Ekspresyonizm

Anlatımcılık (Ekspresyonizm), en elverişli ortamı, yazara kendi iç dünyasını dile getirme imkânını sağlaması bakımından, şiirde buldu. Çok belirli ayrıntılara rağmen G. Trahl, F. Werfel, G. Benn şiirlerinde anlatımcılığı en iyi yansıtmış şairlerdir; fakat anlatımcılığın etkisi başka yazarlarda da görülür: G. Heym, E. Lasker-Schüler, J. R. Becker ve hattâ Rilke. Nesirde anlatımcılığı değerlendirenler G. Benn, K. Edschmid, A. Döblin. M. Brod ve Heinrich Mann'dır.

EKSPRESYONIZM (türkçe) anlamı
1. Dışa vurumculuk.
EKSPRESYONIZM (türkçe) anlamı
2. dışavurumculuk.
EKSPRESYONIZM (türkçe) ingilizcesi
1. n. expressionism,
EKSPRESYONIZM (türkçe) almancası
1. der Expressionismus

Ekspresyonizm hakkında bilgiler

Alm. Expressionistisch, Fr. Expressionnisme, İng. Expressionism. Batı dünyasındaki haksızlık ve zulümlere karşı subjektif ve hissi bir dünya görüşüne dayanan ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde ortaya çıkan sanat eğilimi. Ekspresyonizm aşırı subjektiflikle şiddetli duygulara yer veren ve herhangi bir alanda anlatım imkanlarının sınırını zorlayan sanat akımı olarak Orta Avrupa’da gelişti. Genellikle Almanya’da sanat dallarının hepsinde etkili oldu. Özelliği sanat ve toplumda kabul edilmiş biçim ve geleneklere bir başkaldırı niteliği taşımasıdır. Bu akımın içinde yer alan Alman ekspresyonistleri ordu, okul, ataerkil aile ve imparatorluk gibi kurumların yerleşik otoritesine karşı çıktılar. Fakat toplum dışına itilmiş yoksulların, ezilmişlerin, akıl hastalarının, sokak kadınlarının ve eziyet edilen gençlerin yanında yer aldılar. Akım, özellikle yetenekli sanatçılara yeni bir düzeni kurma görevi de yüklemiştir.

Bu akımın ilk belirtileri 19. yüzyılın sonlarında Van Gogh, Munch, Ensor ve Toulouse-Lautrec’in bazı eserlerinde görüldü. Zamanla Almanya’da gelişti. 1905’te, Kirchner, Heckel, Schmidt-Rottluf, Pechstein, O. Mueller ve Nolde, Die Brucke topluluğunda bir araya geldiler. Bu sanatçıların resim ve gravürlerindeki ayırt edici özelliği; renklerin gerçekdışılığı, çarpıtmalar, insan yüzünün ve manzaraların dikkat çekici bir stilizasyonla verilmesi oldu. Buna karşılık, Münihli ressamlardan (Kandinsky, Marc, Macke, Jawlensky) meydana gelen Blaue Reiter topluluğu da Die Brücke’nin yanı sıra aynı ölçüde renkli, fakat daha akılcı, daha az kötümser ve kısa bir süre sonra da soyut araştırmalara yönelecek olan bir sanat anlayışından yanaydı. O dönemin Berlin’deki sanat ortamında, ekspresyonizmle, fovizm, kübizm ve fütürizm arasında pekçok ilişki vardı.

Ekspresyonizm heykelcilik, perde oyunları ve sinemada da kendini gösteren bir tarzda ortaya kondu. Ekspresyonist oyunların çoğunda çocukların ana babalarını suçladıkları, sık sık saldırıya ve öldürmeye varan şiddet eylemlerine de başvurarak bağımsız bireyler olduklarını ispatlamaya çalıştıkları sahneler yer aldı. Ekspresyonist sahne tekniklerinden büyük ölçüde etkilenen ilk filmler, baş kişinin subjektif dünyasını dekor aracılığıyla iletmeye çalıştı. Bunlardan en meşhuru olan Dr. Caligari’nin Muayenehanesi’nde deli bir adam, deli bir kadına, akıl hastanesine gelişinin hikayesini kendine mahsus bir dekor biçimiyle anlatıyordu. Dekor olarak kullanılan çarpık sokak ve evler bir delinin iç dünyasını aksettiriyordu.

Ekspresyonizm 1920’lerin ortalarında sönmeye başladı; 1933’te Naziler iktidara geldikten sonra ise bu akım içinde yer alan eserlerin çoğu yoz sanat ürünleri olarak damgalandı. Hatta yayınlar ve oyunlar yasaklandı. Bunun üzerine bu akımda yer alanların büyük bir kısmı Almanya dışına (özellikle ABD’ye) gittiler.
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Neo-Ekspresyonizm

Neo-Ekspresyonizm veya Yeni-Dışavurumculuk resim ve heykelcilik gibi sanat alanlarında Modernizm akımının bir kolu olarak 1970’lerde gelişmiş ve 1980’lerin ortalarına kadar Batı Avrupa ve ABD’deki sanat piyasasında oldukça popüler olmuş bir sanat akımıdır.

Soyut Ekspresyonizm

Soyut dışavurumculuk (soyut ekspresyonizm), veya eleştirmen Clement Greenberg'in tabiriyle resimsel soyutlama, 1940'ların ortalarında New York'ta ortaya çıkan, ressamların gerçek nesnelerin temsiline yer vermeden kendilerini sadece renk ve şekillerle ifade ettikleri bir tür soyut ...

Punk

Punk; kültür, politika ve estetiği ile kurumsallaşmış sanat teorileri ve bunu yaratan topluma, toplumsal sisteme karşı doğmuş bir reddediştir. Punk, sanatçıyı devrimci olarak görür, geleneksel ve kalıplaşmış davranış ve yaşam biçimine karşı yıkıcı bir tavır ...

Soyut Dışavurumculuk

Soyut dışavurumculuk (soyut ekspresyonizm), veya eleştirmen Clement Greenberg'in tabiriyle resimsel soyutlama, 1940'ların ortalarında New York'ta ortaya çıkan, ressamların gerçek nesnelerin temsiline yer vermeden kendilerini sadece renk ve şekillerle ifade ettikleri bir tür soyut ...

Modern Sanat

Genellikle 1880'lerin İzlenimcilerinden (Empresyonistlerden) 1960-70'lere kadar devam ettiği kabul edilen sanat dönemi.

Edebiyat

Edebiyat ya da yazın, yazarın düşünce ve duygularını, okuyanın estetik bir tat almasını sağlamak amacıyla yazılmış ya da böyle bir amaç gütmese de biçimsel olarak bu düzeye ulaşmış yazılı yapıtların tümüne verilen isimdir.

Ressam

Resim, herhangi bir yüzey üzerine çizgi ve renklerle yapılan, hatta günümüzde kavramsal bir boyutta ele alınması açısından hemen her tür malzemenin de kullanılabileceği bir anlatım tekniğidir.

Postmodernizm

Postmodernizm, kavramı ve bu eksende yürütülen tartışmalar, genel olarak, teori alanında modernist sanat biçimleri ve uygulamalarından koptuğu iddia edilen bir dizi kültürel yapıntıyı tanımlayan mimarlık, felsefe, edebiyat, güzel sanatlar vb. alanlarda yeni kültür biçimlerin ...

New York

New York adında birden fazla başlık bulunmaktadır. ABD’nin kuzeydoğusunda yer alan, bu kıtanın en büyük nüfuslu şehri. New York eyâletinin güneydoğu kesiminde, Hudson Irmağının ağzında yer alır. Şehrin alanı 787 km2, nüfûsu ise yaklaşık 10 milyon civârındadır.

Punk Rock

Punk Rock, kökenleri 1974 ve 1975 yıllarına, ABD ve İngiltere`ye dayanan ve kendisini Ramones, Sex Pistols, The Damned, ve The Clash gibi gruplarla kanıtlamış düzen karşıtı rock muzik hareketidir.