Dolu

Dolu

Atmosferde soğuktan donup iri, yuvarlak buz taneleri halinde yağan yağmur. Pirinç büyüklüğünden yumurta büyüklüğüne kadar olanlarına rastlanır. Atmosferdeki bazı yerel değişmeler sonucu, yukarılara doğru yükselen ...

DOLU (türkçe) anlamı

1. Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan
2. türlü irilikte
3. yuvarlak veya düzensiz biçimli saydam buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü:
4.
5. >Dolu ekinlerini vurmuşsa bir yıl aç demekti.- T. Buğra.
6. boş vakti olmayan
7meşgul
8. bir yerde sayıca çok
9(ış
10uğraş
11. olay vb. için) çok olan.
12. boş yeri yok
13. her yeri tutulmuş
14(top
15. tüfek gibi ateşli silahlar için) ıçinde atılacak mermisi bulunan.

DOLU (türkçe) ingilizcesi

1. adj. full
2filled
3loaded
4crowded
5occupied
6engaged
7abounding
8abundant
9. alive with
10capacity
11fraught
12instinct
13. instinct with
14laden
15replete
16rife
17shot
18. shot through
19. steeped in
20. thick withn. hailn. race
21fruit
22offspring
23progeny
24progeniture
25spawn
26seed
27semen

DOLU (türkçe) fransızcası

1. plein/e
2. rempli/e
3. chargé
4. complet/ète
5. fourni/e
6. gonflé/e
7. massif/ive
8. (yer) occupé/e
9. grêle [la]

DOLU (türkçe) almancası

1. n. Hageladj. besetzt
2. gespickt
3. massiv
4. voll
Dolu Atmosferde soğuktan donup iri, yuvarlak buz taneleri halinde yağan yağmur. Pirinç büyüklüğünden yumurta büyüklüğüne kadar olanlarına rastlanır. Atmosferdeki bazı yerel değişmeler sonucu, yukarılara doğru yükselen hava akınları, beraberinde cumulonimbus bulutları da sürükler. Bu bulutların yüklü bulunduğu yağmur damlaları, yükseklerdeki soğuk hava içinde donar. Böylece meydana gelen dolu tanesi, yoğunluğunun artması sebebi ile aşağı düşer. Düşerken, bir su tabakası ile kaplanır. Bu tabakanın, soğuk bölgelerde donması ile de, iç içe geçmiş buz küreleri gibi olan dolu tanesi büyüklüklerinin fazla olmasına göre büyük zararlara sebep olacak şekilde yağmış olur.

Bu hava değişimleri, çoklukla baharda ve yazın görüldüğü için dolu, bu mevsimlerde yağar.
Önceki Paylaşımlar