Fes

Fes Alm. Fes (m.n), Fr. Fes (m), İng. Fez. Başı havanın çeşitli tesirlerinden korumak için kullanılan yünden özel olarak yapılan başlıklardan birinin adı. Çeşitli kaynaklarda fesin ilk menşei Fas gösterilirse de hakkında kesin bilgi yoktur. Tarihte hangi devirden itibaren kullanıldığı da belli değildir.Yalnız Türklerin giydiği ve Timurtaş Paşa zamanına kadar beyaz olan renginin onun tarafından kırmızıya boyandığı bilinmektedir. Akdeniz’de seferdeyken yen

FES (almanca) türkçe anlamı

1. i. fes (m)

FES (türkçe) anlamı

2. Şapka yerine kullanılan
3. kırmızı
4. kalın çuhadan yapılmış
5. tepesinde püskülü olan
6. silindir biçiminde başlık.
7. Atasözü
8. deyim ve birleşik fiiller
fesini havaya atmak

FES (türkçe) anlamı

9. kırmızı
10. kalın çuhadan yapılmış
11. tepesinde püskülü olan
12. silindir biçiminde başlık.

Fes (almanca) ingilizcesi

1. n. fez
cone-shaped hat with a flattened top adorned with a tassel,

FES (türkçe) ingilizcesi

2. [FES]n. fez
3. cone-shaped hat with a flattened top adorned with a tassel
4. n. Fes
5. also Fez
6. a city in north central Morocco
7. n. fez
8. cone-shaped hat with a flattened top adorned with a tassel (worn in Middle Eastern countries),

Fes (almanca) fransızcası

1. n. chéchia (f)
2. fa bémol (m)

FES (türkçe) almancası

1. n. Fes
Fes Alm. Fes (m.n), Fr. Fes (m), İng. Fez. Başı havanın çeşitli tesirlerinden korumak için kullanılan yünden özel olarak yapılan başlıklardan birinin adı. Çeşitli kaynaklarda fesin ilk menşei Fas gösterilirse de hakkında kesin bilgi yoktur. Tarihte hangi devirden itibaren kullanıldığı da belli değildir.Yalnız Türklerin giydiği ve Timurtaş Paşa zamanına kadar beyaz olan renginin onun tarafından kırmızıya boyandığı bilinmektedir. Akdeniz’de seferdeyken yeniçeriliğin kaldırıldığını duyan serasker ve kaptan-ı derya Koca Hüsrev Paşa Tunus’tan getirdiği fesleri kalyoncu askerine giydirmiş ve Sultan İkinci Mahmud’un takdirini kazanmıştı. 1828’de “Fes Nizamnamesi” yayınlanarak fesin nerelerde giyilip giyilmeyeceği ve kimlerin ne çeşit fes giyeceği belirtilmişti. Fes, 1832’de yayınlanan bir tamimle resmi serpuş (başlık) olarak kabul edilmiştir.

Tanzimat devrinde “sarık” yalnız ulema sınıfı ile müderris ve tarikat mensuplarına bırakılmıştır. Bunlar fes üzerine sarık, esnaf kısmı ise fes üstüne arakiye ve yemeni sararlardı. Sarıksız fese dalfes denirdi. Fes, saraydaki kadınlar tarafından da kullanılırdı. Tunus’tan getirilen feslerin resmen kabulünden sonra İstanbul’da Haliç kıyısında bir fes fabrikası (feshane) de kurulmuştur.

Fesler genellikle kesik koni şeklinde kırmızı çuhadan yapılırdı. Düz olan üst kısma tablo denir. Bunun ortasından çıkarılan ibik tabir edilen yere püskül bağlanırdı. Püskül fese ve fesi kullanan şahsa göre değişik olurdu. Tunus fesi denilen dar fese büyük püskül takılırdı. Rengi mavi olan bu püskülün yarım okka gelenleri vardı. Büyük püsküller uzun olup enseden aşağı kadar sarkardı. Sonradan küçülmüş sadece arkada kalacak şekil kalmıştı. Feslerin durumunu muhafaza etmek için kalıplar yapılmış ve bunlar uzun zaman dükkanlarda kullanılmıştı. Kalıplar birbirinden farklı alt üst şeklinde olurdu. Fes bu iki kalıbın arasında kalır ve kol tazyiki veya pres ile sıkıştırılarak kalıbın şekli aldırılırdı. Feslerin renkleri gittikçe koyulaşmak üzere kırmızı, çifte zero, iki sıfır, bir sıfır, bir renk, iki renk, üç renk, dört renk, beş renk olup; adları ise kırmızı, ünabi, mor, orta renk, al narçiçeği ve siyahtır. Biçimlerine göre ise zuhaf, aziziye, mecidiye, hamidiye, sıfır numara, fino, dar beyoğlu gibi adlar verilir.

1925 yılında çıkan bir kanunla fes giyilmesi yasaklandı. Bazı İslam ülkelerinde halen fes kullanılmaktadır. Bugün Anadolu’nun bazı yörelerinde kadınlar, başörtülerinin altına altınla süslenmiş fes koymaktadırlar. Ayrıca her yörenin kendine has milli oyun ekipleri de fes giymektedir.
Önceki Paylaşımlar