Dünyaca Ünlü Türk Müzisyenleri

Bu müzisyenler hakkında ayrıntılı bilgiye ihtiyacım var

Avrupa'da İlk Türk müzisyenler: Mehter takımı


Avrupa Türk müziği ve müzisyenleriyle ciddi anlamda ilk kez 1683 yılındaki İkinci Viyana Kuşatması sayesinde tanıştı. Bu askeri olaydan Avusturya - Alman kültürünün en önemli kazanımı Mehter esinli "Alla Turca" tarzı müzik oldu. "Alla Turca" bugün konser salonlarında, operaevlerinde, kasetlerde, CD'lerde canlılığını sürdürüyor.

Kuşatma sonrası barış döneminde, 1699'da büyük bir Osmanlı Heyeti Viyana'yı ziyaret etti. Osmanlı Gösteri Takımı'nın yer aldığı ve günümüze gravürlerle taşınan bu ziyaret sırasında, Mehter Takımı günde beş vakit Viyana'da Osmanlı Sefareti'nin önünde "nöbet vurdu" ve büyük ilgiyle karşılandı. Viyana halkının ve bestecilerin de ilgiyle izlediği bu halk konserlerinin de etkisiyle "Alla Turca €? stili Viyana'da doğdu. M. Haydn, W. A. Mozart, L.V. Beethoven, C. W. Glück başta olmak üzere pek çok besteci mehterden esinlenerek yapıtlar bestelediler.

Musika-i Humayun'dan CSO'ya


Mehter takımının Viyana önlerinde kendini göstermesinden tam 234 yıl sonra, bu kez Musika- Humayün, barışcıl amaçlarla Avrupa'da izlenen Türk müzisyenler oldular. 1917'de İstanbul'a gelerek Kızılay yararına konserler veren Macar ve Alman orkestralarına karşılık olarak sadrazam Talat Paşa, Musika-İ Hümayun'u Avrupa'ya turneye gönderdi, Türk müzisyenler Sofya, Berlin, Dresden, Münih, Viyana ve Budapeşte'de konserler vererek, "Türklerin başta Beethoven olmak üzere Avrupa'nın müziğini başarıyla icra edebildiğini" gösterdiler.
Cumhuriyet döneminde, Atatürk tarafından Ankara'ya alınarak Riyaseticumhur Filarmoni Orkestrası'na (Bugünkü CSO) dönüştürülen orkestra üyeleri, 1926'da Avrupa kıyı kentlerine düzenlenen sergi vapuru turnesinde yer alarak, genç Cumhuriyetin çağdaş, batılı yüzünü gösterdiler. Dokuz yıl önce karşılarında fesli müzisyenler gören Avrupa, bu kez sivil giysiler içindeki Türk müzisyenleriyle karşılaştı. Giderek sayıları artan Türk devlet orkestraları, operaları, baleleri ve özel orkestralar, günümüze kadar değişik Avrupa ülkelerinde gerçekleştirdikleri turnelerle Türk müzisyenlerin Batı müziği icrasındaki gelişimini sergilediler.

Flütçü Saffet Bey ve Rey


Batı'nın Türk askeri müziğinden etkilenmesinden yıllar sonra, Batı etkisinin Osmanlı'da kendini göstermesi, Mehterhane'nin Musika-i Hümayun'a dönüştürülmesi, Batı tarzı bando ve orkestranın oluşturulmasını (1826), eğitim amacıyla Batı'ya devlet tarafından bir müzisyenin gönderilmesi izledi. Avrupa'ya gönderilen ilk Türk müzisyeni kıdemli yüzbaşı, flütist Saffet Bey 1886'da gittiği Paris'te müzik teorisi ve solfej çalıştı, döndükten sonra ilk solfej kitabını yazdı.

Osmanlının son döneminde Avrupa'da bir başka önemli Türk, babasının siyasetteki durumu nedeniyle Paris'e taşınmak zorunda kalmasıyla müzik dehası keşfedilen Cemal Reşit Rey'dir. Paris ve Cenevre Konservatuvarlarında öğrenim gören Cemal Reşit Rey, Türkiye'ye Cumhuriyetin ilanından iki hafta önce dönerek İstanbul'da, öğretmenliğe başladı. Cemal Reşit Rey, Cumhuriyet'in müzik yaşamına yetiştirdiği öğrenciler ve yapıtlarıyla önemli katkılarda bulunmuş isimlerden biridir.

Cumhuriyet'in Gençleri


Flütçü Saffet Bey'den 98 yıl sonra, Cumhuriyet rejimi Atatürk'ün direktifiyle 1924 yılından itibaren, sınav açarak müzik eğitimi görmek üzere Avrupa ülkelerine gençler göndermeye başladı. Bu gençlerin arasında CSO'nun şefi ve İstiklal Marşı bestecisi Osman Zeki Bey'in oğlu olan Ekrem Zeki Ün (1924-1930), Ulvi Cemal Erkin (1925-1930), Necil Kazım Akses (1926-1934), Ferit Alnar (1927-1932) ve Ahmet Adnan Saygun (1928-1931) yılları arasında çeşitli Avrupa ülkelerinde müzik eğitimi gördükten sonra yurda döndüler. Yurt dışında aynı dönemde eğitim görenler arasında Necdet Remzi Atak, Ferhunde Atak Erkin, Nurullah Taşkıran gibi isimler de bulunmaktadır.

Hârika Çocuklar


1940'lı yıllarda Avrupa'ya bu kez bir "dâhi" ve bir "yetenekli" çocuk, eğitim amacıyla gönderildi. İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde özel ilgisi ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel'in gayretleriyle, tüm yabancı otoriteler tarafından da "genius/dahi" olarak nitelendirilen İdil Biret (piyano) ve yetenekleri otoritelerce takdir edilen Suna Kan'ın (keman) yabancı ülkelerde müzik eğitimine gönderilmesine ilişkin yasa çıkartıldı (194. Yasa sekiz yıl sonra, başka yetenekli çocukları da kapsayacak biçimde genişletilerek yeniden düzenlendi (1956). Kısaca "Hârika Çocuklar Yasası" olarak adlandırılan 6660 Sayılı Yasa kapsamına alınan sanatçılarımız saptayabildiğimiz kadarıyla şöyle sıralanıyor:

Piyano: İdil Biret, Verda Erman, Ateş Pars, Fuat Kent, Selman Ada ( aynı zamanda kompozisyon), Gülsin Onay, Hüseyin Sermet, Emrecan Yavuz (Kapsama alındı, yurtdışına gönderilemedi) Keman: Suna Kan, İsmail Aşan, Tunç Ünver Burada "saptayabildiğim kadarıyla €? deyimini kullanmamın nedeni, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlıklarından bugüne kadar doğru bir liste almanın mümkün olmayışıdır. Örneğin ailesinin olanaklarıyla Avrupa'da eğitim gören ünlü kemancımız Ayla Erduran ile piyanistimiz Ayşegül Sarıca verilen listede sanki 6660 sayılı yasadan yararlanmış gibi gösterilmiştir.

Kaynak yetersizliği gerekçesiyle 6660 sayılı yasa işlemez hale getirilince, Mithat Fenmen ve İlhan Baran'ın gayretleriyle üstün yetenekli çocukların Ankara Devlet Konservatuvarında değişik bir programla yetiştirilmesi için hazırlanan ve Bakanlar Kurulu kararıyla 1976'da kabul edilen "özel statü" ile 6660 sayılı yasa ve MEB tarafından verilen devlet bursu, kimilerince karıştırılmaktadır.
MEB Bursuyla giden Tuluyhan Uğurlu, Taşkın Oray gibi müzisyenler, yukardaki her iki gruba da girmemekte, doğrudan bakanlık tarafından sınav açılarak verilen devlet bursundan yararlananlar arasında bulunmaktadırlar.

Türk müzisyenlerin Avrupa'ya gidiş nedenleri:
Müzikçilerimiz değişik nedenlerle Avrupa'ya gitmişler, gene farklı nedenlerle dönmüş veya kalarak müzik yaşamlarını orada ürdürmüşlerdir. Avrupa'daki Türk müzisyenleri şu gruplarda toplayabiliriz:

* Devlet tarafından gönderilen ve dönmeyerek bursu ödeyip Avrupa'da yerleşenler.
* Başka burslar kazanarak gidip kalanlar.
* Kendi olanaklarıyla gidip, eğitim gören ve iş bulanlar
* Avrupa'da çalışan Türk ailelerin ikinci, üçüncü kuşak çocukları

Türkiye'deki müzik yaşamının, ülkenin genel koşulları içinde giderek olumsuzluklardan daha çok etkilenmesi, müzik öğrenimi gören gençleri Avrupa'ya gitme yolu araştırmaya yöneltiyor. Kompozisyon ve çalgıcılık dallarında farklılıklar gösterse de nedenleri şöyle sıralayabiliriz.

* Türkiye'deki konservatuvarlarda, eğitimini daha ileriye götürebileceğine inanmamak
* İleri düzeyde müzik eğitimi alabilmek ve dalında sivrilmiş ünlü eğitimcilerle çalışabilmek
* Değişik ekol ve tarzları tanımak
* Türkiye'de devlet sanat kurumlarında kadrolara vize verilip yeterli sınav açılmaması nedeniyle, işsiz kalma durumu
* İş bularak Avrupa orkestralarında veya üniversitelerinde çalışmak

Almanya ve DAAD Bursu
Türk müzisyenlerin en yaygın biçimde bulundukları ülke Federal Almanya. Türkiye'den Almanya'ya giden Türk müzisyenlerin pek çoğunun ilk çıkış noktası DAAD bursu oluyor.

Alman Akademik Değişim Servisi (DAAD), yabancı başvuru sahiplerine güzel sanatlar, dizayn, sinema, müzik, mimarlık, sahne sanatları, reji, dans ve koreografi alanlarında Almanya'daki bir Devlet Yüksek Okulunda, mezuniyet dışında, derinlemesine araştırma olanakları sunuyor. Burs süresi bir öğretim yılı ama, özel durumlarda başvuru üzerine uzatılabiliyor. Burs başlangıcında 32 yaşını geçmemiş olmak gerekiyor.

Burs miktarı aylık 715 €. Gerektiğinde aileler için ek ödeme ve kira yardımı da yapılıyor. Ayrıca yolculuk ve bagaj giderleriyle, hastalık sigortası da DAAD tarafından ödeniyor.

Araştırmaya yönelik eğitim için verilen burslar genellikle kendi ülkelerindeki tüm eğitim olanaklarından yararlanmış ve bu süreci bitirme sınavıyla tamamlamış adaylar için öngörülüyor. Müzikcinin branşına göre kayıt, partisyon, video benzeri materyal isteniyor ve bu Alman konservatuvarlarından uzman bir kurul tarafından izlenerek başvurular değerlendiriliyor.

Alman Kültür dairesi'nin kayıtlarına göre 1985 yılından bu yana toplam 85 Türk müzisyeni DAAD bursundan yararlanmış. DAAD bursundan yararlanarak Almanya'ya giden müzisyenlerin bazıları, orada kalmış durumda. Çoğunluğun ise Türkiye'ye dönerek orkestra, opera ve eğitim kurumlarında görevlerine devam ettikleri gözleniyor.

Günümüze kadar DAAD bursundan yararlananlar arasında, dikkati çeken isimler şunlar:
Fazıl Say, Özgür Aydın, Emre Elivar, Aylin Çakıcı, Ergican Saydam (piyano), Mahir Çakar (korno), Oktay Dalaysel, Reyyan Yücelen, Aslı Özsoy, Emre Tamer, Tuncay Yılmaz(keman), Koral Çalgan (Viyola), Osman Mumcuoğlu, Onur Özkaya (kontrabas), Güzin Bilgen, İrfani Özdemir(obua), Gülşen Tatü, Songül Özdemir Siedel (flüt), Remziye Tanrıkulu ve Hülya Saydam (şan)
DAAD bursundan yararlananlar arasında bugün hayatta olmayan piyanistlerimiz Gülay Uğurata ile Vedat Kosal da bulunuyor. Uğurata Türkiye'ye dönmüş, Kosal ise Münih'e yerleşerek konser piyanisti olarak Almanya'da çalışmaya başlamıştı.

Özel bir örnek: Betin Güneş
DAAD bursuyla Almanya'ya giderek orada kalıp tutunma başarısı gösteren en önemli isim kompozisyon ve orkestra şefliği alanında sivrilen Betin Güneş'tir. Besteci, orkestra şefi, piyanist ve tromboncu olarak etkinliğini sürdüren Güneş, 1980'den beri profesyonel müzikçi kimliğiyle Almanya'da yaşıyor.

Köln Müzik Yüksek Okulu'nu bitiren, çeşitli yarışmalarda başarı elde eden Güneş, 1988'de Köln Senfoni Orkestrası'nın kurulmasına öncülük etti. Halen bu bu orkestranın sanat yönetmeni ve şefi. Ayrıca, Salih Yiğit'le birlikte kurduğu Mondial Filarmonik Orkestrası'nın da şefi.

Avrupa'da çalgıcılık yapan Türk müzisyenlerden oluşturduğu bir orkestrayla 1997'de Eskişehir Festivali'nin açılış konserini yapmıştı. Güneş'in tüm besteleri yurtdışında seslendirildi ve CD olarak yayımlandı. Bunların bir bölümü çeşitli Avrupa kurumlarının siparişleri üzerine yapıldı. Eserleri İsviçre'deki Edition Marc Reift tarafından yayımlanıyor.

Betin Güneş, Türkiye'den önce Avrupa Birliği'ne tam olarak girebilmeyi başaran Türk müzisyenlerin başında geliyor.
Koblenz Oda Orkestrası'nın başkemancısı Sedat Şen de DAAD bursundan yararlanıp, Almanya'da kalarak tutunma başarısı gösterenlerden. Halen eski DAAD bursiyerlerinden genç piyanistlerimiz Özgür Aydın ile Emre Elivar, konser piyanisti olarak etkinliklerini Berlin merkezli olarak sürdürüyorlar.

Örneğin Özgür Aydın 17-18 ve 24-25 Mart 2006 günleri Beethoven'in beş piyano konçertosunu Almanya'nın Braunschweig ve Wolfenbüttel kentlerinde In-Kun Park yönetimindeki Braunschweig orkestrası eşliğinde seslendirdi.
Bir başka önemli örnek obua sanatçısı ve hocası Taşkın Oray. İzmir Devlet Konservatuvarını bitirdikten sonra 1969'da MEB devlet bursuyla Essen'deki Folkwang Müzik Yüksek Okulu'nda öğrenim gören Taşkın Oray, yarışmalarda ve konserlerde büyük başarı gösterdi. Düseldorf Senfoni'nin solo obuacısı olan Oray, Schuman Müzik Yüksek Okulu'nda ders veriyor. Ayrıca yöredeki oda müziği çalışmaları ile dikkati çekiyor.

Almanya'ya CSO'dan ayrılarak gelen kemancı Erol Aygün de, uzun yıllar çeşitli orkestralarda keman çaldı, halen Gerbrunn'da yaşıyor ve zaman zaman gelerek Başkent Üniversitesi'nde oda müziği çalışmaları yaptırıyor.

Yiğit Aydın ve Sinem Altan
Almanya'da öğrenim veya akademik çalışma sürdürürken, bir yandan da bestecilik etkinliğinde bulunan Yiğit Aydın ile Sinem Altan da önemli birer örnek.

Ankara Devlet Konservatuvarı Kompozisyon Bölümü ile ODTÜ Makine Mühendisliği bölümü mezunu, ODTÜ Sosyoloji masterlı Yiğit Aydın; halen Almanya'da, Frankfurt'ta yaşıyor. Marburg Müzikbilimleri Enstitüsü'ndeki doktora çalışmalarını Sabine Henze-Döhring yönetiminde sürdürerek "Yeni Türk Müziği €? konusunda bir tez hazırlıyor. Bestecilik verimi ise Eczacıbaşı Beste Yarışmasını iki kez üstüste kazanmasını sağladı. Son olarak 2005'te Uluslararası Ankara Müzik Festivali'nde Anders başlıklı piyano ve yaylılar için eseri dünya prömiyeri yaptı. Almanya'da seslendirilen oda müziği eserleri de ilgiyle karşılanıyor.

Sinem Altan ise çok genç bir besteci, henüz 20yaşında. Bilkent'te okurken Arif Melikov'un dikkatini çeken Sinem Altan, Doğramacı Bursu'yla 11 yaşındayken gittiği Berlin'de kompozisyon alanında iki önemli okulda UDBerlin Güzel Sanatlar Üniversitesi ve Hans Eislerr Müzik Akademisi'nde paralel olarak öğretimini sürdürürken, besteleri çeşitli müzik gruplarınca seslendiriliyor ve siparişler alıyor. Ayrıca eserlerinin seslendirilmesinde piyanist olarak da dikkati çekiyor. Son olarak sipariş üzerine yazdığı "Mesir Macunu €? adlı operası Berlin'de sahnelendi ve büyük ilgiyle karşılandı.

Genç Kontrabasçılar Kontrabasçı genç Orçun Mumcuoğlu ise Ankara Devlet konservatuvarı'nı bitirdikten sonra, daha ileri öğretim görmek ve sanatını icra etmek üzere kendi olanaklarıyla Almanya'ya giden bir müzisyen. Son olarak, sınavını kazandığı Almanya'nın önemli orkestralarından Bamberg Senfoni'de yapılan oylamada, oybirliğiyle orkestranın asil üyeliğine kabul edildi.

Bir başka kontrabasçı Onur Özkaya DAAD bursuyla gittiği Almanya'da halen Mahler Oda Orkestrası üyesi. Bir başka genç kontrabasçı Burak Marlalı Freiburg'da hem orkestra'da çalıyor, hem de yüksek lisans çalışması yapıyor. Marlalı Türkiye'deki orkestralarla da kontrabas solisti olarak konserler verdi.

Almanya'dan seçme örnekler


Almanya'dan bazı seçme örnekleri şöyle sıralayabiliriz:

Detmold merkezli olarak çeşitli konser ve festivallere davet edilerek katılan, bu arada Türk bestecilerinin yapıtlarını konserlerinde seslendirerek Çağdaş Türk Müziği'nin tanıtımına önemli katkı sağlayan piyanist Yeşim Gökalp,

Frankfurt opera orkestrasında solo kornist, Mahir Çakar öğrencilerinden Mahir Kalmik,

Münster Opera Orkestrası kemancılarından ve Münster Oda Orkestrası konzertmeisterlerinden, her yıl Türkiye'de birkaç kez solo çalan kemancı Muharrem Cenker,

Türkiye'de hiç tanınmayan ancak genç yaşta Almanya'da profesör olarak Duesseldorf Müzik Yüksek Okulunda ders veren, Prof. Altuğ Ünlü,

Egitimini Saarbrucken'de TEV bursiyeri olarak tamamlayan, solo konserler veren, Maxim Vengerov'un asistanlığını yapan Özcan Ulucan,

Gene TEV bursiyeri olan ve ağabeyi Özcan Ulucan'la oda müziği konserleri veren Birsen Ulucan,

Detmold'te eğitim gördükten sonra Kassel Operasi ikinci keman grup şef yardımcısı olarak çalışan Elvan Baran,

Almanya'da lutiye olarak sivrilen Ahmet İyidoğan'ı da ihmal etmemek gerek.

Avusturya'daki Türk müzikçiler


Avusturya'da da, Almanya kadar olmasa da, çoğu Viyana'da olmak üzere hayli Türk müzisyen bulunuyor.

6660 Sayılı yasadan yararlandırılarak yurt dışında eğitim gören Fuat Kent, Avusturya'da çağdaş müzik alanında önde gelen piyanistlerden. Yeni Sanat adlı bir topluluğu var. Amerikalı besteci Crumb'un yapıtlarının Avrupa'da tanıtılmasında önemli rol oynadı, kayıtlar yaptı. Halen Voralberg Konservatuvarı'nda ders vermeyi sürdürüyor.

Ertuğrul Sevsay, Türkiye'de daha çok Avusturya'da kurduğu tango orkestrasıyla verdiği konserlerle tanındı. Sevsay, Viyana Müzik ve Sahne Sanatları Üniversitesi'nde kompozisyon bölümünde orkestrasyon dersleri veriyor. Yeni bir ders kitabı yayımladı.

Aynı üniversitede yıllardır Pedagoji bölümünde ders veren Prof. Inci Häusler Altınok, Viyana'daki Türk müzik öğrencileri ve müzisyenleri arasında çok iyi tanınan, fahri kültür ateşesi gibi çalışan bir isim.

Can Aksel Akın, genç bir besteci olarak, hem Viyana Müzik ve Sahne sanatları Üniversitesi'nde doktora çalışması sürdürüyor, hem de besteci olarak değişik alanlarda Avusturya'nın müzik yaşamına katkıda bulunuyor. 2005 Eczacıbaşı Beste Yarışması'nda ikinciliği elde etti. Çeşitli kombinasyonlar için çok sayıda oda müziği eseri Avusturya ve İsviçre'de seslendirildi. Ayrıca besteci olarak Türkiye'yi çeşitli festivallerde temsil ediyor. 2006 yaz aylarında Uluslararasi Al
0 Yorum Yap
Önceki Paylaşımlar