edebiyat

Edebiyat ya da yazın, yazarın düşünce ve duygularını, okuyanın estetik bir tat almasını sağlamak amacıyla yazılmış ya da böyle bir amaç gütmese de biçimsel olarak bu düzeye ulaşmış yazılı yapıtların tümüne verilen isimdir.

EDEBIYAT (türkçe) anlamı
1. yazın
2. literatür
3. içten olmayan
4. gereksiz
5. boş sözler.
6. bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve yapıtlarının tümü
7. literatür
yazınsal yapıtlara ilişkin bilgilerin öğretildiği ders.
EDEBIYAT (türkçe) anlamı
8. 1 . Olay
9. düşünce
10. duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı
11. yazın (II):
12. Edebiyat hocasıyken talebeme bu nesir sanatından bir defa bahsetmiştim.- F. R. Atay.
13. 2 . Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi
14. literatür
15. Hekimlik edebiyatı.-
16. 3 . mecaziİçten olmayan
17. gereksiz
18. boş sözler.
19. Atasözü
20. deyim ve birleşik fiiller
21. edebiyat yapmak
EDEBIYAT (türkçe) ingilizcesi
1. n. literature
2. belles lettres
3. polite letters
4. letters
EDEBIYAT (türkçe) fransızcası
1. littérature [la]
2. les belles lettres
EDEBIYAT (türkçe) almancası
1. n. Belletristik
2. Literatur
3. Schrifttum

Edebiyat hakkında bilgiler

Edebiyat, Alm. Literatur (f), Fr.Littérature (f), İng. Literature., düşünce, duygu ve hayallerin sözlü veya yazılı olarak güzel ve tesirli biçimde anlatılması sanatı. Okuyana estetik bir tat vermek amacıyla yazılmış olan ya da böyle bir amacı olmasa bile, biçimsel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı yapıtlar. Bu anlamıyla edebiyat görece yeni bir terimdir.

Batı'da 18. yüzyılda yaygınlaşmıştır. Geçmişte şiir, destan, tiyatro gibi türler genel olarak edebiyat başlığı altında değil, ayrı ayrı ele alınırdı. Türkiye'de de edebiyat terimi bugünkü anlamına ancak 19. yüzyılın sonlarında kavuşmuştur. Divan edebiyatında şiir ve düzyazı (inşa), amaçlan ve kuralları farklı olan iki ayn sanat dalı olarak görülürdü.

Sözlükte edebiyat

Düşünce, duygu veya herhangi bir hakikatı veya herhangi bir fikri yazı veya sözle, manzum veya nesir halinde güzel şekilde ifade san'atı. Bu san'atla uğraşan ilim kolu. * Edebiyata ait yazıları toplayan kitap.Edebiyatın sözlük anlamından biri de edebe, yani terbiyeye uygun söz söylemektir. Demek ki edebiyatçı edepli olmalı, edepsizce söz ve yazılar edebiyat olamaz. (Edebiyatta vardır üç meydan-ı cevelan; onlar içinde gezer, haricine çıkamaz: Ya aşkla hüsündür, ya hamaset ve şehamet, ya tasvir-i hakikat. İşte yabani edebse hamaset noktasında hakperestliği etmez.Belki zalim nev-i beşerin gaddarlıklarını alkışlamakla kuvvet-perestlik hissini telkin eder. Hüsün ve aşk noktasında, aşk-ı hakiki bilmez.Şehvet-engiz bir zevki nefislere de zerkeder. Tasvir-i hakikat maddesinde, kainata san'at-i İlahi suretinde bakmaz;Bir sıbga-i Rahmani suretinde göremez. Belki tabiat noktasında tutar, tasvir ediyor; hem ondan da çıkamaz.Onun için telkini aşk-ı tabiat olur. Maddeperestlik hissi, kalbe de yerleştirir; ondan ucuzca kendini kurtaramaz.Yine ondan gelen, dalaletten neş'et eden ruhun ıztırabatına, o edepsizleşmiş edeb (müsekkin, hem münevvim); hakiki fayda vermez. S.)

Edebiyatın kapsamı

Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duygulan güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanır. İnsan yaşantılarını anlatan her metin edebiyat yapıtı değildir. Konu tartışmalı olmakla birlikte, asıl amacı estetik tat vermek değil, bilgi vermek ya da inandırmak olan yapıtlar (teknik ve bilimsel kitaplar, gazete yazılan, reklam metinleri, propaganda yazıları vb) genellikle edebiyatın kapsamı dışında bırakılır. Bir metnin edebiyat yapıtı, sayılması için sanat değeri taşıması gerekir! Ama bu değeri tanımlamak kolay değildir. Edebi değeri olan bilimsel metinlere rastlanabildiği gibi, sanat katına yüksele-meyen şiirler de vardır. Bunlara şiir değil, manzume denir.

Edebiyatın tanımı ve kapsamıyla ilgili tartışmalar, estetik kuramının alanına girer. İlk sistemli estetik felsefesinin kurucusu olan Kant'a göre, bir metnin sanat sayılabilmesi için "çıkar gözetmemesi", başka bir deyişle kendi dışında hiçbir amaç taşımaması gerekir. Bütün sanatlar gibi edebiyat da bu bakımdan oyuna benzetilebilir. Oyunun kendi dışında hiçbir amacı yoktur, yalnız zevk almak için oynanır ve biter. Bu yaklaşım, edebiyatı öteki insan eylemlerinden ayıran çok önemli bir noktayı vurgulamakla birlikte, iki yönden eleştiriye açıktır. Birincisi, fazlaca "hazcı" bir yaklaşımdır; edebiyat yapıtlannın içerdiği "doğruluk" boyutunu, aydınlanma yanını ihmal etmektedir. İkincisi, yeterince tarihsel değildir; geçmişte edebiyat dışı sayılan bazı metinlerin zamanla edebiyat kapsamı içine alındığını, bazılarınınsa edebi değer ve işlevini yitirdiğini göz önünde tutmamaktadır. Oysa bütün insan ürünleri gibi sanat da ölümlüdür.

Edebi türlerin en "edebi", en katışıksız, en yoğun olanı lirik şiirdir. Estetik haz vermenin ötesinde hiçbir amaç taşımaz. Ama bu estetik hazzın içinde derin, karmaşık ve dile getirilmesi güç bir insani gerçeklikle karşılaşmanın verdiği heyecan da vardır.

Yoğunluk ve katışıksızlık açısından lirik şiiri destan, eleji, ağıt, mesnevi, dramatik şiir ve felsefi şiir gibi manzum türler izler. Bunlar genellikle firik şiirden daha uzun ve daha gevşek dokuludur. Roman, 18. yüzyılda gelişen ve 19. yüzyılda öne çıkan bir türdür. Kaynaklan açısından en zengin edebi biçim olduğu söylenebilir. Destan, masal, ortaçağ romansları, deneme ve felsefi metin gibi daha eski biçimlerin hepsi romanı beslemiştir. Ama günümüzde satışa çıkan romanlann büyük bölümü edebiyat yapıtı sayılmaz; estetik zevk vermek için değil, oyalamak ve eğlendirmek için yazılmışlardır. Seyahatname, gezi notları, anı, otobiyografi, günlük ve mektup gibi kişisel metinler, genellikle edebiyat ile belgeseli ayıran çizginin iki yanında yer alır. Üsluplarının yetkinliği ve içeriklerinin zenginliğiyle büyük edebiyat yapıtı katma yükselenler olduğu gibi, "gazete yazısı" ve "anı defteri" düzeyinde kalanlan da vardır. Birçok kişisel metin, edebi değerinden çok, yazan konusunda özel bilgiler vermesi yüzünden ilgi çeker. Öte yandan, kolay kolay hiçbir türe sokulamayan ve üslup kaygısı gözetilmeden yazıldığı halde okurlara estetik bir doyum sağlayan metinler de vardır; 20. yüzyıl edebiyatında dışavurumculuk, dadacılık ve gerçeküstücülük gibi akımlann ürünleri genellikle bu türdendir.

Edebiyat akımları



Edebiyat Türleri

Nazım

Nesir



Ayrıca bakınız

Şarkı Sözleri

Cemiyette Pişiyorum tarafından söylenen edebiyat adlı şarkının sözleri.

bir taş attı havaya,ters tarafına geldi.istediği kazanmak.kaybetmeye benzer mi?
iki adım önünde,tek çizgi kırık hayat.onu da geçemezsen,kahrolsun edebiyat.
peşinden geleceğim,seni delirteceğim.
birşey gördü havada.göz kırptı birkaç kere.mavi camı kıran el yazı yazdı deftere.
kendine geleceksen,gelme daha karnın tok.biraz bekle şimdilik ölümün çaresi yok.
bir ses duydu.havada kaldı bütün sözleri.göreceklerin için duyduların yeter mi?
koştu koştu ,öğrendi.iki dağ iki dere.kırmızı ağaç dikti,toprak olmayan yere.
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Edebiyat Tanım

Okuyanlara estetik (sanatsal) bir doyum sağlamak amacıyla yazılmış, ya da böyle bir amacı olmasa bile biçimsel ve içeriksel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı eserlere edebiyat denir. Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir ...

Türkiye'de Edebiyat Eleştirisi

Türkiye'de çağdaş anlamda edebiyat eleştirisi Tanzimat'tan sonra başladı. Batılılaşmanın ilkin daha çok edebiyat alanında ortaya çıkması ve Batılı türlerin Türkiye'de üretilmesinin temelde siyasal bir tavır alışı belirtmesi, edebiyat eleştirisinin de genel bir dünya ...

Milli Edebiyat

Milli Edebiyat, yazı ve yaratıların, sanatsal ürünlerin yabancı etkilerinden sıyrılarak, kendi ulusal değerlerimize dönmeyi, halka kendi diliyle seslenmeyi ilke edinen 1908'de başlayıp 1923'e değin süren edebiyat akımı ve bu yönelime katılan sanatçıların oluşturduğu topluluk.

Liste - Nobel Edebiyat ödülü Sahipleri

1901, Sully Prudhomme, şair, Fr. 1902, Theodor Mommsen, tarihçi, Alm. 1903, B. Bjørnson, romancı, şair, oyun yazarı Nor. 1904, Frédéric Mistral, şair, Fr. J. Echegaray, oyun yazarı, İsp. 1905, H. Sienkiewicz, romancı, Pol. 1906, Geosuè Carducci, şair, İtal. 1907, Rudyard ...

Milli Edebiyat Akımı

Türk edebiyatında toplum ve ülke meselelerine geniş yer veren, sade Türkçeyi ve hece veznini kullanma yoluna giden edebiyat akımı (1911-1923). 1860'tan sonra benimsenen ve Abdülhamid II tarafından da desteklenen «Osmanlıcılık» ideolojisi, Balkan savaşından sonra imparatorluk ...

Romantizm (edebiyat)

Klasik edebiyat akımına tepki olarak 18. yüzyılın sonlarında doğan ve Victor Hugo'yla birlikte büyük ün kazanan Romantizm, insanın yaratma özgürlüğü önündeki her şeye karşı durur. "En iyi kural, kuralsızlıktır" diyen romantikler, insanın duygularını, düş gücünü ...

Milli Edebiyat Dönemi

Meşrutiyet (1908)'ten sonra memlekette başlayan ve o devirde 'Türkçülük' adı verilen milliyet hareketi, 'edebiyatta millî kaynaklara dönme' düşüncesinin doğmasına yol açmıştır. 'Millî kaynaklara dönme' sözüyle ; dilde sadeleşme, aruz vezni yerine hece veznini kullanma, yerli ...

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi

İstanbul Üniversitesi’nin tarihi, Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesinden hemen sonra Medaris-i Semaniye (Sahn-ı Semân) adıyla kurduğu eğitim kurumlarına kadar varmaktadır. Dolayısıyla Edebiyat Fakültesi’nin de o yıllarda kurulmuş olduğu kabul ...

Absolutizm (edebiyat)

Absolutizm, herhangi bir edebi eserde ya da edebi ilkede bir edebînin varlığına ve değişmezliğine inanmak; eseri ya da ilkeyi bu değişmezliğe göre incelemekdir. Mutlakçılık olarak da bilinir.20. yüzyıl başlarında ortaya çıkmıştır.

Adapte (edebiyat)

Uyarlama, yabancı bir dilde yazılmış bir eseri, çevrildiği dilin konuşulduğu toplumun yaşayışına, inançlarına duyuş ve düşünüşüne uygun duruma getirildiği serbest çeviridir. Uyarlamalarda genellikle yer ve kişi adlarını değiştirilir.

Aks (edebiyat)

Bir cümlede, bir dizede iki sözcüğün ya da sözcük topluluklarının yerleri değiştirilerek yapılan söz sanatına akis veya aks denir. Cümle ya da dizede bir sözcük diğerinin önüne ya da arkasına getirilerek cümle ya da dize tekrarlanır.

Aksiyon (edebiyat)

Aksiyon kelimesi kurguda birden çok anlam taşır. Aksiyon yazarların kurguyu sunmak için kullandığı kurgu yazma biçimlerinden biridir.

Alâka (edebiyat)

Bir sözcüğü gerçek anlamının dışında bir anlamda kullanmak için düşünülen ilgi. Edebi sanatların çoğu bu ilgiyle yapılır.

Ana Duygu (Edebiyat Terimleri)

Ana duygu, bir düşünceden çok duyguyu dile getirmek, okuyucu ya da dinleyiciye duyurmak, onların benliğinde yaşatmak amaçlı yazı ya da konuşmaların öne çıkarmak istediği asıl duygudur. Ana duygu bir metnin özünü oluşturur.