Din

Din, insanın kutsal saydığı gerçeklikle ilişkisi; bu ilişkinin çerçevesini oluşturan inançlar, öğretiler, değer yargılan, davranış kuralları, tapınma biçimleri ve kurumsal yapılar. Dinlerin temelini oluşturan kutsal gerçekliğin doğaüstü ya da kişileşmiş bir varlık, bu anlamda bir "tanrı" biçiminde tasarımlanması zorunlu değildir; bu tür bir "tanrı" kavramını bütünüyle ya da büyük ölçüde dışlayan dinler de vardır. Dolayısıyla din kavramı, insanın Tanrı'yla ya da tanrılarla ilişkisinden çok

DIN (inglizce) türkçe anlamı
1. f. gürültü etmek
2. kafasını şişirmek (Argo) gürlemek
3. tekrar tekrar söylemek
4. söyleyip durmak
5. çınlamak
6. yankılanmak
7. i. gürültü
8. şamata
DIN (türkçe) anlamı
9. Tanrı'ya
10. doğaüstü güçlere
11. çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum:Her dinin mabetleri bütün müminlere açıktır.- H. C. Yalçın. Bu nitelikteki inançları kurallar
12. kurumlar
13. töreler ve semboller biçiminde toplayan
14. sağlayan düzen:Yazık ki bu sanat ve din bahsinde bana arkadaşlık edecek kültürde değil.- R. H. Karay. İnanılıp çok bağlanılan düşünce
15. inanç veya ülkü. C.G.S. sisteminde bir gramlık bir kütlenin hızını saniyede bir santimetre artıran güç birimi: Bir nevton 105 din'e eşittir. Bir şeyin en yüksek ve sivri noktası. İlmek.
16. 2. anlamı (i).
17. (f)
18. (ned
19. ning) gürültü
20. patırtı
21. şamata
22. (f). gürültü ile söylemek
23. tekrar tekrar söylemek
24. gürültü etmek. din into tekrar tekrar söyleyerek kafasına sokmak.,patırtı,din tırmala.
25. 3. anlamı gürültü. şamata. kafasını şişirmek. tekrar tekrar söylemek. söyleyip durmak. gürültü etmek. çınlamak. gürlemek. yankılanmak. kulak tırmalayıcı ses. patırtı.
26. 4. i. din
27. iman
28. diyanet
29. din duygusu
30. dindarlık. religionism i. taassup
31. dindarlık taslama. religionist i. mutaassıp kimse.
32. mezhep/din
1. n. noise
2. ruckus
3. loud racket
4. v. make a loud noise
5. create a din
6. make a noisy clamor
7. n. DIN
German Institute of Standards,
DIN (türkçe) ingilizcesi
8. n. noise
9. ruckus
10. loud racket
11. v. make a loud noise
12. create a din
13. make a noisy clamor
14. n. DIN
15. German Institute of Standards,

Din İngilizce anlamı ve tanımı

Din anlamları
    (noun) To utter with a din
16. to repeat noisily
17. to ding.(noun) Loud
18. confused
19. harsh noise
20. a loud
21. continuous
22. rattling or clanging sound
23. clamor
24. roar.(v. i.) To sound with a din
25. a ding.(noun) To strike with confused or clanging sound
26. to stun with loud and continued noise
27. to harass with clamor
28. as
29. to din the ears with cries.(imp.) of Do
Din tanım:
Kelime: din
30. Söyleniş: 'din
31. İşlev: noun
32. Kökeni: Middle English
33. from Old English dyne
34. akin to Old Norse dynr din
35. Sanskrit dhvanati it roars
36. 1 : a loud continued noise
37. especially : a welter of discordant sounds
38. 2 : a situation or condition resembling a din
39.
Din ile eşanlamlı (synonym) kelimeler
Blare
40. Blaring
41. Boom
42. Cacophony
43. Clamor
44. Commotion
45. Ruction
46. Rumpus
47. Tumult
48.
DIN (türkçe) fransızcası
1. dyne [la]
2. religion [la]
3. culte [le]
4. foi [la]
DIN (türkçe) almancası
1. n. Kult
2. Kultus
3. Religion
Din (ingilizce) italyancası
1. s. chiasso
2. baccano
3. strepito
4. frastuono
5. v. intronare
6. rintronare
7. stordire
8. ripetere con insistenza
9. ripetere incessantemente
Din (ingilizce) ispanyolcası
1. s. estrépito
2. algarada
3. barahúnda
4. baraúnda
5. batahola
6. bataola
7. bochinche
8. cencerrada
9. estruendo
10. fragor
11. gran ruido
12. jarana
13. tabaola
14. trueno
15. v. atronar
16. asordar
17. atontar con un gran ruido
18. ensordecer
Din (ingilizce) portekizcesi
1. s. barulho
2. ruído
3. v. fazer ruído
Din (ingilizce) flemenkcesi
1. zn. lawaai
2. geraas
3. ww. kabaal
4. herrie schoppen

Din hakkında bilgiler

Din, insanın kutsal saydığı gerçeklikle ilişkisi; bu ilişkinin çerçevesini oluşturan inançlar, öğretiler, değer yargılan, davranış kuralları, tapınma biçimleri ve kurumsal yapılar. Dinlerin temelini oluşturan kutsal gerçekliğin doğaüstü ya da kişileşmiş bir varlık, bu anlamda bir "tanrı" biçiminde tasarımlanması zorunlu değildir; bu tür bir "tanrı" kavramını bütünüyle ya da büyük ölçüde dışlayan dinler de vardır. Dolayısıyla din kavramı, insanın Tanrı'yla ya da tanrılarla ilişkisinden çok daha geniş kapsamlıdır.

Dinsel deneyim

Bireysel bir yaşantı olarak dinsel deneyimin, birbirini bütünlediği ya da dışladığı varsayılan değişik tanımlan yapılabilir: Kutsal gerçekliğin bilincine varmaktan kaynaklanan huşu, onun karşısında ürpererek saygıyla eğilme; insanın yaratılmış bir varlık olduğunu vurgulayan mutlak bağımlılık bilinci; insanı hem sevgisiyle kuşatan, hem de yargısıyla titreten bir güç ya da kişileşmiş yüce bir varlık olduğunu kavrama; kutsal gerçeklikle bir olma; evrendeki kalıcı doğruluğu ya da gizli düzeni algılama; "bütünüyle öteki" gerçeklikle yüz yüze gelme; insanı tepeden tırnağa dönüştüren bir gücün varlığını yaşama vb gibi. Ama dinsel deneyim her zaman insanın gerçek benliğini, yaşamı kutsallaştıran gücü, bütün varoluşun temelini ve ereğini arama çabasıyla ilişkilidir. Bu nedenle iyi bir insan yazgısının gizi karşısında yaşama ağırbaşlılıkla yaklaşma, kutsal gerçeklikle yüz yüze gelmenin uyandırdığı korku ve lekelenmişlik kaygısı, artık tanrısal varlığa ulaşan yepyeni ve sağlam bir yaşam yoluna adım atmış olma bilinci, tanrısal iradenin bağışlayıcılığı inancından kaynaklanan esirgenme duygusu, bireysel benliğin sınırlarından kurtulma coşkusu gibi yaşantılar da dinsel deneyimin dokusunu oluşturur.

Her türlü dinsel deneyimin odağında yer alan "öteki" ya da kutsal gerçeklik, değişik dinlerce birbiriyle ilişkili başlıca dört ayrı biçimde kavramlaştınlır: Evreni ve insan yazgısını yöneten, ama kişileşmemiş kutsal düzen; insanın ancak gereğince arındıktan sonra busuyla yaklaşması gereken kutlu güç; bütün sonlu gerçekliklerin sonul birliği ve uyumu, her şeyi bağrında toplayan Bir; insanı ve dünyayı aşmakla birlikte hem insanla, hem de evrenle ilişki içinde olan kişileşmiş varlık. Öte yandan kutsal gerçeklik, aşkınlığı ya da içkinliği bakımından da başlıca iki biçimde kavranır. İnsandan ve evrenden ayrı, ikisiyle de özdeşleştirilemez nitelikte düşünülen kutsal gerçeklik "aşkın" terimiyle nitelenir; evrenin belirli bir öğesiyle, örneğin insanla ya da kozmik düzenle bir ölçüde ya da tümüyle özdeşleştirilen kutsal varoluş ise "içkin" sayılır. Evreni ve insan yazgısını yöneten kişileşmemiş kutsal düzen (örn. Logos, Tao, rta, Aşa) biçimindeki kutsal gerçeklik kavramı içkinlik kutbunu oluşturur. Buna karşılık Yahudilik, Hıristiyanlık ye İslamda en yüksek anlatımını bulan kişileşmiş tanrısal varlık kavramı ise aşkınlık kutbunda yer alır.

Birçok düşünür, dinsel deneyimin, kutsal sayılan gerçekliği ve insan yaşamının ereğini konu aldığı ölçüde, insan deneyiminin bütün öteki biçimleriyle ilişkili olduğu görüşündedir. Bu ilişkilerin incelenmesi ilahiyatın ve din felsefesinin konusunu oluşturur. Örneğin dinsel deneyim ile ahlak bilinci yakından ilişkilidir. Ama din, kişinin varlığına, kim ve ne olduğuna, yüceltmeye değer saydığı gerçekliğe ilişkin sorulan yanıtlar; buna karşılık ahlak, kişinin davranışlarını ve başkalarıyla ilişkisini yönlendiren ilkeleri konu alır. Bazı düşünürler dine dayanmayan bir ahlakın olamayacağını savunurken, bazıları ahlakın dinsel yaptırımlardan bağımsız tutulması gerektiğini öne sürer. Dinsel deneyim ile estetik deneyim arasında da yakın ilişki kurulabilir. Ama dinsel deneyim bağlamında insan, kutsal ya da "öteki" gerçekliğe yönelir ve onu yüceltirken, estetik deneyimin temeli, doğal nesnelerde ya da sanat yapıtlarında gözlenen niteliklere, biçimlere ve örüntülere kendi başına değer biçilmesidir. Dinsel deneyimi ve dinsel öğretileri öteki bilişsel ve düşünsel etkinliklerden ayıran başlıca özelliklerden biri, bunların salt kavramsal dile indirgenmesi olanaksız, kendi kuralları olan simgesel bir dilde anlatımını bulmasıdır. Dinlerin temel amacı dünyayı açıklamak değil, somut yaşantılardan esinlenerek dünyaya anlam kazandırmak, insanın çevreyle baş edebilmesini, kendi varoluşunu omuzlayabilmesini, başkalarıyla birlikte yaşayabilmesini sağlamaktır.

Dinsel deneyimin ilk somut dışavurumu, bu deneyimin nesnesine yönelik tapınmayı düzenli bir çerçeveye, belirli kurallara bağlayan etkinliklerdir. Kutsal gerçekliği yücelten ve görkemini vurgulayan anlatım biçimleri, dua yoluyla ona seslenme ve onunla ilişki kurma çabası, bazı somut nesnelere görünmez kutsal gerçekliği simgeleme işlevinin yüklenmesi, gene kutsal gerçekliğin etkinliğini simgeleyen kutsama işlemleri, sevinç ve esenlik duygularını dile getirmek amacıyla genellikle belirli müziksel biçimlerin geliştirilmesi, kutsal gerçekliğe ya da onun adına kurban ya da sunu adama vb tapınma etkinliğinin değişik biçimleridir. Genellikle yazılı ve sözlü ifadeler ile kutsal müziği bir bütün içinde sunarak inanan kişiyi kutsal gerçekliğin huzuruna getirmeyi amaçlayan ayin kuralları bu etkinliğe bir düzen kazandırır.Din ve toplum Toplumsal bir olgu olarak din, öncelikle toplum yaşamındaki düzensizlik ve çatışma eğilimlerine bir düzen getirme çabasıyla ilişkilendirilebilir. Kişisel ve toplumsal bunalımların sürekliliği, insan kavrayışını aşan bir gizem ve anlamsızlık duygusu, bu nesnel eğilimlerin dışavurumudur. Toplumların bunalımları aşabilmek ya da hafifletebilmek amacıyla geliştirdiği düşünsel, hukuksal, ahlaksal ve büyüye dayalı sistemler, gerçekliğin sürekli aşındırıcı direncini aşamadığı sürece bir noktada etkisiz kalır. Buna karşılık dinler, belirli bir toplumsal grubun temel bunalımlarını ve anlamlandırma sorunlarını, yaşanan gerçekliği "öteki" gerçeklik yönünde aşarak tanımladığı, bu sorunları hafifletmenin temel yollarını belirlediği ve bütün çabalara karşın bunalımların önünün alınamamasma bir açıklama getirdiği inanç ve davranış bütünleri olarak görülebilir. Din sosyolojisinde Fransız okulunun kurucusu sayılan Emile Durkheim (1858-1917) bu bağlamda dinin, "bilimin ötesine geçmek ve bilime zamanından önce son sözünü söyletmek" zorunda olduğunu belirtir. ABD'li sosyolog Talcott Parsons'a (1902-79) göre, insan deneyiminin en genel kategorileri olan istekler, değer yargıları ve kavramsal düşünce, sırasıyla her birinin olumsuzlaması olan acıdan, haksızlıktan ve yanlıştan korunabilmek için dinsel davranışı kendiliğinden doğurur.

Din, işlevsel bakımdan, bir ölçüde çelişen iki tür gereksinmeye karşılık verir. Bir yandan toplum düzeyinde sürekliliğin ve istikrarın korunması, bireysel davranışların önceden kestirilebilmesi, bireylerin bunalım koşullarındaki olası yıkıcı tepkilerinin denetlenebilmesi gerekir. Bireyler düzeyinde ise gerilim, suçluluk, boğuntu ve hüsran duygularının üstesinden gelinebilmelidir. Ama toplumda bütünleşmeyi pekiştiren süreçler, bireyleri yeni özverilere zorlayarak boğuntu duygusunu daha da güçlendirebilir; buna karşılık bireyler de kurtuluşu toplumsal düzeni sarsacak yollarda arayabilir.

Dinin gerçekte birbirini bütünleyen bu iki karşıt işlevi, dinsel örgütlenmenin ya da dinsel birliğin değişik türlerinde yansımasını bulur. Hiyerarşik biçimde örgütlenmiş dinsel kurumlar (örn. Hıristiyanlıkta kilise) ilke olarak bütün toplumla örtüşmeyi, dolayısıyla en ileri bütünleşmeyi amaçlar; bu nedenle öğretiye uygun doğru davranış biçiminden çok, biçimsel ayin kurallarına ve inanç ilkelerine ağırlık verir. Alman kilise tarihçisi Ernst Troeltsch'e göre Hıristiyanlıkta kilise, devletle ve egemen sınıflarla bütünleşerek, toplumsal düzenin ayrılmaz bir parçasına dönüşmüştür. Buna karşılık mezhep ve tarikat biçimindeki dinsel örgütlenmeler, ilke olarak, başat iktidar yapılarının dışında kalmış grup ve bireylerin gereksinmelerini karşılamaya dönüktür. Hiyerarşik bir örgütlenmenin bulunmadığı ve din bağının, doğuştan belirli bir toplumun üyesi olmakla kendiliğinden örtüştüğü dinler ise (büyük ölçüde İslam, bir ölçüde Yahudilik, Budacılık, Hinduizm) din birliğinin ne ölçüde "kurumlaştığı" ya da ne ölçüde "yataylaştığı" bakımından incelenebilir. Örneğin genellikle kurumlaşmamış sayılan, yatay birliğin ağır bastığı Hindu dininin tarihindeki belirli dönemlerde örgütlü, bir ölçüde hiyerarşik bir ruhban düzeni (Brahmanlık) egemen olmuştur. Budacılığın Theravada kolunun ağırlıkta olduğu ülkelerde de (örn. Tayland) sangha (keşiş örgütlenmesi) karmaşık bir kilise yapısını andırır.Din sosyolojisiDin sosyolojisinin en önemli kuramcılarından Max Weber (1864-1920) üst ve alt sınıflara özgü dinsel yaklaşımlar arasındaki karşıtlığı da vurgular. Weber'e göre üst sınıfların dinsel yaklaşımı, yeryüzündeki kötülüğü Tanrı'nın mutlak iyiliği ve doğruluğu ile özürlendirmeye çalışır, yeryüzünde varlıklı grupların kayınlmasını gerekçelendiren inanç ilkeleri ile ayinlere ağırlık verir. Oysa toplumun güçsüz kesimleri acı çekmeyi yücelten, hatta kurtuluş yolu sayan, yeryüzünde kazanılan başarıları küçük gören öğretilere bağlanma, Hinduizm ve Budacılıkta olduğu gibi yeniden doğuş ülküsünü yüceltme eğilimindedir. Dinsel gruplar içindeki çatışmalar genellikle bu toplumsal karşıtlıkları yansıtır. Örneğin Yahudiliğin ilk dönemlerinde peygamberler ile kuralcı dinsel önderlerin çatışması, yarı göçebe Çobanlar ile yerleşik çiftçiler, topraksızlar ile toprak sahipleri, zanaatçılar ile soylular arasındaki çatışmaların bir yansımasıdır.

Öte yandan dinlerin inanç ilkeleri, simgesel anlatım biçimleri ve tapınma kuralları, özellikle halk kültürünün özgün yapılarıyla iç içe geçtikçe seçmeci ve karma bileşimler de ortaya çıkabilir. Hemen hiçbir dinin, tarih boyunca yayıldığı bütün ortamlarda, bütün öğeleriyle bağdaşık bir sistem özelliğini koruduğu söylenemez. Durkheim'a göre hiçbir din tek bir düşünceye, uygulandığı koşulların farklılığına karşın özünde değişmez kalan tek bir ilkeye bağlanamaz. Her din, birbirinden ayrı ve görece tekilleşmiş parçaların oluşturduğu bir bütündür. Gene her din, her biri belirli bir özerklik kazanmış değişik kültlerin birliğinden oluşur.

Dinin toplumsal yaşam üzerindeki etkisi

Dinin toplumsal işlevleri arasında aile yapılarının korunması da büyük önem taşır. Bütün toplumlarda cinsel davranışı, üreme etkinliğini, statü dağılımını ve bireyin toplumsallaşması sürecini düzenleyen kültürel çerçeveler, başka yapıların yanı sıra dinsel kurumlarca da gözetilir. Akrabalık düzeninin toplumsal örgütlenmenin odağı olduğu* toplumlarda bu, özellikle geçerlidir. Bu tür bazı toplumlarda ailelere özgü tanrılar ve atalara tapınma, dinsel yaşamın ağırlıklı boyutunu oluşturur. Günümüzde birçok toplumda, aile üyeleri arasındaki ilişkileri düzenleyen ahlak kuralları genellikle dinsel yaptırımlara bağlanır. Aile biriminin ağırlığının görece azaldığı toplumlarda da bireyin toplumsallaşması sürecinde dinsel öğeler önemini korumaktadır. Günümüzde de aynı dinsel topluluk içinden eş seçimi yaygındır ve ailenin temel yapısı dinsel normlarla desteklenmektedir.

Dinin ekonomik yaşam üzerindeki etkisi

Dinin ekonomik yaşam üzerinde çok yönlü etkileri vardır. 20. yüzyılın başında Weber'in, Kalvenciliğin aşırı tutumlu, ekonomik kazancı kişisel zevkler için harcamayı yadsıyan iş ahlakı ile hızlı kapitalist gelişme arasında bağ kurmasından bu yana, dinin ekonomik gelişme ve kalkınmayla ilişkisi üzerinde birçok genelleme ortaya atılmıştır. Ayrıca ibadet zamanları ile bayram, yortu ya da şenlik günleri pek çok toplumda çalışma sürelerini ve temposunu belirleyen etmenler arasındadır. Hindu kast sisteminde meslek seçimi dinsel kurallarla belirlenir. Birçok toplumda mal ve hizmetlerin ekonomik değeri, değerin dinsel tanımından da etkilenir. Hak ve haksızlık ölçülerini belirleyen dinsel kurallar servet dağılımını etkiler. Öte yandan dinsel örgütlenmeler, bunların etkinlikleri ve dinsel yapı inşaatları bazı toplumlarda maddi kayriaklann önemli bölümünü soğurabilmektedir. Değişik toplumlarda genel ekonomik verimlilik düzeyi ile dinsel amaçlı maddi kaynak harcamalarının genellikle ters orantılı olduğu gözlenmektedir.

Bugün dünyada 3000 din, 6000 mezhep ve 12000 tarikat olduğu ileri sürülmektedir. Din tarihi açısından dinler iki kısım altında toplanmaktadır. Bunlar; tek tanrı inancına ve peygamber vasıtasıyla vahye dayanan SEMAVİ dinler ile bunun dışında kalan ve insanlar tarafından ortaya çıkartılan BEŞERİ dinler şeklinde sınıflandırılmaktadır. Bu esaslar doğrultusunda MUSEVİLİK, HIRİSTİYANLIK ve İSLAMİYET gibi dinler Semavi dinler, Totemizm, Brahmanizm, Budizm gibi inanışlar da Beşeri dinler olarak örneklenebilir.

İlgili başlıklar

  • Nusayriler
  • İslamiyet ( Sünnilik )
  • İslamiyet ( Alevilik )
  • Dürziler ve Dürzilik
  • Zerdüşt Dini ( Mazdaizm )
  • Sabiilik
  • Yezidilik
  • Hıristiyanlık
  • Musevilik
  • Tüm Dünya Dinleri

  • İlgili Konu Başlıkları Tümü

    Din Felsefesi

    Din felsefesi, dinin kendiliğinden varoluşsal hareketi için bir tür rasyonel bir meşrulaştırma sağlar. Kutsallık, Tanrı, kurtuluş, ibâdet, kurban, dua, vahiy, ayin ve sembol gibi dinler tarihinin temel konularını analiz eden din felsefesi; dinin, dini tecrübenin ve onun ifadesinin ...

    Din Adamı

    Din adamı olarak nitelendirilen sınıfın değişik dinlerde ve değişik sosyolojik sınıflardaki karşılığı farklılık gösterir. Genelde dini ayinlerin ve ritüellerin yönetilmesi işlerini vazife edinmiş ve bu konuda bilgili kişiler için kullanılan bir tabirdir. Çoğu din adamı ...

    Din özgürlüğü

    Din özgürlüğü, bir bireyin ya da toplumun, kamusal veya özel alanda dinini veya inancını yerine getirme, uygulama, ibadet etme ve öğretme özgürlüğünü destekleyen bir ilkedir. Bu kavram, genel olarak din değiştirme veya hiçbir dine mensup olmama özgürlüğünü de kapsar. Bir ...

    Din (Dini Bilgiler)

    Din, ilk insanla birlikte doğal olarak var olmuştur. İnsan var olduğu sürece de devam edecektir. Çünkü insanın yaratılışında, kendisini yoktan var edeni bilme, O'na inanma, bağlanma, kulluk yapma duygusu ve ihtiyacı vardır. Fıtratı bozulmamış bir insanda bu ihtiyaç mutlaka ...

    Felsefe Ve Din

    İnsan varlığının yaşam ve tecrübelerinin temel boyutuyla ilgili sorulara, belirli özellikleri olan bir Tanrı kavra­mıyla yanıt getirmeye çalışan inanç sistemi. Doğaüstü bir tanrısal güç ya da varlıkla ilgi­li inançların, bu varlığa yönelik manevi eği­limlerin ve ...

    Din Tanımı

    Türk Dil Kurumu Tanımı1 . Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum: "Her dinin mabetleri bütün müminlere açıktır."- H. C. Yalçın. 2 . Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller ...

    Düşünce Tarihinde Din

    Dinin kökenini ve dinlerin gelişmesini açıklama çabası ilkçağ düşünürleriyle başladı. Sofist filozof Keoslu Kritias'a (İO 5. yy) göre din, insanları ahlak ve adalete yöneltebilmek için onları korkutmak amacıyla uydurulmuştu.

    Roma İmparatorluğu - Din

    Roma Dini Roma İmparatorluğunun dini, diğer dinlerden bağımsız, fakat değişik dinlerin tören, tabu, batıl inanç ve törelerinin toparlanmasıyla oluşmuşur. Romalılara göre din ruhsal bir olgudan çok, insanoğlu ile tanrı adını verdikleri çeşitli güçler arasında bir ...

    Eski Mısır'da Din

    Eski çaglarda oluşan bütün dinlerin çogunda şu dört madde, prensip olarak bulunmuştur:1-Tanrı Kavramı2-Mitoloji ve Efsaneler3-Dini Inanislar “dogmes”4-Dini AyinlerBu temel prensiplere göre, eski çagda Mısır’ın dini hayatini incelemek için iki çesit belgeye ...

    Etrükslerde Din

    Din Etrüskler’in hayatında büyük bir yer tutmakta idi. Titus Livius onlar için “Gens eo magis dedita religionibus quod excelleret arte colendi eas “ demektedir.Etrüsklerin inançları , doğal olarak dillerine oranla daha iyi bilinmektedir.

    Fenikelilerde Din

    Fenikelilerin çeitli kavimlerle olan sıkı ilişkilerinin sonucu olarak farklı dinlerin etkisi altında kalmışlardır. Ancak yaşadıkları dinin Mezopotamya inançlarının da etkisiyle şekillenen Asya kökenli bir din olduğu söylenebilir.Tabiat kuvvetlerini tanrılaştırmış olan bu ...

    Psikanaliz Ve Din

    Robert W. CRAPPSÇevirenAli AYTEN 1859’da Darwin’in Türlerin Kökeni adlı kitabı yayınlandığında, Freud henüz üç yaşındaydı. Her ikisi de Batı’nın yaşam tarzında, inançlarında ve yönetim şeklinde etkin ve öncü isimler oldular.

    Din Ve İnsan

    Ninian SMARTÇevirenArş.Gör.Dr.

    Din Psikolojisi

    Doç. Dr. Neda ARMANERI- DİN PSİKOLOJİSİNİN TANIMIModern psikolojiye paralel olarak gelişen ve onun bir dalı olarak nitelendirilen din psikolojisi herşeyden önce, insana özgü olan dinsel yaşamın psikolojik açıdan çeşitli yönlerini inceler.