Film

Film

Alm. Film (m), Fr. Film (m), İng. Film. Fotoğrafçılık, sinema, röntgen ve radyografide görüntüyü tesbit etmeye yarayan yarı saydam plastik şerit. Esâsını bir plastik şerit üzerine emilsüyon hâlinde sürülüp kurutulmuş ince, ışığa duyarlı bir tabaka teşkil eder.

FILM (inglizce) türkçe anlamı

1. f. filme çekmek
2. ince bir tabaka ile kaplamak
3. kaplamak (zar vb.)
4. film çekmek
5. i. ince tabaka
6. zar
7. film
8. lif
9. ölünün gözündeki donukluk

FILM (türkçe) anlamı

10. fotoğrafçılıkta
11. radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan
12. selülozdan
13. saydam
14. bükülebilir şerit
15. camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak.
16. sinemacılıkta bir oyunun bütününü taşıyan şerit ya da şeritlerin tümü.
sinema makinesiyle gösterilen yapıt.

FILM (türkçe) anlamı

17. Fotoğrafçılıkta
18. radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan
19. selülozdan
20. saydam
21. bükülebilir şerit. Sinemacılıkta
22. bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü. Sinema makinesiyle gösterilen eser. Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak.
23. 2. anlamı (i).
24. (f). zar
25. ince örtü
26. ince tabaka
27. ince tel
28. lif
29. (f). zar veya ince bir örtü ile kaplamak
30. zar bağlamak. filminess (i). zarla veya ince bir tabaka ile kaplı olma. filmy (s). zarlı
31. ince bir tabaka ile kaplı.,film,xyz film ol/film çek.
32. 3. anlamı ince tabaka. ince örtü. ince deri. zar. film. film çekmek. filme almak.
33. 4. film.

Film (almanca) ingilizcesi

1. v. cover with a thin layer
2. be covered with a thin layer
record a motion picture,

Film (fransızca) ingilizcesi

3. (m) n. film
4. picture
5. movie
6. moving picture
7. cinema
8. motion picture,

Film İngilizce anlamı ve tanımı

Film anlamları
    (noun) A thin skin
9. a pellicle
10. a membranous covering
11. causing opacity
12. hence
13. any thin
14. slight covering.(v. t.) To cover with a thin skin or pellicle.(noun) A slender thread
15. as that of a cobweb.(noun) The layer
16. usually of gelatin or collodion
17. containing the sensitive salts of photographic plates
18. also
19. the flexible sheet of celluloid or the like on which this layer is sometimes mounted.
Film tanım:
Kelime: film
20. Söyleniş: 'film
21. Southern also 'fi(&
22. )m
23. İşlev: noun
24. Usage: often attributive
25. Kökeni: Middle English filme
26. from Old English filmen
27. akin to Greek pelma sole of the foot
28. Old English fell skin -- more at FELL
29. 1 a : a thin skin or membranous covering : PELLICLE b : an abnormal growth on or in the eye
30. 2 : a thin covering or coating film of ice>
31. 3 a : an exceedingly thin layer : LAMINA b (1) : a thin flexible transparent sheet (as of plastic) used especially as a wrapping (2) : such a sheet of cellulose acetate or nitrocellulose coated with a radiation-sensitive emulsion for taking photographs
32. 4 : MOTION PICTURE
33.
Film ile eşanlamlı (synonym) kelimeler
Celluloid
34. Flick
35. Motion picture
36. Movie
37. Moving picture
38. Pic
39. Picture
40. Shoot
41. Take
42. ,n. thin coating
43. thin layer
44. membrane
45. thin flexible material coated with light sensitive emulsion (Photography)
46. motion picture
47. movie
48. material on which motion pictures are recorded
49. v. cover with a thin layer
50. be covered with a thin layer
51. record a motion picture
52. n. film
53. thin flexible material coated with light sensitive emulsion (Photography)
54. motion picture
55. movie
56. film
57. material on which motion pictures are recorded
58. camera film
strip of photographic material used to take photographs which a camera,

FILM (türkçe) ingilizcesi

59. n. thin coating
60. thin layer
61. membrane
62. thin flexible material coated with light sensitive emulsion (Photography)
63. motion picture
64. movie
65. material on which motion pictures are recorded
66. v. cover with a thin layer
67. be covered with a thin layer
68. record a motion picture
69. n. film
70. thin flexible material coated with light sensitive emulsion (Photography)
71. motion picture
72. movie
73. film
74. material on which motion pictures are recorded
75. camera film
76. strip of photographic material used to take photographs which a camera,

Film (ingilizce) fransızcası

1. n. film
2. pellicule
3. pellicule (photo
4. ciné)
5. couche
6. film protecteur
7. v. filmer
8. tourner
9. couvrir
10. se couvrir
11. être photogénique

Film (fransızca) almancası

1. n. film
2. kinofilm
3. spielfilm
4. streifen

Film (fransızca) italyancası

1. 1. (cinématographie) film (m)
2. 2. (photographie) pellicola (f)

Film (fransızca) ispanyolcası

1. 1. (cinématographie) película (f)
2. filme (m)
3. film (m)
4. 2. (photographie) película (f)

Film (fransızca) portekizcesi

1. 1. (cinématographie) filme (m)
2. fita (f)
3. 2. (photographie) filme (m)

Film (fransızca) flemenkcesi

1. 1. (cinématographie) film (m)
2. speelfilm (m)
3. 2. (photographie) film (m)
Film ile ilgili detaylı bilgilerin yer aldığı sayfa:

Sözlük anlamı

Dilimize İngilizce'den gelmiştir.

  1. Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit.
  2. Sinemacılıkta, bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü.
  3. Sinema makinesiyle gösterilen eser.
  4. Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak.


Alm. Film (m), Fr. Film (m), İng. Film. Fotoğrafçılık, sinema, röntgen ve radyografide görüntüyü tesbit etmeye yarayan yarı saydam plastik şerit. Esâsını bir plastik şerit üzerine emilsüyon hâlinde sürülüp kurutulmuş ince, ışığa duyarlı bir tabaka teşkil eder.

Fotoğrafçılığın başladığı ilk yıllarda, plastik şerit yerine cam kullanılırdı. Sonradan eğilip bükülebilen “nitroselüloz”dan yapılmış filmler kullanılmaya başlandı. Fakat bunlar yanıcı olduğundan, terk edilip, yanıcı olmayan, esnekliğini uzun zaman muhâfaza eden ve yıkama işlemleri sırasında boyutları değişmeyen “asetilselüloz” esaslı filmler yapıldı. Işığa duyarlı tabakayı meydana getiren emülsiyonun esâsını, ışık görünce değişen gümüş tuzları(gümüş klorür, gümüş iyodür, gümüş bromür) teşkil eder. İlk zamanlar gümüş tuzları kolodyum denilen çözelti içine çöktürülerek plastik film şeridinin üzerine sürülürdü. Kolodyum kuruyunca, filmin banyo işlemini zorlaştırdığından, bunun yerine jelatin kullanılmaya başlandı. Gümüş tuzları jelatin içinde billur veya tanecikler hâlinde yayılmış hâldedir. Jelatin çözeltisine, gümüş nitrat ve sodyum veya potasyum tuzlarını katmak sûretiyle elde edilen emülsiyon, filmin üzerine bir yarıktan geçirilerek yayılır. Soğutulduğunda jelatin kuruyarak sertleşir. Meydana gelen kaplama tabakasının kalınlığı onda bir milimetre kadardır. Röntgen filmlerinin iki yüzü de kalın bir tabakayla kaplanır. Renkli fotoğraf filmleri kat kat değişik gâyeleri için tabakalarla kaplanırlar. Eni ve boyu çok büyük olan film topları istenilen en ve boyda kesilerek makaralara sarılır. Sinema filmleri gibi kabın da kenarlarına delik açılır.

Film üzerindeki jelatinli tabakaya ışık düşünce burada bulunan gümüş tuzları, gümüşe veya tabakanın diğer maddeleriyle reaksiyona girebilen bir halojene dönüşür. Meydana gelen gümüş çok az olduğundan görüntü gizlidir.

Bu gizli görüntü developman işlemiyle ( Fotoğraf ve Fotoğrafçılık) belirgin hâle getirilir. Bu işlemin temelini gümüş tuzlarını gümüşe dönüştüren kimyâsal maddeler meydana getirir. Işık görmüş gümüş tuzları tânecikleri, bu kimyâsal maddelerden daha çabuk etkilenerek gümüşe dönüşür. Işık görmemişler ise bu maddelerden etkilenmezler. Görüntüdeki ara tonlar, tâneciklerin bir kısmının etkilenip, bir kısmının etkilenmemesinden ileri gelir. Görüntüler bu yüzden tâneli bir yapıya sâhiptir. Tânecikler ne kadar büyükse, resmin tâneli yapısı da o kadar belirgin hâle gelir. Ayrıntıları görüntülemek güçleşir.

Filmlerin duyarlılığını ölçmek için DIN ve ASA olmak üzere iki sistem kullanılır. Az duyarlı yavaş filmler küçük sayılarla, çok duyarlı hızlı filmler ise büyük sayılarla belirtilir. ASA sisteminde duyarlık iki katına çıkınca, sayı da iki katına çıkar. DIN sisteminde ise duyarlıktaki artış sayıya 3 eklenerek belirtilir.

Renkli filmlerde mâvi, yeşil, kırmızı ışıklara duyarlı kat kat tabakalar bulunur. Diğer renkler bu tabakaların etkilenme derecelerine göre tesbit edilirler. Bu tabakalarda gümüş tuzları yanında renk maddeleri de bulunur. Siyâh-beyaz filmlerde görüntüyü gümüş meydana getirdiği hâlde, renkli filmlerde gümüş temizlenerek atılır. Görüntüyü ise developman işlemi için katılan kimyâsal maddelerin yükseltgenmiş hâlinin renk maddeleriyle reaksiyona girmesi meydana getirir. Doğrudan pozitif görüntü veren renkli filmlerin yapısı aynıdır. Farklılık, banyo işlemlerinden ileri gelir.

Târihçesi: Filmin kimyâsal esâsı 1787’de Alman Johann Heinrich Schulze tarafından keşfedilmiştir. Schulze, tebeşir ve gümüş nitrat karışımını bir cam şişe üzerine sürmüş ve bir kısmını kapatarak güneşte bırakmıştır. Üstü kapanmayan kısmın güneş ışığı ile siyaha döndüğünü belirlemiştir.

1840’ta İngiliz William Henry Fox Talbot, gümüş iyot ile kaplanmış bir kâğıttan negatif ve pozitif kısımlar elde edileceğini göstermiştir. Yarım dakikalık bir ışıkta kalmadan sonra, negatif gallik asit ve gümüş nitratlı banyodan geçirilmekteydi. Işık görmeyen gümüş iyodun sodyum tiosulfate veya hipoya geçmesiyle resim tesbit edilebiliyordu. 1847’de Fransız Niepce de Saint-Victor, ışığa hassas maddeleri toplayıp cama sürerek daha ileri gelişme sağladı. İngiliz Frederick Scott Archer, 1851’de kolodyum ve banyo için pirogallik asit kullandı. Kolodyumu kullanmadan hemen önce cama sürülmesi ve yaş olarak banyodan geçirilmesi önemli bir zorluk çıkarmaktaydı. Ancak bu yolla binlerce resim elde edilmiştir.

Modern film 1870’te jelatin emülsiyonun kullanılmasıyla başladı. Bu madde ışığa hassas gümüşü alta bağlıyor ve ışığa hassaslığı artırıyordu. Kullanımdan önce sürülebilmesi ve resmi negatifte uzun zaman tutup, banyoyu istenilen zamanda yapma imkânı vermesi çok büyük kolaylık sağlıyordu.
Önceki Paylaşımlar