bir bir one by one. bir boy.
80. 21. used as an emphatic: Bir boy gidelim
81. görelim. Let´s just go and see! bir boyda of the same height. bir bu eksikti. colloq. Nothing but this was lacking!/This was all that was needed! (said sarcastically). bir cihetten in one way
82. in a way. bir çatı altında under the same roof
83. in the same building. bir çırpıda at one stretch
84. without interruption
85. at once. bir çift söz.
86. 22. a little advice
87. a piece of advice: Sana bir çift sözüm var. I have a piece of advice for you.
88. 23. a brief exchange of conversation: Öyle meşguldüm ki kendisiyle bir çift söz bile edemedim. I was so busy that I couldn´t have even a brief conversation with her. bir çuval inciri berbat etmek to foul things up but. one.
89. 24. one. single. a. an. unique. sole. the same. owned in common. united. such a. only. any. certain. identical. indifferent. solitary. some. the.,

BIR (türkçe) fransızcası

1. un
2. une

BIR (türkçe) almancası

1. adj. einhellig
2. einig
3. ART. ein
4. eine
5. num. ein
6. einsPROn. einige
7. einiger
8. einiges
Mono, uni
 1 .    Sayıların ilki.
 2 .    Bu sayıyı gösteren rakam 1, I.
 3 .  sıfat  Bu sayı kadar olan.
 4 .  sıfat  Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösterir.
 5 .  sıfat  Tek.
 6 .    Beraber.
 7 .    Eş, aynı, bir boyda.
 8 .    Ortaklaşa olan, müşterek.
 9 .  sıfat  Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.
 10 .    Sıfat veya zarf durumunda başına geldiği kelimelere kuvvet, istek veya kesin olmayan anlamlar katar.
 11 .  zarf  (tekrarlanarak) Bir kez.
 12 .  zarf  Sadece.
 13 .    Ancak, yalnız.
Önceki Paylaşımlar