Cenaze

Cenaze Alm, Leiche (f), Leichnam (m), Fr. Mort (m), İng. Corpse, funeral. Meyyit, yâni yıkanıp kefenlendikten sonra tâbûta konmuş ölü. Ölüm belli olunca acele etmek ve cenâze hizmetlerini çabuk yapmak sünnettir. Ölüm alâmeti; sertleşme, soğumak ve kokmaktır. Öldüğü anlaşılınca gözler açıksa kapanır, çene bağlanır. Soğumadan önce el parmakları, dirsekler, dizler açılıp, kapanarak düz hâle getirilir. Böylece yıkaması ve kefene sarması kolay olur.

CENAZE (türkçe) anlamı

1. (C.: Cenâiz) İnsan ölüsü.

CENAZE (türkçe) anlamı

2. kefenlenip tabuta konmuş
3. gömülmeye hazırlanmış ölü.cenaze töreni.

CENAZE (türkçe) ingilizcesi

1. adj. funeral,

CENAZE (türkçe) fransızcası

1. dépouille mortelle
2. mort/e [le][la]

CENAZE (türkçe) almancası

1. n. Beerdigung
2. Begräbnis
3. Beisetzung
4. Bestattung
Alm, Leiche (f), Leichnam (m), Fr. Mort (m), İng. Corpse, funeral. Meyyit, yani yıkanıp kefenlendikten sonra tabuta konmuş ölü. Ölüm belli olunca acele etmek ve cenaze hizmetlerini çabuk yapmak sünnettir. Ölüm alameti; sertleşme, soğumak ve kokmaktır. Öldüğü anlaşılınca gözler açıksa kapanır, çene bağlanır. Soğumadan önce el parmakları, dirsekler, dizler açılıp, kapanarak düz hale getirilir. Böylece yıkaması ve kefene sarması kolay olur. Ölü soğumadan önce, elbiseleri çıkarılıp geniş, hafif bir çarşaf ile örtülür. Karnı üzerine çarşaf altına veya üstüne ağır bir şey konulur ki, şişmeyi önler.

Müslüman ölüyü yıkamak, kefenlemek ve cenaze namazını kılmak farz-ı kifayedir.Yani lüzumu kadar kimse tarafından yapılınca başkalarına farz olmaz.

Cenazeyi yıkamada ve kefenlemede usul şöyledir: Cenaze örtülü olarak tütsülenmiş serir üzerine, sırt üstü veya kolay olan şekilde yatırılır. Serir üzerinde Kıble’ye karşı yatırmak sünnettir. Göbek ile diz arası örtülü olarak yıkanır. Yıkandıktan sonra, teneşir üzerinde bezle kurulanır. Daha sonra kefenlenir. Erkeğin kefeni üç parça olması sünnettir. Yani izar (baştan ayağa kadar genişliği bir metreden fazla bez), kamis (entari gibi uzun gömlek), lifafe (baştan ve ayaklardan aşırı uzunlukta ve daha geniş olup, baş üstünden ve ayak altından uçları büzülüp bağlanır). Kadının kefeni de beş parça olmak sünnettir.

Peygamber efendimiz buyurdu ki: Âdem (aleyhisselam) vefat edince, melekler Cennet’ten hanut ve kefen getirdiler. Su ve sedr yaprağı ile yıkadılar. Üçüncüsünde kafur koydular. Üç kefenle kefenlediler. Namazını kıldılar. Lahd (kabir) yaptılar. Defnettiler. Sonra çocuklarına dönerek, ey Âdemoğulları ölülerinize böyle yapınız dediler.”

İnsanın yalnız baş veya bedenin yarısı ele geçerse yıkanmaz ve namazı kılınmaz, öyle gömülür. Bedenin yarıdan fazlası, başı olmasa bile veya bedenin yarısı ve başı bulunursa, yıkanır ve namazı kılınır.

Cenaze namazı: Müslüman olan kadın, erkek ve çocuk öldüğü zaman iki rekat cenaze namazı kılınır. Bu namaz dört tekbirli olup, ayakta kılınır. Özürsüz oturarak hayvan üstünde veya cami içinde kılınmaz.

Cenaze namazının dört tekbirinden her biri bir rekat namaz gibidir. İlk tekbirde eller kulaklara kaldırılıp sonrakilerde kaldırılmaz. Eller bağlanınca Sübhaneke (ve celle senaüke) ile beraber okunur. İkinci tekbirden sonra salavatlar (Allahümme Salli ve Barik) okunur. Üçüncü tekbirden sonra, cenaze duası okunur. Bu bilinmiyorsa, Rabbena atina veya dua niyetiyle Fatiha okunur. Dördüncü tekbirden sonra önce sağa sonra sola selam verirken, cenazeye ve cemaate niyet edilir.

Cenaze namazının kabul olması için altı şart lazımdır:

1. Meyyit Müslüman olmalıdır.

2.Yıkanmış olmalıdır. Cenazenin ve imamın bulunduğu yerin temiz olması lazımdır.

3. Cenazenin veya bedeninin yarısı ile başının veya başsız yarıdan fazla bedeninin imamın önünde bulunması lazımdır.

4. Cenaze yerde veya yere yakın, ellerle tutulmuş veya taşa konmuş olmalıdır. Cenazenin başı imamın sağına, ayağı soluna gelecektir. Tersine koymak günahtır.

5. Cenaze imamın önünde hazır olmalıdır.

6. Cenazenin ve imamın avreti örtülü olmalıdır.

Cenazeyi omuzlarda taşıyarak götürmek en uygun olanıdır. Peygamber efendimiz buyurdu ki: “Cenazeyi kırk adım taşıyanın kırk büyük günahı affolur.” Cenaze ile çiçek ve çelenk götürmek ve bunları mezar üstüne koymak ve matem alametleri taşımak, yakaya rozet, resim gibi şeyler takmak, Müslümanların adeti değildir. Avrupa’dan (Hıristiyanlardan) geçmiştir. Cenazenin konacağı kabir, mümkün olduğu kadar derin olmalıdır.

Ölen kimsenin kırkıncı günü burnu düşmesi, elli üçüncü gecesi çürümeye başlaması ve bu gecelerde mevlid okutulması şeklinde halk arasında yerleşmiş olan inançların aslı yoktur. Ölülere, dua ile Kur’an-ı kerim okumak ile, onun için sadaka vermek ile yardım etmeli, fakat bu yardımları yapmak için kırkıncı, elli üçüncü geceleri beklememelidir. Birinci günü yapıp imdadına hemen yetişmelidir. Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki:

“Ölünün mezardaki hali, imdad diye bağıran denize düşmüş kimseye benzer. Boğulmak üzere olan kimse kendisini kurtaracak birisini beklediği gibi, meyyit de babasından, anasından, kardeşinden, arkadaşından gelecek bir duayı gözler; kendisine bir dua gelince, dünyanın hepsi kendisine verilmiş gibi sevinmekten daha çok sevinir.” Allahü teala, yaşayanların duaları sebebiyle, ölülere dağlar gibi çok rahmet verir. Dirilerin de ölülere hediyesi onlar için dua ve istiğfar etmektir. Îman ile ölenlere hatm-i tehlil yapmak, yani 70.000 kelime-i tevhid okuyup sevabını ruhuna hediye etmek çok faydalıdır. Hadis-i şerifte; “Bir kimse kendisi için veya başkası için 70.000 adet kelime-i tevhid okursa, günahları affolur.” buyruldu. Bunları birinci, üçüncü, yedinci, kırkıncı, elli üçüncü gibi günlerde yapmak, helva, çörek gibi şeyler yapıp kabir başında dağıtmak dinimizde yoktur.

Definden sonra (kabre ve kıbleye karşı ayakta durarak) telkin vermek sünnettir.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
Önceki Paylaşımlar