Ezan

Ezan

Ezan namaz vakitlerini bildirmek, Müslümanları namaza davet etmek (çağırmak) için yüksek bir yerde okunan kelimeler ve cümleler. Ezan lügatta “herkese bildirmek” demektir. Ezanda, İslam inancı ve dinin esasları çok veciz olarak anlatılmıştır. Burada Allahü tealanın birliği ve büyüklüğü, Muhammed aleyhisselamın Allah’ın kulu ve resulü olduğu günde beş defa dünyanın her tarafında bütün insanlığa duyurulur. Ezan okumak, hicretin birinci senesinde Medine-i münevverede başladı. Bundan önce,

EZAN (türkçe) anlamı

islamlıkta namaz vaktini bildirmek için müezzinin yaptığı çağrı.

EZAN (türkçe) anlamı

1. Müslümanlıkta namaz vaktini bildirmek için müezzinin yüksek sesle yaptığı çağrı:
2. Emirgân Camiinden yankılanan sabah ezanını duydular.- A. İlhan.

EZAN (türkçe) ingilizcesi

1. [Adhan]n. Calvary
2. n. (Islam) azan
3. Islamic call to prayer called by the muezzin five times a day from a mosque's minaret,

EZAN (türkçe) fransızcası

1. appel à la prière chez les musulmans

EZAN (türkçe) almancası

1. der Gebetsruf
Ezan namaz vakitlerini bildirmek, Müslümanları namaza davet etmek (çağırmak) için yüksek bir yerde okunan kelimeler ve cümleler. Ezan lügatta “herkese bildirmek” demektir. Ezanda, İslam inancı ve dinin esasları çok veciz olarak anlatılmıştır. Burada Allahü tealanın birliği ve büyüklüğü, Muhammed aleyhisselamın Allah’ın kulu ve resulü olduğu günde beş defa dünyanın her tarafında bütün insanlığa duyurulur.

Ezan okumak, hicretin birinci senesinde Medine-i münevverede başladı. Bundan önce, namaz vakitlerinde yalnız “Essalatü camia” denirdi. Müslümanların her namaz vaktinde kendiliğinden camide toplanması güçleşince, Peygamber efendimiz Eshabına namaz vakitlerinin nasıl bildirilmesi gerektiğini sordu. Kimisi Hıristiyanlar gibi nakus, yani çan çalalım, bazıları da Yahudiler gibi boru çalınsın dediler. Kimisi de namaz vakti ateş yakıp yukarı kaldıralım teklifinde bulundu. Fakat Resulullah efendimiz bunların hiç birini kabul etmedi. O gece Eshab-ı kiramdan Abdullah bin Zeyd ve hazret-i Ömer rüyada ezanın nasıl okunduğunu görüp, Peygamberimize (sallallahü aleyhi ve selem) bildirdiler. Peygamber efendimiz de; “İnşaallah hak, gerçek bir rüyadır. O kelimeleri Bilal’e öğretin okusun.” buyurdu. Medine’de ilk ezan okuyan Bilal-i Habeşi’dir (radıyallahü anh). Mekke’de ise Habib bin Abdurrahman oldu.

Ezanın kelimeleri yedidir:

Allahü Ekber: Allahü teala büyüktür. O’na bir şey lazım değildir. Kulların ibadetlerine de muhtac olmaktan uzaktır. İbadetlerin, O’na hiç bir faydası yoktur. Dört kere söylenir.

Eşhedü En La İlahe İllallah: Kibriyası, büyüklüğü ile ve kimsenin ibadetine muhtac olmadığı halde, ibadet olunmaya O’ndan başka kimsenin hakkı olmadığına şehadet eder, elbette inanırım. Hiçbir şey O’na benzemez. İki kere söylenir.

Eşhedü Enne Muhammeden Resulullah: Muhammed sallallahü aleyhi ve sellemin O’nun gönderdiği peygamber olduğuna, O’nun istediği ibadetlerin yolunu bildiricisi olduğuna ve Allahü tealaya, ancak O’nun bildirdiği, gösterdiği ibadetlerin yaraşır olduğuna şehadet eder, inanırım. İki kere söylenir.

Hayye Alessalah-Hayye Alelfelah: Müminleri felaha, saadete, kurtuluşa sebeb olan namaza çağıran iki kelimedir. Sabah ezanı okunurken “Esselatü hayrun minennevm” (Namaz uykudan hayırlıdır) diye iki defa söylenir.

Allahü Ekber: O’na layık bir ibadeti kimse yapamaz. Herhangi bir kimsenin ibadetinin O’na layık, yakışır olmasından, çok büyüktür, çok uzaktır. İki kere söylenir.

La İlahe İllallah: İbadete, karşısında alçalmaya müstehak olan, hakkı olan ancak O’dur. O’na layık bir ibadeti kimse yapamamakla beraber, O’ndan başka kimsenin ibadet olunmaya hakkı yoktur. Bir kere söylenir.

İkamet (kamet), farz namaza başlamadan önce okunması sünnet olan, ezana benzeyen sözlerdir. Ezandan farkı fazla olarak “Hayye alelfelah” tan sonra “Kadkamet-is salatü” (Namaz başladı) cümlesidir. Kadınlar, ezan ve ikamet okumazlar. Vakti girmeden önce okunan ezan ve ikamet vakti girince tekrar okunur. Kamet okumak ezan okumaktan efdaldir (üstün ve kıymetlidir).

Ezan, Müslüman ve akıllı biri tarafından yükseğe çıkarak okunur. Deli, fasık, çocuk, Müslüman olmayan, kadın, cünüb olan, sarhoş ezan okuyamaz. Ezan, bildirilen kelimelerle ayakta okunur. Tercümeleri hangi lisanda olursa olsun okunmaz. Okunduğu zaman ibadet değiştirilmiş olur. Ezan, farz namazların vaktinde kılınması veya kazası sırasında okunur. Bayram, cenaze, vitr, teravih namazları için, ezan ve ikamet okunmaz. Ezan ve ikamet kıbleye karşı okunur. Okunurken konuşulmaz ve selama cevap verilmez. Konuşulursa her ikisi tekrar okunur.

Ezan okuyana ”müezzin” denir. Müezzin ezanı yüksek bir yerde herkese duyurmak için yüksek sesle okur. Camilerin sembolü olan, üzerine çıkılıp ezan okunan minarelerin ilkini Eshab-ı kiramdan Mesleme bin Mahled, Mısır’da valiyken hicri elli sekiz senesinde hazret-i Muaviye’nin emriyle yaptırdı. Cuma namazındaki birinci ezan hazret-i Osman zamanında başlamıştır.

Minarede ve Cuma hutbesi okunacağı zaman, birkaç müezzinin bir ezanı birlikte okumalarına “ezan-ı cavk” denir. Bir arada çıkan yanık, hazin insan sesleri uzaktan işitilince, kalplere ve ruhlara tesir eder, insana manevi bir coşkunluk verir. imanlarını tazeler. Asırlardan beri yapıldığı için İslam adeti olmuştur.

Ezandan sonra salat ve selam okumak ilk olarak, hicri 781 (M.1351) senesinde Sultan Nasır Selahaddin’in emriyle Mısır’da başladı. Cenaze olduğunu bildirmek için minarelerde salat okunması muteber (kıymetli) kitaplarda yazılı değildir. Çirkin bir bid’attır. Dinde sonradan ortaya çıkarılan bir iştir.

Peygamber efendimizin ezan ile ilgili hadis-i şeriflerinden bazıları şunlardır:

Ezan sesini duyduğunuzda müezzinin dediği gibi siz de söyleyin.

Her kim yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet (kamet) okursa, Ümmü Sibyan denilen havale hastalığından korunmuş olur.

Seslendi ol müezzin, durdu ikamet eyledi, Kabe’ye döndü yüzün, hem de niyyet eyledi.

Duyunca ehl-i iman, hürmet ile dinledi, Sonra, namaza durup, Rabbe kulluk eyledi.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
Önceki Paylaşımlar