Farmakoloji

Farmakoloji Alm. Pharmakologie, Arzneimittelkunde (f), Fr. Pharmacologie (f), İng. Pharmacology. İlaçların tesirlerini ve özelliklerini veya daha geniş manada ilaçlarla canlılar arasındaki etkileşimi inceleyen ilim dalı. Farmakoloji, biyolojinin bir dalı olup, diğer dallarla, özellikle fizyoloji ve biyokimya ile yakından ilgilidir. Biyolojinin çeşitli disiplinleri arasında birbirlerinin sahasına önemli taşmalar olmasına rağmen, ilaçlar ve ilaç tesirleri

FARMAKOLOJI (türkçe) anlamı

1. İlaçların etkisini ve kullanılışını inceleyen bilim dalı.

FARMAKOLOJI (türkçe) anlamı

2. ilaçların etkisini ve kullanılışını inceleyen bilim dalı.

FARMAKOLOJI (türkçe) ingilizcesi

1. n. pharmacology,

FARMAKOLOJI (türkçe) fransızcası

1. pharmacologie [la]

FARMAKOLOJI (türkçe) almancası

1. n. Pharmakologie
Farmakoloji Alm. Pharmakologie, Arzneimittelkunde (f), Fr. Pharmacologie (f), İng. Pharmacology. İlaçların tesirlerini ve özelliklerini veya daha geniş manada ilaçlarla canlılar arasındaki etkileşimi inceleyen ilim dalı. Farmakoloji, biyolojinin bir dalı olup, diğer dallarla, özellikle fizyoloji ve biyokimya ile yakından ilgilidir. Biyolojinin çeşitli disiplinleri arasında birbirlerinin sahasına önemli taşmalar olmasına rağmen, ilaçlar ve ilaç tesirleri hakkındaki geniş bilgilerin, ilmi bir şekilde incelenmesi esas olarak farmakolojinin konusudur.
Farmakolojinin özel maksadı, kimyasal maddelerin biyolojik fonksiyonlarını tesbit etmek ise de, farmakoloji, canlı organizmalar hakkındaki bilgiye de önemli hizmetlerde bulunur. Hayat hadisesinin anlaşılması ile alakalı olan bu hizmet, genel olarak biyolojik ilimler için ve hususen de hekimlik mesleği için büyük önem taşır.
Farmakolojinin birçok alt bölümleri vardır:
Farmakodinami: İlaçların tesirlerini ve canlı organizmaların ilaçlara olan tepkilerini inceler.Kimyasal maddelerin tesir tarzına ağırlık verilmesi, farmakolojiyi diğer bazı temel tıp bilimlerinden ayırt ettirir.Tıpta kullanıldığı gibi farmakoloji, esas itibariyle farmakodinami ile aynı anlama gelmektedir.
Kemoterapi: İnsan vücuduna zarar vermeden, zararlı mikroorganizmaları veya kanser hücrelerini tahrip etmek için kullanılması manasına gelir.
Farmakognozi: Diğer adıyla “materia medika” denilen bu bölüm, ilaç hammaddelerinin özellikleri ve teşhisiyle ilgilenir. Bu alt bilim dalı doktorların ilaçlarını bizzat vermeye, hatta hazırlamaya mecbur oldukları zamanlarda önemliydi.
Eczacılık: İlaçların yapılması ve dağıtılması ile ilgilenir.
Farmakoterapi: Hastalıkların tedavisinde ilaçların uygulanmasıdır.
Toksikoloji: Zehirler ve zehirlenmelerle uğraşır.Her ne kadar toksikoloji farmakolojinin özel bir yönü ise de çeşitli sebeplerden ötürü ayrı bir dal olarak gelişmiştir. Toksikolojinin özel teknikleri adli tıpta ve halk sağlığı konularında büyük önem taşır.
Farmakolojinin tarihi gelişimi: Farmakoloji tarihinin ilk dönemi çok eski çağlara kadar uzanır ve ilaç hammeddelerinin kullanılmasına dair basit müşahedelerle karakterizedir. İptidai devirlerde yaşayan insanların dahi hastalıklarla ilaçlar arasında münasebetler keşfedebilmiş olması ilgi çekicidir. Tarih boyunca ilaçların kullanımı o kadar yaygın olmuştur ki 1894’te Sir William Osler “İnsan ilaca karşı doğuştan şiddetli bir arzuya sahiptir.” demiştir.
Elde olan belgelerden farmakolojik konusunda Müslümanlar tarafından çok ciddi çalışmaların yapıldığını anlıyoruz.Müslümanlar Yunanlıların şiddetli yan etkiler meydana getiren ilaçlarını, portakal, limon suları, menekşe kökleri ve diğer başka ilavelerle hafiflettirirlerdi. İbn-i Sina, Galen’in karışık ilaç terkipleri yerine birkaç misli daha zararsız ve basitlerini yaptı. İbn-i Sina’nın Kanun adlı kitabında istisnasız tamamı batı botanik ve eczacılığına geçmiş olan 780 ilaç belirtilmiştir.
En Ünlü İslam nebatatçısı İbn’ül Baytar, hayvani ve madenileri hariç, 1400’den fazla nebati ilacın ismini, madde ve reçeteleriyle kullanılış tarzını ifade eden eserini yazdı. Bu eser devrinin bütün farmakoloji malzemesini ihtiva ediyordu. Batıda Bizans ve diğer batılı alimlerin faydalandıkları bütün kaynaklar bu eserin etrafında dönüp dolaşır.
Kimyayı şuurlu bir şekilde tıbbın hizmetine sunan Er-Razi’dir. Batıda bu ancak Paracelsus ile gerçekleşmiştir. Er-Razi sentetik yollarla elde ettiği cevherleri, tababette kullanmadan önce hayvanlar üzerinde denedi. Böylece cıva bileşikleri ilaç olarak geliştirildiler. Hayvan tecrübeleri anestezi için afyon ve haşhaş farmakolojisini geliştirdi.
Müslümanlar ilaçların hazırlanmasına ait faaliyet safhasını, reçete safhasından ayırdılar. Tahsili ve özel mesuliyeti ile bugünkü manada eczacılık Müslümanlar tarafından geliştirildi. Müslümanlar ilk resmi eczaneleri daha 780 yılında El-Mansur’un hükümdarlığı zamanında kurdular. Dokuzuncu yüzyılda El-Memun devrinden itibaren bütün eczaneler resmi muameleye tabi idiler.İbn’ul Baytar uzun zaman Kahire’de eczacıların şefi olmuştu.
Eczacılar ilaçların elde edilmesinde resmi talimatlara riayet etmek mecburiyetindeydiler.Onlar resmi olarak yayınlanmış imal talimatlarına, “Maseveyh” ile batıda “Grabadin” denilen bir kaideye (Günümüzde buna kodeks denir ve hususi kanunu vardır.) göre çalışıyorlardı.
Müslümanların batı farmakolojisi üzerindeki tesirleri, Rönesans’ı da aşarak 19. yüzyıl ortalarına kadar devam etti. İbnü’l-Baytar’ın farmakolojisi 1758’de yeniden yayınlandı. İslam kaynakları 1830 yılında bile hala Avrupa kodekslerine temel teşkil ediyorlardı.
Eski dönemin aksine modern farmakoloji ilaçların tesir yeri şekli hakkında deney ile yapılan incelemelere dayanmaktadır.
Bu gibi çalışmalar evvela 18. yüzyılda yapıldı ve 19. yüzyıl esnasında önemli derecelerde genişletildi. Modern farmakolojinin gelişmesi denince, genel olarak akla Osward Schmiedeberg (1883-1921) adı gelir.Modern farmakoloji yeni tedavi ajanları ve yeni vasıtalar sağlayan sentetik organik kimyanın doğuşu ile önemli derecede yol aldı. Son zamanlarda farmakoloji, diğer temel bilimlerdeki hayret verici gelişmelerden faydalandığı gibi bizatihi kendisi de bu bilimlerin gelişmesine yardımcı olmuştur.
Farmakolojinin tıptaki önemi: Hekimlik pratiğinde çok sayıda ilaçlar kullanılmaktadır. Bunlar, tesir şekilleri, yan tesirleri, zehir özellikleri (toksisiteleri) ve metabolizmaları (vücutta uğratıldıkları değişiklikler) bilinmeden akıllıca ve emin bir şekilde kullanılamazlar. Yeni ilaçların ortaya çıkması ile, yeter derecede bir farmakoloji bilgisinin lüzumu hekimler için gittikçe artan bir mecburiyet haline gelmektedir. Fakat genellikle ilaçlar böyle bir hazırlık olmaksızın yapılmaktadır ki, bu kısmen de bu sahanın hızlı gelişmesinin bir sonucudur.
Farmakoloji bir temel bilim dalı olarak sağlık ve hastalık halinde çeşitli fonksiyonların anlaşılması ile ilgili önemli kavramlara yardımcı olur. Araştırmalarda ve teşhis gayesi ile de ilaçlar kullanılmaktadır. İyi bir farmakoloji bilgisine sahib olan hekim piyasada bulunan ve hergün reklamları yapılan binlerce ilaçtan hangisini kullanacağını iyi değerlendirecektir.
Her ne kadar farmakoloji bütün hayvan türlerindeki ilaç tesirleri ile ilgilenirse de insandaki farmakolojik tesirler ile meşgul olan klinik farmakolojiye karşı tıpta artan bir ilgi söz konusudur. Klinik farmakoloji yeni ilaçların faydasının, kuvvetinin ve zehirlilik derecesinin bizzat insanda tayini için ilmi metodlar ortaya koyar.İyi bir tıbbi pratik için lüzumlu olan farmakoloji bilgisi yalnız klinik farmakoloji bulgularını ihtiva etmeyip, ilaç etkilerinin tam bir şekilde anlaşılması için lüzumlu olan ve genellikle hayvan deneylerinden çıkarılan genel prensip ve kavramları da ihtiva eder. Bu prensip ve kavramlar olmaksızın akılcı bir tedavi mümkün değildir.
Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
Önceki Paylaşımlar