Ensar Hicretten sonra Peygamberimize ve Mekke’den gelen Müslümanlara (muhacirlere) yakın alaka gösterip, malları, mülkleri, bedenleri ve diğer varlıklarıyle onlara yardım eden Medineli Müslümanlara verilen ad. Ensar, Arapça bir kelime olup, lügatta “yardımcılar” manasına gelir. Medineli Müslümanlar, o zaman Evs ve Hazreç isimli iki büyük kabile idiler. Bunlardan olmadıkları halde yardım etme hususunda onlara tabi olan diğer Müslümanlar da Ensar sayılıyordu. Ensar, Peygamberimize ve onu...

ENSAR (türkçe) anlamı
1. Hz. Muhammed'e hicret zamanında yardım eden Medineliler.
ENSAR (türkçe) anlamı
2. (Arapça) Erkek ismi 1. Yardımcılar
3. muavinler
4. müdafiler
5. koruyucular. 2. Medine'ye hicretle Mekkeli muhacirlere yardım eden
6. Medineli müslümanlara verilen ad. Kur'an-ı Kerim'de çok geçen kelimelerden birisidir.

Ensar hakkında bilgiler

Ensar Hicretten sonra Peygamberimize ve Mekke’den gelen Müslümanlara (muhacirlere) yakın alaka gösterip, malları, mülkleri, bedenleri ve diğer varlıklarıyle onlara yardım eden Medineli Müslümanlara verilen ad. Ensar, Arapça bir kelime olup, lügatta “yardımcılar” manasına gelir. Medineli Müslümanlar, o zaman Evs ve Hazreç isimli iki büyük kabile idiler. Bunlardan olmadıkları halde yardım etme hususunda onlara tabi olan diğer Müslümanlar da Ensar sayılıyordu.

Ensar, Peygamberimize ve onun güzide arkadaşlarına, müşriklerin Müslümanları ortadan kaldırmak için uğraştığı, İslamın en zor günlerinde yardım ellerini uzatmış, Resulullah efendimizi Medine’ye davet etmiş, Müslümanları Mekkeli müşriklerin işkence ve eziyetlerinden kurtarmışlardır. Medinelilerden ilk defa 6 kişilik bir grup Akabe mevkiinde İslamiyeti kabul edip biat etmişlerdir. Bu altı kişinin adı: 1)Esad bin Zürare, 2)Avf bin Haris, 3) Rafi bin Malik, 4)Kutbe bin amir, 5)Utbe bin amir, 6)Cabir bin Abdullah’tır. Bunların hepsi Hazrec kabilesindendir.

Bu altı kişinin, ilk defa Resulullah efendimizle tanışmasından sonra onlara; “Sizler, şimdiden sonra bana yardımcı ve destekleyici olur musunuz ki, ben de Allahü tealanın dinini halka tebliğ edeyim, duyurayım?” buyurdu. Bunlar da şöyle cevap verdiler: “Ey Allah’ın Resulü! Sizin de malumunuz olduğu gibi, Evs kabilesiyle eski zamandan beri aramızda çok harpler yaptık, hala bizim aramızdaki düşmanlık devam etmektedir. Evs ve Hazrec kabileleri bugün de eskisi gibi birbirlerine düşmandır. Sen bizim aramıza, bu hal dururken geldiğin takdirde biz sana yardım edemeyiz. Hele bu yıl bize izin ver, gidelim. Kabilelerimiz arasına varalım. Belki Hak teala aramızda sulh olmasını sağlar, senin bize yaptığın daveti, gidelim biz de onlara arz edelim. Umarız ki, Allahü teala hepimizi sana yardımcı eyler. Şöyle ki, Evs ve Hazrec kabileleri barışıp hep sana tabi olurlar. Dünyada senden başka izzetli hiçbir kimse olmaz. Hele bu yıl varıp gidelim, nice olur bir görelim. Gelecek hac mevsiminde de yine seninle buluşalım.”

Bunları söyledikten sona dönüp Medine’ye gittiler. Peygamberimizin bu haberini söylemedik bir ev bırakmadılar. Ertesi yıl olunca yine aynı yerde Resulullah efendimiz 12 kişiye rastgeldi. Beşi, geçen yıl gelenlerdendi. Cabir bin Abdullah gelememişti. Diğerinin isimleri siyer kitaplarında yazılıdır. Bu arada Peygamber efendimiz onlara Kur’an-ı kerim’i ve İslamiyeti öğretmek için Mus’ab bin Umeyr’i Medine’ye göndermişti. Onun nasihat ve daveti ile çok kişi Müslüman oldu. Kısa zamanda İslamiyet her eve girdi.

Üçüncü yıldaki Akabe görüşmesinde 70 kişiden fazla olan Medineli Müslümanlarla Peygamberimiz şöyle sözleşip, antlaştılar:

1. Bundan sonra kendi nefslerini, hatunlarını ve oğullarını her neden korurlarsa, Resulullah efendimizi de ondan koruyacaklar.

2. Her kim Resulullah efendimize düşmanlık ederse, ona karşı durup, kılıçla müdafaa edecekler.

3.Resulullah efendimizin yoluna karşı gelen Arap ve Acem ile harp edecekler.

Bu antlaşmaya, bundan sonra Müslüman olan Medinelilerin hepsi sadık kaldı. Böylece Resulullah’ın Mekke’den Medine’ye hicretinden sonra Muhacir Müslümanlara en büyük yardımı ve desteği sağladılar. Mekkeli Muhacirlerle Medineli Ensar kardeşlik bağıyla öyle birbirlerine bağlandılar ki, Ensar ellerinde bulunan herşeyin yarısını Muhacir kardeşine verdi. Hatta babalarından kalan malların taksiminde onları da varis yapmaya razı oldular. Yalnız bu hususa izin verilmedi. Ensarın bu fedakarlığını Allahü teala Kur’an-ı kerim’de ve Resulullah efendimiz hadis-i şeriflerinde övmektedir.

ayet-i kerimede mealen buyuruldu ki:

Önce Müslüman olanlardan, Muhacirlerin ve Ensarın önce gelenlerinden ve bunların yolunda gidenlerden Allahü teala razıdır ve bunlar da Allahü tealadan razıdırlar. Allahü teala bunlar için, Cennetler hazırladı. Bu Cennetlerin altından nehirler akmaktadır. Bunlar Cennetlerde sonsuz olarak kalacaklardır. (Tevbe suresi: 100)

Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

Ensarı sevmek imandandır. Onlara buğz etmek münafıklık alametidir.

Nefsim yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, siz Ensar cemaatı bana insanların en sevimlilerindensiniz.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
İlgili Konu Başlıkları Tümü

Ebu Eyyûb El-Ensarî

Ebu Eyyûb Halid bin Zeyd veya Ebu Eyyûb el-Ensarî, Türkçe`de zaman zaman Eyüp Sultan olarak anılan Sahabe`den bir Müslüman. Son İslam peygamberi Muhammed`i Mekke`den Medine`ye göç ettiği zaman evinde ilk misafir eden sahabedir. Bu sebeple kendisine bu olaydan sonra ``mihmandar-ı ...

Ensar Öğüt

Ensar Öğüt, (d.1 Ocak 1946, Çıldır, Ardahan, Türkiye), Ardahan Milletvekili ve Ekonomist

Ensar El-Şeriat (Mali)

Ensar El-Şeriat (Mali), (İngilizce:''Ansar al-Sharia'') Türkçe dilinde "''Şeriat yadımcıları''" anlamına gelen, Mali'nin kuzeyinde faaliyet gösteren radikal islamcı örgüt. Azavad bölgesinde aktif olarak varolan bu örgüt, 2012 Tuareg isyanı'nda da yer almıştır. Silahlarının ...

Abdullah El-Ensarî

Hace Abdullah el-Ensari, XI.yüzyılda yaşamış sufi ve yazarlarındandır. Ebu İsmail Abdullah ibn Ebu Mansur Muhammed, Hace Abdullah el-Ensari el-Herevi veya Heratlı Ensari adlarıyla bilinen sufi, eserleriyle kendisinden sonraki sufileri etkilemiştir.

Ehl-i Suffa

Ehl-i Suffa Hicret’ten sonra Medine’de Peygamber efendimizin yaptırdığı mescidin suffa denilen bölümünde barınan fakir ve kimsesiz sahabiler. Bunlar Medine’ye başka yerlerden hicret edip gelenlerdi. Sayıları on ile dört yüz arasında değişen bu sahabiler, Peygamber efendimizin ...

Selman-ı Farisi

Resulullah efendimizin arkadaşlarının ileri gelenlerinden. Silsile-i aliyye adıyla bilinen veliler silsilesinin ikinci halkasını teşkil eder. Aslen İranlı olup, İsfehan yakınlarında Cey köyünde doğdu. Önce mecûsi, daha sonra Hıristiyan, sonra da Müslüman oldu. Mabeh bin ...

Mutezile

Mutezile, 8. Yüzyılda Arabistan, Basra’da, Hasan Basri’nin öğrencilerinden Vasıl bin Ata tarafından kurularak sonradan mezhep olan bir düşünce ve inanç şeklidir. Vasıl bin Ata, Hasan Basri ile tevhid konusunda görüş ayrılığına düşmesi nedeni ile onun okulundan ayrılarak ...

Siyer

Siyer, İslam dinbiliminde peygamberlerin, din büyüklerinin, halifelerin hayat hikayesi. Siyer, divan edebiyatında sadece din büyüklerinin değil, hükümdarlar gibi önemli kişilerin hayat hikayesi anlamında da kullanılır.

Hicret

Hicret (Arapça: هجرة), Muhammed ve diğer müslümanların baskılar yüzünden 622'de Mekke'den Medine'ye göçüne verilen isim. Bu göçün sonucunda Medine'de bir İslam Devleti kurulmuştur.

Rufai

Rufai, Tasavvufi inanışa göre Ahmed Er Rufai nin Pir`i olduğu, sistemleştirdiği Muhammedi bir Tarikatdır.

Zilzal Suresi

Zelzele Suresi ''(Arapça:'' سورة الزلزلة ,''Sūrat'ul Zelzele)'' veya Türkçe'ye yerleşmiş ismiyle Zilzal Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 99. suresidir.